Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2942 E. 2021/2350 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hükmün açıklanmasının geri bırakılması↗ keşide tarihi↗ sahtecilik↗ ciro↗ dolandırıcılık↗ bono↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere göre, ceza mahkemesince davaya konu bononun davalı ...'in yıllar öncesinde cezaevi müdürlüğü yaptığı sırada tanıştığı davacı müşteki adına suça konu senedi davacının imzasını kendi imza ve yazı kaligrafisini yansıtmayacak şekilde attığı ya da üçüncü bir şahsa attırdığı, sonrasında diğer davalı ...'a icra yolu ile tahsil etmesi için ciro ederek verdiği, davalı ...'ın da almış olduğu bu senette boş olan kısımlarını doldurarak davacı müşteki aleyhine icra takibine giriştiği, böylelikle evrakta sahtecilik ve kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediklerinin kabul edildiği, ceza mahkemesinin maddi vakıanın tespitine ilişkin kabulünün işbu dosya yönüyle kesin hüküm teşkil ettiğinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, ceza dosyasında Emniyet Genel Müdürlüğü Ankara Kriminal Polis Labarotuvarı tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, davaya konu bonodaki borçlu imzasının davacının eli ürünü olduğunun tespit edilmediği, bonodaki diğer yazıların davalıların eli ürünü olduğunun belirlendiği, her ne kadar hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucu verilen cezalar, hukuk hakimini bağlamasa da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince fiilin hukuka aykırılığının tespit konusu, başka bir deyişle maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağladığı, dolayısıyla somut olayda kesinleşen ceza mahkemesinin dosyasındaki sahteciliğe ilişkin maddi olgunun tespitinin hukuk hakimini bağlayacağı, bu rapor doğrultusunda bononun sahte olarak tanzim edildiğinin belirlenmesi ve davanın kabulüne karar verilmesi hukuken doğru bulunduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, icra takibine konu bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda mukayese imzaları içeren belgeler arasında, davaya konu bonodaki keşide tarihinden önceki tarihli belge asılları bulunmamaktadır. Bu nedenle düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınamaz. Mahkemece davaya konu çeklerin keşide tarihlerine yakın, önceki ve sonraki tarihli, resmi kurumlarda bulunan, davacı tarafından atılmış, samimi imzalarını içeren belge asılları getirtilerek, grafoloji konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile yeniden rapor alınarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz incelemeye tabi bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4619 E. 2020/3641 K.
Ortak:sahtecilik · bono · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere göre, ceza mahkemesince davaya konu «bononun» davalı ...'in yıllar öncesinde cezaevi müdürlüğü yaptığı sırada tanıştığı davacı müşteki adına suça konu senedi davacının imzasını kendi imza ve yazı kaligrafisini yansıtmayacak şekilde attığı ya da üçüncü bir şahsa attırdığı, sonrasında diğer davalı ...'a icra yolu ile tahsil etmesi için «ciro» ederek verdiği, davalı ...'ın da almış olduğu bu senette boş olan kısımlarını doldurarak davacı müşteki aleyhine icra takibine giriştiği, böylelikle evrakta «sahtecilik» ve kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle «dolandırıcılığa» teşebbüs suçlarını işlediklerinin kabul edildiği, ceza mahkemesinin maddi vakıanın tespitine ilişkin kabulünün işbu dosya yönüyle «kesin» hüküm teşkil ettiğinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
… konu bonodaki borçlu imzasının davacının eli ürünü olduğunun tespit edilmediği, bonodaki diğer yazıların davalıların eli ürünü olduğunun belirlendiği, her ne kadar «hükmün açıklanmasının geri bırakılması» sonucu verilen cezalar, hukuk hakimini bağlamasa da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince fiilin hukuka aykırılığının tespit konusu, başka bir deyişle maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağladığı, dolayısıyla somut olayda kesinleşen ceza mahkemesinin dosyasındaki «sahteciliğe» ilişkin maddi olgunun tespitinin hukuk hakimini bağlayacağı, bu rapor doğrultusunda «bononun» sahte olarak tanzim edildiğinin belirlenmesi ve davanın kabulüne karar verilmesi hukuken doğru bulunduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf talebinin esasta …
Benzer bu karardaAncak hükme esas alınan raporda, davacının «bononun» tanzim tarihinden önceki tarihli samimi imzalarını içeren mukayese konusu belge asılları olmadığı gibi raporda da mahkemece gönderilen belge asıllarının incelenmesi sonucunda imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda yeterli kanaate varılamadığı belirtilmiş olup, söz konusu rapor bu yönden «kesin» kanaati içermemektedir.
Dava, «sahtecilik» iddiasına dayalı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
… avacının samimi imzalarının bulunduğu belge asıllarının ilgili kurumlardan getirtilerek yeniden grafoloji konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu tarafından «imza incelemesi» yaptırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz, «kesin» kanaat içermeyen bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imza incelemesi · ispat külfeti · kötüniyet
Benzer bu kararda… un tespit edilemediği sonucuna ulaştığı, takibe başlayan ve icra dosyasına sunduğu çekteki imzaların borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı olduğundan bu iddiayı «ispat külfetinin» de alacaklıya ait olduğu, HGK’nun, 26.04.2006 12-259/231 sayılı kararı gereğince Adli Tıp Kurumu raporunda yer alan belirsizliğin borçlu lehine yorumlanmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile takibe konulan 17.07.2012 ve 17.08.2012 tarihli 7.500.-TL tutarlı iki adet senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, «kötüniyet» kanıtlanamadığından bu talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı davaya konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş, mahkemece «imza incelemesine» ilişkin Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’ndan rapor talep edilmiş ve bu rapor hükme esas alınmıştır.
… avacının samimi imzalarının bulunduğu belge asıllarının ilgili kurumlardan getirtilerek yeniden grafoloji konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu tarafından «imza incelemesi» yaptırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz, «kesin» kanaat içermeyen bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4080 E. 2022/5798 K.
Ortak:kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere göre, ceza mahkemesince davaya konu «bononun» davalı ...'in yıllar öncesinde cezaevi müdürlüğü yaptığı sırada tanıştığı davacı müşteki adına suça konu senedi davacının imzasını kendi imza ve yazı kaligrafisini yansıtmayacak şekilde attığı ya da üçüncü bir şahsa attırdığı, sonrasında diğer davalı ...'a icra yolu ile tahsil etmesi için «ciro» ederek verdiği, davalı ...'ın da almış olduğu bu senette boş olan kısımlarını doldurarak davacı müşteki aleyhine icra takibine giriştiği, böylelikle evrakta «sahtecilik» ve kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle «dolandırıcılığa» teşebbüs suçlarını işlediklerinin kabul edildiği, ceza mahkemesinin maddi vakıanın tespitine ilişkin kabulünün işbu dosya yönüyle «kesin» hüküm teşkil ettiğinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Benzer bu karardaBonodaki imzanın davalıya ait olup olmadığı hususunda «kesin» bir kanaata varılabilmesi için konusunda uzman bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılıp alınacak rapor doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avalist · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «avalist» olarak attığı imzanın davalının eli ürünü olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Bonodaki imzanın davalıya ait olup olmadığı hususunda «kesin» bir kanaata varılabilmesi için konusunda uzman bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılıp alınacak rapor doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2942 E. , 2021/2350 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05.06.2017 tarih ve 2014/1361 E- 2017/557 K. sayılı kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 25.03.2019 tarih ve 2017/2595 E- 2019/527 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacı ile bono lehdarı davalı ... ve diğer davalı ... arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davalı ...’in cezaevi müdürü olduğu sırada davacıdan birkaç defa açık bono aldığını, bonoların iade edildiğini, ancak davaya konu bononun davacıya iade edilmeyen bono olmasının muhtemel olduğunu, davaya konu bononun düzenlendiği iddia edilen 10.06.2001 tarihinde davacının İngiltere'de bulunduğunu, davaya konu bononun imzalanmış olamayacağını, bononun zamanaşımına uğradığını, davalıların işbirliği yaparak dolandırma yoluna başvurduklarını belirterek davacının davalılara borçlu bulunmadığının tespitine, dava konusu bononun iptaline, kötüniyetli davalılar hakkında %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...; davacının iddiasını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini, tanık dinleme talebini kabul etmediğini, davaya konu senedin eski senedin yerine verildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...; dava konusu senedi lehdarın bilgisi ve rızası ile birinci senede istinaden yalnız borçlu imza ve isim yazıları hariç olmak üzere doldurduğunu, alacak hakkının meşru olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere göre, ceza mahkemesince davaya konu bononun davalı ...'in yıllar öncesinde cezaevi müdürlüğü yaptığı sırada tanıştığı davacı müşteki adına suça konu senedi davacının imzasını kendi imza ve yazı kaligrafisini yansıtmayacak şekilde attığı ya da üçüncü bir şahsa attırdığı, sonrasında diğer davalı ...'a icra yolu ile tahsil etmesi için ciro ederek verdiği, davalı ...'ın da almış olduğu bu senette boş olan kısımlarını doldurarak davacı müşteki aleyhine icra takibine giriştiği, böylelikle evrakta sahtecilik ve kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediklerinin kabul edildiği, ceza mahkemesinin maddi vakıanın tespitine ilişkin kabulünün işbu dosya yönüyle kesin hüküm teşkil ettiğinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ...
vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, ceza dosyasında Emniyet Genel Müdürlüğü Ankara Kriminal Polis Labarotuvarı tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, davaya konu bonodaki borçlu imzasının davacının eli ürünü olduğunun tespit edilmediği, bonodaki diğer yazıların davalıların eli ürünü olduğunun belirlendiği, her ne kadar hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucu verilen cezalar, hukuk hakimini bağlamasa da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince fiilin hukuka aykırılığının tespit konusu, başka bir deyişle maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağladığı, dolayısıyla somut olayda kesinleşen ceza mahkemesinin dosyasındaki sahteciliğe ilişkin maddi olgunun tespitinin hukuk hakimini bağlayacağı, bu rapor doğrultusunda bononun sahte olarak tanzim edildiğinin belirlenmesi ve davanın kabulüne karar verilmesi hukuken doğru bulunduğu gerekçesiyle davalı ...
vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, icra takibine konu bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda mukayese imzaları içeren belgeler arasında, davaya konu bonodaki keşide tarihinden önceki tarihli belge asılları bulunmamaktadır. Bu nedenle düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınamaz. Mahkemece davaya konu çeklerin keşide tarihlerine yakın, önceki ve sonraki tarihli, resmi kurumlarda bulunan, davacı tarafından atılmış, samimi imzalarını içeren belge asılları getirtilerek, grafoloji konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile yeniden rapor alınarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz incelemeye tabi bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı ...'na iadesine, 11.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/662975600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz