Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/368 E. 2023/7099 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
amortisman↗ akaryakıt bayilik sözleşmesi↗ ariyet↗ vade farkı↗ rekabet kurulu kararı↗ intifa hakkı↗ zeyilname↗ ticari temerrüt faizi↗ faiz başlangıç tarihi↗ hizmet bedeli↗ teamül↗ bedel iadesi↗ rekabet yasağı↗ bayilik sözleşmesi↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ cezai şart↗ muacceliyet↗ oy yasağı↗ garantörlük↗ mahsup↗ fesih↗ sebepsiz zenginleşme↗ vade↗ kâr kaybı↗ protokol↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ fatura↗ taahhütname↗ terkin↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ avans faizi↗ temerrüt↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 26.02.2015 tarih ve 2012/28 E. ve 2015/137 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki intifa hakkı tesis ettirme taahhüdüne ilişkin protokolün 5 ... maddesinin üçüncü fıkrasına göre, "Tarafların ihtiyarı dışında herhangi bir resmi makamın ruhsatın iptali veya ..., karar ve müdahalesi veya yasa ve teamüllerle kabul edilen mücbir sebeplerle, kısmen veya tamamen yakıt ikmalinin yapılamaması veya bu yerde Akpet'in esas gayesi olan akaryakıt satış ve servisi faaliyetinin gerçekleştirilememesi veya bu ... ticaretin devamına mani herhangi halin zuhur etmesi durumunda” davacı Akpet'in sözleşmeyi derhal fesih hakkının bulunduğu, dava konusu ihtilafta Rekabet Kurulu kararıyla ortaya çıkan ve intifa hakkı süresini azami bir süreyle sınırlandıran gelişme de, sözleşmenin bu hükmü çerçevesinde davacıya sözleşmeyi feshetme hakkı tanındığının kabulü gerektiği, davacıya 11.12.2006 tarihinden geçerli olmak üzere 15 yıl süreli intifa hakkı tanındığı, intifa hakkının normal süresi sonu olan 11.12.2021 tarihinde sona ermesi gerektiği fakat Rekabet Kurulu kararları ve mevzuatı kapsamında 18.09.2010 tarihinde sona ereceği düşünülerek 27.01.2011 tarihi itibariyle feshedildiği, ancak dava konusu ihtilaftaki bayilik sözleşmesinin 27.01.2006 tarihli olduğu, beş yıllık sürenin 27.01.2011 tarihinde sona ereceği, bu durumda, intifa hakkının süresinin de rekabet etmeme hükmüne yer veren bayilik sözleşmesiyle uyumlu olması gereği karşısında, intifa hakkının da bu sözleşme süresinin sonunda sona ereceğinin kabul edilmesi gerektiği, böylece esasında 2021 yılında sona ermesi planlanan intifa hakkının süresinden önce sona ermesi ve en geç 27.01.2011 tarihinde terkin edilmesi gerekirken, davacı tarafından intifa hakkının 10.06.2013 tarihinde terkin edildiği, buna göre 15 yıllık intifa süresi karşılığı ödenen 189.200,00 TL miktar bakımından 27.01.2011 sona erme tarihi ile 11.12.2021 intifanın bitiş tarihi de dikkate alınarak, toplam 5479 günün kullanılan 1826 ... mahsup edildikten sonra kalan 3653 ... için bilirkişi kurulu raporundaki hesaplama doğrultusunda (189.200/5479=) 34,53 TL üzerinden 126.144,84 TL olması gerektiği, sözleşmelerin başlangıçta geçerli olarak kurulduğu, başlangıçta geçerli olan sözlemelerde artık güncellenmiş bedele hükmedilmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafın intifa bedelini kötü niyetli olarak elinde tuttuğunun söylenemeyeceği, ayrıca faiz başlangıç tarihinin de dava tarihi olması gerektiği ve davacının fazlaya ilişkin ve sair istemlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 126.144,84 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 09.03.2021 tarih, 2020/2617 E. ve 2021/2201 K. sayılı kararıyla davacı tarafından şerefiye bedeli adı altında davalıya yapılan ödemenin hangi hallerde geri istenebileceği hususu taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 5 ... maddesinin üçüncü fıkrası gereğince düzenlenmiş olduğu, anılan maddeye göre geri iadenin davalının kusurundan kaynaklanan bir nedenle sözleşmenin sona ermesi halinde mümkün olduğunun hüküm altına alındığı, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin Rekabet Kurulu kararıyla kendiliğinden sona erdiği, bu durumun protokolün mezkur maddesi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gözetilmeksizin dosya kapsamı ile bağdaşmayan gerekçeye istinaden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğine işaret edilerek bozulmuş, davacı vekilinin ise tüm temyiz itirazlarının ret edilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından şerefiye bedeli adı altında davalıya yapılan ödemenin hangi hallerde geri istenebileceği hususu taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 5 ... maddesinin üçüncü fıkrası gereğince düzenlendiği, anılan maddeye göre iadenin davalının kusurundan kaynaklanan bir nedenle sözleşmenin sona ermesi halinde mümkün olduğu, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin Rekabet Kurulu kararıyla kendiliğinden sona erdiği, bu durumun protokolün 5 ... maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu itibarla, davacı tarafın açmış olduğu davada haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı bayiye ödenen tutarın bayilik hizmet bedeli olduğun davalı tarafça da kabul edildiğini, yatırımların asıl gayesinin sözleşmenin 15 yıl süreceği inancı ile ödendiğini, kullanılmayan süreye tekabül eden kısmın ödenmeyerek sebepsiz zenginleşildiğini, davalının iyi niye kurallarına aykırı tutumunun korunamayacağını, bayilik sözleşmesinin 45 ... maddesinde taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin her ne suretle olursa olsun sona ermesi durumunda doğacak her türlü borcun muaccel olacağının düzenleme altına alındığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, akaryakıt bayilik sözleşmesine istinaden alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 18 ve 110 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2617 E. 2021/2201 K.
Ortak:intifa hakkı · faiz başlangıç tarihi · teamül · bayilik sözleşmesi · mahsup · fesih · protokol · terkin · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece 26.02.2015 tarih ve 2012/28 E. ve 2015/137 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki «intifa hakkı» tesis ettirme «taahhüdüne» ilişkin «protokolün» 5 ... maddesinin üçüncü fıkrasına göre, "Tarafların ihtiyarı dışında herhangi bir resmi makamın ruhsatın iptali veya ..., karar ve müdahalesi veya yasa ve «teamüllerle» kabul edilen mücbir sebeplerle, kısmen veya tamamen yakıt ikmalinin yapılamaması veya bu yerde Akpet'in esas gayesi olan akaryakıt satış ve servisi faaliyetinin gerçekleştirilememesi veya bu ... ticaretin devamına mani herhangi halin zuhur etmesi durumunda” davacı Akpet'in sözleşmeyi derhal «fesih» hakkının bulunduğu, dava konusu ihtilafta Rekabet Kurulu kararıyla ortaya çıkan ve intifa hakkı süresini azami bir süreyle sınırlandıran gelişme de, sözleşmenin bu hükmü çerçevesinde davacıya sözleşmeyi feshetme hakkı tanındığının kabulü gerektiği, davacıya 11.12.2006 tarihinden geçerli olmak üzere 15 yıl süreli intifa hakkı tanındığı, intifa hakkının normal süresi sonu olan 11.12.2021 tarihinde sona ermesi gerektiği fakat Rekabet Kurulu kararları ve mevzuatı kapsamında 18.09.2010 tarihinde sona ereceği düşünülerek 27.01.2011 tarihi itibariyle feshedildiği, ancak dava konusu ihtilaftaki «bayilik sözleşmesinin» 27.01.2006 tarihli olduğu, beş yıllık sürenin 27.01.2011 tarihinde sona ereceği, bu durumda, intifa hakkının süresinin de rekabet etmeme hükmüne yer veren bayilik sözleşmesiyle uyumlu olması gereği karşısında, intifa hakkının da bu sözleşme süresinin sonunda sona ereceğinin kabul edilmesi gerektiği, böylece esasında 2021 yılında sona ermesi planlanan intifa hakkının süresinden önce sona ermesi ve en geç 27.01.2011 tarihinde «terkin» edilmesi gerekirken, davacı tarafından intifa hakkının 10.06.2013 tarihinde terkin edildiği, buna göre 15 yıllık intifa süresi karşılığı ödenen 189.200,00 TL miktar bakımından 27.01.2011 sona erme tarihi ile 11.12.2021 intifanın bitiş tarihi de dikkate alınarak, toplam 5479 günün kullanılan 1826 ... «mahsup» edildikten sonra kalan 3653 ... için bilirkişi kurulu raporundaki hesaplama doğrultusunda (189.200/5479=) 34,53 TL üzerinden 126.144,84 TL olması gerektiği, sözleşmelerin başlangıçta geçerli olarak kurulduğu, başlangıçta geçerli olan sözlemelerde artık güncellenmiş bedele hükmedilmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafın intifa bedelini kötü niyetli olarak elinde tuttuğunun söylenemeyeceği, ayrıca «faiz başlangıç tarihinin» de dava tarihi olması gerektiği ve davacının fazlaya ilişkin ve sair istemlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 126.144,84 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… 2021/2201 K. sayılı kararıyla davacı tarafından şerefiye bedeli adı altında davalıya yapılan ödemenin hangi hallerde geri istenebileceği hususu taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 5 ... maddesinin üçüncü fıkrası gereğince düzenlenmiş olduğu, anılan maddeye göre geri iadenin davalının kusurundan kaynaklanan bir nedenle sözleşmenin sona ermesi halinde mümkün olduğunun hüküm altına alındığı, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin Rekabet Kurulu kararıyla kendiliğinden sona erdiği, bu durumun «protokolün» mezkur maddesi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gözetilmeksizin dosya kapsamı ile bağdaşmayan gerekçeye istinaden yazılı şekilde hüküm kurulması doğ …
… e sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından şerefiye bedeli adı altında davalıya yapılan ödemenin hangi hallerde geri istenebileceği hususu taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 5 ... maddesinin üçüncü fıkrası gereğince düzenlendiği, anılan maddeye göre iadenin davalının kusurundan kaynaklanan bir nedenle sözleşmenin sona ermesi halinde mümkün olduğu, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin Rekabet Kurulu kararıyla kendiliğinden sona erdiği, bu durumun «protokolün» 5 ... maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu itibarla, davacı tarafın açmış olduğu davada haksız olduğu gerekçesiy …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki «intifa hakkı» tesis ettirme taaahüdüne ilişkin «protokolün» 5.3. maddesine göre, "Tarafların ihtiyarı dışında herhangi bir resmi makamın ruhsatın iptali veya emir, karar ve müdahalesi veya yasa ve «teamüllerle» kabul edilen mücbir sebeplerle, kısmen veya tamamen yakıt ikmalinin yapılamaması veya bu yerde Akpet'in esas gayesi olan akaryakıt satış ve servisi faaliyetinin gerçekleştirilememesi veya bu kabil ticaretin devamına mani herhangi halin zuhur etmesi durumunda” davacı Akpet'in sözleşmeyi derhal «fesih» hakkının bulunduğu, dava konusu ihtilafta Rekabet Kurulu kararıyla ortaya çıkan ve intifa hakkı süresini azami bir süreyle sınırlandıran gelişme de, sözleşmenin bu hükmü çerçevesinde davacıya sözleşmeyi feshetme hakkı tanındığının kabulü gerektiği, davacıya 11.12.2006 tarihinden geçerli olmak üzere 15 yıl süreli intifa hakkı tanındığı, intifa hakkının normal süresi sonu olan 11.12.2021 tarihinde sona ermesi gerektiği fakat Rekabet Kurulu kararlan ve mevzuatı kapsamında 18.09.2010 tarihinde sona ereceği düşünülerek 27.01.2011 tarihi itibariyle feshedildiği, ancak dava konusu ihtilaftaki «bayilik sözleşmesinin» 27.01.2006 tarihli olduğu, beş yıllık sürenin 27.01.2011 tarihinde sona ereceği, bu durumda, intifa hakkının süresinin de rekabet etmeme hükmüne yer veren bayilik sözleşmesiyle uyumlu olması gereği karşısında, intifa hakkının da bu sözleşme süresinin sonunda sona ereceğinin kabul edilmesi gerektiği, böylece esasında 2021 yılında sona ermesi planlanan intifa hakkının süresinden önce sona ermesi ve en geç 27.01.2011 tarihinde «terkin» edilmesi gerekirken, davacı tarafından intifa hakkının 10.06.2013 tarihinde terkin edildiği, buna göre 15 yıllık intifa süresi karşılığı ödenen 189.200,00 TL miktar bakımından 27.01.2011 sona erme tarihi ile 11.12.2021 intifanın bitiş tarihi de dikkate alınarak, toplam 5479 günün kullanılan 1826 gün «mahsup» edildikten sonra kalan 3653 gün için bilirkişi kurulu raporundaki hesaplama doğrultusunda (189.200/5479=) 34,53 TL üzerinden 126.144,84 TL olması gerektiği, sözleşmelerin başlangıçta geçerli olarak kurulduğu, başlangıçta geçerli olan sözlemelerde artık güncellenmiş bedele hükmedilmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafın intifa bedelini kötü niyetli olarak elinde tuttuğunun söylenemeyeceği, ayrıca «faiz başlangıç tarihinin» de dava tarihi olması gerektiği ve davacının fazlaya ilişkin ve sair istemlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 126.144,84 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacı tarafından şerefiye bedeli adı altında davalıya yapılan ödemenin hangi hallerde geri istenebileceği hususu taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 5.3.maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddeye göre geri iadenin davalının kusurundan kaynaklanan bir nedenle sözleşmenin sona ermesi halinde mümkün olduğu hüküm altına alınmıştır.
Bu nedenle taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin Rekabet Kurulu kararıyla kendiliğinden sona erdiği, bu durumun «protokolün» 5.3 maddesi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gözetilmeksizin dosya kapsamı ile bağdaşmayan gerekçeye istinaden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4297 E. 2021/766 K.
Ortak:intifa hakkı · terkin
İncelediğiniz karardaMahkemece 26.02.2015 tarih ve 2012/28 E. ve 2015/137 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki «intifa hakkı» tesis ettirme «taahhüdüne» ilişkin «protokolün» 5 ... maddesinin üçüncü fıkrasına göre, "Tarafların ihtiyarı dışında herhangi bir resmi makamın ruhsatın iptali veya ..., karar ve müdahalesi veya yasa ve «teamüllerle» kabul edilen mücbir sebeplerle, kısmen veya tamamen yakıt ikmalinin yapılamaması veya bu yerde Akpet'in esas gayesi olan akaryakıt satış ve servisi faaliyetinin gerçekleştirilememesi veya bu ... ticaretin devamına mani herhangi halin zuhur etmesi durumunda” davacı Akpet'in sözleşmeyi derhal «fesih» hakkının bulunduğu, dava konusu ihtilafta Rekabet Kurulu kararıyla ortaya çıkan ve intifa hakkı süresini azami bir süreyle sınırlandıran gelişme de, sözleşmenin bu hükmü çerçevesinde davacıya sözleşmeyi feshetme hakkı tanındığının kabulü gerektiği, davacıya 11.12.2006 tarihinden geçerli olmak üzere 15 yıl süreli intifa hakkı tanındığı, intifa hakkının normal süresi sonu olan 11.12.2021 tarihinde sona ermesi gerektiği fakat Rekabet Kurulu kararları ve mevzuatı kapsamında 18.09.2010 tarihinde sona ereceği düşünülerek 27.01.2011 tarihi itibariyle feshedildiği, ancak dava konusu ihtilaftaki «bayilik sözleşmesinin» 27.01.2006 tarihli olduğu, beş yıllık sürenin 27.01.2011 tarihinde sona ereceği, bu durumda, intifa hakkının süresinin de rekabet etmeme hükmüne yer veren bayilik sözleşmesiyle uyumlu olması gereği karşısında, intifa hakkının da bu sözleşme süresinin sonunda sona ereceğinin kabul edilmesi gerektiği, böylece esasında 2021 yılında sona ermesi planlanan intifa hakkının süresinden önce sona ermesi ve en geç 27.01.2011 tarihinde «terkin» edilmesi gerekirken, davacı tarafından intifa hakkının 10.06.2013 tarihinde terkin edildiği, buna göre 15 yıllık intifa süresi karşılığı ödenen 189.200,00 TL miktar bakımından 27.01.2011 sona erme tarihi ile 11.12.2021 intifanın bitiş tarihi de dikkate alınarak, toplam 5479 günün kullanılan 1826 ... «mahsup» edildikten sonra kalan 3653 ... için bilirkişi kurulu raporundaki hesaplama doğrultusunda (189.200/5479=) 34,53 TL üzerinden 126.144,84 TL olması gerektiği, sözleşmelerin başlangıçta geçerli olarak kurulduğu, başlangıçta geçerli olan sözlemelerde artık güncellenmiş bedele hükmedilmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafın intifa bedelini kötü niyetli olarak elinde tuttuğunun söylenemeyeceği, ayrıca «faiz başlangıç tarihinin» de dava tarihi olması gerektiği ve davacının fazlaya ilişkin ve sair istemlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 126.144,84 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama neticesinde, «intifa hakkının» süreden önce sona ermesi sebebiyle kullanılmayan döneme ilişkin bedelin talep edilebilmesi için intifa hakkının «terkin» edilmesinin ön koşul olduğu, tapu kayıtlarına göre halen davacı adına taşınmaz üzerinde takhidat devam ettiğinden gerekçesiyle «erken açılan» davanın «usulden reddine» dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce karar bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama neticesinde, «intifa hakkının» süreden önce sona ermesi sebebiyle kullanılmayan döneme ilişkin bedelin talep edilebilmesi için intifa hakkının «terkin» edilmesinin ön koşul olduğu, tapu kayıtlarına göre halen davacı adına taşınmaz üzerinde takhidat devam ettiğinden gerekçesiyle «erken açılan» davanın «usulden reddine» dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce karar bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3790 E. 2023/7699 K.
Ortak:akaryakıt bayilik sözleşmesi · ariyet · vade farkı · intifa hakkı · hizmet bedeli · bayilik sözleşmesi · muacceliyet · garantörlük · Alacak
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı bayiye ödenen tutarın bayilik «hizmet bedeli» olduğun davalı tarafça da kabul edildiğini, yatırımların asıl gayesinin sözleşmenin 15 yıl süreceği inancı ile ödendiğini, kullanılmayan süreye tekabül eden kısmın ödenmeyerek «sebepsiz zenginleşildiğini», davalının iyi niye kurallarına aykırı tutumunun korunamayacağını, «bayilik sözleşmesinin» 45 ... maddesinde taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin her ne suretle olursa olsun sona ermesi durumunda doğacak her türlü borcun «muaccel» olacağının düzenleme altına alındığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Mahkemece 26.02.2015 tarih ve 2012/28 E. ve 2015/137 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki «intifa hakkı» tesis ettirme «taahhüdüne» ilişkin «protokolün» 5 ... maddesinin üçüncü fıkrasına göre, "Tarafların ihtiyarı dışında herhangi bir resmi makamın ruhsatın iptali veya ..., karar ve müdahalesi veya yasa ve «teamüllerle» kabul edilen mücbir sebeplerle, kısmen veya tamamen yakıt ikmalinin yapılamaması veya bu yerde Akpet'in esas gayesi olan akaryakıt satış ve servisi faaliyetinin gerçekleştirilememesi veya bu ... ticaretin devamına mani herhangi halin zuhur etmesi durumunda” davacı Akpet'in sözleşmeyi derhal «fesih» hakkının bulunduğu, dava konusu ihtilafta Rekabet Kurulu kararıyla ortaya çıkan ve intifa hakkı süresini azami bir süreyle sınırlandıran gelişme de, sözleşmenin bu hükmü çerçevesinde davacıya sözleşmeyi feshetme hakkı tanındığının kabulü gerektiği, davacıya 11.12.2006 tarihinden geçerli olmak üzere 15 yıl süreli intifa hakkı tanındığı, intifa hakkının normal süresi sonu olan 11.12.2021 tarihinde sona ermesi gerektiği fakat Rekabet Kurulu kararları ve mevzuatı kapsamında 18.09.2010 tarihinde sona ereceği düşünülerek 27.01.2011 tarihi itibariyle feshedildiği, ancak dava konusu ihtilaftaki «bayilik sözleşmesinin» 27.01.2006 tarihli olduğu, beş yıllık sürenin 27.01.2011 tarihinde sona ereceği, bu durumda, intifa hakkının süresinin de rekabet etmeme hükmüne yer veren bayilik sözleşmesiyle uyumlu olması gereği karşısında, intifa hakkının da bu sözleşme süresinin sonunda sona ereceğinin kabul edilmesi gerektiği, böylece esasında 2021 yılında sona ermesi planlanan intifa hakkının süresinden önce sona ermesi ve en geç 27.01.2011 tarihinde «terkin» edilmesi gerekirken, davacı tarafından intifa hakkının 10.06.2013 tarihinde terkin edildiği, buna göre 15 yıllık intifa süresi karşılığı ödenen 189.200,00 TL miktar bakımından 27.01.2011 sona erme tarihi ile 11.12.2021 intifanın bitiş tarihi de dikkate alınarak, toplam 5479 günün kullanılan 1826 ... «mahsup» edildikten sonra kalan 3653 ... için bilirkişi kurulu raporundaki hesaplama doğrultusunda (189.200/5479=) 34,53 TL üzerinden 126.144,84 TL olması gerektiği, sözleşmelerin başlangıçta geçerli olarak kurulduğu, başlangıçta geçerli olan sözlemelerde artık güncellenmiş bedele hükmedilmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafın intifa bedelini kötü niyetli olarak elinde tuttuğunun söylenemeyeceği, ayrıca «faiz başlangıç tarihinin» de dava tarihi olması gerektiği ve davacının fazlaya ilişkin ve sair istemlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 126.144,84 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «akaryakıt bayilik sözleşmesine» istinaden alacak istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaATM'nin 2010/217 E sayılı dosyasından «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı dava açtığını, ancak davanın açıldığı 12.03.2010 tarihinde taraflar arasındaki bayilik ve İntifa sözleşmesi devam ettiğinden dava şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle ... açılan davanın reddedildiğini, Rekabet Kurulunun, yeniden anlaşma sağlanamayan ve beş yılı dolduran tüm bayilerin intifa haklarının «terkini» konusundaki uyarısı üzerine müvekkili şirketin almış olduğu intifa haklarını olağan süresinden önce terkin etmek zorunda kaldığını, taşınmazın üzerinde ilk defa Alpet tarafından bir akaryakıt istasyonu tesis edildiğini, ancak istasyon inşaatının tamamlanması sonrasında malik ile ilgili Belediye arasında imar uyuşmazlığının çıkması nedeniyle istasyonun işletmeye açılamadığının anlaşıldığı, «intifa hakkının» terkinine imkan sağlayan vekaletnamenin de gönderildiğini, özetle dava açma şartlarının artık oluştuğunu, müvekkili şirket Alpet'in İstasyon ve davalılar lehine aşağıdaki yatırımları gerçekleştirdiğini, demirbaş yatırımı için 62.866,00 USD, inşaat işleri yatırımı için 262.020 USD, Bayilik «hizmeti bedeli» 100.000 USD olmak üzere toplam 444.886 USD yatırım gerçekleştirdiğini, ödenen bu bedellere karşılık istasyonun hiç faaliyete geçmediğini, «bayilik sözleşmesinin» sona ermiş olması nedeniyle davalıların Alpet ile akdetmiş oldukları bütün kredi, malzeme vs. hususlara müteallik sözleşmelerin de «münfesih» olduğunu, dolaysıyla davalıların bu sözleşmelerden ... borçları ile doğacak her türlü borçlarının da «muaccel» hale geldiğini, dolaysıyla davalıların Alpet'in yoksun kaldığı kâr da «dahil» olmak üzere Alpet'in tüm zararlarını tazmin etmekle yükümlü olduklarını, davalı bayi ve istasyon lehine 21.08.2007 - 03.01.2008 tarihleri arasında, toplamda 15 yıllık intifa hakkı süresince 21.600 m3 ... ürünü Alpet'ten alarak müşterilerine satacağı inancı ile 149.300,41 TL bayilik hizmeti (Bunun 36.539,02 TL'si nakit, 112.761,39 TL'lik kısmı davalılara ait diğer istasyonlarda satılmak üzere ürün olarak) ve 389.222,97 TL inşaat işleri bedeli (SEPA firmasına ödeme) ödenmek suretiyle yatırım yapıldığını, «ariyet» verilen demirbaş yatırımı hariç olmak üzere, toplam yatırımın 538.523,38 TL anapara olduğunu, buna ödenme tarihleri olan 21.03.2007 - 03.01.2006 tarihlerinden itibaren faiz yürütülerek anapara+«vade farkı»+%16KDV=1.173.324,66 TL'yi talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu ileri sürerek 1.173.324,56 TL alacağın, dava tarihinden itibaren ana para olan 538.523,38 TL'ye yürütülecek «avans faizi» ile birlikte, davalı «kefil» ... ...'den ise 1.000.000 TL'lik «kefaleti» ile sınırlı olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, her ne kadar intifanın «terkin» edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de davanın açıldığı tarihte taraflar arasında devam eden bir sözleşmenin bulunmadığını, ticari ilişkinin sona erdiğini ve tarafların ortak iradelerinin intifanın sona ermesine yönelik olduğunu, davalıların müvekkiline keşide ettiği 23.02.2012 tarihli «ihtarnameyle», taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin sona erdiğinini bildirdiğini, keza davalılarca gönderilen 09.03.2012 tarihli ihtarnameyle de intifanın kaldırılmasını talep ettiklerini, bunun üzerine müvekkili tarafından intifanın terkinine ilişkin vekaletnamenin davalılara gönderildiğini, ancak davalı yanın sırf intifa terkinindeki «harç» ve «masrafları» ödememek için «kötüniyetli» olarak intifayı terkin ettirmediğini, davalı yanın davacı şirket ile arasındaki ilişkiyi sonlandırmasından sonra başka bir «dağıtım» şirketinin bayiliğini de yaptığını, davanın konusunun, ödenen intifa bedelinin iadesine ilişkin olmadığını, davada davalı şirkete verilen bayilik «hizmet bedelinin» ve inşaat işleri bedelinin intifanın kullanılamayan süreye isabet eden kısmının iadesinin talep edildiğini, intifanın 05.03.2012 tarihinde sona erdiği konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığına göre, esasen intifanın olağan bitiş süresine kadar bayilik yapılacağı inancı ile yapılan yatırımların kalan süre bakımından iadesine karar verilmesi gerektiğinin ortada olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasındaki «dikey anlaşmanın» öngörülen zamandan önce 2002/2 sayılı tebliğ ile öngörülen «muafiyetin» dışında kalarak sonlandığını, bu nedenle davalının gerçekleşmeyen anlaşma sürelerine ilişkin olmak üzere peşinen sağladığı kazanımları (bayilik hizmet bedeli ve yatırım bedeli) ve bu kazanımların semerelerini faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödeme yükümlülüğünün olduğunu, çünkü taraflar arasındaki intifa/bayilik dikey ilişkisinin Rekabet Kurulunun kararı sonrasında «yenilenemediğinden», öngörülen süreden önce sona erdiğini, müvekkili şirket lehine tesis olunan ve normal şartlarda 07.03.2022 tarihinde sona erecek olan «intifa hakkının», fiilen ve hukuken kullanılamaz hale geldiğini, 15 yıllık intifa süresi dikkate alınmak sureti ile davalı bayiye yapılan yatırımın, (gerek bayilik hizmet bedeli gerekse inşaat yatırım bedeli açısından) intifa süresinin kullanılamayan süreye isabet eden kısmına denk gelen tutarın, «denkleştirici adalet ilkesi» gereğince güncellenmiş değerine göre hesaplanma yapılması gerektiğinin de açık olduğunu, 03.01.2007 tarihinde bayilik «protokolünü» imzalayan bayinin protokolün 3.1.4 hükmü uyarınca “en geç 90 günlük süre içerisinde işyeri açma ve çalışma ruhsatını ve kendisi adına düzenlenecek olan bayilik lisansını temin ederek davacı müvekkilimize «ibraz» etmeyi” kabul ve «taahhüt» ettiğni, müvekkili tarafından kendisine bu konuda 90 günlük bir süre tanındığını, bununla birlikte taraflar arasında 09.03.2007 tarihinde bir «akaryakıt bayilik sözleşmesi» akdedilmiş olup sözleşmenin 8. maddesinde davalı tarafından “imza tarihinden itibaren 30 ... içerisinde bayilik faaliyetine başlanacağı ve akaryakıt ürünleri alınıp satılacağı “ hususunun kabul ve taahhüt edildiğini, davalının bu taahhütlerini yerine getireceği inancıyla davacı müvekkili tarafından davalı lehine yatırım yapıldığını, ancak davalı yanın istayonda faaliyete başlamadığını, istasyonun hiç faaliyete geçmediğini, ne bayilik protokolünde ne de bayilik sözleşmesinde imkânsızlık ya da «mücbir sebep» hallerine yer verildiğini, bu sebeple imkânsızlık halinde dahi davalının, müvekkilinden her ne ... altında olursa olsun (bayilik hizmet bedeli, yatırım bedeli, inşaat gideri..vs) aldığını «sebepsiz zenginleşme» hükümleri kapsamında iade mecburiyeti olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
A.Ş.'nin de kendi mülkiyetinde olan taşınmaz üzerinde Alpet lehine 15 yıl süreli «intifa hakkı» kuracağını, «protokol» gereği Alpet'in toplam 444.886,00 USD yatırım gerçekleştirdiğini, taşınmaz üzerinde 07.03.2007 tarihinden itibaren 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, protokolün 3.1.4. maddesinde bayinin en geç 90 ... içerisinde petrol mevzuatına uygun bir istasyon kurmakla ve istasyon ile bayi adına düzenlenmiş Gayri Sihhi Müessese açma ruhsatını ve bayilik lisansını Alpet'e «ibraz» etmekle yükümlü olduğunu, ayrıca Akaryakıt Sözleşmesinin 5. maddesine göre Bayi'nin, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren en geç 30 ... içersinde petrol ürünü satın almak ve bayilik faaliyetine başlamak zorunda olduğunu, oysa davalıların 444.886,00 USD yatırım «masraflarına» karşılık istasyonu hiç faaliyete geçiremediklerini, davalılardan ... ...A.Ş. ile ...'ün protokolü ve «bayilik sözleşmesini» «garantör» sıfatıyla imzaladıklarını, davalı ... ...'in ise garantör ... ile birlikte 600.000,00 TL'ye kadar «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla «kefaletname» verdiklerini, Rekabet Kurulu'nun 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 5. maddesine dayanarak 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Te …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denkleştirici adalet ilkesi · dikey anlaşma · ifa imkansızlığı · mücbir sebep · münfesihlik · sözleşmenin iptali · müşterek borçlu müteselsil kefil · muafiyet
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, her ne kadar intifanın «terkin» edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de davanın açıldığı tarihte taraflar arasında devam eden bir sözleşmenin bulunmadığını, ticari ilişkinin sona erdiğini ve tarafların ortak iradelerinin intifanın sona ermesine yönelik olduğunu, davalıların müvekkiline keşide ettiği 23.02.2012 tarihli «ihtarnameyle», taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin sona erdiğinini bildirdiğini, keza davalılarca gönderilen 09.03.2012 tarihli ihtarnameyle de intifanın kaldırılmasını talep ettiklerini, bunun üzerine müvekkili tarafından intifanın terkinine ilişkin vekaletnamenin davalılara gönderildiğini, ancak davalı yanın sırf intifa terkinindeki «harç» ve «masrafları» ödememek için «kötüniyetli» olarak intifayı terkin ettirmediğini, davalı yanın davacı şirket ile arasındaki ilişkiyi sonlandırmasından sonra başka bir «dağıtım» şirketinin bayiliğini de yaptığını, davanın konusunun, ödenen intifa bedelinin iadesine ilişkin olmadığını, davada davalı şirkete verilen bayilik «hizmet bedelinin» ve inşaat işleri bedelinin intifanın kullanılamayan süreye isabet eden kısmının iadesinin talep edildiğini, intifanın 05.03.2012 tarihinde sona erdiği konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığına göre, esasen intifanın olağan bitiş süresine kadar bayilik yapılacağı inancı ile yapılan yatırımların kalan süre bakımından iadesine karar verilmesi gerektiğinin ortada olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasındaki «dikey anlaşmanın» öngörülen zamandan önce 2002/2 sayılı tebliğ ile öngörülen «muafiyetin» dışında kalarak sonlandığını, bu nedenle davalının gerçekleşmeyen anlaşma sürelerine ilişkin olmak üzere peşinen sağladığı kazanımları (bayilik hizmet bedeli ve yatırım bedeli) ve bu kazanımların semerelerini faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödeme yükümlülüğünün olduğunu, çünkü taraflar arasındaki intifa/bayilik dikey ilişkisinin Rekabet Kurulunun kararı sonrasında «yenilenemediğinden», öngörülen süreden önce sona erdiğini, müvekkili şirket lehine tesis olunan ve normal şartlarda 07.03.2022 tarihinde sona erecek olan «intifa hakkının», fiilen ve hukuken kullanılamaz hale geldiğini, 15 yıllık intifa süresi dikkate alınmak sureti ile davalı bayiye yapılan yatırımın, (gerek bayilik hizmet bedeli gerekse inşaat yatırım bedeli açısından) intifa süresinin kullanılamayan süreye isabet eden kısmına denk gelen tutarın, «denkleştirici adalet ilkesi» gereğince güncellenmiş değerine göre hesaplanma yapılması gerektiğinin de açık olduğunu, 03.01.2007 tarihinde bayilik «protokolünü» imzalayan bayinin protokolün 3.1.4 hükmü uyarınca “en geç 90 günlük süre içerisinde işyeri açma ve çalışma ruhsatını ve kendisi adına düzenlenecek olan bayilik lisansını temin ederek davacı müvekkilimize «ibraz» etmeyi” kabul ve «taahhüt» ettiğni, müvekkili tarafından kendisine bu konuda 90 günlük bir süre tanındığını, bununla birlikte taraflar arasında 09.03.2007 tarihinde bir «akaryakıt bayilik sözleşmesi» akdedilmiş olup sözleşmenin 8. maddesinde davalı tarafından “imza tarihinden itibaren 30 ... içerisinde bayilik faaliyetine başlanacağı ve akaryakıt ürünleri alınıp satılacağı “ hususunun kabul ve taahhüt edildiğini, davalının bu taahhütlerini yerine getireceği inancıyla davacı müvekkili tarafından davalı lehine yatırım yapıldığını, ancak davalı yanın istayonda faaliyete başlamadığını, istasyonun hiç faaliyete geçmediğini, ne bayilik protokolünde ne de bayilik sözleşmesinde imkânsızlık ya da «mücbir sebep» hallerine yer verildiğini, bu sebeple imkânsızlık halinde dahi davalının, müvekkilinden her ne ... altında olursa olsun (bayilik hizmet bedeli, yatırım bedeli, inşaat gideri..vs) aldığını «sebepsiz zenginleşme» hükümleri kapsamında iade mecburiyeti olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Şti., ......A.Ş. ve ... vekili cevap dilekçesinde; talebin «zamanaşımına» uğradığını, «tacir» olan davacı taraf ile akdedilen 08.03.2007 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve ek «protokollerin» bu dava kapsamında 2012 yılından sonra «geçersiz» olacağından bahisle dava konusu edilmesinin «hakkın kötüye kullanılmasının» en açık delili olduğunu, davacı tarafın «maddi tazminat» taleplerinden 149.300,41 TL bayilik «hizmeti bedelinin» 36.539,02 TL'nin müvekkiline nakit olarak ödendiğini, 112.761,39 TL'lik ürün verildiği iddiasını kabul etmediklerini, istasyonun inşaat işleri için SEPA firmasına yapıldığı iddia edilen 369.222,97 TL ödemenin müvekkiline ait taşınmaz üzerine yapıldığına dair hiçbir belgenin dosyaya sunulmadığını, kaldı ki taşınmaz üzerindeki istasyon binasının müvekkili şirket tarafından yapıldığını, intifanın süresinden önce terkinine imkan sağlayan vekaletnamenin müvekkili şirketlere ulaşmadığını, kaldı ki tapu kaydında halen davacı lehine «ipotek» ve intifa «kaydının» yer aldığını, müvekkili şirketin değişen imar uygulaması nedeniyle ruhsat alamadığını, «ifa imkansızlığı» bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının KDV talep edemeyeceğini, davacının 15.000,00 TL intifa bedelini ödemediği gibi sözleşmenin beş yıl sonrasında devamı için resmi veya şifahi olacak görüşmediğini, bir an evvel «sözleşmeyi iptal» ederek bu davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
A.Ş.'nin de kendi mülkiyetinde olan taşınmaz üzerinde Alpet lehine 15 yıl süreli «intifa hakkı» kuracağını, «protokol» gereği Alpet'in toplam 444.886,00 USD yatırım gerçekleştirdiğini, taşınmaz üzerinde 07.03.2007 tarihinden itibaren 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, protokolün 3.1.4. maddesinde bayinin en geç 90 ... içerisinde petrol mevzuatına uygun bir istasyon kurmakla ve istasyon ile bayi adına düzenlenmiş Gayri Sihhi Müessese açma ruhsatını ve bayilik lisansını Alpet'e «ibraz» etmekle yükümlü olduğunu, ayrıca Akaryakıt Sözleşmesinin 5. maddesine göre Bayi'nin, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren en geç 30 ... içersinde petrol ürünü satın almak ve bayilik faaliyetine başlamak zorunda olduğunu, oysa davalıların 444.886,00 USD yatırım «masraflarına» karşılık istasyonu hiç faaliyete geçiremediklerini, davalılardan ... ...A.Ş. ile ...'ün protokolü ve «bayilik sözleşmesini» «garantör» sıfatıyla imzaladıklarını, davalı ... ...'in ise garantör ... ile birlikte 600.000,00 TL'ye kadar «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla «kefaletname» verdiklerini, Rekabet Kurulu'nun 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 5. maddesine dayanarak 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Te …
ATM'nin 2010/217 E sayılı dosyasından «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı dava açtığını, ancak davanın açıldığı 12.03.2010 tarihinde taraflar arasındaki bayilik ve İntifa sözleşmesi devam ettiğinden dava şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle ... açılan davanın reddedildiğini, Rekabet Kurulunun, yeniden anlaşma sağlanamayan ve beş yılı dolduran tüm bayilerin intifa haklarının «terkini» konusundaki uyarısı üzerine müvekkili şirketin almış olduğu intifa haklarını olağan süresinden önce terkin etmek zorunda kaldığını, taşınmazın üzerinde ilk defa Alpet tarafından bir akaryakıt istasyonu tesis edildiğini, ancak istasyon inşaatının tamamlanması sonrasında malik ile ilgili Belediye arasında imar uyuşmazlığının çıkması nedeniyle istasyonun işletmeye açılamadığının anlaşıldığı, «intifa hakkının» terkinine imkan sağlayan vekaletnamenin de gönderildiğini, özetle dava açma şartlarının artık oluştuğunu, müvekkili şirket Alpet'in İstasyon ve davalılar lehine aşağıdaki yatırımları gerçekleştirdiğini, demirbaş yatırımı için 62.866,00 USD, inşaat işleri yatırımı için 262.020 USD, Bayilik «hizmeti bedeli» 100.000 USD olmak üzere toplam 444.886 USD yatırım gerçekleştirdiğini, ödenen bu bedellere karşılık istasyonun hiç faaliyete geçmediğini, «bayilik sözleşmesinin» sona ermiş olması nedeniyle davalıların Alpet ile akdetmiş oldukları bütün kredi, malzeme vs. hususlara müteallik sözleşmelerin de «münfesih» olduğunu, dolaysıyla davalıların bu sözleşmelerden ... borçları ile doğacak her türlü borçlarının da «muaccel» hale geldiğini, dolaysıyla davalıların Alpet'in yoksun kaldığı kâr da «dahil» olmak üzere Alpet'in tüm zararlarını tazmin etmekle yükümlü olduklarını, davalı bayi ve istasyon lehine 21.08.2007 - 03.01.2008 tarihleri arasında, toplamda 15 yıllık intifa hakkı süresince 21.600 m3 ... ürünü Alpet'ten alarak müşterilerine satacağı inancı ile 149.300,41 TL bayilik hizmeti (Bunun 36.539,02 TL'si nakit, 112.761,39 TL'lik kısmı davalılara ait diğer istasyonlarda satılmak üzere ürün olarak) ve 389.222,97 TL inşaat işleri bedeli (SEPA firmasına ödeme) ödenmek suretiyle yatırım yapıldığını, «ariyet» verilen demirbaş yatırımı hariç olmak üzere, toplam yatırımın 538.523,38 TL anapara olduğunu, buna ödenme tarihleri olan 21.03.2007 - 03.01.2006 tarihlerinden itibaren faiz yürütülerek anapara+«vade farkı»+%16KDV=1.173.324,66 TL'yi talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu ileri sürerek 1.173.324,56 TL alacağın, dava tarihinden itibaren ana para olan 538.523,38 TL'ye yürütülecek «avans faizi» ile birlikte, davalı «kefil» ... ...'den ise 1.000.000 TL'lik «kefaleti» ile sınırlı olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/368 E. , 2023/7099 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/372 Esas, 2022/639 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin yurtiçinde Alpet markası altında akdedilen bayilik sözleşmeleri ile halen akaryakıt LPG ve madeni yağ ürünlerinin bayiler ve satış noktaları vasıtasıyla toptan ve perakende satış ve pazarlaması yaptığını,bu kapsamda Alpet markası altında bayilik faaliyeti gerçekleştirmesi için davalı şirket ile davacı şirket arasında 27.01.2006 tarihli 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, ayrıca bayi ve davalı garantörler ile 18.12.2006 tarihli bayilik protokolü imzalanmış olduğunu, işbu bayilik protokolü ile davalılar ..., ... ve ...'in müştereken ve müteselsilen bayinin yanında, bayi tarafından Alpet'e karşı gerek akaryakıt bayilik sözleşmesi ve bayilik sözleşmesi ekinde yer ...
hukuki işlemlerdeki (protokol, taahhütname, şartname, zeyilname gibi) gerekse de işbu protokolden kaynaklanan tüm yükümlülükleri (cezai şart da dahil doğmuş ve doğacak tüm borçlar da dahil) ve bunlara ait tüm madde ve hükümlerini okuyarak ve bunların hukuki sonuçlarını kabul ile garantör sıfatı ile davacı şirkete karşı üstlenildiğini, garantörlerden ...’in davacı şirket lehine mülkiyeti kendisine ait olan gayrimenkul üzerinde Alpet lehine 15 yıl süreli intifa hakkı tesis ettiğini, davacı şirket lehine, tesis edilen intifa hakkının sona ereceği 11.12.2021 tarihine kadar davalı şirketin davacı şirketin bayi olarak hizmet vereceği inancı ile intifa hakkı bedeli ödendiğini ve intifa hakkı tesis edilen gayrimenkulde kalıcı yatırımlar yapıldığını, 15 yıl süre için bayilik hizmet bedeli ödendiğini, ancak Rekabet Kurumunun almış olduğu bir kısım kararlar sonucunda bayi ile yeniden bayilik sözleşmesi imzalanamadığını, davalının sebepsiz zenginleşme kuralı uyarınca aldığını geri vermekle yükümlü olduğunu, davacı şirketin, sözleşmeden ve bayilik ilişkisinden kaynaklanan edimlerini tam ve gereği gibi yerine getirdiğini, diğer edimlerin yanı sıra, bayilik hizmet bedeli olarak ...
Petrol'e 12.01.2007, 13.01.2007, 25.01.2007, 27.01.2007, 01.02.2007 ve 05.02.2007 tarihlerinde, taraflar arasındaki bayilik ilişkisi 15 yıl süreceği inancıyla toplam 182.899,15 TL bayilik hizmet bedelini (şerefiye bedeli faturası karşılığında) akaryakıt olarak teslim ettiğini, ancak taraflar arasındaki ticari ilişkinin 27.01.2011 tarihinde sona erdiğini, bayiye yapılan yatırımın kullanılamayan süresinin 10 yıl 10 ay 15 güne tekabül ettiğini, yatırımın kullanılamayan süresine tekabül eden ana para tutarının 133.588,01 TL olduğunu, bu miktara ödeme tarihi olan "12.01.2007, 13.01.2007, 25.01.2007, 27.01.2007, 01.02.2007 ve 05.02.2007" tarihlerinden itibaren faiz, yürütülmüş olup anapara + vade farkı + KDV (%18) = 325.857,79 TL, dava tutarına ulaştığını, güncellenmiş değerin sebepsiz zenginleşme kapsamında bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 325.857,79 TL'nin, dava tarihinden itibaren anaparaya işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 27.01.2006 bayilik sözleşmesi ve 27.12.2006 protokol imzalandığını, resmi senetteki intifa bedelinin 1.500,00 TL olduğunu ve bu bedelin ... tarafından alındığı metinde yazılmakla birlikte bu bedelinde ödenmediğini ve davanın intifa veren ...'e karşı açılması gerektiği halde, ona karşı dava açılmadığını, 155.000,00 TL bedelin 1 yıl sonra 04.07.2007 tarihinde ödendiğini, bu bedelin iade şartlarının protokol ile belirlenmiş olması karşısında ve protokolde iade için bayilik sözleşmesi ile protokolün ihlal edilmesi şartı aranmış olduğundan davacının önce davalının kusurunu ispat etmesi gerektiği, bu yönde bir ihbar ve ihtar bulunmadığını, hizmet bedelinin bayilik sözleşmesi boyunca devam edecek olan rekabet yasağı için ödendiğini, intifa hakkı sözleşmesi veya senedine dayanarak yapılan bir ödeme olmadığını, 2015 yılında tanzim edilen sözleşmenin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un (4054 sayılı Kanun) 4 üncü maddesine açıkça aykırı olduğunu ve bu kapsamda Rekabet Kurumuna başvuru yaptıklarını, davalının ...
ve sonraki tarihli yasanın açık emri uyarınca, bayilik sözleşmesini sona erdirdiğini, davacı şirketin standarda aykırı yakıt tedarik ederek, tüketici kaybına sebep verdiğini, sözleşme = inkişaf = şerefiye bedeli karşılığında kesilen fatura nedeniyle, amortisman / enflasyon düzeltmesi ve KDV indirimi yaptığını, dolayısıyla davacının davalı yedinde ariyetinin kalmadığını, faiz talebinin iyi niyetli zilyedi mahveden oranda olduğunu, ayrıca faizin başlangıç tarihinin açıkça hatalı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 26.02.2015 tarih ve 2012/28 E. ve 2015/137 K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki intifa hakkı tesis ettirme taahhüdüne ilişkin protokolün 5 ... maddesinin üçüncü fıkrasına göre, "Tarafların ihtiyarı dışında herhangi bir resmi makamın ruhsatın iptali veya ..., karar ve müdahalesi veya yasa ve teamüllerle kabul edilen mücbir sebeplerle, kısmen veya tamamen yakıt ikmalinin yapılamaması veya bu yerde Akpet'in esas gayesi olan akaryakıt satış ve servisi faaliyetinin gerçekleştirilememesi veya bu ... ticaretin devamına mani herhangi halin zuhur etmesi durumunda” davacı Akpet'in sözleşmeyi derhal fesih hakkının bulunduğu, dava konusu ihtilafta Rekabet Kurulu kararıyla ortaya çıkan ve intifa hakkı süresini azami bir süreyle sınırlandıran gelişme de, sözleşmenin bu hükmü çerçevesinde davacıya sözleşmeyi feshetme hakkı tanındığının kabulü gerektiği, davacıya 11.12.2006 tarihinden geçerli olmak üzere 15 yıl süreli intifa hakkı tanındığı, intifa hakkının normal süresi sonu olan 11.12.2021 tarihinde sona ermesi gerektiği fakat Rekabet Kurulu kararları ve mevzuatı kapsamında 18.09.2010 tarihinde sona ereceği düşünülerek 27.01.2011 tarihi itibariyle feshedildiği, ancak dava konusu ihtilaftaki bayilik sözleşmesinin 27.01.2006 tarihli olduğu, beş yıllık sürenin 27.01.2011 tarihinde sona ereceği, bu durumda, intifa hakkının süresinin de rekabet etmeme hükmüne yer veren bayilik sözleşmesiyle uyumlu olması gereği karşısında, intifa hakkının da bu sözleşme süresinin sonunda sona ereceğinin kabul edilmesi gerektiği, böylece esasında 2021 yılında sona ermesi planlanan intifa hakkının süresinden önce sona ermesi ve en geç 27.01.2011 tarihinde terkin edilmesi gerekirken, davacı tarafından intifa hakkının 10.06.2013 tarihinde terkin edildiği, buna göre 15 yıllık intifa süresi karşılığı ödenen 189.200,00 TL miktar bakımından 27.01.2011 sona erme tarihi ile 11.12.2021 intifanın bitiş tarihi de dikkate alınarak, toplam 5479 günün kullanılan 1826 ...
mahsup edildikten sonra kalan 3653 ... için bilirkişi kurulu raporundaki hesaplama doğrultusunda (189.200/5479=) 34,53 TL üzerinden 126.144,84 TL olması gerektiği, sözleşmelerin başlangıçta geçerli olarak kurulduğu, başlangıçta geçerli olan sözlemelerde artık güncellenmiş bedele hükmedilmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafın intifa bedelini kötü niyetli olarak elinde tuttuğunun söylenemeyeceği, ayrıca faiz başlangıç tarihinin de dava tarihi olması gerektiği ve davacının fazlaya ilişkin ve sair istemlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 126.144,84 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 09.03.2021 tarih, 2020/2617 E. ve 2021/2201 K. sayılı kararıyla davacı tarafından şerefiye bedeli adı altında davalıya yapılan ödemenin hangi hallerde geri istenebileceği hususu taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 5 ... maddesinin üçüncü fıkrası gereğince düzenlenmiş olduğu, anılan maddeye göre geri iadenin davalının kusurundan kaynaklanan bir nedenle sözleşmenin sona ermesi halinde mümkün olduğunun hüküm altına alındığı, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin Rekabet Kurulu kararıyla kendiliğinden sona erdiği, bu durumun protokolün mezkur maddesi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gözetilmeksizin dosya kapsamı ile bağdaşmayan gerekçeye istinaden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğine işaret edilerek bozulmuş, davacı vekilinin ise tüm temyiz itirazlarının ret edilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından şerefiye bedeli adı altında davalıya yapılan ödemenin hangi hallerde geri istenebileceği hususu taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 5 ... maddesinin üçüncü fıkrası gereğince düzenlendiği, anılan maddeye göre iadenin davalının kusurundan kaynaklanan bir nedenle sözleşmenin sona ermesi halinde mümkün olduğu, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin Rekabet Kurulu kararıyla kendiliğinden sona erdiği, bu durumun protokolün 5 ... maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu itibarla, davacı tarafın açmış olduğu davada haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı bayiye ödenen tutarın bayilik hizmet bedeli olduğun davalı tarafça da kabul edildiğini, yatırımların asıl gayesinin sözleşmenin 15 yıl süreceği inancı ile ödendiğini, kullanılmayan süreye tekabül eden kısmın ödenmeyerek sebepsiz zenginleşildiğini, davalının iyi niye kurallarına aykırı tutumunun korunamayacağını, bayilik sözleşmesinin 45 ... maddesinde taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin her ne suretle olursa olsun sona ermesi durumunda doğacak her türlü borcun muaccel olacağının düzenleme altına alındığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, akaryakıt bayilik sözleşmesine istinaden alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 18 ve 110 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/989710300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz