Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2593 E. 2023/6407 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
adi yazılı sözleşme↗ pay devir sözleşmesi↗ kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗ aval↗ mücerretlik↗ pay devri↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ ispat külfeti↗ muvazaa↗ kâr mahrumiyeti↗ ticari defter kayıtları↗ lehtar↗ pasif husumet yokluğu↗ tespit davası↗ hisse devir sözleşmesi↗ kötü niyet tazminatı↗ pasif husumet↗ def'i↗ keşideci↗ bono↗ husumet yokluğu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ anonim şirket↗ kötü niyet↗ ticari defter↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ dahili dava↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tatvan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla )
SAYISI : 2018/214 E., 2021/12 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket yetkilisi olan ...'in, ... Eğitim Danışmanlık İnşaat Tur. Tar. Hizm. San. ve Tic. A.Ş. ticari ünvanı adı altında faaliyet gösteren ... Kolejini 25.04.2017 tarihinde düzenlenen yazılı sözleşme ile devraldığını, sonrasında usulüne uygun karar alınarak Tatvan Noterliğinin 25.04.2017 tarih ve 04625 yevmiye no.lu anonim şirket pay devri sözleşmesi ile şirketin yeni tek hissedarı olduğunu, hisse pay devrinden önce şirket hissedarlarının davalı ... ve dava dışı ... olduğunu, müvekkili ile hissedarlar arasında adi yazılı sözleşme şeklinde düzenlenen pay devri, borç ve alacaklar ile haklara ilişkin yapılmış olan sözleşmede belirlenen 10.000.000,00 TL bedelle satışın taraflarca anlaşılarak kabul edildiğini, çıkacak olan borçlara ilişkin ise 100.000,00 TL opsiyon belirlenerek şirketin devraldığını, borcun ödendiğini, sözleşmede bahsi geçmeyen davalı ... keşidecisi olduğu 1.500.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak diğer davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, icra takibine konu bononun hisse devir sözleşmesinden sonra düzenlendiğini, davalı ... savcılıktaki ifadesinde şirkete kaynak sağlamak için bu bononun düzenlendiğini belirtmişse de böyle bir borçlanmanın gerçekleşmediği ve bu konuda usulüne uygun bir karar olmadığını, bononun davalılar tarafından sahte ve muvazaalı olarak oluşturulduğunu ileri sürerek, davacının davalılara borçlu olmadığının tespitini, bononun iptalini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; sözleşmede hisse pay bedellerinin şirketin borç kalemleri içerisine dahil edilmediğini, şirketi devir alan ...'in hisse pay devir bedelleri hariç şirketin 10.100,000,00 TL'ye kadar olan borçlarından tüm mal varlığı ile sorumlu olduğunu kabul ettiğini, şirketin tüm alacak ve borç kalemlerine sözleşmede yer verilmediğini, şifahi olarak kendisine söylendiğini, sözleşmede 1.500.000,00TL bedelli bonodan bahsedilmediğini, ancak şirketi devralan ...'in borçtan haberdar olduğunu, davalı ...'nun şirketin devamı için davalı ...'e borç para verdiğini, bononun şirketin devri durumunda davalı ...'nun alacağından mahrum kalmaması için düzenlendiğini, geçmiş tarihli muvazaalı olarak tanzim edilmiş bir bononun söz konusu olmadığını, usulüne uygun olarak tanzim edildiğini, şirketin defterlerinin doğru tutulup tutulmadığı konusunun müvekkili ...'nun sorumluluğunda olmadığını, şirketin yetkililerinin sorumluluğunda olduğunu, alacak ve borç kaleminin şirket defterlerine yazılmadığını, müvekkilinin alacağının kaydedilmemesinin şirketi sorumluluktan kurtarmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Tatvan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/462 E. sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda şirketin devir tarihi itibariyle hesaplanan toplam borç miktarının 11.148.453,58 TL olarak hesaplandığı, Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda şirket kayıtlarında ve ticari defterlerinde 1.500.000,00 TL tutarlı bononun yer almadığı ve davalı ... ile davacı şirket arasında ticari ilişkinin olmadığının bildirildiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve devir tarihinde davaya konu 1.500.000,00 TL tutarlı bononun şirket kayıtlarında ve ticari defterlerinde ve sözleşmede yer almadığı, 18.04.2017 düzenleme tarihli bononun şirket devir tarihinden 7 gün önce düzenlenmiş olduğu şirket devir tarihinden sonra geriye yönelik olarak davalı şirketin eski ortağı ... ve alacaklı ... tarafından haksız kazanç sağlamaya yönelik olarak muvazaalı bir şekilde şirketteki eski görevini kötüye kullanarak davalı ... tarafından keşide edildiği ve diğer davalı alacaklı ... ile fikir ve eylem iş birliği içerisinde herhangi bir alacakları olmamasına rağmen dava konusu bonoyu geçmiş tarihli ve sahte olarak düzenlediği kanaatine varıldığı, davalı eski şirket ortağı ... savcılık dosyasında vermiş olduğu ifadesinde davacı şirketin ... isimli kişiye kurum olarak borçlu olduğunu ve maddi kaynak gereksiniminden dolayı şirketin davalı ...'ya borçlandığını iddia etmiş ise de yönetim kurulu karar defterinde böyle bir kaydın olduğunu ispat edemediği, özel kişilerin şirket borçlanması kararının yönetim kurulu kararıyla alınması gerektiğinden ve ticari defterlerde şirket hesabına daha önceden ... tarafından herhangi bir meblağ yatırıldığı davalılar tarafından ispatlanamadığı, gerekçesiyle davacı şirketin davalılara bonodan kaynaklı olarak borçlu olmadığını tespitine, icra takibinin iptaline, davalılar aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; açılan davalarda 4 adet bilirkişi raporunun düzenlendiğini, bu raporların hepsinin aynı kişinin düzenlediğini, ancak her raporda farklı değer belirlendiğini, rapora itirazların İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmediğini, her bir raporda borç miktarı farklı gösterilmesine rağmen aradaki çelişkiler giderilmeden, itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, dava konusu olan bononun ticari defterlerde kayıtlı olmadığı hususu hükme esas alındığını, bu hususun Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, davacı şirketin alacak ve borç kalemlerinin hiçbir şekilde ticari defterlere işlenmediğini, müvekkilinin alacaklı olduğu senedin de davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer almamasının davacı şirketin bu borçtan kurtarmadığını, bilirkişi raporunda müvekkil davalı ile davacı şirket arasında ticari ilişkinin bulunmadığı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, 24.04.2017 tarihli şirket pay devir sözleşmesinde şirketi devralan ...'in, şirketin 10.100.000,00 TL' ye kadar olan borçlardan sorumlu olduğunu belirtildiğini, dava konusu senede ilişkin borcun buna dahil olduğunu, dava konusu senetten şirketi devralan şahsın haberdar olduğunu, müvekkillerinin kendi alacaklarını alamamasına rağmen aleyhine kötü niyet tazminatının hükmedilmesinin dayanaktan yoksun olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senede karşı ileri sürülen her türlü iddia ve def'inin yazılı delille ispatlanması gerektiği, somut olayda ispat külfeti davacıda olduğu, dosya içerisindeki belgelere göre, geriye dönük tarih yazılarak bu imzanın atıldığı iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında bu iddianın ispatına ilişkin somut delillerin bulunmadığı, Tatvan Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, bonoda çift imzası bulunan ...'in keşide tarihinde davacı şirketin münferit temsilcisi olduğu dikkate alındığında, davalı ...'ın senetteki imzalardan birini kendi şahsı adına diğerini de davacı şirketin temsilcisi olarak şirket adına attığı anlaşıldığından davalı ...'in kendi şahsı adına attığı imza ile keşideci lehine aval veren konumunda olduğu, asıl borçlu gibi sorumlu olduğu, icra takibinde alacaklı olarak yer almadığı ayrıca davalı ...'ın davacı şirketten alacaklı sıfatına haiz olmadığı bu nedenle hakkındaki davanın husumet yönünden reddi gerektiği, davacı, takip konusu senedin davacı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığını iddia etmiş olması nedeniyle bu hususta defter incelemesi yapılmış ise de, senedin davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadığının tespitinin davanın sonucuna etki eden bir husus olmadığı, kambiyo senetlerinin borçtan mücerret olduğu, düzenleyenin ticari defterinde kayıtlı olmaması veya defter kayıtlarında lehtar ile arasında bir ticari ilişki bulunmamasının senedin geçerliliğine etki eden hususlardan olmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı ... yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu bononun hiç bir şekilde sözleşmede yer almadığı gibi davacının ticari defterlerinde de yer almadığını, Tatvan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/462 E. sayılı dosyasına konu 531.000,00 TL bedelli senedin yazı yaşına ilişkin inceleme yapılmasına ilişkin 06.03.2019 tarihli raporda "yazı tarihinin en çok 20.02.2019 dan geriye dönük 1 yıl ve en çok 1,5 yıl olabileceği" tespit edildiğini, anılan senet ile bu davaya konu senet aynı kişiler tarafından aynı tarihte düzenlendiğini, davaya konu senedin de geçmişe dönük olarak tanzim edilmiş olduğunu, sosyal araştırma yazısında davalı ... Topçil'in ve geliri olmadığını, hesabında hiç bir zaman böyle bir paranın bulunmadığını, hisse bedeli toplam 10.100,000,00 TL olan bir şirkettin hisse devir sözleşmesine (531.000,00 TL ve 1.500.000,00 TL) 2.031.000,00 TL borç bedelinin yazılmamış olmasına imkan olmadığını, hisse devir sözleşmesinin bütününe bakıldığında ortaya çıkan sonuç o tarihte böyle bir bono borcunun olmadığını gösterdiğini, davalılar kendi arasında ve davacı arasındaki ticari ilişkiyi de hiçbir şekilde ispatlayamadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda anonim şirketlerde özel kişilerden borçlanılmasına ilişkin kararların anonim şirketlerin tutmakla zorunlu olduğu karar defterlerine usulüne uygun şekilde yazılması gerektiğini, ancak böyle bir borçlanmanın olmadığını, muvazaa iddiası her türlü delil ile ispatlanabileceğini, kovuşturmaya yer olmadığı kararının yerinde olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi
3. Değerlendirme
1.Dava bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir.
Davacı vekili, 08.08.2023 tarihli dilekçesiyle davalılar hakkında dava konusu bonoya ilişkin olarak Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/391 iddianame no.lu iddianamesi ile 26.07.2023 tarihinde kamu davası açıldığı, yargılamasının Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/371 E. sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini bildirmiştir.
6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi hükmü uyarınca ceza mahkemelerinin maddi fiilin sübutuna ilişkin vermiş olduğu mahkumiyet kararları hukuk hakimini bağlayacağından, ceza dosyasının getirtilerek, bu davaya etkisinin değerlendirilip gerekirse sonucu beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2904 E. 2024/7561 K.
Ortak:tespit davası · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · menfi tespit
İncelediğiniz kararda… 5.04.2017 tarihinde düzenlenen yazılı sözleşme ile devraldığını, sonrasında usulüne uygun karar alınarak Tatvan Noterliğinin 25.04.2017 tarih ve 04625 yevmiye no.lu «anonim şirket» «pay devri» sözleşmesi ile şirketin yeni tek hissedarı olduğunu, hisse pay devrinden önce şirket hissedarlarının davalı ... ve dava dışı ... olduğunu, müvekkili ile hissedarlar arasında «adi yazılı sözleşme» şeklinde düzenlenen pay devri, borç ve alacaklar ile haklara ilişkin yapılmış olan sözleşmede belirlenen 10.000.000,00 TL bedelle satışın taraflarca anlaşılarak kabul edildiğini, çıkacak olan borçlara ilişkin ise 100.000,00 TL opsiyon belirlenerek şirketin devraldığını, borcun ödendiğini, sözleşmede bahsi geçmeyen davalı ... «keşidecisi» olduğu 1.500.000,00 TL bedelli «bonoya» dayalı olarak diğer davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, icra takibine konu bononun «hisse devir sözleşmesinden» sonra düzenlendiğini, davalı ... savcılıktaki ifadesinde şirkete kaynak sağlamak için bu bononun düzenlendiğini belirtmişse de böyle bir borçlanmanın gerçekleşmediği ve bu konuda usulüne uygun bir karar olmadığını, bononun davalılar tarafından sahte ve «muvazaalı» olarak oluşturulduğunu ileri sürerek, davacının davalılara borçlu olmadığının tespitini, bononun iptalini ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
… ketin devir tarihi itibariyle hesaplanan toplam borç miktarının 11.148.453,58 TL olarak hesaplandığı, Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda şirket kayıtlarında ve «ticari defterlerinde» 1.500.000,00 TL tutarlı «bononun» yer almadığı ve davalı ... ile davacı şirket arasında ticari ilişkinin olmadığının bildirildiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve devir tarihinde davaya konu 1.500.000,00 TL tutarlı bononun şirket kayıtlarında ve ticari defterlerinde ve sözleşmede yer almadığı, 18.04.2017 düzenleme tarihli bononun şirket devir tarihinden 7 gün önce düzenlenmiş olduğu şirket devir tarihinden sonra geriye yönelik olarak davalı şirketin eski ortağı ... ve alacaklı ... tarafından haksız kazanç sağlamaya yönelik olarak «muvazaalı» bir şekilde şirketteki eski görevini kötüye kullanarak davalı ... tarafından keşide edildiği ve diğer davalı alacaklı ... ile fikir ve eylem iş birliği içerisinde herhangi bir alacakları olmamasına rağmen dava konusu bonoyu geçmiş tarihli ve sahte olarak düzenlediği kanaatine varıldığı, davalı eski şirket ortağı ... savcılık dosyasında vermiş olduğu ifadesinde davacı şirketin ... isimli kişiye kurum olarak borçlu olduğunu ve maddi kaynak gereksiniminden dolayı şirketin davalı ...'ya borçlandığını iddia etmiş ise de «yönetim kurulu» karar defterinde böyle bir «kaydın» olduğunu ispat edemediği, özel kişilerin şirket borçlanması kararının yönetim kurulu kararıyla alınması gerektiğinden ve ticari defterlerde şirket hesabına daha önceden ... tarafından herhangi bir meblağ yatırıldığı davalılar tarafından ispatlanamadığı, gerekçesiyle davacı şirketin davalılara bonodan kaynaklı olarak borçlu olmadığını tespitine, icra takibinin iptaline, davalılar aleyhine «kötü niyet tazminatına» karar verilmiştir.
… diğini, her bir raporda borç miktarı farklı gösterilmesine rağmen aradaki çelişkiler giderilmeden, itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, dava konusu olan «bononun» «ticari defterlerde kayıtlı» olmadığı hususu hükme esas alındığını, bu hususun Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, davacı şirketin alacak ve borç kalemlerinin hiçbir şekilde ticari defterlere işlenmediğini, müvekkilinin alacaklı olduğu senedin de davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer almamasının davacı şirketin bu borçtan kurtarmadığını, bilirkişi raporunda müvekkil davalı ile davacı şirket arasında ticari ilişkinin bulunmadığı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, 24.04.2017 tarihli şirket «pay devir sözleşmesinde» şirketi devralan ...'in, şirketin 10.100.000,00 TL' ye kadar olan borçlardan sorumlu olduğunu belirtildiğini, dava konusu senede ilişkin borcun buna «dahil» olduğunu, dava konusu senetten şirketi devralan şahsın haberdar olduğunu, müvekkillerinin kendi alacaklarını alamamasına rağmen aleyhine «kötü niyet tazminatının» hükmedilmesinin dayanaktan yoksun olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaA.Ş. aleyhine Tatvan İcra Müdürlüğünde 1.500.000,00 TL ve 531.500,00 TL bedelli senetlere dayalı icra takipleri başlatıldığını, icra takip dosyaları ile talep edilen miktarların ek borç değerinden çok fazla olduğunu, hisse bedelinin çok üzerinde sonradan borç çıktığından davacının bu borçlardan sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini ve «kötü niyet tazminatının» tahsilini istemiştir.
A.Ş.'nin borcunun sözleşmede belirtilen 10.100.000,00 TL'nin altında kaldığı, şirket aleyhine başlatılan icra takiplerine karşı açılan «menfi tespit davalarına» konu dosyalardaki toplam borcun ilavesiyle de bu miktarı geçmediği gerekçesiyle anılan menfi tespit davalarının sonucu da beklenmeden karar verilmişse de ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/462 E. sayılı «menfi tespit» davasına «ibraz» edilen 16.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda hisse devir tarihi olan 25.04.2017 tarihinde şirketin borcunun 11.148.453,58 TL olduğu belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:menfi tespit davası · hisse devri · asıl alacak · çek · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaA.Ş.’deki %58 hissesinin devri karşılığında davalının «çek» vermek suretiyle ödeme yapacağının kararlaştırıldığını, «hisse devrine» rağmen davalının çek vermediği gibi ödeme yapmadığını, davacının hisse bedelinin tahsili için davalı aleyhine Tatvan İcra Müdürlüğünün 2018/1040 E. sayılı dosyası ile başlattığı takibe davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile «icra inkar tazminatının» tahsilini talep etmiştir.
… raporunda belirtildiği şekilde 10.100.000,00 TL'yi aşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Tatvan İcra Müdürlüğünün 2018/1044 E. sayılı dosyasında davalının «asıl alacak» bakımından itirazının iptali ile asıl alacak olan 375.000,00 TL üzerinden icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takibe konu asıl alacak olan 375.000,00 TL'nin % 20'si oranında hükmedilen «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
A.Ş.'nin borcunun sözleşmede belirtilen 10.100.000,00 TL'nin altında kaldığı, şirket aleyhine başlatılan icra takiplerine karşı açılan «menfi tespit davalarına» konu dosyalardaki toplam borcun ilavesiyle de bu miktarı geçmediği gerekçesiyle anılan menfi tespit davalarının sonucu da beklenmeden karar verilmişse de ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/462 E. sayılı «menfi tespit» davasına «ibraz» edilen 16.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda hisse devir tarihi olan 25.04.2017 tarihinde şirketin borcunun 11.148.453,58 TL olduğu belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2593 E. , 2023/6407 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/47 Esas, 2022/68 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Tatvan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla )
SAYISI 2018/214 E., 2021/12 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket yetkilisi olan ...'in, ... Eğitim Danışmanlık İnşaat Tur. Tar. Hizm. San. ve Tic. A.Ş. ticari ünvanı adı altında faaliyet gösteren ... Kolejini 25.04.2017 tarihinde düzenlenen yazılı sözleşme ile devraldığını, sonrasında usulüne uygun karar alınarak Tatvan Noterliğinin 25.04.2017 tarih ve 04625 yevmiye no.lu anonim şirket pay devri sözleşmesi ile şirketin yeni tek hissedarı olduğunu, hisse pay devrinden önce şirket hissedarlarının davalı ... ve dava dışı ... olduğunu, müvekkili ile hissedarlar arasında adi yazılı sözleşme şeklinde düzenlenen pay devri, borç ve alacaklar ile haklara ilişkin yapılmış olan sözleşmede belirlenen 10.000.000,00 TL bedelle satışın taraflarca anlaşılarak kabul edildiğini, çıkacak olan borçlara ilişkin ise 100.000,00 TL opsiyon belirlenerek şirketin devraldığını, borcun ödendiğini, sözleşmede bahsi geçmeyen davalı ...
keşidecisi olduğu 1.500.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak diğer davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, icra takibine konu bononun hisse devir sözleşmesinden sonra düzenlendiğini, davalı ... savcılıktaki ifadesinde şirkete kaynak sağlamak için bu bononun düzenlendiğini belirtmişse de böyle bir borçlanmanın gerçekleşmediği ve bu konuda usulüne uygun bir karar olmadığını, bononun davalılar tarafından sahte ve muvazaalı olarak oluşturulduğunu ileri sürerek, davacının davalılara borçlu olmadığının tespitini, bononun iptalini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; sözleşmede hisse pay bedellerinin şirketin borç kalemleri içerisine dahil edilmediğini, şirketi devir alan ...'in hisse pay devir bedelleri hariç şirketin 10.100,000,00 TL'ye kadar olan borçlarından tüm mal varlığı ile sorumlu olduğunu kabul ettiğini, şirketin tüm alacak ve borç kalemlerine sözleşmede yer verilmediğini, şifahi olarak kendisine söylendiğini, sözleşmede 1.500.000,00TL bedelli bonodan bahsedilmediğini, ancak şirketi devralan ...'in borçtan haberdar olduğunu, davalı ...'nun şirketin devamı için davalı ...'e borç para verdiğini, bononun şirketin devri durumunda davalı ...'nun alacağından mahrum kalmaması için düzenlendiğini, geçmiş tarihli muvazaalı olarak tanzim edilmiş bir bononun söz konusu olmadığını, usulüne uygun olarak tanzim edildiğini, şirketin defterlerinin doğru tutulup tutulmadığı konusunun müvekkili ...'nun sorumluluğunda olmadığını, şirketin yetkililerinin sorumluluğunda olduğunu, alacak ve borç kaleminin şirket defterlerine yazılmadığını, müvekkilinin alacağının kaydedilmemesinin şirketi sorumluluktan kurtarmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Tatvan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/462 E. sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda şirketin devir tarihi itibariyle hesaplanan toplam borç miktarının 11.148.453,58 TL olarak hesaplandığı, Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda şirket kayıtlarında ve ticari defterlerinde 1.500.000,00 TL tutarlı bononun yer almadığı ve davalı ... ile davacı şirket arasında ticari ilişkinin olmadığının bildirildiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve devir tarihinde davaya konu 1.500.000,00 TL tutarlı bononun şirket kayıtlarında ve ticari defterlerinde ve sözleşmede yer almadığı, 18.04.2017 düzenleme tarihli bononun şirket devir tarihinden 7 gün önce düzenlenmiş olduğu şirket devir tarihinden sonra geriye yönelik olarak davalı şirketin eski ortağı ...
ve alacaklı ... tarafından haksız kazanç sağlamaya yönelik olarak muvazaalı bir şekilde şirketteki eski görevini kötüye kullanarak davalı ... tarafından keşide edildiği ve diğer davalı alacaklı ... ile fikir ve eylem iş birliği içerisinde herhangi bir alacakları olmamasına rağmen dava konusu bonoyu geçmiş tarihli ve sahte olarak düzenlediği kanaatine varıldığı, davalı eski şirket ortağı ... savcılık dosyasında vermiş olduğu ifadesinde davacı şirketin ... isimli kişiye kurum olarak borçlu olduğunu ve maddi kaynak gereksiniminden dolayı şirketin davalı ...'ya borçlandığını iddia etmiş ise de yönetim kurulu karar defterinde böyle bir kaydın olduğunu ispat edemediği, özel kişilerin şirket borçlanması kararının yönetim kurulu kararıyla alınması gerektiğinden ve ticari defterlerde şirket hesabına daha önceden ...
tarafından herhangi bir meblağ yatırıldığı davalılar tarafından ispatlanamadığı, gerekçesiyle davacı şirketin davalılara bonodan kaynaklı olarak borçlu olmadığını tespitine, icra takibinin iptaline, davalılar aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; açılan davalarda 4 adet bilirkişi raporunun düzenlendiğini, bu raporların hepsinin aynı kişinin düzenlediğini, ancak her raporda farklı değer belirlendiğini, rapora itirazların İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmediğini, her bir raporda borç miktarı farklı gösterilmesine rağmen aradaki çelişkiler giderilmeden, itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, dava konusu olan bononun ticari defterlerde kayıtlı olmadığı hususu hükme esas alındığını, bu hususun Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, davacı şirketin alacak ve borç kalemlerinin hiçbir şekilde ticari defterlere işlenmediğini, müvekkilinin alacaklı olduğu senedin de davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer almamasının davacı şirketin bu borçtan kurtarmadığını, bilirkişi raporunda müvekkil davalı ile davacı şirket arasında ticari ilişkinin bulunmadığı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, 24.04.2017 tarihli şirket pay devir sözleşmesinde şirketi devralan ...'in, şirketin 10.100.000,00 TL' ye kadar olan borçlardan sorumlu olduğunu belirtildiğini, dava konusu senede ilişkin borcun buna dahil olduğunu, dava konusu senetten şirketi devralan şahsın haberdar olduğunu, müvekkillerinin kendi alacaklarını alamamasına rağmen aleyhine kötü niyet tazminatının hükmedilmesinin dayanaktan yoksun olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senede karşı ileri sürülen her türlü iddia ve def'inin yazılı delille ispatlanması gerektiği, somut olayda ispat külfeti davacıda olduğu, dosya içerisindeki belgelere göre, geriye dönük tarih yazılarak bu imzanın atıldığı iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında bu iddianın ispatına ilişkin somut delillerin bulunmadığı, Tatvan Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, bonoda çift imzası bulunan ...'in keşide tarihinde davacı şirketin münferit temsilcisi olduğu dikkate alındığında, davalı ...'ın senetteki imzalardan birini kendi şahsı adına diğerini de davacı şirketin temsilcisi olarak şirket adına attığı anlaşıldığından davalı ...'in kendi şahsı adına attığı imza ile keşideci lehine aval veren konumunda olduğu, asıl borçlu gibi sorumlu olduğu, icra takibinde alacaklı olarak yer almadığı ayrıca davalı ...'ın davacı şirketten alacaklı sıfatına haiz olmadığı bu nedenle hakkındaki davanın husumet yönünden reddi gerektiği, davacı, takip konusu senedin davacı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığını iddia etmiş olması nedeniyle bu hususta defter incelemesi yapılmış ise de, senedin davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadığının tespitinin davanın sonucuna etki eden bir husus olmadığı, kambiyo senetlerinin borçtan mücerret olduğu, düzenleyenin ticari defterinde kayıtlı olmaması veya defter kayıtlarında lehtar ile arasında bir ticari ilişki bulunmamasının senedin geçerliliğine etki eden hususlardan olmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne davalı ...
yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı ... yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu bononun hiç bir şekilde sözleşmede yer almadığı gibi davacının ticari defterlerinde de yer almadığını, Tatvan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/462 E. sayılı dosyasına konu 531.000,00 TL bedelli senedin yazı yaşına ilişkin inceleme yapılmasına ilişkin 06.03.2019 tarihli raporda "yazı tarihinin en çok 20.02.2019 dan geriye dönük 1 yıl ve en çok 1,5 yıl olabileceği" tespit edildiğini, anılan senet ile bu davaya konu senet aynı kişiler tarafından aynı tarihte düzenlendiğini, davaya konu senedin de geçmişe dönük olarak tanzim edilmiş olduğunu, sosyal araştırma yazısında davalı ... Topçil'in ve geliri olmadığını, hesabında hiç bir zaman böyle bir paranın bulunmadığını, hisse bedeli toplam 10.100,000,00 TL olan bir şirkettin hisse devir sözleşmesine (531.000,00 TL ve 1.500.000,00 TL) 2.031.000,00 TL borç bedelinin yazılmamış olmasına imkan olmadığını, hisse devir sözleşmesinin bütününe bakıldığında ortaya çıkan sonuç o tarihte böyle bir bono borcunun olmadığını gösterdiğini, davalılar kendi arasında ve davacı arasındaki ticari ilişkiyi de hiçbir şekilde ispatlayamadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda anonim şirketlerde özel kişilerden borçlanılmasına ilişkin kararların anonim şirketlerin tutmakla zorunlu olduğu karar defterlerine usulüne uygun şekilde yazılması gerektiğini, ancak böyle bir borçlanmanın olmadığını, muvazaa iddiası her türlü delil ile ispatlanabileceğini, kovuşturmaya yer olmadığı kararının yerinde olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi
3. Değerlendirme
1.Dava bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir.
Davacı vekili, 08.08.2023 tarihli dilekçesiyle davalılar hakkında dava konusu bonoya ilişkin olarak Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/391 iddianame no.lu iddianamesi ile 26.07.2023 tarihinde kamu davası açıldığı, yargılamasının Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/371 E. sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini bildirmiştir.
6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi hükmü uyarınca ceza mahkemelerinin maddi fiilin sübutuna ilişkin vermiş olduğu mahkumiyet kararları hukuk hakimini bağlayacağından, ceza dosyasının getirtilerek, bu davaya etkisinin değerlendirilip gerekirse sonucu beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/987312200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz