Kararın kaldırılması | Marka tecavüzü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2149 E. 2023/6201 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanının korunması↗ karşılaştırmalı reklam↗ ticari dürüstlük↗ erişimin engellenmesi↗ infazda tereddüt↗ haklı sebep↗ istinaf başvurusunun reddi↗ icazet↗ bedelsizlik↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ münhasırlık↗ tazminat davası↗ infaz↗ üçüncü kişi↗ dürüstlük kuralı↗ ticaret unvanı↗ olumsuz oy↗ def'i↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr kaybı↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ ortalama tüketici↗ fatura↗ terkin↗ taşıyan↗ tacir↗ ilan↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ iltibas↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının ticaret unvanında yer alan "EVKUR" ibaresinin davacının tescilli markalarının esas unsuru ile aynı olduğu, davalının inşaat hizmetleri alanında faaliyet gösterdiği, davacının markalarının bir kısmının da 37. sınıfta inşaat hizmetleri için tescilli olduğu, bu nedenle davacının tescilli markaları ile davalının ticaret sicilinde yer alan "EVKUR" ibaresinin işitsel, görsel ve anlamsal olarak birebir benzer olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar davalıya ait internet sitesinde bilirkişilerin yaptıkları incelemede davalının tescilli ticaret unvanını tescilli olduğu şekilde kullanıldığı ve farklı bir kullanımın tespit edilemediği belirtilmişse de, davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunduğu tapu kayıtları, fatura örnekleri ve atık su tadilat projesi gibi davalıya ait ticaret unvanının kullanım şeklini gösteren belge örnekleri incelendiğinde, davalının ticaret unvanında esas unsur olarak yer alan "EVKUR" ibaresinin alt ve üstüne iki eğri çizgi koyulmak ve büyük harflerle yazılmak suretiyle ön plana çıkartılarak kullanıldığı, bu kullanım şeklinin davacının dava dilekçesi ve ekinde davalının kullanım şeklini ispatlamak için sunduğu belge örneklerinde yer alan kullanım ile aynı olduğu, bu kullanımın ticaret unvanının kullanımını aşarak markasal kullanım niteliğinde olduğu, davalının inşaat alanında hizmet verdiği düşünüldüğünde, ticaret unvanının hizmet markası olarak da algılandığı, bu şekilde kullanımın davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalının daha sonra bu kullanım şeklini değiştirdiği, her ne kadar davacı tarafça davalıya ait internet alan adının davacıya devredilmesi veya erişimin engellenmesine karar verilmesi de talep edilmişse de, davalının tescilli ticaret sicilini kullanmasının hukuka uygun olduğu, bu unvanına uygun bir alan adını kullanmasının da yasal hakkı olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanının çekirdek unsuru olan "EVKUR" ibaresini daha büyük harflerle ve farklı renk ve karakterle yazarak ön plana çıkartmak suretiyle iş evrakında ve internet sitesinde kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, marka hakkına tecavüzün önlenmesine, Haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalının bu şekilde EVKUR ibaresini daha büyük harfle ve farklı renk ve karakterle yazarak ön plana çıkardığı tabela, vergi levhası, broşür, katalog, el ilanları, kartvizit vs.her türlü tanıtım ve ticari evrakın toplatılmasına, karar kesinleştiğinde imhasına, davalının ticaret unvanını bu şekilde internet sitesinin içeriğinde kullanmasının yasaklanmasına, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece oluşturulan hüküm fıkrasında sadece haksız rekabetin tespitine karar verilip, haksız rekabetin sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldırılacağına dair olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi suretiyle infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, davalının, "Evkur" kelimesini alan adında ve internet sitesinde ticari amaçlı ve markasal olarak kullanmaya devam ettiğini, davalı tarafından "Evkur" ibaresinin kullanılmaması için erişime engellenmesini, "Evkur" ibaresinin alan adından kaldırılması veya internet sitesinin bedelli/bedelsiz olarak müvekkili şirkete devredilerek haksız rekabetin sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldırılacağına ilişkin uyuşmazlığın çözümüne dair hüküm tesis edilmesi gerektiğini, sundukları kesinleşmiş mahkeme kararlarından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğu ve davalının "Evkur" ibaresini kullanımının da iltibas teşkil ettiğini, davalının "Evkur" markasını tescilsiz kullanımının korunamayacağını, davalının "Evkur" ibaresini ticaret unvanında kullanmasının ticari dürüstlüğe uygun olmadığını, alıcıların iki işletme arasında bağlantı kurmalarına neden olabileceğini diğer taleplerinin de kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporuna karşı ciddi itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek mahkeme kararının kısmen kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, tarafların sektörlerinin ve EVKUR ibaresini kullanım şekillerinin farklı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının kullanımının markasal olmadığı, ayrıca İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2001/63 D.İş sayılı dosyasında alınan 18.05.2001 tarihli bilirkişi raporundan, taraflar arasında unvan kullanımı nedeniyle ihtilaf yaşandığı, davacı tarafın davalı şirketten haberdar olduğu, davalı vekilinin delil olarak sunduğu belgelerin tarihleri dikkate alındığında, 13.09.2017 dava tarihine kadar 5 yıldan fazla bir süre geçtiği, davacının davalının ticaret unvanını belirtilen şekilde kullanımına sessiz kaldığı, başkaca markasal kullanımın da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece oluşturulan hüküm fıkrasında sadece haksız rekabetin tespitine karar verilip, haksız rekabetin sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldırılacağına dair olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin hatalı olduğunu, davalının "Evkur" kelimesini alan adında ve internet sitesinde ticari amaçlı ve markasal olarak kullanmaya devam ettiğini, davalının "Evkur" markasını tescilsiz kullanımının korunamayacağını, davalının "Evkur" ibaresini ticaret unvanında tescil edildiği şeklin dışında kullanmasının ticari dürüstlüğe uygun olmadığını, müvekkil şirketin davalıya ait ticari unvanın terkini yönünde bir talebi olmadığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilebilmesi için, karşı tarafın kullanımının bilindiği halde hareketsiz kalınması gerektiğini, istinaf ilamında bahsi geçen Evkur İnşaat firmasının, davalı firma olmadığını, davalı ile sadece unvanlarının benzerlik taşıdığını, müvekkilinin sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının söylenemeyeceğini, rapora vaki itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalıya ait ''www.evkurinşaat.com.tr'' alan adının devri, bu talebin reddi halinde marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve ref'i istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davalının ticaret unvanı kullanımının markasal olup olmadığı, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) 7 nci, 26 ncı ve 29 uncu maddeleri.
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle markanın ve ticaret unvanının korunmasına ilişkin yasal düzenlemeler ile hukukî kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır.
2.Bilindiği üzere dava tarihinde yürürlükte bulunan 6769 sayılı Kanun ile sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ise anılan Kanun'un 7 nci maddesinde sayılmıştır.
3. 6769 sayılı Kanun'un 7. maddesi; “Madde 7- (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.” şeklinde düzenleme içermektedir.
4.Yine 6769 sayılı Kanun'un 29 ncu maddesi ise, hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağını açıklamıştır. Bu madde; “(1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.'' hükmünü içermektedir.
5.Görüleceği üzere, tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve bu nedenle bağlantı ihtimali de dâhil halk nezdinde karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin, markanın tescilli olduğu mallarla aynı veya benzer mallarda kullanılması marka hakkına tecavüz oluşturmaktadır. Karıştırılma ihtimalinden bahsedebilmek için halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurması yeterlidir. Başka deyişle halk aldığı mal veya hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bilse fakat güvendiği işletme ile mal veya hizmet aldığı işletme arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu zannetse bile “karıştırılma ihtimali” vardır (Tekinalp, Ünal: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul, 2012, s. 434). Buradaki “halk” kavramından ortalama niteliklere sahip olan tüketicilerin anlaşılması gerekir.
6.Hemen belirtilmelidir ki, herhangi bir işaretin marka gibi kullanılması “markasal kullanım” olarak adlandırılmaktadır. Bir işaretin marka olarak kullanılıp kullanılmadığı ise o işaretle karşı karşıya gelen ortalama niteliklere sahip bir tüketicinin algısına göre belirlenmelidir. Şayet ortalama tüketici, o işareti bir mal veya hizmetin markası gibi algılıyorsa markasal kullanımdan söz edilecektir. Markasal kullanımdan söz edebilmek için işaretin sadece mal veya hizmet üzerinde kullanılması zorunlu olmayıp, ilanlarda, kataloglarda, ticari belgelerde kullanılması mal veya hizmetle bağlantılı olarak markasal etki doğuracak şekildeki tüm kullanımları markasal kullanım oluşturacaktır (Bilge, Mehmet Emin: Ticari Ad ve İşaretler Arasında Karıştırılma Tehlikesi, Ankara, 2014, s. 116).
7. Bu kapsamda daha önce tescil edilmiş bir markanın varlığı karşısında marka ile aynı veya benzer ibareler içeren bir ticaret unvanının markasal olarak kullanılması da marka hakkına tecavüz teşkil edecektir. Zira marka ve ticaret unvanı esas itibariyle farklı işlevlere sahiptir. Ticaret unvanı bir taciri diğer tacirlerden ayırt etmeyi sağlarken, marka ise bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlamaktadır. Ticaret unvanı veya unvanda yer alan bir kelime, ticaret sicilinde yazılı hâlinden farklı olarak mal veya hizmetle bağlantılı şekilde kullanılır ve bu kullanıma artık markasal değer atfedilirse, 6769 sayılı Kanun'un 29 ncu maddesinde belirtilen durumun oluştuğunun ve bu şekilde marka hakkına tecavüzün söz konusu olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ticaret unvanı, taciri değil, teşebbüsün mal veya hizmetini diğer bir teşebbüsün mal veya hizmetinden ayırt etme fonksiyonunu da üstlenmektedir. Buna karşılık ticaret unvanının markasal olmayan ve tescilli olduğu biçimde unvan olarak kullanılması durumunda marka hakkına tecavüzden ve haksız rekabetten söz edilemeyecektir.
8.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesince davalının kullanımının markasal bir kullanım olmadığı tespit edilmiş ise de; davacı şirketin ticaret unvanının 26.09.2004 tarihinde tescil edildiği ve ticaret unvanında “ EVKUR” ibaresinin yer aldığı, ayrıca davacı şirketin “EVKUR” ibareli tescilli markalarının bulunduğu, davalı şirketin ticaret unvanının ise 19.01.1995 tarihinde tescil edildiği ve ticaret unvanında “EVKUR” ibaresinin yer aldığı, davalı şirketin dava tarihi itibariyle tescilli markası bulunmamasına rağmen ticaret unvanında yer alan “EVKUR” ibaresini, ticaret unvanının ticaret sicilinde kayıtlı olduğu halinden farklı olarak ''EVKUR'' ibaresini ön plana çıkaracak şekilde iş evraklarında markasal olarak kullandığı anlaşılmaktadır.
9. Davalının ticaret unvanı kullanımı markasal olmakla birlikte, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayıp uğramadığının tespiti gerekmektedir. Zira sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin temeli 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine dayanmaktadır. Anılan madde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmünü haizdir. Buna göre, anılan madde ile hukuk düzeninin kişilere tanıdığı bütün hakların kullanılmasında göz önünde tutulması ve uyulması gereken iki temel ilkeye yer verilmiş olup, öncelikle hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifade edilmiş, ardından hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir.
10.Sessiz kalma yoluyla hak kaybında, hak genel olarak sona ermemekte, sadece bu haktan eylemine sessiz kalınan kişi ya da kişilerin yararlanmasına katlanılmaktadır. Zira tacirin, bir hakkını bilerek isteyerek belli bir süre kullanmaması sebebiyle markadan doğan hakkı kaybolmamakta, sadece uzun süredir var olan kullanıma/tescile sessiz kalmış olması sebebiyle bu duruma zımnen icazet verildiği kabul edilmektedir.
11.Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince markasal kullanımın bulunmadığı, kaldı ki İstanbul Fikri Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2001/63 Değişik İş sayılı dosyası nazara alındığında davacının davalının kullanımından haberdar olduğu ve sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı belirtilmiş ise de; anılan tespit dosyasında aleyhine tespit istenilen Evkur İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi, davalı firma değildir. Davalı firma İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde 16086 numara ile kayıtlı iken, tespit dosyasının tarafı olan firma Gelibolu Ticaret Sicil Müdürlüğü bünyesinde 1612 sicil numarası ile kayıtlıdır.
12. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince davalının ticaret unvanı kullanımının markasal bir kullanım olduğu kabul edilerek, taraf delillerinin incelenmesi suretiyle 6769 sayılı Kanun'un 25 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca davacının davalı kullanımını bildiği veya bilmesi gerektiği tarihin araştırılması ve sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kararın kaldırılması | Marka tecavüzü 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2149 E. 2023/6201 K.
Ortak:ticaret unvanının korunması · karşılaştırmalı reklam · ticari dürüstlük · erişimin engellenmesi · infazda tereddüt · istinaf başvurusunun reddi · bedelsizlik · münhasırlık · Kararın kaldırılması, Marka tecavüzü
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece oluşturulan hüküm fıkrasında sadece «haksız rekabetin» tespitine karar verilip, haksız rekabetin sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldırılacağına dair olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi suretiyle «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, davalının, "Evkur" kelimesini alan adında ve internet sitesinde ticari amaçlı ve markasal olarak kullanmaya devam ettiğini, davalı tarafından "Evkur" ibaresinin kullanılmaması için «erişime engellenmesini», "Evkur" ibaresinin alan adından kaldırılması veya internet sitesinin bedelli/«bedelsiz» olarak müvekkili şirkete devredilerek haksız rekabetin sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldırılacağına ilişkin uyuşmazlığın çözümüne dair hüküm tesis edilmesi gerektiğini, sundukları kesinleşmiş mahkeme kararlarından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğu ve davalının "Evkur" ibaresini kullanımının da «iltibas» teşkil ettiğini, davalının "Evkur" markasını tescilsiz kullanımının korunamayacağını, davalının "Evkur" ibaresini ticaret unvanında kullanmasının «ticari dürüstlüğe» uygun olmadığını, alıcıların iki işletme arasında bağlantı kurmalarına neden olabileceğini diğer taleplerinin de kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi ra …
… görsel ve anlamsal olarak birebir benzer olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar davalıya ait internet sitesinde bilirkişilerin yaptıkları incelemede davalının tescilli «ticaret unvanını» tescilli olduğu şekilde kullanıldığı ve farklı bir kullanımın tespit edilemediği belirtilmişse de, davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunduğu tapu kayıtları, «fatura» örnekleri ve atık su tadilat projesi gibi davalıya ait ticaret unvanının kullanım şeklini gösteren belge örnekleri incelendiğinde, davalının ticaret unvanında esas unsur olarak yer alan "EVKUR" ibaresinin alt ve üstüne iki eğri çizgi koyulmak ve büyük harflerle yazılmak suretiyle ön plana çıkartılarak kullanıldığı, bu kullanım şeklinin davacının dava dilekçesi ve ekinde davalının kullanım şeklini ispatlamak için sunduğu belge örneklerinde yer alan kullanım ile aynı olduğu, bu kullanımın ticaret unvanının kullanımını aşarak markasal kullanım niteliğinde olduğu, davalının inşaat alanında hizmet verdiği düşünüldüğünde, ticaret unvanının hizmet markası olarak da algılandığı, bu şekilde kullanımın davacının marka haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, davalının daha sonra bu kullanım şeklini değiştirdiği, her ne kadar davacı tarafça davalıya ait internet alan adının davacıya devredilmesi veya «erişimin engellenmesine» karar verilmesi de talep edilmişse de, davalının tescilli «ticaret sicilini» kullanmasının hukuka uygun olduğu, bu unvanına uygun bir alan adını kullanmasının da yasal hakkı olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanının çekirdek unsuru olan "EVKUR" ibaresini daha büyük harflerle ve farklı renk ve karakterle yazarak ön plana çıkartmak suretiyle iş evrakında ve internet sitesinde kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, «marka hakkına tecavüzün» önlenmesine, Haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalının bu şekilde EVKUR ibaresini daha büyük harfle ve farklı renk ve karakter …
… davalı vekilinin delil olarak sunduğu belgelerin tarihleri dikkate alındığında, 13.09.2017 dava tarihine kadar 5 yıldan fazla bir süre geçtiği, davacının davalının «ticaret unvanını» belirtilen şekilde kullanımına sessiz kaldığı, başkaca markasal kullanımın da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediğinden davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece oluşturulan hüküm fıkrasında sadece «haksız rekabetin» tespitine karar verilip, haksız rekabetin sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldırılacağına dair olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi suretiyle «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, davalının, "Evkur" kelimesini alan adında ve internet sitesinde ticari amaçlı ve markasal olarak kullanmaya devam ettiğini, davalı tarafından "Evkur" ibaresinin kullanılmaması için «erişime engellenmesini», "Evkur" ibaresinin alan adından kaldırılması veya internet sitesinin bedelli/«bedelsiz» olarak müvekkili şirkete devredilerek haksız rekabetin sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldırılacağına ilişkin uyuşmazlığın çözümüne dair hüküm tesis edilmesi gerektiğini, sundukları kesinleşmiş mahkeme kararlarından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğu ve davalının "Evkur" ibaresini kullanımının da «iltibas» teşkil ettiğini, davalının "Evkur" markasını tescilsiz kullanımının korunamayacağını, davalının "Evkur" ibaresini ticaret unvanında kullanmasının «ticari dürüstlüğe» uygun olmadığını, alıcıların iki işletme arasında bağlantı kurmalarına neden olabileceğini diğer taleplerinin de kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi ra …
… görsel ve anlamsal olarak birebir benzer olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar davalıya ait internet sitesinde bilirkişilerin yaptıkları incelemede davalının tescilli «ticaret unvanını» tescilli olduğu şekilde kullanıldığı ve farklı bir kullanımın tespit edilemediği belirtilmişse de, davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunduğu tapu kayıtları, «fatura» örnekleri ve atık su tadilat projesi gibi davalıya ait ticaret unvanının kullanım şeklini gösteren belge örnekleri incelendiğinde, davalının ticaret unvanında esas unsur olarak yer alan "EVKUR" ibaresinin alt ve üstüne iki eğri çizgi koyulmak ve büyük harflerle yazılmak suretiyle ön plana çıkartılarak kullanıldığı, bu kullanım şeklinin davacının dava dilekçesi ve ekinde davalının kullanım şeklini ispatlamak için sunduğu belge örneklerinde yer alan kullanım ile aynı olduğu, bu kullanımın ticaret unvanının kullanımını aşarak markasal kullanım niteliğinde olduğu, davalının inşaat alanında hizmet verdiği düşünüldüğünde, ticaret unvanının hizmet markası olarak da algılandığı, bu şekilde kullanımın davacının marka haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, davalının daha sonra bu kullanım şeklini değiştirdiği, her ne kadar davacı tarafça davalıya ait internet alan adının davacıya devredilmesi veya «erişimin engellenmesine» karar verilmesi de talep edilmişse de, davalının tescilli «ticaret sicilini» kullanmasının hukuka uygun olduğu, bu unvanına uygun bir alan adını kullanmasının da yasal hakkı olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanının çekirdek unsuru olan "EVKUR" ibaresini daha büyük harflerle ve farklı renk ve karakterle yazarak ön plana çıkartmak suretiyle iş evrakında ve internet sitesinde kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, «marka hakkına tecavüzün» önlenmesine, Haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalının bu şekilde EVKUR ibaresini daha büyük harfle ve farklı renk ve karakter …
… davalı vekilinin delil olarak sunduğu belgelerin tarihleri dikkate alındığında, 13.09.2017 dava tarihine kadar 5 yıldan fazla bir süre geçtiği, davacının davalının «ticaret unvanını» belirtilen şekilde kullanımına sessiz kaldığı, başkaca markasal kullanımın da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediğinden davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12932 E. 2010/4732 K.
Ortak:ticaret unvanı · terkin · ilan · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… görsel ve anlamsal olarak birebir benzer olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar davalıya ait internet sitesinde bilirkişilerin yaptıkları incelemede davalının tescilli «ticaret unvanını» tescilli olduğu şekilde kullanıldığı ve farklı bir kullanımın tespit edilemediği belirtilmişse de, davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunduğu tapu kayıtları, «fatura» örnekleri ve atık su tadilat projesi gibi davalıya ait ticaret unvanının kullanım şeklini gösteren belge örnekleri incelendiğinde, davalının ticaret unvanında esas unsur olarak yer alan "EVKUR" ibaresinin alt ve üstüne iki eğri çizgi koyulmak ve büyük harflerle yazılmak suretiyle ön plana çıkartılarak kullanıldığı, bu kullanım şeklinin davacının dava dilekçesi ve ekinde davalının kullanım şeklini ispatlamak için sunduğu belge örneklerinde yer alan kullanım ile aynı olduğu, bu kullanımın ticaret unvanının kullanımını aşarak markasal kullanım niteliğinde olduğu, davalının inşaat alanında hizmet verdiği düşünüldüğünde, ticaret unvanının hizmet markası olarak da algılandığı, bu şekilde kullanımın davacının marka haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, davalının daha sonra bu kullanım şeklini değiştirdiği, her ne kadar davacı tarafça davalıya ait internet alan adının davacıya devredilmesi veya «erişimin engellenmesine» karar verilmesi de talep edilmişse de, davalının tescilli «ticaret sicilini» kullanmasının hukuka uygun olduğu, bu unvanına uygun bir alan adını kullanmasının da yasal hakkı olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanının çekirdek unsuru olan "EVKUR" ibaresini daha büyük harflerle ve farklı renk ve karakterle yazarak ön plana çıkartmak suretiyle iş evrakında ve internet sitesinde kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, «marka hakkına tecavüzün» önlenmesine, Haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalının bu şekilde EVKUR ibaresini daha büyük harfle ve farklı renk ve karakter …
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece oluşturulan hüküm fıkrasında sadece «haksız rekabetin» tespitine karar verilip, haksız rekabetin sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldırılacağına dair olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi suretiyle «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, davalının, "Evkur" kelimesini alan adında ve internet sitesinde ticari amaçlı ve markasal olarak kullanmaya devam ettiğini, davalı tarafından "Evkur" ibaresinin kullanılmaması için «erişime engellenmesini», "Evkur" ibaresinin alan adından kaldırılması veya internet sitesinin bedelli/«bedelsiz» olarak müvekkili şirkete devredilerek haksız rekabetin sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldırılacağına ilişkin uyuşmazlığın çözümüne dair hüküm tesis edilmesi gerektiğini, sundukları kesinleşmiş mahkeme kararlarından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğu ve davalının "Evkur" ibaresini kullanımının da «iltibas» teşkil ettiğini, davalının "Evkur" markasını tescilsiz kullanımının korunamayacağını, davalının "Evkur" ibaresini ticaret unvanında kullanmasının «ticari dürüstlüğe» uygun olmadığını, alıcıların iki işletme arasında bağlantı kurmalarına neden olabileceğini diğer taleplerinin de kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi ra …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece oluşturulan hüküm fıkrasında sadece «haksız rekabetin» tespitine karar verilip, haksız rekabetin sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldırılacağına dair olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesinin hatalı olduğunu, davalının "Evkur" kelimesini alan adında ve internet sitesinde ticari amaçlı ve markasal olarak kullanmaya devam ettiğini, davalının "Evkur" markasını tescilsiz kullanımının korunamayacağını, davalının "Evkur" ibaresini ticaret unvanında tescil edildiği şeklin dışında kullanmasının «ticari dürüstlüğe» uygun olmadığını, müvekkil şirketin davalıya ait ticari unvanın «terkini» yönünde bir talebi olmadığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilebilmesi için, karşı tarafın kullanımının bilindiği halde hareketsiz kalınması gerektiğini, istinaf ilamında bahsi geçen Evkur İnşaat firmasının, davalı firma olmadığını, davalı ile sadece unvanlarının benzerlik taşıdığını, müvekkilinin sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığının söylenemeyeceğini, rapora vaki itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kullanma hakkına sahip olduğu «ticaret unvanını» tescil ettirmeden, davacının “Evkur” kelimesini marka olarak tescil ettirip kullanması nedeniyle davacının tescilli markasının önceliğinin bulunduğu, davalı tarafından tescilli markanın «iltibas» oluşturacak şekilde kullanıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesine, ticaret sicilinde kayıtlı davalı unvanındaki “Evkur” kelimesinin «terkini» ve işyerindeki evkur tabelasının silinmesi veya kapatılması suretiyle maddi durumun düzeltilmesine, davalının tescilli markası bulunmadığından hükümsüzlük talebi ve tescilli unvanın kullanılması nedeniyle tazminat talebinin reddine, hüküm özetinin ülke genelinde yayımlanan tirajı yüksek bir gazetede bir kez «ilanına» karar verilmiştir.
Ayrıca, davalının ticaret unvanındaki "EVKUR" ibaresinin davacının «ticaret unvanına tecavüzde» bulunarak «haksız rekabete» yol açtığı iddiası da öne sürülmemiştir.
Dava, davalı şirketin, davacıya ait markalardaki "Evkur" ibaresini ticaret unvanında kullanması nedeniyle, markaya tecavüz iddiasıyla «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi, «maddi-manevi tazminat» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanına tecavüz · maddi ve manevi tazminat · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDava, davalı şirketin, davacıya ait markalardaki "Evkur" ibaresini ticaret unvanında kullanması nedeniyle, markaya tecavüz iddiasıyla «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi, «maddi-manevi tazminat» istemine ilişkindir.
Ayrıca, davalının ticaret unvanındaki "EVKUR" ibaresinin davacının «ticaret unvanına tecavüzde» bulunarak «haksız rekabete» yol açtığı iddiası da öne sürülmemiştir.
Uyuşmazlık konusu davalı şirket «ticaret unvanının» çekirdek kelimesini oluşturan "EVKUR" ibaresinin 1983 yılında ilk kez İbrahim Ev tarafından ihdas edilip kullandığı ve çocukları tarafından davalı şirketin kurulmasından önce de, faaliyette bulunduğu "Evkur Mobilya" işletmesinin faaliyetine «son» vererek mal varlığının davalı şirkete devredildiği dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2149 E. , 2023/6201 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 26.03.2004 tarihinde 35.sınıf emtialar için 2004/08186 marka numarası ile "EVKUR" markasını tescil ettirdiğini, reklam amacı ile müvekkili adına 07.06.2000 tarihinde "http://www.evkur.com.tr" internet sitesi tahsis edildiğini, davalının konut inşaatı alanında ticari faaliyetini sürdürdüğünü, "www.evkurinşaat.com.tr" alan adının sahibi olduğunu, davalının "EVKUR" ibaresini büyük puntolar ve kırmızı ile beyaz renkleri öne çıkarmak suretiyle kullandığını, davalının tescilli bir "Evkur" markası bulunmamasına rağmen ticaret unvanını markalaştırarak tescil edildiği şekilden farklı olarak kullandığını, davalının kullanma şeklinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek davalının internet sitesine erişimin engellenmesine ve bu sitelerin müvekkil şirkete devredilmesine, tescile ve izne dayanmayan kullanımın önlenmesine, marka hakkına tecavüzün durdurulmasına, haksız rekabetin ortadan kaldırılmasına, "http://www.evkurinsaat.com.tr" internet sitesinin belirli bir bedel karşılığında veya bedelsiz olarak müvekkili şirket adına kullanım hakkı tanınmasına ve bu internet sitesinin müvekkil şirkete devredilmesine, bu taleplerinin reddi halinde müvekkil şirkete ait "Evkur" markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, marka hakkına tecavüzün önlenmesine ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, "http://www.evkurinsaat.com.tr" internet sitesine erişiminin engellenerek davalı tarafından kullanımının önlenmesine, dava sonuna kadar tedbiren internet sitelerine erişimin engellenmesine, karar kesinleşinceye kadar tedbir kararının devamına, Türkiye çapındaki "Evkurİnşaat" yazılı tabela, vergi levhası, broşür, katalog, el ilanları, kartvizit vs.
her türlü tanıtım ve ticari evrakın toplatılarak imhasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 19.01.1995 tarihinde kurulduğunu ve bu tarihten itibaren kesintisiz faaliyet gösterdiğini, 22 yılı aşkın süredir bilinen ve tanınan bir şirket olduğunu, tarafların sektörünün farklı olduğunu, davalının sessiz kalarak hak kaybına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının ticaret unvanında yer alan "EVKUR" ibaresinin davacının tescilli markalarının esas unsuru ile aynı olduğu, davalının inşaat hizmetleri alanında faaliyet gösterdiği, davacının markalarının bir kısmının da 37. sınıfta inşaat hizmetleri için tescilli olduğu, bu nedenle davacının tescilli markaları ile davalının ticaret sicilinde yer alan "EVKUR" ibaresinin işitsel, görsel ve anlamsal olarak birebir benzer olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar davalıya ait internet sitesinde bilirkişilerin yaptıkları incelemede davalının tescilli ticaret unvanını tescilli olduğu şekilde kullanıldığı ve farklı bir kullanımın tespit edilemediği belirtilmişse de, davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunduğu tapu kayıtları, fatura örnekleri ve atık su tadilat projesi gibi davalıya ait ticaret unvanının kullanım şeklini gösteren belge örnekleri incelendiğinde, davalının ticaret unvanında esas unsur olarak yer alan "EVKUR" ibaresinin alt ve üstüne iki eğri çizgi koyulmak ve büyük harflerle yazılmak suretiyle ön plana çıkartılarak kullanıldığı, bu kullanım şeklinin davacının dava dilekçesi ve ekinde davalının kullanım şeklini ispatlamak için sunduğu belge örneklerinde yer alan kullanım ile aynı olduğu, bu kullanımın ticaret unvanının kullanımını aşarak markasal kullanım niteliğinde olduğu, davalının inşaat alanında hizmet verdiği düşünüldüğünde, ticaret unvanının hizmet markası olarak da algılandığı, bu şekilde kullanımın davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalının daha sonra bu kullanım şeklini değiştirdiği, her ne kadar davacı tarafça davalıya ait internet alan adının davacıya devredilmesi veya erişimin engellenmesine karar verilmesi de talep edilmişse de, davalının tescilli ticaret sicilini kullanmasının hukuka uygun olduğu, bu unvanına uygun bir alan adını kullanmasının da yasal hakkı olduğu gerekçesiyle;
davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanının çekirdek unsuru olan "EVKUR" ibaresini daha büyük harflerle ve farklı renk ve karakterle yazarak ön plana çıkartmak suretiyle iş evrakında ve internet sitesinde kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, marka hakkına tecavüzün önlenmesine, Haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalının bu şekilde EVKUR ibaresini daha büyük harfle ve farklı renk ve karakterle yazarak ön plana çıkardığı tabela, vergi levhası, broşür, katalog, el ilanları, kartvizit vs.her türlü tanıtım ve ticari evrakın toplatılmasına, karar kesinleştiğinde imhasına, davalının ticaret unvanını bu şekilde internet sitesinin içeriğinde kullanmasının yasaklanmasına, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece oluşturulan hüküm fıkrasında sadece haksız rekabetin tespitine karar verilip, haksız rekabetin sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldırılacağına dair olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi suretiyle infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, davalının, "Evkur" kelimesini alan adında ve internet sitesinde ticari amaçlı ve markasal olarak kullanmaya devam ettiğini, davalı tarafından "Evkur" ibaresinin kullanılmaması için erişime engellenmesini, "Evkur" ibaresinin alan adından kaldırılması veya internet sitesinin bedelli/bedelsiz olarak müvekkili şirkete devredilerek haksız rekabetin sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldırılacağına ilişkin uyuşmazlığın çözümüne dair hüküm tesis edilmesi gerektiğini, sundukları kesinleşmiş mahkeme kararlarından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğu ve davalının "Evkur" ibaresini kullanımının da iltibas teşkil ettiğini, davalının "Evkur" markasını tescilsiz kullanımının korunamayacağını, davalının "Evkur" ibaresini ticaret unvanında kullanmasının ticari dürüstlüğe uygun olmadığını, alıcıların iki işletme arasında bağlantı kurmalarına neden olabileceğini diğer taleplerinin de kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporuna karşı ciddi itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek mahkeme kararının kısmen kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, tarafların sektörlerinin ve EVKUR ibaresini kullanım şekillerinin farklı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının kullanımının markasal olmadığı, ayrıca İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2001/63 D.İş sayılı dosyasında alınan 18.05.2001 tarihli bilirkişi raporundan, taraflar arasında unvan kullanımı nedeniyle ihtilaf yaşandığı, davacı tarafın davalı şirketten haberdar olduğu, davalı vekilinin delil olarak sunduğu belgelerin tarihleri dikkate alındığında, 13.09.2017 dava tarihine kadar 5 yıldan fazla bir süre geçtiği, davacının davalının ticaret unvanını belirtilen şekilde kullanımına sessiz kaldığı, başkaca markasal kullanımın da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece oluşturulan hüküm fıkrasında sadece haksız rekabetin tespitine karar verilip, haksız rekabetin sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldırılacağına dair olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin hatalı olduğunu, davalının "Evkur" kelimesini alan adında ve internet sitesinde ticari amaçlı ve markasal olarak kullanmaya devam ettiğini, davalının "Evkur" markasını tescilsiz kullanımının korunamayacağını, davalının "Evkur" ibaresini ticaret unvanında tescil edildiği şeklin dışında kullanmasının ticari dürüstlüğe uygun olmadığını, müvekkil şirketin davalıya ait ticari unvanın terkini yönünde bir talebi olmadığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilebilmesi için, karşı tarafın kullanımının bilindiği halde hareketsiz kalınması gerektiğini, istinaf ilamında bahsi geçen Evkur İnşaat firmasının, davalı firma olmadığını, davalı ile sadece unvanlarının benzerlik taşıdığını, müvekkilinin sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının söylenemeyeceğini, rapora vaki itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalıya ait ''www.evkurinşaat.com.tr'' alan adının devri, bu talebin reddi halinde marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve ref'i istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davalının ticaret unvanı kullanımının markasal olup olmadığı, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) 7 nci, 26 ncı ve 29 uncu maddeleri.
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle markanın ve ticaret unvanının korunmasına ilişkin yasal düzenlemeler ile hukukî kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır.
2.Bilindiği üzere dava tarihinde yürürlükte bulunan 6769 sayılı Kanun ile sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ise anılan Kanun'un 7 nci maddesinde sayılmıştır.
3. 6769 sayılı Kanun'un 7. maddesi; “Madde 7- (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.” şeklinde düzenleme içermektedir.
4.Yine 6769 sayılı Kanun'un 29 ncu maddesi ise, hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağını açıklamıştır. Bu madde; “(1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.'' hükmünü içermektedir.
5.Görüleceği üzere, tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve bu nedenle bağlantı ihtimali de dâhil halk nezdinde karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin, markanın tescilli olduğu mallarla aynı veya benzer mallarda kullanılması marka hakkına tecavüz oluşturmaktadır. Karıştırılma ihtimalinden bahsedebilmek için halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurması yeterlidir. Başka deyişle halk aldığı mal veya hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bilse fakat güvendiği işletme ile mal veya hizmet aldığı işletme arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu zannetse bile “karıştırılma ihtimali” vardır (Tekinalp, Ünal: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul, 2012, s.
434). Buradaki “halk” kavramından ortalama niteliklere sahip olan tüketicilerin anlaşılması gerekir.
6.Hemen belirtilmelidir ki, herhangi bir işaretin marka gibi kullanılması “markasal kullanım” olarak adlandırılmaktadır. Bir işaretin marka olarak kullanılıp kullanılmadığı ise o işaretle karşı karşıya gelen ortalama niteliklere sahip bir tüketicinin algısına göre belirlenmelidir. Şayet ortalama tüketici, o işareti bir mal veya hizmetin markası gibi algılıyorsa markasal kullanımdan söz edilecektir. Markasal kullanımdan söz edebilmek için işaretin sadece mal veya hizmet üzerinde kullanılması zorunlu olmayıp, ilanlarda, kataloglarda, ticari belgelerde kullanılması mal veya hizmetle bağlantılı olarak markasal etki doğuracak şekildeki tüm kullanımları markasal kullanım oluşturacaktır (Bilge, Mehmet Emin: Ticari Ad ve İşaretler Arasında Karıştırılma Tehlikesi, Ankara, 2014, s.
116).
7. Bu kapsamda daha önce tescil edilmiş bir markanın varlığı karşısında marka ile aynı veya benzer ibareler içeren bir ticaret unvanının markasal olarak kullanılması da marka hakkına tecavüz teşkil edecektir. Zira marka ve ticaret unvanı esas itibariyle farklı işlevlere sahiptir. Ticaret unvanı bir taciri diğer tacirlerden ayırt etmeyi sağlarken, marka ise bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlamaktadır. Ticaret unvanı veya unvanda yer alan bir kelime, ticaret sicilinde yazılı hâlinden farklı olarak mal veya hizmetle bağlantılı şekilde kullanılır ve bu kullanıma artık markasal değer atfedilirse, 6769 sayılı Kanun'un 29 ncu maddesinde belirtilen durumun oluştuğunun ve bu şekilde marka hakkına tecavüzün söz konusu olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda ticaret unvanı, taciri değil, teşebbüsün mal veya hizmetini diğer bir teşebbüsün mal veya hizmetinden ayırt etme fonksiyonunu da üstlenmektedir. Buna karşılık ticaret unvanının markasal olmayan ve tescilli olduğu biçimde unvan olarak kullanılması durumunda marka hakkına tecavüzden ve haksız rekabetten söz edilemeyecektir.
8.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesince davalının kullanımının markasal bir kullanım olmadığı tespit edilmiş ise de; davacı şirketin ticaret unvanının 26.09.2004 tarihinde tescil edildiği ve ticaret unvanında “ EVKUR” ibaresinin yer aldığı, ayrıca davacı şirketin “EVKUR” ibareli tescilli markalarının bulunduğu, davalı şirketin ticaret unvanının ise 19.01.1995 tarihinde tescil edildiği ve ticaret unvanında “EVKUR” ibaresinin yer aldığı, davalı şirketin dava tarihi itibariyle tescilli markası bulunmamasına rağmen ticaret unvanında yer alan “EVKUR” ibaresini, ticaret unvanının ticaret sicilinde kayıtlı olduğu halinden farklı olarak ''EVKUR'' ibaresini ön plana çıkaracak şekilde iş evraklarında markasal olarak kullandığı anlaşılmaktadır.
9. Davalının ticaret unvanı kullanımı markasal olmakla birlikte, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayıp uğramadığının tespiti gerekmektedir. Zira sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin temeli 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine dayanmaktadır. Anılan madde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmünü haizdir.
Buna göre, anılan madde ile hukuk düzeninin kişilere tanıdığı bütün hakların kullanılmasında göz önünde tutulması ve uyulması gereken iki temel ilkeye yer verilmiş olup, öncelikle hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifade edilmiş, ardından hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir.
10.Sessiz kalma yoluyla hak kaybında, hak genel olarak sona ermemekte, sadece bu haktan eylemine sessiz kalınan kişi ya da kişilerin yararlanmasına katlanılmaktadır. Zira tacirin, bir hakkını bilerek isteyerek belli bir süre kullanmaması sebebiyle markadan doğan hakkı kaybolmamakta, sadece uzun süredir var olan kullanıma/tescile sessiz kalmış olması sebebiyle bu duruma zımnen icazet verildiği kabul edilmektedir.
11.Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince markasal kullanımın bulunmadığı, kaldı ki İstanbul Fikri Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2001/63 Değişik İş sayılı dosyası nazara alındığında davacının davalının kullanımından haberdar olduğu ve sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı belirtilmiş ise de; anılan tespit dosyasında aleyhine tespit istenilen Evkur İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi, davalı firma değildir. Davalı firma İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde 16086 numara ile kayıtlı iken, tespit dosyasının tarafı olan firma Gelibolu Ticaret Sicil Müdürlüğü bünyesinde 1612 sicil numarası ile kayıtlıdır.
12. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince davalının ticaret unvanı kullanımının markasal bir kullanım olduğu kabul edilerek, taraf delillerinin incelenmesi suretiyle 6769 sayılı Kanun'un 25 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca davacının davalı kullanımını bildiği veya bilmesi gerektiği tarihin araştırılması ve sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/988498300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz