6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2632 E. 2023/6279 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
katılma yoluyla istinaf tashih kefalet sözleşmesi butlan başvurma harcı müşterek borçlu müteselsil kefil hakkın kötüye kullanılması vekâlet ücreti maddi hata müteselsil kefil cy/cy şerhi eş rızası kefalet genel kredi sözleşmesi kefil usulden reddi hukuki yarar geçersizlik iflas kredi sözleşmesi taahhütname kötüniyet ilk derece kararının kaldırılması istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 67 · TBK — TBK 584 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dava konusu takibin dayanağını 13.10.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğu, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesinde "...eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da engeç kurulması anında verilmiş olması şarttır" düzenlemesine yer verildiği, buna göre dava konusu kredi sözleşmesinin kefili olan davalının eşinin yazılı rızasının alınması gerektiği halde bu rızanın alınmadığı, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca da davalının asıl borçlu şirketin ortak ya da yöneticisi olmadığı, davalının kefaletinin geçersiz olduğu, davacı bankanın sözleşme kapsamında davalıdan kefalet hükümlerine dayanarak talepte bulunma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının, takibe konu edilen kredilerin tamamına müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, davalının asıl borçlu şirketin diğer kefili olan dava dışı Nuh Andaş Ltd. Şti.'nin ortağı olduğunu, dolayısıyla adı geçen firmaların birbirlerine olan kefaletleri ve davalının her iki firmaya olan kefaleti dikkate alındığında firmaların grup-bağlantılı firmalar olduğunu, davalının eşinin söz konusu kefaletlerden haberinin olmasının mümkün olduğunu, kredi kullandırım tarihinin 13.10.2015, hesabı kat tarihinin 19.12.2016, takip tarihinin 04.01.2017 olduğu dikkate alındığında eş rızası bulunmadığı yönündeki itirazının hakkın kötüye kullanılması olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verildiği halde hüküm kısmında davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmek suretiyle maddi hata yapıldığını, bu hata tashih şerhi ile düzeltilmiş ise de önemine binaen bu hususta istinaf başvurusunda da bulunma gereği görüldüğünü belirtmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi uyarınca eşin kefalet akdine vereceği rızanın kefalet akdi gibi yazılı olması, sorumlu olunacak azami miktar ve tarihini de içermesi ve rızanın kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce ya da en geç sözleşmenin kurulması sırasında alınması gerektiği, şekil noksanı ile sözleşmenin butlanını ileri süren tarafın hakkını kötüye kullanmış olmayacağı, butlanı ileri sürme hakkının kullanılmasının dürüstlük kaidelerine açıkça aykırı bir hale koyan durumların varlığını, butlanın ileri sürülmesini kabul etmeyen diğer tarafın ispatlaması gerektiği, Kanunun aradığı geçerlilik şekil sakatlığının sonradan ileri sürülmesinin başlı başına kötüniyet olarak kabul edilemeyeceği, her somut olayın ayrı irdelenmesi gerektiği, somut olayda davalının dava konusu genel kredi sözleşmesinde kefaleti yönünden eş rızasının bulunmadığı, dolayısıyla kefaletinin kanunun aradığı yasal şartları taşımadığından geçersiz olduğu, dosyadaki bilgilere göre kredinin açılmasının salt davalı kefilin kefaletinin güçlülüğünden kaynaklandığı, anılan kefalet taahhütü olmaması halinde kredinin açılamayacağı ve kredinin kullandırılmasının salt kefilin davranışları ile uyandırdığı kefalete dayalı bulunduğunun ispatlanamadığı, bu durumda davalı kefilin şekil noksanlığını ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılmak vasfında olduğu davacı bankaca açıkça ortaya konulamadığından kefaletin geçersizliğinin kabulü gerektiğinden İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davalı vekilinin istinaf itirazının davanın reddine rağmen davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin olduğu, İlk Derece Mahkemesinin 23.10.2019 tarihli kararının hüküm fıkrasının 5 no.lu bendinin 25.11.2019 tarihli ek karar ile tashih edildiği, tashih şerhinin taraflara tebliğ edildiği ve davacı tarafça tashih şerhine yönelik istinaf yoluna başvurulmaması nedeniyle hükmün 5 no.lu bendinin katılma yoluyla istinaf dilekçesi tarihi itibariyle kesinleştiği, böylelikle davalının istinaf başvurusunda hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan, davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, dava dışı şirket ile imzalanan genel kredi sözleşmesine kefaleti nedeniyle davacı hakkında başlatılan takibe vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Sözleşmenin İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3214 E. 2020/1219 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati Haciz Talebi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8155 E. 2013/11444 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/2632 E.  ,  2023/6279 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı borçlu CEP Grosmarket Per. ve Topt. Hizm. Tic. A.Ş. ile müvekkili arasında imzalanan kredi sözleşmesini davalının müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığını belirterek kredinin geri ödenmemesi üzerine başlatılan takibe davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin asıl borçlu şirketin ortağı yahut yetkilisi olmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesi uyarınca müvekkilinin kefil olabilmesi için eş rızası arandığını, somut olayda müvekkilinin eşinin rızasının olmaması nedeniyle kefaletin geçersiz olduğunu, müvekkili kredi sözleşmesini, dava dışı diğer kefil şirketin ortağı ya da yetkilisi olarak değil şahsen imzaladığından mezkur Kanun'un 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan istinai düzenlemenin somut olayda uygulanamayacağını, sözleşmede kefalet limitinin yer almadığını, kefilin sorumlu olduğu azami miktarın gösterilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dava konusu takibin dayanağını 13.10.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğu, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesinde "...eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da engeç kurulması anında verilmiş olması şarttır" düzenlemesine yer verildiği, buna göre dava konusu kredi sözleşmesinin kefili olan davalının eşinin yazılı rızasının alınması gerektiği halde bu rızanın alınmadığı, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca da davalının asıl borçlu şirketin ortak ya da yöneticisi olmadığı, davalının kefaletinin geçersiz olduğu, davacı bankanın sözleşme kapsamında davalıdan kefalet hükümlerine dayanarak talepte bulunma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının, takibe konu edilen kredilerin tamamına müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, davalının asıl borçlu şirketin diğer kefili olan dava dışı Nuh Andaş Ltd. Şti.'nin ortağı olduğunu, dolayısıyla adı geçen firmaların birbirlerine olan kefaletleri ve davalının her iki firmaya olan kefaleti dikkate alındığında firmaların grup-bağlantılı firmalar olduğunu, davalının eşinin söz konusu kefaletlerden haberinin olmasının mümkün olduğunu, kredi kullandırım tarihinin 13.10.2015, hesabı kat tarihinin 19.12.2016, takip tarihinin 04.01.2017 olduğu dikkate alındığında eş rızası bulunmadığı yönündeki itirazının hakkın kötüye kullanılması olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verildiği halde hüküm kısmında davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmek suretiyle maddi hata yapıldığını, bu hata tashih şerhi ile düzeltilmiş ise de önemine binaen bu hususta istinaf başvurusunda da bulunma gereği görüldüğünü belirtmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi uyarınca eşin kefalet akdine vereceği rızanın kefalet akdi gibi yazılı olması, sorumlu olunacak azami miktar ve tarihini de içermesi ve rızanın kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce ya da en geç sözleşmenin kurulması sırasında alınması gerektiği, şekil noksanı ile sözleşmenin butlanını ileri süren tarafın hakkını kötüye kullanmış olmayacağı, butlanı ileri sürme hakkının kullanılmasının dürüstlük kaidelerine açıkça aykırı bir hale koyan durumların varlığını, butlanın ileri sürülmesini kabul etmeyen diğer tarafın ispatlaması gerektiği, Kanunun aradığı geçerlilik şekil sakatlığının sonradan ileri sürülmesinin başlı başına kötüniyet olarak kabul edilemeyeceği, her somut olayın ayrı irdelenmesi gerektiği, somut olayda davalının dava konusu genel kredi sözleşmesinde kefaleti yönünden eş rızasının bulunmadığı, dolayısıyla kefaletinin kanunun aradığı yasal şartları taşımadığından geçersiz olduğu, dosyadaki bilgilere göre kredinin açılmasının salt davalı kefilin kefaletinin güçlülüğünden kaynaklandığı, anılan kefalet taahhütü olmaması halinde kredinin açılamayacağı ve kredinin kullandırılmasının salt kefilin davranışları ile uyandırdığı kefalete dayalı bulunduğunun ispatlanamadığı, bu durumda davalı kefilin şekil noksanlığını ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılmak vasfında olduğu davacı bankaca açıkça ortaya konulamadığından kefaletin geçersizliğinin kabulü gerektiğinden İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davalı vekilinin istinaf itirazının davanın reddine rağmen davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin olduğu, İlk Derece Mahkemesinin 23.10.2019 tarihli kararının hüküm fıkrasının 5 no.lu bendinin 25.11.2019 tarihli ek karar ile tashih edildiği, tashih şerhinin taraflara tebliğ edildiği ve davacı tarafça tashih şerhine yönelik istinaf yoluna başvurulmaması nedeniyle hükmün 5 no.lu bendinin katılma yoluyla istinaf dilekçesi tarihi itibariyle kesinleştiği, böylelikle davalının istinaf başvurusunda hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan, davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, dava dışı şirket ile imzalanan genel kredi sözleşmesine kefaleti nedeniyle davacı hakkında başlatılan takibe vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacı ...A.O. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde davacı ...A.O.'ya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/982048900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.