Çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/173 E. 2023/6945 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hamiline yazılı çek↗ imza sirküleri↗ çek karnesi↗ istinaf başvurusunun reddi↗ pasif husumet yokluğu↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ pasif husumet↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ husumet yokluğu↗ hukuki yarar↗ yetki↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ çek↗ yetkisizlik kararı↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in iş merkezinin eski yöneticisi olduğunu, çek hesabı açma ve çek keşide etme yetkisi olmamasına rağmen iş merkezi yönetimi adına çek hesabı açıp çek keşide ettiğinin sonradan öğrenildiğini, davalı ...'in elinde ... İş Merkezi Yöneticiliği adıyla keşide edilmiş 30.11.2011 tarihli 110.000,00 TL miktarlı bir çek bulunduğu, bu çekten dolayı müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; çekteki imza ve kaşeye bir itiraz olmadığını, çekin yönetici tarafından keşide edildiğini, yöneticinin iş merkezi genel kurul kararı ile çek keşide etme yetkisinin bulunduğunu, buna dair imza sirküleri de olduğunu, müvekkilinin, davacı yönetimin banka hesabına 19.08.2011 tarihinde 48.430,00 TL ve 26.600,00 TL toplam 75.030,00 TL para yatırmış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul ettiklerini, ... ile müvekkili arasında şahsi bir ilişki bulunması nedeniyle ...'in yönetim hesabına 75.000,00 TL para yatırdığını ve davaya konu çekin de bu nedenle keşide edildiğini, site yönetiminin müvekkiline borcu olmadığını beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.10.2018 tarih, 2017/492 E. ve 2018/392 K. sayılı kararıyla; davalı ... bakımından davanın 35.000,00 TL'lik miktar bakımından kabulü ile davacının 35.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, davalı ... bakımından ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.04.2019 tarih, 2019/578 E. ve 2019/797 K. sayılı kararıyla; davacı yönetimin ...'e borçlu olmadığının tespiti talebinde hukuki yararının bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de hatalı bir sonuca varılmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 02.03.2022 tarih, 2020/3139 E. ve 2022/1404 K. sayılı kararıyla, davalı ...'in toplanan paraların bankaya yatırılması, hesap açılması, bedellerin tahsili için çek kullanma ve bizzat para çekme hususlarında yetkili kılındığı, ancak İş Merkezi Yönetim Kurulu adına borçlanma ve çek keşide etme yetkisi olmadığından düzenlediği çekler sebebiyle davacının borçlu olmadığının kabulü ile davanın tamamen kabulü gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın kabulü ile dava konusu edilen Vakıf Bank Beşiktaş Şubesine ait 30.11.2011 keşide tarihli 110.000,00 TL bedelli hamiline yazılı çek nedeniyle davacı tarafın 110.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; ...'in çek keşide etme yetkisi olduğunu, bu hususun dosya içindeki belgelerden anlaşıldığını, bu yetki kullanılarak çek karnesi alındığını ve birçok kişiye çek keşide edildiğini, sebepsiz zenginleşme değerlendirmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3139 E. 2022/1404 K.
Ortak:istinaf başvurusunun reddi · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · sebepsiz zenginleşme · husumet yokluğu · hukuki yarar · çek · yetkisizlik kararı · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.10.2018 tarih, 2017/492 E. ve 2018/392 K. sayılı kararıyla; davalı ... bakımından davanın 35.000,00 TL'lik miktar bakımından kabulü ile davacının 35.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, davalı ... bakımından ise «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; çekteki imza ve kaşeye bir itiraz olmadığını, çekin yönetici tarafından keşide edildiğini, yöneticinin iş merkezi genel kurul kararı ile «çek» keşide etme «yetkisinin» bulunduğunu, buna dair «imza sirküleri» de olduğunu, müvekkilinin, davacı yönetimin banka hesabına 19.08.2011 tarihinde 48.430,00 TL ve 26.600,00 TL toplam 75.030,00 TL para yatırmış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… erekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 11.04.2019 tarih, 2019/578 E. ve 2019/797 K. sayılı kararıyla; davacı yönetimin ...'e borçlu olmadığının tespiti talebinde «hukuki yararının» bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de hatalı bir sonuca varılmadığı gerekçesiyle davacının «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; kararın gerekçesinde her ne kadar, davalı ...'in «çek» keşide etme «yetkisinin» genel kurul kararı ile kendisine verildiği yazılmış ise de bu tespitin hataen yazıldığı, davalı ...'e çek hesabı açma ve çek keşide etme yetkisinin verilmediği sabit olup, davalı ...'in yönetim hesabına gönderdiği 75.000,00 TL'nın, yönetimin harcaması için yada yönetime olan borcu nedeniyle gönderilmediği, ... ile olan şahsi para ilişkisi nedeniyle gönderdiği, o dönemde yönetici olan ...'in ise ileri tarihli olarak yönetim hesabından aynı miktarlı çek keşide ederek, ...'den aldığı borcu ödemek amacıyla hareket ettiği, davalı ...'in, davaya konu çeki keşide eden yönetici olduğu, «yetkisiz temsilcisi» olarak yönetimi borç altına sokacak bir tasarrufta bulunmuş olması nedeniyle, ...'in davacıya karşı hukuken sorumlu olmasına karşın, davacının kendisini ...'e borçlu olmadığını ispat çabası içinde olduğu, çekin ...'in kendi çek hesabından değil, yönetim adına açılmış çek hesabından keşide edildiği, davacı yönetimin ...'e borçlu olmadığının tespiti talebinde «hukuki yararının» bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de hatalı bir sonuca varılmadığı anlaşıldığından HMK.353/1-b-1 maddesi gereğince davacının «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalı ... bakımından davanın 35.000,00 TL'lık miktar bakımından kabulü ile davacının 35.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, davalı ... bakımından ise «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Davalı ..., davacı ...'nin yöneticisi olduğu dönemde yetkisi olmadığı halde «çek» hesabı açtırmış ve davacı adına davalı ... lehine 110.000.-TL bedelli çek keşide etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetkisiz temsil · davanın konusu · uyuşmazlık konusu · havale · temsil
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; kararın gerekçesinde her ne kadar, davalı ...'in «çek» keşide etme «yetkisinin» genel kurul kararı ile kendisine verildiği yazılmış ise de bu tespitin hataen yazıldığı, davalı ...'e çek hesabı açma ve çek keşide etme yetkisinin verilmediği sabit olup, davalı ...'in yönetim hesabına gönderdiği 75.000,00 TL'nın, yönetimin harcaması için yada yönetime olan borcu nedeniyle gönderilmediği, ... ile olan şahsi para ilişkisi nedeniyle gönderdiği, o dönemde yönetici olan ...'in ise ileri tarihli olarak yönetim hesabından aynı miktarlı çek keşide ederek, ...'den aldığı borcu ödemek amacıyla hareket ettiği, davalı ...'in, davaya konu çeki keşide eden yönetici olduğu, «yetkisiz temsilcisi» olarak yönetimi borç altına sokacak bir tasarrufta bulunmuş olması nedeniyle, ...'in davacıya karşı hukuken sorumlu olmasına karşın, davacının kendisini ...'e borçlu olmadığını ispat çabası içinde olduğu, çekin ...'in kendi çek hesabından değil, yönetim adına açılmış çek hesabından keşide edildiği, davacı yönetimin ...'e borçlu olmadığının tespiti talebinde «hukuki yararının» bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de hatalı bir sonuca varılmadığı anlaşıldığından HMK.353/1-b-1 maddesi gereğince davacının «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Davalı ... tarafından davacı ... hesabına farklı tarihlerde toplamda 75.000,00TL «havale» yapılmış ise de, istek halinde davalı tarafça davacı aleyhine «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine gidebilebilecek olup, işbu «davanın konusu» değildir.
İşbu davada «uyuşmazlık konusu» davalı ...'in «yetkisinin» kapsamıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/173 E. , 2023/6945 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2022/313 Esas, 2022/411 Karar
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in iş merkezinin eski yöneticisi olduğunu, çek hesabı açma ve çek keşide etme yetkisi olmamasına rağmen iş merkezi yönetimi adına çek hesabı açıp çek keşide ettiğinin sonradan öğrenildiğini, davalı ...'in elinde ... İş Merkezi Yöneticiliği adıyla keşide edilmiş 30.11.2011 tarihli 110.000,00 TL miktarlı bir çek bulunduğu, bu çekten dolayı müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; çekteki imza ve kaşeye bir itiraz olmadığını, çekin yönetici tarafından keşide edildiğini, yöneticinin iş merkezi genel kurul kararı ile çek keşide etme yetkisinin bulunduğunu, buna dair imza sirküleri de olduğunu, müvekkilinin, davacı yönetimin banka hesabına 19.08.2011 tarihinde 48.430,00 TL ve 26.600,00 TL toplam 75.030,00 TL para yatırmış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul ettiklerini, ... ile müvekkili arasında şahsi bir ilişki bulunması nedeniyle ...'in yönetim hesabına 75.000,00 TL para yatırdığını ve davaya konu çekin de bu nedenle keşide edildiğini, site yönetiminin müvekkiline borcu olmadığını beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.10.2018 tarih, 2017/492 E. ve 2018/392 K. sayılı kararıyla; davalı ... bakımından davanın 35.000,00 TL'lik miktar bakımından kabulü ile davacının 35.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, davalı ... bakımından ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.04.2019 tarih, 2019/578 E. ve 2019/797 K. sayılı kararıyla; davacı yönetimin ...'e borçlu olmadığının tespiti talebinde hukuki yararının bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de hatalı bir sonuca varılmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 02.03.2022 tarih, 2020/3139 E. ve 2022/1404 K. sayılı kararıyla, davalı ...'in toplanan paraların bankaya yatırılması, hesap açılması, bedellerin tahsili için çek kullanma ve bizzat para çekme hususlarında yetkili kılındığı, ancak İş Merkezi Yönetim Kurulu adına borçlanma ve çek keşide etme yetkisi olmadığından düzenlediği çekler sebebiyle davacının borçlu olmadığının kabulü ile davanın tamamen kabulü gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın kabulü ile dava konusu edilen Vakıf Bank Beşiktaş Şubesine ait 30.11.2011 keşide tarihli 110.000,00 TL bedelli hamiline yazılı çek nedeniyle davacı tarafın 110.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; ...'in çek keşide etme yetkisi olduğunu, bu hususun dosya içindeki belgelerden anlaşıldığını, bu yetki kullanılarak çek karnesi alındığını ve birçok kişiye çek keşide edildiğini, sebepsiz zenginleşme değerlendirmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/987217300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz