Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3289 E. 2023/7048 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hükmün açıklanmasının geri bırakılması↗ resmi belgede sahtecilik↗ keşide tarihi↗ imza incelemesi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ sahtecilik↗ kötüniyet tazminatı↗ lehtar↗ kambiyo senedi↗ denetime elverişlilik↗ kötü niyet tazminatı↗ dolandırıcılık↗ keşideci↗ uyuşmazlık konusu↗ bono↗ kötü niyet↗ bilirkişi incelemesi↗ esastan ret↗ iflas↗ kötüniyet↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ menfi tespit↗ kusur↗ dava sebebi↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/655 E., 2018/754 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından davacıya karşı davacının keşideci, davalının lehtar olduğu bonoya dayalı kambiyo senedine özgü takibin başlatıldığını, ancak takip dayanağı senetteki imzanın davacıya ait olmadığını, davalıya yönelik Cumhuriyet Savcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre de takip dayanağı senetteki imzanın davacının ... ürünü olmadığının tespit edildiğini ileri sürerek takibe dayanak bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, haczin kaldırılmasına, kötü niyetli olarak açılan takibe devam etmesi nedeniyle %40' dan ... olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; bononun düzenleme tarihinde davacıya ait resmi ve ... kurumlardan getirtilecek imza örnekleri üzerinde yapılan incelemede imzanın davacıya ait olduğunun ortaya çıkacağını savunarak davanın reddine, davalı lehine %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/20 E. sayılı dosyasının incelenmesinde müşteki katılanın ..., sanığın ... olduğu, resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşları v.b tüzel kişilerin araç olarak kullanılması sebebi ile dolandırıcılık suçundan sanık ... 'nun hapis ve adli para cezası ile cezalandırıldığı ve kararın kesinleştiği, İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/20 E. sayılı dosyasında kesinleşen karar gereği davacı ... 'nün 84.000,00 TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının takip dosyasına konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, haczin kaldırılmasına, 33.600,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Senet üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunu, asıl uyuşmazlık konusu olan senet üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı noktasının yargılama aşamasında yeterince irdelenmediğini, yalnızca İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/20 E. sayılı dosyasında verilen kararın değerlendirildiğini, bilirkişi incelemesi yapılmadan hüküm kurulduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 74 üncü maddesine göre ceza hakiminin kusuru değerlendirmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının hukuk hakimini bağlamayacağını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun(2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin beşinci bendine göre kötüniyet tazminat oranının %20'ye düşürüldüğünü, davada mahkemece %40 miktarında tazminata hükmedilmesinin tamamen hata sonucu olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile soruşturma aşamasında imza incelemesinin yapıldığı ve bu imza incelemesine göre ceza yargılamasının yapılarak kesinleştiği, dosya içerisinde bulunan söz konusu raporun denetime elverişli bulunduğu, dava konusunun kusur durumuna ilişkin olmadığı, bu nedenle davalı istinaf isteminin yerinde olmadığı, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi uyarınca icra takibinin haksız olduğu, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklının, kötü niyetli kabul edildiği, davalının imzaların davacıya ait olmadığını bilerek davacı hakkında icra takibine geçmiş olması nedeniyle icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu, bu nedenle davacı lehine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bir mahkumiyet kararı olmadığını, bu nedenle 6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesinin uygulanamayacağını, hükme esas alınan ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini bağlamayacağını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi,
2.2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi,
3.6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, takibe dayanak bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı, keşideci olarak göründüğü bono altındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesince başkaca araştırma ve inceleme yapılmadan İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09.12.2014 tarihli, 2013/20 E. ve 2014/650 K. sayılı kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesince alınan 15.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda 01.03.2006 tanzim tarihli bono altındaki davacı imzası ile mahkemece alınan istiktap tutanağı, 2007 tarihli sandık seçmen listesi ve 2012 ve 2013 tarihli belge asıllarındaki imza örnekleri karşılaştırılarak imzanın davacının ... ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Ancak alınan bu raporda bononun keşide tarihinden önceki ve keşide tarihine yakın imza asılları getirtilerek usulüne uygun imza incelemesi yapılmamış, keşide tarihi öncesine ait davacının imza örneğine haiz belge asılları da toplanmamıştır. Bu nedenle düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınamaz.
Ayrıca İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen karar hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olup, 6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi anlamında hukuk hakimini bağlayan kesinleşmiş kararlardan değildir. Mahkemenin gerekçesinde bu karardan hukuk hakimini bağlayan bir karar gibi bahsedilmesi de doğru olmamıştır.
Bu nedenle, Mahkemece davaya konu bononun keşide tarihine yakın, önceki ve sonraki tarihli, resmi kurumlarda bulunan, davacı tarafından atılmış, samimi imzalarını içeren belge asılları getirtilerek, grafoloji konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile yeniden rapor alınarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz incelemeye tabi bilirkişi raporuna ve hukuk hakimini bağlamayan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2216 E. 2019/406 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gecikme faizi · şirket müdürü · ziya · eksik inceleme
Benzer bu karardaAncak, mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda vergi asılları, «gecikme faizi» ve vergi «ziyaı» cezalarının bir bütün olarak hesaplandığı ve hesaplanan bu miktar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmış olup, davalı ... vekilinin vergi asılları yönünden müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığına dair ciddi itirazları değerlendirilmemiştir.
2- Dava, «şirket müdürü» olduğu iddia edilen davalıların sorumluluğuna ilişkin olarak açılmış bulunan alacak davasıdır.
Bu durumda, mahkemece söz konusu itirazlar değerlendirmeksizin «eksik incelemeye» dayalı olarak karar tesisi doğru olmamış adı geçen davalı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme taleplerinin kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4619 E. 2020/3641 K.
Ortak:imza incelemesi · sahtecilik · bono · kötüniyet
İncelediğiniz karardaAncak alınan bu raporda «bononun» keşide tarihinden önceki ve «keşide tarihine» yakın imza asılları getirtilerek usulüne uygun «imza incelemesi» yapılmamış, keşide tarihi öncesine ait davacının imza örneğine haiz belge asılları da toplanmamıştır.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından davacıya karşı davacının «keşideci», davalının «lehtar» olduğu «bonoya» dayalı «kambiyo senedine» özgü takibin başlatıldığını, ancak takip dayanağı senetteki imzanın davacıya ait olmadığını, davalıya yönelik Cumhuriyet Savcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre de takip dayanağı senetteki imzanın davacının ... ürünü olmadığının tespit edildiğini ileri sürerek takibe dayanak bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, haczin kaldırılmasına, kötü niyetli olarak açılan takibe devam etmesi nedeniyle %40' dan ... olmamak üzere «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «bononun» düzenleme tarihinde davacıya ait resmi ve ... kurumlardan getirtilecek imza örnekleri üzerinde yapılan incelemede imzanın davacıya ait olduğunun ortaya çıkacağını savunarak davanın reddine, davalı lehine %20 «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… un tespit edilemediği sonucuna ulaştığı, takibe başlayan ve icra dosyasına sunduğu çekteki imzaların borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı olduğundan bu iddiayı «ispat külfetinin» de alacaklıya ait olduğu, HGK’nun, 26.04.2006 12-259/231 sayılı kararı gereğince Adli Tıp Kurumu raporunda yer alan belirsizliğin borçlu lehine yorumlanmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile takibe konulan 17.07.2012 ve 17.08.2012 tarihli 7.500.-TL tutarlı iki adet senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, «kötüniyet» kanıtlanamadığından bu talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, «sahtecilik» iddiasına dayalı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı davaya konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş, mahkemece «imza incelemesine» ilişkin Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’ndan rapor talep edilmiş ve bu rapor hükme esas alınmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat külfeti · kesin hüküm
Benzer bu kararda… un tespit edilemediği sonucuna ulaştığı, takibe başlayan ve icra dosyasına sunduğu çekteki imzaların borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı olduğundan bu iddiayı «ispat külfetinin» de alacaklıya ait olduğu, HGK’nun, 26.04.2006 12-259/231 sayılı kararı gereğince Adli Tıp Kurumu raporunda yer alan belirsizliğin borçlu lehine yorumlanmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile takibe konulan 17.07.2012 ve 17.08.2012 tarihli 7.500.-TL tutarlı iki adet senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, «kötüniyet» kanıtlanamadığından bu talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Ancak hükme esas alınan raporda, davacının «bononun» tanzim tarihinden önceki tarihli samimi imzalarını içeren mukayese konusu belge asılları olmadığı gibi raporda da mahkemece gönderilen belge asıllarının incelenmesi sonucunda imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda yeterli kanaate varılamadığı belirtilmiş olup, söz konusu rapor bu yönden «kesin» kanaati içermemektedir.
… avacının samimi imzalarının bulunduğu belge asıllarının ilgili kurumlardan getirtilerek yeniden grafoloji konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu tarafından «imza incelemesi» yaptırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz, «kesin» kanaat içermeyen bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2942 E. 2021/2350 K.
Ortak:hükmün açıklanmasının geri bırakılması · keşide tarihi · sahtecilik · dolandırıcılık · bono
İncelediğiniz karardaBu nedenle, Mahkemece davaya konu «bononun» «keşide tarihine» yakın, önceki ve sonraki tarihli, resmi kurumlarda bulunan, davacı tarafından atılmış, samimi imzalarını içeren belge asılları getirtilerek, grafoloji konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile yeniden rapor alınarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz incelemeye tabi bilirkişi raporuna ve hukuk hakimini bağlamayan «hükmün açıklanmasının geri bırakılması» kararına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir
Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/20 E. sayılı dosyasının incelenmesinde müşteki katılanın ..., sanığın ... olduğu, «resmi belgede sahtecilik», kamu kurum ve kuruluşları v.b tüzel kişilerin araç olarak kullanılması «sebebi» ile «dolandırıcılık» suçundan sanık ... 'nun hapis ve adli para cezası ile cezalandırıldığı ve kararın kesinleştiği, İstanbul 7.
Ancak alınan bu raporda «bononun» keşide tarihinden önceki ve «keşide tarihine» yakın imza asılları getirtilerek usulüne uygun «imza incelemesi» yapılmamış, keşide tarihi öncesine ait davacının imza örneğine haiz belge asılları da toplanmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere göre, ceza mahkemesince davaya konu «bononun» davalı ...'in yıllar öncesinde cezaevi müdürlüğü yaptığı sırada tanıştığı davacı müşteki adına suça konu senedi davacının imzasını kendi imza ve yazı kaligrafisini yansıtmayacak şekilde attığı ya da üçüncü bir şahsa attırdığı, sonrasında diğer davalı ...'a icra yolu ile tahsil etmesi için «ciro» ederek verdiği, davalı ...'ın da almış olduğu bu senette boş olan kısımlarını doldurarak davacı müşteki aleyhine icra takibine giriştiği, böylelikle evrakta «sahtecilik» ve kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle «dolandırıcılığa» teşebbüs suçlarını işlediklerinin kabul edildiği, ceza mahkemesinin maddi vakıanın tespitine ilişkin kabulünün işbu dosya yönüyle «kesin» hüküm teşkil ettiğinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
… konu bonodaki borçlu imzasının davacının eli ürünü olduğunun tespit edilmediği, bonodaki diğer yazıların davalıların eli ürünü olduğunun belirlendiği, her ne kadar «hükmün açıklanmasının geri bırakılması» sonucu verilen cezalar, hukuk hakimini bağlamasa da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince fiilin hukuka aykırılığının tespit konusu, başka bir deyişle maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağladığı, dolayısıyla somut olayda kesinleşen ceza mahkemesinin dosyasındaki «sahteciliğe» ilişkin maddi olgunun tespitinin hukuk hakimini bağlayacağı, bu rapor doğrultusunda «bononun» sahte olarak tanzim edildiğinin belirlenmesi ve davanın kabulüne karar verilmesi hukuken doğru bulunduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf talebinin esasta …
Mahkemece davaya konu çeklerin «keşide tarihlerine» yakın, önceki ve sonraki tarihli, resmi kurumlarda bulunan, davacı tarafından atılmış, samimi imzalarını içeren belge asılları getirtilerek, grafoloji konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile yeniden rapor alınarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz incelemeye tabi bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ciro · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere göre, ceza mahkemesince davaya konu «bononun» davalı ...'in yıllar öncesinde cezaevi müdürlüğü yaptığı sırada tanıştığı davacı müşteki adına suça konu senedi davacının imzasını kendi imza ve yazı kaligrafisini yansıtmayacak şekilde attığı ya da üçüncü bir şahsa attırdığı, sonrasında diğer davalı ...'a icra yolu ile tahsil etmesi için «ciro» ederek verdiği, davalı ...'ın da almış olduğu bu senette boş olan kısımlarını doldurarak davacı müşteki aleyhine icra takibine giriştiği, böylelikle evrakta «sahtecilik» ve kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle «dolandırıcılığa» teşebbüs suçlarını işlediklerinin kabul edildiği, ceza mahkemesinin maddi vakıanın tespitine ilişkin kabulünün işbu dosya yönüyle «kesin» hüküm teşkil ettiğinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3289 E. , 2023/7048 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1145 Esas, 2021/254 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/655 E., 2018/754 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından davacıya karşı davacının keşideci, davalının lehtar olduğu bonoya dayalı kambiyo senedine özgü takibin başlatıldığını, ancak takip dayanağı senetteki imzanın davacıya ait olmadığını, davalıya yönelik Cumhuriyet Savcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre de takip dayanağı senetteki imzanın davacının ... ürünü olmadığının tespit edildiğini ileri sürerek takibe dayanak bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, haczin kaldırılmasına, kötü niyetli olarak açılan takibe devam etmesi nedeniyle %40' dan ... olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; bononun düzenleme tarihinde davacıya ait resmi ve ... kurumlardan getirtilecek imza örnekleri üzerinde yapılan incelemede imzanın davacıya ait olduğunun ortaya çıkacağını savunarak davanın reddine, davalı lehine %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/20 E. sayılı dosyasının incelenmesinde müşteki katılanın ..., sanığın ... olduğu, resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşları v.b tüzel kişilerin araç olarak kullanılması sebebi ile dolandırıcılık suçundan sanık ... 'nun hapis ve adli para cezası ile cezalandırıldığı ve kararın kesinleştiği, İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/20 E. sayılı dosyasında kesinleşen karar gereği davacı ... 'nün 84.000,00 TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının takip dosyasına konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, haczin kaldırılmasına, 33.600,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Senet üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunu, asıl uyuşmazlık konusu olan senet üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı noktasının yargılama aşamasında yeterince irdelenmediğini, yalnızca İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/20 E. sayılı dosyasında verilen kararın değerlendirildiğini, bilirkişi incelemesi yapılmadan hüküm kurulduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 74 üncü maddesine göre ceza hakiminin kusuru değerlendirmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının hukuk hakimini bağlamayacağını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun(2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin beşinci bendine göre kötüniyet tazminat oranının %20'ye düşürüldüğünü, davada mahkemece %40 miktarında tazminata hükmedilmesinin tamamen hata sonucu olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile soruşturma aşamasında imza incelemesinin yapıldığı ve bu imza incelemesine göre ceza yargılamasının yapılarak kesinleştiği, dosya içerisinde bulunan söz konusu raporun denetime elverişli bulunduğu, dava konusunun kusur durumuna ilişkin olmadığı, bu nedenle davalı istinaf isteminin yerinde olmadığı, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi uyarınca icra takibinin haksız olduğu, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklının, kötü niyetli kabul edildiği, davalının imzaların davacıya ait olmadığını bilerek davacı hakkında icra takibine geçmiş olması nedeniyle icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu, bu nedenle davacı lehine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bir mahkumiyet kararı olmadığını, bu nedenle 6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesinin uygulanamayacağını, hükme esas alınan ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini bağlamayacağını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi,
2.2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi,
3.6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, takibe dayanak bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı, keşideci olarak göründüğü bono altındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesince başkaca araştırma ve inceleme yapılmadan İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09.12.2014 tarihli, 2013/20 E. ve 2014/650 K. sayılı kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesince alınan 15.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda 01.03.2006 tanzim tarihli bono altındaki davacı imzası ile mahkemece alınan istiktap tutanağı, 2007 tarihli sandık seçmen listesi ve 2012 ve 2013 tarihli belge asıllarındaki imza örnekleri karşılaştırılarak imzanın davacının ... ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Ancak alınan bu raporda bononun keşide tarihinden önceki ve keşide tarihine yakın imza asılları getirtilerek usulüne uygun imza incelemesi yapılmamış, keşide tarihi öncesine ait davacının imza örneğine haiz belge asılları da toplanmamıştır. Bu nedenle düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınamaz.
Ayrıca İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen karar hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olup, 6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi anlamında hukuk hakimini bağlayan kesinleşmiş kararlardan değildir. Mahkemenin gerekçesinde bu karardan hukuk hakimini bağlayan bir karar gibi bahsedilmesi de doğru olmamıştır.
Bu nedenle, Mahkemece davaya konu bononun keşide tarihine yakın, önceki ve sonraki tarihli, resmi kurumlarda bulunan, davacı tarafından atılmış, samimi imzalarını içeren belge asılları getirtilerek, grafoloji konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile yeniden rapor alınarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz incelemeye tabi bilirkişi raporuna ve hukuk hakimini bağlamayan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/989620000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz