İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/603 E. 2023/7276 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tedarik sözleşmesi↗ muavin defter↗ iddianın genişletilmesi yasağı↗ çek ile ödeme↗ ticari defter ibrazı↗ açık muvafakat↗ imzaya itiraz↗ infazda tereddüt↗ itirazın iptali davası↗ ön inceleme duruşması↗ temerrüt tarihi↗ lehtar↗ ara karar↗ ciro↗ icra takibine itiraz↗ istinaf incelemesi↗ infaz↗ oy yasağı↗ kötü niyet tazminatı↗ muvafakat↗ hamil↗ iptal davası↗ işlemiş faiz↗ kötü niyet↗ temerrüt faizi↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ fatura↗ iflas↗ ıslah↗ asıl alacak↗ çek↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 2800 çuval pirincin satışı konusunda sözleşme akdedildiğini, davacı şirketin sözleşme edimini yerine getirerek davalı şirket adına 27.08.2010 tanzim tarihli, 055757 seri numaralı, 39.060 USD bedelli fatura düzenlediğini ancak davalı şirketin fatura bedelini ödemediğini, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine davalı şirket hakkında Mersin 3. İcra Müdürlüğünün 2014/10977 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket kayıtlarına göre borcun ödendiğini, davacının alacak iddiasının asılsız olup, zamanaşımına uğradığını, davacının kötü niyetli ve haksız olduğunu savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2018 tarihli ve 2016/348 E., 2018/82 K. sayılı kararıyla; davacının ne dava dilekçesinde ne de ön inceleme duruşmasında söz konusu çekteki imzaya itiraz etmediği, bu durumda davacının çekteki cironun sahte olduğunu ... öğrendiğinin düşünülemeyeceği, davacının bilirkişi raporundan sonra ileri sürdüğü bu hususun iddianın genişletilmesi yasağına aykırı olduğu, davalının borcunu iki adet çekle ödediği, davacıya herhangi bir borcunun kalmadığı gerekçeleriyle davanın reddine, davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.10.2018 tarih, 2018/546 E. ve 2018/707 K. sayılı kararıyla; dosyaya bilirkişi raporu sunulduktan sonra 16.05.2017 tarihli dilekçe ile çek üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı şeklindeki iddianın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 141 ... maddesinin birinci fıkrası kapsamında iddianın genişletilmesi yasağına tabi olduğu, davacı vekilinin 6100 sayılı Kanun'un 141 ... maddesinin ikinci fıkrası kapsamında bu iddia ile ilgili ıslah dilekçesi de sunmadığı, davalının bu konuda açık muvafakatı bulunmadığından mahkemece bu konu ile ilgili ara kararından vazgeçilmesi ve davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 30.11.2020 tarih, 2020/2566 E. ve 2020/5528 K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki çekişmenin, mal bedelinin davalı tarafından ödenip ödenmediği noktasında toplandığı, davalının mal bedelini biri 20.900,00 USD, diğeri ise 18.160,00 USD bedelli çekle ödediğini savunduğu, davacının 20.900,00 USD bedelli çekle yapılan ödemeyi bilirkişi raporu incelemesi sonrasındaki 16.05.2017 tarihli beyanında kabul ettiği, taraflar arasındaki çekişmeli çekin, davalı tarafından davacı lehine keşide edilen 02.09.2010 tarihli 18.160,00 USD bedelli çek olup, bu çekin davacı lehtar tarafından birinci cirosunun ... ciro olarak yapıldığı ve hamil ... ... ... tarafından muhatap bankadan tahsil edildiğinin anlaşıldığı, davacının bu çekin kendisine teslim edilmediğini, ciro imzasının kendisine ait olmadığını belirterek, bu ödemeyi kabul etmediği, davalının bu çeki davacıya verdiğini ya bir teslim belgesiyle ya bu çekin davacının ticari defterlerinde olmasıyla ya da ciro imzasının davacının çeki cirolamaya yetkili temsilcisine ait olduğunu ispatlayarak sonuca ulaşabileceği, İlk derece mahkemesince, davacının defterleri incelenmediği gibi dosya içinde davalı tarafından ibraz edilmiş bir çek teslim belgesi olmadığı halde, ciro imzasının davacıya ait olup olmadığı yolundaki araştırmanın da davalının itirazı ile yarım bırakıldığı, dava dosyasına sunulan dava malzemesinin sıhhatinin araştırılmasının iddia ve savunmanın genişletilmesi olarak değerlendirilemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ile kurulan hükme karşı istinaf talebinin esastan reddedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın 18.160,00 USD tutarlı çek ile ödeme yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığı, 14.04.2021 tarihli bilirkişi raporuyla davacı tarafından 2010 yılına ait ticari defterlerin ibraz edilmediği, ibraz edilen hesap ekstresi ve bir adet de muavin defterinden davacı tarafça davalıya düzenlenen 27.08.2010 tarih, 55757 nolu ve 39.060,00 USD tutarlı faturanın kayıtlı olduğu, diğer evrak olan muavin defterine göre takibe konu olan faturanın kayıtlı olmadığı, hiçbir çek kaydının yapılmadığı, davacının davalıdan 59.187,62 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça söz konusu çekteki imzanın şirket yetkililerine ait olmadığının belirtilmesi üzerine aldırılan 16.11.2021 tarihli bilirkişi raporuyla çekin arkasında THUNDERBIRD kaşe üzerine atılı imzaların davacı şirketin yetkililerine ait olmadığının tespit edildiği, davalı tarafça 18.160,00 USD'lik çekin davacı şirket yetkililerine teslim edildiğinin yazılı delille ispatlanamadığından mahkemece ödeme belgesi olarak kabulünün mümkün olmadığı, davacı vekilinin 16.05.2017 tarihli dilekçesi ile 20.900,00 USD bedelli çekin davalı tarafından davacıya ödendiğini belirtmesi üzerine, 13.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen hesaplama hükme esas alınarak, davalının Mersin 3. İcra Müdürlüğü'nün 2014/10977 E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin asıl alacak 18.160,00 USD, işlemiş faiz 10.470,38 USD olmak üzere toplam 28.630,38-USD üzerinden devamına, 18.160,00 USD nin takip tarihindeki kur karşılığı TL değeri dikkate alınarak %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, takibin 61.802,81 USD tutar üzerinden yapıldığı, davacının 20.900,00 USD'lik ödemenin yargılama sırasında kabul edilmesi sebebi ile davalı taraf lehine 20.900,00 USD'nin takip tarihindeki kur karşılığı TL değeri dikkate alınarak %20'si oranında icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; borçlunun icra inkar tazminatı ödemesi için sadece itirazının haksız olması aranırken, alacaklının aleyhine tazminata hükmedilmesi için hem takibin haksız olması hem de alacaklının kötü niyetli olmasının arandığını, davacı şirketin, kötü niyetli olduğunu gösterir herhangi bir bilgi ve belge olmadığı halde İlk Derece Mahkemesinin davacı aleyhine %20 oranında tazminata hükmetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda Mahkemece çeklerin davacı defterlerinde olup olmadığının tespiti için dosyanın bilirkişiye gönderildiğini, defterler sunulmadığı için bilirkişinin incelemesini tamamlayamadığını, yargılaması devam eden bir ihtilafta davacının defterlerini sunmamasının gerçeği gizleme çabası olduğunu, muavin defterinde dahi davacının kendi düzenlediği faturanın kayıtlı olmadığını, bilirkişilerin davacının hiçbir çek kaydını yapmadığını tespit ettiğini, davacının tahsil ettiğini sonradan hatırladığı 05.10.2010 tarihli 20.900,00 USD bedelli çeki dahi kayıtlarına almadığını, tahsil ettiği çekin vadesinin tahsil etmediğini iddia ettiği çekten sonra olduğunu, çeklerdeki tüm ciroların aynı kişiler tarafından yapıldığını, hesaplanan faiz miktarı ve oranının hatalı olduğunu, avans faizi hesabının Türk Lirası'na yapılacağını, dava konusu fatura ve alacak talebinin USD üzerinden olduğunu, bilirkişi raporunda faiz hesabına dair tespite itiraz etmelerine rağmen değerlendirilmediğini, aleyhlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Taraflar arasında pirinç emtiasının satışı konusunda sözleşme olduğu ihtilafsız olup, davacının sözleşme edimini yerine getirdiği halde davalının 27.08.2010 tarih 39.060,00 USD tutarlı fatura bedelini ödemediği iddiasıyla davacının icra takibi yaptığı ve itirazın iptali davası açtığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin 30.11.2020 tarih, 2020/2566 E. ve 2020/5528 K. sayılı bozma ilamı gereğince davalı tarafından keşide edilen 02.09.2010 tarihli 18.160,00 USD bedelli çekin incelenmesi sonucunda lehtar tarafından yapılan ... ciro imzasının davacının yetkili temsilcisine ait olmadığı belirlenmiş ve bu çekle davacıya ödeme yapılmadığı Mahkemece kabul edilmiştir. Diğer 20.900,00 USD bedelli çekle yapılan ödemeyi davacı 16.05.2017 tarihli beyanında kabul etmiştir. Bu durumda mahkemece 18.160,00 USD asıl alacak bakımından itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesi doğru olmuştur.
Ancak Mahkemece 10.470,38 USD işlemiş faiz üzerinden takibin devamına ve itirazın iptaline karar verilmiş ise de temerrüt faizi hesabına esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşmenin tedarik sözleşmesi olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1530 uncu maddesi hükümleri uygulanacağı ve temerrüt faizinin fatura tarihinden itibaren uygulanacağı gibi, uygulanacak temerrüt faizi oranının da 6102 sayılı Kanun'un 1530 uncu maddesinin yedinci fıkrası hükümleri uyarınca belirleneceği belirtilerek işlemiş faiz hesabı yapılmıştır.
Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin tedarik sözleşmesi olup olmadığı değerlendirilip irdelenmeden bilirkişi raporuna itibar edilerek 6102 sayılı Kanun'un 1530 uncu maddesi hükümleri uyarınca tedarik sözleşmesine uygulanan faiz oranına göre temerrüt faizi hesabı benimsenmiştir. Davacı takip talebinde işlemiş faiz talep ederken %11,75 oranında faiz hesaplayarak işlemiş faiz talebinde bulunmuş, bilirkişi raporunda ise takip talebindeki bu ... aşılmak suretiyle hesaplama yapılmış, mahkemece de bu hesaba itibar edilmek suretiyle karar verilmiş olduğu gibi, yukarıda belirtildiği şekilde tedarik sözleşmesine uygulanan temerrüt faizi oranlarının uygulanıp uygulanmayacağı ve buna göre de davalının temerrüde düşüp düşmediği, temerrüt tarihi ve buna göre takipte temerrüt faizi olarak işlemiş faiz talep edilip edilmeyeceği tartışılmamıştır.
Bu nedenle Mahkemece yapılan inceleme eksik olup taraflar arasındaki sözleşmenin tedarik sözleşmesi olup olmadığının belirlenmesi, sonucuna göre davalının temerrüte düşüp düşmediği ve tarihi, işlemiş faiz talebine ilişkin faiz oranının ve taleple bağlı kalınarak miktarının belirlenmesi ve gerektiğinde ... bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Ayrıca kararın hüküm kısmının 2 ve 3 nolu bendinde icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilirken tazminata esas olan TL miktarının açıkça belirtilmemesi infazda tereddüte yol açacak nitelikte olduğundan bu hususta da kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2566 E. 2020/5528 K.
Ortak:iddianın genişletilmesi yasağı · açık muvafakat · imzaya itiraz · ön inceleme duruşması · lehtar · ara karar · ciro · oy yasağı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2018 tarihli ve 2016/348 E., 2018/82 K. sayılı kararıyla; davacının ne dava dilekçesinde ne de ön «inceleme duruşmasında» söz konusu çekteki «imzaya itiraz» etmediği, bu durumda davacının çekteki «cironun» sahte olduğunu ... öğrendiğinin düşünülemeyeceği, davacının bilirkişi raporundan sonra ileri sürdüğü bu hususun «iddianın genişletilmesi yasağına» aykırı olduğu, davalının borcunu iki adet çekle ödediği, davacıya herhangi bir borcunun kalmadığı gerekçeleriyle davanın reddine, davalı lehine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiştir.
… ç Bölge Adliye Mahkemesinin 08.10.2018 tarih, 2018/546 E. ve 2018/707 K. sayılı kararıyla; dosyaya bilirkişi raporu sunulduktan sonra 16.05.2017 tarihli dilekçe ile «çek» üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı şeklindeki iddianın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 141 ... maddesinin birinci fıkrası kapsamında «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olduğu, davacı vekilinin 6100 sayılı Kanun'un 141 ... maddesinin ikinci fıkrası kapsamında bu iddia ile ilgili «ıslah» dilekçesi de sunmadığı, davalının bu konuda «açık muvafakatı» bulunmadığından mahkemece bu konu ile ilgili «ara» kararından vazgeçilmesi ve davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir …
… .05.2017 tarihli beyanında kabul ettiği, taraflar arasındaki çekişmeli çekin, davalı tarafından davacı lehine keşide edilen 02.09.2010 tarihli 18.160,00 USD bedelli «çek» olup, bu çekin davacı «lehtar» tarafından birinci cirosunun ... «ciro» olarak yapıldığı ve «hamil» ... ... ... tarafından muhatap bankadan tahsil edildiğinin anlaşıldığı, davacının bu çekin kendisine «teslim» edilmediğini, ciro imzasının kendisine ait olmadığını belirterek, bu ödemeyi kabul etmediği, davalının bu çeki davacıya verdiğini ya bir teslim belgesiyle ya bu çekin davacının «ticari defterlerinde» olmasıyla ya da ciro imzasının davacının çeki cirolamaya yetkili «temsilcisine» ait olduğunu ispatlayarak sonuca ulaşabileceği, İlk derece mahkemesince, davacının defterleri incelenmediği gibi dosya içinde davalı tarafından «ibraz» edilmiş bir çek teslim belgesi olmadığı halde, ciro imzasının davacıya ait olup olmadığı yolundaki araştırmanın da davalının itirazı ile yarım bırakıldığı, dava dosyasına sunulan dava malzemesinin sıhhatinin araştırılmasının iddia ve savunmanın genişletilmesi olarak değerlendirilemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesince «eksik inceleme» ile kurulan hükme karşı istinaf talebinin esastan reddedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkeme …
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre, davacının ne dava dilekçesinde ne de ön «inceleme duruşmasında» söz konusu çekteki «imzaya itiraz» etmediği, bu durumda davacının çekteki «cironun» sahte olduğunu yeni öğrendiğinin düşünülemeyeceği, davacının bilirkişi raporundan sonra ileri sürdüğü bu hususun «iddianın genişletilmesi yasağına» aykırı olduğu, davalının borcunu iki adet çekle ödediği, davacıya herhangi bir borcunun kalmadığı gerekçeleri ile davanın reddine, davalı lehine «kötüniyet tazminatı» takdirine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
… 16/05/2017 tarihli dilekçe ile, çekin üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı şeklindeki iddianın 6100 sayılı HMK'nın 141/1 maddesi kapsamında «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olduğu, davacı vekilinin 6100 sayılı HMK'nın 141/2 maddesi kapsamında bu iddia ile ilgili «ıslah» dilekçesi de sunmadığı, davalının bu konuda «açık muvafakatı» bulunmadığından mahkemece bu konu ile ilgili «ara» kararından vazgeçilmesi ve davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş …
Taraflar arasındaki çekişmeli «çek», davalı tarafından davacı lehine keşide edilen 02.09.2010 tarihli 18.160,00 USD bedelli çek olup bu çekin davacı «lehtar» tarafından birinci cirosunun «beyaz ciro» olarak yapıldığı ve «hamil» Mehmet Burak Tarhan tarafından muhatap bankadan tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyaz ciro · kötüniyet tazminatı · kötüniyet
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre, davacının ne dava dilekçesinde ne de ön «inceleme duruşmasında» söz konusu çekteki «imzaya itiraz» etmediği, bu durumda davacının çekteki «cironun» sahte olduğunu yeni öğrendiğinin düşünülemeyeceği, davacının bilirkişi raporundan sonra ileri sürdüğü bu hususun «iddianın genişletilmesi yasağına» aykırı olduğu, davalının borcunu iki adet çekle ödediği, davacıya herhangi bir borcunun kalmadığı gerekçeleri ile davanın reddine, davalı lehine «kötüniyet tazminatı» takdirine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Taraflar arasındaki çekişmeli «çek», davalı tarafından davacı lehine keşide edilen 02.09.2010 tarihli 18.160,00 USD bedelli çek olup bu çekin davacı «lehtar» tarafından birinci cirosunun «beyaz ciro» olarak yapıldığı ve «hamil» Mehmet Burak Tarhan tarafından muhatap bankadan tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/603 E. , 2023/7276 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/8 Esas, 2022/854 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 2800 çuval pirincin satışı konusunda sözleşme akdedildiğini, davacı şirketin sözleşme edimini yerine getirerek davalı şirket adına 27.08.2010 tanzim tarihli, 055757 seri numaralı, 39.060 USD bedelli fatura düzenlediğini ancak davalı şirketin fatura bedelini ödemediğini, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine davalı şirket hakkında Mersin 3. İcra Müdürlüğünün 2014/10977 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket kayıtlarına göre borcun ödendiğini, davacının alacak iddiasının asılsız olup, zamanaşımına uğradığını, davacının kötü niyetli ve haksız olduğunu savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2018 tarihli ve 2016/348 E., 2018/82 K. sayılı kararıyla; davacının ne dava dilekçesinde ne de ön inceleme duruşmasında söz konusu çekteki imzaya itiraz etmediği, bu durumda davacının çekteki cironun sahte olduğunu ... öğrendiğinin düşünülemeyeceği, davacının bilirkişi raporundan sonra ileri sürdüğü bu hususun iddianın genişletilmesi yasağına aykırı olduğu, davalının borcunu iki adet çekle ödediği, davacıya herhangi bir borcunun kalmadığı gerekçeleriyle davanın reddine, davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.10.2018 tarih, 2018/546 E. ve 2018/707 K. sayılı kararıyla; dosyaya bilirkişi raporu sunulduktan sonra 16.05.2017 tarihli dilekçe ile çek üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı şeklindeki iddianın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 141 ... maddesinin birinci fıkrası kapsamında iddianın genişletilmesi yasağına tabi olduğu, davacı vekilinin 6100 sayılı Kanun'un 141 ... maddesinin ikinci fıkrası kapsamında bu iddia ile ilgili ıslah dilekçesi de sunmadığı, davalının bu konuda açık muvafakatı bulunmadığından mahkemece bu konu ile ilgili ara kararından vazgeçilmesi ve davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 30.11.2020 tarih, 2020/2566 E. ve 2020/5528 K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki çekişmenin, mal bedelinin davalı tarafından ödenip ödenmediği noktasında toplandığı, davalının mal bedelini biri 20.900,00 USD, diğeri ise 18.160,00 USD bedelli çekle ödediğini savunduğu, davacının 20.900,00 USD bedelli çekle yapılan ödemeyi bilirkişi raporu incelemesi sonrasındaki 16.05.2017 tarihli beyanında kabul ettiği, taraflar arasındaki çekişmeli çekin, davalı tarafından davacı lehine keşide edilen 02.09.2010 tarihli 18.160,00 USD bedelli çek olup, bu çekin davacı lehtar tarafından birinci cirosunun ... ciro olarak yapıldığı ve hamil ... ... ... tarafından muhatap bankadan tahsil edildiğinin anlaşıldığı, davacının bu çekin kendisine teslim edilmediğini, ciro imzasının kendisine ait olmadığını belirterek, bu ödemeyi kabul etmediği, davalının bu çeki davacıya verdiğini ya bir teslim belgesiyle ya bu çekin davacının ticari defterlerinde olmasıyla ya da ciro imzasının davacının çeki cirolamaya yetkili temsilcisine ait olduğunu ispatlayarak sonuca ulaşabileceği, İlk derece mahkemesince, davacının defterleri incelenmediği gibi dosya içinde davalı tarafından ibraz edilmiş bir çek teslim belgesi olmadığı halde, ciro imzasının davacıya ait olup olmadığı yolundaki araştırmanın da davalının itirazı ile yarım bırakıldığı, dava dosyasına sunulan dava malzemesinin sıhhatinin araştırılmasının iddia ve savunmanın genişletilmesi olarak değerlendirilemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ile kurulan hükme karşı istinaf talebinin esastan reddedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın 18.160,00 USD tutarlı çek ile ödeme yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığı, 14.04.2021 tarihli bilirkişi raporuyla davacı tarafından 2010 yılına ait ticari defterlerin ibraz edilmediği, ibraz edilen hesap ekstresi ve bir adet de muavin defterinden davacı tarafça davalıya düzenlenen 27.08.2010 tarih, 55757 nolu ve 39.060,00 USD tutarlı faturanın kayıtlı olduğu, diğer evrak olan muavin defterine göre takibe konu olan faturanın kayıtlı olmadığı, hiçbir çek kaydının yapılmadığı, davacının davalıdan 59.187,62 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça söz konusu çekteki imzanın şirket yetkililerine ait olmadığının belirtilmesi üzerine aldırılan 16.11.2021 tarihli bilirkişi raporuyla çekin arkasında THUNDERBIRD kaşe üzerine atılı imzaların davacı şirketin yetkililerine ait olmadığının tespit edildiği, davalı tarafça 18.160,00 USD'lik çekin davacı şirket yetkililerine teslim edildiğinin yazılı delille ispatlanamadığından mahkemece ödeme belgesi olarak kabulünün mümkün olmadığı, davacı vekilinin 16.05.2017 tarihli dilekçesi ile 20.900,00 USD bedelli çekin davalı tarafından davacıya ödendiğini belirtmesi üzerine, 13.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen hesaplama hükme esas alınarak, davalının Mersin 3.
İcra Müdürlüğü'nün 2014/10977 E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin asıl alacak 18.160,00 USD, işlemiş faiz 10.470,38 USD olmak üzere toplam 28.630,38-USD üzerinden devamına, 18.160,00 USD nin takip tarihindeki kur karşılığı TL değeri dikkate alınarak %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, takibin 61.802,81 USD tutar üzerinden yapıldığı, davacının 20.900,00 USD'lik ödemenin yargılama sırasında kabul edilmesi sebebi ile davalı taraf lehine 20.900,00 USD'nin takip tarihindeki kur karşılığı TL değeri dikkate alınarak %20'si oranında icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; borçlunun icra inkar tazminatı ödemesi için sadece itirazının haksız olması aranırken, alacaklının aleyhine tazminata hükmedilmesi için hem takibin haksız olması hem de alacaklının kötü niyetli olmasının arandığını, davacı şirketin, kötü niyetli olduğunu gösterir herhangi bir bilgi ve belge olmadığı halde İlk Derece Mahkemesinin davacı aleyhine %20 oranında tazminata hükmetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda Mahkemece çeklerin davacı defterlerinde olup olmadığının tespiti için dosyanın bilirkişiye gönderildiğini, defterler sunulmadığı için bilirkişinin incelemesini tamamlayamadığını, yargılaması devam eden bir ihtilafta davacının defterlerini sunmamasının gerçeği gizleme çabası olduğunu, muavin defterinde dahi davacının kendi düzenlediği faturanın kayıtlı olmadığını, bilirkişilerin davacının hiçbir çek kaydını yapmadığını tespit ettiğini, davacının tahsil ettiğini sonradan hatırladığı 05.10.2010 tarihli 20.900,00 USD bedelli çeki dahi kayıtlarına almadığını, tahsil ettiği çekin vadesinin tahsil etmediğini iddia ettiği çekten sonra olduğunu, çeklerdeki tüm ciroların aynı kişiler tarafından yapıldığını, hesaplanan faiz miktarı ve oranının hatalı olduğunu, avans faizi hesabının Türk Lirası'na yapılacağını, dava konusu fatura ve alacak talebinin USD üzerinden olduğunu, bilirkişi raporunda faiz hesabına dair tespite itiraz etmelerine rağmen değerlendirilmediğini, aleyhlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Taraflar arasında pirinç emtiasının satışı konusunda sözleşme olduğu ihtilafsız olup, davacının sözleşme edimini yerine getirdiği halde davalının 27.08.2010 tarih 39.060,00 USD tutarlı fatura bedelini ödemediği iddiasıyla davacının icra takibi yaptığı ve itirazın iptali davası açtığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin 30.11.2020 tarih, 2020/2566 E. ve 2020/5528 K. sayılı bozma ilamı gereğince davalı tarafından keşide edilen 02.09.2010 tarihli 18.160,00 USD bedelli çekin incelenmesi sonucunda lehtar tarafından yapılan ... ciro imzasının davacının yetkili temsilcisine ait olmadığı belirlenmiş ve bu çekle davacıya ödeme yapılmadığı Mahkemece kabul edilmiştir. Diğer 20.900,00 USD bedelli çekle yapılan ödemeyi davacı 16.05.2017 tarihli beyanında kabul etmiştir. Bu durumda mahkemece 18.160,00 USD asıl alacak bakımından itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesi doğru olmuştur.
Ancak Mahkemece 10.470,38 USD işlemiş faiz üzerinden takibin devamına ve itirazın iptaline karar verilmiş ise de temerrüt faizi hesabına esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşmenin tedarik sözleşmesi olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1530 uncu maddesi hükümleri uygulanacağı ve temerrüt faizinin fatura tarihinden itibaren uygulanacağı gibi, uygulanacak temerrüt faizi oranının da 6102 sayılı Kanun'un 1530 uncu maddesinin yedinci fıkrası hükümleri uyarınca belirleneceği belirtilerek işlemiş faiz hesabı yapılmıştır.
Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin tedarik sözleşmesi olup olmadığı değerlendirilip irdelenmeden bilirkişi raporuna itibar edilerek 6102 sayılı Kanun'un 1530 uncu maddesi hükümleri uyarınca tedarik sözleşmesine uygulanan faiz oranına göre temerrüt faizi hesabı benimsenmiştir. Davacı takip talebinde işlemiş faiz talep ederken %11,75 oranında faiz hesaplayarak işlemiş faiz talebinde bulunmuş, bilirkişi raporunda ise takip talebindeki bu ... aşılmak suretiyle hesaplama yapılmış, mahkemece de bu hesaba itibar edilmek suretiyle karar verilmiş olduğu gibi, yukarıda belirtildiği şekilde tedarik sözleşmesine uygulanan temerrüt faizi oranlarının uygulanıp uygulanmayacağı ve buna göre de davalının temerrüde düşüp düşmediği, temerrüt tarihi ve buna göre takipte temerrüt faizi olarak işlemiş faiz talep edilip edilmeyeceği tartışılmamıştır.
Bu nedenle Mahkemece yapılan inceleme eksik olup taraflar arasındaki sözleşmenin tedarik sözleşmesi olup olmadığının belirlenmesi, sonucuna göre davalının temerrüte düşüp düşmediği ve tarihi, işlemiş faiz talebine ilişkin faiz oranının ve taleple bağlı kalınarak miktarının belirlenmesi ve gerektiğinde ... bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Ayrıca kararın hüküm kısmının 2 ve 3 nolu bendinde icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilirken tazminata esas olan TL miktarının açıkça belirtilmemesi infazda tereddüte yol açacak nitelikte olduğundan bu hususta da kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/990071600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz