Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2239 E. 2023/5945 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
faks talimatı↗ ödeme emrine itiraz↗ imza sirküleri↗ itiraz süresi↗ munzam zarar↗ tahsilat makbuzu↗ eft↗ ticari defter ve kayıtlar↗ şirket zararı↗ ispat yükü↗ sebepsiz zenginleşme↗ istirdat↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının banka şubesindeki Türk Lirası hesabından banka şubesine faks ile gönderilen talimat belgeleriyle toplam 1.388.500 TL ödeme yapıldığı, davacı şirketin 2014 yılı ticari defterlerinde bilirkişi tarafından yapılan incelemede; davacı şirketin ticari defterlerine göre dava konusu edilen 938.500,00 TL tutarındaki 2014 yılı ödemelerinin davacı şirketin ticari defterlerine kayıt edildiği ve bu ödemelerin davacı şirketin ilişkili olduğu ve borcu olduğu kurumlara yapıldığının tespit edildiği, buna göre dava konusu edilen 2014 yılında banka tarafından talimat ile yapılan 938.500,00 TL tutarındaki ödemeler nedeniyle davacı şirketin bir zararının bulunmadığı, 2013 yılı ticari defterlerinin davacı tarafıdan incelemeye sunulmadığı, bu nedenle 2013 yılında yapılan ödemelerin nerelere yapıldığına ilişkin tespit yapılamadığı, 01.06.2008 tarihli ticari müşteri sözleşmesinin 76 ncı maddesinde faks talimatı ile işlem yapılmasının düzenlendiği, buna göre davalı bankanın yaptığı ödemelerden dolayı davacı şirketin herhangi bir zararının bulunmadığından asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiği, birleşen davada davacı banka tarafından davalı şirketin talimatları nedeniyle ödeme yapılmasından dolayı bankanın sorumlu olmadığı, bu nedenle bankanın icra dosyasına yaptığı ödemeyi geri isteyebileceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 1.521.637,80 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleşen davada davalı vekili ve davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;usulsüz işlemlerin yapıldığı dönemde taraflar arasında herhangi bir faks talimatı sözleşmesi bulunmadığını, EFT talimatlarının teyit edildiğine dair de delil bulunmadığını, faks talimatlarının bazılarındaki imzanın kime alt olduğu belli olmadığı gibi bazılarında da firma yetkililerinin imzalarının taklit edildiğini, imzaların, şirket imza sirkülerindeki imzalar ile örtüşüp örtüşmediğine dair bir inceleme dahi yapılmadan temin edilen bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacı her ne kadar istirdat istemiyle dava açmış ise de ödeme emrine itiraz hakkı varken bu hakkını kullanmayarak itiraz süresi içerisinde ödeme gerçekleştirdiğini, bu durumda davacı bankanın bir icra tehdidi altında olmadığını, buna bağlı olarak dava sebepsiz zenginleşmeye dayalı olup ispat yükünün davacı banka üzerinde olduğunu, buna rağmen incelenemeyen defterlerin de banka lehine delil oluşturduğu gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleşen davada mahkemece reddedilen 4.049,79 TL'lik kısım yönünden istinafa başvurulduğunu, müvekkilinin 1.525.687,59 TL'lik tutarı icra dosyasına ödediğini, ancak mahkemece 1.521.637,80 TL'lik tutar yönünden karar verildiğini belirterek birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2014 yılına ait toplam 938.500,00 TL para transferinin davacı şirketin ticari defterlerinde ilgililere yapılan borç ödemesi olarak kayıtlı olduğu, dolayısıyla bu tutarın davacı şirket tarafından kendi defterlerine kaydedilmek suretiyle benimsenmiş olduğu, usülsüz yapıldığı iddia olunan transferlerin davacının bilgi ve onayında bulunduğunun kabulü gerektiği, 2013 yılına ait para transferinin ise 3 işlem ile yapılarak 450.000,00 TL'den ibaret olduğu, bu işlemlerin davacı şirket kayıtlarında mevcut olup olmadığının tespit edilemediği, ancak para transferlerinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olarak gerçekleştirilmiş olması, 03.12.2013 tarihli para transferlerinden birisinin yapıldığı Özgür Akkaya'nın o tarih itibariyle davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olması bir arada değerlendirildiğinde davalı bankanın kusurunun bulunmadığı, özellikle 2014 yılında aynı nitelikli para transferlerinin şirketçe benimsenerek ticari defterlerine kaydedilmiş olması gözetildiğinde sözkonusu para transferlerinin de davacı şirketin bilgisi ve onayı ile yapıldığının kabulü gerektiği, icra dosyasında mevcut banka dekontu ve tahsilat makbuzundan anlaşılacağı üzere bankaca yapılan ödeme tutarının 1.521.637,80 TL olup birleşen davanın bu tutar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı-birleşen davalı vekili ile davalı-birleşen davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı -birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; usulsüz havalelerin yapıldığı döneme ait taraflar arasında düzenlenmiş faks talimat sözleşmesinin bulunmadığını, faks talimatlarındaki imzaların bir kısmının kime ait olduğunun belli olmadığını, bazılarının ise şirket yetkililerinin imzaları taklit edilerek atıldığı, imzaların şirket yetkililerine ait olup olmadığı hususunun bilirkişilerce incelenmediğini, davalı bankanın icra tehdidi altında parayı ödemediğini, takibe itiraz süresi içinde ödeme yaptığını, müvekkilinin zarara uğradığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesine dayalı olarak aşkın (munzam) zararın tazmini; birleşen dava ise icra takibinde ödenen tutarın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca istirdadı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi
3.2004 sayılı Kanunu'nun 72 nci maddesinin yedinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetten Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6572 E. 2015/13907 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · maddi tazminat · husumet
Benzer bu karardaY..'a karşı açılan davada «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Mahkemece, 10.938,79 TL «maddi tazminatın» 02.11.2010 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, diğer davalı A..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2239 E. , 2023/5945 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki asıl davada tazminat ve birleşen davada istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili ve davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı katılma yoluyla birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen birleşen davada kısmi ret kararına konu olan miktar 4.039,79 TL olup, karar tarihi itibariyle bu meblağın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesinde belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında olduğu anlaşılmakla; katılma yoluyla birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan asıl ve birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankanın Aspendos Bulvarı Şubesinde bulunan hesaptaki parasının usulsüz faks talimatları ile 3 üncü kişilere aktarıldığını, bu faks talimatılarındaki imzaların bazılarının kime ait olduğunun dahi belli olmadığını, bazılarının ise firmanın o tarihteki yetkililerinin imzalarının taklit edilmek suretiyle atıldığının anlaşıldığını, davalı bankanın usulsüz işlemleri nedeniyle müvekkili firmanın hesabından toplam 1.388.000 TL çıktığını, bu paranın iadesi için icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine itiraz etmeden 13.08.2015 tarihinde ihtirazi kayıt belirtmeden ödeme yaptığını, davalı bankanın gerek kendisinin ve gerekse çalışanlarının ilgili kanun ve mevzuat hükümlerine uygun davranmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122 nci maddesi gereğince davalının müvekkilinin temerrüt faizini aşan zararını ödemek zorunda olduğunu, banka tarafından belirtilen tutarların müvekkiline ödenmemesi nedeniyle parayı işletemediğini, kredi borcunu da ödeyemeyerek zarara uğradığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine girişilen takip üzerine 11.08.2015 tarihinde dosya borcunun tamamının ödenmek zorunda kalındığını, davalı şirket hesabından yapılan para transferlerinin taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine uygun olarak yapıldığını, sözleşme gereğince müvekkilinin faks talimatındaki imzayı karşılaştırırken makul dikkati göstermekle yükümlü olduğunu, imzaların benzer olması durumunda müvekkilinin sorumluluğunun doğmayacağını, faks talimatları sonrasında telefonla teyit alındığını, takibe konu para transferlerinin davalı şirketin talimatı ve bilgisi dahilinde yapıldığını, takibe konu para transfer talimatlarının gönderildiği şirketler ile davalı şirket arasında organik bağ olduğunu, faks talimatlarının usulsüz olduğu iddiasının kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin basiretli bir tacir gibi davranma yükümlüğüne aykırı davrandığını ileri sürerek icra dosyasına haciz tehdidi altında istirdat ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla yapılan toplam 1.525.687,59 TL ödemenin ödeme tarihi olan 11.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından ihtirazı kayıt koyulmadan ödeme yapıldığı iddiasının yerinde olmadığını, zira dekontta bu yönde ihtirazi kayıt bulunduğunu, davacı şirket hesabından yapılan para transferlerinin taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiğini, teyit alınmadan işlem yapılmadığını, takibe konu para transferlerinin davacı şirketin talimatı ve bilgisi dahilinde yapıldığını, davacının söz konusu transferlerden haberdar olmamasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın yapılan para transferlerinden bir yıl sonra açıldığını, takibe konu para transfer talimatlarının gönderildiği şirketler ile davacı şirket arasında organik bağ olduğunu, bir kısım transferin yapıldığı Ataç firmasının davacı şirketin ve Anteks firmasının da ortağı olduğunu, davacının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlüğüne aykırı davrandığını, davacının iddia ettiği zararı ispatlamakla yükümlü olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; haklı olduğuna inanan bankanın itiraz ederek takibi durdurmak yerine haciz baskısı altında ödeme yaptığını iddia etmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, usulsüz işlemlerin yapıldığı dönemde taraflar arasında faks talimatına ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, hesaplar üzerinden yapılan işlem hareketlerinin incelenmesinde yüklü miktarda paraların hesaba girdiğinin ve akabinde usulsüz EFT talimatları ile 3 üncü kişilere aktarıldığının tespit edildiğini, faks talimatlarının bazılarındaki imzanın kime alt olduğu belli olmadığı gibi bazılarında da firma yetkililerinin imzalarının taklit edildiğini, bankanın basiretli bir tacir gibi davranmayarak usulsüz işlemler yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının banka şubesindeki Türk Lirası hesabından banka şubesine faks ile gönderilen talimat belgeleriyle toplam 1.388.500 TL ödeme yapıldığı, davacı şirketin 2014 yılı ticari defterlerinde bilirkişi tarafından yapılan incelemede; davacı şirketin ticari defterlerine göre dava konusu edilen 938.500,00 TL tutarındaki 2014 yılı ödemelerinin davacı şirketin ticari defterlerine kayıt edildiği ve bu ödemelerin davacı şirketin ilişkili olduğu ve borcu olduğu kurumlara yapıldığının tespit edildiği, buna göre dava konusu edilen 2014 yılında banka tarafından talimat ile yapılan 938.500,00 TL tutarındaki ödemeler nedeniyle davacı şirketin bir zararının bulunmadığı, 2013 yılı ticari defterlerinin davacı tarafıdan incelemeye sunulmadığı, bu nedenle 2013 yılında yapılan ödemelerin nerelere yapıldığına ilişkin tespit yapılamadığı, 01.06.2008 tarihli ticari müşteri sözleşmesinin 76 ncı maddesinde faks talimatı ile işlem yapılmasının düzenlendiği, buna göre davalı bankanın yaptığı ödemelerden dolayı davacı şirketin herhangi bir zararının bulunmadığından asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiği, birleşen davada davacı banka tarafından davalı şirketin talimatları nedeniyle ödeme yapılmasından dolayı bankanın sorumlu olmadığı, bu nedenle bankanın icra dosyasına yaptığı ödemeyi geri isteyebileceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 1.521.637,80 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleşen davada davalı vekili ve davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;usulsüz işlemlerin yapıldığı dönemde taraflar arasında herhangi bir faks talimatı sözleşmesi bulunmadığını, EFT talimatlarının teyit edildiğine dair de delil bulunmadığını, faks talimatlarının bazılarındaki imzanın kime alt olduğu belli olmadığı gibi bazılarında da firma yetkililerinin imzalarının taklit edildiğini, imzaların, şirket imza sirkülerindeki imzalar ile örtüşüp örtüşmediğine dair bir inceleme dahi yapılmadan temin edilen bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacı her ne kadar istirdat istemiyle dava açmış ise de ödeme emrine itiraz hakkı varken bu hakkını kullanmayarak itiraz süresi içerisinde ödeme gerçekleştirdiğini, bu durumda davacı bankanın bir icra tehdidi altında olmadığını, buna bağlı olarak dava sebepsiz zenginleşmeye dayalı olup ispat yükünün davacı banka üzerinde olduğunu, buna rağmen incelenemeyen defterlerin de banka lehine delil oluşturduğu gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleşen davada mahkemece reddedilen 4.049,79 TL'lik kısım yönünden istinafa başvurulduğunu, müvekkilinin 1.525.687,59 TL'lik tutarı icra dosyasına ödediğini, ancak mahkemece 1.521.637,80 TL'lik tutar yönünden karar verildiğini belirterek birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2014 yılına ait toplam 938.500,00 TL para transferinin davacı şirketin ticari defterlerinde ilgililere yapılan borç ödemesi olarak kayıtlı olduğu, dolayısıyla bu tutarın davacı şirket tarafından kendi defterlerine kaydedilmek suretiyle benimsenmiş olduğu, usülsüz yapıldığı iddia olunan transferlerin davacının bilgi ve onayında bulunduğunun kabulü gerektiği, 2013 yılına ait para transferinin ise 3 işlem ile yapılarak 450.000,00 TL'den ibaret olduğu, bu işlemlerin davacı şirket kayıtlarında mevcut olup olmadığının tespit edilemediği, ancak para transferlerinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olarak gerçekleştirilmiş olması, 03.12.2013 tarihli para transferlerinden birisinin yapıldığı Özgür Akkaya'nın o tarih itibariyle davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olması bir arada değerlendirildiğinde davalı bankanın kusurunun bulunmadığı, özellikle 2014 yılında aynı nitelikli para transferlerinin şirketçe benimsenerek ticari defterlerine kaydedilmiş olması gözetildiğinde sözkonusu para transferlerinin de davacı şirketin bilgisi ve onayı ile yapıldığının kabulü gerektiği, icra dosyasında mevcut banka dekontu ve tahsilat makbuzundan anlaşılacağı üzere bankaca yapılan ödeme tutarının 1.521.637,80 TL olup birleşen davanın bu tutar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı-birleşen davalı vekili ile davalı-birleşen davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı -birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; usulsüz havalelerin yapıldığı döneme ait taraflar arasında düzenlenmiş faks talimat sözleşmesinin bulunmadığını, faks talimatlarındaki imzaların bir kısmının kime ait olduğunun belli olmadığını, bazılarının ise şirket yetkililerinin imzaları taklit edilerek atıldığı, imzaların şirket yetkililerine ait olup olmadığı hususunun bilirkişilerce incelenmediğini, davalı bankanın icra tehdidi altında parayı ödemediğini, takibe itiraz süresi içinde ödeme yaptığını, müvekkilinin zarara uğradığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesine dayalı olarak aşkın (munzam) zararın tazmini; birleşen dava ise icra takibinde ödenen tutarın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca istirdadı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi
3.2004 sayılı Kanunu'nun 72 nci maddesinin yedinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Katılma yolu ile birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2.Temyiz olunan asıl ve birleşen davaya yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde birleşen davada davacıya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz asıl davada davacı-birleşen davada davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/982024300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz