İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2993 E. 2023/6884 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil başlangıcı↗ imzaya itiraz↗ muvazaa↗ kambiyo senedi↗ ikrar↗ işlemiş faiz↗ vade↗ ticari defter↗ esastan ret↗ iflas↗ çek↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/1169 E., 2018/647 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkilinin alacağına karşılık çekler verdiğini, ödeme sözü verilmesi üzerine karşılıklı güven çerçevesinde vadesi gelen çeklere karşılıksız kaşesi vurdurulmadığını ancak borç ödenmediğinden alacağın tahsili amacıyla 110.000,00 TL bedelli olan çeke dayalı ilamsız icra yolu ile takip yapıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu, davalının çekteki imzaya itirazının da yersiz olduğunu, çek üzerindeki imzanın şirket yetkililerinden Kahraman Birinci'ye ait olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkiline verilen 24.10.2013 tarihli belgenin ve çeklerin borçlu itirazının gerçek dışı olduğunu gösterdiğini, şirket yetkilisinin ikrarı olduğunu, alacaklarının kesin olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, borçlu davalının %20 'den aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkil şirketten alacaklı olduğu iddiasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafından sunulan takibe konu çek ve 24.10.2013 tarihli belge fotokopileri ile alacak talebinde bulunulabilmesi için öncelikle belge asıllarını dosyaya sunulması gerektiğini, çekin düzenleme tarihinde şirketi temsile yetkili müdür tarafından imzalanmadığını, müvekkil şirket yetkilisi tarafından imzalanmayan çek nedeni ile borçlu olunmadığını, bir an çekin şirket yetkilisince imzalandığı kabul edilse dahi takibe konu çekin yasal süre içerisinde bankaya ibraz edilmemesi nedeni ile çek vasfını taşımadığını, 24.10.2013 tarihli belgenin muvazaalı olarak düzenlendiğini, geçmişe yönelik düzenlenen evrakın delil olma özelliği olmadığını, müvekkil temerrüde düşürülmediğinde takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinin yasal dayanağının bulunmadığını, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddi ile %20 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının takibe koyduğu çekin, ticari defter üzerinde yapılan incelemede verilen bir borç veya mal karşılığı davacıya verilmediğinin açık olduğu, yine davacının elinde bulundurduğu çeklerin davalı firmanın avans hesabında kaydedildiği, şu halde bu çeklerin davacının davalı firmaya verdiği bir borç veye temin/teslim ettiği bir mal ve hizmet karşılığı verilmediği, yine ticari defterler üzerinde yapılan incelemede verilen çeklerin davacıya avans olarak verildiği, yani verilen çek veya bedellerinin avansın niteliği eğer şirket hesabından davacıya borç olarak verildi ise iade edilmesi gerektiği, davacının takibe konu çek sebebi ile davalı şirketten bir alacağı olmadığı, davacının avans olarak verilen çeklerin hangi sebeple (borç, mal veya hizmet sağlanması vs) davalı firma tarafından verildiğini ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın icra takibe konu çek bedelini ödediğini ispatlayamadığını, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu 24.10.2013 tarihli belge ve tanık beyanları ile kanıtladığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeler Kanunu'nun 202 nci maddesi uyarınca süresinde ibraz edilmeyen çeklerin delil başlangıcı sayılacağı ve sair deliller ile ispatın yapılabileceğini, takip konusu çekin ileri tarihli olarak şirketi temsile yetkili şahıs tarafından düzenlendiğinin 24.10.2013 tarihli belge ile de sabit olduğunu, çek düzenleme tarihinde Kahraman Binici'nin şirketin yetkilisi olduğunu, müvekkili alacağına karşılık verilen çeklerin davalı tarafından ödenmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının takip konusu çekin ileri tarihli olarak şirketi temsile yetkili şahıs tarafından düzenlendiğini ispat edemediği, gerek çek tarihi itibariyle çekin davalı şirket yetkilisince imzalanmamış olması, gerek takip ile sıkı sıkıya bağlı işbu itirazın iptali davasında 26.10.2013 tarihli belge içeriğinin takip konusu çek vasfını yitirmiş belgeye dayalı bir alacağın varlığını ispatlamaya yeterli bulunmaması ve gerekse de takip konusu çekin davalı defterlerinde kayıtlı bulunan çekler arasında yer almaması karşısında, mahkemenin davanın ispatlanamadığından reddi kararı sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf dilekçesinin esastan reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleri ile temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senedine dayanan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6657 E. 2024/2855 K.
Ortak:delil başlangıcı · imzaya itiraz · muvazaa · kambiyo senedi · ikrar · ticari defter · çek · dava sebebi · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkilinin alacağına karşılık çekler verdiğini, ödeme sözü verilmesi üzerine karşılıklı güven çerçevesinde «vadesi» gelen çeklere karşılıksız kaşesi vurdurulmadığını ancak borç ödenmediğinden alacağın tahsili amacıyla 110.000,00 TL bedelli olan çeke dayalı ilamsız icra yolu ile takip yapıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu, davalının çekteki «imzaya itirazının» da yersiz olduğunu, «çek» üzerindeki imzanın şirket yetkililerinden Kahraman Birinci'ye ait olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkiline verilen 24.10.2013 tarihli belgenin ve çeklerin borçlu itirazının gerçek dışı olduğunu gösterdiğini, şirket yetkilisinin «ikrarı» olduğunu, alacaklarının «kesin» olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, borçlu davalının %20 'den aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının takibe koyduğu çekin, «ticari defter» üzerinde yapılan incelemede verilen bir borç veya mal karşılığı davacıya verilmediğinin açık olduğu, yine davacının elinde bulundurduğu çeklerin davalı firmanın avans hesabında kaydedildiği, şu halde bu çeklerin davacının davalı firmaya verdiği bir borç veye temin/«teslim» ettiği bir mal ve hizmet karşılığı verilmediği, yine ticari defterler üzerinde yapılan incelemede verilen çeklerin davacıya avans olarak verildiği, yani verilen «çek» veya bedellerinin avansın niteliği eğer şirket hesabından davacıya borç olarak verildi ise iade edilmesi gerektiği, davacının takibe konu çek «sebebi» ile davalı şirketten bir alacağı olmadığı, davacının avans olarak verilen çeklerin hangi sebeple (borç, mal veya hizmet sağlanması vs) davalı firma tarafından veri …
… AP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkil şirketten alacaklı olduğu iddiasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafından sunulan takibe konu «çek» ve 24.10.2013 tarihli belge fotokopileri ile alacak talebinde bulunulabilmesi için öncelikle belge asıllarını dosyaya sunulması gerektiğini, çekin düzenleme tarihinde şirketi «temsile» yetkili müdür tarafından imzalanmadığını, müvekkil şirket yetkilisi tarafından imzalanmayan çek nedeni ile borçlu olunmadığını, bir an çekin şirket yetkilisince imzalandığı kabul edilse dahi takibe konu çekin yasal süre içerisinde bankaya «ibraz» edilmemesi nedeni ile çek vasfını taşımadığını, 24.10.2013 tarihli belgenin «muvazaalı» olarak düzenlendiğini, geçmişe yönelik düzenlenen evrakın delil olma özelliği olmadığını, müvekkil «temerrüde» düşürülmediğinde takip tarihine kadar «işlemiş faiz» talebinin yasal dayanağının bulunmadığını, alacak yargılamayı gerektirdiğinden «icra inkar tazminatı» talebinin kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddi ile %20 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünün 2014/5072 E. sayılı icra dosyası ile takip başlattığı, şirket vekilinin itirazı ile takibin durduğu, takibe konu çekin süresi içerisinde bankaya «ibraz» edilmediğinden «kambiyo senedi» olma vasfını yitirdiği, bu sebeple ilamsız takiplere mahsus takip yolu başlatıldığı, davacının «kambiyo senetlerine mahsus takip» yapmadığından alacağın varlığını ispat yükünü üzerinde taşıdığı, davalı şirketin «ticari defterleri» üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 27.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği gibi, dava dışı ...'nin davalı şirket ile olan para ilişkisinin sipariş avansları hesabından takip edildiği, dava dışı ...'nin 350.000,00 TL bakiyesi olduğu, ancak davalı şirket ile dava dışı ... arasında ticari bir ilişki bulunduğuna ilişkin bir belge bulunmadığı, çeklerin hangi amaçla verildiği hususunda avans hesabında bir açıklama olmadığı, davacının takibe koyduğu çekin, ticari defter üzerinde yapılan incelemede verilen bir borç veya mal karşılığı davacıya verilmediği, bu haliyle verilen çeklerin davacının davalı firmaya verdiği bir borç veye temin/«teslim» ettiği bir mal ve hizmet karşılığı verilmediği, kaldı ki davalı şirketin envanter defterinin usulüne uygun işlenmediği, usulüne uygun tutulmayan defterlerin sahibi «aleyhine delil» teşkil edeceği, davacının takibe konu «çek» «sebebi» ile davalı şirketten bir alacağı olmadığı, davacının avans olarak verilen çeklerin hangi sebeple verildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, takip konusu alacağın %20'si oranında «kötü niyet tazminatının» davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 202 nci maddesine göre süresi içinde «ibraz» edilmeyen çeklerin «delil başlangıcı» sayıldığını ve sair delillerle, «fatura», sözleşme ve tanık ile ispat edilebileceğini, mahkemece tanıkları dinlenmeden karar verildiğini, müvekkilinin davalı şirketten alacağının dosyaya delil olarak ibraz ettikleri 24.10.2013 tarihli belge, icra takibine konu çekler ve iade edilen çekler, davalı tarafın «ticari defterlerindeki kayıtlar» ile ispatlandığını, çeklerin dava dışı ...'ye alacağına karşılık verilmiş olduğu davalı tarafın kendi beyanları ile sabit olduğunu, davalı tarafın verilen çeklerin avans olarak verildiğini iddia ettiğini, mahkemece çeklerin avans olarak verildiği kabul edilerek, çeklerin ne sebeple verildiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddedildiğini, davalının savunmasının «vasıflı ikrar» (gerekçeli inkâr) niteliğinde olduğunu, bu ikrarın bölünemeyeceğini, kanıt yükünün davalıya ait olduğunu, çeklerin avans olarak verilmiş olduğunu ileri süren davalının bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, mahkemece davalı şirketin envanter defterini usulüne uygun işlemediği, usulüne uygun tutulmayan defterlerin sahibi «aleyhine delil» teşkil edeceğini belirtildiği, ancak çelişkili olarak defterler sanki dava dışı ...'ye aitmiş ve alacağın ispatı hususunda delil olarak davalının ticari defterine …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin ortaklarının 355 hisse ile dava dışı ... ve 31 hisse ile dava dışı ... olduğunu, 18.11.2013 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile ...'nın 20 yıl süre ile «şirket müdürü» olarak atandığını, davacının müvekkili şirkette 16.07.2013 - 31.01.2014 tarihleri arasında şantiye şefi olarak çalıştığını, davacı, dava dışı ... ve şirketin eski ortağı dava dışı ...'nin menfaat birlikteliği içinde müvekkili şirkete karşı birlikte hareket ettiklerini, müvekkili şirket yetkilisi dava dışı ...'nın şirket müdürü olarak atandıktan sonra şirket hesaplarını incelediğinde dava dışı ... ve ...'nin bilinçli olarak şirket işlemleri ile ilgili olarak kendisini yanlış yönlendirdiklerini, şirketten hiçbir alacağı olmadığı halde dava dışı ...'ye haksız kazanç sağlamak amacı devamlı olarak lehine «çek» düzenlediklerini, icra dosyasında ... borçlu olarak görünmesine rağmen «ödeme emri tebliğ» edilmediğini, takibe konu çeklerin yasal süresi içerisinde bankaya «ibraz» edilmemiş olması sebebiyle çek vasfını taşımadığını, davacının alacak talebini 21.04.2014 tarihli «alacağın temliknameye» dayandırmış ise de, icra takibinin temliknameye dayanmadığını, sadece çeklere dayanarak açıldığını, dava dışı ...'nin müvekkili şirketten alacağının bulunmadığını, bu kişinin şirket müdürü olarak atandığı 14.02.2012 tarihinde şirketten 145.000,00 TL miktarında «gider avansı» aldığını, ancak bu bedele ilişkin şirkete herhangi bir ödeme veya gider makbuzu sunmadığını, bu bedelin halen ...’nin uhdesinde bulunduğunu, şirketten alacaklı kabul edilse dahi alacağın bu borçtan «mahsup» edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket yetkilisinin şirkete ortak olduktan ve müdür olarak atandıktan bir süre sonra ...'nin şirketten olan alacağı sebebiyle elinde 110.000,00 TL bedelli 25.03.2014 ve 25.04.2014 tarihli iki adet çek bulunduğunu beyan ederek alacak talebinde bulunduğunu, çeklerin ödenmesini aksi takdirde arkasını vurduracağını söylediğini, ...'nin geçmiş yıllardan gelen alacağının bulunduğunun önceki yetkili ... tarafından da onaylandığını, şirketin geçmiş kayıtlarını henüz inceleme şansı bulamayan şirket yetkilisi ...'nın, şirket ortağı olan ... ve ...'ye güvenerek, o tarih itibariyle şirketin ödeme gücü bulunmadığından ve çeklerin arkasının vurulması halinde şirketin bankalar nezdinde bulunan «ticari itibarını» kaybedeceği ve kredi ödemelerinin talep edileceği kaygısı ile çeklerin bankaya ibraz edileceği tehdidi altında 110.000,00 TL bedelli çeklerin «teslimi» şartı ile ve ...'nin faiz talebi üzerine eldeki davaya konu 25.05.2014 ve 25.07.2014 tarihli 120.000,00'er TL bedelli iki adet çeki düzenleyerek ...'ye teslim ettiğini, davacının ...'nin müvekkili şirketten alacağının delili olarak dosyaya sunduğu 24.10.2013 tarihli belgenin «icra takibine itirazdan» sonra ... tarafından «muvazaalı» olarak geçmişe dönük olarak düzenlendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme itirazı · vasıflı ikrar · kambiyo senetlerine mahsus takip · gider avansı · aleyhe delil · ödeme emri tebliği · ilamsız takip · takibin durdurulması
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...'nin müvekkiline olan borcu nedeniyle davalı şirketten olan alacağını «alacağın temliki» yoluyla devrederek, davalı şirketin kendisine verdiği çekleri «ciro» ederek müvekkiline verdiğini, davalı şirketin ödeme sözü vermesi üzerine, karşılıklı güven çerçevesinde vadesinde çeklere karşılıksız kaşesi vurdurulmadığını, ancak ödeme yapılmaması üzerine müvekkili tarafından davalı şirket aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalının itirazı üzerine «takibin durdurduğunu», davalının çeklerdeki «imzaya itiraz» etmediğini, «ödeme itirazında» da bulunmadığını belirterek itirazın iptalini, takibe devam edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin ortaklarının 355 hisse ile dava dışı ... ve 31 hisse ile dava dışı ... olduğunu, 18.11.2013 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile ...'nın 20 yıl süre ile «şirket müdürü» olarak atandığını, davacının müvekkili şirkette 16.07.2013 - 31.01.2014 tarihleri arasında şantiye şefi olarak çalıştığını, davacı, dava dışı ... ve şirketin eski ortağı dava dışı ...'nin menfaat birlikteliği içinde müvekkili şirkete karşı birlikte hareket ettiklerini, müvekkili şirket yetkilisi dava dışı ...'nın şirket müdürü olarak atandıktan sonra şirket hesaplarını incelediğinde dava dışı ... ve ...'nin bilinçli olarak şirket işlemleri ile ilgili olarak kendisini yanlış yönlendirdiklerini, şirketten hiçbir alacağı olmadığı halde dava dışı ...'ye haksız kazanç sağlamak amacı devamlı olarak lehine «çek» düzenlediklerini, icra dosyasında ... borçlu olarak görünmesine rağmen «ödeme emri tebliğ» edilmediğini, takibe konu çeklerin yasal süresi içerisinde bankaya «ibraz» edilmemiş olması sebebiyle çek vasfını taşımadığını, davacının alacak talebini 21.04.2014 tarihli «alacağın temliknameye» dayandırmış ise de, icra takibinin temliknameye dayanmadığını, sadece çeklere dayanarak açıldığını, dava dışı ...'nin müvekkili şirketten alacağının bulunmadığını, bu kişinin şirket müdürü olarak atandığı 14.02.2012 tarihinde şirketten 145.000,00 TL miktarında «gider avansı» aldığını, ancak bu bedele ilişkin şirkete herhangi bir ödeme veya gider makbuzu sunmadığını, bu bedelin halen ...’nin uhdesinde bulunduğunu, şirketten alacaklı kabul edilse dahi alacağın bu borçtan «mahsup» edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket yetkilisinin şirkete ortak olduktan ve müdür olarak atandıktan bir süre sonra ...'nin şirketten olan alacağı sebebiyle elinde 110.000,00 TL bedelli 25.03.2014 ve 25.04.2014 tarihli iki adet çek bulunduğunu beyan ederek alacak talebinde bulunduğunu, çeklerin ödenmesini aksi takdirde arkasını vurduracağını söylediğini, ...'nin geçmiş yıllardan gelen alacağının bulunduğunun önceki yetkili ... tarafından da onaylandığını, şirketin geçmiş kayıtlarını henüz inceleme şansı bulamayan şirket yetkilisi ...'nın, şirket ortağı olan ... ve ...'ye güvenerek, o tarih itibariyle şirketin ödeme gücü bulunmadığından ve çeklerin arkasının vurulması halinde şirketin bankalar nezdinde bulunan «ticari itibarını» kaybedeceği ve kredi ödemelerinin talep edileceği kaygısı ile çeklerin bankaya ibraz edileceği tehdidi altında 110.000,00 TL bedelli çeklerin «teslimi» şartı ile ve ...'nin faiz talebi üzerine eldeki davaya konu 25.05.2014 ve 25.07.2014 tarihli 120.000,00'er TL bedelli iki adet çeki düzenleyerek ...'ye teslim ettiğini, davacının ...'nin müvekkili şirketten alacağının delili olarak dosyaya sunduğu 24.10.2013 tarihli belgenin «icra takibine itirazdan» sonra ... tarafından «muvazaalı» olarak geçmişe dönük olarak düzenlendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İcra Müdürlüğünün 2014/5072 E. sayılı icra dosyası ile takip başlattığı, şirket vekilinin itirazı ile takibin durduğu, takibe konu çekin süresi içerisinde bankaya «ibraz» edilmediğinden «kambiyo senedi» olma vasfını yitirdiği, bu sebeple ilamsız takiplere mahsus takip yolu başlatıldığı, davacının «kambiyo senetlerine mahsus takip» yapmadığından alacağın varlığını ispat yükünü üzerinde taşıdığı, davalı şirketin «ticari defterleri» üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 27.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği gibi, dava dışı ...'nin davalı şirket ile olan para ilişkisinin sipariş avansları hesabından takip edildiği, dava dışı ...'nin 350.000,00 TL bakiyesi olduğu, ancak davalı şirket ile dava dışı ... arasında ticari bir ilişki bulunduğuna ilişkin bir belge bulunmadığı, çeklerin hangi amaçla verildiği hususunda avans hesabında bir açıklama olmadığı, davacının takibe koyduğu çekin, ticari defter üzerinde yapılan incelemede verilen bir borç veya mal karşılığı davacıya verilmediği, bu haliyle verilen çeklerin davacının davalı firmaya verdiği bir borç veye temin/«teslim» ettiği bir mal ve hizmet karşılığı verilmediği, kaldı ki davalı şirketin envanter defterinin usulüne uygun işlenmediği, usulüne uygun tutulmayan defterlerin sahibi «aleyhine delil» teşkil edeceği, davacının takibe konu «çek» «sebebi» ile davalı şirketten bir alacağı olmadığı, davacının avans olarak verilen çeklerin hangi sebeple verildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, takip konusu alacağın %20'si oranında «kötü niyet tazminatının» davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 202 nci maddesine göre süresi içinde «ibraz» edilmeyen çeklerin «delil başlangıcı» sayıldığını ve sair delillerle, «fatura», sözleşme ve tanık ile ispat edilebileceğini, mahkemece tanıkları dinlenmeden karar verildiğini, müvekkilinin davalı şirketten alacağının dosyaya delil olarak ibraz ettikleri 24.10.2013 tarihli belge, icra takibine konu çekler ve iade edilen çekler, davalı tarafın «ticari defterlerindeki kayıtlar» ile ispatlandığını, çeklerin dava dışı ...'ye alacağına karşılık verilmiş olduğu davalı tarafın kendi beyanları ile sabit olduğunu, davalı tarafın verilen çeklerin avans olarak verildiğini iddia ettiğini, mahkemece çeklerin avans olarak verildiği kabul edilerek, çeklerin ne sebeple verildiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddedildiğini, davalının savunmasının «vasıflı ikrar» (gerekçeli inkâr) niteliğinde olduğunu, bu ikrarın bölünemeyeceğini, kanıt yükünün davalıya ait olduğunu, çeklerin avans olarak verilmiş olduğunu ileri süren davalının bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, mahkemece davalı şirketin envanter defterini usulüne uygun işlemediği, usulüne uygun tutulmayan defterlerin sahibi «aleyhine delil» teşkil edeceğini belirtildiği, ancak çelişkili olarak defterler sanki dava dışı ...'ye aitmiş ve alacağın ispatı hususunda delil olarak davalının ticari defterine …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5952 E. 2011/16406 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki yarar
Benzer bu karardaDava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve esasen ilama bağlı bir alacağın tahsili amacıyla yeniden ilam alınmasında davacının «hukuki yararının» bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17008 E. 2013/16187 K.
Ortak:çek
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkilinin alacağına karşılık çekler verdiğini, ödeme sözü verilmesi üzerine karşılıklı güven çerçevesinde «vadesi» gelen çeklere karşılıksız kaşesi vurdurulmadığını ancak borç ödenmediğinden alacağın tahsili amacıyla 110.000,00 TL bedelli olan çeke dayalı ilamsız icra yolu ile takip yapıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu, davalının çekteki «imzaya itirazının» da yersiz olduğunu, «çek» üzerindeki imzanın şirket yetkililerinden Kahraman Birinci'ye ait olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkiline verilen 24.10.2013 tarihli belgenin ve çeklerin borçlu itirazının gerçek dışı olduğunu gösterdiğini, şirket yetkilisinin «ikrarı» olduğunu, alacaklarının «kesin» olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, borçlu davalının %20 'den aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
… AP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkil şirketten alacaklı olduğu iddiasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafından sunulan takibe konu «çek» ve 24.10.2013 tarihli belge fotokopileri ile alacak talebinde bulunulabilmesi için öncelikle belge asıllarını dosyaya sunulması gerektiğini, çekin düzenleme tarihinde şirketi «temsile» yetkili müdür tarafından imzalanmadığını, müvekkil şirket yetkilisi tarafından imzalanmayan çek nedeni ile borçlu olunmadığını, bir an çekin şirket yetkilisince imzalandığı kabul edilse dahi takibe konu çekin yasal süre içerisinde bankaya «ibraz» edilmemesi nedeni ile çek vasfını taşımadığını, 24.10.2013 tarihli belgenin «muvazaalı» olarak düzenlendiğini, geçmişe yönelik düzenlenen evrakın delil olma özelliği olmadığını, müvekkil «temerrüde» düşürülmediğinde takip tarihine kadar «işlemiş faiz» talebinin yasal dayanağının bulunmadığını, alacak yargılamayı gerektirdiğinden «icra inkar tazminatı» talebinin kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddi ile %20 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının takibe koyduğu çekin, «ticari defter» üzerinde yapılan incelemede verilen bir borç veya mal karşılığı davacıya verilmediğinin açık olduğu, yine davacının elinde bulundurduğu çeklerin davalı firmanın avans hesabında kaydedildiği, şu halde bu çeklerin davacının davalı firmaya verdiği bir borç veye temin/«teslim» ettiği bir mal ve hizmet karşılığı verilmediği, yine ticari defterler üzerinde yapılan incelemede verilen çeklerin davacıya avans olarak verildiği, yani verilen «çek» veya bedellerinin avansın niteliği eğer şirket hesabından davacıya borç olarak verildi ise iade edilmesi gerektiği, davacının takibe konu çek «sebebi» ile davalı şirketten bir alacağı olmadığı, davacının avans olarak verilen çeklerin hangi sebeple (borç, mal veya hizmet sağlanması vs) davalı firma tarafından veri …
Benzer bu karardaDava, «çek iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece HMK’nın 150. maddesinin 1. ve 5. fıkraları gereğince «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yenileme dilekçesi · davanın yenilenmesi · dosyanın işlemden kaldırılması · işlemden kaldırma · çek iptali · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme
Benzer bu karardaDavacı vekili, 04/06/2012 tarihinde «yenileme» harcını yatırıp, «yenileme dilekçesini» Kahramanmaraş Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunduğundan, mahkemece «dosyanın işlemden kaldırıldığı» 06.03.2012 tarihinden itibaren 3 ay içinde «davanın yenilenmediği» gerekçesiyle, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, davacı tarafından açılan iş bu davanın, «işlemden kaldırıldığı» (başvuruya bırakıldığı) tarihten itibaren üç aylık yasal süre içinde «yenilenmediği» gerekçesiyle, davanın HMK’nın 150/5. maddesi gereğince 06/06/2012 tarihi itibariyle «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dava, «çek iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece HMK’nın 150. maddesinin 1. ve 5. fıkraları gereğince «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2993 E. , 2023/6884 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1001 Esas, 2022/227 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2014/1169 E., 2018/647 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkilinin alacağına karşılık çekler verdiğini, ödeme sözü verilmesi üzerine karşılıklı güven çerçevesinde vadesi gelen çeklere karşılıksız kaşesi vurdurulmadığını ancak borç ödenmediğinden alacağın tahsili amacıyla 110.000,00 TL bedelli olan çeke dayalı ilamsız icra yolu ile takip yapıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu, davalının çekteki imzaya itirazının da yersiz olduğunu, çek üzerindeki imzanın şirket yetkililerinden Kahraman Birinci'ye ait olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkiline verilen 24.10.2013 tarihli belgenin ve çeklerin borçlu itirazının gerçek dışı olduğunu gösterdiğini, şirket yetkilisinin ikrarı olduğunu, alacaklarının kesin olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, borçlu davalının %20 'den aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkil şirketten alacaklı olduğu iddiasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafından sunulan takibe konu çek ve 24.10.2013 tarihli belge fotokopileri ile alacak talebinde bulunulabilmesi için öncelikle belge asıllarını dosyaya sunulması gerektiğini, çekin düzenleme tarihinde şirketi temsile yetkili müdür tarafından imzalanmadığını, müvekkil şirket yetkilisi tarafından imzalanmayan çek nedeni ile borçlu olunmadığını, bir an çekin şirket yetkilisince imzalandığı kabul edilse dahi takibe konu çekin yasal süre içerisinde bankaya ibraz edilmemesi nedeni ile çek vasfını taşımadığını, 24.10.2013 tarihli belgenin muvazaalı olarak düzenlendiğini, geçmişe yönelik düzenlenen evrakın delil olma özelliği olmadığını, müvekkil temerrüde düşürülmediğinde takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinin yasal dayanağının bulunmadığını, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddi ile %20 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının takibe koyduğu çekin, ticari defter üzerinde yapılan incelemede verilen bir borç veya mal karşılığı davacıya verilmediğinin açık olduğu, yine davacının elinde bulundurduğu çeklerin davalı firmanın avans hesabında kaydedildiği, şu halde bu çeklerin davacının davalı firmaya verdiği bir borç veye temin/teslim ettiği bir mal ve hizmet karşılığı verilmediği, yine ticari defterler üzerinde yapılan incelemede verilen çeklerin davacıya avans olarak verildiği, yani verilen çek veya bedellerinin avansın niteliği eğer şirket hesabından davacıya borç olarak verildi ise iade edilmesi gerektiği, davacının takibe konu çek sebebi ile davalı şirketten bir alacağı olmadığı, davacının avans olarak verilen çeklerin hangi sebeple (borç, mal veya hizmet sağlanması vs) davalı firma tarafından verildiğini ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın icra takibe konu çek bedelini ödediğini ispatlayamadığını, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu 24.10.2013 tarihli belge ve tanık beyanları ile kanıtladığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeler Kanunu'nun 202 nci maddesi uyarınca süresinde ibraz edilmeyen çeklerin delil başlangıcı sayılacağı ve sair deliller ile ispatın yapılabileceğini, takip konusu çekin ileri tarihli olarak şirketi temsile yetkili şahıs tarafından düzenlendiğinin 24.10.2013 tarihli belge ile de sabit olduğunu, çek düzenleme tarihinde Kahraman Binici'nin şirketin yetkilisi olduğunu, müvekkili alacağına karşılık verilen çeklerin davalı tarafından ödenmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının takip konusu çekin ileri tarihli olarak şirketi temsile yetkili şahıs tarafından düzenlendiğini ispat edemediği, gerek çek tarihi itibariyle çekin davalı şirket yetkilisince imzalanmamış olması, gerek takip ile sıkı sıkıya bağlı işbu itirazın iptali davasında 26.10.2013 tarihli belge içeriğinin takip konusu çek vasfını yitirmiş belgeye dayalı bir alacağın varlığını ispatlamaya yeterli bulunmaması ve gerekse de takip konusu çekin davalı defterlerinde kayıtlı bulunan çekler arasında yer almaması karşısında, mahkemenin davanın ispatlanamadığından reddi kararı sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf dilekçesinin esastan reddine karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleri ile temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senedine dayanan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/984515300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz