Rücuen alacak | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7220 E. 2023/6338 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rücuen alacak↗ rücu hakkı↗ rücuen tahsil↗ malvarlığına ilişkin dava↗ hisse devir sözleşmesi↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ rücu↗ tüzel kişilik↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ istirdat↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin (Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi) 15.11.2018 tarihli ve 2016/957 E., 2018/704 K. sayılı kararıyla sözleşme tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, 24.07.2006 tarihli İDHS'nin 7 nci maddesi gereğince sözleşme öncesi dönemle ilgili davalardan doğan mali yükümlülüklerin Tedaş'a ait olduğu gerekçesiyle davacı tarafından 17.02.2009 tarihinde dava dışı 3 üncü kişiye 129.285,00 TL ödeme yapılmış ise de; rücuen alacak talebine konu olan dava işletme hakkı devir sözleşmesinin imza tarihi olan 24.07.2006 tarihinden önce açılmış olduğundan ve davaya konu kaçak elektrik tüketim ihbarnameleri de 24.07.2006 tarihinden önce düzenlenmiş olduğundan davacının yaptığı ödeme için işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında davalıya rücu hakkı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 129.278,08 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli ve 2019/430 E., 2020/1125 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde reddedilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 13.06.2022 tarih, 2021/357 E., ve 2022/4801 K. sayılı kararıyla "davanın, dava dışı Bayraktar ... Ltd. Şti.’den kaçak elektrik bedeli adı altında haksız yere tahsil edildiği iddia olunan paranın istirdadına ilişkin dava sonucunda Mahkemece istirdadına karar verilen paranın davacı tarafından adı geçen şirkete ödenmesi üzerine, ödenen bu paranın davalı TEDAŞ’tan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu, somut uyuşmazlıkta, Aktaş Elektrik A.Ş. tarafından Bayraktar.. Ltd. Şti.’den kaçak elektrik bedeli olarak tahsil edilen paranın mahkemece istirdadına karar verilmiş olup, hükmolunan paranın hisse devir sözleşmesinden önce 17.02.2009 tarihinde davacı tarafından adı geçen şirkete ödendiği, kaçak elektrik bedelini tahsil eden Aktaş Elektrik A.Ş.'nin daha sonra unvan değişikliği ile AYEDAŞ olduğu, Mahkemece hükmolunan bedelin, tahsilatı yapan AYEDAŞ (Aktaş Elektrik A.Ş) tarafından Mahkeme kararına istinaden ilgilisine iade edildiği, davacı AYEDAŞ’ın, daha önce haksız tahsil ettiği parayı Mahkeme kararına istinaden iade etmiş olmasına göre davacının malvarlığında bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın, 29.05.2013 tarihli sözleşmeden kaynaklandığının kabulünün de mümkün olmadığı, bu hale göre, davacının davalıya rücu koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Aktaş Elektrik A.Ş. tarafından dava dışı Bayraktar.. Ltd. Şti.’nden kaçak elektrik bedeli olarak tahsil edilen paranın Ümraniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/396 E., 2007/541 K. sayılı ilamı ile istirdadına karar verildiği, hükmolunan bedelin hisse devir sözleşmesinin imzalandığı 29.05.2013 tarihinden önce 17.02.2009 tarihinde davacı tarafından dava dışı Bayratkar... Ltd. Şti.'ne ödendiği, kaçak elektrik bedelini tahsil eden davacı Aktaş Elektrik A.Ş.'nin daha sonra unvan değişikliği ile AYEDAŞ olduğu, davaya konu bedelin tahsilatı yapan AYEDAŞ'ın (Aktaş Elektrik A.Ş) anılan Mahkeme kararına istinaden daha önce haksız olarak tahsil ettiği bedeli dava dışı şirkete iade ettiği, bu nedenle davacının malvarlığında bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden ve uyuşmazlığın da 29.05.2013 tarihli hisse devir sözleşmesinden kaynaklandığının kabulü de mümkün olmadığından somut uyuşmazlıkta davacının davalıya rücu koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Aktaş Elektrik A.Ş.'nin daha sonrasında unvan değiştirerek AYEDAŞ olduğuna ilişkin tespitin hatalı olduğunu, müvekkili şirket ile adı geçen şirketin birbiriyle hiç bir ilgisi olmayan tamamen farklı iki ayrı şirket olduğunu, tek ortak noktalarının farklı dönemlerde aynı noktalarda elektrik dağıtım hizmetleri vermeleri olduğunu, dayanak davaya konu kaçak elektrik bedelinin bizzat davalıya yapıldığını, bu durumun davalı tarafından sunulan ödeme belgeleriyle de sabit olduğunu, müvekkilince ödenen tutardan davalının sorumlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rücuen alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ( 6098 sayılı Kanun) 73 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/357 E. 2022/4801 K.
Ortak:rücuen alacak · rücu hakkı · rücuen tahsil · malvarlığına ilişkin dava · hisse devir sözleşmesi · rücu · kâr dağıtımı · istirdat · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaŞti.’den kaçak elektrik bedeli olarak tahsil edilen paranın mahkemece «istirdadına» karar verilmiş olup, hükmolunan paranın «hisse devir sözleşmesinden» önce 17.02.2009 tarihinde davacı tarafından adı geçen şirkete ödendiği, kaçak elektrik bedelini tahsil eden Aktaş Elektrik A.Ş.'nin daha sonra unvan değişikliği ile AYEDAŞ olduğu, Mahkemece hükmolunan bedelin, tahsilatı yapan AYEDAŞ (Aktaş Elektrik A.Ş) tarafından Mahkeme kararına istinaden ilgilisine iade edildiği, davacı AYEDAŞ’ın, daha önce haksız tahsil ettiği parayı Mahkeme kararına istinaden iade etmiş olmasına göre davacının «malvarlığında» bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın, 29.05.2013 tarihli sözleşmeden kaynaklandığının kabulünün de mümkün olmadığı, bu hale göre, davacının davalıya «rücu» koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına …
Asliye Ticaret Mahkemesi) 15.11.2018 tarihli ve 2016/957 E., 2018/704 K. sayılı kararıyla sözleşme tarihinden itibaren 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, 24.07.2006 tarihli İDHS'nin 7 nci maddesi gereğince sözleşme öncesi dönemle ilgili davalardan doğan mali yükümlülüklerin Tedaş'a ait olduğu gerekçesiyle davacı tarafından 17.02.2009 tarihinde dava dışı 3 üncü kişiye 129.285,00 TL ödeme yapılmış ise de; «rücuen alacak» talebine konu olan dava işletme hakkı devir sözleşmesinin imza tarihi olan 24.07.2006 tarihinden önce açılmış olduğundan ve davaya konu kaçak elektrik tüketim ihbarnameleri de 24.07.2006 tarihinden önce düzenlenmiş olduğundan davacının yaptığı ödeme için işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında davalıya «rücu hakkı» olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 129.278,08 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… an AYEDAŞ'ın (Aktaş Elektrik A.Ş) anılan Mahkeme kararına istinaden daha önce haksız olarak tahsil ettiği bedeli dava dışı şirkete iade ettiği, bu nedenle davacının «malvarlığında» bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden ve uyuşmazlığın da 29.05.2013 tarihli «hisse devir sözleşmesinden» kaynaklandığının kabulü de mümkün olmadığından somut uyuşmazlıkta davacının davalıya «rücu» koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme tarihinden itibaren 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, 24/07/2006 tarihli işletme devir hakkı sözleşmesinin 7. maddesi gereğince sözleşme öncesi dönemle ilgili davalardan doğan mali yükümlülüklerin Tedaş'a ait olduğu gerekçesiyle davacı tarafından 17/02/2009 tarihinde dava dışı 3. kişiye 129.285,00 TL ödeme yapılmış ise de; «rücuen alacak» talebine konu olan dava işletme hakkı devir sözleşmesinin imza tarihi olan 24/07/2006 tarihinden önce açılmış olduğundan ve davaya konu kaçak elektrik tüketim ihbarnameleri de 24/07/2006 tarihinden önce düzenlenmiş olduğundan davacının yaptığı ödeme için işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında davalıya «rücu hakkı» olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 129.278,08 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Şti.’den kaçak elektrik bedeli adı altında haksız yere tahsil edildiği iddia olunan paranın «istirdadına» ilişkin dava sonucunda mahkemece istirdadına karar verilen paranın davacı tarafından adı geçen şirkete ödenmesi üzerine, ödenen bu paranın davalı TEDAŞ’tan «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Şti.’den kaçak elektrik bedeli olarak tahsil edilen paranın mahkemece «istirdadına» karar verilmiş olup, hükmolunan para «hisse devir sözleşmesinden» önce 17.02.2009 tarihinde davacı tarafından adı geçen şirkete ödenmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihbar yükümlülüğü · vekalet ücreti takdiri · üçüncü kişi · ihbar · asıl alacak
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'ndeki davanın davacısının da bu sözleşme çerçevesinde «üçüncü kişi» konumunda olduğu İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği tüm bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunduğu, rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın «dağıtım» tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmadığı gibi davanın İHDS'nin imza tarihinden önce TEDAŞ aleyhine açılmış olması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının «ihbar yükümlülüğü» de bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davanın 129.285,00 TL «asıl alacak» üzerinden açıldığı, mahkemece dosya kapsamında bilirkişi raporu alındığı, bilirkişinin raporunda tespit ettiği 129.278,08 TL'nın tahsili yönünde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen reddedilen kısım yönünden davalı lehine «vekalet ücreti takdir» edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.2 maddesi gereğince vekalet ücreti yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 129.278,08 TL’nın ödeme tarihi olan 17/02/2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/746 E. 2023/816 K.
Ortak:rücu hakkı · hisse devir sözleşmesi · kazanılmış hak · rücu · tüzel kişilik · kâr dağıtımı · vekalet ücreti · avans faizi · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi) 15.11.2018 tarihli ve 2016/957 E., 2018/704 K. sayılı kararıyla sözleşme tarihinden itibaren 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, 24.07.2006 tarihli İDHS'nin 7 nci maddesi gereğince sözleşme öncesi dönemle ilgili davalardan doğan mali yükümlülüklerin Tedaş'a ait olduğu gerekçesiyle davacı tarafından 17.02.2009 tarihinde dava dışı 3 üncü kişiye 129.285,00 TL ödeme yapılmış ise de; «rücuen alacak» talebine konu olan dava işletme hakkı devir sözleşmesinin imza tarihi olan 24.07.2006 tarihinden önce açılmış olduğundan ve davaya konu kaçak elektrik tüketim ihbarnameleri de 24.07.2006 tarihinden önce düzenlenmiş olduğundan davacının yaptığı ödeme için işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında davalıya «rücu hakkı» olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 129.278,08 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Şti.’den kaçak elektrik bedeli olarak tahsil edilen paranın mahkemece «istirdadına» karar verilmiş olup, hükmolunan paranın «hisse devir sözleşmesinden» önce 17.02.2009 tarihinde davacı tarafından adı geçen şirkete ödendiği, kaçak elektrik bedelini tahsil eden Aktaş Elektrik A.Ş.'nin daha sonra unvan değişikliği ile AYEDAŞ olduğu, Mahkemece hükmolunan bedelin, tahsilatı yapan AYEDAŞ (Aktaş Elektrik A.Ş) tarafından Mahkeme kararına istinaden ilgilisine iade edildiği, davacı AYEDAŞ’ın, daha önce haksız tahsil ettiği parayı Mahkeme kararına istinaden iade etmiş olmasına göre davacının «malvarlığında» bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın, 29.05.2013 tarihli sözleşmeden kaynaklandığının kabulünün de mümkün olmadığı, bu hale göre, davacının davalıya «rücu» koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına …
… an AYEDAŞ'ın (Aktaş Elektrik A.Ş) anılan Mahkeme kararına istinaden daha önce haksız olarak tahsil ettiği bedeli dava dışı şirkete iade ettiği, bu nedenle davacının «malvarlığında» bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden ve uyuşmazlığın da 29.05.2013 tarihli «hisse devir sözleşmesinden» kaynaklandığının kabulü de mümkün olmadığından somut uyuşmazlıkta davacının davalıya «rücu» koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… lı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 31.07.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
… 10 tarihinde 171.021,48 TL yatırıldığı, davacının söz konusu bedeli taraflar arasındaki İDHS'nin 7.4 maddesi gereğince davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte isteyebileceği, bu çerçevede davacının davasının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 171.021,48 TL'nin 03.03.2010 tarihinden itibaren işley …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zapta karşı tekeffül · abonelik sözleşmesi · nispi vekalet ücreti · tahkikat · ön inceleme duruşması · satış sözleşmesi · zamanaşımı def'i · üçüncü kişi
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 11.03.2020 tarih, 2019/318E. ve 2020/350 K. sayılı kararı ile davalı TEDAŞ'ın usulüne uygun olarak ileri sürdüğü «zamanaşımı def»'inin incelenmesi gerektiği, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6101 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasına göre ödeme iddiası tarihi olan 01.03.2010 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 82 nci maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanamayacağı, bu durumda da 818 sayılı Kanun'un 66ncı maddesine göre dayanak ilama istinaden davacı tarafından 26.09.2008 tarihinde 33.148,88 TL'lik ödemenin o tarihte yürürlükte bulunan kanun uyarınca dava zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu, bu durumda da 26.09.2008 ödeme tarihi ile bu davanın açıldığı 29.12.2016 tarihi arasında zamanaşımı süresi dolduğu, davalı TEDAŞ'ın usulüne uygun zamanaşımı def'i nedeniyle ön «inceleme duruşması» tamamlandıktan sonra «tahkikata» başlamadan önce zamanaşımı def'inin incelenerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken tahkikat aşamasına geçilerek esas yönden yazılı şekilde hüküm kurulmasın …
… eri sürmüş olup, açıkça sözleşme ilişkisine dayandığını, bu durum karşısında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi ve anılan sözleşmedeki «rücu» hükümleri çerçevesinde ele alınması ve «zamanaşımı def»'inin de buna göre 6098 sayılı Kanun'un 146 ncı (mülga 818 sayılı Kanun 125 nci) maddesi uyarınca değerlendirilip işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilme …
… amış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun TEDAŞ'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddelerinde de; «dağıtım» faaliyetinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle «üçüncü kişiler» tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının TEDAŞ olduğunun hükme bağlandığı, somut uyuşmazlıkta davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme İDHS'n …
Asliye Ticaret Mahkemesindeki davanın davacısının da bu sözleşme çerçevesinde «üçüncü kişi» konumunda olup İDHS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra dosyasına ödediği tüm bedeli davalıdan rücuen talep hakkının bulunduğu, dava konusu alacak taraflar arasında imzalanan İDHS'nin dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan «zamanaşımı» süresi 6098 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı, Hisse Satış Sözleşmesinin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22’nci maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümlerinin yer aldığı, anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İDHS'nin öncelikle uygulanacağı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 171.021,48 TL'nin 03.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki «avans faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6131 E. 2021/4878 K.
Ortak:rücuen alacak · rücu hakkı · hisse devir sözleşmesi · rücu · tüzel kişilik · kâr dağıtımı · avans faizi · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi) 15.11.2018 tarihli ve 2016/957 E., 2018/704 K. sayılı kararıyla sözleşme tarihinden itibaren 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, 24.07.2006 tarihli İDHS'nin 7 nci maddesi gereğince sözleşme öncesi dönemle ilgili davalardan doğan mali yükümlülüklerin Tedaş'a ait olduğu gerekçesiyle davacı tarafından 17.02.2009 tarihinde dava dışı 3 üncü kişiye 129.285,00 TL ödeme yapılmış ise de; «rücuen alacak» talebine konu olan dava işletme hakkı devir sözleşmesinin imza tarihi olan 24.07.2006 tarihinden önce açılmış olduğundan ve davaya konu kaçak elektrik tüketim ihbarnameleri de 24.07.2006 tarihinden önce düzenlenmiş olduğundan davacının yaptığı ödeme için işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında davalıya «rücu hakkı» olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 129.278,08 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Şti.’den kaçak elektrik bedeli olarak tahsil edilen paranın mahkemece «istirdadına» karar verilmiş olup, hükmolunan paranın «hisse devir sözleşmesinden» önce 17.02.2009 tarihinde davacı tarafından adı geçen şirkete ödendiği, kaçak elektrik bedelini tahsil eden Aktaş Elektrik A.Ş.'nin daha sonra unvan değişikliği ile AYEDAŞ olduğu, Mahkemece hükmolunan bedelin, tahsilatı yapan AYEDAŞ (Aktaş Elektrik A.Ş) tarafından Mahkeme kararına istinaden ilgilisine iade edildiği, davacı AYEDAŞ’ın, daha önce haksız tahsil ettiği parayı Mahkeme kararına istinaden iade etmiş olmasına göre davacının «malvarlığında» bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın, 29.05.2013 tarihli sözleşmeden kaynaklandığının kabulünün de mümkün olmadığı, bu hale göre, davacının davalıya «rücu» koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına …
… an AYEDAŞ'ın (Aktaş Elektrik A.Ş) anılan Mahkeme kararına istinaden daha önce haksız olarak tahsil ettiği bedeli dava dışı şirkete iade ettiği, bu nedenle davacının «malvarlığında» bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden ve uyuşmazlığın da 29.05.2013 tarihli «hisse devir sözleşmesinden» kaynaklandığının kabulü de mümkün olmadığından somut uyuşmazlıkta davacının davalıya «rücu» koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durum karşısında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi ve anılan sözleşmedeki «rücu» hükümleri çerçevesinde ele alınması ve «zamanaşımı def»'inin de buna göre 6098 sayılı TBK'nın 146. (mülga 818 sayılı Kanun 125.) maddesi uyarınca değerlendirilip işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gere …
… lı Yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile TEDAŞ özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde «dahil» olduğu 20 şirket, Türkiyedeki «dağıtım» bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı TEDAŞ'a ait olmakla birlikte, TEDAŞ'tan ayrı birer «tüzel kişiliğe» sahip olarak faaliyete başlamıştır.
Diğer taraftan 31.07.2013 günlü sözleşmenin 9.4 maddesinde düzenlenen “şirketlerde yapılmış olan her türlü işlemden kaynaklanan borç ve yükümlülüklerden, kayıtlara intikal etmemiş olsa dahi şirketlerin sorumlu olduğu, bu hususlarda alınmış karar ve yapılmış sözleşmelerle ilgili olarak alıcının ve şirketlerin idare ve TEDAŞ'ı ilzam edecek hiçbir başvuru ve «rücu hakkı» bulunmadığı” hükmü de davalının sorumluluğunun olmadığını göstermektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zapta karşı tekeffül · tahkikat · ön inceleme duruşması · satış sözleşmesi · maddi hata · zamanaşımı def'i · def'i · sebepsiz zenginleşme
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davalı TEDAŞ'ın usulüne uygun olarak ileri sürdüğü «zamanaşımı def»'inin incelenmesi gerektiği, 6101 sayılı Kanunun 5/1. maddesine göre ödeme iddiası tarihi olan 01.03.2010 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 66. maddesinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduğu, TBK'nın 6098 sayılı TBK'nın 82. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi uygulanamayacağı, bu durumda da 818 sayılı BK' nın 66. maddesine göre dayanak ilama istinaden davacı tarafından 26.09.2008 tarihinde 33.148,88 TL'lik ödemenin o tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 66. maddesi uyarınca dava zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu, bu durumda da 26.09.2008 ödeme tarihi ile işbu davanın açıldığı 29.12.2016 tarihi arasında zamanaşımı süresi dolduğu, davalı TEDAŞ'ın usulüne uygun zamanaşımı def'i nedeniyle HMK'nın 142. maddesi gereğince ön «inceleme duruşması» tamamlandıktan sonra «tahkikata» başlamadan önce zamanaşımı def'inin incelenerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken tahkikat aşamasına geçilerek esas yönden yazılı şekilde hüküm kurulmasın …
Bu durum karşısında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi ve anılan sözleşmedeki «rücu» hükümleri çerçevesinde ele alınması ve «zamanaşımı def»'inin de buna göre 6098 sayılı TBK'nın 146. (mülga 818 sayılı Kanun 125.) maddesi uyarınca değerlendirilip işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gere …
1- Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde, yer yer, bir başka uyuşmazlığa ilişkin verilen karardan alıntılara rastlanılmış ise de, bu husus esasa etkili olmayıp «maddi hataya» dayalı olmakla bozmayı gerektirmemiştir.
2-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesi ve hisse «satış sözleşmesinden» kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7220 E. , 2023/6338 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Davanın reddi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen rücuen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin Özelleştirme Yüksek Kurulunun 02.04.2004 tarihli 2004/22 sayılı kararı ile özelleştirme kapsamına alınmasından sonra Tedaş'a ait dağıtım sisteminin 20 farklı dağıtım bölgesine ayrıldığını, her bir dağıtım bölgesi için ayrı bir anonim şirketi kurulduğunu, davacı şirketin ayrı bir tüzel kişiliği ve sermayesi olduğu, özelleştirme sürecinin davacı şirketin faaliyet bölgesine ait bütün hisseleri satın alması ile sonuçlandığını, davalı şirket ile 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İDHS) imzalandığını, sözleşme hükümlerine göre sözleşme öncesi döneme ilişkin tüm sorumluluğun davalı Tedaş'a ait olduğunu, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde meydana gelen olay nedeniyle İstanbul Anadolu 13.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/396 E. sayılı dosyasıyla karar verildiği, verilen kararın temyizde onanmak suretiyle kesinleştiğini, müvekkilinin söz konusu karara istinaden icra dosyasına ödeme yaptığını, müvekkilince ödenen tutardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek 129.285,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, davacının davaya dayanak yaptığı ödemeleri ispatlayamadığını ve Tedaş Genel Müdürlüğü'nün dağıtım ve perakende satış lisansı olmadığından bu davaların muhatabı olmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin (Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi) 15.11.2018 tarihli ve 2016/957 E., 2018/704 K. sayılı kararıyla sözleşme tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, 24.07.2006 tarihli İDHS'nin 7 nci maddesi gereğince sözleşme öncesi dönemle ilgili davalardan doğan mali yükümlülüklerin Tedaş'a ait olduğu gerekçesiyle davacı tarafından 17.02.2009 tarihinde dava dışı 3 üncü kişiye 129.285,00 TL ödeme yapılmış ise de; rücuen alacak talebine konu olan dava işletme hakkı devir sözleşmesinin imza tarihi olan 24.07.2006 tarihinden önce açılmış olduğundan ve davaya konu kaçak elektrik tüketim ihbarnameleri de 24.07.2006 tarihinden önce düzenlenmiş olduğundan davacının yaptığı ödeme için işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında davalıya rücu hakkı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 129.278,08 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli ve 2019/430 E., 2020/1125 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde reddedilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 13.06.2022 tarih, 2021/357 E., ve 2022/4801 K. sayılı kararıyla "davanın, dava dışı Bayraktar ... Ltd. Şti.’den kaçak elektrik bedeli adı altında haksız yere tahsil edildiği iddia olunan paranın istirdadına ilişkin dava sonucunda Mahkemece istirdadına karar verilen paranın davacı tarafından adı geçen şirkete ödenmesi üzerine, ödenen bu paranın davalı TEDAŞ’tan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu, somut uyuşmazlıkta, Aktaş Elektrik A.Ş. tarafından Bayraktar.. Ltd. Şti.’den kaçak elektrik bedeli olarak tahsil edilen paranın mahkemece istirdadına karar verilmiş olup, hükmolunan paranın hisse devir sözleşmesinden önce 17.02.2009 tarihinde davacı tarafından adı geçen şirkete ödendiği, kaçak elektrik bedelini tahsil eden Aktaş Elektrik A.Ş.'nin daha sonra unvan değişikliği ile AYEDAŞ olduğu, Mahkemece hükmolunan bedelin, tahsilatı yapan AYEDAŞ (Aktaş Elektrik A.Ş) tarafından Mahkeme kararına istinaden ilgilisine iade edildiği, davacı AYEDAŞ’ın, daha önce haksız tahsil ettiği parayı Mahkeme kararına istinaden iade etmiş olmasına göre davacının malvarlığında bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın, 29.05.2013 tarihli sözleşmeden kaynaklandığının kabulünün de mümkün olmadığı, bu hale göre, davacının davalıya rücu koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Aktaş Elektrik A.Ş. tarafından dava dışı Bayraktar.. Ltd. Şti.’nden kaçak elektrik bedeli olarak tahsil edilen paranın Ümraniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/396 E., 2007/541 K. sayılı ilamı ile istirdadına karar verildiği, hükmolunan bedelin hisse devir sözleşmesinin imzalandığı 29.05.2013 tarihinden önce 17.02.2009 tarihinde davacı tarafından dava dışı Bayratkar... Ltd. Şti.'ne ödendiği, kaçak elektrik bedelini tahsil eden davacı Aktaş Elektrik A.Ş.'nin daha sonra unvan değişikliği ile AYEDAŞ olduğu, davaya konu bedelin tahsilatı yapan AYEDAŞ'ın (Aktaş Elektrik A.Ş) anılan Mahkeme kararına istinaden daha önce haksız olarak tahsil ettiği bedeli dava dışı şirkete iade ettiği, bu nedenle davacının malvarlığında bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden ve uyuşmazlığın da 29.05.2013 tarihli hisse devir sözleşmesinden kaynaklandığının kabulü de mümkün olmadığından somut uyuşmazlıkta davacının davalıya rücu koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Aktaş Elektrik A.Ş.'nin daha sonrasında unvan değiştirerek AYEDAŞ olduğuna ilişkin tespitin hatalı olduğunu, müvekkili şirket ile adı geçen şirketin birbiriyle hiç bir ilgisi olmayan tamamen farklı iki ayrı şirket olduğunu, tek ortak noktalarının farklı dönemlerde aynı noktalarda elektrik dağıtım hizmetleri vermeleri olduğunu, dayanak davaya konu kaçak elektrik bedelinin bizzat davalıya yapıldığını, bu durumun davalı tarafından sunulan ödeme belgeleriyle de sabit olduğunu, müvekkilince ödenen tutardan davalının sorumlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rücuen alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ( 6098 sayılı Kanun) 73 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/982056300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz