Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7574 E. 2023/6903 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borç tasfiye protokolü↗ gayrinakdi alacak↗ maktu harç↗ bilirkişi raporları arasında çelişki↗ takibin kesinleşmesi↗ kabul beyanı↗ kat ihtarnamesi↗ borca itiraz↗ kesin delil↗ kefalet sözleşmesi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ vekalet ücreti takdiri↗ ilamsız icra takibi↗ maktu vekalet ücreti↗ müteselsil kefil↗ ikrar↗ icra takibine itiraz↗ istinaf incelemesi↗ kefalet↗ kazanılmış hak↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ protokol↗ kötü niyet↗ ek tasfiye↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ ihtarname↗ harç↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın müvekkili aleyhine kefil olarak imzası görülen genel kredi sözleşmesine dayalı olarak ilamsız icra takibi başlattığını, takibin kesinleştiğini ancak takibe dayanak genel kredi sözleşmesinde yer alan imza ve yazıların müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili aleyhine başlatılan ilamsız icra takibinin ve kefalet sözleşmesi ve eklerinin iptaline ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu genel kredi sözleşmesinde yer alan imzanın davacıya ait olduğunu, davacının genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçların tasfiyesi amacıyla yapılan 28.08.2017 tarihli Borç Tasfiye Protokolü'nü de müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalayarak borcun tamamından sorumlu olduğunu kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, davacının usule uygun tebliğe rağmen ne kat ihtarnamesine ne de icra takibine itiraz etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2020 tarih, 2018/225 E. ve 2020/117 K. sayılı kararıyla, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan incelemeyle, dava konusu genel kredi sözleşmesinde yer alan yazıların davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının davaya konu icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin davacı bakımından iptaline ve şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 21.10.2020 tarih, 2020/718 E. ve 2020/1298 K. sayılı kararıyla, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 28.04.2022 tarih, 2020/8168 E. ve 2022/3559 K. sayılı kararı ile " davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, Mahkemece takipte talep edilen gayri nakdi alacak bakımından maktu vekalet ücretine ve harca hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda, nakdi ve gayrinakdi alacaklar ayrılarak gayrinakdi alacak talebi yönünden maktu harç ve vekalet ücreti takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davaya konu icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu genel kredi sözleşmesinde yer alan kefalet imzasının davacıya ait olduğunu, Mahkemece, kesin kanaat bildirmeyen Adli Tıp Kurumu raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru olmadığı gibi bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin de doğru olmadığını, taraflar arasında geçerli bir kefalet ilişkisi bulunduğunu, kaldı ki davacının 28.08.2017 tarihli “borç tasfiye protokolünü müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını ve bu protokolle, takibe konu borcu kabul ve ikrar ettiğini, ikrarın, ikrar eden aleyhine kesin delil teşkil ettiğini ve ikrar olunan vakıaların çekişmeli olmaktan çıktığını, Mahkemece bu hususun gözden kaçırıldığını, davacının, usule uygun tebliğe rağmen gerek kat ihtarnamesine gerekse de icra takibine itiraz etmediğini, imzanın kendisine ait olmaması halinde bu derece yüksek tutarda bir borca itiraz etmemesinin düşünülemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8131 E. 2013/11101 K.
Ortak:müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu «genel kredi sözleşmesinde» yer alan imzanın davacıya ait olduğunu, davacının genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçların tasfiyesi amacıyla yapılan 28.08.2017 tarihli Borç Tasfiye Protokolü'nü de «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatı ile imzalayarak borcun tamamından sorumlu olduğunu «kabul, beyan» ve «taahhüt» ettiğini, davacının usule uygun tebliğe rağmen ne «kat ihtarnamesine» ne de «icra takibine itiraz» etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu «genel kredi sözleşmesinde» yer alan «kefalet» imzasının davacıya ait olduğunu, Mahkemece, «kesin» kanaat bildirmeyen Adli Tıp Kurumu raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru olmadığı gibi «bilirkişi raporları arasındaki çelişki» giderilmeden karar verilmesinin de doğru olmadığını, taraflar arasında geçerli bir kefalet ilişkisi bulunduğunu, kaldı ki davacının 28.08.2017 tarihli “«borç tasfiye protokolünü» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığını ve bu protokolle, takibe konu borcu kabul ve «ikrar» ettiğini, ikrarın, ikrar eden aleyhine «kesin delil» teşkil ettiğini ve ikrar olunan vakıaların çekişmeli olmaktan çıktığını, Mahkemece bu hususun gözden kaçırıldığını, davacının, usule uygun tebliğe rağmen gerek «kat ihtarnamesine» gerekse de «icra takibine itiraz» etmediğini, imzanın kendisine ait olmaması halinde bu derece yüksek tutarda bir «borca itiraz» etmemesinin düşünülemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın müvekkili aleyhine «kefil» olarak imzası görülen «genel kredi sözleşmesine» dayalı olarak «ilamsız icra takibi» başlattığını, «takibin kesinleştiğini» ancak takibe dayanak genel kredi sözleşmesinde yer alan imza ve yazıların müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili aleyhine başlatılan ilamsız icra takibinin ve «kefalet sözleşmesi» ve eklerinin iptaline ve «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaŞti’nin borçlu, diğer davalılar müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatı ile imzalamışlardır.
Şti. arasında düzenlenen sözleşmeler ile adı geçen şirkete kredi kullandırıldığını, diğer borçluların ise «kredi sözleşmelerinin» müteselsil borçlu ve kefilleri olduklarını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini ileri sürerek, «ihtiyati haciz» kararı verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan inceleme sonunda yukarıda değinilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir.Dosya içinde mevcut kredi sözleşmelerini M..
Sözleşmenin 13. maddesi hükmüne göre, «gayrinakdi kredi» bedellerinin bankaya «depo» edilmesinin her zaman banka tarafından istenebileceği şart koşulmuş ve borçlu «kefiller» de bu sözleşmeyi imzalayarak bu şartları aynen kabul etmişlerdir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:gayrinakdi kredi · gayri nakdi kredi · hesap kat · depo kararı · muacceliyet · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaŞti’ne kullandırılan «gayrinakdi kredi» bedelleri için «hesap kat» edilerek alacak «muaccel» hale gelmiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, alacaklının «gayri nakdi kredi» nedeniyle «depo» talep hakkının varlığının ancak yargılama ile anlaşılabileceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» kararı verilmesini isteyen alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Talep, bankacılık işleminden kaynaklanan «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7574 E. , 2023/6903 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2022/287 Esas, 2022/386 Karar
DAVA TARİHİ 13.07.2018
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın müvekkili aleyhine kefil olarak imzası görülen genel kredi sözleşmesine dayalı olarak ilamsız icra takibi başlattığını, takibin kesinleştiğini ancak takibe dayanak genel kredi sözleşmesinde yer alan imza ve yazıların müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili aleyhine başlatılan ilamsız icra takibinin ve kefalet sözleşmesi ve eklerinin iptaline ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu genel kredi sözleşmesinde yer alan imzanın davacıya ait olduğunu, davacının genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçların tasfiyesi amacıyla yapılan 28.08.2017 tarihli Borç Tasfiye Protokolü'nü de müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalayarak borcun tamamından sorumlu olduğunu kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, davacının usule uygun tebliğe rağmen ne kat ihtarnamesine ne de icra takibine itiraz etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2020 tarih, 2018/225 E. ve 2020/117 K. sayılı kararıyla, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan incelemeyle, dava konusu genel kredi sözleşmesinde yer alan yazıların davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının davaya konu icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin davacı bakımından iptaline ve şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 21.10.2020 tarih, 2020/718 E. ve 2020/1298 K. sayılı kararıyla, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 28.04.2022 tarih, 2020/8168 E. ve 2022/3559 K. sayılı kararı ile " davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, Mahkemece takipte talep edilen gayri nakdi alacak bakımından maktu vekalet ücretine ve harca hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda, nakdi ve gayrinakdi alacaklar ayrılarak gayrinakdi alacak talebi yönünden maktu harç ve vekalet ücreti takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davaya konu icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu genel kredi sözleşmesinde yer alan kefalet imzasının davacıya ait olduğunu, Mahkemece, kesin kanaat bildirmeyen Adli Tıp Kurumu raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru olmadığı gibi bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin de doğru olmadığını, taraflar arasında geçerli bir kefalet ilişkisi bulunduğunu, kaldı ki davacının 28.08.2017 tarihli “borç tasfiye protokolünü müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını ve bu protokolle, takibe konu borcu kabul ve ikrar ettiğini, ikrarın, ikrar eden aleyhine kesin delil teşkil ettiğini ve ikrar olunan vakıaların çekişmeli olmaktan çıktığını, Mahkemece bu hususun gözden kaçırıldığını, davacının, usule uygun tebliğe rağmen gerek kat ihtarnamesine gerekse de icra takibine itiraz etmediğini, imzanın kendisine ait olmaması halinde bu derece yüksek tutarda bir borca itiraz etmemesinin düşünülemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/987216000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz