Marka hükümsüzlüğü | Sicilden terkin
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3013 E. 2023/6757 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kazanç kaybı↗ ticari defter incelemesi↗ sicilden terkin↗ ticaret unvanı↗ kamu düzeni↗ hak düşürücü süre↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr kaybı↗ kâr dağıtımı↗ maddi ve manevi tazminat↗ ticari defter↗ esastan ret↗ terkin↗ maddi tazminat↗ ilan↗ eksik inceleme↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ dahili dava↗ avans faizi↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2016/215 E. - 2018/72 K.
Taraflar arasındaki asıl davada markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat, karşı davada ise markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı/karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı/karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Davacı/karşı davalı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 14.02.1990 tarihinde "HAŞEMA" ibareli markasını tescil ettirdiğini, davalı/karşı davacının bu marka ile tesettürlü mayo satıp, tanıtım ve reklamını yaparak markayı haksız ve kötü niyetli olarak kullandığını, sattığı ürünlerin aşırı kalitesiz olduğunu tespit ettiklerini, bu kalitesiz ürünü sanki "HAŞEMA" markasının ürünüymüş gibi satarak tüketiciler nezdindeki müvekkilinin itibarına zarar verdiğini, haksız ve kötü niyetli kullanım sonrasında davacı/karşı davalı şirketin cirosunda %50'lik bir azalma meydana geldiğini belirterek markanın haksız kullanıldığının tespiti ve ihlalin önlenmesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL kazanç kaybı tazminatı, 100,00 TL haksız kar kazancı ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek faiziyle davalıdan tahsilini, hükmün ilan edilmesini talep etmiştir.
2.Davalı/karşı davacı karşı dava dilekçesinde özetle; arapça HŞM kökünden gelen ve sözlük anlamı "dini kurallar uyarınca erkeğin dizden bele kadar olan kısmım örten giysi" olan HAŞEMA kelimesinin ürünün adı olması nedeni ile 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendi gereği marka olarak tescil edilemeyeceğini belirterek markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı/karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; sattığı ürünlerin markasının "HAŞEMA" olmaması ve ürün etiketinde "tesettürlü mayo" yazması dolayısıyla markanın haksız kullanılmasının söz konusu olmadığını, yalnızca ürün tanıtımında HAŞEMA kelimesinin giysi türü olarak kullanıldığını ve amacının vasıf bildirmek olduğunu, haşemanın bir giysi türü olduğunu, sözlük anlamının "dini kurallar uyarınca erkeğin dizden bele kadar olan kısmını örten giysi" olması sebebiyle sektörde herkes tarafından kullanılan vasıf bildirici bir kelime olduğunu, bu kelimenin tek bir firmanın tekeline bırakılamayacağını, tazminat olarak hem kazanç kaybı hem de irketin elde ettiği kazancın birlikte talep edilemeyeceğini, bunlardan birinin seçilmesi gerektiğini, davacı/karşı davalı markasının tanınmış marka olmaması ve dava konusu markanın kötü ya da uygun olmayan şekilde kullanılması söz konusu olmadığı için itibar tazminatı şartlarının oluşmadığını ve talep edilen tazminatın fahiş miktarda olduğunu, davacı/karşı davalı ticari defterlerinin incelenerek elde edilen gelirde düşme olmadığının tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Sözlükte haşema kelimesinin karşılığının olmadığını, bu kelimenin kendileri tarafından üretilen ve açılımı ''Hakiki Şeriat Mayosu'' olan, dolayısıyla vasıf bildiren bir kelime değil kendileri tarafından oluşturulan bir marka olduğunu, davalı/karşı davacı tarafından ürünün erkek giysisi olduğu iddia edilmesine rağmen ürünlerin yaklaşık %85 inin kadınlara yönelik %15 inin ise erkeklere yönelik olduğunu belirterek karşı davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının HAŞEMA ibareli markası ile davalı ticaret unvanını markasal kullanımının karıştırılma ihtimali de dahil olmak üzere iltibasa neden olabileceği, davacının tescilli marka hakkına tecavüz oluşturabileceği, davacının markasının hükümsüzlük ve sicilden terkin şartlarının oluşmadığı, davalı tarafın ticari defterlerinin sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, yapılan incelemelerde dava konusu markanın, bayan tesettür mayosu ürünlerinde kullanıldığı, dava konusu ürünlerin dava dışı ... Tek. İnş. Taah. Gıda Sem. İth. ve İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. ünvanlı şirketten satın alındığı, davalının 2015 ve 2016 yılında toplam 43.510 adet ürün satışından 20.114,79 TL faaliyet kârı elde ettiği gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulü ile davalının ''HAŞEMA'' ibaresinin markasal kullanımı ile davacı marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesine, davacı yanın yoksun kaldığı kazanca ilişkin hesap edilen 20.114,79 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya dayanak HAŞEMA markasının tanınmış marka olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi heyetinde tekstil sektöründe uzman bir bilirkişi bulunmadığı da göz önünde bulundurulduğunda, herhangi bir delil sunulmadan, markanın tanınmışlığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkil şirketin mağaza raflarındaki kullanımı da incelendiğinde, satılan giysinin türü olarak haşema ifadesine yer verildiğinin açıkça anlaşıldığını, markası kullanım olmadığını, ürünün market tanıtımı sırasında ürünün cinsini bildirmek amacıyla kullanıldığını, ürün etiketinde “tesettür mayo” ibaresinin kullanıldığını, dava konusu markanın tescil kapsamı incelendiğinde, kadın mayo, erkek mayo olarak bir ayrımın yapılmadığını, müvekkili şirketin bu kelimeyi kullandığı ürünlerin “kadın tesettür mayoları” olmasının dikkate alınmasının gerekçesinin anlaşılamadığını, bilirkişi heyetine, özellikle “mayo” sektöründe faaliyette bulunan bir bilirkişinin eklenerek inceleme yapılması talep edilmişse de, mahkemece bu taleplerinin yerinde görülmediğini, gerekçeli karardaki 5 yıllık hak düşürücü sürenin mevzuattaki mutlak red sebeplerine ilişkin olmadığını, kamu düzenine aykırı olduğu iddia edilen bir marka için açılan hükümsüzlük davasında hak düşürücü süre bulunmadığını, kararda, dava konusu markanın jenerik ad haline geldiğinde ilişkin iddialarının incelenmediğini, markanın, kullanıldığı mal veya hizmetle aynı türden mal ve hizmetlerin tümü için cins adı olarak yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandığında, yaygın ad (jenerik ad) haline geldiğini, bu konuda inceleme yapılabilmesi için, bilirkişi heyetinde tekstil (mayo/tesettür mayo)sektöründe faaliyet gösteren bir bilirkişinin bulunması gerektiğini, dava dilekçesinde “2016 haziran döneminden başlamak üzere tüm yaz sezonu boyunca, davalı şirketin tüm şubelerinde satışı yapılan, tesettür mayo ürünlerinin HAŞEMA markalı ürünlermiş gibi satıldığı öğrenilmiştir.” şeklindeki ifadeden işbu dava konusunun 2016 yılına ilişkin satışlar olduğu anlaşıldığını, davacının 2015 yılına ilişkin herhangi bir talebi olmadığı halde, 2015 yılına ilişkin yapılan hesaplamanın tazminat tutarına dahil edilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda kar marjının yanlış hesaplandığını, kar marjını belirlemek için faaliyet karı/net satışlar oranının kullanılması gerektiğini, brüt oranı kullanıldığını, bu sebeplerle asıl davanın reddi, karşı davanın kabulüne karar verilmesi için kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markalarında yer alan ürünler ile davalı piyasaya sunduğu ürünlerin etiketlerinde "HAŞEMA" markasının bulunduğu, piyasa anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap etmeleri, benzer ihtiyaçları gidermede kullanılmaları, son kullanıcıları, birbiri yerine ikame edilebilme ile rekabet etme olanaklarının bulunması, kullanım amaçları, birinin diğerini tamamlama imkanının olması, dağıtım kanallarının ortak bulunması, kullanım yöntemleri ve hedeflenen halk kesimleri nazara alındığında aynı tür olarak nitelendirilmelerinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, yapılan maddi tazminat hesabında da hata bulunmadığı gerekçesi ile davalı/karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı/karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya dayanak HAŞEMA markasının tanınmış marka olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi heyetinde tekstil sektöründe uzman bir bilirkişi bulunmadığı da göz önünde bulundurulduğunda, herhangi bir delil sunulmadan, markanın tanınmışlığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, ''HAŞEMA'' kelimesinin ürünün türü ile özdeşleştiğini bu nedenle tüketici zihninde markayı değil ürünün kendisini hatırlattığını, müvekkil şirketin mağaza raflarındaki kullanımı da incelendiğinde, satılan giysinin türü olarak haşema ifadesine yer verildiğinin açıkça anlaşıldığını, markası kullanım olmadığını, ürünün market tanıtımı sırasında ürünün cinsini bildirmek amacıyla kullanıldığını, ürün etiketinde “tesettür mayo” ibaresinin kullanıldığını, dava konusu markanın tescil kapsamı incelendiğinde, kadın mayo, erkek mayo olarak bir ayrımın yapılmadığını, müvekkili şirketin bu kelimeyi kullandığı ürünlerin “kadın tesettür mayoları” olmasının dikkate alınmasının gerekçesinin anlaşılamadığını, bilirkişi heyetine, özellikle “mayo” sektöründe faaliyette bulunan bir bilirkişinin eklenerek inceleme yapılması talep edilmişse de, mahkemece bu taleplerinin yerinde görülmediğini, dava dilekçesinde “2016 haziran döneminden başlamak üzere tüm yaz sezonu boyunca, davalı şirketin tüm şubelerinde satışı yapılan, tesettür mayo ürünlerinin HAŞEMA markalı ürünlermiş gibi satıldığı öğrenilmiştir.” şeklindeki ifadeden işbu dava konusunun 2016 yılına ilişkin satışlar olduğu anlaşıldığını, davacının 2015 yılına ilişkin herhangi bir talebi olmadığı halde, 2015 yılına ilişkin yapılan hesaplamanın tazminat tutarına dahil edilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda kar marjının yanlış hesaplandığını, kar marjını belirlemek için faaliyet karı/net satışlar oranının kullanılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada davacı/karşı davalının markasına tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat, karşı davada ise markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesinin 4 üncü fıkrası, 7 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendi, 42 inci maddesinin 1 inci fıkrasının a bendi, 66 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
Davacı/karşı davalı dava dilekçesinde, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 66 ıncı maddesi uyarınca davalı/karşı davacının elde ettiği kazanca göre maddi tazminat talebinde bulunurken, davalı/karşı davacının dava konusu markayı 2016 yılı yaz sezonundan itibaren kullanmak suretiyle markaya tecavüz fiilini işlediğini beyan etmiş, maddi manevi tazminat talebini bu döneme göre talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı/karşı davalının talebi dışında 2015 yılına ilişkin satışlar, kazanç ve karda nazara alınarak hesaplama yapılmıştır. Ayrıca davalı/karşı davacının sattığı ürünler üzerinde "HAŞEMA" markası bulunması nedeniyle, bu ürünlerden elde ettiği kara, markaya tecavüz niteliğinde eyleminin ve "HAŞEMA" markasının oransal etkisi de değerlendirilerek davacının maddi tazminat miktarının belirlenmesi Bilirkişi raporu bu nedenlerle talebi aşan ve eksik incelemeye dayalı olup aralarında tekstil bilirkişinin ve mali hesaplardan anlayan bilirkişinin de bulunduğu üç kişilik heyetten belirtilen esaslara göre rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekdiğinden Hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/800 E. 2013/1129 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · maddi ve manevi tazminat · ilan
İncelediğiniz kararda… 50'lik bir azalma meydana geldiğini belirterek markanın haksız kullanıldığının tespiti ve ihlalin önlenmesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL «kazanç kaybı» tazminatı, 100,00 TL haksız kar kazancı ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek faiziyle davalıdan tahsilini, hükmün «ilan» edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının HAŞEMA ibareli markası ile davalı «ticaret unvanını» markasal kullanımının karıştırılma ihtimali de «dahil» olmak üzere «iltibasa» neden olabileceği, davacının tescilli «marka hakkına tecavüz» oluşturabileceği, davacının markasının hükümsüzlük ve «sicilden terkin» şartlarının oluşmadığı, davalı tarafın «ticari defterlerinin» sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, yapılan incelemelerde dava konusu markanın, bayan tesettür mayosu ürünlerinde kullanıldığı, dava konusu ürünlerin dava …
… et ürün satışından 20.114,79 TL faaliyet kârı elde ettiği gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulü ile davalının ''HAŞEMA'' ibaresinin markasal kullanımı ile davacı «marka hakkına tecavüzün» tespiti ve önlenmesine, davacı yanın yoksun kaldığı kazanca ilişkin hesap edilen 20.114,79 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… fının sektörde birçok firma tarafından tescilsiz olarak kullanılmasının anonim kullanım olarak sayılamayacağı, hükümsüz kılınmayan davacı markasının kullanılmasının «marka hakkına tecavüz» oluşturacağı, davalının davacının marka tescilinden önce dava konusu markayı kullanarak bir sınai hak elde ettiğinin ispat edilemediği, yarım yüzlü kadın figürünün dava dışı bir ... şirketine ait olduğu yönündeki tespitin de, davacının tescilli markasının davalı tarafından kullanılmasını hukuka uygun hale getirmeyeceği, davalının tecavüz yoluyla elde ettiği gelirin 7.956,14 TL olduğu, davacının tescili markasının asli unsuru olan yarım yüzlü kadın figürünün davalı tarafından giysi emtiası ürün etiketlerinde kullanıldığı gerekçesiyle davalının eyleminin 556 sayılı KHK’nin 9 ve 61. maddeleri anlamında marka hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespitine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, önlenmesine, «yediemin» olarak davalıya «teslim» edilen malların etiketlerinin imhasına, takdiren 7.956,14 TL maddi, 2.500 TL manevi tazminatın tahsiline, kararın «ilanına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yediemin · haksız rekabet · teslim
Benzer bu kararda… fının sektörde birçok firma tarafından tescilsiz olarak kullanılmasının anonim kullanım olarak sayılamayacağı, hükümsüz kılınmayan davacı markasının kullanılmasının «marka hakkına tecavüz» oluşturacağı, davalının davacının marka tescilinden önce dava konusu markayı kullanarak bir sınai hak elde ettiğinin ispat edilemediği, yarım yüzlü kadın figürünün dava dışı bir ... şirketine ait olduğu yönündeki tespitin de, davacının tescilli markasının davalı tarafından kullanılmasını hukuka uygun hale getirmeyeceği, davalının tecavüz yoluyla elde ettiği gelirin 7.956,14 TL olduğu, davacının tescili markasının asli unsuru olan yarım yüzlü kadın figürünün davalı tarafından giysi emtiası ürün etiketlerinde kullanıldığı gerekçesiyle davalının eyleminin 556 sayılı KHK’nin 9 ve 61. maddeleri anlamında marka hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespitine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, önlenmesine, «yediemin» olarak davalıya «teslim» edilen malların etiketlerinin imhasına, takdiren 7.956,14 TL maddi, 2.500 TL manevi tazminatın tahsiline, kararın «ilanına» karar verilmiştir.
Dava, markaya tecavüz ve «haksız rekabetin» tespiti, buna bağlı olarak maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3155 E. 2024/5669 K.
Ortak:sicilden terkin · ticaret unvanı · terkin · iltibas
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının HAŞEMA ibareli markası ile davalı «ticaret unvanını» markasal kullanımının karıştırılma ihtimali de «dahil» olmak üzere «iltibasa» neden olabileceği, davacının tescilli «marka hakkına tecavüz» oluşturabileceği, davacının markasının hükümsüzlük ve «sicilden terkin» şartlarının oluşmadığı, davalı tarafın «ticari defterlerinin» sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, yapılan incelemelerde dava konusu markanın, bayan tesettür mayosu ürünlerinde kullanıldığı, dava konusu ürünlerin dava …
Benzer bu kararda… reli tescilli markası arasında dava konusu markanın kapsamında yer alan 44 üncü sınıftaki '' işyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri' açısından «ortalama tüketici» kesimi nazarında görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu 44 üncü sınıftaki ''işyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri' açısından ayırdığı satın alma /yararlanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının "MAYOLINK" ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, bu hizmetler açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı işletme markaları olarak algılanabileceği, taraf markaları arasında bu hizmetlerde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki «iltibas»/karıştırılma/benzerlik şartlarının oluştuğu, 3, 4, 5, 6 ve 9 uncu fıkralar ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesindeki koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, TÜRKPATENT'in 2019-M-4114 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2018/43667 sayılı markanın kapsamında yer alan 44 üncü sınıftaki '' işyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri ''açısından YİDK kararının iptali ile markanın bu hizmetler açısından kısmen hükümsüzlüğüne, «sicilden terkin» edilmesine, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
… ibi olduğunu, davalı şirketin "MAYCLINIK" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının reddedildiğini, müvekkilinin markaları ile dava konusu başvuru arasında «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası şartlarının oluştuğunu, dava konusu başvuru müvekkilinin "mayo" ibareli alan adı ve aynı ibareyi içeren «ticaret unvanı» ile de benzer olduğundan aynı maddenin altıncı fıkrası uyarınca da başvurunun reddinin gerektiğini, davalı şirketin başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürere …
2.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece «iltibas» bulunduğu kabul edilen 44 üncü sınıf hizmetlerin, davacının "MAYOLİNK" ibareli markası kapsamında yer almadığını, davacının bu markası kapsamında bulunan 42 nci sı …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu · ortalama tüketici · ayırt edicilik
Benzer bu kararda… e görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesi bulunduğu, başvuruya yeterli «ayırt edicilik» sağlanmadığı gibi görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacının anılan markası kapsamında yer alan hizmetlerin, 44. sınıfta yer alan ve «uyuşmazlık konusu» olan ''işyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri'' ile benzer olduğu, «iltibas» değerlendirmesinde marka kapsamları esas olduğundan, tarafların fiilen farklı sektörlerde faaliyet göstermelerinin sonuca etkisinin olmadığı, İlk Derece Mahkemesin …
… reli tescilli markası arasında dava konusu markanın kapsamında yer alan 44 üncü sınıftaki '' işyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri' açısından «ortalama tüketici» kesimi nazarında görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu 44 üncü sınıftaki ''işyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri' açısından ayırdığı satın alma /yararlanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının "MAYOLINK" ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, bu hizmetler açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı işletme markaları olarak algılanabileceği, taraf markaları arasında bu hizmetlerde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki «iltibas»/karıştırılma/benzerlik şartlarının oluştuğu, 3, 4, 5, 6 ve 9 uncu fıkralar ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesindeki koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, TÜRKPATENT'in 2019-M-4114 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2018/43667 sayılı markanın kapsamında yer alan 44 üncü sınıftaki '' işyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri ''açısından YİDK kararının iptali ile markanın bu hizmetler açısından kısmen hükümsüzlüğüne, «sicilden terkin» edilmesine, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9969 E. 2010/11610 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müspet zarar
Benzer bu karardaMahkemece davanın kısmen kabulü ile 17.000,00 TL «müspet zararın» davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 20.04.2010 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3013 E. , 2023/6757 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/915 Esas, 2022/423 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2016/215 E. - 2018/72 K.
Taraflar arasındaki asıl davada markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat, karşı davada ise markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı/karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı/karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Davacı/karşı davalı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 14.02.1990 tarihinde "HAŞEMA" ibareli markasını tescil ettirdiğini, davalı/karşı davacının bu marka ile tesettürlü mayo satıp, tanıtım ve reklamını yaparak markayı haksız ve kötü niyetli olarak kullandığını, sattığı ürünlerin aşırı kalitesiz olduğunu tespit ettiklerini, bu kalitesiz ürünü sanki "HAŞEMA" markasının ürünüymüş gibi satarak tüketiciler nezdindeki müvekkilinin itibarına zarar verdiğini, haksız ve kötü niyetli kullanım sonrasında davacı/karşı davalı şirketin cirosunda %50'lik bir azalma meydana geldiğini belirterek markanın haksız kullanıldığının tespiti ve ihlalin önlenmesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL kazanç kaybı tazminatı, 100,00 TL haksız kar kazancı ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek faiziyle davalıdan tahsilini, hükmün ilan edilmesini talep etmiştir.
2.Davalı/karşı davacı karşı dava dilekçesinde özetle; arapça HŞM kökünden gelen ve sözlük anlamı "dini kurallar uyarınca erkeğin dizden bele kadar olan kısmım örten giysi" olan HAŞEMA kelimesinin ürünün adı olması nedeni ile 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendi gereği marka olarak tescil edilemeyeceğini belirterek markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı/karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; sattığı ürünlerin markasının "HAŞEMA" olmaması ve ürün etiketinde "tesettürlü mayo" yazması dolayısıyla markanın haksız kullanılmasının söz konusu olmadığını, yalnızca ürün tanıtımında HAŞEMA kelimesinin giysi türü olarak kullanıldığını ve amacının vasıf bildirmek olduğunu, haşemanın bir giysi türü olduğunu, sözlük anlamının "dini kurallar uyarınca erkeğin dizden bele kadar olan kısmını örten giysi" olması sebebiyle sektörde herkes tarafından kullanılan vasıf bildirici bir kelime olduğunu, bu kelimenin tek bir firmanın tekeline bırakılamayacağını, tazminat olarak hem kazanç kaybı hem de irketin elde ettiği kazancın birlikte talep edilemeyeceğini, bunlardan birinin seçilmesi gerektiğini, davacı/karşı davalı markasının tanınmış marka olmaması ve dava konusu markanın kötü ya da uygun olmayan şekilde kullanılması söz konusu olmadığı için itibar tazminatı şartlarının oluşmadığını ve talep edilen tazminatın fahiş miktarda olduğunu, davacı/karşı davalı ticari defterlerinin incelenerek elde edilen gelirde düşme olmadığının tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Sözlükte haşema kelimesinin karşılığının olmadığını, bu kelimenin kendileri tarafından üretilen ve açılımı ''Hakiki Şeriat Mayosu'' olan, dolayısıyla vasıf bildiren bir kelime değil kendileri tarafından oluşturulan bir marka olduğunu, davalı/karşı davacı tarafından ürünün erkek giysisi olduğu iddia edilmesine rağmen ürünlerin yaklaşık %85 inin kadınlara yönelik %15 inin ise erkeklere yönelik olduğunu belirterek karşı davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının HAŞEMA ibareli markası ile davalı ticaret unvanını markasal kullanımının karıştırılma ihtimali de dahil olmak üzere iltibasa neden olabileceği, davacının tescilli marka hakkına tecavüz oluşturabileceği, davacının markasının hükümsüzlük ve sicilden terkin şartlarının oluşmadığı, davalı tarafın ticari defterlerinin sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, yapılan incelemelerde dava konusu markanın, bayan tesettür mayosu ürünlerinde kullanıldığı, dava konusu ürünlerin dava dışı ... Tek. İnş. Taah. Gıda Sem. İth. ve İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. ünvanlı şirketten satın alındığı, davalının 2015 ve 2016 yılında toplam 43.510 adet ürün satışından 20.114,79 TL faaliyet kârı elde ettiği gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulü ile davalının ''HAŞEMA'' ibaresinin markasal kullanımı ile davacı marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesine, davacı yanın yoksun kaldığı kazanca ilişkin hesap edilen 20.114,79 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya dayanak HAŞEMA markasının tanınmış marka olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi heyetinde tekstil sektöründe uzman bir bilirkişi bulunmadığı da göz önünde bulundurulduğunda, herhangi bir delil sunulmadan, markanın tanınmışlığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkil şirketin mağaza raflarındaki kullanımı da incelendiğinde, satılan giysinin türü olarak haşema ifadesine yer verildiğinin açıkça anlaşıldığını, markası kullanım olmadığını, ürünün market tanıtımı sırasında ürünün cinsini bildirmek amacıyla kullanıldığını, ürün etiketinde “tesettür mayo” ibaresinin kullanıldığını, dava konusu markanın tescil kapsamı incelendiğinde, kadın mayo, erkek mayo olarak bir ayrımın yapılmadığını, müvekkili şirketin bu kelimeyi kullandığı ürünlerin “kadın tesettür mayoları” olmasının dikkate alınmasının gerekçesinin anlaşılamadığını, bilirkişi heyetine, özellikle “mayo” sektöründe faaliyette bulunan bir bilirkişinin eklenerek inceleme yapılması talep edilmişse de, mahkemece bu taleplerinin yerinde görülmediğini, gerekçeli karardaki 5 yıllık hak düşürücü sürenin mevzuattaki mutlak red sebeplerine ilişkin olmadığını, kamu düzenine aykırı olduğu iddia edilen bir marka için açılan hükümsüzlük davasında hak düşürücü süre bulunmadığını, kararda, dava konusu markanın jenerik ad haline geldiğinde ilişkin iddialarının incelenmediğini, markanın, kullanıldığı mal veya hizmetle aynı türden mal ve hizmetlerin tümü için cins adı olarak yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandığında, yaygın ad (jenerik ad) haline geldiğini, bu konuda inceleme yapılabilmesi için, bilirkişi heyetinde tekstil (mayo/tesettür mayo)sektöründe faaliyet gösteren bir bilirkişinin bulunması gerektiğini, dava dilekçesinde “2016 haziran döneminden başlamak üzere tüm yaz sezonu boyunca, davalı şirketin tüm şubelerinde satışı yapılan, tesettür mayo ürünlerinin HAŞEMA markalı ürünlermiş gibi satıldığı öğrenilmiştir.” şeklindeki ifadeden işbu dava konusunun 2016 yılına ilişkin satışlar olduğu anlaşıldığını, davacının 2015 yılına ilişkin herhangi bir talebi olmadığı halde, 2015 yılına ilişkin yapılan hesaplamanın tazminat tutarına dahil edilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda kar marjının yanlış hesaplandığını, kar marjını belirlemek için faaliyet karı/net satışlar oranının kullanılması gerektiğini, brüt oranı kullanıldığını, bu sebeplerle asıl davanın reddi, karşı davanın kabulüne karar verilmesi için kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markalarında yer alan ürünler ile davalı piyasaya sunduğu ürünlerin etiketlerinde "HAŞEMA" markasının bulunduğu, piyasa anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap etmeleri, benzer ihtiyaçları gidermede kullanılmaları, son kullanıcıları, birbiri yerine ikame edilebilme ile rekabet etme olanaklarının bulunması, kullanım amaçları, birinin diğerini tamamlama imkanının olması, dağıtım kanallarının ortak bulunması, kullanım yöntemleri ve hedeflenen halk kesimleri nazara alındığında aynı tür olarak nitelendirilmelerinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, yapılan maddi tazminat hesabında da hata bulunmadığı gerekçesi ile davalı/karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı/karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya dayanak HAŞEMA markasının tanınmış marka olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi heyetinde tekstil sektöründe uzman bir bilirkişi bulunmadığı da göz önünde bulundurulduğunda, herhangi bir delil sunulmadan, markanın tanınmışlığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, ''HAŞEMA'' kelimesinin ürünün türü ile özdeşleştiğini bu nedenle tüketici zihninde markayı değil ürünün kendisini hatırlattığını, müvekkil şirketin mağaza raflarındaki kullanımı da incelendiğinde, satılan giysinin türü olarak haşema ifadesine yer verildiğinin açıkça anlaşıldığını, markası kullanım olmadığını, ürünün market tanıtımı sırasında ürünün cinsini bildirmek amacıyla kullanıldığını, ürün etiketinde “tesettür mayo” ibaresinin kullanıldığını, dava konusu markanın tescil kapsamı incelendiğinde, kadın mayo, erkek mayo olarak bir ayrımın yapılmadığını, müvekkili şirketin bu kelimeyi kullandığı ürünlerin “kadın tesettür mayoları” olmasının dikkate alınmasının gerekçesinin anlaşılamadığını, bilirkişi heyetine, özellikle “mayo” sektöründe faaliyette bulunan bir bilirkişinin eklenerek inceleme yapılması talep edilmişse de, mahkemece bu taleplerinin yerinde görülmediğini, dava dilekçesinde “2016 haziran döneminden başlamak üzere tüm yaz sezonu boyunca, davalı şirketin tüm şubelerinde satışı yapılan, tesettür mayo ürünlerinin HAŞEMA markalı ürünlermiş gibi satıldığı öğrenilmiştir.” şeklindeki ifadeden işbu dava konusunun 2016 yılına ilişkin satışlar olduğu anlaşıldığını, davacının 2015 yılına ilişkin herhangi bir talebi olmadığı halde, 2015 yılına ilişkin yapılan hesaplamanın tazminat tutarına dahil edilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda kar marjının yanlış hesaplandığını, kar marjını belirlemek için faaliyet karı/net satışlar oranının kullanılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada davacı/karşı davalının markasına tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat, karşı davada ise markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesinin 4 üncü fıkrası, 7 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendi, 42 inci maddesinin 1 inci fıkrasının a bendi, 66 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
Davacı/karşı davalı dava dilekçesinde, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 66 ıncı maddesi uyarınca davalı/karşı davacının elde ettiği kazanca göre maddi tazminat talebinde bulunurken, davalı/karşı davacının dava konusu markayı 2016 yılı yaz sezonundan itibaren kullanmak suretiyle markaya tecavüz fiilini işlediğini beyan etmiş, maddi manevi tazminat talebini bu döneme göre talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı/karşı davalının talebi dışında 2015 yılına ilişkin satışlar, kazanç ve karda nazara alınarak hesaplama yapılmıştır. Ayrıca davalı/karşı davacının sattığı ürünler üzerinde "HAŞEMA" markası bulunması nedeniyle, bu ürünlerden elde ettiği kara, markaya tecavüz niteliğinde eyleminin ve "HAŞEMA" markasının oransal etkisi de değerlendirilerek davacının maddi tazminat miktarının belirlenmesi Bilirkişi raporu bu nedenlerle talebi aşan ve eksik incelemeye dayalı olup aralarında tekstil bilirkişinin ve mali hesaplardan anlayan bilirkişinin de bulunduğu üç kişilik heyetten belirtilen esaslara göre rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekdiğinden Hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı karşı davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/984488500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz