Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5207 E. 2022/1195 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imza incelemesi↗ ibraname↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ vekalet ücreti takdiri↗ müktesep hak↗ kötüniyet tazminatı↗ istirdat↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ kötüniyet↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yasal faiz↗ menfi tespit↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların14.12.2010 tarihinde 245.177.-TL dosya borcu üzerinden anlaştığı ve ödeme üzerine alacaklı vekili tarafından imzalanan ibraname verildiği, imza incelemesinde bu imzanın alacaklı vekiline ait olduğunun belirlendiği, bu tarihten sonra alacaklının icra takibine devam etmemesi davacı borçludan tahsilat yapmaması gerekirken takibe devam edildiği, 23/02/2011 tarihi itibariyle 16.469,16 TL daha tahsilat yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının menfi tespit talebine ilişkin verilen red kararı kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacının istirdat talebinin kabulü ile, 23/02/2011 dava tarihi itibariyle fazla ödenen 16.469,16 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı tarafından takibe konu edilen senet bedelinin haricen ödenerek makbuz ve ibraname alındığından bahisle borçlu olunmadığının tespiti ile icra dosyasında haksız yere yapılan tahsilatların istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak, davacının istirdat talebinin kabulüne karar verilirken, menfi tespit talebine ilişkin verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve buna göre vekalet ücreti takdir edilmiştir. Her nekadar menfi tespit ve icra inkar tazminatına yönelik mahkemenin önceki hükmü, açıkça onanmış olmamakla birlikte bozma kapsamı dışında kalmakla usuli müktesep hak oluşmuş ise de; mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra, davacının tüm talepleri hakkında artık yeniden hüküm kurulması, menfi tespite konu edilen tutar yönünden davalı ibranameye rağmen takibe devam etmekte kötüniyetli olduğundan İ.İ.K.’nın 72/5. maddesi uyarınca davacı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi ve taraflar yararına hükmedilecek vekalet ücretinin de davanın kabul-red oranı gözetilerek belirlenmesi gerektiğinden, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit | Menfi tespit | İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/400 E. 2023/7524 K.
Ortak:imza incelemesi · ibraname · borçlu olunmadığının tespiti · müktesep hak · istirdat · kötüniyet · yasal faiz · menfi tespit
İncelediğiniz kararda… lamaya ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların14.12.2010 tarihinde 245.177.-TL dosya borcu üzerinden anlaştığı ve ödeme üzerine alacaklı vekili tarafından imzalanan «ibraname» verildiği, «imza incelemesinde» bu imzanın alacaklı vekiline ait olduğunun belirlendiği, bu tarihten sonra alacaklının icra takibine devam etmemesi davacı borçludan tahsilat yapmaması gerekirken takibe devam edildiği, 23/02/2011 tarihi itibariyle 16.469,16 TL daha tahsilat yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının «menfi tespit» talebine ilişkin verilen red kararı kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davacının «istirdat» talebinin kabulü ile, 23/02/2011 dava tarihi itibariyle fazla ödenen 16.469,16 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Her nekadar «menfi tespit» ve «icra inkar tazminatına» yönelik mahkemenin önceki hükmü, açıkça onanmış olmamakla birlikte bozma kapsamı dışında kalmakla usuli «müktesep hak» oluşmuş ise de; mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra, davacının tüm talepleri hakkında artık yeniden hüküm kurulması, menfi tespite konu edilen tutar yönünden davalı «ibranameye» rağmen takibe devam etmekte «kötüniyetli» olduğundan İ.İ.K.’nın 72/5. maddesi uyarınca davacı yararına «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi ve taraflar yararına hükmedilecek «vekalet ücretinin» de davanın kabul-red oranı gözetilerek belirlenmesi gerektiğinden, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
2- Dava, davalı tarafından takibe konu edilen senet bedelinin haricen ödenerek makbuz ve «ibraname» alındığından bahisle «borçlu olunmadığının tespiti» ile icra dosyasında haksız yere yapılan tahsilatların «istirdatı» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… aya ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların 14.12.2010 tarihinde 245.177,00 TL dosya borcu üzerinden anlaştığı ve ödeme üzerine alacaklı vekili tarafından imzalanan «ibraname» verildiği, «imza incelemesinde» bu imzanın alacaklı vekiline ait olduğunun belirlendiği, bu tarihten sonra alacaklının icra takibine devam etmemesi davacı borçludan tahsilat yapmaması gerekirken takibe devam edildiği, 23.02.2011 tarihi itibariyle 16.469,16 TL daha tahsilat yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının «menfi tespit» talebine ilişkin verilen red kararı kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davacının «istirdat» talebinin kabulü ile, 23.02.2011 dava tarihi itibarıyla fazla ödenen 16.469,16 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… 020/5207 E. ve 2022/1195 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra; mahkemece, bozma ilamına uyularak, davacının «istirdat» talebinin kabulüne karar verilirken, «menfi tespit» talebine ilişkin verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş ve buna göre vekâlet ücreti takdir edildiği, hernekadar menfi tespit ve icra inkâr tazminatına yönelik mahkemenin önceki hükmü, açıkça onanmış olmamakla birlikte bozma kapsamı dışında kalmakla usuli «müktesep hak» oluşmuş ise de mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra davacının tüm talepleri hakkında artık yeniden hüküm kurulması, menfi tespite konu edilen tutar yönünden davalı «ibranameye» rağmen takibe devam etmekte «kötüniyetli» olduğundan İ.İ.K.’nın 72/5 nci maddesi uyarınca davacı yararına «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi ve taraflar yararına hükmedilecek vekâlet ücretinin de davanın kabul-red oranı gözetilerek belirlenmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
… n icra takibi sırasında alacaklı vekili Avukat ... ...'la 14.12.2010 tarihinde 245.177,00 TL dosya borcu üzerinden anlaştığı ve alacaklı vekili tarafından imzalanan «ibraname» verildiği, «imza incelemesinde» Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından bu imzanın alacaklı vekiline ait olduğunun tespit edildiği, «ibra» tarihi olan 14.12.2010 tarihinden dava tarihi olan 23.02.2011 tarihi itibariyle icra dosyasına yapılan tahsilatın 16.469,16 TL olduğu, davacının, alacaklı vekili aracılığı ile davalıya takip konusu borcu ödediği, davalının ve vekilinin bu hususu icra dairesine bildirmeyerek takibin devam etmesine neden olduğu davacının dava tarihi itibariyle fazla ödemede bulunduğu, davacının tazminat isteminin yasal koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne davacının icra takip dosyası kapsamında 208.000,00 TL «asıl alacak» ve ferileriyle davalıya borçlu olmadığnın tespitine, 208.000,00 TL asıl alacağın %40 oranında hesaplanacak icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 16.469,16 TL alacağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtecilik · ibra · hakkaniyet · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · asıl alacak
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; makbuz ve «ibraname» başlıklı belgenin sahte olarak düzenlendiğini, ceza dosyasındaki tespitlerin dikkate alınmadığını, davacının hukuki dayanaktan yoksun bir belgeye dayanarak kötü niyetli olarak dava açtığını, davaya konu belgenin «sahtecilik» yöntemleri ile elde edilip edilmediğinin kriminal laboratuvarlarda incelenmeden hüküm kurulmasının eksiklik olduğunu, «asıl alacak» üzerinden «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesinin «hakkaniyete» aykırı olduğunu, dava tarihinden önce icra dosyasına yapılan ödemelerin asıl alacak üzerinden tenzil edilerek inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek …
… 020/5207 E. ve 2022/1195 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra; mahkemece, bozma ilamına uyularak, davacının «istirdat» talebinin kabulüne karar verilirken, «menfi tespit» talebine ilişkin verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş ve buna göre vekâlet ücreti takdir edildiği, hernekadar menfi tespit ve icra inkâr tazminatına yönelik mahkemenin önceki hükmü, açıkça onanmış olmamakla birlikte bozma kapsamı dışında kalmakla usuli «müktesep hak» oluşmuş ise de mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra davacının tüm talepleri hakkında artık yeniden hüküm kurulması, menfi tespite konu edilen tutar yönünden davalı «ibranameye» rağmen takibe devam etmekte «kötüniyetli» olduğundan İ.İ.K.’nın 72/5 nci maddesi uyarınca davacı yararına «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi ve taraflar yararına hükmedilecek vekâlet ücretinin de davanın kabul-red oranı gözetilerek belirlenmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
… n icra takibi sırasında alacaklı vekili Avukat ... ...'la 14.12.2010 tarihinde 245.177,00 TL dosya borcu üzerinden anlaştığı ve alacaklı vekili tarafından imzalanan «ibraname» verildiği, «imza incelemesinde» Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından bu imzanın alacaklı vekiline ait olduğunun tespit edildiği, «ibra» tarihi olan 14.12.2010 tarihinden dava tarihi olan 23.02.2011 tarihi itibariyle icra dosyasına yapılan tahsilatın 16.469,16 TL olduğu, davacının, alacaklı vekili aracılığı ile davalıya takip konusu borcu ödediği, davalının ve vekilinin bu hususu icra dairesine bildirmeyerek takibin devam etmesine neden olduğu davacının dava tarihi itibariyle fazla ödemede bulunduğu, davacının tazminat isteminin yasal koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne davacının icra takip dosyası kapsamında 208.000,00 TL «asıl alacak» ve ferileriyle davalıya borçlu olmadığnın tespitine, 208.000,00 TL asıl alacağın %40 oranında hesaplanacak icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 16.469,16 TL alacağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5758 E. 2013/8267 K.
Ortak:ibraname
İncelediğiniz kararda… lamaya ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların14.12.2010 tarihinde 245.177.-TL dosya borcu üzerinden anlaştığı ve ödeme üzerine alacaklı vekili tarafından imzalanan «ibraname» verildiği, «imza incelemesinde» bu imzanın alacaklı vekiline ait olduğunun belirlendiği, bu tarihten sonra alacaklının icra takibine devam etmemesi davacı borçludan tahsilat yapmaması gerekirken takibe devam edildiği, 23/02/2011 tarihi itibariyle 16.469,16 TL daha tahsilat yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının «menfi tespit» talebine ilişkin verilen red kararı kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davacının «istirdat» talebinin kabulü ile, 23/02/2011 dava tarihi itibariyle fazla ödenen 16.469,16 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2- Dava, davalı tarafından takibe konu edilen senet bedelinin haricen ödenerek makbuz ve «ibraname» alındığından bahisle «borçlu olunmadığının tespiti» ile icra dosyasında haksız yere yapılan tahsilatların «istirdatı» istemine ilişkindir.
Her nekadar «menfi tespit» ve «icra inkar tazminatına» yönelik mahkemenin önceki hükmü, açıkça onanmış olmamakla birlikte bozma kapsamı dışında kalmakla usuli «müktesep hak» oluşmuş ise de; mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra, davacının tüm talepleri hakkında artık yeniden hüküm kurulması, menfi tespite konu edilen tutar yönünden davalı «ibranameye» rağmen takibe devam etmekte «kötüniyetli» olduğundan İ.İ.K.’nın 72/5. maddesi uyarınca davacı yararına «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi ve taraflar yararına hükmedilecek «vekalet ücretinin» de davanın kabul-red oranı gözetilerek belirlenmesi gerektiğinden, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve Mahkemece Dairemiz bozma kararına uyulduğu takdirde karar düzeltme dilekçesi ekinde sunulan «ibraname» başlıklı belgenin mahkemece değerlendirileceğinin de tabii bulunmasına göre, davalı vekilinin HUMK'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbiri ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5207 E. , 2022/1195 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08.10.2019 tarih ve 2019/26 E. - 2019/412 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.02.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirket aleyhine icra takibi yaptığını, takibin kesinleştiğini, borcun tamamı haricen ödenerek davalı yan vekilinden 14.12.2010 tarihli "makbuz ve ibranamedir" başlıklı belgenin alındığını, borç kalmamasına rağmen davalının davacı aleyhine icra takibine devam ettiğini, iddia ederek, İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2010/8972 Esas sayılı takibinin tedbiren ve teminatsız durdurulmasını, takip dosyasının tahsil harçlarının müvekkili tarafından ödenmek üzere müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin işlemden kaldırılmasını, ödeme tarihi olan 14/12/2010 tarihinden itibaren müvekkili şirketin devam eden icra takibi nedeniyle ödemek zorunda kaldığı veya ilerde kalacağı paranın müvekkil şirkete geri ödenmesine karar verilmesini, haksız yere icra takibine devam eden davalı aleyhine %40 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 14/12/2010 tarihli belgenin sahte olduğunu, davacının iddia ettiği gibi bir ödemesi olmadığını savunarak davanın reddi ile müvekkili lehine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların14.12.2010 tarihinde 245.177.-TL dosya borcu üzerinden anlaştığı ve ödeme üzerine alacaklı vekili tarafından imzalanan ibraname verildiği, imza incelemesinde bu imzanın alacaklı vekiline ait olduğunun belirlendiği, bu tarihten sonra alacaklının icra takibine devam etmemesi davacı borçludan tahsilat yapmaması gerekirken takibe devam edildiği, 23/02/2011 tarihi itibariyle 16.469,16 TL daha tahsilat yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının menfi tespit talebine ilişkin verilen red kararı kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacının istirdat talebinin kabulü ile, 23/02/2011 dava tarihi itibariyle fazla ödenen 16.469,16 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı tarafından takibe konu edilen senet bedelinin haricen ödenerek makbuz ve ibraname alındığından bahisle borçlu olunmadığının tespiti ile icra dosyasında haksız yere yapılan tahsilatların istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak, davacının istirdat talebinin kabulüne karar verilirken, menfi tespit talebine ilişkin verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve buna göre vekalet ücreti takdir edilmiştir. Her nekadar menfi tespit ve icra inkar tazminatına yönelik mahkemenin önceki hükmü, açıkça onanmış olmamakla birlikte bozma kapsamı dışında kalmakla usuli müktesep hak oluşmuş ise de; mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra, davacının tüm talepleri hakkında artık yeniden hüküm kurulması, menfi tespite konu edilen tutar yönünden davalı ibranameye rağmen takibe devam etmekte kötüniyetli olduğundan İ.İ.K.’nın 72/5.
maddesi uyarınca davacı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi ve taraflar yararına hükmedilecek vekalet ücretinin de davanın kabul-red oranı gözetilerek belirlenmesi gerektiğinden, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 840,01 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 23/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/748890300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz