Menfi tespit | Menfi tespit | İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/400 E. 2023/7524 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
takibin kesinleşmesi↗ imza incelemesi↗ işlemden kaldırma↗ ibraname↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ icra inkâr tazminatı↗ müktesep hak↗ sahtecilik↗ ibra↗ vekâlet ücreti↗ hakkaniyet↗ kötü niyet tazminatı↗ istirdat↗ kötü niyet↗ iflas↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ asıl alacak↗ kötüniyet↗ harç↗ yasal faiz↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 08.10.2019 tarih, 2019/26 E. ve 2019/412 K. sayılı kararı ile Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların 14.12.2010 tarihinde 245.177,00 TL dosya borcu üzerinden anlaştığı ve ödeme üzerine alacaklı vekili tarafından imzalanan ibraname verildiği, imza incelemesinde bu imzanın alacaklı vekiline ait olduğunun belirlendiği, bu tarihten sonra alacaklının icra takibine devam etmemesi davacı borçludan tahsilat yapmaması gerekirken takibe devam edildiği, 23.02.2011 tarihi itibariyle 16.469,16 TL daha tahsilat yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının menfi tespit talebine ilişkin verilen red kararı kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacının istirdat talebinin kabulü ile, 23.02.2011 dava tarihi itibarıyla fazla ödenen 16.469,16 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 23.02.2022 tarih, 2020/5207 E. ve 2022/1195 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra; mahkemece, bozma ilamına uyularak, davacının istirdat talebinin kabulüne karar verilirken, menfi tespit talebine ilişkin verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve buna göre vekâlet ücreti takdir edildiği, hernekadar menfi tespit ve icra inkâr tazminatına yönelik mahkemenin önceki hükmü, açıkça onanmış olmamakla birlikte bozma kapsamı dışında kalmakla usuli müktesep hak oluşmuş ise de mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra davacının tüm talepleri hakkında artık yeniden hüküm kurulması, menfi tespite konu edilen tutar yönünden davalı ibranameye rağmen takibe devam etmekte kötüniyetli olduğundan İ.İ.K.’nın 72/5 nci maddesi uyarınca davacı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ve taraflar yararına hükmedilecek vekâlet ücretinin de davanın kabul-red oranı gözetilerek belirlenmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı tarafından başlatılan icra takibi sırasında alacaklı vekili Avukat ... ...'la 14.12.2010 tarihinde 245.177,00 TL dosya borcu üzerinden anlaştığı ve alacaklı vekili tarafından imzalanan ibraname verildiği, imza incelemesinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından bu imzanın alacaklı vekiline ait olduğunun tespit edildiği, ibra tarihi olan 14.12.2010 tarihinden dava tarihi olan 23.02.2011 tarihi itibariyle icra dosyasına yapılan tahsilatın 16.469,16 TL olduğu, davacının, alacaklı vekili aracılığı ile davalıya takip konusu borcu ödediği, davalının ve vekilinin bu hususu icra dairesine bildirmeyerek takibin devam etmesine neden olduğu davacının dava tarihi itibariyle fazla ödemede bulunduğu, davacının tazminat isteminin yasal koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne davacının icra takip dosyası kapsamında 208.000,00 TL asıl alacak ve ferileriyle davalıya borçlu olmadığnın tespitine, 208.000,00 TL asıl alacağın %40 oranında hesaplanacak icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 16.469,16 TL alacağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; makbuz ve ibraname başlıklı belgenin sahte olarak düzenlendiğini, ceza dosyasındaki tespitlerin dikkate alınmadığını, davacının hukuki dayanaktan yoksun bir belgeye dayanarak kötü niyetli olarak dava açtığını, davaya konu belgenin sahtecilik yöntemleri ile elde edilip edilmediğinin kriminal laboratuvarlarda incelenmeden hüküm kurulmasının eksiklik olduğunu, asıl alacak üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, dava tarihinden önce icra dosyasına yapılan ödemelerin asıl alacak üzerinden tenzil edilerek inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı tarafından takibe konu edilen senet bedelinin haricen ödenerek makbuz ve ibraname alındığından bahisle borçlu olunmadığının tespiti ile icra dosyasında haksız yere yapılan tahsilatların istirdatı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5207 E. 2022/1195 K.
Ortak:imza incelemesi · ibraname · borçlu olunmadığının tespiti · müktesep hak · istirdat · kötüniyet · yasal faiz · menfi tespit
İncelediğiniz kararda… aya ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların 14.12.2010 tarihinde 245.177,00 TL dosya borcu üzerinden anlaştığı ve ödeme üzerine alacaklı vekili tarafından imzalanan «ibraname» verildiği, «imza incelemesinde» bu imzanın alacaklı vekiline ait olduğunun belirlendiği, bu tarihten sonra alacaklının icra takibine devam etmemesi davacı borçludan tahsilat yapmaması gerekirken takibe devam edildiği, 23.02.2011 tarihi itibariyle 16.469,16 TL daha tahsilat yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının «menfi tespit» talebine ilişkin verilen red kararı kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davacının «istirdat» talebinin kabulü ile, 23.02.2011 dava tarihi itibarıyla fazla ödenen 16.469,16 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… 020/5207 E. ve 2022/1195 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra; mahkemece, bozma ilamına uyularak, davacının «istirdat» talebinin kabulüne karar verilirken, «menfi tespit» talebine ilişkin verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş ve buna göre vekâlet ücreti takdir edildiği, hernekadar menfi tespit ve icra inkâr tazminatına yönelik mahkemenin önceki hükmü, açıkça onanmış olmamakla birlikte bozma kapsamı dışında kalmakla usuli «müktesep hak» oluşmuş ise de mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra davacının tüm talepleri hakkında artık yeniden hüküm kurulması, menfi tespite konu edilen tutar yönünden davalı «ibranameye» rağmen takibe devam etmekte «kötüniyetli» olduğundan İ.İ.K.’nın 72/5 nci maddesi uyarınca davacı yararına «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi ve taraflar yararına hükmedilecek vekâlet ücretinin de davanın kabul-red oranı gözetilerek belirlenmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
… n icra takibi sırasında alacaklı vekili Avukat ... ...'la 14.12.2010 tarihinde 245.177,00 TL dosya borcu üzerinden anlaştığı ve alacaklı vekili tarafından imzalanan «ibraname» verildiği, «imza incelemesinde» Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından bu imzanın alacaklı vekiline ait olduğunun tespit edildiği, «ibra» tarihi olan 14.12.2010 tarihinden dava tarihi olan 23.02.2011 tarihi itibariyle icra dosyasına yapılan tahsilatın 16.469,16 TL olduğu, davacının, alacaklı vekili aracılığı ile davalıya takip konusu borcu ödediği, davalının ve vekilinin bu hususu icra dairesine bildirmeyerek takibin devam etmesine neden olduğu davacının dava tarihi itibariyle fazla ödemede bulunduğu, davacının tazminat isteminin yasal koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne davacının icra takip dosyası kapsamında 208.000,00 TL «asıl alacak» ve ferileriyle davalıya borçlu olmadığnın tespitine, 208.000,00 TL asıl alacağın %40 oranında hesaplanacak icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 16.469,16 TL alacağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… lamaya ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların14.12.2010 tarihinde 245.177.-TL dosya borcu üzerinden anlaştığı ve ödeme üzerine alacaklı vekili tarafından imzalanan «ibraname» verildiği, «imza incelemesinde» bu imzanın alacaklı vekiline ait olduğunun belirlendiği, bu tarihten sonra alacaklının icra takibine devam etmemesi davacı borçludan tahsilat yapmaması gerekirken takibe devam edildiği, 23/02/2011 tarihi itibariyle 16.469,16 TL daha tahsilat yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının «menfi tespit» talebine ilişkin verilen red kararı kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davacının «istirdat» talebinin kabulü ile, 23/02/2011 dava tarihi itibariyle fazla ödenen 16.469,16 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Her nekadar «menfi tespit» ve «icra inkar tazminatına» yönelik mahkemenin önceki hükmü, açıkça onanmış olmamakla birlikte bozma kapsamı dışında kalmakla usuli «müktesep hak» oluşmuş ise de; mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra, davacının tüm talepleri hakkında artık yeniden hüküm kurulması, menfi tespite konu edilen tutar yönünden davalı «ibranameye» rağmen takibe devam etmekte «kötüniyetli» olduğundan İ.İ.K.’nın 72/5. maddesi uyarınca davacı yararına «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi ve taraflar yararına hükmedilecek «vekalet ücretinin» de davanın kabul-red oranı gözetilerek belirlenmesi gerektiğinden, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
2- Dava, davalı tarafından takibe konu edilen senet bedelinin haricen ödenerek makbuz ve «ibraname» alındığından bahisle «borçlu olunmadığının tespiti» ile icra dosyasında haksız yere yapılan tahsilatların «istirdatı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · kötüniyet tazminatı · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaHer nekadar «menfi tespit» ve «icra inkar tazminatına» yönelik mahkemenin önceki hükmü, açıkça onanmış olmamakla birlikte bozma kapsamı dışında kalmakla usuli «müktesep hak» oluşmuş ise de; mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra, davacının tüm talepleri hakkında artık yeniden hüküm kurulması, menfi tespite konu edilen tutar yönünden davalı «ibranameye» rağmen takibe devam etmekte «kötüniyetli» olduğundan İ.İ.K.’nın 72/5. maddesi uyarınca davacı yararına «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi ve taraflar yararına hükmedilecek «vekalet ücretinin» de davanın kabul-red oranı gözetilerek belirlenmesi gerektiğinden, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, davacının «istirdat» talebinin kabulüne karar verilirken, «menfi tespit» talebine ilişkin verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş ve buna göre «vekalet ücreti takdir» edilmiştir.
-
Haksız rekabetin tespiti, men’i ve tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8783 E. 2017/5900 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rekabet yasağı · dava şartı yokluğu · derdestlik · oy yasağı · usulden reddi · haksız rekabet
Benzer bu karardaİş Mahkemesinin 2015/469 Esas sayılı dosyası üzerinden görülmekte olan dava, Borçlar Kanunu’nda düzenlenen işçinin «rekabet yasağına» aykırılıktan kaynaklanan tazminat, işbu temyize konu dava ise, TTK’nın «haksız rekabet» hükümlerine dayalı tespit, men ve tazminat istemine ilişkin olup, davaların konularının farklı olması nedeniyle «derdest» bir davanın varlığından söz edilemeyeceğinden yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
İş Mahkemesinin 2015/469 E. sayılı dosyası ile de açıldığı ve temyiz edilmesi nedeni ile henüz kesinleşmediği, halen «derdest» olduğu gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece davanın «derdestlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiş ise de, derdestlikten söz edilebilmesi için davaların taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekmektedir.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından, davalı hakkında «haksız rekabet» iddiasına dayanılarak açılan tazminat davasının aynı taraflar ve aynı dava konusu ile ilgili olarak daha önce ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/400 E. , 2023/7524 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2022/284 Esas, 2022/289 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirket aleyhine icra takibi yaptığını, takibin kesinleştiğini, borcun tamamı haricen ödenerek davalı yan vekilinden 14.12.2010 tarihli "makbuz ve ibranamedir" başlıklı belgenin alındığını, borç kalmamasına rağmen davalının davacı aleyhine icra takibine devam ettiğini, iddia ederek, İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2010/8972 E. sayılı takibinin tedbiren ve teminatsız durdurulmasını, takip dosyasının tahsil harçlarının müvekkili tarafından ödenmek üzere müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin işlemden kaldırılmasını, ödeme tarihi olan 14.12.2010 tarihinden itibaren müvekkili şirketin devam eden icra takibi nedeniyle ödemek zorunda kaldığı veya ilerde kalacağı paranın müvekkil şirkete geri ödenmesine karar verilmesini, haksız yere icra takibine devam eden davalı aleyhine %40 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;
14. 12.2010 tarihli belgenin sahte olduğunu, davacının iddia ettiği gibi bir ödemesi olmadığını savunarak davanın reddi ile müvekkili lehine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 08.10.2019 tarih, 2019/26 E. ve 2019/412 K. sayılı kararı ile Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların 14.12.2010 tarihinde 245.177,00 TL dosya borcu üzerinden anlaştığı ve ödeme üzerine alacaklı vekili tarafından imzalanan ibraname verildiği, imza incelemesinde bu imzanın alacaklı vekiline ait olduğunun belirlendiği, bu tarihten sonra alacaklının icra takibine devam etmemesi davacı borçludan tahsilat yapmaması gerekirken takibe devam edildiği, 23.02.2011 tarihi itibariyle 16.469,16 TL daha tahsilat yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının menfi tespit talebine ilişkin verilen red kararı kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacının istirdat talebinin kabulü ile, 23.02.2011 dava tarihi itibarıyla fazla ödenen 16.469,16 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 23.02.2022 tarih, 2020/5207 E. ve 2022/1195 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra; mahkemece, bozma ilamına uyularak, davacının istirdat talebinin kabulüne karar verilirken, menfi tespit talebine ilişkin verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve buna göre vekâlet ücreti takdir edildiği, hernekadar menfi tespit ve icra inkâr tazminatına yönelik mahkemenin önceki hükmü, açıkça onanmış olmamakla birlikte bozma kapsamı dışında kalmakla usuli müktesep hak oluşmuş ise de mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra davacının tüm talepleri hakkında artık yeniden hüküm kurulması, menfi tespite konu edilen tutar yönünden davalı ibranameye rağmen takibe devam etmekte kötüniyetli olduğundan İ.İ.K.’nın 72/5 nci maddesi uyarınca davacı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ve taraflar yararına hükmedilecek vekâlet ücretinin de davanın kabul-red oranı gözetilerek belirlenmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı tarafından başlatılan icra takibi sırasında alacaklı vekili Avukat ... ...'la 14.12.2010 tarihinde 245.177,00 TL dosya borcu üzerinden anlaştığı ve alacaklı vekili tarafından imzalanan ibraname verildiği, imza incelemesinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından bu imzanın alacaklı vekiline ait olduğunun tespit edildiği, ibra tarihi olan 14.12.2010 tarihinden dava tarihi olan 23.02.2011 tarihi itibariyle icra dosyasına yapılan tahsilatın 16.469,16 TL olduğu, davacının, alacaklı vekili aracılığı ile davalıya takip konusu borcu ödediği, davalının ve vekilinin bu hususu icra dairesine bildirmeyerek takibin devam etmesine neden olduğu davacının dava tarihi itibariyle fazla ödemede bulunduğu, davacının tazminat isteminin yasal koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne davacının icra takip dosyası kapsamında 208.000,00 TL asıl alacak ve ferileriyle davalıya borçlu olmadığnın tespitine, 208.000,00 TL asıl alacağın %40 oranında hesaplanacak icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 16.469,16 TL alacağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; makbuz ve ibraname başlıklı belgenin sahte olarak düzenlendiğini, ceza dosyasındaki tespitlerin dikkate alınmadığını, davacının hukuki dayanaktan yoksun bir belgeye dayanarak kötü niyetli olarak dava açtığını, davaya konu belgenin sahtecilik yöntemleri ile elde edilip edilmediğinin kriminal laboratuvarlarda incelenmeden hüküm kurulmasının eksiklik olduğunu, asıl alacak üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, dava tarihinden önce icra dosyasına yapılan ödemelerin asıl alacak üzerinden tenzil edilerek inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı tarafından takibe konu edilen senet bedelinin haricen ödenerek makbuz ve ibraname alındığından bahisle borçlu olunmadığının tespiti ile icra dosyasında haksız yere yapılan tahsilatların istirdatı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
20.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990180900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz