İşletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3250 E. 2023/7229 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 2 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mükerrer ödeme↗ bildirim yükümlülüğü↗ taleple bağlılık ilkesi↗ ihbar yükümlülüğü↗ faiz başlangıç tarihi↗ taleple bağlılık↗ rücuen alacak↗ kişilik hakları↗ bloke↗ mükerrerlik↗ satış sözleşmesi↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ rücuen tazminat↗ hisse devri↗ yargılama giderleri↗ zamanaşımı def'i↗ derdestlik↗ hisse devir sözleşmesi↗ infaz↗ üçüncü kişi↗ dürüstlük kuralı↗ rücu↗ mahsup↗ def'i↗ sebepsiz zenginleşme↗ tüzel kişilik↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ ihbar↗ harç↗ tacir↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/612 E., 2019/905 K.
Taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın Özelleştirme Kurulunun 02.04.2004 tarih ve 2004/2 sayılı kararı ile özelleştirme kapsamına alınmasının ardından ...'a ait dağıtım sisteminin 20 farklı dağıtım bölgesine ayrılarak her bir dağıtım bölgesi için ayrı bir anonim şirket kurulduğunu, sözü edilen dağıtım şirketlerinden birinin de müvekkili olduğunu, müvekkilinin ayrı bir tüzel kişiliği ve sermayesi bulunan ... hukuk hükümlerine tabi ticari şirket olduğunu, müvekkili şirket ile davalı ... arasında 24.07.2006 tarihinde İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) imzalanarak sözleşmede belirtilen bölgedeki dağıtım işlerinin müvekkili şirkete devredildiğini, İHDS'den önceki iş ve işlemlerden ... üçüncü kişilerin hak ve taleplerinden sözleşme hükümlerince davalının sorumlu olduğunu, faaliyetlerin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde meydana gelen iş kazası sebebiyle Adana 2. İş Mahkemesinin 2007/748 E. sayılı dosyası ile açılmış olan dava sonucu verilen kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2008/15182 E., 2009/5706 K. sayılı ilamıyla düzeltilerek onandığını, söz konusu mahkeme ilamına dayalı olarak Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2009/9008 E. sayılı icra takip dosyasına müvekkili şirket tarafından 256.784,17 TL ödenmek durumunda kalındığını, ödemeye sebep teşkil eden olay işletme hakkı devir sözleşmesinden önce meydana geldiğinden davalı şirketin sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 256.784,17 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 73 üncü maddesi gereği rücuya dayalı alacak davasının 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve dava tarihi itibarıyla bu sürenin dolduğunu, özelleştirmeye ilişkin iş ve işlemleri yerine getirmekle yükümlü olan ...'ın 24.07.2006 tarihinde şirketlerle imzalamış olduğu İDHS'nin ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesi ile birlikte yorumlanması gerektiğini, elektrik dağıtım şirketinin tüzel kişiliği, hakları, borçları ve yükümlülüklerinde herhangi bir değişiklik olmaksızın sadece hisselerinin el değiştirmesinin söz konusu olduğunu, davacının dava dilekçesinde kabul ettiği üzere 2004 yılından itibaren bölgede dağıtım faaliyetine başladığından 24.07.2006 tarihinden önceki dönemde dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü iddiasının ... dışı olduğunu, Özelleştirme İdare Başkanlığı'nın 04.04.2012 tarihli yazısında; devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden geçmiş yıllara ilişkin olarak ...'... herhangi bir talepte bulunamayacağının açıkça belirtildiğini, bu durumda davacının müvekkili kurumdan herhangi bir alacağının kalmadığını, özelleştirme modeli gereği şirketin devre esas bilanço düzenlemeleri çerçevesinde ...'ın birikmiş tüm borçları ... tarafından üstlenildiğini ve şirketin bilançosuna sermaye arttırımı yoluyla ... tarafından kaydi olarak ... sağlandığını, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7 nci maddesinin alt bentleri de gözetildiğinde tespit tutanağına konu olan ve 7 nci maddedeki kriterler esas alınarak belirlenen dava ve icra dosyaları derdest veya daha sonra açılacak olan dosyaları kapsamadığını dava konusu edilen miktarın ...'ın %100 hissesinin ...'a ait olduğu dönemde gerçekleştirilmiş olup devre esas bilanço kayıtlarında söz konusu bedelin davacı şirket lehine alacak olarak yer almadığını, dava konusu ödemenin 2009 yılında yapıldığını, bu tarihte davacı şirketin hisseleri özelleştirilmediğinden, dava konusu ödemenin davacı şirketin hisselerinin kamuya ait olduğu dönemde yapıldığını, dolayısıyla bu ödemenin şirket kayıtlarında mevcut olduğunu, bu nedenle özelleştirme amacıyla hisse satış tarihinden önce kayıt altına alındığından, davacı şirkete ait mali tablolarda yer alması gerektiğini, davacının işletme hakkı devir sözleşmesinin 18.6 maddesi, hale şartnamesinin 22 (d), (f) ve (p) bentleri ile hisse satış sözleşmesinin 9. maddesinin 3.,4. ve 11. bentleri gereği müvekkilinden talepte bulunamayacağını, henüz hisse devri yapılmadan ödeme yapılmış olmasına bağlı olarak hisse devir tarihi itibarıyla ortada 3. bir kişi alacağı ile ilgili de bir ihtilaf ve uyuşmazlık bulunmadığını, taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesi ve Özelleştirme İdaresinin talimatları doğrultusunda taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin ayrım çalışmaları neticesinde dava dosyalarına ilişkin imzalanan tespit tutanağı ekindeki dava ve icra dosyalarına ilişkin listenin her iki şirketin yönetim kurulunun onayından geçmek suretiyle kesinleştiğini, söz konusu listelerde rücu davasına konu dava dosyası yer almamakla birlikte bu dosyaya ilişkin herhangi bir ihtirazi kaydın da bulunmadığını, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7. maddesinin alt bentleri de gözetildiğinde tespit tutanağına konu olan ve 7. maddedeki kriterler esas alınarak belirlenen dava ve icra dosyalarının derdest olan dosyalar olduğunu, dolayısıyla hisse devir tarihi öncesinde tamamlanmış dosyaların bu kapsamda değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.2 maddesi uyarınca bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının faiz ve icra dosyasına ilişkin giderleri talebinin yerinde olmadığını, müvekkilinin dayanak mahkeme ilamı ile hüküm altına alınan bedelden sorumlu tutulabileceğini icra takibine ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden karara ilişkin olarak yapılan diğer masraflardan ve faizden sorumlu olmadığını savunarak davanın reddine istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava, ... hukuk sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup, 24.07.2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi dayalı olarak davanın açıldığı dikkate alındığında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 125 ... maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146 ncı maddesi gereği zamanaşımı süresi 10 yıl olduğundan, zamanaşımı def'inin reddi gerektiği, toplanan tüm deliller ışığında, 4628 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesine 5496 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile eklenen ...'ın faaliyet alanında yer ... ve dağıtım faaliyeti için gerekli olan işletme ve varlıklar üzerinde, mülkiyet hakkı saklı kalmak kaydıyla, ... ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermek üzere kurulan elektrik dağıtım şirketleri arasında işletme hakkı devir sözleşmesi düzenlenebilir hükmüne istinaden ... ile %100 kamu hissesine sahip olan ... arasında işletme hakkı devir sözleşmesi düzenlendiği, bilahare ...'ın blok halinde hisselerinin davacıya satılarak devredildiği, dava konusu uyuşmazlıkta Adana 2. İş Mahkemesinde açılan davada davanın her ne kadar ...'a karşı açılmış görülse de davacı ...Ş. tarafından davaya cevap verilerek takip edildiği, İHDS öncesi dönemde gerçekleşen iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat talepli davanın kısmen kabulüne karar verilerek Yargıtay denetiminden geçip kesinleştiği, kararın Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2009/9008 E. sayılı dosyasında takibe konulduğu, davacı tarafından 17.06.2009 tarihinde 256.784,17 TL ödeme yapıldığı, davacı lehine hükmedilen 12.000,00 TL vekalet ücreti ile işlemiş 1.183,56 TL faiz mahsup edildiğinde bu haliyle davacının ödemesi gerekli miktarın 256.803,89 TL olduğu, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının icra dosyasına yaptığı ödemenin (256.784,17 TL) davalı ...'a rücu edilebileceği kanaatine varıldığı, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebileceği, buna göre davacıya ödenecek miktarın ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 256.784,17 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmiş ise de ödeme tarihinin açıkça yazılmadığını, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği alacağa ilişkin ödemenin 2009 tarihinde gerçekleştiğini ancak davanın 2017 yılında açıldığını, sebepsiz zenginleşme davaları için öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, ayrıca davacının rücuya konu ettiği ödemelerin ...'a ait kamu hisselerinin satışına ilişkin sözleşmenin imzalanmasından önce şirket hisselerinin kamuya ait olduğu dönemde gerçekleşmiş olması nedeniyle davaya konu bedellerin ... Genel Müdürlüğünden talep edilmeyeceğini, davacı tarafından talep edilen tutarların ... Genel Müdürlüğünce ödenmesi durumunda mükerrer ödemenin söz konusu olacağının göz ardı edildiğini, gerekçeli kararda dilekçelerde yer ... bilanço düzenlemelerine ilişkin yapılan açıklamaların dikkate alınmadığını, söz konusu alacak davasına ilişkin talep edilen bedelin ...'ın devre esas bilanço tarihinden önce ödendiği ortada olduğundan söz konusu ödemelerin müvekkilinden talep edilemeyeceğini, bu ödemelerin özelleşen şirketin şu anki hissedarları tarafından yapılmadığını, aksine hisselerin tamamının ...'a ait olduğu dönemde gerçekleştirildiğini ve devre esas bilanço kayıtlarında yer aldığını, nitekim Özelleştirme İdare Başkanlığının 04.04.2012 tarihli yazısında; devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden geçmiş yıllara ilişkin olarak ...'... herhangi bir talepte bulunamayacağının açıkça belirtildiğini, bu durumda ... tarafından tekrar ödenmeleri halinde mükerrer ödeme yapılmış olacağını, işletme hakkının devri sözleşmesi, hisse devir sözleşmesi, ihale şartnamesi ve bilanço düzenlemeleri birlikte değerlendirilmeksizin salt işletme hakkı devir sözleşmesine istinaden karar verilmesinin doğru olmadığını, ihale şartnamesinin 22. ve hisse satış sözleşmesinin 9. maddesine göre davacının açmış olduğu rücuen alacak davasının kabulünün doğru olmadığını, ayrıca ...'ın kuruluş tarihi olan 01.03.2005'ten önce davacı şirketin faaliyet bölgesinde yer ... Adana, Gaziantep, Hatay, Mersin, ... ve Kilis illeri ve ilçelerinde elektrik dağıtım faaliyetlerinin, müvekkili şirketten ayrı bir tüzel kişiliğe sahip Gaziantep, Mersin, Hatay, ... ve Kilis Elektrik dağıtım müesseseleri tarafından yürütüldüğünü, davacı ile müvekkili kurum arasında dava dosyalarına ilişkin düzenlenen ve her iki şirketin yönetim kurulunun onayından geçen tespit tutanağında belirlenen ve işletme hakkı devir sözleşmesinin 7. maddesindeki kriterler esas alındığı bu tutanakta dava konusu alacağa ilişkin dava dosyasının bulunmadığını, bu tutanağın derdest dava ve icra takiplerine ilişkin olduğunu, dolayısıyla hisse devir tarihinden önce tamamlanmış dosyaların bu kapsamda değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, zira dava konusu edilen tutarın ...'ın %100 hissesinin ...'a ait olduğu dönemde gerçekleştirilmiş olup devre esas bilanço kayıtlarında söz konusu bedelin davacı şirket lehine alacak olarak yer almadığını, davacının de söz konusu tespit tutanağına bir itirazı bulunmadığı halde işbu davayı açmış olmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, rücu davasına konu mahkeme kararında bahsi geçen alacak türünün ...'a bırakılan alacaklardan olmadığını, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.2 maddesi uyarınca bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının faiz talebinin yerinde olmadığını, davacının ödeme işlemi gerçekleştirildikten sonra rücu edilecek kişi ve rücu miktarını bilmesine rağmen kendi kusuruyla faizin artmasına neden olduğundan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi gereği avans faizi isteminin reddi gerektiğini, dava konusu alacağın dayanağı olan davada yasal faize hükmedildiği halde bu davada avans faizine hükmedilmesinin de doğru olmadığını, aksi halde davacının sebepsiz zenginleşeceğini, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de doğru olmadığını, kaldı ki ödeme tarihinin dahi belli olmadığını, müvekkili lehine ve aleyhine hükmedilen vekalet ücreti, harç ve yargılama giderlerinde de hata bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 16.04.2009 tarihli ve 2008/15182 E., 2009/5706 K. sayılı ilamı ile kesinleşen rücuya esas Adana 2. İş Mahkemesinin 13.05.2008 tarih ve 2007/748 E., 2008/585 K. sayılı kararına göre davacıların ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., davalının ...-Adana olduğu manevi tazminat davasına konu olayda; davacıların murisi ... ...'in 21.07.2003 tarihinde uğradığı iş kazasında ölümü nedeniyle destek yoksun kalan davacıların yaşadıkları manevi acının telafisi amacıyla açılan manevi tazminat davasında davanın kısmen kabulü ile davacı eş ... için 25.000,00 TL, çocuklar ..., ..., ..., ve ... için takdiren 20.000,00 TL manevi tazminat alacağının 21.07.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınıp davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, rücuya esas mahkeme ilamına dayalı olarak 3. kişi vekili tarafından Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2009/9008 E. sayılı dosyasında ...-Adana başlatılan icra takibinde davalı ... Edaş tarafından 256.784,17 TL'nin 3. kişi vekili hesabına 17.06.2009 tarihinde ödendiği, taraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğunun hükme bağlandığı, davacı tarafından yapılan ödemenin İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı 24.07.2006 tarihinden önceki döneme isabet eden 21.07.2003 tarihinde meydana gelen olaya dayandığı, rücuen alacağa dayanak olan Adana 2. İş Mahkemesi'ndeki davanın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği tüm bedelin davalıdan rücuen talep ve dava hakkının bulunduğu, rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğünün de bulunmadığı, alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesine dayandığından sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'un 125 ... maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin davacının ödeme yaptığı 17.06.2009 tarihi itibarıyla dolmadığı, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebileceği, o halde ilk derece mahkemesince davacının sunduğu ödeme belgesine göre dava dışı 3.kişiye ödeme yaptığı 17.06.2009 tarihinden itibaren ödenen tutara avans faizi hükmedilmesinde bir isabetsizliğin görülmediği, ne var ki ilk derece mahkemesince hükmün gerekçesinde ödeme tarihi belirtilmiş ise de gerek kısa kararda gerekse gerekçeli kararın hüküm fıkrasında faiz başlangıç tarihi olarak hüküm altına alınan ödeme tarihinin açıkça yazılmamış olmasının hükmün infazının açık olmasını emreden ve kamu düzeninden olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355 ... maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin diğer istinaf istemlerine yönelik başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin 6100 sayılı Kanun'un 355 ... maddesi uyarınca istinaf başvurusu ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi Kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, 256.784,17 TL'nin ödeme tarihi olan 17.06.2009 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının işletme devir hakkı sözleşmesi hükümlerine istinaden davalıya karşı rücuan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 125 ... maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146 ncı maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8840 E. 2015/9697 K.
Ortak:ihbar yükümlülüğü · rücuen alacak · satış sözleşmesi · hisse devir sözleşmesi · rücu · kâr dağıtımı · ihbar · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 73 üncü maddesi gereği «rücuya» dayalı alacak davasının 2 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğunu ve dava tarihi itibarıyla bu sürenin dolduğunu, özelleştirmeye ilişkin iş ve işlemleri yerine getirmekle yükümlü olan ...'ın 24.07.2006 tarihinde şirketlerle imzalamış olduğu İDHS'nin ihale şartnamesi ve «hisse devir sözleşmesi» ile birlikte yorumlanması gerektiğini, elektrik «dağıtım» şirketinin «tüzel kişiliği, hakları», borçları ve yükümlülüklerinde herhangi bir değişiklik olmaksızın sadece hisselerinin el değiştirmesinin söz konusu olduğunu, davacının dava dilekçesinde kabul ettiği üzere 2004 yılından itibaren bölgede dağıtım faaliyetine başladığından 24.07.2006 tarihinden önceki dönemde dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü iddiasının ... dışı olduğunu, Özelleştirme İdare Başkanlığı'nın 04.04.2012 tarihli yazısında; devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden geçmiş yıllara ilişkin olarak ...'... herhangi bir talepte bulunamayacağının açıkça belirtildiğini, bu durumda davacının müvekkili kurumdan herhangi bir alacağının kalmadığını, özelleştirme modeli gereği şirketin devre esas bilanço düzenlemeleri çerçevesinde ...'ın birikmiş tüm borçları ... tarafından üstlenildiğini ve şirketin bilançosuna sermaye arttırımı yoluyla ... tarafından «kaydi» olarak ... sağlandığını, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7 nci maddesinin alt bentleri de gözetildiğinde tespit tutanağına konu olan ve 7 nci maddedeki kriterler esas alınarak belirlenen dava ve icra dosyaları «derdest» veya daha sonra açılacak olan dosyaları kapsamadığını dava konusu edilen miktarın ...'ın %100 hissesinin ...'a ait olduğu dönemde gerçekleştirilmiş olup devre esas bilanço kayıtlarında söz konusu bedelin davacı şirket lehine alacak olarak yer almadığını, dava konusu ödemenin 2009 yılında yapıldığını, bu tarihte davacı şirketin hisseleri özelleştirilmediğinden, dava konusu ödemenin davacı şirketin hisselerinin kamuya ait olduğu dönemde yapıldığını, dolayısıyla bu ödemenin şirket kayıtlarında mevcut olduğunu, bu nedenle özelleştirme amacıyla hisse satış tarihinden önce kayıt altına alındığından, davacı şirkete ait mali tablolarda yer alması gerektiğini, davacının işletme hakkı devir sözleşmesinin 18.6 maddesi, hale şartnamesinin 22 (d), (f) ve (p) bentleri ile hisse «satış sözleşmesinin» 9. maddesinin 3.,4. ve 11. bentleri gereği müvekkilinden talepte bulunamayacağını, henüz «hisse devri» yapılmadan ödeme yapılmış olmasına bağlı olarak hisse devir tarihi itibarıyla ortada 3. bir kişi alacağı ile ilgili de bir ihtilaf ve uyuşmazlık bulunmadığını, taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesi ve Özelleştirme İdaresinin talimatları doğrultusunda taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin ayrım çalışmaları neticesinde dava dosyalarına ilişkin imzalanan tespit tutanağı ekindeki dava ve icra dosyalarına ilişkin listenin her iki şirketin yönetim kurulunun onayından geçmek suretiyle kesinleştiğini, söz konusu listelerde rücu davasına konu dava dosyası yer almamakla birlikte bu dosyaya ilişkin herhangi bir ihtirazi kaydın da bulunmadığını, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7. maddesinin alt bentleri de gözetildiğinde tespit tutanağına konu olan ve 7. maddedeki kriterler esas alınarak belirlenen dava ve icra dosyalarının derdest olan dosyalar olduğunu, dolayısıyla hisse devir tarihi öncesinde tamamlanmış dosyaların bu kapsamda değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.2 maddesi uyarınca «bildirim yükümlülüğünü» yerine getirmeyen davacının faiz ve icra dosyasına ilişkin giderleri talebinin yerinde olmadığını, müvekkilinin dayanak mahkeme ilamı ile hüküm altına alınan bedelden sorumlu tutulabileceğini icra takibine ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden karara ilişkin olarak yapılan diğer «masraflardan» ve faizden sorumlu olmadığını savunarak davanın reddine istemiştir.
Genel Müdürlüğünce ödenmesi durumunda «mükerrer» ödemenin söz konusu olacağının göz ardı edildiğini, gerekçeli kararda dilekçelerde yer ... bilanço düzenlemelerine ilişkin yapılan açıklamaların dikkate alınmadığını, söz konusu alacak davasına ilişkin talep edilen bedelin ...'ın devre esas bilanço tarihinden önce ödendiği ortada olduğundan söz konusu ödemelerin müvekkilinden talep edilemeyeceğini, bu ödemelerin özelleşen şirketin şu anki hissedarları tarafından yapılmadığını, aksine hisselerin tamamının ...'a ait olduğu dönemde gerçekleştirildiğini ve devre esas bilanço kayıtlarında yer aldığını, nitekim Özelleştirme İdare Başkanlığının 04.04.2012 tarihli yazısında; devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden geçmiş yıllara ilişkin olarak ...'... herhangi bir talepte bulunamayacağının açıkça belirtildiğini, bu durumda ... tarafından tekrar ödenmeleri halinde «mükerrer ödeme» yapılmış olacağını, işletme hakkının devri sözleşmesi, «hisse devir sözleşmesi», ihale şartnamesi ve bilanço düzenlemeleri birlikte değerlendirilmeksizin salt işletme hakkı devir sözleşmesine istinaden karar verilmesinin doğru olmadığını, ihale şartnamesinin 22. ve hisse «satış sözleşmesinin» 9. maddesine göre davacının açmış olduğu «rücuen alacak» davasının kabulünün doğru olmadığını, ayrıca ...'ın kuruluş tarihi olan 01.03.2005'ten önce davacı şirketin faaliyet bölgesinde yer ...
İş Mahkemesi'ndeki davanın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde «üçüncü kişi» konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği tüm bedelin davalıdan rücuen talep ve dava hakkının bulunduğu, rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın «dağıtım» tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının «ihbar yükümlülüğünün» de bulunmadığı, alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesine dayandığından sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'un 125 ... maddesinde öngörülen 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin davacının ödeme yaptığı 17.06.2009 tarihi itibarıyla dolmadığı, «rücuen tazminat» talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen «kaybı» gidermeye yönelen tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta «tacir» olduğundan «avans faizi» talep edebileceği, o halde ilk derece mahkemesince davacının sunduğu ödeme belgesine göre dava dışı 3.kişiye ödeme yaptığı 17.06.2009 tarihinden itibaren ödenen tutara avans faizi hükmedilmesinde bir isabetsizliğin görülmediği, ne var ki ilk derece mahkemesince hükmün gerekçesinde ödeme tarihi belirtilmiş ise de gerek kısa kararda gerekse gerekçeli kararın hüküm fıkrasında «faiz başlangıç tarihi» olarak hüküm altına alınan ödeme tarihinin açıkça yazılmamış olmasının hükmün «infazının» açık olmasını emreden ve kamu düzeninden olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355 ... maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vek …
Benzer bu karardaEnerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında imzalanan 31.08.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinin» 9.3, 9.4 maddesinin ve özelleştirmeye ilişkin ihale şartnamesinin 22. maddesinin d, f, p bentlerinin davacının «rücu hakkını» davalıya karşı ileri sürmesine engel oluşturmadığı, çünkü sözleşmenin 9. maddesinin 9/4 bendinde “alıcı ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla şirkette yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç yükümlülüklerden kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketin sorumlu olduğu...” şeklindeki düzenlemede yer alan “işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla “ şartı nedeniyle işletme hakkı sözleşmesinin yürürlükte olduğu ve 31.08.2010 tarihli hisse «satış sözleşmesinin» dava konusu olaya uygulanamayacağı, davacının ödemeyi yaptıktan sonra davalıya herhangi bir «ihtarname» göndermediği ancak, davalının İHDS'den önce dava dışı şahsın taşınmazı üzerinde gerçekleştirdiği kamulaştırmasız el atma eyleminin özü itibariyle bir «haksız fiil» olduğu ve haksız fiillerde fiilin işlendiği tarihten itibaren «temerrüdün» gerçekleştiği yani, davalının gerçekleştirdiği eylemi ve sonuçlarını, doğan borcu bildiğinden ayrıca uyarılmasına gerek olmadığı, çünkü haksız fiil tarihi itibariy …
Ancak, sözleşmenin anılan 7.2 maddesindeki «ihbar yükümlülüğünün» yerine getirildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, mahkemece bu yükümlülüğe uyulmamasının sonuçları da değerlendirilmemiştir.
… lh Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada davalı olarak davacının yer aldığı, kararın icra takibe konulması üzerine de davacı tarafından hükmolunan tazminat ve fer'ileri «dahil» olmak üzere 4.146,11 TL'nin 07.01.2009 tarihinde icra dosyasına yatırıldığı, davacının İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddelerine dayanarak davalıdan «rücu» talebinde bulunabileceği, dava dışı U.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rücu hakkı · tazminat davası · işlemiş faiz · haksız fiil · yargılama gideri · ihtarname · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu karardaEnerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında imzalanan 31.08.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinin» 9.3, 9.4 maddesinin ve özelleştirmeye ilişkin ihale şartnamesinin 22. maddesinin d, f, p bentlerinin davacının «rücu hakkını» davalıya karşı ileri sürmesine engel oluşturmadığı, çünkü sözleşmenin 9. maddesinin 9/4 bendinde “alıcı ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla şirkette yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç yükümlülüklerden kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketin sorumlu olduğu...” şeklindeki düzenlemede yer alan “işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla “ şartı nedeniyle işletme hakkı sözleşmesinin yürürlükte olduğu ve 31.08.2010 tarihli hisse «satış sözleşmesinin» dava konusu olaya uygulanamayacağı, davacının ödemeyi yaptıktan sonra davalıya herhangi bir «ihtarname» göndermediği ancak, davalının İHDS'den önce dava dışı şahsın taşınmazı üzerinde gerçekleştirdiği kamulaştırmasız el atma eyleminin özü itibariyle bir «haksız fiil» olduğu ve haksız fiillerde fiilin işlendiği tarihten itibaren «temerrüdün» gerçekleştiği yani, davalının gerçekleştirdiği eylemi ve sonuçlarını, doğan borcu bildiğinden ayrıca uyarılmasına gerek olmadığı, çünkü haksız fiil tarihi itibariy …
Oysa, davacı tarafından yapılan bu ödeme tazminat miktarı ile birlikte «işlemiş faiz», «yargılama gideri», «vekalet ücreti», icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi de içermekte olup, mahkemece sözleşmenin anılan 7.2 maddesi göz önünde bulundurularak davacının davalıya ne miktarda «rücu» edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… lh Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada davalı olarak davacının yer aldığı, kararın icra takibe konulması üzerine de davacı tarafından hükmolunan tazminat ve fer'ileri «dahil» olmak üzere 4.146,11 TL'nin 07.01.2009 tarihinde icra dosyasına yatırıldığı, davacının İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddelerine dayanarak davalıdan «rücu» talebinde bulunabileceği, dava dışı U.
Somut uyuşmazlıkta, «dağıtım» faaliyetinin davalı T. tarafından gerçekleştirildiği dönemde yüksek gerilim hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın maliki tarafından, sözleşmenin imza tarihinden sonra davacı aleyhine «tazminat davası» açılmış, dava kabulle sonuçlanmış, yine davacı aleyhine icra takibine başlanılması üzerine taşınmaz malikine 4.146,11 TL ödeme yapılmıştır.
-
İşletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4877 E. 2024/1236 K.
Ortak:bildirim yükümlülüğü · ihbar yükümlülüğü · rücuen alacak · satış sözleşmesi · rücuen tazminat · hisse devir sözleşmesi · üçüncü kişi · rücu · zamanaşımı 2 yıllık
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 73 üncü maddesi gereği «rücuya» dayalı alacak davasının 2 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğunu ve dava tarihi itibarıyla bu sürenin dolduğunu, özelleştirmeye ilişkin iş ve işlemleri yerine getirmekle yükümlü olan ...'ın 24.07.2006 tarihinde şirketlerle imzalamış olduğu İDHS'nin ihale şartnamesi ve «hisse devir sözleşmesi» ile birlikte yorumlanması gerektiğini, elektrik «dağıtım» şirketinin «tüzel kişiliği, hakları», borçları ve yükümlülüklerinde herhangi bir değişiklik olmaksızın sadece hisselerinin el değiştirmesinin söz konusu olduğunu, davacının dava dilekçesinde kabul ettiği üzere 2004 yılından itibaren bölgede dağıtım faaliyetine başladığından 24.07.2006 tarihinden önceki dönemde dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü iddiasının ... dışı olduğunu, Özelleştirme İdare Başkanlığı'nın 04.04.2012 tarihli yazısında; devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden geçmiş yıllara ilişkin olarak ...'... herhangi bir talepte bulunamayacağının açıkça belirtildiğini, bu durumda davacının müvekkili kurumdan herhangi bir alacağının kalmadığını, özelleştirme modeli gereği şirketin devre esas bilanço düzenlemeleri çerçevesinde ...'ın birikmiş tüm borçları ... tarafından üstlenildiğini ve şirketin bilançosuna sermaye arttırımı yoluyla ... tarafından «kaydi» olarak ... sağlandığını, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7 nci maddesinin alt bentleri de gözetildiğinde tespit tutanağına konu olan ve 7 nci maddedeki kriterler esas alınarak belirlenen dava ve icra dosyaları «derdest» veya daha sonra açılacak olan dosyaları kapsamadığını dava konusu edilen miktarın ...'ın %100 hissesinin ...'a ait olduğu dönemde gerçekleştirilmiş olup devre esas bilanço kayıtlarında söz konusu bedelin davacı şirket lehine alacak olarak yer almadığını, dava konusu ödemenin 2009 yılında yapıldığını, bu tarihte davacı şirketin hisseleri özelleştirilmediğinden, dava konusu ödemenin davacı şirketin hisselerinin kamuya ait olduğu dönemde yapıldığını, dolayısıyla bu ödemenin şirket kayıtlarında mevcut olduğunu, bu nedenle özelleştirme amacıyla hisse satış tarihinden önce kayıt altına alındığından, davacı şirkete ait mali tablolarda yer alması gerektiğini, davacının işletme hakkı devir sözleşmesinin 18.6 maddesi, hale şartnamesinin 22 (d), (f) ve (p) bentleri ile hisse «satış sözleşmesinin» 9. maddesinin 3.,4. ve 11. bentleri gereği müvekkilinden talepte bulunamayacağını, henüz «hisse devri» yapılmadan ödeme yapılmış olmasına bağlı olarak hisse devir tarihi itibarıyla ortada 3. bir kişi alacağı ile ilgili de bir ihtilaf ve uyuşmazlık bulunmadığını, taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesi ve Özelleştirme İdaresinin talimatları doğrultusunda taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin ayrım çalışmaları neticesinde dava dosyalarına ilişkin imzalanan tespit tutanağı ekindeki dava ve icra dosyalarına ilişkin listenin her iki şirketin yönetim kurulunun onayından geçmek suretiyle kesinleştiğini, söz konusu listelerde rücu davasına konu dava dosyası yer almamakla birlikte bu dosyaya ilişkin herhangi bir ihtirazi kaydın da bulunmadığını, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7. maddesinin alt bentleri de gözetildiğinde tespit tutanağına konu olan ve 7. maddedeki kriterler esas alınarak belirlenen dava ve icra dosyalarının derdest olan dosyalar olduğunu, dolayısıyla hisse devir tarihi öncesinde tamamlanmış dosyaların bu kapsamda değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.2 maddesi uyarınca «bildirim yükümlülüğünü» yerine getirmeyen davacının faiz ve icra dosyasına ilişkin giderleri talebinin yerinde olmadığını, müvekkilinin dayanak mahkeme ilamı ile hüküm altına alınan bedelden sorumlu tutulabileceğini icra takibine ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden karara ilişkin olarak yapılan diğer «masraflardan» ve faizden sorumlu olmadığını savunarak davanın reddine istemiştir.
Genel Müdürlüğünce ödenmesi durumunda «mükerrer» ödemenin söz konusu olacağının göz ardı edildiğini, gerekçeli kararda dilekçelerde yer ... bilanço düzenlemelerine ilişkin yapılan açıklamaların dikkate alınmadığını, söz konusu alacak davasına ilişkin talep edilen bedelin ...'ın devre esas bilanço tarihinden önce ödendiği ortada olduğundan söz konusu ödemelerin müvekkilinden talep edilemeyeceğini, bu ödemelerin özelleşen şirketin şu anki hissedarları tarafından yapılmadığını, aksine hisselerin tamamının ...'a ait olduğu dönemde gerçekleştirildiğini ve devre esas bilanço kayıtlarında yer aldığını, nitekim Özelleştirme İdare Başkanlığının 04.04.2012 tarihli yazısında; devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden geçmiş yıllara ilişkin olarak ...'... herhangi bir talepte bulunamayacağının açıkça belirtildiğini, bu durumda ... tarafından tekrar ödenmeleri halinde «mükerrer ödeme» yapılmış olacağını, işletme hakkının devri sözleşmesi, «hisse devir sözleşmesi», ihale şartnamesi ve bilanço düzenlemeleri birlikte değerlendirilmeksizin salt işletme hakkı devir sözleşmesine istinaden karar verilmesinin doğru olmadığını, ihale şartnamesinin 22. ve hisse «satış sözleşmesinin» 9. maddesine göre davacının açmış olduğu «rücuen alacak» davasının kabulünün doğru olmadığını, ayrıca ...'ın kuruluş tarihi olan 01.03.2005'ten önce davacı şirketin faaliyet bölgesinde yer ...
İş Mahkemesi'ndeki davanın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde «üçüncü kişi» konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği tüm bedelin davalıdan rücuen talep ve dava hakkının bulunduğu, rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın «dağıtım» tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının «ihbar yükümlülüğünün» de bulunmadığı, alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesine dayandığından sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'un 125 ... maddesinde öngörülen 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin davacının ödeme yaptığı 17.06.2009 tarihi itibarıyla dolmadığı, «rücuen tazminat» talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen «kaybı» gidermeye yönelen tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta «tacir» olduğundan «avans faizi» talep edebileceği, o halde ilk derece mahkemesince davacının sunduğu ödeme belgesine göre dava dışı 3.kişiye ödeme yaptığı 17.06.2009 tarihinden itibaren ödenen tutara avans faizi hükmedilmesinde bir isabetsizliğin görülmediği, ne var ki ilk derece mahkemesince hükmün gerekçesinde ödeme tarihi belirtilmiş ise de gerek kısa kararda gerekse gerekçeli kararın hüküm fıkrasında «faiz başlangıç tarihi» olarak hüküm altına alınan ödeme tarihinin açıkça yazılmamış olmasının hükmün «infazının» açık olmasını emreden ve kamu düzeninden olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355 ... maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vek …
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/291 E. sayılı dosyasında dava dışı ... ...'nın «ihbar olunan» olarak yer aldığını, davacı bahsekonu dosyada hükmedilen bedelin tamamını müvekkilinden talep edemeyeceğini, zira kararda "davacı şirketin dava dışı ... ... ile birlikte «müteselsil sorumlu» olduğu ve ileride ... ...'ya «rücu» edilmek üzere karar verildiği"nin belirtildiğini, bu sebeple eldeki davanın ... ...'ya ihbarı talep edilmiş olmasına rağmen bu taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin en fazla davacıya yüklenen «kusur» oranında sorumlu olabileceğini, davacının diğer ihbar olunan ... ...'ya rücu etmeksizin müvekkilinden ödediği meblağın tamamını istediğini, rücuya dayanak mahkeme kararında «müşterek kusur» bulunduğunu, gerekçeli kararda dilekçelerinde yer ... bilanço düzenlemelerine ilişkin açıklamaların dikkate alınmadığını, Özelleştirme İdare Başkanlığı'nın 04.04.2012 tarihli yazısında; devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden geçmiş yıllara ilişkin olarak ...'... herhangi bir talepte bulunamayacağının açıkça belirtildiğini, İHDS, «hisse devir sözleşmesi», ihale şartnamesi ve bilanço düzenlemeleri birlikte değerlendirilmeksizin salt İHDS'ye istinaden karar verilmesinin doğru olmadığını, ihale şartnamesinin 22 nci ve hisse «satış sözleşmesinin» 9 uncu maddelerinin dikkate alınmadığını, bölgede faaliyet gösteren ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip elektrik «dağıtım» müesseselerinin tüzel kişilikleri sonlandırılarak il müdürlüklerine dönüştürülüp tüm hak ve borçları ile Akdeniz EDAŞ'a bağlandığından 01.03.2005 tarihinden belirtilen dağıtım bölgesinde ...'ın «yetki» ve sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla İHDS'nin 7.2 maddesi uyarınca «bildirim yükümlülüğünü» yerine getirmeyen davacının faiz ve icra takip dosyası giderlerini isteyemeyeceğini, müvekkili kurumun yalnız dayanak mahkeme ilamındaki hükmedilen bedelden sorumlu olduğunu, icra takibine ilişkin giderlerden, vekâlet ücretinden ve karara ilişkin olarak yapılan diğer «masraflardan» ve faizden sorumlu olmadığını, davacının müteselsilen sorumlu tutulduğu diğer davalılara karşı dava açıp para tahsil ... etmediğinin araştırılması gerektiğini, bakiye karar «harçlarının» faiz başlangıçlarının hatalı olduğunu, müvekkili kurum leh ve aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerinin» hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın davacısı tarafından ödeme yapılan kişini, bu sözleşme çerçevesinde «üçüncü kişi» konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereği davacının icra takibi nedeniyle ödediği tüm bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkının bulunduğu, rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın «dağıtım» tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının «ihbar yükümlülüğünün» bulunmadığı, alacak, taraflar arasında imzalanan İHDS'ye dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan «zamanaşımı» süresinin 6098 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın bu süre içerisinde açıldığı, öte yandan, hisse «satış sözleşmesi»'nin 9.4 maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22 maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümlerinin yer aldığı, bu hükümler gözetildiğinde hisse satış sözleşmesi karşısında İHDS'nin öncelikle uygulanacağı, «rücuen tazminat» talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen «kaybı» gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki taraf da «tacir» olduğundan «avans faizi» talep edilebileceği, bakiye 4.815,15 TL onama harcının ödendiği tarih 19.03.2019 tarihi olduğu halde faiz başlangıcının 10.05.2016 tarihi alınmasının hatalı olduğu …
Taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşterek kusur · gider avansı · ödeme emri · ihbar olunan · müteselsil sorumluluk · tazminat davası · yargılama gideri · yetki
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/291 E. sayılı dosyasında dava dışı ... ...'nın «ihbar olunan» olarak yer aldığını, davacı bahsekonu dosyada hükmedilen bedelin tamamını müvekkilinden talep edemeyeceğini, zira kararda "davacı şirketin dava dışı ... ... ile birlikte «müteselsil sorumlu» olduğu ve ileride ... ...'ya «rücu» edilmek üzere karar verildiği"nin belirtildiğini, bu sebeple eldeki davanın ... ...'ya ihbarı talep edilmiş olmasına rağmen bu taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin en fazla davacıya yüklenen «kusur» oranında sorumlu olabileceğini, davacının diğer ihbar olunan ... ...'ya rücu etmeksizin müvekkilinden ödediği meblağın tamamını istediğini, rücuya dayanak mahkeme kararında «müşterek kusur» bulunduğunu, gerekçeli kararda dilekçelerinde yer ... bilanço düzenlemelerine ilişkin açıklamaların dikkate alınmadığını, Özelleştirme İdare Başkanlığı'nın 04.04.2012 tarihli yazısında; devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden geçmiş yıllara ilişkin olarak ...'... herhangi bir talepte bulunamayacağının açıkça belirtildiğini, İHDS, «hisse devir sözleşmesi», ihale şartnamesi ve bilanço düzenlemeleri birlikte değerlendirilmeksizin salt İHDS'ye istinaden karar verilmesinin doğru olmadığını, ihale şartnamesinin 22 nci ve hisse «satış sözleşmesinin» 9 uncu maddelerinin dikkate alınmadığını, bölgede faaliyet gösteren ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip elektrik «dağıtım» müesseselerinin tüzel kişilikleri sonlandırılarak il müdürlüklerine dönüştürülüp tüm hak ve borçları ile Akdeniz EDAŞ'a bağlandığından 01.03.2005 tarihinden belirtilen dağıtım bölgesinde ...'ın «yetki» ve sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla İHDS'nin 7.2 maddesi uyarınca «bildirim yükümlülüğünü» yerine getirmeyen davacının faiz ve icra takip dosyası giderlerini isteyemeyeceğini, müvekkili kurumun yalnız dayanak mahkeme ilamındaki hükmedilen bedelden sorumlu olduğunu, icra takibine ilişkin giderlerden, vekâlet ücretinden ve karara ilişkin olarak yapılan diğer «masraflardan» ve faizden sorumlu olmadığını, davacının müteselsilen sorumlu tutulduğu diğer davalılara karşı dava açıp para tahsil ... etmediğinin araştırılması gerektiğini, bakiye karar «harçlarının» faiz başlangıçlarının hatalı olduğunu, müvekkili kurum leh ve aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerinin» hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… dosyası ile 30.12.2004 tarihinde elektrik telinin koparak üzerine düşmesi sonucu vefat eden ... ...'ın yakınları tarafından müvekkili aleyhine açılan, davalının da «ihbar olunan» olarak yer aldığı tazminat davasında, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verildiğini, müvekilinin %60 dava dışı ... ...'nın %40 kusurlu olduğu şeklinde rapor tanzim edildiğini, «müteselsil sorumluluk» gereği müvekkilinin tazminatın tamamından sorumlu tutulduğunu, kararın derecattan geçerek kesinleşmesi üzerine Antalya 16.
… i talimatları doğrultusunda, taraflarca takip edilen davalara ilişkin hazırlanan listede işbu davanın dosyasının yer almadığını, davacının da herhangi bir ihtiraz-i «kaydının» olmadığını, dava konusu alacak tutarının devre esas bilanço kayıtlarında davacı şirket lehine alacak olarak yer almadığını, bölgede faaliyet gösteren ayrı bir «tüzel kişiliğe» sahip elektrik «dağıtım» müesseselerinin tüzel kişilikleri sonlandırılarak il müdürlüklerine dönüştürüldüğünü, tüm hak ve borçları ile Akdeniz EDAŞ'a bağlandığından 01.03.2005 tarihinden belirtilen dağıtım bölgesinde ...'ın «yetki» ve sorumluluğunun bulunmadığını, ihale şartnamesi, hisse «satış sözleşmesi» ve İHDS'nin sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, İHDS'nin 7.1, 2 ve 3 üncü maddeleri uyarınca «tazminat davası» ve icra takibi konusunda müvekkiline bildirimde bulunulmaması «sebebi» ile faiz ve icra giderlerinin kendilerinden tahsilini talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… akkı Devir Sözleşmesinin (İHDS) 7.4 ve 7.6 maddeleri gereği ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 246.200,72 TL tazminat tutarı ile 13.227,74 TL «yargılama giderinin» ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3250 E. , 2023/7229 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1967 Esas, 2022/81 Karar
HÜKÜM
Esas hakkında yeniden hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/612 E., 2019/905 K.
Taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın Özelleştirme Kurulunun 02.04.2004 tarih ve 2004/2 sayılı kararı ile özelleştirme kapsamına alınmasının ardından ...'a ait dağıtım sisteminin 20 farklı dağıtım bölgesine ayrılarak her bir dağıtım bölgesi için ayrı bir anonim şirket kurulduğunu, sözü edilen dağıtım şirketlerinden birinin de müvekkili olduğunu, müvekkilinin ayrı bir tüzel kişiliği ve sermayesi bulunan ... hukuk hükümlerine tabi ticari şirket olduğunu, müvekkili şirket ile davalı ... arasında 24.07.2006 tarihinde İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) imzalanarak sözleşmede belirtilen bölgedeki dağıtım işlerinin müvekkili şirkete devredildiğini, İHDS'den önceki iş ve işlemlerden ... üçüncü kişilerin hak ve taleplerinden sözleşme hükümlerince davalının sorumlu olduğunu, faaliyetlerin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde meydana gelen iş kazası sebebiyle Adana 2.
İş Mahkemesinin 2007/748 E. sayılı dosyası ile açılmış olan dava sonucu verilen kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2008/15182 E., 2009/5706 K. sayılı ilamıyla düzeltilerek onandığını, söz konusu mahkeme ilamına dayalı olarak Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2009/9008 E. sayılı icra takip dosyasına müvekkili şirket tarafından 256.784,17 TL ödenmek durumunda kalındığını, ödemeye sebep teşkil eden olay işletme hakkı devir sözleşmesinden önce meydana geldiğinden davalı şirketin sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 256.784,17 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 73 üncü maddesi gereği rücuya dayalı alacak davasının 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve dava tarihi itibarıyla bu sürenin dolduğunu, özelleştirmeye ilişkin iş ve işlemleri yerine getirmekle yükümlü olan ...'ın 24.07.2006 tarihinde şirketlerle imzalamış olduğu İDHS'nin ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesi ile birlikte yorumlanması gerektiğini, elektrik dağıtım şirketinin tüzel kişiliği, hakları, borçları ve yükümlülüklerinde herhangi bir değişiklik olmaksızın sadece hisselerinin el değiştirmesinin söz konusu olduğunu, davacının dava dilekçesinde kabul ettiği üzere 2004 yılından itibaren bölgede dağıtım faaliyetine başladığından 24.07.2006 tarihinden önceki dönemde dağıtım faaliyetinin ...
tarafından yürütüldüğü iddiasının ... dışı olduğunu, Özelleştirme İdare Başkanlığı'nın 04.04.2012 tarihli yazısında; devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden geçmiş yıllara ilişkin olarak ...'... herhangi bir talepte bulunamayacağının açıkça belirtildiğini, bu durumda davacının müvekkili kurumdan herhangi bir alacağının kalmadığını, özelleştirme modeli gereği şirketin devre esas bilanço düzenlemeleri çerçevesinde ...'ın birikmiş tüm borçları ... tarafından üstlenildiğini ve şirketin bilançosuna sermaye arttırımı yoluyla ... tarafından kaydi olarak ... sağlandığını, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7 nci maddesinin alt bentleri de gözetildiğinde tespit tutanağına konu olan ve 7 nci maddedeki kriterler esas alınarak belirlenen dava ve icra dosyaları derdest veya daha sonra açılacak olan dosyaları kapsamadığını dava konusu edilen miktarın ...'ın %100 hissesinin ...'a ait olduğu dönemde gerçekleştirilmiş olup devre esas bilanço kayıtlarında söz konusu bedelin davacı şirket lehine alacak olarak yer almadığını, dava konusu ödemenin 2009 yılında yapıldığını, bu tarihte davacı şirketin hisseleri özelleştirilmediğinden, dava konusu ödemenin davacı şirketin hisselerinin kamuya ait olduğu dönemde yapıldığını, dolayısıyla bu ödemenin şirket kayıtlarında mevcut olduğunu, bu nedenle özelleştirme amacıyla hisse satış tarihinden önce kayıt altına alındığından, davacı şirkete ait mali tablolarda yer alması gerektiğini, davacının işletme hakkı devir sözleşmesinin 18.6 maddesi, hale şartnamesinin 22 (d), (f) ve (p) bentleri ile hisse satış sözleşmesinin 9.
maddesinin 3.,4. ve 11. bentleri gereği müvekkilinden talepte bulunamayacağını, henüz hisse devri yapılmadan ödeme yapılmış olmasına bağlı olarak hisse devir tarihi itibarıyla ortada 3. bir kişi alacağı ile ilgili de bir ihtilaf ve uyuşmazlık bulunmadığını, taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesi ve Özelleştirme İdaresinin talimatları doğrultusunda taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin ayrım çalışmaları neticesinde dava dosyalarına ilişkin imzalanan tespit tutanağı ekindeki dava ve icra dosyalarına ilişkin listenin her iki şirketin yönetim kurulunun onayından geçmek suretiyle kesinleştiğini, söz konusu listelerde rücu davasına konu dava dosyası yer almamakla birlikte bu dosyaya ilişkin herhangi bir ihtirazi kaydın da bulunmadığını, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.
maddesinin alt bentleri de gözetildiğinde tespit tutanağına konu olan ve 7. maddedeki kriterler esas alınarak belirlenen dava ve icra dosyalarının derdest olan dosyalar olduğunu, dolayısıyla hisse devir tarihi öncesinde tamamlanmış dosyaların bu kapsamda değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.2 maddesi uyarınca bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının faiz ve icra dosyasına ilişkin giderleri talebinin yerinde olmadığını, müvekkilinin dayanak mahkeme ilamı ile hüküm altına alınan bedelden sorumlu tutulabileceğini icra takibine ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden karara ilişkin olarak yapılan diğer masraflardan ve faizden sorumlu olmadığını savunarak davanın reddine istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava, ... hukuk sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup, 24.07.2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi dayalı olarak davanın açıldığı dikkate alındığında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 125 ... maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146 ncı maddesi gereği zamanaşımı süresi 10 yıl olduğundan, zamanaşımı def'inin reddi gerektiği, toplanan tüm deliller ışığında, 4628 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesine 5496 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile eklenen ...'ın faaliyet alanında yer ... ve dağıtım faaliyeti için gerekli olan işletme ve varlıklar üzerinde, mülkiyet hakkı saklı kalmak kaydıyla, ...
ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermek üzere kurulan elektrik dağıtım şirketleri arasında işletme hakkı devir sözleşmesi düzenlenebilir hükmüne istinaden ... ile %100 kamu hissesine sahip olan ... arasında işletme hakkı devir sözleşmesi düzenlendiği, bilahare ...'ın blok halinde hisselerinin davacıya satılarak devredildiği, dava konusu uyuşmazlıkta Adana 2. İş Mahkemesinde açılan davada davanın her ne kadar ...'a karşı açılmış görülse de davacı ...Ş. tarafından davaya cevap verilerek takip edildiği, İHDS öncesi dönemde gerçekleşen iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat talepli davanın kısmen kabulüne karar verilerek Yargıtay denetiminden geçip kesinleştiği, kararın Ankara 31.
İcra Müdürlüğünün 2009/9008 E. sayılı dosyasında takibe konulduğu, davacı tarafından 17.06.2009 tarihinde 256.784,17 TL ödeme yapıldığı, davacı lehine hükmedilen 12.000,00 TL vekalet ücreti ile işlemiş 1.183,56 TL faiz mahsup edildiğinde bu haliyle davacının ödemesi gerekli miktarın 256.803,89 TL olduğu, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının icra dosyasına yaptığı ödemenin (256.784,17 TL) davalı ...'a rücu edilebileceği kanaatine varıldığı, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebileceği, buna göre davacıya ödenecek miktarın ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 256.784,17 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmiş ise de ödeme tarihinin açıkça yazılmadığını, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği alacağa ilişkin ödemenin 2009 tarihinde gerçekleştiğini ancak davanın 2017 yılında açıldığını, sebepsiz zenginleşme davaları için öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, ayrıca davacının rücuya konu ettiği ödemelerin ...'a ait kamu hisselerinin satışına ilişkin sözleşmenin imzalanmasından önce şirket hisselerinin kamuya ait olduğu dönemde gerçekleşmiş olması nedeniyle davaya konu bedellerin ... Genel Müdürlüğünden talep edilmeyeceğini, davacı tarafından talep edilen tutarların ... Genel Müdürlüğünce ödenmesi durumunda mükerrer ödemenin söz konusu olacağının göz ardı edildiğini, gerekçeli kararda dilekçelerde yer ...
bilanço düzenlemelerine ilişkin yapılan açıklamaların dikkate alınmadığını, söz konusu alacak davasına ilişkin talep edilen bedelin ...'ın devre esas bilanço tarihinden önce ödendiği ortada olduğundan söz konusu ödemelerin müvekkilinden talep edilemeyeceğini, bu ödemelerin özelleşen şirketin şu anki hissedarları tarafından yapılmadığını, aksine hisselerin tamamının ...'a ait olduğu dönemde gerçekleştirildiğini ve devre esas bilanço kayıtlarında yer aldığını, nitekim Özelleştirme İdare Başkanlığının 04.04.2012 tarihli yazısında; devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden geçmiş yıllara ilişkin olarak ...'... herhangi bir talepte bulunamayacağının açıkça belirtildiğini, bu durumda ...
tarafından tekrar ödenmeleri halinde mükerrer ödeme yapılmış olacağını, işletme hakkının devri sözleşmesi, hisse devir sözleşmesi, ihale şartnamesi ve bilanço düzenlemeleri birlikte değerlendirilmeksizin salt işletme hakkı devir sözleşmesine istinaden karar verilmesinin doğru olmadığını, ihale şartnamesinin 22. ve hisse satış sözleşmesinin 9. maddesine göre davacının açmış olduğu rücuen alacak davasının kabulünün doğru olmadığını, ayrıca ...'ın kuruluş tarihi olan 01.03.2005'ten önce davacı şirketin faaliyet bölgesinde yer ... Adana, Gaziantep, Hatay, Mersin, ... ve Kilis illeri ve ilçelerinde elektrik dağıtım faaliyetlerinin, müvekkili şirketten ayrı bir tüzel kişiliğe sahip Gaziantep, Mersin, Hatay, ...
ve Kilis Elektrik dağıtım müesseseleri tarafından yürütüldüğünü, davacı ile müvekkili kurum arasında dava dosyalarına ilişkin düzenlenen ve her iki şirketin yönetim kurulunun onayından geçen tespit tutanağında belirlenen ve işletme hakkı devir sözleşmesinin 7. maddesindeki kriterler esas alındığı bu tutanakta dava konusu alacağa ilişkin dava dosyasının bulunmadığını, bu tutanağın derdest dava ve icra takiplerine ilişkin olduğunu, dolayısıyla hisse devir tarihinden önce tamamlanmış dosyaların bu kapsamda değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, zira dava konusu edilen tutarın ...'ın %100 hissesinin ...'a ait olduğu dönemde gerçekleştirilmiş olup devre esas bilanço kayıtlarında söz konusu bedelin davacı şirket lehine alacak olarak yer almadığını, davacının de söz konusu tespit tutanağına bir itirazı bulunmadığı halde işbu davayı açmış olmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, rücu davasına konu mahkeme kararında bahsi geçen alacak türünün ...'a bırakılan alacaklardan olmadığını, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.2 maddesi uyarınca bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının faiz talebinin yerinde olmadığını, davacının ödeme işlemi gerçekleştirildikten sonra rücu edilecek kişi ve rücu miktarını bilmesine rağmen kendi kusuruyla faizin artmasına neden olduğundan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi gereği avans faizi isteminin reddi gerektiğini, dava konusu alacağın dayanağı olan davada yasal faize hükmedildiği halde bu davada avans faizine hükmedilmesinin de doğru olmadığını, aksi halde davacının sebepsiz zenginleşeceğini, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de doğru olmadığını, kaldı ki ödeme tarihinin dahi belli olmadığını, müvekkili lehine ve aleyhine hükmedilen vekalet ücreti, harç ve yargılama giderlerinde de hata bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 16.04.2009 tarihli ve 2008/15182 E., 2009/5706 K. sayılı ilamı ile kesinleşen rücuya esas Adana 2. İş Mahkemesinin 13.05.2008 tarih ve 2007/748 E., 2008/585 K. sayılı kararına göre davacıların ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., davalının ...-Adana olduğu manevi tazminat davasına konu olayda; davacıların murisi ... ...'in 21.07.2003 tarihinde uğradığı iş kazasında ölümü nedeniyle destek yoksun kalan davacıların yaşadıkları manevi acının telafisi amacıyla açılan manevi tazminat davasında davanın kısmen kabulü ile davacı eş ... için 25.000,00 TL, çocuklar ..., ..., ..., ve ... için takdiren 20.000,00 TL manevi tazminat alacağının 21.07.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınıp davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, rücuya esas mahkeme ilamına dayalı olarak 3.
kişi vekili tarafından Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2009/9008 E. sayılı dosyasında ...-Adana başlatılan icra takibinde davalı ... Edaş tarafından 256.784,17 TL'nin 3. kişi vekili hesabına 17.06.2009 tarihinde ödendiği, taraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ...
olduğunun hükme bağlandığı, davacı tarafından yapılan ödemenin İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı 24.07.2006 tarihinden önceki döneme isabet eden 21.07.2003 tarihinde meydana gelen olaya dayandığı, rücuen alacağa dayanak olan Adana 2. İş Mahkemesi'ndeki davanın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği tüm bedelin davalıdan rücuen talep ve dava hakkının bulunduğu, rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğünün de bulunmadığı, alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesine dayandığından sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'un 125 ...
maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin davacının ödeme yaptığı 17.06.2009 tarihi itibarıyla dolmadığı, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebileceği, o halde ilk derece mahkemesince davacının sunduğu ödeme belgesine göre dava dışı 3.kişiye ödeme yaptığı 17.06.2009 tarihinden itibaren ödenen tutara avans faizi hükmedilmesinde bir isabetsizliğin görülmediği, ne var ki ilk derece mahkemesince hükmün gerekçesinde ödeme tarihi belirtilmiş ise de gerek kısa kararda gerekse gerekçeli kararın hüküm fıkrasında faiz başlangıç tarihi olarak hüküm altına alınan ödeme tarihinin açıkça yazılmamış olmasının hükmün infazının açık olmasını emreden ve kamu düzeninden olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355 ...
maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin diğer istinaf istemlerine yönelik başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin 6100 sayılı Kanun'un 355 ... maddesi uyarınca istinaf başvurusu ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi Kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, 256.784,17 TL'nin ödeme tarihi olan 17.06.2009 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının işletme devir hakkı sözleşmesi hükümlerine istinaden davalıya karşı rücuan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 125 ... maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146 ncı maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/989836000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz