Rücuen alacak | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/8840 E. 2015/9697 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihbar yükümlülüğü↗ rücuen alacak↗ rücu hakkı↗ satış sözleşmesi↗ tazminat davası↗ hisse devir sözleşmesi↗ rücu↗ işlemiş faiz↗ sulh hukuk mahkemesi↗ kâr dağıtımı↗ ihbar↗ haksız fiil↗ yargılama gideri↗ sulh↗ ihtarname↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin dava dışı şahsın taşınmazına elektrik hattı geçirmek suretiyle İHDS'den önce kamulaştırmasız el attığı ve bu nedenle Karacabey Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada davalı olarak davacının yer aldığı, kararın icra takibe konulması üzerine de davacı tarafından hükmolunan tazminat ve fer'ileri dahil olmak üzere 4.146,11 TL'nin 07.01.2009 tarihinde icra dosyasına yatırıldığı, davacının İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddelerine dayanarak davalıdan rücu talebinde bulunabileceği, dava dışı U. Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında imzalanan 31.08.2010 tarihli hisse devir sözleşmesinin 9.3, 9.4 maddesinin ve özelleştirmeye ilişkin ihale şartnamesinin 22. maddesinin d, f, p bentlerinin davacının rücu hakkını davalıya karşı ileri sürmesine engel oluşturmadığı, çünkü sözleşmenin 9. maddesinin 9/4 bendinde “alıcı ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla şirkette yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç yükümlülüklerden kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketin sorumlu olduğu...” şeklindeki düzenlemede yer alan “işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla “ şartı nedeniyle işletme hakkı sözleşmesinin yürürlükte olduğu ve 31.08.2010 tarihli hisse satış sözleşmesinin dava konusu olaya uygulanamayacağı, davacının ödemeyi yaptıktan sonra davalıya herhangi bir ihtarname göndermediği ancak, davalının İHDS'den önce dava dışı şahsın taşınmazı üzerinde gerçekleştirdiği kamulaştırmasız el atma eyleminin özü itibariyle bir haksız fiil olduğu ve haksız fiillerde fiilin işlendiği tarihten itibaren temerrüdün gerçekleştiği yani, davalının gerçekleştirdiği eylemi ve sonuçlarını, doğan borcu bildiğinden ayrıca uyarılmasına gerek olmadığı, çünkü haksız fiil tarihi itibariyle temerrütte olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 4.146,11 TL'nin ödeme tarihinden itibaren değişen oranda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen 24.07.2006 tarihli sözleşme ile dört ilden oluşan elektrik dağıtım bölgesinde yer alan ve T. uhdesinde bulunan dağıtım sistemi, dağıtım tesisleri ve dağıtım tesislerinin işletilmesi için zorunlu taşınır ve taşınmazların, mülkiyet hakkı saklı kalmak koşuluyla, işletme hakkı U. E.'a devredilmiş, sözleşmenin 7. maddesi ile dağıtım faaliyetinden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırılması yoluna gidilmiştir. Anılan sözleşmenin 7.2 maddesi, "Dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olarak, sözleşmenin imza tarihinden sonra ortaya çıkacak idari ve hukuki ihtilaflar şirket tarafından derhal T.'a bildirilir. Söz konusu dağıtım tesislerinin mülkiyetine dair bu idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bunlardan doğacak her türlü sorumluluk T.'a aittir. Şirket, gecikmesinde tehlike olan durumlarda T.'a bildirimde bulunmakla birlikte T. adına ve/veya hesabına gerekli tedbirleri almak ve işlemleri yapmakla yükümlüdür. Şirket tarafından alınan tedbirler ve gerçekleştirilen işlemlere ilişkin masraflar belgelendirilmek ve makul olmak şartıyla T. tarafından karşılanır." hükmünü içermektedir.
Somut uyuşmazlıkta, dağıtım faaliyetinin davalı T. tarafından gerçekleştirildiği dönemde yüksek gerilim hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın maliki tarafından, sözleşmenin imza tarihinden sonra davacı aleyhine tazminat davası açılmış, dava kabulle sonuçlanmış, yine davacı aleyhine icra takibine başlanılması üzerine taşınmaz malikine 4.146,11 TL ödeme yapılmıştır. Mahkemece, davalının bu meblağın tümünden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, sözleşmenin anılan 7.2 maddesindeki ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, mahkemece bu yükümlülüğe uyulmamasının sonuçları da değerlendirilmemiştir. Oysa, davacı tarafından yapılan bu ödeme tazminat miktarı ile birlikte işlemiş faiz, yargılama gideri, vekalet ücreti, icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi de içermekte olup, mahkemece sözleşmenin anılan 7.2 maddesi göz önünde bulundurularak davacının davalıya ne miktarda rücu edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Rücuen alacak | Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8844 E. 2015/9698 K.
Ortak:ihbar yükümlülüğü · rücuen alacak · rücu hakkı · satış sözleşmesi · tazminat davası · hisse devir sözleşmesi · rücu · işlemiş faiz · Rücuen alacak, Alacak
İncelediğiniz karardaEnerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında imzalanan 31.08.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinin» 9.3, 9.4 maddesinin ve özelleştirmeye ilişkin ihale şartnamesinin 22. maddesinin d, f, p bentlerinin davacının «rücu hakkını» davalıya karşı ileri sürmesine engel oluşturmadığı, çünkü sözleşmenin 9. maddesinin 9/4 bendinde “alıcı ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla şirkette yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç yükümlülüklerden kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketin sorumlu olduğu...” şeklindeki düzenlemede yer alan “işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla “ şartı nedeniyle işletme hakkı sözleşmesinin yürürlükte olduğu ve 31.08.2010 tarihli hisse «satış sözleşmesinin» dava konusu olaya uygulanamayacağı, davacının ödemeyi yaptıktan sonra davalıya herhangi bir «ihtarname» göndermediği ancak, davalının İHDS'den önce dava dışı şahsın taşınmazı üzerinde gerçekleştirdiği kamulaştırmasız el atma eyleminin özü itibariyle bir «haksız fiil» olduğu ve haksız fiillerde fiilin işlendiği tarihten itibaren «temerrüdün» gerçekleştiği yani, davalının gerçekleştirdiği eylemi ve sonuçlarını, doğan borcu bildiğinden ayrıca uyarılmasına gerek olmadığı, çünkü haksız fiil tarihi itibariy …
Oysa, davacı tarafından yapılan bu ödeme tazminat miktarı ile birlikte «işlemiş faiz», «yargılama gideri», «vekalet ücreti», icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi de içermekte olup, mahkemece sözleşmenin anılan 7.2 maddesi göz önünde bulundurularak davacının davalıya ne miktarda «rücu» edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… lh Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada davalı olarak davacının yer aldığı, kararın icra takibe konulması üzerine de davacı tarafından hükmolunan tazminat ve fer'ileri «dahil» olmak üzere 4.146,11 TL'nin 07.01.2009 tarihinde icra dosyasına yatırıldığı, davacının İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddelerine dayanarak davalıdan «rücu» talebinde bulunabileceği, dava dışı U.
Benzer bu karardaEnerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında imzalanan 31.08.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinin» 9.3, 9.4 maddesinin ve özelleştirmeye ilişkin ihale şartnamesinin 22. maddesinin d, f, p bentlerinin davacının «rücu hakkını» davalıya karşı ileri sürmesine engel oluşturmadığı, çünkü sözleşmenin 9. maddesinin 9/4 bendinde “alıcı ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla şirkette yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç yükümlülüklerden kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketin sorumlu olduğu...” şeklindeki düzenlemede yer alan “işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla “ şartı nedeniyle işletme hakkı sözleşmesinin yürürlükte olduğu ve 31.08.2010 tarihli hisse «satış sözleşmesinin» dava konusu olaya uygulanamayacağı, davacının ödemeyi yaptıktan sonra davalıya herhangi bir «ihtarname» göndermediği ancak, davalının İHDS'den önce dava dışı şahsın taşınmazı üzerinde gerçekleştirdiği kamulaştırmasız el atma eyleminin özü itibariyle bir «haksız fiil» olduğu ve haksız fiillerde fiilin işlendiği tarihten itibaren «temerrüdün» gerçekleştiği yani, davalının gerçekleştirdiği eylemi ve sonuçlarını, doğan borcu bildiğinden ayrıca uyarılmasına gerek olmadığı, çünkü haksız fiil tarihi itibariy …
Oysa, davacı tarafından yapılan bu ödeme tazminat miktarı ile birlikte «işlemiş faiz», «yargılama gideri», «vekalet ücreti», icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi de içermekte olup, mahkemece sözleşmenin anılan 7.2 maddesi göz önünde bulundurularak davacının davalıya ne miktarda «rücu» edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… denle Karacabey SHM'de açılan davada davalı olarak davacının yer aldığı, kararın icra takibe konulması üzerine de davacı tarafından hükmolunan tazminat ve fer'ileri «dahil» olmak üzere 5.471,54 TL'nin 11/08/2009 tarihinde icra dosyasına yatırıldığı, davacının İHDS'nin 7.4 ve 7.6 m. dayanarak davalıdan «rücu» talebinde bulunabileceği, dava dışı U.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11453 E. 2014/15125 K.
Ortak:ihbar yükümlülüğü · rücuen alacak · tazminat davası · hisse devir sözleşmesi · rücu · işlemiş faiz · kâr dağıtımı · ihbar
İncelediğiniz karardaEnerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında imzalanan 31.08.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinin» 9.3, 9.4 maddesinin ve özelleştirmeye ilişkin ihale şartnamesinin 22. maddesinin d, f, p bentlerinin davacının «rücu hakkını» davalıya karşı ileri sürmesine engel oluşturmadığı, çünkü sözleşmenin 9. maddesinin 9/4 bendinde “alıcı ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla şirkette yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç yükümlülüklerden kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketin sorumlu olduğu...” şeklindeki düzenlemede yer alan “işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla “ şartı nedeniyle işletme hakkı sözleşmesinin yürürlükte olduğu ve 31.08.2010 tarihli hisse «satış sözleşmesinin» dava konusu olaya uygulanamayacağı, davacının ödemeyi yaptıktan sonra davalıya herhangi bir «ihtarname» göndermediği ancak, davalının İHDS'den önce dava dışı şahsın taşınmazı üzerinde gerçekleştirdiği kamulaştırmasız el atma eyleminin özü itibariyle bir «haksız fiil» olduğu ve haksız fiillerde fiilin işlendiği tarihten itibaren «temerrüdün» gerçekleştiği yani, davalının gerçekleştirdiği eylemi ve sonuçlarını, doğan borcu bildiğinden ayrıca uyarılmasına gerek olmadığı, çünkü haksız fiil tarihi itibariy …
Somut uyuşmazlıkta, «dağıtım» faaliyetinin davalı T. tarafından gerçekleştirildiği dönemde yüksek gerilim hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın maliki tarafından, sözleşmenin imza tarihinden sonra davacı aleyhine «tazminat davası» açılmış, dava kabulle sonuçlanmış, yine davacı aleyhine icra takibine başlanılması üzerine taşınmaz malikine 4.146,11 TL ödeme yapılmıştır.
Ancak, sözleşmenin anılan 7.2 maddesindeki «ihbar yükümlülüğünün» yerine getirildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, mahkemece bu yükümlülüğe uyulmamasının sonuçları da değerlendirilmemiştir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta, «dağıtım» faaliyetinin davalı ... tarafından gerçekleştirildiği dönemde yüksek gerilim hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın maliki tarafından, sözleşmenin imza tarihinden sonra davacı aleyhine «tazminat davası» açılmış, dava kabulle sonuçlanmış, yine davacı aleyhine icra takibine başlanılması üzerine taşınmaz malikine 3.146,18 TL ödeme yapılmıştır.
Ancak, sözleşmenin anılan 7.2 maddesindeki «ihbar yükümlülüğünün» yerine getirildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, mahkemece bu yükümlülüğe uyulmamasının sonuçları da değerlendirilmemiştir.
Bu itibarla, mahkemece gerekirse «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacı tarafından yapılan bu ödeme, tazminat miktarı ile birlikte «işlemiş faiz», «yargılama gideri», «vekalet ücreti», icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi içermekte olup, davacının davalıya ne miktarda «rücu» edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece gerekirse «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacı tarafından yapılan bu ödeme, tazminat miktarı ile birlikte «işlemiş faiz», «yargılama gideri», «vekalet ücreti», icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi içermekte olup, davacının davalıya ne miktarda «rücu» edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11419 E. 2014/15101 K.
Ortak:ihbar yükümlülüğü · rücuen alacak · tazminat davası · hisse devir sözleşmesi · rücu · işlemiş faiz · kâr dağıtımı · ihbar
İncelediğiniz karardaEnerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında imzalanan 31.08.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinin» 9.3, 9.4 maddesinin ve özelleştirmeye ilişkin ihale şartnamesinin 22. maddesinin d, f, p bentlerinin davacının «rücu hakkını» davalıya karşı ileri sürmesine engel oluşturmadığı, çünkü sözleşmenin 9. maddesinin 9/4 bendinde “alıcı ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla şirkette yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç yükümlülüklerden kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketin sorumlu olduğu...” şeklindeki düzenlemede yer alan “işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla “ şartı nedeniyle işletme hakkı sözleşmesinin yürürlükte olduğu ve 31.08.2010 tarihli hisse «satış sözleşmesinin» dava konusu olaya uygulanamayacağı, davacının ödemeyi yaptıktan sonra davalıya herhangi bir «ihtarname» göndermediği ancak, davalının İHDS'den önce dava dışı şahsın taşınmazı üzerinde gerçekleştirdiği kamulaştırmasız el atma eyleminin özü itibariyle bir «haksız fiil» olduğu ve haksız fiillerde fiilin işlendiği tarihten itibaren «temerrüdün» gerçekleştiği yani, davalının gerçekleştirdiği eylemi ve sonuçlarını, doğan borcu bildiğinden ayrıca uyarılmasına gerek olmadığı, çünkü haksız fiil tarihi itibariy …
Somut uyuşmazlıkta, «dağıtım» faaliyetinin davalı T. tarafından gerçekleştirildiği dönemde yüksek gerilim hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın maliki tarafından, sözleşmenin imza tarihinden sonra davacı aleyhine «tazminat davası» açılmış, dava kabulle sonuçlanmış, yine davacı aleyhine icra takibine başlanılması üzerine taşınmaz malikine 4.146,11 TL ödeme yapılmıştır.
Ancak, sözleşmenin anılan 7.2 maddesindeki «ihbar yükümlülüğünün» yerine getirildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, mahkemece bu yükümlülüğe uyulmamasının sonuçları da değerlendirilmemiştir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta, «dağıtım» faaliyetinin davalı ... tarafından gerçekleştirildiği dönemde yüksek gerilim hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın maliki tarafından, sözleşmenin imza tarihinden sonra davacı aleyhine «tazminat davası» açılmış, dava kabulle sonuçlanmış, yine davacı aleyhine icra takibine başlanılması üzerine taşınmaz malikine 3.336,88 TL ödeme yapılmıştır.
Ancak, sözleşmenin anılan 7.2 maddesindeki «ihbar yükümlülüğünün» yerine getirildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, mahkemece bu yükümlülüğe uyulmamasının sonuçları da değerlendirilmemiştir.
Bu itibarla, mahkemece gerekirse «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacı tarafından yapılan bu ödeme, tazminat miktarı ile birlikte «işlemiş faiz», «yargılama gideri», «vekalet ücreti», icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi içermekte olup, davacının davalıya ne miktarda «rücu» edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece gerekirse «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacı tarafından yapılan bu ödeme, tazminat miktarı ile birlikte «işlemiş faiz», «yargılama gideri», «vekalet ücreti», icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi içermekte olup, davacının davalıya ne miktarda «rücu» edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10297 E. 2015/10027 K.
Ortak:ihbar yükümlülüğü · rücuen alacak · tazminat davası · rücu · işlemiş faiz · kâr dağıtımı · ihbar · yargılama gideri
İncelediğiniz karardaOysa, davacı tarafından yapılan bu ödeme tazminat miktarı ile birlikte «işlemiş faiz», «yargılama gideri», «vekalet ücreti», icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi de içermekte olup, mahkemece sözleşmenin anılan 7.2 maddesi göz önünde bulundurularak davacının davalıya ne miktarda «rücu» edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, «dağıtım» faaliyetinin davalı T. tarafından gerçekleştirildiği dönemde yüksek gerilim hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın maliki tarafından, sözleşmenin imza tarihinden sonra davacı aleyhine «tazminat davası» açılmış, dava kabulle sonuçlanmış, yine davacı aleyhine icra takibine başlanılması üzerine taşınmaz malikine 4.146,11 TL ödeme yapılmıştır.
Ancak, sözleşmenin anılan 7.2 maddesindeki «ihbar yükümlülüğünün» yerine getirildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, mahkemece bu yükümlülüğe uyulmamasının sonuçları da değerlendirilmemiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece gerekirse «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacı tarafından yapılan bu ödeme, tazminat miktarı ile birlikte «işlemiş faiz», «yargılama gideri», «vekalet ücreti», icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi içermekte olup, davacının davalıya ne miktarda «rücu» edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, «dağıtım» faaliyetinin davalı T. tarafından gerçekleştirildiği dönemde yüksek gerilim hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın maliki tarafından, sözleşmenin imza tarihinden sonra davacı aleyhine «tazminat davası» açılmış, dava kabulle sonuçlanmış, yine davacı aleyhine icra takibine başlanılması üzerine taşınmaz malikine 3.100,51 TL ödeme yapılmıştır.
Ancak, sözleşmenin anılan 7.2 maddesindeki «ihbar yükümlülüğünün» yerine getirildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, mahkemece bu yükümlülüğe uyulmamasının sonuçları da değerlendirilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece gerekirse «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacı tarafından yapılan bu ödeme, tazminat miktarı ile birlikte «işlemiş faiz», «yargılama gideri», «vekalet ücreti», icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi içermekte olup, davacının davalıya ne miktarda «rücu» edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11423 E. 2014/15105 K.
Ortak:ihbar yükümlülüğü · rücuen alacak · tazminat davası · hisse devir sözleşmesi · rücu · işlemiş faiz · kâr dağıtımı · ihbar
İncelediğiniz karardaEnerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında imzalanan 31.08.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinin» 9.3, 9.4 maddesinin ve özelleştirmeye ilişkin ihale şartnamesinin 22. maddesinin d, f, p bentlerinin davacının «rücu hakkını» davalıya karşı ileri sürmesine engel oluşturmadığı, çünkü sözleşmenin 9. maddesinin 9/4 bendinde “alıcı ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla şirkette yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç yükümlülüklerden kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketin sorumlu olduğu...” şeklindeki düzenlemede yer alan “işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla “ şartı nedeniyle işletme hakkı sözleşmesinin yürürlükte olduğu ve 31.08.2010 tarihli hisse «satış sözleşmesinin» dava konusu olaya uygulanamayacağı, davacının ödemeyi yaptıktan sonra davalıya herhangi bir «ihtarname» göndermediği ancak, davalının İHDS'den önce dava dışı şahsın taşınmazı üzerinde gerçekleştirdiği kamulaştırmasız el atma eyleminin özü itibariyle bir «haksız fiil» olduğu ve haksız fiillerde fiilin işlendiği tarihten itibaren «temerrüdün» gerçekleştiği yani, davalının gerçekleştirdiği eylemi ve sonuçlarını, doğan borcu bildiğinden ayrıca uyarılmasına gerek olmadığı, çünkü haksız fiil tarihi itibariy …
Somut uyuşmazlıkta, «dağıtım» faaliyetinin davalı T. tarafından gerçekleştirildiği dönemde yüksek gerilim hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın maliki tarafından, sözleşmenin imza tarihinden sonra davacı aleyhine «tazminat davası» açılmış, dava kabulle sonuçlanmış, yine davacı aleyhine icra takibine başlanılması üzerine taşınmaz malikine 4.146,11 TL ödeme yapılmıştır.
Ancak, sözleşmenin anılan 7.2 maddesindeki «ihbar yükümlülüğünün» yerine getirildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, mahkemece bu yükümlülüğe uyulmamasının sonuçları da değerlendirilmemiştir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta, «dağıtım» faaliyetinin davalı ... tarafından gerçekleştirildiği dönemde yüksek gerilim hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın maliki tarafından, sözleşmenin imza tarihinden sonra davacı aleyhine «tazminat davası» açılmış, dava kabulle sonuçlanmış, yine davacı aleyhine icra takibine başlanılması üzerine taşınmaz malikine 2.132,95 TL ödeme yapılmıştır.
Ancak, sözleşmenin anılan 7.2 maddesindeki «ihbar yükümlülüğünün» yerine getirildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, mahkemece bu yükümlülüğe uyulmamasının sonuçları da değerlendirilmemiştir.
Bu itibarla, mahkemece gerekirse «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacı tarafından yapılan bu ödeme, tazminat miktarı ile birlikte «işlemiş faiz», «yargılama gideri», «vekalet ücreti», icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi içermekte olup, davacının davalıya ne miktarda «rücu» edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece gerekirse «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacı tarafından yapılan bu ödeme, tazminat miktarı ile birlikte «işlemiş faiz», «yargılama gideri», «vekalet ücreti», icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi içermekte olup, davacının davalıya ne miktarda «rücu» edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11428 E. 2014/15109 K.
Ortak:ihbar yükümlülüğü · rücuen alacak · tazminat davası · hisse devir sözleşmesi · rücu · işlemiş faiz · kâr dağıtımı · ihbar
İncelediğiniz karardaEnerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında imzalanan 31.08.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinin» 9.3, 9.4 maddesinin ve özelleştirmeye ilişkin ihale şartnamesinin 22. maddesinin d, f, p bentlerinin davacının «rücu hakkını» davalıya karşı ileri sürmesine engel oluşturmadığı, çünkü sözleşmenin 9. maddesinin 9/4 bendinde “alıcı ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla şirkette yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç yükümlülüklerden kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketin sorumlu olduğu...” şeklindeki düzenlemede yer alan “işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla “ şartı nedeniyle işletme hakkı sözleşmesinin yürürlükte olduğu ve 31.08.2010 tarihli hisse «satış sözleşmesinin» dava konusu olaya uygulanamayacağı, davacının ödemeyi yaptıktan sonra davalıya herhangi bir «ihtarname» göndermediği ancak, davalının İHDS'den önce dava dışı şahsın taşınmazı üzerinde gerçekleştirdiği kamulaştırmasız el atma eyleminin özü itibariyle bir «haksız fiil» olduğu ve haksız fiillerde fiilin işlendiği tarihten itibaren «temerrüdün» gerçekleştiği yani, davalının gerçekleştirdiği eylemi ve sonuçlarını, doğan borcu bildiğinden ayrıca uyarılmasına gerek olmadığı, çünkü haksız fiil tarihi itibariy …
Somut uyuşmazlıkta, «dağıtım» faaliyetinin davalı T. tarafından gerçekleştirildiği dönemde yüksek gerilim hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın maliki tarafından, sözleşmenin imza tarihinden sonra davacı aleyhine «tazminat davası» açılmış, dava kabulle sonuçlanmış, yine davacı aleyhine icra takibine başlanılması üzerine taşınmaz malikine 4.146,11 TL ödeme yapılmıştır.
Ancak, sözleşmenin anılan 7.2 maddesindeki «ihbar yükümlülüğünün» yerine getirildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, mahkemece bu yükümlülüğe uyulmamasının sonuçları da değerlendirilmemiştir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta, «dağıtım» faaliyetinin davalı ... tarafından gerçekleştirildiği dönemde yüksek gerilim hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın maliki tarafından, sözleşmenin imza tarihinden sonra davacı aleyhine «tazminat davası» açılmış, dava kabulle sonuçlanmış, yine davacı aleyhine icra takibine başlanılması üzerine taşınmaz malikine 4.260,22 TL ödeme yapılmıştır.
Ancak, sözleşmenin anılan 7.2 maddesindeki «ihbar yükümlülüğünün» yerine getirildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, mahkemece bu yükümlülüğe uyulmamasının sonuçları da değerlendirilmemiştir.
Bu itibarla, mahkemece gerekirse «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacı tarafından yapılan bu ödeme, tazminat miktarı ile birlikte «işlemiş faiz», «yargılama gideri», «vekalet ücreti», icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi içermekte olup, davacının davalıya ne miktarda «rücu» edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece gerekirse «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacı tarafından yapılan bu ödeme, tazminat miktarı ile birlikte «işlemiş faiz», «yargılama gideri», «vekalet ücreti», icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi içermekte olup, davacının davalıya ne miktarda «rücu» edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8841 E. 2015/9503 K.
Ortak:ihbar yükümlülüğü · rücuen alacak · tazminat davası · rücu · işlemiş faiz · kâr dağıtımı · ihbar · haksız fiil
İncelediğiniz karardaEnerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında imzalanan 31.08.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinin» 9.3, 9.4 maddesinin ve özelleştirmeye ilişkin ihale şartnamesinin 22. maddesinin d, f, p bentlerinin davacının «rücu hakkını» davalıya karşı ileri sürmesine engel oluşturmadığı, çünkü sözleşmenin 9. maddesinin 9/4 bendinde “alıcı ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla şirkette yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç yükümlülüklerden kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketin sorumlu olduğu...” şeklindeki düzenlemede yer alan “işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla “ şartı nedeniyle işletme hakkı sözleşmesinin yürürlükte olduğu ve 31.08.2010 tarihli hisse «satış sözleşmesinin» dava konusu olaya uygulanamayacağı, davacının ödemeyi yaptıktan sonra davalıya herhangi bir «ihtarname» göndermediği ancak, davalının İHDS'den önce dava dışı şahsın taşınmazı üzerinde gerçekleştirdiği kamulaştırmasız el atma eyleminin özü itibariyle bir «haksız fiil» olduğu ve haksız fiillerde fiilin işlendiği tarihten itibaren «temerrüdün» gerçekleştiği yani, davalının gerçekleştirdiği eylemi ve sonuçlarını, doğan borcu bildiğinden ayrıca uyarılmasına gerek olmadığı, çünkü haksız fiil tarihi itibariy …
Somut uyuşmazlıkta, «dağıtım» faaliyetinin davalı T. tarafından gerçekleştirildiği dönemde yüksek gerilim hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın maliki tarafından, sözleşmenin imza tarihinden sonra davacı aleyhine «tazminat davası» açılmış, dava kabulle sonuçlanmış, yine davacı aleyhine icra takibine başlanılması üzerine taşınmaz malikine 4.146,11 TL ödeme yapılmıştır.
Ancak, sözleşmenin anılan 7.2 maddesindeki «ihbar yükümlülüğünün» yerine getirildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, mahkemece bu yükümlülüğe uyulmamasının sonuçları da değerlendirilmemiştir.
Benzer bu kararda… savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; işletme hakkı devir sözleşmesinden önce kamulaştırmasız el konulan taşınmaz ile ilgili olarak davacı aleyhine «tazminat davası» açıldığı, açılan bu davanın kabulüne karar verildiği ve mahkeme kararının takibe konulduğu, davacı tarafından takip sonucu 11.08.2008 tarihi itibariyle 2.683,03 TL ödemenin icra dosyasına yapıldığı, taraflar arasında imzalanan işletme hakkı devir sözleşmesi'nin 7.4. maddesi gereğince ödenen miktardan davalının sorumlu olduğu, kamulaştırmasız el atmanın «haksız fiil» niteliğinde olması sebebiyle «temerrüt ihtarına» gerek olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.693,03 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, «dağıtım» faaliyetinin davalı T.tarafından gerçekleştirildiği dönemde yüksek gerilim hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın maliki tarafından, sözleşmenin imza tarihinden sonra davacı aleyhine «tazminat davası» açılmış, dava kabulle sonuçlanmış, yine davacı aleyhine icra takibine başlanılması üzerine icra dosyasına 2.683,03 TL ödeme yapılmıştır.
Ancak, sözleşmenin anılan 7.2 maddesindeki «ihbar yükümlülüğünün» yerine getirildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, mahkemece bu yükümlülüğe uyulmamasının sonuçları da değerlendirilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt ihtarı · ihtar · bilirkişi incelemesi · avans faizi
Benzer bu kararda… savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; işletme hakkı devir sözleşmesinden önce kamulaştırmasız el konulan taşınmaz ile ilgili olarak davacı aleyhine «tazminat davası» açıldığı, açılan bu davanın kabulüne karar verildiği ve mahkeme kararının takibe konulduğu, davacı tarafından takip sonucu 11.08.2008 tarihi itibariyle 2.683,03 TL ödemenin icra dosyasına yapıldığı, taraflar arasında imzalanan işletme hakkı devir sözleşmesi'nin 7.4. maddesi gereğince ödenen miktardan davalının sorumlu olduğu, kamulaştırmasız el atmanın «haksız fiil» niteliğinde olması sebebiyle «temerrüt ihtarına» gerek olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.693,03 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece gerekirse «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, davacı tarafından yapılan bu ödeme, tazminat miktarı ile birlikte «işlemiş faiz», «yargılama gideri», «vekalet ücreti», icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi içermekte olup, davacının davalıya ne miktarda «rücu» edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/8840 E. , 2015/9697 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 04/10/2013
NUMARASI 2012/469-2013/454
Taraflar arasındaki davanın Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi Mahkemesi'nce verilen 04/10/2013 tarih ve 2012/469-2013/454 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Tedaş'ın özelleştirme kapsamına alınması ve 20 ayrı dağıtım şirketine ayrılması kapsamında müvekkili ile davalı arasında 24.07.2006 tarihinde "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi" akdedildiğini, anılan sözleşmenin 7.1, 7.2.
7. 3, 7.4, 7.5 ve 7.6 maddelerinde dağıtım faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırıldığını, davalının İHDS öncesi gerçekleştirdiği işlemler nedeniyle açılan dava sonucu Karacabey Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/105 E-2008/1147 K sayılı ilamının icra takibine konulduğu ve müvekkilinin icra dosyasına 4.146,11 TL ödediğini ileri sürerek, bu meblağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunmuş, davacı şirketin özelleştirilmesinin hisse satışı suretiyle gerçekleştirildiğini, İhale Şartnamesi ve Hisse Satış Sözleşmesi hükümleri uyarınca müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, ayrıca davacı tarafından düzenlenen devre esas bilanço ile geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin dava dışı şahsın taşınmazına elektrik hattı geçirmek suretiyle İHDS'den önce kamulaştırmasız el attığı ve bu nedenle Karacabey Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada davalı olarak davacının yer aldığı, kararın icra takibe konulması üzerine de davacı tarafından hükmolunan tazminat ve fer'ileri dahil olmak üzere 4.146,11 TL'nin 07.01.2009 tarihinde icra dosyasına yatırıldığı, davacının İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddelerine dayanarak davalıdan rücu talebinde bulunabileceği, dava dışı U. Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında imzalanan 31.08.2010 tarihli hisse devir sözleşmesinin 9.3, 9.4 maddesinin ve özelleştirmeye ilişkin ihale şartnamesinin 22.
maddesinin d, f, p bentlerinin davacının rücu hakkını davalıya karşı ileri sürmesine engel oluşturmadığı, çünkü sözleşmenin 9. maddesinin 9/4 bendinde “alıcı ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla şirkette yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç yükümlülüklerden kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketin sorumlu olduğu...” şeklindeki düzenlemede yer alan “işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla “ şartı nedeniyle işletme hakkı sözleşmesinin yürürlükte olduğu ve 31.08.2010 tarihli hisse satış sözleşmesinin dava konusu olaya uygulanamayacağı, davacının ödemeyi yaptıktan sonra davalıya herhangi bir ihtarname göndermediği ancak, davalının İHDS'den önce dava dışı şahsın taşınmazı üzerinde gerçekleştirdiği kamulaştırmasız el atma eyleminin özü itibariyle bir haksız fiil olduğu ve haksız fiillerde fiilin işlendiği tarihten itibaren temerrüdün gerçekleştiği yani, davalının gerçekleştirdiği eylemi ve sonuçlarını, doğan borcu bildiğinden ayrıca uyarılmasına gerek olmadığı, çünkü haksız fiil tarihi itibariyle temerrütte olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 4.146,11 TL'nin ödeme tarihinden itibaren değişen oranda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen 24.07.2006 tarihli sözleşme ile dört ilden oluşan elektrik dağıtım bölgesinde yer alan ve T. uhdesinde bulunan dağıtım sistemi, dağıtım tesisleri ve dağıtım tesislerinin işletilmesi için zorunlu taşınır ve taşınmazların, mülkiyet hakkı saklı kalmak koşuluyla, işletme hakkı U. E.'a devredilmiş, sözleşmenin 7. maddesi ile dağıtım faaliyetinden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırılması yoluna gidilmiştir. Anılan sözleşmenin 7.2 maddesi, "Dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olarak, sözleşmenin imza tarihinden sonra ortaya çıkacak idari ve hukuki ihtilaflar şirket tarafından derhal T.'a bildirilir.
Söz konusu dağıtım tesislerinin mülkiyetine dair bu idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bunlardan doğacak her türlü sorumluluk T.'a aittir. Şirket, gecikmesinde tehlike olan durumlarda T.'a bildirimde bulunmakla birlikte T. adına ve/veya hesabına gerekli tedbirleri almak ve işlemleri yapmakla yükümlüdür. Şirket tarafından alınan tedbirler ve gerçekleştirilen işlemlere ilişkin masraflar belgelendirilmek ve makul olmak şartıyla T. tarafından karşılanır." hükmünü içermektedir.
Somut uyuşmazlıkta, dağıtım faaliyetinin davalı T. tarafından gerçekleştirildiği dönemde yüksek gerilim hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın maliki tarafından, sözleşmenin imza tarihinden sonra davacı aleyhine tazminat davası açılmış, dava kabulle sonuçlanmış, yine davacı aleyhine icra takibine başlanılması üzerine taşınmaz malikine 4.146,11 TL ödeme yapılmıştır. Mahkemece, davalının bu meblağın tümünden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, sözleşmenin anılan 7.2 maddesindeki ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiği iddia ve ispat olunmadığı gibi, mahkemece bu yükümlülüğe uyulmamasının sonuçları da değerlendirilmemiştir. Oysa, davacı tarafından yapılan bu ödeme tazminat miktarı ile birlikte işlemiş faiz, yargılama gideri, vekalet ücreti, icra giderleri ve ilam sonrası işleyen faizi de içermekte olup, mahkemece sözleşmenin anılan 7.2 maddesi göz önünde bulundurularak davacının davalıya ne miktarda rücu edebileceğinin belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/130868600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz