Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4013 E. 2023/6161 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekaletname yetkisi↗ sebepten mücerretlik↗ resmi belgede sahtecilik↗ mal kaçırma↗ kabul beyanı↗ mücerretlik↗ vade tarihi↗ sahtelik↗ takipsizlik kararı↗ başvurma harcı↗ adli yardım↗ sahtecilik↗ kambiyo senedi↗ mirasçılık↗ muvafakat↗ keşideci↗ bono↗ vade↗ tebligat↗ haciz↗ iflas↗ asıl alacak↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının murisi ...'ın dava dışı ...'a 1 Şubat 1989 tarihli vekaletname ile geniş yetkiler verdiği, verilen vekaletin sahteliğine dair herhagi bir karar olmadığı için geçerliliğini koruduğu, senedin altındaki imzanın ...'a ait olduğunun Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/20566 Soruşturma dosyasındaki beyanlardan sabit olup murisin ölüm tarihinin 12.07.2002 olmasına rağmen ...'ın borcu kabul tarihinin 10.07.2002 olduğu ve borcun kabul beyanı sonrası kesinleşip murisin vefatından sonra mirasçılarına tebligatlar yapılarak herşeyin usulüne uygun seyrettiği, senetler sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğünün davacı borçluya ait olduğu ve borçlu tarafından tanık dinletme talebine davalının muvafakati olmadığı gibi iddiayı ispata yarar yazılı delille iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davanın adli yardımlı açılması sebebi ile teminat alınmadığı da dikkate alınarak asıl alacak miktarının %20'si oranında davacının tazminata mahkum edilmesine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu icra takibinin müvekkilin babası ...'a başlatılmış bir icra takibi olduğunu, icra takibinin 08.07.2002 tarihinde yapıldığını, ... hastanede ağır bir durumda iken oğlu ... tarafından 10.07.2002 tarihinde borcu kabule yönelik işlem tesis edildiğini, ...'ın 12.07.2002 tarihinde vefat ettiğini, vadesinin 20.03.2002 olduğu belirtilen senete karşı icra takibinin daha önce borçlu yaşarken ve iş hayatında aktif çalışırken veya vefatından sonra değil de ...'ın vefat etmek üzere olduğu günlerde yapıldığını, ...'ın babasının vefatı öncesinde kendisine vekaletname verdiğini ve vekaletnamedeki yetkilerini kullanarak senede imza attığını belirttiğini, ilgili senette ...'ın imzası açıkça taklit edildiğini, imza taklit etmek resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacakken şahıs hakkında takipsizlik kararı verilmesinin haksız olduğunu, haciz işlemlerinin sadece müteveffanın vefatı sonrası miras olarak bıraktığı taşınır ve taşınmazlara ilişkin olduğunu, amacın mal kaçırmak olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibin dayanağı olan bononun vade tarihinin 20.03.2002 olduğu ve müteveffa ... tarafından, oğlu ...'a verilen 1 Şubat 1989 tarihli vekaletname ile kambiyo senedi düzenleme yetkisi de dahil olmak üzere geniş yetkiler verildiği, söz konusu vekaletnamenin sahteliğiyle ilgili herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığı, senette keşideciye atfen atılan imzanın murisin vekili olan ...'a ait olduğundan bahisle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/20566 Soruşturma sayılı dosyasında takipsizlik kararı verildiği, murisin ölüm tarihinin 12.07.2002 olup, murisin vekili olan ...'ın geçerli vekaletnameye dayanarak borcu kabul ettiği tarihin 10.07.2002 olduğu, buna göre davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, icra takibine konu bonodaki imzanın kime ait olduğu, bononun geçerli olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 504 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4013 E. 2023/6161 K.
Ortak:vekaletname yetkisi · sebepten mücerretlik · resmi belgede sahtecilik · mal kaçırma · kabul beyanı · mücerretlik · vade tarihi · sahtelik · Menfi tespit
İncelediğiniz kararda… ukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının murisi ...'ın dava dışı ...'a 1 Şubat 1989 tarihli vekaletname ile geniş yetkiler verdiği, verilen vekaletin «sahteliğine» dair herhagi bir karar olmadığı için geçerliliğini koruduğu, senedin altındaki imzanın ...'a ait olduğunun Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/20566 Soruşturma dosyasındaki beyanlardan sabit olup murisin ölüm tarihinin 12.07.2002 olmasına rağmen ...'ın borcu kabul tarihinin 10.07.2002 olduğu ve borcun «kabul beyanı» sonrası kesinleşip murisin vefatından sonra «mirasçılarına» «tebligatlar» yapılarak herşeyin usulüne uygun seyrettiği, senetler «sebepten mücerret» olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğünün davacı borçluya ait olduğu ve borçlu tarafından tanık dinletme talebine davalının «muvafakati» olmadığı gibi iddiayı ispata yarar yazılı delille iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davanın «adli yardımlı» açılması «sebebi» ile «teminat» alınmadığı da dikkate alınarak «asıl alacak» miktarının %20'si oranında davacının tazminata mahkum edilmesine karar verilmiştir IV.
… çalışırken veya vefatından sonra değil de ...'ın vefat etmek üzere olduğu günlerde yapıldığını, ...'ın babasının vefatı öncesinde kendisine vekaletname verdiğini ve «vekaletnamedeki yetkilerini» kullanarak senede imza attığını belirttiğini, ilgili senette ...'ın imzası açıkça taklit edildiğini, imza taklit etmek «resmi belgede sahtecilik» suçunu oluşturacakken şahıs hakkında «takipsizlik» kararı verilmesinin haksız olduğunu, «haciz» işlemlerinin sadece müteveffanın vefatı sonrası miras olarak bıraktığı taşınır ve taşınmazlara ilişkin olduğunu, amacın «mal kaçırmak» olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibin dayanağı olan «bononun» «vade tarihinin» 20.03.2002 olduğu ve müteveffa ... tarafından, oğlu ...'a verilen 1 Şubat 1989 tarihli vekaletname ile «kambiyo senedi» düzenleme yetkisi de «dahil» olmak üzere geniş yetkiler verildiği, söz konusu vekaletnamenin «sahteliğiyle» ilgili herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığı, senette «keşideciye» atfen atılan imzanın murisin vekili olan ...'a ait olduğundan bahisle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/20566 Soruşturma sayılı dosyasında «takipsizlik» kararı verildiği, murisin ölüm tarihinin 12.07.2002 olup, murisin vekili olan ...'ın geçerli vekaletnameye dayanarak borcu kabul ettiği tarihin 10.07.2002 olduğu, …
Benzer bu kararda… ukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının murisi ...'ın dava dışı ...'a 1 Şubat 1989 tarihli vekaletname ile geniş yetkiler verdiği, verilen vekaletin «sahteliğine» dair herhagi bir karar olmadığı için geçerliliğini koruduğu, senedin altındaki imzanın ...'a ait olduğunun Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/20566 Soruşturma dosyasındaki beyanlardan sabit olup murisin ölüm tarihinin 12.07.2002 olmasına rağmen ...'ın borcu kabul tarihinin 10.07.2002 olduğu ve borcun «kabul beyanı» sonrası kesinleşip murisin vefatından sonra «mirasçılarına» «tebligatlar» yapılarak herşeyin usulüne uygun seyrettiği, senetler «sebepten mücerret» olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğünün davacı borçluya ait olduğu ve borçlu tarafından tanık dinletme talebine davalının «muvafakati» olmadığı gibi iddiayı ispata yarar yazılı delille iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davanın «adli yardımlı» açılması «sebebi» ile «teminat» alınmadığı da dikkate alınarak «asıl alacak» miktarının %20'si oranında davacının tazminata mahkum edilmesine karar verilmiştir IV.
… çalışırken veya vefatından sonra değil de ...'ın vefat etmek üzere olduğu günlerde yapıldığını, ...'ın babasının vefatı öncesinde kendisine vekaletname verdiğini ve «vekaletnamedeki yetkilerini» kullanarak senede imza attığını belirttiğini, ilgili senette ...'ın imzası açıkça taklit edildiğini, imza taklit etmek «resmi belgede sahtecilik» suçunu oluşturacakken şahıs hakkında «takipsizlik» kararı verilmesinin haksız olduğunu, «haciz» işlemlerinin sadece müteveffanın vefatı sonrası miras olarak bıraktığı taşınır ve taşınmazlara ilişkin olduğunu, amacın «mal kaçırmak» olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibin dayanağı olan «bononun» «vade tarihinin» 20.03.2002 olduğu ve müteveffa ... tarafından, oğlu ...'a verilen 1 Şubat 1989 tarihli vekaletname ile «kambiyo senedi» düzenleme yetkisi de «dahil» olmak üzere geniş yetkiler verildiği, söz konusu vekaletnamenin «sahteliğiyle» ilgili herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığı, senette «keşideciye» atfen atılan imzanın murisin vekili olan ...'a ait olduğundan bahisle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/20566 Soruşturma sayılı dosyasında «takipsizlik» kararı verildiği, murisin ölüm tarihinin 12.07.2002 olup, murisin vekili olan ...'ın geçerli vekaletnameye dayanarak borcu kabul ettiği tarihin 10.07.2002 olduğu, …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6486 E. 2011/6855 K.
Ortak:mirasçılık · teminat
İncelediğiniz kararda… ukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının murisi ...'ın dava dışı ...'a 1 Şubat 1989 tarihli vekaletname ile geniş yetkiler verdiği, verilen vekaletin «sahteliğine» dair herhagi bir karar olmadığı için geçerliliğini koruduğu, senedin altındaki imzanın ...'a ait olduğunun Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/20566 Soruşturma dosyasındaki beyanlardan sabit olup murisin ölüm tarihinin 12.07.2002 olmasına rağmen ...'ın borcu kabul tarihinin 10.07.2002 olduğu ve borcun «kabul beyanı» sonrası kesinleşip murisin vefatından sonra «mirasçılarına» «tebligatlar» yapılarak herşeyin usulüne uygun seyrettiği, senetler «sebepten mücerret» olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğünün davacı borçluya ait olduğu ve borçlu tarafından tanık dinletme talebine davalının «muvafakati» olmadığı gibi iddiayı ispata yarar yazılı delille iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davanın «adli yardımlı» açılması «sebebi» ile «teminat» alınmadığı da dikkate alınarak «asıl alacak» miktarının %20'si oranında davacının tazminata mahkum edilmesine karar verilmiştir IV.
Benzer bu kararda397. maddesine göre vekaletin vekilin ölümü ile sona erdiği, muris ...'nın 04.03.2000 tarihinde vefat ettiği, 24.11.1997 tarihinde oğlu ...’ya «ipotek» tesisi için vekaletname verdiği, ...'nın 19.09.2000 tarihinde murisi ...’nın ölümünden yaklaşık 6 ay 15 gün sonra yeniden kredi kullandığı, ...’nın babasının ölümünden haberi olmamasının hayatın olağan akışına göre mümkün olmadığı, davacı bankanın ...’ya kullandırdığı 23.000,00TL krediyi 14.10.1999 tarihli krediye istinaden verdiği, muris ...’nın maliki olduğu taşınmazlar üzerine yeni bir ipotek tesis edilmediği, kredinin kullanıldığı 19.09.2000 tarihli bir ipotek belgesi bulunmadığı, vekalet ölümle sona erdiği için 19.09.2000 tarihinde dava dışı ...’nın vekil olarak ipotek tesis etme «yetkisinin» bulunmadığı, 19.09.2009 tarihinde verilen kredi için ayrı bir «kredi sözleşmesi» düzenlenmediği, kredi tespit formuna «kefil» olarak ...’nın imzası bulunmadığı gibi ...’nın ölümünden 6 ay 15 gün sonra düzenlendiğinden imzalamasının mümkün olmadığı, bu nedenle ...’nın «kefalet» sorumluluğunun bulunmadığı, ölüm ile kefaletin de sona ereceği, ...'nın ölümü ile oğlu ...’ye verdiği vekalet sona erdiği için ipotek nedeniyle «mirasçılarına» bir borç geçmediği gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
2-Dava, davalının murisinin dava dışı ...'ya verdiği vekaletnameye dayalı olarak ... tarafından davacı bankadan alınan kredi karşılığı murise ait taşınmazlar üzerine konulan «ipotek» kapsamı ile sınırlı olmak üzere 69.000 TL alacağın davalı «mirasçıdan» tahsili istemine ilişkindir.
Her ne kadar davalının murisinin «kefalete» dayalı sorumluluğu sona ermişse de, murisin aynı zamanda dava dışı borçlu ... lehine taşınmazlar üzerinde «ipotek» tesis edilmesi hususunda vekaletname verdiği iddia edildiğine ve kredinin murisin vefatından sonra kullanıldığı sabit olduğuna göre, «ipotek akit tablosunun» celbedilip ipoteğin süresi ve «teminat kapsamı» ile hangi borcun teminatı olarak verildiğinin belirlenerek, ipotekten kaynaklanan bir sorumluluk olup olmadığının tespitiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ipotek akit tablosu · teminat kapsamı · ipotek · kefalet · kefil · kredi sözleşmesi · yetkisizlik kararı · eksik inceleme
Benzer bu kararda397. maddesine göre vekaletin vekilin ölümü ile sona erdiği, muris ...'nın 04.03.2000 tarihinde vefat ettiği, 24.11.1997 tarihinde oğlu ...’ya «ipotek» tesisi için vekaletname verdiği, ...'nın 19.09.2000 tarihinde murisi ...’nın ölümünden yaklaşık 6 ay 15 gün sonra yeniden kredi kullandığı, ...’nın babasının ölümünden haberi olmamasının hayatın olağan akışına göre mümkün olmadığı, davacı bankanın ...’ya kullandırdığı 23.000,00TL krediyi 14.10.1999 tarihli krediye istinaden verdiği, muris ...’nın maliki olduğu taşınmazlar üzerine yeni bir ipotek tesis edilmediği, kredinin kullanıldığı 19.09.2000 tarihli bir ipotek belgesi bulunmadığı, vekalet ölümle sona erdiği için 19.09.2000 tarihinde dava dışı ...’nın vekil olarak ipotek tesis etme «yetkisinin» bulunmadığı, 19.09.2009 tarihinde verilen kredi için ayrı bir «kredi sözleşmesi» düzenlenmediği, kredi tespit formuna «kefil» olarak ...’nın imzası bulunmadığı gibi ...’nın ölümünden 6 ay 15 gün sonra düzenlendiğinden imzalamasının mümkün olmadığı, bu nedenle ...’nın «kefalet» sorumluluğunun bulunmadığı, ölüm ile kefaletin de sona ereceği, ...'nın ölümü ile oğlu ...’ye verdiği vekalet sona erdiği için ipotek nedeniyle «mirasçılarına» bir borç geçmediği gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davalının murisinin «kefalete» dayalı sorumluluğu sona ermişse de, murisin aynı zamanda dava dışı borçlu ... lehine taşınmazlar üzerinde «ipotek» tesis edilmesi hususunda vekaletname verdiği iddia edildiğine ve kredinin murisin vefatından sonra kullanıldığı sabit olduğuna göre, «ipotek akit tablosunun» celbedilip ipoteğin süresi ve «teminat kapsamı» ile hangi borcun teminatı olarak verildiğinin belirlenerek, ipotekten kaynaklanan bir sorumluluk olup olmadığının tespitiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, gerektirici sebeplere, davalının murisi dava dışı ...'nın 22.09.2000 ve 25.09.2000 tarihli kredilerde «kefaletinin» bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dava, davalının murisinin dava dışı ...'ya verdiği vekaletnameye dayalı olarak ... tarafından davacı bankadan alınan kredi karşılığı murise ait taşınmazlar üzerine konulan «ipotek» kapsamı ile sınırlı olmak üzere 69.000 TL alacağın davalı «mirasçıdan» tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5990 E. 2014/11732 K.
Ortak:teminat
İncelediğiniz kararda… ukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının murisi ...'ın dava dışı ...'a 1 Şubat 1989 tarihli vekaletname ile geniş yetkiler verdiği, verilen vekaletin «sahteliğine» dair herhagi bir karar olmadığı için geçerliliğini koruduğu, senedin altındaki imzanın ...'a ait olduğunun Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/20566 Soruşturma dosyasındaki beyanlardan sabit olup murisin ölüm tarihinin 12.07.2002 olmasına rağmen ...'ın borcu kabul tarihinin 10.07.2002 olduğu ve borcun «kabul beyanı» sonrası kesinleşip murisin vefatından sonra «mirasçılarına» «tebligatlar» yapılarak herşeyin usulüne uygun seyrettiği, senetler «sebepten mücerret» olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğünün davacı borçluya ait olduğu ve borçlu tarafından tanık dinletme talebine davalının «muvafakati» olmadığı gibi iddiayı ispata yarar yazılı delille iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davanın «adli yardımlı» açılması «sebebi» ile «teminat» alınmadığı da dikkate alınarak «asıl alacak» miktarının %20'si oranında davacının tazminata mahkum edilmesine karar verilmiştir IV.
Benzer bu karardaMahkemece, davacıların murisi ...’ın 30/04/2008 tarihinde meydana gelen trafik kazasında vefat ettiği, «sigorta poliçesinin» başlangıç tarihinin 15/05/2007, bitiş tarihinin 15/05/2008 olduğu, sigortalı müteveffanın ölüm tarihi olan 30/04/2008 tarihi itibariyle «sigorta teminatı» altında olduğu, davalının sigorta teminatını davacıya vefat tarihinden işleyecek «avans faizi» ile birlikte tazminle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 45.361,67 TL'nin «ıslah» edilen kısımlarının ıslah tarihinden itibaren, diğer kısımların dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı . …
3-Öte yandan kabul şekline göre de sigorta şirketinin poliçeden doğan sorumluluğu poliçede yazılı «teminat» miktarı ile sınırlı olup, somut olayda poliçede yazılı teminat miktarının 41.250,00 TL olması karşısında davanın kabulü halinde davalı sigorta şirketinin bu miktar …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sigorta tazminatı · hayat sigortası · sigorta teminatı · zamanaşımı defi · riziko · olumsuz oy · ıslah · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda2-Dava, «hayat sigortası poliçesine» dayalı alacak istemine ilişkin olup, yargılama sırasında 03.11.2010 tarihinde yapılan «ıslah» ile dava değeri artırılmış bulunup, ıslah istemine karşı davalı tarafça «zamanaşımı defi» ileri sürülmüştür.Bu konuda mahkemece bir değerlendirme yapılarak olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemiştir.Davaya konu 15.05.2007 başlangıç tarihli hayat sigorta poliçesinin devamı sırasında 30.04.2008 tarihinde meydana gelen ölüm «rizikosu» nedeniyle davalı şirketin ödemekle yükümlü olduğu «sigorta tazminatının» ıslah ile artırılan kısmının, ıslah tarihi itibariyle zamanaşımına uğramış olup olmadığı, davalının zamanaşımı definin yerinde bulunup bulunmadığı hususlarının mah …
Mahkemece, davacıların murisi ...’ın 30/04/2008 tarihinde meydana gelen trafik kazasında vefat ettiği, «sigorta poliçesinin» başlangıç tarihinin 15/05/2007, bitiş tarihinin 15/05/2008 olduğu, sigortalı müteveffanın ölüm tarihi olan 30/04/2008 tarihi itibariyle «sigorta teminatı» altında olduğu, davalının sigorta teminatını davacıya vefat tarihinden işleyecek «avans faizi» ile birlikte tazminle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 45.361,67 TL'nin «ıslah» edilen kısımlarının ıslah tarihinden itibaren, diğer kısımların dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı . …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4013 E. , 2023/6161 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.10.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babasının vefatından önce diğer oğlu Halil İbrahim'e vekalet verdiğini, bu vekaletnameyle Halil İbrahim'in babası yerine senet düzenleyip davalıya verdiğini, davalı ...'ın takibe dayanak olarak göstermiş olduğu senette bulunan imzanın müvekkilinin babasına ait olmadığını, senedin müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla düzenlendiğini, müvekkili ve diğer kardeşlerinin 860.498,49 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek adli yardım talebinin kabulüne, davacı aleyhine yapılan haksız, hukuka aykırı ve dayanaktan yoksun icra takibinin öncelikle tedbiren durdurulmasına ve dosyadan alacaklıya ödeme yapılmamasına, mahkemece yapılacak inceleme ve savcılık soruşturmasının beklenmesiyle birlikte takibin tümüyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı definde bulunmuş ve takip dosyasında tüm borçlulara tebligat yapıldığını, borçlulardan birinin borca itiraz ettiğini, onun da reddedildiğini, başkaca borca itiraz olmadığını, imzaya da itirazın da bulunmadığını, dosyaya yatan paranın tüm borçluların miras bırakanlarından geldiğini, tedbir konmasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının murisi ...'ın dava dışı ...'a 1 Şubat 1989 tarihli vekaletname ile geniş yetkiler verdiği, verilen vekaletin sahteliğine dair herhagi bir karar olmadığı için geçerliliğini koruduğu, senedin altındaki imzanın ...'a ait olduğunun Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/20566 Soruşturma dosyasındaki beyanlardan sabit olup murisin ölüm tarihinin 12.07.2002 olmasına rağmen ...'ın borcu kabul tarihinin 10.07.2002 olduğu ve borcun kabul beyanı sonrası kesinleşip murisin vefatından sonra mirasçılarına tebligatlar yapılarak herşeyin usulüne uygun seyrettiği, senetler sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğünün davacı borçluya ait olduğu ve borçlu tarafından tanık dinletme talebine davalının muvafakati olmadığı gibi iddiayı ispata yarar yazılı delille iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davanın adli yardımlı açılması sebebi ile teminat alınmadığı da dikkate alınarak asıl alacak miktarının %20'si oranında davacının tazminata mahkum edilmesine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu icra takibinin müvekkilin babası ...'a başlatılmış bir icra takibi olduğunu, icra takibinin 08.07.2002 tarihinde yapıldığını, ... hastanede ağır bir durumda iken oğlu ... tarafından 10.07.2002 tarihinde borcu kabule yönelik işlem tesis edildiğini, ...'ın 12.07.2002 tarihinde vefat ettiğini, vadesinin 20.03.2002 olduğu belirtilen senete karşı icra takibinin daha önce borçlu yaşarken ve iş hayatında aktif çalışırken veya vefatından sonra değil de ...'ın vefat etmek üzere olduğu günlerde yapıldığını, ...'ın babasının vefatı öncesinde kendisine vekaletname verdiğini ve vekaletnamedeki yetkilerini kullanarak senede imza attığını belirttiğini, ilgili senette ...'ın imzası açıkça taklit edildiğini, imza taklit etmek resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacakken şahıs hakkında takipsizlik kararı verilmesinin haksız olduğunu, haciz işlemlerinin sadece müteveffanın vefatı sonrası miras olarak bıraktığı taşınır ve taşınmazlara ilişkin olduğunu, amacın mal kaçırmak olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibin dayanağı olan bononun vade tarihinin 20.03.2002 olduğu ve müteveffa ... tarafından, oğlu ...'a verilen 1 Şubat 1989 tarihli vekaletname ile kambiyo senedi düzenleme yetkisi de dahil olmak üzere geniş yetkiler verildiği, söz konusu vekaletnamenin sahteliğiyle ilgili herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığı, senette keşideciye atfen atılan imzanın murisin vekili olan ...'a ait olduğundan bahisle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/20566 Soruşturma sayılı dosyasında takipsizlik kararı verildiği, murisin ölüm tarihinin 12.07.2002 olup, murisin vekili olan ...'ın geçerli vekaletnameye dayanarak borcu kabul ettiği tarihin 10.07.2002 olduğu, buna göre davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, icra takibine konu bonodaki imzanın kime ait olduğu, bononun geçerli olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 504 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Alınmadığı anlaşılan 269,85 TL temyiz ilam harcı ile 1.330,20 TL temyiz başvuru harcının 6100 sayılı Kanun'un 339 uncu maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/988389300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz