Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6658 E. 2023/6272 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '6 yıl', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limit artırım sözleşmesi↗ açığa imza↗ bilirkişi raporları arasında çelişki↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ ikrar↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ hak düşürücü süre↗ kefil↗ istirdat↗ ıslah↗ kredi sözleşmesi↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 30.04.2013 tarih ve 2011/708 E., 2013/243 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin (Kapatılan) 22.03.2016 tarih, 2015/18443 E. ve 2016/5135 K. sayılı ilamı ile araştırma yapılması gereğine işaret edilerek hüküm bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 15.11.2018 tarih ve 2016/736 E, 2018/641 K sayılı kararı ile; açığa imza atan davacının bunun sonuçlarına katlanması gerektiği, davacı kefilin 20.000,00 TL limitle sorumlu olduğu kredi sözleşmesinin de bulunduğu dikkate alınarak bu sözleşme nedeni ile kredi kullandırılmış olduğundan, davacının bu limitle sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 01.06.2021 tarih ve 2021/3069 E., 2021/4632 K. sayılı ilamı ile; mahkemece alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacına yönelik olarak bankacılık konusunda uzman yeni bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden banka kayıt ve defterleri üzerinde yerinde inceleme yaptırılıp, icra takibine konu kredi borcunun hangi sözleşmeye dayalı olarak kullandırıldığı tespit edildikten sonra dosya içerisinde davacı kefilin 20.000,00 TL limitle sorumlu olduğu kredi sözleşmesinin de bulunduğu dikkate alınarak, bu sözleşme nedeni ile kredi kullandırılmış ise davacının bu limitle sorumlu olacağı göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmadan yetersiz ve bankacılık konusunda uzman olmayan mali müşavir bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme ile karar verilmesi gereğine işaret edilerek hüküm bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 12.05.2022 tarih, 2021/532 E. ve 2022/332 K. sayılı kararı ile; icra takibine dayanak yapılan 142/1 sayılı ve 25.02.2005 tarihli kredinin 10.000,00 TL limitli olduğunun bilirkişi marifeti ile tespit edildiği, 142-2 numaralı ve 25.03.2005 tarihli kredinin ise 30.000,00 TL limitli olduğu, anılan sözleşmelerde davacının imzasının ve kefaletinin bulunmadığı, davacı tarafından 08.12.2005 tarihinde 20.000,00 TL ödeme yapıldığı, davacının ilgili sözleşmeler kapsamında kefaletinin bulunmaması nedeni ile bedeli davalıdan talep edebileceği anlaşılmakla, taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile ıslah beyanları doğrultusunda 11.152,90 TL alacağın 08.12.2005 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının kefil olarak imzasının alınmasından bir gün sonra krediyi kullandırması ortada başka bir sözleşmenin olduğu anlamına gelmeyeceğini, davacının imzasının bulunmadığı 25.03.2005 tarihli ve 142-2 sayılı sözleşmenin ise asıl sözleşmeden bir ay sonra imzalanan limit artırım sözleşmesi olduğunu, dolayısıyla davacının kredideki miktardan sorumlu olmayacağı sonucunun çıkmayacağını, bilirkişi heyeti raporunda sözleşmelerin limit artırım sözleşmesi olduklarının irdelenmediğini, bunların ayrı değerlendirilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının kefili olmadığını iddia ettiği kredi sözleşmesine istinaden başlatılan icra takibi nedeni ile fazladan aktarılan paranın iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484 üncü maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3069 E. 2021/4632 K.
Ortak:açığa imza · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi · eksik inceleme · e-defter · Alacak
İncelediğiniz karardaİkinci Bozma Kararı Dairemizin 01.06.2021 tarih ve 2021/3069 E., 2021/4632 K. sayılı ilamı ile; mahkemece alınan «bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin» giderilmesi amacına yönelik olarak bankacılık konusunda uzman yeni bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden banka kayıt ve «defterleri» üzerinde yerinde inceleme yaptırılıp, icra takibine konu kredi borcunun hangi sözleşmeye dayalı olarak kullandırıldığı tespit edildikten sonra dosya içerisinde davacı «kefilin» 20.000,00 TL limitle sorumlu olduğu «kredi sözleşmesinin» de bulunduğu dikkate alınarak, bu sözleşme nedeni ile kredi kullandırılmış ise davacının bu limitle sorumlu olacağı göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmadan yetersiz ve bankacılık konusunda uzman olmayan mali müşavir bilirkişi raporuna dayalı olarak «eksik inceleme» ile karar verilmesi gereğine işaret edilerek hüküm bozulmuştur.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 15.11.2018 tarih ve 2016/736 E, 2018/641 K sayılı kararı ile; «açığa imza» atan davacının bunun sonuçlarına katlanması gerektiği, davacı «kefilin» 20.000,00 TL limitle sorumlu olduğu «kredi sözleşmesinin» de bulunduğu dikkate alınarak bu sözleşme nedeni ile kredi kullandırılmış olduğundan, davacının bu limitle sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar veril …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının «kefili» olmadığını iddia ettiği «kredi sözleşmesine» istinaden başlatılan icra takibi nedeni ile fazladan aktarılan paranın iadesi istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… e bozmaya uyularak yapılan yargılamada, mahkemece benimsenen 06.10.2017 tarihli kök ve 01.10.2018 tarihli ek rapora göre, kapağında 24.02.2005 tarihli, ancak imzalı «bölümde» 25.02.2005 tarihi yazılan 142-1 sözleşme numaralı, 20.000.- TL meblağlı «kredi sözleşmesi» incelendiğinde, bu sözleşmede davacı şirketin «kefaletinin» bulunduğu, «genel kredi sözleşmesi» gereğince kullandırılan kredi borcunun ödenmediği, davacı «kefilin» bu borcu «kefalet limiti» ve kendi «temerrüdünün» hukuki sonuçları çerçevesinde ödemekle sorumlu olduğu, davacının «açığa imza» atıldığı ve sözleşmenin sonradan doldurulduğuna ilişkin iddialarının kanıtlanamadığı, davacı kefilin 20.000.- TL limitle sorumlu olduğu kredi sözleşmesine istinade …
Mahkemece iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için bankacılık konusunda uzman yeni bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden banka kayıt ve «defterleri» üzerinde yerinde inceleme yaptırılıp, icra takibine konu kredi borcunun hangi «kredi sözleşmesine» dayalı olarak kullandırıldığı tespit edildikten sonra, dosya içerisinde davacı «kefilin» 20.000.- TL limitle sorumlu olduğu kredi sözleşmesinin de bulunduğu dikkate alınarak, bu sözleşme nedeniyle kredi kullandırılmış ise, davacının bu limitle sorumlu olacağı gözönüne alınarak karar verilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmadan, yetersiz ve bankacılık konusunda uzman olmayan mali müşavir bilirkişi raporuna dayalı olarak «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kefalet limiti · iş bölümü · havale · temerrüt
Benzer bu kararda… e bozmaya uyularak yapılan yargılamada, mahkemece benimsenen 06.10.2017 tarihli kök ve 01.10.2018 tarihli ek rapora göre, kapağında 24.02.2005 tarihli, ancak imzalı «bölümde» 25.02.2005 tarihi yazılan 142-1 sözleşme numaralı, 20.000.- TL meblağlı «kredi sözleşmesi» incelendiğinde, bu sözleşmede davacı şirketin «kefaletinin» bulunduğu, «genel kredi sözleşmesi» gereğince kullandırılan kredi borcunun ödenmediği, davacı «kefilin» bu borcu «kefalet limiti» ve kendi «temerrüdünün» hukuki sonuçları çerçevesinde ödemekle sorumlu olduğu, davacının «açığa imza» atıldığı ve sözleşmenin sonradan doldurulduğuna ilişkin iddialarının kanıtlanamadığı, davacı kefilin 20.000.- TL limitle sorumlu olduğu kredi sözleşmesine istinade …
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen bozmanın gereklerinin yerine getirilmediği, bozmadan sonra alınan 27.12.2016 «havale» tarihli bilirkişi raporu ile 05.10.2017 havale tarihli bilirkişi raporu ve 01.10.2018 havale tarihli ek rapor sonuç itibariyle birbirlerine ters mahiyettedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6658 E. , 2023/6272 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... ile davalı banka arasında imzalanan 25.02.2005 tarihli genel kredi sözleşmesine müvekkili şirketin de kefil olduğunu, adı geçenin 10.000,00 TL kredi kullandığını, 25.03.2005 tarihinde müvekkilinin taraf olmadığı bir kredi arttırımı yapılarak 30.000,00 TL daha kredi kullandırıldığını, kredi borcu ödenmediğinden icra takipleri başlatıldığını, 08.12.2005 tarihinde müvekkilinin davalı banka nezdindeki hesabından sözleşmeye aykırı şekilde 20.000,00 TL'nin icra dosyası alacağına mahsuben kesildiğini, oysaki müvekkilinin sadece 10.000,00 TL için kefil olduğunu, sözleşmenin bir kısmının boş bırakılıp müvekkili şirket yetkilisinin şahsi kefalet kısmına sonradan 20.000.000,00 TL yazıldığını, davacının kaşe ve imzası olan yerde ise hiç rakam yazılmadığını, kredi limiti 20.000,00 TL olan bir başka 25.02.2005 tarihli sözleşmede ise başka gerçek ve tüzel kişilerin imzasının bulunduğunu, kullandırılan kredinin 40.000,00 TL olduğunun yazılı olduğu sözleşmede ise önceki kredi limitinin 10.000,00 TL olduğunun açıkça yazılı olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin 10.000,00 TL için kefil olmasına rağmen fazladan tahsilat yapılması sebebiyle şimdilik 8.000,00 TL'nin 08.12.2005'den itibaren işleyecek en yüksek reeskont avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 11.152,90 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; istirdat davasının ödemeden itibaren 1 (bir) yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiğini, oysaki davanın 6 yıl sonra açıldığını, dava dilekçesinin çelişkilerle dolu olduğunu, başta 10.000,00 TL için kefil olunduğu iddia edilirken, devamında davacı şirketin 20.000,00 TL için kefil olduğunun ikrar edildiğini, 25.02.2005 tarihli kredi sözleşmesine davacı şirket ve yetkilisinin ayrı ayrı 20.000,00 TL üzerinden kefil olduğunu, davacı şirketten 20.000,00 TL tahsilat yapıldığını, kredi limitinden fazla bir tahsilatın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 30.04.2013 tarih ve 2011/708 E., 2013/243 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin (Kapatılan) 22.03.2016 tarih, 2015/18443 E. ve 2016/5135 K. sayılı ilamı ile araştırma yapılması gereğine işaret edilerek hüküm bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 15.11.2018 tarih ve 2016/736 E, 2018/641 K sayılı kararı ile; açığa imza atan davacının bunun sonuçlarına katlanması gerektiği, davacı kefilin 20.000,00 TL limitle sorumlu olduğu kredi sözleşmesinin de bulunduğu dikkate alınarak bu sözleşme nedeni ile kredi kullandırılmış olduğundan, davacının bu limitle sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 01.06.2021 tarih ve 2021/3069 E., 2021/4632 K. sayılı ilamı ile; mahkemece alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacına yönelik olarak bankacılık konusunda uzman yeni bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden banka kayıt ve defterleri üzerinde yerinde inceleme yaptırılıp, icra takibine konu kredi borcunun hangi sözleşmeye dayalı olarak kullandırıldığı tespit edildikten sonra dosya içerisinde davacı kefilin 20.000,00 TL limitle sorumlu olduğu kredi sözleşmesinin de bulunduğu dikkate alınarak, bu sözleşme nedeni ile kredi kullandırılmış ise davacının bu limitle sorumlu olacağı göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmadan yetersiz ve bankacılık konusunda uzman olmayan mali müşavir bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme ile karar verilmesi gereğine işaret edilerek hüküm bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 12.05.2022 tarih, 2021/532 E. ve 2022/332 K. sayılı kararı ile; icra takibine dayanak yapılan 142/1 sayılı ve 25.02.2005 tarihli kredinin 10.000,00 TL limitli olduğunun bilirkişi marifeti ile tespit edildiği, 142-2 numaralı ve 25.03.2005 tarihli kredinin ise 30.000,00 TL limitli olduğu, anılan sözleşmelerde davacının imzasının ve kefaletinin bulunmadığı, davacı tarafından 08.12.2005 tarihinde 20.000,00 TL ödeme yapıldığı, davacının ilgili sözleşmeler kapsamında kefaletinin bulunmaması nedeni ile bedeli davalıdan talep edebileceği anlaşılmakla, taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile ıslah beyanları doğrultusunda 11.152,90 TL alacağın 08.12.2005 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının kefil olarak imzasının alınmasından bir gün sonra krediyi kullandırması ortada başka bir sözleşmenin olduğu anlamına gelmeyeceğini, davacının imzasının bulunmadığı 25.03.2005 tarihli ve 142-2 sayılı sözleşmenin ise asıl sözleşmeden bir ay sonra imzalanan limit artırım sözleşmesi olduğunu, dolayısıyla davacının kredideki miktardan sorumlu olmayacağı sonucunun çıkmayacağını, bilirkişi heyeti raporunda sözleşmelerin limit artırım sözleşmesi olduklarının irdelenmediğini, bunların ayrı değerlendirilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının kefili olmadığını iddia ettiği kredi sözleşmesine istinaden başlatılan icra takibi nedeni ile fazladan aktarılan paranın iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484 üncü maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981969400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz