6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İpoteğin paraya çevrilmesiyle sorumluluğu sona eren borçlunun menfi tespitte hukuki yararı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4852 E. 2023/6962 K. · · İlk derece: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Deniz ticareti

Gerekçe özeti

İpoteğin paraya çevrilmesi ile sorumluluğu sona eren ipotek borçlusu yönünden, alacaklının icrai işlemlere devamı icra hakimliğinde şikayet konusu yapılabileceğinden, o icra dosyası bakımından menfi tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmaz.

Ele alınan sorunlar

Menfi tespit davasında hukuki yarar (dava şartı) → ret

İddia: Davacılar, ilgili icra dosyası yönünden menfi tespit isteminde hukuki yararlarının bulunduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: İpotek borçlusu olan davacıların sorumluluğu ipoteğin paraya çevrilmesi ile son bulmasına rağmen alacaklı tarafından icrai işlemlere devam edilmesi ilgili İcra Hakimliği nezdinde şikayet konusu yapılabileceğinden, davacıların anılan icra dosyası bakımından menfi tespit davası açmalarında hukuki yararları bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İpotek borçlusunun sorumluluğu ipoteğin paraya çevrilmesiyle sona erdikten sonra sürdürülen icrai işlemlere karşı yolun şikayet olduğu, menfi tespitte hukuki yarar bulunmadığına ilişkindir.

Usul tespitleri

Dava şartı
hukuki yarar

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit hukuki yarar ipoteğin paraya çevrilmesi şikayet

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabet

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3403 E. 2011/15077 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/4852 E.  ,  2023/6962 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/822 Esas, 2022/740 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/700 E., 2021/291 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davada hukuki yarar yokluğundan ret ve karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca davalı vekili tarafından duruşmalı, davacılar vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.11.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Otelcilik...Ltd. Şti.'nin borcuna karşılık müvekkillerine ait taşınmaza, dava dışı ...'e verilen vekaletname kullanılarak Tekstilbank A.Ş. lehine 6.000.000,00 TL bedelli limit ipoteği konulduğunu, bankanın İstanbul 10. İcra Dairesinin 2013/1189 E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesini talep ettiğini ve taşınmazın 2.451.000,00 TL bedelle satıldığını, satıştan sonra satış bedeli ile ipotek limiti arasında kalan 3.625.154,50 TL için kesin rehin açığı belgesi verildiğini, alacaklı vekilinin rehin açığı belgesine dayalı olarak Denizli 5. İcra Dairesinin 2015/1502 E. sayılı dosyası ile takip açtığını, ipotek senedinde kefalet hükmü yer almakta ise de ...'e verilen vekaletnamede kefalete ilişkin özel yetki bulunmadığını, ayrıca kefaletin Kanun'da öngörülen şekil şartlarını da taşımadığını, ipotek veren müvekkillerinin sorumluluğunun gayrimenkulun satılması ile son bulduğunu ileri sürerek İstanbul 10.İcra Dairesinin 2013/1189 ve Denizli 5.İcra Dairesinin 2015/1502 sayılı dosyası ile yürütülen icra takiplerinden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve rehin açığı belgesinin iptaline, davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; ipotek senedinin Tekstilbank A.Ş. lehine verildiğini, müvekkili şirketin bu ipotek senete ve senet içeriğindeki müteselsil kefalete güvenerek alacağı temlik aldığını, vekaletnamede vekile oldukça geniş yetkiler verildiğini, kefalet için özel yetki gerekmediğini, ipotek resmi senedinin müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, ticari işlerde kanun gereği müteselsil borçluluğun esas olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 10. İcra Dairesinin 2013/1189 E. sayılı dosyası yönünden ipoteğin paraya çevrilmesi için başlatılan icra takibinin ipotek bedeli ile sınırlı olduğu, vekaletnamede müteselsil kefalet verebileceğine ilişkin yetki bulunmadığı, kefalet sözleşmesinin geçersizliğini alacaklının bildiği veya bilmesi gerektiği, davacıların kredi sözleşmesinin müteselsil kefili olmadıkları, ipotek senedinde yazılı kefalet beyanının geçersiz olduğu, davacıların taşınmazın satışı ile borçlarının sona erdiği, takibin açıkça davacılar yönünden 6.000.000,00 TL üzerinden başlatıldığını, bunu aşacak şekilde takip edilmelerine yasal olanak bulunmadığını, davacıların bu takipte borçlu olmadığının tespiti talebinde hukuki yararının bulunmadığı;

Denizli 5. İcra Dairesinin 2015/1502 E. sayılı icra takibi yönünden ise, İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından kesin rehin açığı belgesinin iptaline karar verildiği ve takibin dayanağının kalmadığı, rehin açığı belgesinin dayanağı kefaletin geçersiz olduğu, dvacıların dava tarihi itibariyle haklı oldukları, davacıların her iki takip yönünden de kötüniyetinin ispatlanamadığı gerekçesi ile davacıların İstanbul 10.İcra Müdürlüğünün 2013/1189 E. sayılı takibinden ötürü davalıya borçlu olmadıklarının tespiti talebi yönünden davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, Denizli 5.İcra Müdürlüğünün 2015/1502 E. sayılı takibinden ötürü davalıya borçlu olmadıklarının tespiti talebi yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yasal koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacağı temlik alanın, halefi temlik edenin tüm hak ve sorumluluklarına malik olacağını, kötü niyet hususunda da ayrı olarak değerlendirilemeyeceğini, temlik edenin ipotek konulurken ve icra takibi aşamasında kötü niyetli olduğunu ve ipotek sözleşmesinin gayri hukuki olarak düzenlenmesine sebebiyet verdiğini, icra takibinde kayıtlarının aksine müvekkillerinin 6.000.000,00 TL bedelle sorumlu gösterildiğini, tüm bu hususların temlik edenin (dolayısıyla temlik alanın) kötü niyetini ispatladığını, kötü niyet tazminatı talepleri yönünden kararın kaldırılarak davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tüm iş ve işlemlerin tapu sicili tarafından tanzim edilen belgelere duyulan güven nedeniyle yapıldığını, mevcut iş ve işlemler iptal edilmeden karar verilemeyeceğini, müvekkili şirketin de 6.000.000,00 TL limitli olarak müteselsil kefaletin varlığına itimatla, tapuya güven ilkesi gereğince alacağı temlik aldığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul 10. İcra Dairesi nezdindeki icra dosyası yönünden menfi tespit isteminde hukuki yararının bulunduğunu, dava tarihinde 3.625.154,50 TL yönünden icrai işlemlere muhatap olduğunu, davanın tam da gayrimenkullerinin satış işlemleri başlatılmak üzereyken (çünkü kıymet takdirleri kesinleşmiş idi) açıldığını, müvekkillerinin icra dosyasına yazılı, davalıya ise sözlü başvurular ile ispat edemedikleri hususunu (borçlu olmadıkları) Mahkemeye dava açarak hüküm altına altına alınmasını sağlamak zorunda kaldıklarını, davanın hukuki nitelendirmesinde de hata yapıldığını, icra dosyalarının birbirinden ayrı/bağımsız dosyalar olmadığını, rehin açığı belgesi ilam hükmünde olduğu için alacaklının inisiyatifi ile farklı bir takip dosyası (Denizli 5.

İcra Müdürlüğü E: 2015/1502) açıldığını, oysa farklı bir takip açılmaksızın aynı icra dosyası (İstanbul 10. İcra Müdürlüğü E: 2013/1189) üzerinden takibe devam edilmesinde de herhangi bir hukuki sakınca olmadığını, Denizli dosyasının İstanbul dosyası ile aynı ve İstanbul dosyasının devamı olduğunu, bu nedenle Denizli 5. İcra Müdürlüğü E: 2015/1502 sayılı dosyası için mevcut olan menfi tespit davası açmaktaki hukuki yararın dolasıyla İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün E: 2013/1189 sayılı dosyası için de bulunduğunu, temlik eden bankanın kötü niyetli olduğunu, temlik alan davalının da onun halefi olması sebebi ile kötü niyet tazminatından sorumlu olması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davacılar aleyhine başlatılan icra takiplerinde borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Davacıların, dava dışı şirket ile İstanbul 10. İcra Dairesi nezdinde 2013/1189 E. sayılı dosyasına konu alacağı davalıya temlik eden banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın temini için banka lehine ipotek tesis ettikleri taşınmaz, takip sonucu satılmış olup ipotek borçlusu olan davacıların sorumluluğu ipoteğin paraya çevrilmesi ile son bulmasına rağmen alacaklı tarafından icrai işlemlere devam edilmesi ilgili İcra Hakimliği nezdinde şikayet konusu yapılabileceğinden davacıların anılan icra dosyası bakımından menfi tespit davası açmalarında hukuki yararları bulunmamaktadır.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/984547000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/822 E. 2022/740 K.

İpotekli taşınmaz malikinin rehin açığından sorumlu olmaması

Gerekçe özeti

İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte, taşınmazını asıl borçlunun borcuna karşılık ipotek eden üçüncü kişinin sorumluluğu taşınmazın ihale bedeli ile sınırlıdır; ihale bedeli borcu karşılamasa bile rehin açığı belgesi bu üçüncü kişi adına değil, asıl borçlu adına düzenlenmelidir. Ayrıca, vekaletnamede müteselsil kefalet verme yönünde özel yetki bulunmadan vekilin imzaladığı kefalet hükmü geçersizdir ve bu geçersizliği bilmesi/bilmesi gerektiği durumdaki alacaklı bundan sorumluluk iddia edemez. Geçersiz kefalete dayalı takip haksız olsa da tek başına kötüniyet tazminatı doğurmaz.

Emsal değeri

İpotek veren üçüncü kişinin sorumluluğunun taşınmazın ihale bedeli ile sınırlı olduğu ve rehin açığı belgesinin bu kişi adına düzenlenemeyeceği yönündeki tespit, ipotek eden üçüncü kişilerin sorumluluğu konusunda emsal niteliktedir; ayrıca vekaletnamede özel yetki bulunmadan verilen müteselsil kefaletin geçersizliğine ilişkin değerlendirme de emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: menfi tespit ipoteğin paraya çevrilmesi rehin açığı belgesi müteselsil kefalet özel yetki hukuki yarar kötüniyet tazminatı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/822

KARAR NO 2022/740

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 06/04/2021

NUMARASI 2020/700 Esas - 2021/291 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/05/2022

Konusu kalmayan dava nedeniyle bir karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; müvekkillerinin 2012 yılı içerisinde dava dışı ...ltd.şti nin borcuna karşılık müvekkillerine ait,taşınmaza ... bank A.Ş. lehine 6.000.000-TL bedelli limit ipoteği konulduğunu, müvekkillerinin sadece ipotek veren olduklarını,bankanın İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesini talep ettiğini, ipotek borçlusu malikin tek yükümlülüğünün gayrimenkulünün paraya çevrilmesine katlanmak olduğunu, satıştan sonra alacaklı vekilinin talebi ile ipotek limiti üzerinde kalan 3.625.154,50-TL için 27.02.2015 tarihinde kesin rehin açığı belgesi verildiğini, alacaklı vekilinin rehin açığı belgesine dayalı olarak Denizli ... İcra Dairesinin ...

sayılı dosyası ile takip açtığını,şikayet neticesinde işlemin geri alınarak sadece asıl borçlu için rehin açığı belgesi düzenlendiğini, bu kez alacaklı vekili tarafından 27.03.2015 tarihli dilekçe ile memurun re'sen önceki karardan dönemeyeceği gerekçesi ile başvurulduğunu, İcra Müdürünce talebin kabulü ile icra işlemlerinin devamına karar verildiği,rehin açığı belgesinin iptali için şikayetlerinin, İst.23. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/520 esas2015/413 karar sayılı kararı ile reddine karar verildiğini, ipotek senedine eklenen kefalet hükmünün vekalette özel yetki bulunmadığından geçersiz olduğunu, ayrıca şekil şartlarındaki eksiklik nedeniyle de geçersiz olduğunu,müvekkillerinin davalıya borçlu olmadıklarını, ipoteğin paraya çevrilmesi ile de tüm sorumluluklarının bittiğini belirterek İst ...

İcra Dairesinin ... ve Denizli ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile yürütülen icra takiplerinden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve rehin açığı belgesinin iptaline,davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili,İst. ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında ipotek senedinin ... bank A.Ş. lehine verildiğini, müvekkili şirketin bu ipotek senet içeriğindeki müteselsil kefalete ve ipotek resmi senedine güvenip alacaklı bankadan alacağı kesinleşmiş icra dosyası sebebi temlik aldığını,ipotek takibinde kesin rehin açığı belgesi düzenlendiğini,rehin açığı belgesinin iptali için açtığı davanın, İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/520 Esas-2015/413 Karar sayılı kararı ile davacıların davasının reddedildiğini,ipotek tesisi için verilen özel vekaletnamede vekile "...kredilerle ilgili dilediği bedel, şekil ve koşullarda dilediği sıra ve derecede her türlü ipotek vermeye..." şeklinde çok geniş yetkiler verildiğini, kredi sözleşmesine vekilin davacılar adına kefil sıfatı ile imza atması için TBK'nın 338.

maddesine göre özel yetki gerekmediğini, ipotek resmi senedinin müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, ticari işlerde kanun gereği müteselsil borçluluk esas olduğundan kredi sözleşmesini müteselsil borçlu sıfatıyla imzalayan davacıların bankaya karşı doğrudan sorumlu olacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece,ipoteğin paraya çevrilmesi için başlatılan icra takibinin ipotek bedeli ile sınırlı olduğu, 24/07/2012 tarihli ipotek senedinde; davacılara vekaleten ...'ın işlem tesis ettiği,6098 sayılı TBK'nın 505. maddesi gereğince "vekilin vekalet verenin açık talimatına uymak ile yükümlü olduğu"vekaletnamede müteselsil kefalet verebileceğine ilişkin yetki bulunmadığı,kefalet sözleşmesinin geçersizliğini alacaklının bildiği veya bilmesi gerektiği, davacıların kredi sözleşmesinin müteselsil kefili olmadıkları, ipotek senedinde yazılı kefalet beyanının geçersiz olduğu, davacıların taşınmazın satışı ile borçlarının sona erdiği, 3.625.154,50-TL borç için başlatılan takibin haksız olduğu , iptal edilen rehin açığı belgesi ve Denizli ...

İcra Dairesi dosyası yönünden davanın konusuz kaldığı,davacının dava açmakta haklı olduğu davacılar lehine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, İst. ... İcra Dairesi'nin 2013/1189 esas sayılı takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine, Denizli .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve koşulları olmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacılar vekili; alacağı temlik alanın, halefi temlik edenin tüm hak ve sorumluluklarına malik olacağını,kötü niyet hususunda da ayrı olarak değerlendirilemeyeceğini,temlik edenin ipotek konulurken ,icra takibi aşamasında kötü niyetli olduğunu ve ipotek sözleşmesinin gayri hukuki olarak düzenlenmesine sebebiyet verdiğini,icra takibinde kayıtlarının aksine müvekkillerinin 6.000.000-TL bedelle sorumlu gösterildiğini, tüm bu hususların temlik edenin (dolayısıyla temlik alanın) kötü niyetini ispatladığını, kötü niyet tazminatı talepleri yönünden kararın kaldırılarak davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı vekili; tüm iş ve işlemlerin tapu sicili tarafından tanzim edilen belgelere duyulan güven nedeniyle yapıldığını, resmi iş ve işlemlere duyulan güven nedeniyle mevcut iş ve işlemlerin iptal edilmeden karar verilemeyeceğini; ipoteğe konu iş ve işlemlerin iptal edilmediğini,müvekkili şirketin de 6.000.000- TL limitli olarak müteselsil kefaletin varlığına, itimatla, TMK'nun 1007. Maddesine belirtilen tapuya güven ilkesi gereğince alacağı temlik aldığını beyan ederek,kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin icra takibinde düzenlenen rehin açığı belgesine dayalı başlatılan ilamsız takibe yönelik menfi tespit istemine ilişkindir. Davacılar adına kayıtlı olan taşınmaz üzerinde davadışı borçlu şirket lehine 24/07/2012 tarihli ipotek resmi senedi ile 6.000.000-TL limit ile banka lehine ipotek tesis edildiği,İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı alacağın davalı şirket tarafından temlik alındığı, ipotekli taşınmazın 2.451.000-TL'ye cebri icrayla satışının ardından davalılar aleyhine bakiye 3.625.154,50-TL alacak için rehin açığı belgesi düzenlendiği, rehin açığı belgesine dayalı olarak Denizli ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile davacılar hakkında ayrı bir ilamsız takip başlatıldığı, davacıların sadece ipotek tesis edilen taşınmaz ile sınırlı olarak sorumlu oldukları,müteselsil kefil olmadıklarını ileri sürerek İstanbul ...İcra Dairesinin ... esas ve Denizli ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyaları sebebiyle borçlu olmadıklarının tespitini talep etmişlerdir. Somut olaya emsal Yargıtay 12 HD nin 2015/1663 esas ,2015/12492 karar sayılı ilamında ;" alacaklının, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlattığı takipte, borçlu..., taşınmazın asıl borçlunun borcuna karşılık ipotek eden malik olarak üçüncü kişi konumunda olup,ihale sonucu, taşınmazın borç bedelini tam karşılamadığı anlaşılmakla İİK.nun 152.

maddesi gereğince rehin açığı belgesinin asıl ipotek borçlusu adına düzenlenmesi gerekir. Zira üçüncü kişinin bu borçtan sorumluluğu taşınmazının ihale bedeli ile sınırlıdır. O halde, mahkemece, borçlu....adına rehin açığı belgesi düzenlenemeyeceğinden şikayetin kabulü ile rehin açığı belgesinin.... hakkındaki kısmının ve bu belgeye dayalı olarak yürütülen ilamsız icra takibinin, ...yönünden, iptaline karar verilmesi gerekirken" denilerek ipotekli taşınmaz maliki hakkında rehin açığı belgesi düzenlenemeyeceğine işaret edilmiştir. İpotek borcundan başka sorumlulukları kalmadığını ileri süren davacılar ilk olarak yaptıkları şikayet İstanbul 23.İcra Hukuk Mahkemesinin 2015 /520 esas ,2015/413 esas sayılı 20.04.2015 tarihli karar ile geçerli bir kefalet bulunduğu gerekçesiyle reddine karar verildiği ,Yargıtay 12 Hukuk Dairesinin 2015/31604 esas ,2016/3321 karar sayılı ve 10.2.2016 tarihli ilamı ile davacılar hakkında rehin açığı belgesi düzenlenemeyeceği gerekçesiyle kararın bozulduğu,bozma üzerine İstanbul 23.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/500 esas 2016/560 karar sayılı kararı ile;

davacılar vekili tarafından yapılan şikayetin kabulüne,borçlular hakkında düzenlenen rehin açığı belgesinin iptaline karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. İpotek tesisi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 583. Maddesinde müteselsil kefalet verilmesi geçerlilik şartlarına tabii olup, geçerlilik koşullarının mevcut olmadığı gibi vekaletnamede kefalet verme özel yetkisi olmayan vekilin imzaladığı kefalet hükmünün geçerli olmadığı hususunda duraksama bulunmamaktadır.Rehin açığı belgesi iptal edilmiş olmakla, Denizli ...İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası yönünden talep edilen menfi tespit istemi nedeniyle konusu kalmayan dava nedeniyle bir karar verilmesine yer olmadığına,geçersiz kefalete dayalı olarak davacılar hakkında da rehin açığı belgesi talebi nedeniyle davacılar yararına yargı gideri ve vekalet ücreti takdir edilmesine ilişkin hükümde isabetsizlik görülmemiştir.

Somut olayda; ipotek limiti ile sınırlı olarak başlatılan takipde ipotekli taşınmaz satılarak paraya çevrildiği , kalan alacak için işlem yapılamayacağı, ipotekli takip dosyasından dolayı menfi tesbit isteğinde hukuki yarar bulunmamaktadır. Geçersiz de olsa bir kefalet hükmüne dayalı olarak başlatılan icra takibinde davalı haksız ise de kötüniyetli sayılması mümkün olmadığından davacılar vekilinin kötüniyet tazminatına yönelik istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle istinaf nedenleri yerinde olmayan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı ve davalıdan alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan (59,30- TLx2) harcın mahsubu ile bakiye 21,4‬0-TLx2 harcın davacılar ve davalıdan ayrı ayrı alınarak hazineye gelir kaydına,Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 24/05/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.