Haksız rekabetin tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4629 E. 2023/6296 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanının korunması↗ ticari dürüstlük↗ ticaret unvanına tecavüz↗ ticaret unvanının terkini↗ ticaret sicili tescili↗ sicilden terkin↗ ticaret unvanı↗ muvafakat↗ maddi ve manevi tazminat↗ ticaret sicili↗ terkin↗ maddi tazminat↗ kusur↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sonradan tescil edilen ticaret unvanının önceki ticaret unvanına tecavüz oluşturup oluşturmadığı, öyle ise haksız rekabet olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi.
2. 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dava, ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olup Mahkemece, davalının unvan tescilinden sonra "Hatve" ibaresini hem kendi ticaret unvanın çekirdek kısmı olarak kullanmasının hem de ticaret unvanından farklı şekilde markasal etki yaratacak şekilde kullandığı, davalı kullanımında markasal etki yaratan asıl unsurun "Hatve" ibaresi olduğu dikkate alındığında davacı markası ile aralarında karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davalı şirketin bu kullanımının davacının markasının ve ticaret unvanının tescil tarihinden önceki tarihli bir hakka dayalı olmadığı, davalının bu ibare üzerinde önceye dayalı bir hakkının bulunduğunun ispatlanamadığı, bu nedenle davalı kullanımlarının mülga 556 sayılı KHK uyarınca davacı markasının ihlali olarak değerledirilmesi gerektiği, davalının sonradan tescil ettirdiği unvanı, davacının önceki tarihli ticaret unvanı arasında iltibas oluştuğundan 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca davalının ticaret unvanının terkini şartlarının oluştuğu, davacının tazminata ilişkin taleplerinin 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yapılan hesaplamaya göre belirlendiği, davalının haksız rekabet ve markaya tecavüz oluşturan eylemlerinin olması sebebi ile manevi tazminat koşullarının oluştuğu, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı tarafça yapılan haksız rekabetin men'ine, davalının ticaret unvanında yer alan "Hatve" ibaresinin sicilden terkinine, belirlenen maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2. Mahkemece, 18.06.2015 tarihli celsede, davanın 6102 sayılı Kanun'un 52 ve devamı maddeleri uyarınca haksız rekabete dayalı olarak açıldığı, 556 sayılı KHK uyarınca marka hakkında dayalı olarak da açılıp açılmadığı marka hakkına ilişkin hakların saklı tutulmaması halinde marka hakkına dayalı olarak talep olunan maddi ve manevi tazminat taleplerinin açıklanması için davacı tarafa süre verilmiştir.
Davacı vekili 24.10.2015 tarihli dilekçesi ile davanın gerek 6102 sayılı Kanun'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerine gerekse 556 sayılı KHK'ya göre marka hakkına yapılan tecavüze dayandığı, davanın konusunun müvekkili şirketin markasına ve ticaret unvanına tecavüz nedeniyle haksız rekabetin tespiti, men'i, davalı ticaret unvanının sicilden terkini, unvanın davalı tarafından kullanılması ve markaya tecavüz nedeni ile maddi ve manevi tazminat olduğu belirtilmişse de dava dilekçesine göre davanın tescilli ticaret unvanına dayanılarak açıldığı, marka ile ilgili bir talebin bulunmadığı, ayrıca davalı vekilinin de 31.12.2015 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde markaya vaki tecavüzün önlenmesi hususunda talepte bulunulmadığından, davacı iddiasının genişletmesine muvafakatlerinin olmadığı belirtmiştir.
3. Tescilli ticaret unvanının korunması 6102 sayılı Kanun'un 52 maddesine özel olarak düzenlenmiş olup "Unvanına tecavüz edilen kimsenin hakları", bu hükümde;
(1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir." şeklinde belirtilmiştir.
Bu düzenleme dikkate alındığında, davalının ticaret unvanı da ticaret sicilde tescilli olduğundan, tescil edilmiş bir hakkın kullanılması terkin edilinceye kadar tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacaktır. Yani, salt unvan tescili ve unvanın tescil edildiği gibi kullanılması haksız rekabet oluşturmaz. Bir an için markaya tecavüz hususunun da dava kapsamında olduğu kabul edilse dahi mülga 556 sayılı KHK'nın uygulandığı dönemde marka yönünden de tescilli hakların kullanılması tecavüz oluşturmamaktadır. Nitekim Dairemizin yerleşik içtihadı da bu yöndedir. (Yargıtay 11. HD. 09.05.2023 tarihli ve 2021/8806 E., 2023/2834 K. sayılı ilâmı, 02.12.2015 tarihli ve 2015/5855 E., 2015/12898 K. sayılı ilâmı, 09/09/2019 tarihli ve 2018/3702 E., 2019/5160 K. sayılı ilâmı, 26.09.2013 tarihli ve 2012/18615 E., 2013/16853 K. sayılı ilâmı)
4. Somut olaya geldiğimizde, davacı tescilli unvanına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini talep etmiş olduğundan, belirtilen yasal çerçeve ve Dairemiz yerleşik uygulamaları yönünden değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken somut olayda uygulama yeri olmayan mülga 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre tescilsiz ticaret unvanı ve tescilsiz işletme adlarının yani tescilsiz sınai hakların korunmasının hukuki dayanağı olan haksız rekabet hükümlerine göre değerlendirme yapılıp karar verilmesi doğru olmayıp, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10473 E. 2016/5194 K.
Ortak:ticari dürüstlük · ticaret unvanına tecavüz · ticaret unvanı · terkin · kusur · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaDava, «ticaret unvanına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olup Mahkemece, davalının unvan tescilinden sonra "Hatve" ibaresini hem kendi ticaret unvanın çekirdek kısmı olarak kullanmasının hem de ticaret unvanından farklı şekilde markasal etki yaratacak şekilde kullandığı, davalı kullanımında markasal etki yaratan asıl unsurun "Hatve" ibaresi olduğu dikkate alındığında davacı markası ile aralarında karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davalı şirketin bu kullanımının davacının markasının ve ticaret unvanının tescil tarihinden önceki tarihli bir hakka dayalı olmadığı, davalının bu ibare üzerinde önceye dayalı bir hakkının bulunduğunun ispatlanamadığı, bu nedenle davalı kullanımlarının mülga 556 sayılı KHK uyarınca davacı markasının ihlali olarak değerledirilmesi gerektiği, davalının sonradan tescil ettirdiği unvanı, davacının önceki tarihli ticaret unvanı arasında «iltibas» oluştuğundan 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca davalının «ticaret unvanının terkini» şartlarının oluştuğu, davacının tazminata ilişkin taleplerinin 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yapılan hesaplamaya göre belirlendiği, davalının haksız rekabet ve markaya tecavüz oluşturan eylemlerinin olması «sebebi» ile manevi tazminat koşullarının oluştuğu, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı tarafça yapılan haksız rekabetin men'ine, davalının ticaret unvanında yer a …
Davacı vekili 24.10.2015 tarihli dilekçesi ile davanın gerek 6102 sayılı Kanun'da düzenlenen «haksız rekabet» hükümlerine gerekse 556 sayılı KHK'ya göre marka hakkına yapılan tecavüze dayandığı, davanın konusunun müvekkili şirketin markasına ve «ticaret unvanına tecavüz» nedeniyle haksız rekabetin tespiti, men'i, davalı ticaret unvanının «sicilden terkini», unvanın davalı tarafından kullanılması ve markaya tecavüz nedeni ile maddi ve manevi tazminat olduğu belirtilmişse de dava dilekçesine göre davanın tescilli ticaret unvanına dayanılarak açıldığı, marka ile ilgili bir talebin bulunmadığı, ayrıca davalı vekilinin de 31.12.2015 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde markaya vaki tecavüzün önlenmesi hususunda talepte bulunulmadığından, davacı iddiasının genişletmesine «muvafakatlerinin» olmadığı belirtmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sonradan tescil edilen «ticaret unvanının» önceki «ticaret unvanına tecavüz» oluşturup oluşturmadığı, öyle ise «haksız rekabet» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Benzer bu karardaDava, TTK'nın 52. maddesi uyarınca davacının «ticaret unvanına tecavüzün» tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılması istemine ilişkindir TTK'nın 52. maddesinde “Ticaret unvanının, «ticari dürüstlüğe» aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, «kusurun» ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir.
Y.....'a devredildiğini, davalı şirketin bir yıl süreyle .... ibaresini ticaret unvanında kullanabileceğinin «protokolde» öngörülmesine karşın davalı şirket tarafından öngörülen süre sonrasında da .... ibaresinin ticaret unvanında kullanıldığını, bu durumun müvekkilinin «ticaret unvanına tecavüz» teşkil ettiğini ileri sürerek davalının ticaret unvanında yer alan ..... ibaresinin terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece davanın TTK'nın 52. maddesi uyarınca unvan «terkini» istemiyle açıldığı, davanın «haksız rekabet» hükümleri uyarınca açıldığının kabulü halinde dahi davalı tarafından kullanımın sürdürülmesi nedeniyle «zamanaşımı» süresinin işlemeyeceği gözetilmeksizin hatalı hukuki nitelendirme ve yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:protokol · ortaklık ilişkisi · zamanaşımı
Benzer bu karardaSomut olayda davacı vekili, daha öncesinde davacı ve davalı şirketin ortaklarının aynı kişiler olduğunu, şirket ortakları arasında imzalanan 31.10.2010 tarihli «protokol» uyarınca «ortaklık ilişkisinin» sonlandırılarak her iki şirketin ortaklar arasında paylaşıldığını, bahsi geçen protokol hükümleri uyarınca M..
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın «haksız rekabete» dayalı olarak açıldığı, haksız rekabete ilişkin davaların 1 yıl ve her halükarda 3 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, davacının 2012 yılı itibariyle davalının kullanımından haberdar olduğu, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ş..'nin unvanı, isim hakkı ve hisselerinin «protokolde» ....
Ç....'ya, «ortaklık ilişkisi» bulunan davalı şirketin ise diğer ortak S....
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4629 E. , 2023/6296 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 1994 yılında kurulduğunu, faaliyet konusunun tarımda kullanılan her türlü alet, makine ve tarım makinelerinin ve yedek parçalarının imal, satış ve pazarlama olduğunu, müvekkilinin halen bu unvan altında faaliyetini sürdürdüğünü, müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek kısmı olan ''Hatve'' ibaresini 2001-26651 Ticaret - Hizmet markası olarak TPE 7,12,37 nolu emtia için tescil ettirdiğini, ''Hatve'' tescili markasına da sahip olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek kısmını oluşturan ''Hatve'' ibaresini kullanarak haksız rekabet teşkil edecek şekilde ''Hatve Dişli San. Ltd. Şti.'' unvanı ile 2011 yılında benzer faaliyet konuları ile kurularak tescil edilmiş olduğunu, davalı şirketin 2011 yılında müvekkilinin unvanının çekirdek kısmını oluşturan ''Hatve'' kelimesinin sesli harflerini çıkararak ''HTV'' harflerini marka olarak tescil ettirdiğini, müvekkili ile davalının aynı yer ticaret sicili olan Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde kayıtlı olduğunu ve müvekkilinin ticaret unvanın tescilinin davalının iltibas içeren ticaret unvanının tescilinden daha önce olduğunu, müvekkili şirket ile davalının faaliyet konuları ve faaliyet alanları ile üretim ve satışını yaptıkları ürünler, çalışma alanları, hitap ettikleri müşteri portföyünün de benzer ve ayniyet arz ettiğini, davalının müvekkili şirketin ticaret unvanını ve hatta markasını birebir kullandığını, davalının unvan tecavüzünün müvekkilinin ticari faaliyetlerine haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek unvan tecavüzü şeklinde gerçekleşen haksız rekabetin men'i için müvekkilinin ticaret unvanını ve tescilli markasının kullanılmaması hususunda kesinleşinceye kadar tedbir kararı verilmesine, haksız rekabetin men'ine, davalının ticaret unvanında yer alan ''Hatve'' ibaresinin terkinine, unvanın tescil edilmiş şekli ile kullanılmasının yasaklanmasına, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (mülga 556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamında davalının elde ettiği 54.072,23 TL'nin, davacının fiili kaybı olan 250,00 TL'nin ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 58 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 50.000,00 TL manevi tazminatın 2011 yılından itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanan faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 60 ncı maddesi gereği zamanaşımından reddi gerektiğini, müvekkili şirketin 25.10.2011 tarihinde kurulduğunu ve davacı şirketin iddia ettiği haksız rekabetten bu tarihten itibaren haberdar olduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirket sahiplerinin hısım olduklarını, tarafların babalarının 43 yıl ortak ticaret yaptıklarını, 1970 yılında Paşalar Dişli Sanayi adı altıda adi ortaklık şeklinde faaliyete başladıklarını, 2000 yılından itibaren ise Hatve Dişli Sanayi ismiyle devam ettirdiklerini, Hatve Dişli Sanayi Ziya-Mehmet-Muammer adi ortaklığının 29.08.2012 tarihinde hukuken sona erdiğini, ...'ın genel müdürlüğünü yaptığı Hatve Dişli Sanayi-...
ve Ortaklığı adi ortaklığının 25.10.2011 tarihine kadar ... tarafından yönetildiğini, akabinde oğullarına bıraktığını, Hatve ibaresi üzerinde asıl hak sahibi olanın müvekkilinin babalarının, dolayısıyla çocuklarının olduğunu, müvekkili ticaret ünvanının usulüne uygun tescil edildiğini, terkin edilinceye kadar koruma altında olduğunu, müvekkilinin hatve ibareli bir üretim yapmadığını, tespit sırasında görülen hatve ibareli ürünlerin, yukarıda bahsedilen adi ortaklığın tasfiyesinden kalan ürünler olduğunu, davacı unvanı Paşalar Traktör San ve Tic. Ltd. Şti. iken 19.11.2007 tarihinde Hat Ve Traktör San. Tic. Ltd. Şti. olarak değiştirildiğini, müvekkili unvanında yer alan ibarenin birleşik olarak "Hatve" olduğunu, tescilli kullanıma sahip bir unvandan dolayı haksız rekabetten söz edilemeyeceğini, davacının maddi ve manvi tazminat taleplerinin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince 26.10.2015 tarih, 2014/117 E. ve 2015/701 K. sayılı karar ile görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, Dairemizin 14.06.2017 tarih, 2016/1112 E. ve 2017/3706 K. sayılı ilamı ile karar onanmıştır.
B. Mahkemece Verilen Temyize Konu Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalının Hatve ibaresini, davacının ticaret unvanının ve markasının tescil tarihinden sonra gerek markasal anlamda gerekse ticaret unvanının çekirdek unsuru olarak kullandığı, tarafların aynı faaliyet alanlarında çalıştıkları, “hatve” ibaresinin hem ticaret unvanı şeklinde hem de ticaret unvanından farklı markasal etki yaratacak şekilde kullanıldığı, katalogda, faturalarda, ön plana çıkacak şekilde uyuşmazlık konusu ibarenin yer aldığı, ürünler üzerindeki ibare bulunmasının yanında araçlar, tabelalarda da “hatve” ibaresinin tek başına veya şekil ile birlikte kullanıldığı görüldüğünden bu kullanımın markasal kullanım olduğu, davalının kullanımına dair markasal etki yaratan esaslı unsurun "Hatve" olduğu, dava konusu marka ile aynı olduğu, bu manada davacı markası ile davalı kullanımı karşılaştırıldığında aralarında karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davalı şirketin bu kullanımının davacının markasının ve ticaret unvanının tescil tarihinden önceki tarihli bir hakka dayalı olmadığı, davalı tarafından sunulan belgelerin davacı şirketin tescilinden sonraki tarihlere ait olduğu, hal böyleyken davalının "hatve" ibaresi üzerinde önceye dayalı bir hakkının bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, bu nedenle davalı tarafından delil tespiti dosyasında tespiti yapılan izinsiz kullanımların mülga 556 sayılı KHK uyarınca davacının 2001/26651 sayılı markasına ihlal olarak nitelendirilmesi gerektiği, bunun yanı sıra davalının sonradan tescil ettirdiği, davacının önceki tarihli ticaret unvanları arasında iltibas oluştuğundan ve bu durumun da bir ihlali mahiyetinde olduğunun kabulü gerekeceğinden 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca davacının davalının ticaret unvanının terkinini talep etme koşullarının oluştuğu, davacının tazminata ilişkin taleplerinin, müvekkilinin fiili kaybı için 250,00 TL ve mülga 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki seçimlik haklardan “b” bendi yani “Marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre” hesaplama yöntemi uyarınca 750,00 TL olduğu, tecavüze konu markanın satışa/kazanca olan etkisinin %5 olduğunun kabulü halinde, davacının davalıdan talep edebileceği maddi tazminatın 1.081.444,46x%5=54.072,23 TL olduğu, davalı tarafın haksız rekabet ve markaya tecavüz oluşturan eylemlerin olması nedeni ile de manevi tazminat koşullarının oluştuğu, haksız rekabet ve tecavüz eylemlerin niteliği nazara alındığında 10.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi dikkate alındığında, tazminat ödenmesi yerine maddede belirtilen hallere karar verilebileceğinin hüküm altına alındığı, davacı taraf manevi tazminat talep ettiğinden bu maddenin uygulanma yeri olmayacağı anlaşıldığından kınama talebinin reddedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne davalı tarafça yapılan haksız rekabetin menine, davalının ticaret ünvanında "Hatve" ibaresinin sicilden terkinine, unvanı tescil edilmiş şekli ile davalı tarafça kullanımının yasaklanmasına, hükmün ilanına, 54.072,23 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 27.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanan faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 27.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanan faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalının usulüne uygun tescil ettirdiği markasının terkin tarihine kadar kullanımının haksız rekabet oluşturmayacağını, maddi ve manevi tazminata ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının tescil ettirdiği unvanın küçük harflerle "hat ve" olduğunu, müvekkili ticaret unvanının ise büyük harflerle "HATVE" olduğunu, karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, müvekkili şirket ortaklarının babaları ile davalı şirket ortaklarının babalarının kardeş olduğunu ve bu kardeşler tarafından kurulan adi şirket ortaklığının adının HATVE olduğunu, adi şirketin tasfiyesi ile taraflara intikal eden ürünlerden dolayı tespit dosyasındaki ürünlerin bulunduğunu, ara kararda bilirkişi raporunu hazırlamak üzere iki marka patent hukukçusu ile SMMM belirtilmesine rağmen bilirkişi raporunun bu kişiler tarafından hazırlanmadığını, davalının "hat ve" ibareli ürün ürettiği konusunda delil sunmadığını, davacının ticaret unvanının haksız rekabet teşkil edecek şekilde kullanılmadığını, davalı şirketin "hatve" ibaresi üzerinde önceye dayalı hakkının olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, vekâlet ücretinin yanlış hesaplandığını, Mahkemece talep aşımı yapılarak karar verildiğini, davacının marka hakkına vaki tecavüzden dolayı maddi manevi tazminat davası açılmadığını, ticaret unvanına tecavüzden dolayı taleplerinin olduğunu, ticaret mahkemesinde açılan davada da davacının talebinin marka hakkına dayalı olmadığını belirttiğini, talep dışı verilen marka hakkında dayalı tazminat kararının usule aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sonradan tescil edilen ticaret unvanının önceki ticaret unvanına tecavüz oluşturup oluşturmadığı, öyle ise haksız rekabet olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi.
2. 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dava, ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olup Mahkemece, davalının unvan tescilinden sonra "Hatve" ibaresini hem kendi ticaret unvanın çekirdek kısmı olarak kullanmasının hem de ticaret unvanından farklı şekilde markasal etki yaratacak şekilde kullandığı, davalı kullanımında markasal etki yaratan asıl unsurun "Hatve" ibaresi olduğu dikkate alındığında davacı markası ile aralarında karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davalı şirketin bu kullanımının davacının markasının ve ticaret unvanının tescil tarihinden önceki tarihli bir hakka dayalı olmadığı, davalının bu ibare üzerinde önceye dayalı bir hakkının bulunduğunun ispatlanamadığı, bu nedenle davalı kullanımlarının mülga 556 sayılı KHK uyarınca davacı markasının ihlali olarak değerledirilmesi gerektiği, davalının sonradan tescil ettirdiği unvanı, davacının önceki tarihli ticaret unvanı arasında iltibas oluştuğundan 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca davalının ticaret unvanının terkini şartlarının oluştuğu, davacının tazminata ilişkin taleplerinin 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yapılan hesaplamaya göre belirlendiği, davalının haksız rekabet ve markaya tecavüz oluşturan eylemlerinin olması sebebi ile manevi tazminat koşullarının oluştuğu, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı tarafça yapılan haksız rekabetin men'ine, davalının ticaret unvanında yer alan "Hatve" ibaresinin sicilden terkinine, belirlenen maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2. Mahkemece, 18.06.2015 tarihli celsede, davanın 6102 sayılı Kanun'un 52 ve devamı maddeleri uyarınca haksız rekabete dayalı olarak açıldığı, 556 sayılı KHK uyarınca marka hakkında dayalı olarak da açılıp açılmadığı marka hakkına ilişkin hakların saklı tutulmaması halinde marka hakkına dayalı olarak talep olunan maddi ve manevi tazminat taleplerinin açıklanması için davacı tarafa süre verilmiştir.
Davacı vekili 24.10.2015 tarihli dilekçesi ile davanın gerek 6102 sayılı Kanun'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerine gerekse 556 sayılı KHK'ya göre marka hakkına yapılan tecavüze dayandığı, davanın konusunun müvekkili şirketin markasına ve ticaret unvanına tecavüz nedeniyle haksız rekabetin tespiti, men'i, davalı ticaret unvanının sicilden terkini, unvanın davalı tarafından kullanılması ve markaya tecavüz nedeni ile maddi ve manevi tazminat olduğu belirtilmişse de dava dilekçesine göre davanın tescilli ticaret unvanına dayanılarak açıldığı, marka ile ilgili bir talebin bulunmadığı, ayrıca davalı vekilinin de 31.12.2015 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde markaya vaki tecavüzün önlenmesi hususunda talepte bulunulmadığından, davacı iddiasının genişletmesine muvafakatlerinin olmadığı belirtmiştir.
3. Tescilli ticaret unvanının korunması 6102 sayılı Kanun'un 52 maddesine özel olarak düzenlenmiş olup "Unvanına tecavüz edilen kimsenin hakları", bu hükümde;
(1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir." şeklinde belirtilmiştir.
Bu düzenleme dikkate alındığında, davalının ticaret unvanı da ticaret sicilde tescilli olduğundan, tescil edilmiş bir hakkın kullanılması terkin edilinceye kadar tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacaktır. Yani, salt unvan tescili ve unvanın tescil edildiği gibi kullanılması haksız rekabet oluşturmaz. Bir an için markaya tecavüz hususunun da dava kapsamında olduğu kabul edilse dahi mülga 556 sayılı KHK'nın uygulandığı dönemde marka yönünden de tescilli hakların kullanılması tecavüz oluşturmamaktadır. Nitekim Dairemizin yerleşik içtihadı da bu yöndedir. (Yargıtay 11. HD.
09. 05.2023 tarihli ve 2021/8806 E., 2023/2834 K. sayılı ilâmı, 02.12.2015 tarihli ve 2015/5855 E., 2015/12898 K. sayılı ilâmı, 09/09/2019 tarihli ve 2018/3702 E., 2019/5160 K. sayılı ilâmı, 26.09.2013 tarihli ve 2012/18615 E., 2013/16853 K. sayılı ilâmı)
4. Somut olaya geldiğimizde, davacı tescilli unvanına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini talep etmiş olduğundan, belirtilen yasal çerçeve ve Dairemiz yerleşik uygulamaları yönünden değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken somut olayda uygulama yeri olmayan mülga 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre tescilsiz ticaret unvanı ve tescilsiz işletme adlarının yani tescilsiz sınai hakların korunmasının hukuki dayanağı olan haksız rekabet hükümlerine göre değerlendirme yapılıp karar verilmesi doğru olmayıp, kararın bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/989067500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz