İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2566 E. 2020/5528 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iddianın genişletilmesi yasağı↗ beyaz ciro↗ açık muvafakat↗ imzaya itiraz↗ ön inceleme duruşması↗ kötüniyet tazminatı↗ lehtar↗ ara karar↗ ciro↗ oy yasağı↗ muvafakat↗ hamil↗ ticari defter↗ ıslah↗ çek↗ kötüniyet↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre, davacının ne dava dilekçesinde ne de ön inceleme duruşmasında söz konusu çekteki imzaya itiraz etmediği, bu durumda davacının çekteki cironun sahte olduğunu yeni öğrendiğinin düşünülemeyeceği, davacının bilirkişi raporundan sonra ileri sürdüğü bu hususun iddianın genişletilmesi yasağına aykırı olduğu, davalının borcunu iki adet çekle ödediği, davacıya herhangi bir borcunun kalmadığı gerekçeleri ile davanın reddine, davalı lehine kötüniyet tazminatı takdirine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosyaya bilirkişi raporu sunulduktan sonra 16/05/2017 tarihli dilekçe ile, çekin üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı şeklindeki iddianın 6100 sayılı HMK'nın 141/1 maddesi kapsamında iddianın genişletilmesi yasağına tabi olduğu, davacı vekilinin 6100 sayılı HMK'nın 141/2 maddesi kapsamında bu iddia ile ilgili ıslah dilekçesi de sunmadığı, davalının bu konuda açık muvafakatı bulunmadığından mahkemece bu konu ile ilgili ara kararından vazgeçilmesi ve davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında dava konusu pirinç emtiasının davalıya satılıp teslim edildiği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki çekişme, mal bedelinin davalı tarafından ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır.
Davalı mal bedelini biri 20.900,00 USD, diğeri ise 18.160,00 USD çekle ödediğini savunmuştur. Davacı taraf 20.900,00 USD bedelli çekle yapılan ödemeyi bilirkişi raporun incelemesi sonrasındaki 16.05.2017 tarihli beyanında kabul etmiştir. Taraflar arasındaki çekişmeli çek, davalı tarafından davacı lehine keşide edilen 02.09.2010 tarihli 18.160,00 USD bedelli çek olup bu çekin davacı lehtar tarafından birinci cirosunun beyaz ciro olarak yapıldığı ve hamil Mehmet Burak Tarhan tarafından muhatap bankadan tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı bu çekin kendisine teslim edilmediğini, ciro imzasının kendisine ait olmadığını belirterek, bu ödemeyi kabul etmemiştir. Davalı bu çeki davacıya verdiğini ya bir teslim belgesiyle ya bu çekin davacının ticari defterlerinde olmasıyla ya da ciro imzasının davacının çeki cirolamaya yetkili temsilcisine ait olduğunu ispatlayarak sonuca ulaşabilir.
İlk derece mahkemesi, davacının defterleri incelemediği gibi dosya içinde davalı tarafından ibraz edilmiş bir çek teslim belgesi olmadığı halde, ciro imzasının davacıya ait olup olmadığı yolundaki araştırmasını da davalının itirazı ile yarım bırakmıştır. Dava dosyasına sunulan dava malzemesi sıhhatinin araştırılması iddia ve savunmanın genişletilmesi olarak değerlendirilemez. Bu itibarla ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile kurulan hükme karşı istinaf talebinin Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülmeyerek istinaf talebinin esastan reddedilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/603 E. 2023/7276 K.
Ortak:iddianın genişletilmesi yasağı · açık muvafakat · imzaya itiraz · ön inceleme duruşması · lehtar · ara karar · ciro · oy yasağı
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre, davacının ne dava dilekçesinde ne de ön «inceleme duruşmasında» söz konusu çekteki «imzaya itiraz» etmediği, bu durumda davacının çekteki «cironun» sahte olduğunu yeni öğrendiğinin düşünülemeyeceği, davacının bilirkişi raporundan sonra ileri sürdüğü bu hususun «iddianın genişletilmesi yasağına» aykırı olduğu, davalının borcunu iki adet çekle ödediği, davacıya herhangi bir borcunun kalmadığı gerekçeleri ile davanın reddine, davalı lehine «kötüniyet tazminatı» takdirine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
… 16/05/2017 tarihli dilekçe ile, çekin üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı şeklindeki iddianın 6100 sayılı HMK'nın 141/1 maddesi kapsamında «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olduğu, davacı vekilinin 6100 sayılı HMK'nın 141/2 maddesi kapsamında bu iddia ile ilgili «ıslah» dilekçesi de sunmadığı, davalının bu konuda «açık muvafakatı» bulunmadığından mahkemece bu konu ile ilgili «ara» kararından vazgeçilmesi ve davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş …
Taraflar arasındaki çekişmeli «çek», davalı tarafından davacı lehine keşide edilen 02.09.2010 tarihli 18.160,00 USD bedelli çek olup bu çekin davacı «lehtar» tarafından birinci cirosunun «beyaz ciro» olarak yapıldığı ve «hamil» Mehmet Burak Tarhan tarafından muhatap bankadan tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2018 tarihli ve 2016/348 E., 2018/82 K. sayılı kararıyla; davacının ne dava dilekçesinde ne de ön «inceleme duruşmasında» söz konusu çekteki «imzaya itiraz» etmediği, bu durumda davacının çekteki «cironun» sahte olduğunu ... öğrendiğinin düşünülemeyeceği, davacının bilirkişi raporundan sonra ileri sürdüğü bu hususun «iddianın genişletilmesi yasağına» aykırı olduğu, davalının borcunu iki adet çekle ödediği, davacıya herhangi bir borcunun kalmadığı gerekçeleriyle davanın reddine, davalı lehine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiştir.
… ç Bölge Adliye Mahkemesinin 08.10.2018 tarih, 2018/546 E. ve 2018/707 K. sayılı kararıyla; dosyaya bilirkişi raporu sunulduktan sonra 16.05.2017 tarihli dilekçe ile «çek» üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı şeklindeki iddianın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 141 ... maddesinin birinci fıkrası kapsamında «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olduğu, davacı vekilinin 6100 sayılı Kanun'un 141 ... maddesinin ikinci fıkrası kapsamında bu iddia ile ilgili «ıslah» dilekçesi de sunmadığı, davalının bu konuda «açık muvafakatı» bulunmadığından mahkemece bu konu ile ilgili «ara» kararından vazgeçilmesi ve davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir …
… .05.2017 tarihli beyanında kabul ettiği, taraflar arasındaki çekişmeli çekin, davalı tarafından davacı lehine keşide edilen 02.09.2010 tarihli 18.160,00 USD bedelli «çek» olup, bu çekin davacı «lehtar» tarafından birinci cirosunun ... «ciro» olarak yapıldığı ve «hamil» ... ... ... tarafından muhatap bankadan tahsil edildiğinin anlaşıldığı, davacının bu çekin kendisine «teslim» edilmediğini, ciro imzasının kendisine ait olmadığını belirterek, bu ödemeyi kabul etmediği, davalının bu çeki davacıya verdiğini ya bir teslim belgesiyle ya bu çekin davacının «ticari defterlerinde» olmasıyla ya da ciro imzasının davacının çeki cirolamaya yetkili «temsilcisine» ait olduğunu ispatlayarak sonuca ulaşabileceği, İlk derece mahkemesince, davacının defterleri incelenmediği gibi dosya içinde davalı tarafından «ibraz» edilmiş bir çek teslim belgesi olmadığı halde, ciro imzasının davacıya ait olup olmadığı yolundaki araştırmanın da davalının itirazı ile yarım bırakıldığı, dava dosyasına sunulan dava malzemesinin sıhhatinin araştırılmasının iddia ve savunmanın genişletilmesi olarak değerlendirilemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesince «eksik inceleme» ile kurulan hükme karşı istinaf talebinin esastan reddedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkeme …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tedarik sözleşmesi · muavin defter · ticari defter ibrazı · infazda tereddüt · itirazın iptali davası · temerrüt tarihi · icra takibine itiraz · infaz
Benzer bu kararda… mesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın 18.160,00 USD tutarlı «çek» ile ödeme yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığı, 14.04.2021 tarihli bilirkişi raporuyla davacı tarafından 2010 yılına ait «ticari defterlerin ibraz» edilmediği, ibraz edilen hesap ekstresi ve bir adet de «muavin defterinden» davacı tarafça davalıya düzenlenen 27.08.2010 tarih, 55757 nolu ve 39.060,00 USD tutarlı faturanın kayıtlı olduğu, diğer evrak olan muavin defterine göre takibe konu olan faturanın kayıtlı olmadığı, hiçbir çek «kaydının» yapılmadığı, davacının davalıdan 59.187,62 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça söz konusu çekteki imzanın şirket yetkililerine ait olmadığının belirtilmesi üzerine aldırılan 16.11.2021 tarihli bilirkişi raporuyla çekin arkasında THUNDERBIRD kaşe üzerine atılı imzaların davacı şirketin yetkililerine ait olmadığının tespit edildiği, davalı tarafça 18.160,00 USD'lik çekin davacı şirket yetkililerine «teslim» edildiğinin yazılı delille ispatlanamadığından mahkemece ödeme belgesi olarak kabulünün mümkün olmadığı, davacı vekilinin 16.05.2017 tarihli dilekçesi ile 20.900,0 …
Davacı takip talebinde «işlemiş faiz» talep ederken %11,75 oranında faiz hesaplayarak işlemiş faiz talebinde bulunmuş, bilirkişi raporunda ise takip talebindeki bu ... aşılmak suretiyle hesaplama yapılmış, mahkemece de bu hesaba itibar edilmek suretiyle karar verilmiş olduğu gibi, yukarıda belirtildiği şekilde «tedarik sözleşmesine» uygulanan «temerrüt faizi» oranlarının uygulanıp uygulanmayacağı ve buna göre de davalının temerrüde düşüp düşmediği, «temerrüt tarihi» ve buna göre takipte temerrüt faizi olarak işlemiş faiz talep edilip edilmeyeceği tartışılmamıştır.
Ayrıca kararın hüküm kısmının 2 ve 3 nolu bendinde icra inkar ve «kötü niyet tazminatına» hükmedilirken tazminata esas olan TL miktarının açıkça belirtilmemesi «infazda tereddüte» yol açacak nitelikte olduğundan bu hususta da kararın bozulması gerekmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda Mahkemece çeklerin davacı «defterlerinde» olup olmadığının tespiti için dosyanın bilirkişiye gönderildiğini, defterler sunulmadığı için «bilirkişinin incelemesini» tamamlayamadığını, yargılaması devam eden bir ihtilafta davacının defterlerini sunmamasının gerçeği gizleme çabası olduğunu, «muavin defterinde» dahi davacının kendi düzenlediği faturanın kayıtlı olmadığını, bilirkişilerin davacının hiçbir «çek» «kaydını» yapmadığını tespit ettiğini, davacının tahsil ettiğini sonradan hatırladığı 05.10.2010 tarihli 20.900,00 USD bedelli çeki dahi kayıtlarına almadığını, tahsil ettiği çekin vadesinin tahsil etmediğini iddia ettiği çekten sonra olduğunu, çeklerdeki tüm ciroların aynı kişiler tarafından yapıldığını, hesaplanan faiz miktarı ve oranının hatalı olduğunu, «avans faizi» hesabının Türk Lirası'na yapılacağını, dava konusu «fatura» ve alacak talebinin USD üzerinden olduğunu, bilirkişi raporunda faiz hesabına dair tespite itiraz etmelerine rağmen değerlendirilmediğini, aleyhlerine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2566 E. , 2020/5528 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.02.2018 tarih ve 2016/348 E. - 2018/82 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.10.2018 tarih ve 2018/546 E. - 2018/707 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 2800 çuval pirincin satışı konusunda sözleşme akdedildiğini, müvekkili şirketin sözleşme edimini yerine getirerek davalı şirket adına 27.08.2010 tanzim tarihli, 055757 seri numaralı, 39.060 USD bedelli fatura düzenlediğini ancak davalı şirketin fatura bedelini ödemediğini, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine davalı şirket hakkında Mersin 3.İcra Müdürlüğünün 2014/10977 esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, davalı şirketin itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek takibin devamına, itirazın iptaline, alacağın %20'si oranında davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili şirket kayıtlarına göre borcun ödendiğini, alacak iddiasının asılsız olduğunu ve zamanaşımına uğradığını, davacının alacak iddiasında kötüniyetli ve haksız olduğunu belirterek davanın reddine ve % 20'den aşağı olmamak üzere davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre, davacının ne dava dilekçesinde ne de ön inceleme duruşmasında söz konusu çekteki imzaya itiraz etmediği, bu durumda davacının çekteki cironun sahte olduğunu yeni öğrendiğinin düşünülemeyeceği, davacının bilirkişi raporundan sonra ileri sürdüğü bu hususun iddianın genişletilmesi yasağına aykırı olduğu, davalının borcunu iki adet çekle ödediği, davacıya herhangi bir borcunun kalmadığı gerekçeleri ile davanın reddine, davalı lehine kötüniyet tazminatı takdirine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosyaya bilirkişi raporu sunulduktan sonra 16/05/2017 tarihli dilekçe ile, çekin üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı şeklindeki iddianın 6100 sayılı HMK'nın 141/1 maddesi kapsamında iddianın genişletilmesi yasağına tabi olduğu, davacı vekilinin 6100 sayılı HMK'nın 141/2 maddesi kapsamında bu iddia ile ilgili ıslah dilekçesi de sunmadığı, davalının bu konuda açık muvafakatı bulunmadığından mahkemece bu konu ile ilgili ara kararından vazgeçilmesi ve davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında dava konusu pirinç emtiasının davalıya satılıp teslim edildiği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki çekişme, mal bedelinin davalı tarafından ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır.
Davalı mal bedelini biri 20.900,00 USD, diğeri ise 18.160,00 USD çekle ödediğini savunmuştur. Davacı taraf 20.900,00 USD bedelli çekle yapılan ödemeyi bilirkişi raporun incelemesi sonrasındaki 16.05.2017 tarihli beyanında kabul etmiştir. Taraflar arasındaki çekişmeli çek, davalı tarafından davacı lehine keşide edilen 02.09.2010 tarihli 18.160,00 USD bedelli çek olup bu çekin davacı lehtar tarafından birinci cirosunun beyaz ciro olarak yapıldığı ve hamil Mehmet Burak Tarhan tarafından muhatap bankadan tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı bu çekin kendisine teslim edilmediğini, ciro imzasının kendisine ait olmadığını belirterek, bu ödemeyi kabul etmemiştir. Davalı bu çeki davacıya verdiğini ya bir teslim belgesiyle ya bu çekin davacının ticari defterlerinde olmasıyla ya da ciro imzasının davacının çeki cirolamaya yetkili temsilcisine ait olduğunu ispatlayarak sonuca ulaşabilir.
İlk derece mahkemesi, davacının defterleri incelemediği gibi dosya içinde davalı tarafından ibraz edilmiş bir çek teslim belgesi olmadığı halde, ciro imzasının davacıya ait olup olmadığı yolundaki araştırmasını da davalının itirazı ile yarım bırakmıştır. Dava dosyasına sunulan dava malzemesi sıhhatinin araştırılması iddia ve savunmanın genişletilmesi olarak değerlendirilemez. Bu itibarla ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile kurulan hükme karşı istinaf talebinin Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülmeyerek istinaf talebinin esastan reddedilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/619206300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz