6102TTK Türk Ticaret Kanunu

YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Sicil terkini | YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1584 E. 2023/5095 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sicilden terkin hakkaniyet kaldırma ve yeniden hüküm ortalama tüketici terkin ayırt edicilik ilk derece kararının kaldırılması yükleten (shipper) iltibas istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuyla davalının "Aktifit+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacının "FİT" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesiminin davacının "FİT" ibareli tescilli markalı ürünlerinden satın almak isterken davalının "Aktifit+şekil" ibareli başvuru markalı ürününü satın almak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden iltibas ihtimalinin bulunmadığı, davalının marka başvurusunun, davacı tarafın tanınmışlığından haksız yarar sağlayabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususları ile başvurunun kötü niyetli yapıldığı davacı tarafça kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu markaların esas unsurlarının aynı olduğunu, davalı markasında yer alan "aktif" ibaresinin "fit" ibaresini tanımladığını, markalar arasında iltibas yaratacak şekilde benzerlik bulunduğunu, yerel mahkeme kararında markaların tescil sınıflarının benzerliğinin iltibası arttırmaya yönelik etkisine değinilmediğini, yerel mahkemece iltibas incelemesi yapılırken ortalama tüketici kriterinin adeta yok sayıldığını, davalı şirketin başvurusunun kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru kapsamında bulunan mal ve hizmetler ile davacının itirazına mesnet markalarının kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin aynı ve benzer olduğu, davalının başvurusunun "Aktifit"+şekil ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının ise "Fit" asıl unsurundan oluştuğu, davalının "Aktifit" ibareli markasında, davacının itirazına mesnet markasının aynen bulunduğu, taraf markaları arasında ibareler yönünden de 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, 2017-M-9455 sayılı YİDK kararının iptaline, 2016/61824 sayılı “ACTİFİT” ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının tescilini talep ettiği "aktifit + şekil" markası ile davaya konu markaların ilk bakışta kolaylıkla ayırt edilebildiği, markalar arasında iltibasa neden olabilecek bir benzerlik bulunmadığı, davalıya ait marka ile davacı markası arasında, iltibasa sebebiyet verecek derecede, görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın yönleri nazara alınarak ve bütünü itibariyle bıraktığı izlenim değerlendirilerek belirlenmesi gerektiğini, "FİT" ibaresinin ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğu, tür, cins ve nev'i belirttiğinin TPMK tarafından tespit edildiğini, davacının içinde "FİT" ibaresi geçen her türlü marka müracaatına sürekli itirazda bulunmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve her iki işareti yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki intibanın, davacıya ait markaların bıraktığı intiba ile aynı olmadığı, söz konusu iki marka örneğinin, aynı firmanın markası gibi algılanabilecek nitelikte olmadığını, markaların karıştırılma olasılıklarının bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1650 E. 2024/4594 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4168 E. 2024/6586 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/1584 E.  ,  2023/5095 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının “FİT” ibaresini ilk olarak 2000 yılında tescil ettirdiğini, yatırımlar yaparak markalarını da arttırdığını, davacının markasının 29, 30, 32. sınıfında yer alan mallar ile itiraz edilen markanın sınıf listesinde yer alan malların birebir aynı olduğunu, davalı tarafından başvurusu yapılan “Aktifit” markasının davacının “FİT” ibareli markaları ile görsel, fonetik ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, bu benzerliğin iltibasa neden olacağını, dava konusu “aktifit” markasının aktif ve fit kelimelerinin yanyana getirilmesi suretiyle oluşturulduğunu, itiraz edilen markanın esas unsurunun da davacıya ait markada olduğu gibi FİT kelimesi olduğunu, “FİT” sözcüğünün davacı ile özdeşleştiğini, ayırt edici özellik kazanmış bir marka haline geldiğini, davalının bu tanınmışlıktan dolayı haksız kazanç sağlayacağını ileri sürerek 2017-M-9455 numaralı YİDK kararının iptaline, 2016/61824 numaralı markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı şirket vekili, ibarelerin karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzer olmadığını, davalının TAT markasının gıda üretimini gerçekleştirdiğini, davacıya ait FİT ibareli markadan yararlanmak gibi bir düşüncesinin olmadığını, FİT ibaresinin ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğunu, tür, cins ve nevi belirttiğini, bu nedenle markalar arasında iltibasın olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuyla davalının "Aktifit+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacının "FİT" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesiminin davacının "FİT" ibareli tescilli markalı ürünlerinden satın almak isterken davalının "Aktifit+şekil" ibareli başvuru markalı ürününü satın almak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden iltibas ihtimalinin bulunmadığı, davalının marka başvurusunun, davacı tarafın tanınmışlığından haksız yarar sağlayabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususları ile başvurunun kötü niyetli yapıldığı davacı tarafça kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu markaların esas unsurlarının aynı olduğunu, davalı markasında yer alan "aktif" ibaresinin "fit" ibaresini tanımladığını, markalar arasında iltibas yaratacak şekilde benzerlik bulunduğunu, yerel mahkeme kararında markaların tescil sınıflarının benzerliğinin iltibası arttırmaya yönelik etkisine değinilmediğini, yerel mahkemece iltibas incelemesi yapılırken ortalama tüketici kriterinin adeta yok sayıldığını, davalı şirketin başvurusunun kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru kapsamında bulunan mal ve hizmetler ile davacının itirazına mesnet markalarının kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin aynı ve benzer olduğu, davalının başvurusunun "Aktifit"+şekil ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının ise "Fit" asıl unsurundan oluştuğu, davalının "Aktifit" ibareli markasında, davacının itirazına mesnet markasının aynen bulunduğu, taraf markaları arasında ibareler yönünden de 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, 2017-M-9455 sayılı YİDK kararının iptaline, 2016/61824 sayılı “ACTİFİT” ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının tescilini talep ettiği "aktifit + şekil" markası ile davaya konu markaların ilk bakışta kolaylıkla ayırt edilebildiği, markalar arasında iltibasa neden olabilecek bir benzerlik bulunmadığı, davalıya ait marka ile davacı markası arasında, iltibasa sebebiyet verecek derecede, görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın yönleri nazara alınarak ve bütünü itibariyle bıraktığı izlenim değerlendirilerek belirlenmesi gerektiğini, "FİT" ibaresinin ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğu, tür, cins ve nev'i belirttiğinin TPMK tarafından tespit edildiğini, davacının içinde "FİT" ibaresi geçen her türlü marka müracaatına sürekli itirazda bulunmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve her iki işareti yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki intibanın, davacıya ait markaların bıraktığı intiba ile aynı olmadığı, söz konusu iki marka örneğinin, aynı firmanın markası gibi algılanabilecek nitelikte olmadığını, markaların karıştırılma olasılıklarının bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/988740400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.