Şirketin ihyası | Kararın kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6182 E. 2023/7061 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': ['6102/-7', '6102/7']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5174 sayılı kanun↗ yargılama giderinden sorumluluk↗ usulüne uygun tebligat↗ ihya davası↗ yasal hasım↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sicilden terkin↗ yargılama giderleri↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ harç↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2023/149 E., 2023/400 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ihyası istenen şirketin faal olduğunu, vergi yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak buna rağmen sicil kaydının silindiğini, şirket adına kayıtlı araçlar bulunduğunu belirterek, davacının yetkili temsilcisi olduğu Kantaş Otomotiv İş Makinaları Bakım Onarım Elektrik Yedek Parça Gıda ve Tekstil ... Mühendislik Müşavirlik İmalat İhr. Paz. Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; ihyası istenilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) Geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde sicilden re'sen silindiğini, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini savunarak davanın reddini istemiş, davanın kabulüne karar verilmesi halinde ek tasfiye işlemlerinin yapılması için son tasfiye memuru veya ... bir tasfiye memuru olarak atanıp keyfiyetin tescil ve ilanına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirketin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce 5174 sayılı Odalar ve Borsalar Kanunu (5174 sayılı Kanun) gereğince oda kaydının silinmesi nedeniyle 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi kapsamında kaydının re'sen silindiği, ancak 5174 sayılı 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında oda kaydı silinmesinin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi kapsamında terkin sebebi olarak yer almadığını, dolayısıyla dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 7 nci maddenin on beşinci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalının sebebiyet verdiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, Kantaş Otomotiv İş Makinaları Bakım Onarım Elektrik Yedek Parça Gıda ve Tekstil ... Mühendislik Müşavirlik İmalat İhr. Paz. Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, kararın tescil ve ilanına, davalının yargılama giderinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, Müdürlüklerince yapılan terkin işleminin usulüne uygun olduğunu, müdürlüklerinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, ihyası istenen şirket yetkilisine usulüne uygun tebligat yapıldığı, davanın yasal süre içerisinde açılmadığını, yargılama giderinin davanın açılmasında yasal hasım olmaları nedeniyle davalı üzerinde bırakılamayacağını ayrıca davanın kabulü halinde de tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin 5174 sayılı Kanun'a göre Oda kaydının sicilden re'sen silindiği, davacı ihyası istenen şirketin terkin öncesi temsilcisi olup, şirketin tasfiye edilmeden sicilden terkin edildiğini ileri sürerek işbu davayı açtığı, şirketin terkin tarihi olan 23.01.2014 tarihi ile dava tarihi 01.03.2023 tarihi arasında yasal 5 yıllık hak düşürücü süre geçmekle birlikte davacı ortak, şirketin tasfiye edilmemiş mal varlığının bulunduğunu ileri sürdüğüne ve dava konusu tasfiye edilmediği bildirilen iki adet aracın dosyadaki sicil kayıtlarına göre halen ihyası istenen şirket adına tescilli olduğuna göre, tasfiye için 10 yıllık sürede dava açılabileceği, ihyası istenen şirketin sicilden terkin koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesine aykırı olarak davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan mahkemece davanın kabulü ile şirketin araç ile sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı, İlk Derece Mahkemesinin şirketin ihyası ile davanın açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı temsilcisinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 ... maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4204 E. 2023/4584 K.
Ortak:yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · yargılama giderleri · ihya · tasfiye memuru · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin 5174 sayılı Kanun'a göre Oda «kaydının» sicilden re'sen silindiği, davacı ihyası istenen şirketin «terkin» öncesi «temsilcisi» olup, şirketin «tasfiye» edilmeden «sicilden terkin» edildiğini ileri sürerek işbu davayı açtığı, şirketin terkin tarihi olan 23.01.2014 tarihi ile dava tarihi 01.03.2023 tarihi arasında yasal 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçmekle birlikte davacı ortak, şirketin tasfiye edilmemiş mal varlığının bulunduğunu ileri sürdüğüne ve dava konusu tasfiye edilmediği bildirilen iki adet aracın dosyadaki sicil kayıtlarına göre halen ihyası istenen şirket adına tescilli olduğuna göre, tasfiye için 10 yıllık sürede dava açılabileceği, ihyası istenen şirketin sicilden terkin koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesine aykırı olarak davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan mahkemece davanın kabulü ile şirketin araç ile sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, İlk Derece Mahkemesinin «şirketin ihyası» ile davanın açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı temsilcisinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, Müdürlüklerince yapılan «terkin» işleminin usulüne uygun olduğunu, müdürlüklerinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «ihyası» istenen şirket yetkilisine «usulüne uygun tebligat» yapıldığı, davanın yasal süre içerisinde açılmadığını, «yargılama giderinin» davanın açılmasında «yasal hasım» olmaları nedeniyle davalı üzerinde bırakılamayacağını ayrıca davanın kabulü halinde de «tasfiye memuru atanmasının» zorunlu olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; «ihyası» istenilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) Geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde sicilden re'sen silindiğini, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini savunarak davanın reddini istemiş, davanın kabulüne karar verilmesi halinde ek «tasfiye» işlemlerinin yapılması için «son» «tasfiye memuru» veya ... bir tasfiye memuru olarak atanıp keyfiyetin tescil ve «ilanına» karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, «ihyası» istenen şirket ile ilgili yapılan «tebligatların» usulüne uygun olduğunu, «tasfiye memuru atanmamasının» hukuka aykırı olduğunu ve ihya kararının ek «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, «terkin» işleminin ilgili mevzuata uyma yükümlülüğü çerçevesinde gerçekleştirildiğini, dolayısıyla terkin işleminde kendilerine izafe edilebilecek bir «kusur» olmadığını, «yasal hasım» konumunda bulunduklarından aleyhlerine «yargılama giderine» hükmedilmemesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, doğrudan Ticaret Sicil Gazetesindeki «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın» usulüne aykırı olduğu, Mahkemesince, «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca usulüne uygun «terkin» edilmediğinden şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» ihyasına karar verildiği, silinme «sebebine» göre «şirketin tasfiyeye» tabi tutulmasına gerek olmadığı, öte yandan davalı ...
Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» etmekle işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince davalının «yargılama giderleri» ve harçtan sorumlu tutulması yönündeki kararının usul ve yasaya uygun olduğu, «ihyası» istenen şirketin 5174 sayılı Kanuna göre oda «kaydının» sicilden re'sen silindiği, davalının sicilden silme gerekçesi gözetildiğinde «hak düşürücü sürenin» işlemesinin söz konusu olamayacağı, davanın kabulü yönündeki kararda usul ve yasaya aykırı bir durum görülmediği gerekçsesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişiliğin ihyası · infisah · münfesihlik · re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · ticaret sicilinden terkin · şirketin tasfiyesi · ticaret sicili tescili
Benzer bu karardaİhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 inci maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde; "01.07.2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki «tasfiye» usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen «şirketin tasfiyesinin» 6102 sayılı Kanun hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceğinin belirtildiği, dolayısıyla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirildiği, tadadi nitelikteki bu haller dışındaki durumlarda geçici 7 nci maddeye göre değil 6102 sayılı Kanun veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacağı, kanunda sayılan haller dışında bir «sebebe» dayalı re'«sen terkin» işlemi yapılmış olduğundan bu yönü ile de «ihya» talebinin yerinde olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, silinme tarihinden itibaren öngörülen 5 yıllık süreden sonra şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.10.2014 tarihinde eldeki dava açılmışsa da yukarıda açıklanan gerekçelerle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında re'sen terkin işlemi yapılması karşısında yasada öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne 140210 sicil numarası ile kayıtlı iken re'sen terkin edilen Metsan Otomotiv Yedek Parça Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin «tüzel kişiliğinin ihyası» ile «ticaret siciline tesciline» karar verilmiştir.
CEVAP Davalı cevap vermemiş, tensiple yazılan müzekkere gereği sunulan bilgi yazısında, «münfesih» olmasına veya sayılmalarına rağmen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında kendilerine yapılan «ihtar» ve «ilana» rağmen süresinde bildirimde bulunmayan şirketin 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, «infisah» «sebebinin» 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olduğu belirtilmiştir.
İş Mahkemesinin 2021/55 E. sayılı dosyasında görülmekte olan rücuan alacak davasında, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 140210 sicilinde kayıtlı iken «ticaret sicilinden terkin» edildiği anlaşılan Metsan Otomotiv Yedek Parça San. ve Tic.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde anonim ve «limited şirketlerin» hangi şartlarda sicilden re'«sen terkin» edileceğinin düzenlendiği, aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirketin yanı sıra şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilanı» suretiyle yapılan ihtarın usulüne uygun olmadığı, bu yönü ile «ihyası» istenen şirketin terkin işleminin usulüne uygun yapılmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» «kaydının» re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9156 E. 2022/2306 K.
Ortak:ihya · hak düşürücü süre · tebligat · ek tasfiye · terkin · ilan · dava sebebi · cy/cy kaydı · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin 5174 sayılı Kanun'a göre Oda «kaydının» sicilden re'sen silindiği, davacı ihyası istenen şirketin «terkin» öncesi «temsilcisi» olup, şirketin «tasfiye» edilmeden «sicilden terkin» edildiğini ileri sürerek işbu davayı açtığı, şirketin terkin tarihi olan 23.01.2014 tarihi ile dava tarihi 01.03.2023 tarihi arasında yasal 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçmekle birlikte davacı ortak, şirketin tasfiye edilmemiş mal varlığının bulunduğunu ileri sürdüğüne ve dava konusu tasfiye edilmediği bildirilen iki adet aracın dosyadaki sicil kayıtlarına göre halen ihyası istenen şirket adına tescilli olduğuna göre, tasfiye için 10 yıllık sürede dava açılabileceği, ihyası istenen şirketin sicilden terkin koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesine aykırı olarak davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan mahkemece davanın kabulü ile şirketin araç ile sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, İlk Derece Mahkemesinin «şirketin ihyası» ile davanın açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı temsilcisinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; «ihyası» istenilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) Geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde sicilden re'sen silindiğini, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmadığını, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini savunarak davanın reddini istemiş, davanın kabulüne karar verilmesi halinde ek «tasfiye» işlemlerinin yapılması için «son» «tasfiye memuru» veya ... bir tasfiye memuru olarak atanıp keyfiyetin tescil ve «ilanına» karar verilmesini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, Müdürlüklerince yapılan «terkin» işleminin usulüne uygun olduğunu, müdürlüklerinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «ihyası» istenen şirket yetkilisine «usulüne uygun tebligat» yapıldığı, davanın yasal süre içerisinde açılmadığını, «yargılama giderinin» davanın açılmasında «yasal hasım» olmaları nedeniyle davalı üzerinde bırakılamayacağını ayrıca davanın kabulü halinde de «tasfiye memuru atanmasının» zorunlu olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «ihyası» istenilen şirketin adresinin tespit edilememesi nedeni ile resen ticaret sicilinden silindiği buna ilişkin kararın TTSG'nde «ilan» edildiği, resen silinmesine ilişkin «ihtarın» ilgili şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine iadeli «taahhütlü» olarak gönderildiği, iade edilmesinin ardından ilan suretiyle «tebligatın» yapıldığı, yapılan işlemler TTK «geçici madde» 7 hükmüne uygun olarak tesis edildiği, davacı her ne kadar resen «ticaret sicilinden terkin» edilen şirketten alacak ise de söz konusu şirketin terkin işleminin 23/06/2014 tarihinde gerçekleşmiş olduğu ihya davasının ise 21/01/2020 tarihinde açılmış olduğundan, TTK geçici madde 7/15 hükmünde belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dava tarihi itibariyle geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine, karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle re'«sen terkin» edilme «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi de bu nedenle usul ve yasaya aykırı olduğundan hatalı gerekçeyle davanın reddi kararı doğru görülmemiştir.
Dosya kapsamından Amasya Ticaret Sicil Müdürlüğünün 17.03.2014 tarihli yazısında, «ihyası» istenilen şirketin 18.05.2014 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Borsalar Kanun’un 10. ve 32. maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren 2 yıl sonunda oda «kaydı» silinmiş sicil kaydı silinmek üzere müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler «münfesih» olarak resen silinmelerine ilişkin hüküm gereği 21.06.2014 tarihinde resen kaydının silindiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:istinaf kanun yolu · münfesihlik · resen terkin · re'sen terkin · geçici 7. madde · ticaret sicilinden terkin · kanun yolu · ara karar
Benzer bu kararda… n Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış «anonim şirketler» ile «limited şirketler»” hükmüne yer verildiği aynı maddenin 1/b bendinde, “Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 01/07/2015 tarihine kadar «münfesih» olan anonim ve limited şirketler” hükmüne yer verildiği ve 1/e bendinde ise “ Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce «tasfiye» işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle «ara» bilançoları veya «son» ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için «ticaret sicilinden terkin» işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler” hükmüne yer verilerek «resen terkin» sebepleri belirtilmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «ihyası» istenilen şirketin adresinin tespit edilememesi nedeni ile resen ticaret sicilinden silindiği buna ilişkin kararın TTSG'nde «ilan» edildiği, resen silinmesine ilişkin «ihtarın» ilgili şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine iadeli «taahhütlü» olarak gönderildiği, iade edilmesinin ardından ilan suretiyle «tebligatın» yapıldığı, yapılan işlemler TTK «geçici madde» 7 hükmüne uygun olarak tesis edildiği, davacı her ne kadar resen «ticaret sicilinden terkin» edilen şirketten alacak ise de söz konusu şirketin terkin işleminin 23/06/2014 tarihinde gerçekleşmiş olduğu ihya davasının ise 21/01/2020 tarihinde açılmış olduğundan, TTK geçici madde 7/15 hükmünde belirtilen 5 yıllık «hak düşürücü süre» dava tarihi itibariyle geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine, karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
İstinaf mahkemesince,ilk derece mahkemesinin kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde bulunmayan «istinaf kanun yolu» başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosya kapsamından Amasya Ticaret Sicil Müdürlüğünün 17.03.2014 tarihli yazısında, «ihyası» istenilen şirketin 18.05.2014 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Borsalar Kanun’un 10. ve 32. maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren 2 yıl sonunda oda «kaydı» silinmiş sicil kaydı silinmek üzere müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler «münfesih» olarak resen silinmelerine ilişkin hüküm gereği 21.06.2014 tarihinde resen kaydının silindiği anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6182 E. , 2023/7061 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1433 Esas, 2023/1353 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2023/149 E., 2023/400 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ihyası istenen şirketin faal olduğunu, vergi yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak buna rağmen sicil kaydının silindiğini, şirket adına kayıtlı araçlar bulunduğunu belirterek, davacının yetkili temsilcisi olduğu Kantaş Otomotiv İş Makinaları Bakım Onarım Elektrik Yedek Parça Gıda ve Tekstil ... Mühendislik Müşavirlik İmalat İhr. Paz. Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; ihyası istenilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) Geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde sicilden re'sen silindiğini, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, şirketin davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini savunarak davanın reddini istemiş, davanın kabulüne karar verilmesi halinde ek tasfiye işlemlerinin yapılması için son tasfiye memuru veya ... bir tasfiye memuru olarak atanıp keyfiyetin tescil ve ilanına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirketin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce 5174 sayılı Odalar ve Borsalar Kanunu (5174 sayılı Kanun) gereğince oda kaydının silinmesi nedeniyle 23.01.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi kapsamında kaydının re'sen silindiği, ancak 5174 sayılı 10 uncu ve 32 nci maddeleri kapsamında oda kaydı silinmesinin 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi kapsamında terkin sebebi olarak yer almadığını, dolayısıyla dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 7 nci maddenin on beşinci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalının sebebiyet verdiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, Kantaş Otomotiv İş Makinaları Bakım Onarım Elektrik Yedek Parça Gıda ve Tekstil ...
Mühendislik Müşavirlik İmalat İhr. Paz. Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, kararın tescil ve ilanına, davalının yargılama giderinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, Müdürlüklerince yapılan terkin işleminin usulüne uygun olduğunu, müdürlüklerinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, ihyası istenen şirket yetkilisine usulüne uygun tebligat yapıldığı, davanın yasal süre içerisinde açılmadığını, yargılama giderinin davanın açılmasında yasal hasım olmaları nedeniyle davalı üzerinde bırakılamayacağını ayrıca davanın kabulü halinde de tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin 5174 sayılı Kanun'a göre Oda kaydının sicilden re'sen silindiği, davacı ihyası istenen şirketin terkin öncesi temsilcisi olup, şirketin tasfiye edilmeden sicilden terkin edildiğini ileri sürerek işbu davayı açtığı, şirketin terkin tarihi olan 23.01.2014 tarihi ile dava tarihi 01.03.2023 tarihi arasında yasal 5 yıllık hak düşürücü süre geçmekle birlikte davacı ortak, şirketin tasfiye edilmemiş mal varlığının bulunduğunu ileri sürdüğüne ve dava konusu tasfiye edilmediği bildirilen iki adet aracın dosyadaki sicil kayıtlarına göre halen ihyası istenen şirket adına tescilli olduğuna göre, tasfiye için 10 yıllık sürede dava açılabileceği, ihyası istenen şirketin sicilden terkin koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesine aykırı olarak davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan mahkemece davanın kabulü ile şirketin araç ile sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı, İlk Derece Mahkemesinin şirketin ihyası ile davanın açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı temsilcisinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 ... maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/989642600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz