İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2904 E. 2024/7561 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi raporu çelişkisi↗ menfi tespit davası↗ hisse devri↗ tespit davası↗ kötü niyet tazminatı↗ kötü niyet↗ iflas↗ asıl alacak↗ çek↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ menfi tespit↗ eksik inceleme↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında aktedilen 25.04.2018 tarihli sözleşme uyarınca müvekkilinin ... Eğitim Danışmanlık İnşaat Turizm Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş.’deki %58 hissesinin devri karşılığında davalının çek vermek suretiyle ödeme yapacağının kararlaştırıldığını, hisse devrine rağmen davalının çek vermediği gibi ödeme yapmadığını, davacının hisse bedelinin tahsili için davalı aleyhine Tatvan İcra Müdürlüğünün 2018/1040 E. sayılı dosyası ile başlattığı takibe davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin 4. maddesinde %42 hisse sahibi ..., %58 hisse sahibi davacı ...'in olmak üzere şirketin %100 hissesi için şirketin borcunun 10.000.000,00 TL hesaplanarak doğabilecek en fazla 100.000,00 TL ek borç ile davalıya devredildiğini, bu miktarın üzerinde çıkan borçların ... ve davacı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ... Eğitim Danışmanlık İnşaat Turizm Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş. aleyhine Tatvan İcra Müdürlüğünde 1.500.000,00 TL ve 531.500,00 TL bedelli senetlere dayalı icra takipleri başlatıldığını, icra takip dosyaları ile talep edilen miktarların ek borç değerinden çok fazla olduğunu, hisse bedelinin çok üzerinde sonradan borç çıktığından davacının bu borçlardan sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini ve kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, bilirkişi heyeti tarafından iddialar kapsamında celp edilen tüm belgelerin incelenerek talimat yoluyla hazırlanan kök ve ek raporlarda nihayet olarak, “...’in borcunun 25.04.2017 devir tarihi itibariyle 10.100.000,00 TL’yi aştığı iddiasını desteklemediği, borç toplamının da sonuçları değiştirmediği” hususlarının tespit edildiği, de celp edilen 2018/462 E. ve 2018/214 E. sayılı dosyalardaki toplam miktarın incelendiği, 2018/462 E. sayılı dosyada davaya konu miktarın tamamının 531.500,00 TL, 2018/214 E. sayılı dosyada ise 1.500.000,00 TL olduğu, bu miktarların tamamının iddia olunan borç miktarına eklenmesi halinde dahi sonucun değişmediği, borç tutarının bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 10.100.000,00 TL'yi aşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Tatvan İcra Müdürlüğünün 2018/1044 E. sayılı dosyasında davalının asıl alacak bakımından itirazının iptali ile asıl alacak olan 375.000,00 TL üzerinden icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takibe konu asıl alacak olan 375.000,00 TL'nin % 20'si oranında hükmedilen icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince, Dairemizin bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi kök ve ek raporları doğrultusunda hisse devir tarihi itibariyle dava dışı ... Eğitim Danışmanlık İnşaat Turizm Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş.'nin borcunun sözleşmede belirtilen 10.100.000,00 TL'nin altında kaldığı, şirket aleyhine başlatılan icra takiplerine karşı açılan menfi tespit davalarına konu dosyalardaki toplam borcun ilavesiyle de bu miktarı geçmediği gerekçesiyle anılan menfi tespit davalarının sonucu da beklenmeden karar verilmişse de ... Eğitim Danışmanlık İnşaat Turizm Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş.’nin davacı olduğu Tatvan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/462 E. sayılı menfi tespit davasına ibraz edilen 16.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda hisse devir tarihi olan 25.04.2017 tarihinde şirketin borcunun 11.148.453,58 TL olduğu belirtilmiştir. Dava dosyasına sunulan kök ve ek bilirkişi raporlarında ise bir kısım kalemlerdeki borçların miktarı farklı belirtilmiş, bir kısım kalemler ise hiç değerlendirilmemiş, böylece Tatvan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde alınan bilirkişi raporu ile çelişki oluşmuştur. Davalının, bilirkişi raporlarına Tatvan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/462 E. sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunun değerlendirilmediği yönünde itiraz ettiği de nazara alınarak tarafların iddia, savunmalarının değerlendirilmesi, devir sözleşmesinin ve Dairemizin bozma ilamının içeriği de gözetilerek yeni bir bilirkişi heyetinden Tatvan 1. Asliye Hukuk Mahkemesince alınan rapor ve davalının itirazları da dikkate alınmak suretiyle bilirkişi raporu alınıp raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2593 E. 2023/6407 K.
Ortak:tespit davası · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · menfi tespit
İncelediğiniz karardaA.Ş. aleyhine Tatvan İcra Müdürlüğünde 1.500.000,00 TL ve 531.500,00 TL bedelli senetlere dayalı icra takipleri başlatıldığını, icra takip dosyaları ile talep edilen miktarların ek borç değerinden çok fazla olduğunu, hisse bedelinin çok üzerinde sonradan borç çıktığından davacının bu borçlardan sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini ve «kötü niyet tazminatının» tahsilini istemiştir.
A.Ş.'nin borcunun sözleşmede belirtilen 10.100.000,00 TL'nin altında kaldığı, şirket aleyhine başlatılan icra takiplerine karşı açılan «menfi tespit davalarına» konu dosyalardaki toplam borcun ilavesiyle de bu miktarı geçmediği gerekçesiyle anılan menfi tespit davalarının sonucu da beklenmeden karar verilmişse de ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/462 E. sayılı «menfi tespit» davasına «ibraz» edilen 16.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda hisse devir tarihi olan 25.04.2017 tarihinde şirketin borcunun 11.148.453,58 TL olduğu belirtilmiştir.
Benzer bu kararda… 5.04.2017 tarihinde düzenlenen yazılı sözleşme ile devraldığını, sonrasında usulüne uygun karar alınarak Tatvan Noterliğinin 25.04.2017 tarih ve 04625 yevmiye no.lu «anonim şirket» «pay devri» sözleşmesi ile şirketin yeni tek hissedarı olduğunu, hisse pay devrinden önce şirket hissedarlarının davalı ... ve dava dışı ... olduğunu, müvekkili ile hissedarlar arasında «adi yazılı sözleşme» şeklinde düzenlenen pay devri, borç ve alacaklar ile haklara ilişkin yapılmış olan sözleşmede belirlenen 10.000.000,00 TL bedelle satışın taraflarca anlaşılarak kabul edildiğini, çıkacak olan borçlara ilişkin ise 100.000,00 TL opsiyon belirlenerek şirketin devraldığını, borcun ödendiğini, sözleşmede bahsi geçmeyen davalı ... «keşidecisi» olduğu 1.500.000,00 TL bedelli «bonoya» dayalı olarak diğer davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, icra takibine konu bononun «hisse devir sözleşmesinden» sonra düzenlendiğini, davalı ... savcılıktaki ifadesinde şirkete kaynak sağlamak için bu bononun düzenlendiğini belirtmişse de böyle bir borçlanmanın gerçekleşmediği ve bu konuda usulüne uygun bir karar olmadığını, bononun davalılar tarafından sahte ve «muvazaalı» olarak oluşturulduğunu ileri sürerek, davacının davalılara borçlu olmadığının tespitini, bononun iptalini ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
… ketin devir tarihi itibariyle hesaplanan toplam borç miktarının 11.148.453,58 TL olarak hesaplandığı, Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda şirket kayıtlarında ve «ticari defterlerinde» 1.500.000,00 TL tutarlı «bononun» yer almadığı ve davalı ... ile davacı şirket arasında ticari ilişkinin olmadığının bildirildiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve devir tarihinde davaya konu 1.500.000,00 TL tutarlı bononun şirket kayıtlarında ve ticari defterlerinde ve sözleşmede yer almadığı, 18.04.2017 düzenleme tarihli bononun şirket devir tarihinden 7 gün önce düzenlenmiş olduğu şirket devir tarihinden sonra geriye yönelik olarak davalı şirketin eski ortağı ... ve alacaklı ... tarafından haksız kazanç sağlamaya yönelik olarak «muvazaalı» bir şekilde şirketteki eski görevini kötüye kullanarak davalı ... tarafından keşide edildiği ve diğer davalı alacaklı ... ile fikir ve eylem iş birliği içerisinde herhangi bir alacakları olmamasına rağmen dava konusu bonoyu geçmiş tarihli ve sahte olarak düzenlediği kanaatine varıldığı, davalı eski şirket ortağı ... savcılık dosyasında vermiş olduğu ifadesinde davacı şirketin ... isimli kişiye kurum olarak borçlu olduğunu ve maddi kaynak gereksiniminden dolayı şirketin davalı ...'ya borçlandığını iddia etmiş ise de «yönetim kurulu» karar defterinde böyle bir «kaydın» olduğunu ispat edemediği, özel kişilerin şirket borçlanması kararının yönetim kurulu kararıyla alınması gerektiğinden ve ticari defterlerde şirket hesabına daha önceden ... tarafından herhangi bir meblağ yatırıldığı davalılar tarafından ispatlanamadığı, gerekçesiyle davacı şirketin davalılara bonodan kaynaklı olarak borçlu olmadığını tespitine, icra takibinin iptaline, davalılar aleyhine «kötü niyet tazminatına» karar verilmiştir.
… diğini, her bir raporda borç miktarı farklı gösterilmesine rağmen aradaki çelişkiler giderilmeden, itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, dava konusu olan «bononun» «ticari defterlerde kayıtlı» olmadığı hususu hükme esas alındığını, bu hususun Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, davacı şirketin alacak ve borç kalemlerinin hiçbir şekilde ticari defterlere işlenmediğini, müvekkilinin alacaklı olduğu senedin de davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer almamasının davacı şirketin bu borçtan kurtarmadığını, bilirkişi raporunda müvekkil davalı ile davacı şirket arasında ticari ilişkinin bulunmadığı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, 24.04.2017 tarihli şirket «pay devir sözleşmesinde» şirketi devralan ...'in, şirketin 10.100.000,00 TL' ye kadar olan borçlardan sorumlu olduğunu belirtildiğini, dava konusu senede ilişkin borcun buna «dahil» olduğunu, dava konusu senetten şirketi devralan şahsın haberdar olduğunu, müvekkillerinin kendi alacaklarını alamamasına rağmen aleyhine «kötü niyet tazminatının» hükmedilmesinin dayanaktan yoksun olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:adi yazılı sözleşme · pay devir sözleşmesi · kovuşturmaya yer olmadığına dair karar · aval · mücerretlik · pay devri · borçlu olunmadığının tespiti · ispat külfeti
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senede karşı ileri sürülen her türlü iddia ve «def»'inin yazılı delille ispatlanması gerektiği, somut olayda «ispat külfeti» davacıda olduğu, dosya içerisindeki belgelere göre, geriye dönük tarih yazılarak bu imzanın atıldığı iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında bu iddianın ispatına ilişkin somut delillerin bulunmadığı, Tatvan Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada «kovuşturmaya yer olmadığına» karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, «bonoda» çift imzası bulunan ...'in keşide tarihinde davacı şirketin münferit «temsilcisi» olduğu dikkate alındığında, davalı ...'ın senetteki imzalardan birini kendi şahsı adına diğerini de davacı şirketin temsilcisi olarak şirket adına attığı anlaşıldığından davalı ...'in kendi şahsı adına attığı imza ile «keşideci» lehine «aval» veren konumunda olduğu, asıl borçlu gibi sorumlu olduğu, icra takibinde alacaklı olarak yer almadığı ayrıca davalı ...'ın davacı şirketten alacaklı sıfatına haiz olmadığı bu nedenle hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddi gerektiği, davacı, takip konusu senedin davacı şirket «defterlerinde» kayıtlı olmadığını iddia etmiş olması nedeniyle bu hususta defter incelemesi yapılmış ise de, senedin davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadığının «tespitinin davanın» sonucuna etki eden bir husus olmadığı, kambiyo senetlerinin borçtan «mücerret» olduğu, düzenleyenin «ticari defterinde kayıtlı» olmaması veya defter kayıtlarında «lehtar» ile arasında bir ticari ilişki bulunmamasının senedin geçerliliğine etki eden hususlardan olmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne davalı ... yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeni ile reddine, davalı ... yönünden reddine karar verilmiştir.
… 5.04.2017 tarihinde düzenlenen yazılı sözleşme ile devraldığını, sonrasında usulüne uygun karar alınarak Tatvan Noterliğinin 25.04.2017 tarih ve 04625 yevmiye no.lu «anonim şirket» «pay devri» sözleşmesi ile şirketin yeni tek hissedarı olduğunu, hisse pay devrinden önce şirket hissedarlarının davalı ... ve dava dışı ... olduğunu, müvekkili ile hissedarlar arasında «adi yazılı sözleşme» şeklinde düzenlenen pay devri, borç ve alacaklar ile haklara ilişkin yapılmış olan sözleşmede belirlenen 10.000.000,00 TL bedelle satışın taraflarca anlaşılarak kabul edildiğini, çıkacak olan borçlara ilişkin ise 100.000,00 TL opsiyon belirlenerek şirketin devraldığını, borcun ödendiğini, sözleşmede bahsi geçmeyen davalı ... «keşidecisi» olduğu 1.500.000,00 TL bedelli «bonoya» dayalı olarak diğer davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, icra takibine konu bononun «hisse devir sözleşmesinden» sonra düzenlendiğini, davalı ... savcılıktaki ifadesinde şirkete kaynak sağlamak için bu bononun düzenlendiğini belirtmişse de böyle bir borçlanmanın gerçekleşmediği ve bu konuda usulüne uygun bir karar olmadığını, bononun davalılar tarafından sahte ve «muvazaalı» olarak oluşturulduğunu ileri sürerek, davacının davalılara borçlu olmadığının tespitini, bononun iptalini ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
… diğini, her bir raporda borç miktarı farklı gösterilmesine rağmen aradaki çelişkiler giderilmeden, itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, dava konusu olan «bononun» «ticari defterlerde kayıtlı» olmadığı hususu hükme esas alındığını, bu hususun Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, davacı şirketin alacak ve borç kalemlerinin hiçbir şekilde ticari defterlere işlenmediğini, müvekkilinin alacaklı olduğu senedin de davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer almamasının davacı şirketin bu borçtan kurtarmadığını, bilirkişi raporunda müvekkil davalı ile davacı şirket arasında ticari ilişkinin bulunmadığı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, 24.04.2017 tarihli şirket «pay devir sözleşmesinde» şirketi devralan ...'in, şirketin 10.100.000,00 TL' ye kadar olan borçlardan sorumlu olduğunu belirtildiğini, dava konusu senede ilişkin borcun buna «dahil» olduğunu, dava konusu senetten şirketi devralan şahsın haberdar olduğunu, müvekkillerinin kendi alacaklarını alamamasına rağmen aleyhine «kötü niyet tazminatının» hükmedilmesinin dayanaktan yoksun olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Topçil'in ve geliri olmadığını, hesabında hiç bir zaman böyle bir paranın bulunmadığını, hisse bedeli toplam 10.100,000,00 TL olan bir şirkettin «hisse devir sözleşmesine» (531.000,00 TL ve 1.500.000,00 TL) 2.031.000,00 TL borç bedelinin yazılmamış olmasına imkan olmadığını, hisse devir sözleşmesinin bütününe bakıldığında ortaya çıkan sonuç o tarihte böyle bir «bono» borcunun olmadığını gösterdiğini, davalılar kendi arasında ve davacı arasındaki ticari ilişkiyi de hiçbir şekilde ispatlayamadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda «anonim şirketlerde» özel kişilerden borçlanılmasına ilişkin kararların anonim şirketlerin tutmakla zorunlu olduğu karar «defterlerine» usulüne uygun şekilde yazılması gerektiğini, ancak böyle bir borçlanmanın olmadığını, «muvazaa» iddiası her türlü delil ile ispatlanabileceğini, «kovuşturmaya yer olmadığı» kararının yerinde olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
-
Sözleşme | Davanın reddi | Kötüniyet tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5985 E. 2021/3372 K.
Ortak:hisse devri · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · ibraz
İncelediğiniz karardaA.Ş.’deki %58 hissesinin devri karşılığında davalının «çek» vermek suretiyle ödeme yapacağının kararlaştırıldığını, «hisse devrine» rağmen davalının çek vermediği gibi ödeme yapmadığını, davacının hisse bedelinin tahsili için davalı aleyhine Tatvan İcra Müdürlüğünün 2018/1040 E. sayılı dosyası ile başlattığı takibe davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile «icra inkar tazminatının» tahsilini talep etmiştir.
… raporunda belirtildiği şekilde 10.100.000,00 TL'yi aşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Tatvan İcra Müdürlüğünün 2018/1044 E. sayılı dosyasında davalının «asıl alacak» bakımından itirazının iptali ile asıl alacak olan 375.000,00 TL üzerinden icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takibe konu asıl alacak olan 375.000,00 TL'nin % 20'si oranında hükmedilen «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/462 E. sayılı «menfi tespit» davasına «ibraz» edilen 16.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda hisse devir tarihi olan 25.04.2017 tarihinde şirketin borcunun 11.148.453,58 TL olduğu belirtilmiştir.
Benzer bu kararda… osya arasında bulunan ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin incelenmesinde davacının %58 payına karşılık davalının davacıya 375.000,00 TL ödeyeceği, devre konu «anonim şirketin» mevcut 10.000.000,00 TL ve doğabilecek 100.000,00 TL borcu ile birlikte davalının devralacağına ilişkin tarafların anlaştığı, payın devredilip devredilmediği yani sözleşme gereği davacının edimini «ifa» edip etmediği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığının anlaşıldığı, davalı sözleşme gereği devre konu anonim şirketi muhtemel 1.100.000,00 TL borçla birlikte devraldığı, davalı hakkında başlatıldığı iddia edilen icra takipleri ise davalının sözleşme gereği kabul ettiği borç miktarının fazlasıyla altında bir miktar olmakla birlikte davalı vekilinin «pay devrinin» bedeli ve itiraza konu olan 375.000,00 TL'nin ödendiği savunmasında da bulunmadığı, bu bakımdan 375.000,00 TL değerindeki «asıl alacak» yönünden itirazın iptali gerektiği, alacağın likit oluşu ve davalının itirazında haksız oluşu göz önüne alındığında «icra inkar tazminatının» şartları oluştuğu, icra takip dosyasındaki itiraza konu faiz ve ferilerin hesabı için bilirkişi raporu aldırılması yönünde «ara» karar kurulmuş olsa da gerekli ve yeterli «delil avansı» davacı vekilince «ihtar» edilen sürede mahkeme veznesine «depo» edilmediğinden davacı yönünden bilirkişi deliline dayanmaktan «vazgeçmiş sayılmasına» karar verildiği, davacı vekilince takibe konu edilen faiz ve fer'ileri yönünden iddiasını ispatlanamadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü kı …
… davalının süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde açıkça sözleşmede kararlaştırılan miktardan fazla ödeme yaptığını beyan etmediği, bu nedenle davalı beyanının «takas» ve «mahsup» isteği olarak da değerlendirilemeyeceği, kaldı ki bir an için davalının beyanının «takas mahsup» talebi olarak değerlendirilebileceği düşünülse dahi takas mahsubun «def»'i niteliğinde olduğu, süresinden sonra «ibraz» edilen cevap dilekçesinde ileri sürüldüğü ve davacının savunmanın genişletilmesine «muvafakat» etmediği hususları da birlikte değerlendirildiğinde mahkemenin ispatlanan «asıl alacak» yönünden davayı kabul etmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakeme …
Davalının savunması sözleşmenin bütünü nazara alındığında «takas» değil, «mahsup» savunması niteliğinde olup davalı, mahsup sureti ile «hisse devri» için öngörülen ve şirketin borçları nazara alınarak hesaplanan rakamı ileri sürerek ödemeden kaçındığını savunmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil avansı · gider avansı · vazgeçmiş sayılma · takas-mahsup · pay devri · tahkikat · takas · depo kararı
Benzer bu kararda… osya arasında bulunan ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin incelenmesinde davacının %58 payına karşılık davalının davacıya 375.000,00 TL ödeyeceği, devre konu «anonim şirketin» mevcut 10.000.000,00 TL ve doğabilecek 100.000,00 TL borcu ile birlikte davalının devralacağına ilişkin tarafların anlaştığı, payın devredilip devredilmediği yani sözleşme gereği davacının edimini «ifa» edip etmediği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığının anlaşıldığı, davalı sözleşme gereği devre konu anonim şirketi muhtemel 1.100.000,00 TL borçla birlikte devraldığı, davalı hakkında başlatıldığı iddia edilen icra takipleri ise davalının sözleşme gereği kabul ettiği borç miktarının fazlasıyla altında bir miktar olmakla birlikte davalı vekilinin «pay devrinin» bedeli ve itiraza konu olan 375.000,00 TL'nin ödendiği savunmasında da bulunmadığı, bu bakımdan 375.000,00 TL değerindeki «asıl alacak» yönünden itirazın iptali gerektiği, alacağın likit oluşu ve davalının itirazında haksız oluşu göz önüne alındığında «icra inkar tazminatının» şartları oluştuğu, icra takip dosyasındaki itiraza konu faiz ve ferilerin hesabı için bilirkişi raporu aldırılması yönünde «ara» karar kurulmuş olsa da gerekli ve yeterli «delil avansı» davacı vekilince «ihtar» edilen sürede mahkeme veznesine «depo» edilmediğinden davacı yönünden bilirkişi deliline dayanmaktan «vazgeçmiş sayılmasına» karar verildiği, davacı vekilince takibe konu edilen faiz ve fer'ileri yönünden iddiasını ispatlanamadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü kı …
… davalının süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde açıkça sözleşmede kararlaştırılan miktardan fazla ödeme yaptığını beyan etmediği, bu nedenle davalı beyanının «takas» ve «mahsup» isteği olarak da değerlendirilemeyeceği, kaldı ki bir an için davalının beyanının «takas mahsup» talebi olarak değerlendirilebileceği düşünülse dahi takas mahsubun «def»'i niteliğinde olduğu, süresinden sonra «ibraz» edilen cevap dilekçesinde ileri sürüldüğü ve davacının savunmanın genişletilmesine «muvafakat» etmediği hususları da birlikte değerlendirildiğinde mahkemenin ispatlanan «asıl alacak» yönünden davayı kabul etmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakeme …
Davalının savunması sözleşmenin bütünü nazara alındığında «takas» değil, «mahsup» savunması niteliğinde olup davalı, mahsup sureti ile «hisse devri» için öngörülen ve şirketin borçları nazara alınarak hesaplanan rakamı ileri sürerek ödemeden kaçındığını savunmaktadır.
Mahsup savunması «def»'i değil itiraz mahiyetinde olup «tahkikat» tamamlanıncaya değin ileri sürülebilir.
-
İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1194 E. 2012/2285 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aranacak borç · ödeme yeri · yerleşim yeri · i̇i̇k 265 · yetki itirazı · ihtiyati haciz · bono · yetki
Benzer bu karardaKambiyo senedi niteliğindeki «bonoya» dayalı borçlar «aranacak borçlar» niteliğinde olup, bonoda belirtilen borçluların «yerleşim yerinin» bulunduğu yerdeki mahkemeden, bonoda öngörülen yetkili mahkemeden, bonoda gösterilen ödeme yerindeki mahkemeden, bonoda «ödeme yeri» gösterilmemişse, bononun düzenlendiği yerdeki mahkemeden «ihtiyati haciz» talebinde bulunulabilir.
Somut olayda, «bono» üzerinde 'Diyarbakır' mahkemelerinin yetkili olduğu belirtildiği gibi, borçluların ikametgahlarının da 'Diyarbakır' olmasına göre yetkili mahkeme Diyarbakır mahkemeleri olduğu için, İİK.'nın «265». maddesi gereği «yetki itirazının» kabulüne karar verilmesi gerekirken, belirtilen gerekçe ile yetki itirazının reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, alacaklı tarafından «teminat» yatırıldığı gibi, teminata yönelik itiraz bulunulmadığı, icra takibi başlatıldığı için de teminatın alacaklıya iade edildiği, «ihtiyati haciz» talebinde bulunulduğu tarihte Tatvan İcra Müdürlüğü nezdinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, dolayısıyla Tatvan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yetkili olduğu, İİK.
«265». maddesine uygun itirazların bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2904 E. , 2024/7561 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESi :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2021/303 Esas, 2024/22 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında aktedilen 25.04.2018 tarihli sözleşme uyarınca müvekkilinin ... Eğitim Danışmanlık İnşaat Turizm Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş.’deki %58 hissesinin devri karşılığında davalının çek vermek suretiyle ödeme yapacağının kararlaştırıldığını, hisse devrine rağmen davalının çek vermediği gibi ödeme yapmadığını, davacının hisse bedelinin tahsili için davalı aleyhine Tatvan İcra Müdürlüğünün 2018/1040 E. sayılı dosyası ile başlattığı takibe davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin 4. maddesinde %42 hisse sahibi ..., %58 hisse sahibi davacı ...'in olmak üzere şirketin %100 hissesi için şirketin borcunun 10.000.000,00 TL hesaplanarak doğabilecek en fazla 100.000,00 TL ek borç ile davalıya devredildiğini, bu miktarın üzerinde çıkan borçların ... ve davacı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ... Eğitim Danışmanlık İnşaat Turizm Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş. aleyhine Tatvan İcra Müdürlüğünde 1.500.000,00 TL ve 531.500,00 TL bedelli senetlere dayalı icra takipleri başlatıldığını, icra takip dosyaları ile talep edilen miktarların ek borç değerinden çok fazla olduğunu, hisse bedelinin çok üzerinde sonradan borç çıktığından davacının bu borçlardan sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini ve kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, bilirkişi heyeti tarafından iddialar kapsamında celp edilen tüm belgelerin incelenerek talimat yoluyla hazırlanan kök ve ek raporlarda nihayet olarak, “...’in borcunun 25.04.2017 devir tarihi itibariyle 10.100.000,00 TL’yi aştığı iddiasını desteklemediği, borç toplamının da sonuçları değiştirmediği” hususlarının tespit edildiği, de celp edilen 2018/462 E. ve 2018/214 E. sayılı dosyalardaki toplam miktarın incelendiği, 2018/462 E. sayılı dosyada davaya konu miktarın tamamının 531.500,00 TL, 2018/214 E. sayılı dosyada ise 1.500.000,00 TL olduğu, bu miktarların tamamının iddia olunan borç miktarına eklenmesi halinde dahi sonucun değişmediği, borç tutarının bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 10.100.000,00 TL'yi aşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Tatvan İcra Müdürlüğünün 2018/1044 E.
sayılı dosyasında davalının asıl alacak bakımından itirazının iptali ile asıl alacak olan 375.000,00 TL üzerinden icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takibe konu asıl alacak olan 375.000,00 TL'nin % 20'si oranında hükmedilen icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince, Dairemizin bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi kök ve ek raporları doğrultusunda hisse devir tarihi itibariyle dava dışı ... Eğitim Danışmanlık İnşaat Turizm Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş.'nin borcunun sözleşmede belirtilen 10.100.000,00 TL'nin altında kaldığı, şirket aleyhine başlatılan icra takiplerine karşı açılan menfi tespit davalarına konu dosyalardaki toplam borcun ilavesiyle de bu miktarı geçmediği gerekçesiyle anılan menfi tespit davalarının sonucu da beklenmeden karar verilmişse de ... Eğitim Danışmanlık İnşaat Turizm Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş.’nin davacı olduğu Tatvan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/462 E. sayılı menfi tespit davasına ibraz edilen 16.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda hisse devir tarihi olan 25.04.2017 tarihinde şirketin borcunun 11.148.453,58 TL olduğu belirtilmiştir.
Dava dosyasına sunulan kök ve ek bilirkişi raporlarında ise bir kısım kalemlerdeki borçların miktarı farklı belirtilmiş, bir kısım kalemler ise hiç değerlendirilmemiş, böylece Tatvan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde alınan bilirkişi raporu ile çelişki oluşmuştur. Davalının, bilirkişi raporlarına Tatvan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/462 E. sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunun değerlendirilmediği yönünde itiraz ettiği de nazara alınarak tarafların iddia, savunmalarının değerlendirilmesi, devir sözleşmesinin ve Dairemizin bozma ilamının içeriği de gözetilerek yeni bir bilirkişi heyetinden Tatvan 1. Asliye Hukuk Mahkemesince alınan rapor ve davalının itirazları da dikkate alınmak suretiyle bilirkişi raporu alınıp raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
V. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1094486400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz