6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12932 E. 2010/4732 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanına tecavüz ticaret unvanı uyuşmazlık konusu maddi ve manevi tazminat terkin ilan haksız rekabet iltibas i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: TMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kullanma hakkına sahip olduğu ticaret unvanını tescil ettirmeden, davacının “Evkur” kelimesini marka olarak tescil ettirip kullanması nedeniyle davacının tescilli markasının önceliğinin bulunduğu, davalı tarafından tescilli markanın iltibas oluşturacak şekilde kullanıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine, ticaret sicilinde kayıtlı davalı unvanındaki “Evkur” kelimesinin terkini ve işyerindeki evkur tabelasının silinmesi veya kapatılması suretiyle maddi durumun düzeltilmesine, davalının tescilli markası bulunmadığından hükümsüzlük talebi ve tescilli unvanın kullanılması nedeniyle tazminat talebinin reddine, hüküm özetinin ülke genelinde yayımlanan tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalı şirketin, davacıya ait markalardaki "Evkur" ibaresini ticaret unvanında kullanması nedeniyle, markaya tecavüz iddiasıyla haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, 19.03.2008 günlü oturumda, davalı vekilinin, "Evkur" ibaresini marka olarak kullanmadıklarına dair savunmasına bir diyeceği olmadığını beyan etmiş, davalının kendi ticaret unvanında yer alan ve de davacının markalarındaki "Evkur" ibaresini markasal olarak kullanım suretiyle markaya tecavüzde bulunduğunu iddia etmemiştir. Ayrıca, davalının ticaret unvanındaki "EVKUR" ibaresinin davacının ticaret unvanına tecavüzde bulunarak haksız rekabete yol açtığı iddiası da öne sürülmemiştir.

Uyuşmazlık konusu davalı şirket ticaret unvanının çekirdek kelimesini oluşturan "EVKUR" ibaresinin 1983 yılında ilk kez İbrahim Ev tarafından ihdas edilip kullandığı ve çocukları tarafından davalı şirketin kurulmasından önce de, faaliyette bulunduğu "Evkur Mobilya" işletmesinin faaliyetine son vererek mal varlığının davalı şirkete devredildiği dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumda EVKUR ibaresinin 1983'den itibaren hak sahibi olan İbrahim Ev'in izniyle davalı şirket tarafından da kullanılmasına devam edildiğinin kabulü gerekir. O halde EVKUR ibaresi üzerinde davacı şirketin davalıya karşı öne sürülebileceği öncelik hakkı olmadığı halde, davacının unvan ve marka hakkının üstün hak sağlayacağı gerekçesiyle davanın kabulü doğru değildir.

Öte yandan, davalı şirketin ticaret unvanının tescil olunduğu 1994 tarihinden dava tarihi olan 15.07.2005 tarihine kadar geçen uzunca bir süre boyunca sessiz kalan ve aynı sektörde faaliyet gösteren davacının işbu davayı açmasının MK'nun 2. maddesine aykırılık oluşturacağının değerlendirilmemesi dahi isabetsiz olduğundan, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kararın kaldırılması | Marka tecavüzü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2149 E. 2023/6201 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kararın kaldırılması | Marka tecavüzü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2149 E. 2023/6201 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/12932 E.  ,  2010/4732 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.03.2008 tarih ve 2006/363 - 2008/61 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin “Evkur Alışveriş Merkezleri” markasını bay ve bayan Ihtiyaç malzemeleri, “Evkur Alışveriş Merkezi” markasını 35. sınıf, “Evkur&Evshop Alışveriş Merkezi” markasını 08,09,10,21,27. sınıf, “Yuvakur” markasını 18, 27, 35. sınıf emtea yönünden tescil ederek kullandığını, müvekkilinin markalarının tanınmış marka olduğunu, davalının “Evkur Mobilya” unvanı altında faaliyet göstererek müvekkili ile haksız rekabet içine girdiğini ileri sürerek, davalının müvekkiline ait tescilli markayı kullanarak oluşturduğu haksız rekabetin tespiti ve ortadan kaldırılmasına, TPE, İstanbul Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, Vergi Dairesinde yazılı Evkur ibaresinin silinmesine, tabela, katalog ve ilanlarının toplatılarak imhasına, kararın Türkiye çapında yayın yapan bir gazetede ilanına, 500,00 TL maddi, 500,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep va dava etmişir.

Davalı vekili, “Evkur” kelimesinin 1983 yılından bu yana müvekilleri tarafından işletme adı olarak kullanıldığını, 1994 yılında ticaret unvanı olarak tescil edildiğini, müvekkilinin Evkur markası adı altında üretip sattığı herhangi bir malın bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kullanma hakkına sahip olduğu ticaret unvanını tescil ettirmeden, davacının “Evkur” kelimesini marka olarak tescil ettirip kullanması nedeniyle davacının tescilli markasının önceliğinin bulunduğu, davalı tarafından tescilli markanın iltibas oluşturacak şekilde kullanıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine, ticaret sicilinde kayıtlı davalı unvanındaki “Evkur” kelimesinin terkini ve işyerindeki evkur tabelasının silinmesi veya kapatılması suretiyle maddi durumun düzeltilmesine, davalının tescilli markası bulunmadığından hükümsüzlük talebi ve tescilli unvanın kullanılması nedeniyle tazminat talebinin reddine, hüküm özetinin ülke genelinde yayımlanan tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalı şirketin, davacıya ait markalardaki "Evkur" ibaresini ticaret unvanında kullanması nedeniyle, markaya tecavüz iddiasıyla haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, 19.03.2008 günlü oturumda, davalı vekilinin, "Evkur" ibaresini marka olarak kullanmadıklarına dair savunmasına bir diyeceği olmadığını beyan etmiş, davalının kendi ticaret unvanında yer alan ve de davacının markalarındaki "Evkur" ibaresini markasal olarak kullanım suretiyle markaya tecavüzde bulunduğunu iddia etmemiştir. Ayrıca, davalının ticaret unvanındaki "EVKUR" ibaresinin davacının ticaret unvanına tecavüzde bulunarak haksız rekabete yol açtığı iddiası da öne sürülmemiştir.

Uyuşmazlık konusu davalı şirket ticaret unvanının çekirdek kelimesini oluşturan "EVKUR" ibaresinin 1983 yılında ilk kez İbrahim Ev tarafından ihdas edilip kullandığı ve çocukları tarafından davalı şirketin kurulmasından önce de, faaliyette bulunduğu "Evkur Mobilya" işletmesinin faaliyetine son vererek mal varlığının davalı şirkete devredildiği dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumda EVKUR ibaresinin 1983'den itibaren hak sahibi olan İbrahim Ev'in izniyle davalı şirket tarafından da kullanılmasına devam edildiğinin kabulü gerekir. O halde EVKUR ibaresi üzerinde davacı şirketin davalıya karşı öne sürülebileceği öncelik hakkı olmadığı halde, davacının unvan ve marka hakkının üstün hak sağlayacağı gerekçesiyle davanın kabulü doğru değildir.

Öte yandan, davalı şirketin ticaret unvanının tescil olunduğu 1994 tarihinden dava tarihi olan 15.07.2005 tarihine kadar geçen uzunca bir süre boyunca sessiz kalan ve aynı sektörde faaliyet gösteren davacının işbu davayı açmasının MK'nun 2. maddesine aykırılık oluşturacağının değerlendirilmemesi dahi isabetsiz olduğundan, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan gerekçelerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1017415100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.