Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4101 E. 2023/6158 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fesih protokolü↗ bildirim yükümlülüğü↗ faturaya itiraz↗ iade faturası↗ temlik sözleşmesi↗ ibraname↗ alacağın temliki↗ sözleşmeden doğan dava↗ ibra↗ dürüstlük kuralı↗ fesih↗ temlik↗ protokol↗ geçersizlik↗ fatura↗ ihtarname↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ile dava dışı Tiglon A.Ş. arasında 10.11.2008 tarihli bir sözleşme düzenlediği, bu sözleşmenin feshedilmeyip ayakta olduğu ve davalının dava tarihine kadar da bu sözleşmeden doğan borçları için davacıya ödeme yaptığı, işbu sözleşme kapsamında davalı yandan doğmuş ve doğacak alacakların alacağın temliki sözleşmesi ile toplam 15.000.000 TL tutarlı kısım için davacıya temlik edildiği, davacının her iki temliği 26.05.2014 tarihinde davalıya bildirdiği, davalının bu tarihten sonra 02.07.2015 tarihine kadar değişik zamanlarda davacıya 1.330.107,91 TL.ödeme yaptığı, geriye kalan borcun davalı tarafından dava dışı Tiglon AŞ.ye iade faturaları kesilmesi sonucunda sonlandığı, temliğin konusu olan 10.11.2008 tarihli sözleşmenin 4.maddesinde "iade" koşullarının düzenlendiği, davalının bu madde uyarınca düzenlediği iade faturaları ile dava dışı Tiglon AŞ.ye olan borcunu sonlandırdığı, temlikin konusu davalı ile temlik eden Tiglon A.Ş. arasında devam eden sözleşmeden doğan ve doğacak alacaklar olup sözleşme kapsamında bu alacakların temlik sözleşmesine konu edilmesinin iade faturası düzenlenmesine engel teşkil etmeyeceğini, davalının temlikin konusu olan sözleşmeye uygun olarak iade faturası düzenlediği ve Tiglon A.Ş. tarafından da bu faturaların kabul edildiği, davacının Tiglon A.Ş. ile davalı arasındaki sözleşme hükümlerini bilerek alacağı temlik aldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının davalı tarafça düzenlenen iade faturalarına itiraz etmesinin mümkün olmadığı davacının alacak iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, davalının savunmasında bahsetmediği hususa dayanarak ret kararı verdiğini, davalı tarafın 10.11.2008 tarihli sözleşmenin 4. maddesine dayanılarak savunma yapmadığını, mahkemenin gerekçeli kararının kendi içinde çelişkili olduğunu, davalının devir sırasında var olan sebeplere istinaden yaptığı bir savunmasının olmadığını, temliğe konu sözleşmenin şartlarının geçersiz olduğu ya da protokolden kaynaklanan hakların kullanılamayacağına ilişkin beyanlarının olmadığını, 6098 sayılı Kanun 188 nci maddesinin karara dayanak yapılamayacağını, yargılamada davalı tarafın, fesih protokolü ve ibraname başlıklı belgeye istinaden, nezdindeki malları iade ettiğini, temlik eden dava dışı Tiglon firmasının da kendisini ibra ettiği yönündeki beyan ve savunmalarına, temlik borçlusunun temliğin kendisine bildiriminden sonra, temlik alana bilgi vermeden temlik eden ile kendi arasında yapacağı fesih protokolüne istinaden kendisinin ibra edildiğini beyan edemeyeceği, temlik alan lehine bir hak doğduktan sonra kendisinin temlik eden tarafından ibra edildiği itirazının kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz ettiklerini, temlik sözleşmesine konu 10.11.2008 tarihli sözleşmeye istinaden temlik borçlusunun, malları iade etme hakkının düzenlenmiş olmasının ve bu hakkın dürüstlük kuralına uygun olarak kullanılmasının, bu hakkın alacağın temliğinden sonra temlik alana hiçbir şekilde bildirimde bulunulmadan kullanılmasının farklı kavramlar olduğunu, temlik borçlusunun, temlik eden ile arasındaki ticari ilişkide gerçekleşen değişiklikleri temlik alacaklısına bildirim yükümlülüğünün yasadan kaynaklandığını, sözleşmede iade maddesinin bulunmasının, temlik borçlusu davalının müvekkili bankaya bilgi verme yükümlülüğü olmadığı anlamına gelmediğini, temlik alan, temlik eden ile temlik borçlusu arasındaki iç ilişkide ne yapıldığını bilebilecek durumda olmadığından, bildirim yükümlülüğünün, temliğin ihbarından sonra hukuken temlik borçlusuna ait olduğunu, davanın açılmasından önce davalıya defalarca ihtarname gönderildiğini, davalının fesih protokolüne istinaden malları iade ettiğini bildirmediğini, kasıtlı ve kötü niyetli olarak müvekkili bankaya bilgi ve belge vermediğini, yargılama sırasında bu hususun beyan edildiğini, bilirkişilerce düzenlenen raporların, malların gerçekten iade edilip edilmediğini, kesilen faturaların iade fatura olup olmadığını ispatlayacak nitelikte olmadığını, eksik ve hatalı bilirkişi raporlarının hükme esas alınarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın açılmasına sebep olan davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece davalının savunmasında yer almayan vakaların karara dayanak yapılarak davanın reddedildiğini, davalı tarafın davaya cevap dilekçelerinde 10.11.2008 tarihli sözleşmenin 4.maddesinde yer alan iade hükümlerine istinaden bir savunma yapmadığını, 10.11.2008 tarihli sözleşmeye atıf yapmak da dahil hiçbir beyanda bulunulmadığını, gerekçeli kararın kendi içerisinde çelişkili olduğunu, müvekkiline savunma yapma hakkı tanınmadığını, davalının iade faturası kesildiği şeklinde bir iddiasının ve bunu ispatlar şekilde dosyaya sunduğu iade faturaları bulunmadığını, bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 188 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince alacağın temlikinde borçlunun devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebileceğini, ancak davalının devir sırasında var olan sebeplere istinaden yaptığı bir savunma bulunmadığı, alacağın temliğinden önce bir ibranın olmadığını, davalı tarafından kasıtlı ve kötü niyetli olarak müvekkil bankaya bilgi ve belge verilmediğini, davalı firma tarafından davanın açıldığı tarihe kadar hangi sebebe dayanırsa dayansın malların iade edilmeye başlandığının artık nezdinde Tiglon A.Ş. lehine bir hak kalmayacağı ya da kalmadığı şeklinde bildirim ya da itirazda bulunulmadığını, bu şekilde, temlik alacaklısı bankanın temlik eden Tiglon firması ile kendi aralarında yapacakları işlemlerin, müvekkil banka tarafından kontrolünün önüne geçilmeye çalışıldığını, aynı zamanda müvekkil bankanın alacağının tahsil etmesine engel olmak için kendi aralarında bir süreç başlattıklarını, müvekkilinin temlik eden ile temlik borçlusunun kendi aralarında ne yaptıklarına dair bilgi sahibi olmasının kasıtlı olarak önüne geçildiğini, bu sırada davalının uhdesinde Tiglon lehine olan hakların peyder pey azaltılarak dava tarihine kadar sona erdirildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, alacağın temliki sözleşmesi kapsamında davacının, davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8912 E. 2017/6241 K.
Ortak:ibraname · temlik
İncelediğiniz kararda… ın kendi içinde çelişkili olduğunu, davalının devir sırasında var olan sebeplere istinaden yaptığı bir savunmasının olmadığını, temliğe konu sözleşmenin şartlarının «geçersiz» olduğu ya da «protokolden» kaynaklanan hakların kullanılamayacağına ilişkin beyanlarının olmadığını, 6098 sayılı Kanun 188 nci maddesinin karara dayanak yapılamayacağını, yargılamada davalı tarafın, «fesih protokolü» ve «ibraname» başlıklı belgeye istinaden, nezdindeki malları iade ettiğini, «temlik» eden dava dışı Tiglon firmasının da kendisini «ibra» ettiği yönündeki beyan ve savunmalarına, temlik borçlusunun temliğin kendisine bildiriminden sonra, temlik alana bilgi vermeden temlik eden ile kendi arasında yapacağı fesih protokolüne istinaden kendisinin ibra edildiğini beyan edemeyeceği, temlik alan lehine bir hak doğduktan sonra kendisinin temlik eden tarafından ibra edildiği itirazının kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz ettiklerini, «temlik sözleşmesine» konu 10.11.2008 tarihli sözleşmeye istinaden temlik borçlusunun, malları iade etme hakkının düzenlenmiş olmasının ve bu hakkın «dürüstlük kuralına» uygun olarak kullanılmasının, bu hakkın alacağın temliğinden sonra temlik alana hiçbir şekilde bildirimde bulunulmadan kullanılmasının farklı kavramlar olduğunu, temlik borçlusunun, temlik eden ile arasındaki ticari ilişkide gerçekleşen değişiklikleri temlik alacaklısına «bildirim yükümlülüğünün» yasadan kaynaklandığını, sözleşmede iade maddesinin bulunmasının, temlik borçlusu davalının müvekkili bankaya bilgi verme yükümlülüğü olmadığı anlamına gelmediğini, temlik alan, temlik eden ile temlik borçlusu arasındaki iç ilişkide ne yapıldığını bilebilecek durumda olmadığından, bildirim yükümlülüğünün, temliğin ihbarından sonra hukuken temlik borçlusuna ait olduğunu, davanın açılmasından önce davalıya defalarca «ihtarname» gönderildiğini, davalının fesih protokolüne istinaden malları iade ettiğini bildirmediğini, kasıtlı ve kötü niyetli olarak müvekkili bankaya bilgi ve belge vermediğini, yargılama sırasında bu hususun beyan edildiğini, bilirkişilerce düzenlenen raporların, malların gerçekten iade edilip edilmediğini, kesilen faturaların iade «fatura» olup olmadığını ispatlayacak nitelikte olmadığını, eksik ve hatalı bilirkişi raporlarının hükme esas alınarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın açılmasına sebep olan davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın kabulünü istemiştir.
… lı ile dava dışı Tiglon A.Ş. arasında 10.11.2008 tarihli bir sözleşme düzenlediği, bu sözleşmenin feshedilmeyip ayakta olduğu ve davalının dava tarihine kadar da bu «sözleşmeden doğan» borçları için davacıya ödeme yaptığı, işbu sözleşme kapsamında davalı yandan doğmuş ve doğacak alacakların «alacağın temliki sözleşmesi» ile toplam 15.000.000 TL tutarlı kısım için davacıya temlik edildiği, davacının her iki temliği 26.05.2014 tarihinde davalıya bildirdiği, davalının bu tarihten sonra 02.07.2015 tarihine kadar değişik zamanlarda davacıya 1.330.107,91 TL.ödeme yaptığı, geriye kalan borcun davalı tarafından dava dışı Tiglon AŞ.ye «iade faturaları» kesilmesi sonucunda sonlandığı, temliğin konusu olan 10.11.2008 tarihli sözleşmenin 4.maddesinde "iade" koşullarının düzenlendiği, davalının bu madde uyarınca düzenlediği iade faturaları ile dava dışı Tiglon AŞ.ye olan borcunu sonlandırdığı, temlikin konusu davalı ile temlik eden Tiglon A.Ş. arasında devam eden sözleşmeden doğan ve doğacak alacaklar olup sözleşme kapsamında bu alacakların temlik sözleşmesine konu edilmesinin iade faturası düzenlenmesine engel teşkil etmeyeceğini, davalının temlikin konusu olan sözleşmeye uygun olarak iade faturası düzenlediği ve Tiglon A.Ş. tarafından da bu faturaların kabul edildiği, davacının Tiglon A.Ş. ile davalı arasındaki sözleşme hükümlerini bilerek alacağı temlik aldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının davalı tarafça düzenlenen iade «faturalarına itiraz» etmesinin mümkün olmadığı davacının alacak iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… dilekçelerinde 10.11.2008 tarihli sözleşmenin 4.maddesinde yer alan iade hükümlerine istinaden bir savunma yapmadığını, 10.11.2008 tarihli sözleşmeye atıf yapmak da «dahil» hiçbir beyanda bulunulmadığını, gerekçeli kararın kendi içerisinde çelişkili olduğunu, müvekkiline savunma yapma hakkı tanınmadığını, davalının «iade faturası» kesildiği şeklinde bir iddiasının ve bunu ispatlar şekilde dosyaya sunduğu iade faturaları bulunmadığını, bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 188 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince «alacağın temlikinde» borçlunun devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebileceğini, ancak davalının devir sırasında var olan sebeplere istinaden yaptığı bir savunma bulunmadığı, alacağın temliğinden önce bir «ibranın» olmadığını, davalı tarafından kasıtlı ve kötü niyetli olarak müvekkil bankaya bilgi ve belge verilmediğini, davalı firma tarafından davanın açıldığı tarihe kadar hangi «sebebe» dayanırsa dayansın malların iade edilmeye başlandığının artık nezdinde Tiglon A.Ş. lehine bir hak kalmayacağı ya da kalmadığı şeklinde bildirim ya da itirazda bulu …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «ibranamenin» içeriğinde bahsi geçen devir ve temliğin «sigorta sözleşmesi» hükümlerine atıfla sözleşmeye bağlı bir «temlik» olduğunu, alacağın temliğinin kayıtsız şartsız bir alacağı veya olası bir hakkın devrini içermesi gerektiğini, sigorta sözleşmesine göre «taşıyıcının» tüzel kişi olması gerektiği, «teminat» dışı olduğu halde sigortalıya yapılan ödemenin «sigorta poliçesine» bağlı ibranameye dayalı tahsilinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, dava dışı sigortalıya davacı tarafından yapılan ödeme sonucunda verilen ve «temlik» içeren «ibranamenin» sözleşmeye bağlı olması nedeniyle «teminat» dışı olan ödemenin tahsilinin talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda 05.06.2014 tarihli «ibranameye» göre, sigortalı haklarını usulüne uygun olarak davacı ... şirketine «temlik» etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:devir yasağı · alacağın devri · rücuen tazmin · sigorta sözleşmesi · üçüncü kişi · oy yasağı · taşıyıcı · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «ibranamenin» içeriğinde bahsi geçen devir ve temliğin «sigorta sözleşmesi» hükümlerine atıfla sözleşmeye bağlı bir «temlik» olduğunu, alacağın temliğinin kayıtsız şartsız bir alacağı veya olası bir hakkın devrini içermesi gerektiğini, sigorta sözleşmesine göre «taşıyıcının» tüzel kişi olması gerektiği, «teminat» dışı olduğu halde sigortalıya yapılan ödemenin «sigorta poliçesine» bağlı ibranameye dayalı tahsilinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Borçlu, «devir yasağı» içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan «üçüncü kişiye» karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez.”şeklinde düzenlenmiştir.
2-Dava, davacı ... şirketinin sigortalısına ödediği bedelin «rücuen tazmini» istemine ilişkindir.
TBK m.183 gereğince, «alacağın devri» “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3019 E. 2013/3166 K.
Ortak:alacağın temliki · temlik · Alacak
İncelediğiniz kararda… lı ile dava dışı Tiglon A.Ş. arasında 10.11.2008 tarihli bir sözleşme düzenlediği, bu sözleşmenin feshedilmeyip ayakta olduğu ve davalının dava tarihine kadar da bu «sözleşmeden doğan» borçları için davacıya ödeme yaptığı, işbu sözleşme kapsamında davalı yandan doğmuş ve doğacak alacakların «alacağın temliki sözleşmesi» ile toplam 15.000.000 TL tutarlı kısım için davacıya temlik edildiği, davacının her iki temliği 26.05.2014 tarihinde davalıya bildirdiği, davalının bu tarihten sonra 02.07.2015 tarihine kadar değişik zamanlarda davacıya 1.330.107,91 TL.ödeme yaptığı, geriye kalan borcun davalı tarafından dava dışı Tiglon AŞ.ye «iade faturaları» kesilmesi sonucunda sonlandığı, temliğin konusu olan 10.11.2008 tarihli sözleşmenin 4.maddesinde "iade" koşullarının düzenlendiği, davalının bu madde uyarınca düzenlediği iade faturaları ile dava dışı Tiglon AŞ.ye olan borcunu sonlandırdığı, temlikin konusu davalı ile temlik eden Tiglon A.Ş. arasında devam eden sözleşmeden doğan ve doğacak alacaklar olup sözleşme kapsamında bu alacakların temlik sözleşmesine konu edilmesinin iade faturası düzenlenmesine engel teşkil etmeyeceğini, davalının temlikin konusu olan sözleşmeye uygun olarak iade faturası düzenlediği ve Tiglon A.Ş. tarafından da bu faturaların kabul edildiği, davacının Tiglon A.Ş. ile davalı arasındaki sözleşme hükümlerini bilerek alacağı temlik aldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının davalı tarafça düzenlenen iade «faturalarına itiraz» etmesinin mümkün olmadığı davacının alacak iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… dilekçelerinde 10.11.2008 tarihli sözleşmenin 4.maddesinde yer alan iade hükümlerine istinaden bir savunma yapmadığını, 10.11.2008 tarihli sözleşmeye atıf yapmak da «dahil» hiçbir beyanda bulunulmadığını, gerekçeli kararın kendi içerisinde çelişkili olduğunu, müvekkiline savunma yapma hakkı tanınmadığını, davalının «iade faturası» kesildiği şeklinde bir iddiasının ve bunu ispatlar şekilde dosyaya sunduğu iade faturaları bulunmadığını, bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 188 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince «alacağın temlikinde» borçlunun devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebileceğini, ancak davalının devir sırasında var olan sebeplere istinaden yaptığı bir savunma bulunmadığı, alacağın temliğinden önce bir «ibranın» olmadığını, davalı tarafından kasıtlı ve kötü niyetli olarak müvekkil bankaya bilgi ve belge verilmediğini, davalı firma tarafından davanın açıldığı tarihe kadar hangi «sebebe» dayanırsa dayansın malların iade edilmeye başlandığının artık nezdinde Tiglon A.Ş. lehine bir hak kalmayacağı ya da kalmadığı şeklinde bildirim ya da itirazda bulu …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «alacağın temliki sözleşmesi» kapsamında davacının, davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
Benzer bu karardaAncak davalı tarafından dosyaya «ibraz» edilen «temlikname» incelendiğinde, davacının alacak davasında lehine hükmedilecek değerden 200.000,00 TL'sini temlik ettiği, temlik alana davayı takip hak ve yetkisi vermediği ve bu hali ile ancak davacı yararına hüküm verilmesi halinde temlik alanın, temlik miktarınca «alacağı temlik» edenden talep edebileceği anlaşılmaktadır.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davanın devamı sırasında ....04.2008 tarihinde dava konusu alacağın 200.000 TL'lik kısmını ...'na «temlik» ettiği ve davacı yerine temlik alanın geçerek davayı takip etmesi gerekirken temlik alanın davayı takip etmediği davalı vekilinin de mahkememize verdiği dilekçeler ile davanın takip edilmemesi sebebiyle kendilerinin de davaya takip etmediğini bildirerek «işlemden kaldırılmasını» talep etmesi karşısında 06.06.2008 tarihinden itibaren HUMK'nın 409. maddesi uyarınca temlik alanın davayı takip edeceğini bildirerek müracaat da etmediği gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkin olup mahkemece davanın devamı esnasında, davacının alacağını dava dışı üçüncü şahsa «temlik» etmesine rağmen temlik alanın davayı takip etmediği, bu nedenle de temlik aldığı tarihten itibaren davanın müracaata bırakılması gerektiği, temlikten sonra yapılan ilk duruşma olan 06/06/2008 tarihinden itibaren de yasal «yenileme» süresinin geçtiği gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · taşıma sözleşmesi · yenileme · taraf ehliyeti · ibraz
Benzer bu karardaDava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkin olup mahkemece davanın devamı esnasında, davacının alacağını dava dışı üçüncü şahsa «temlik» etmesine rağmen temlik alanın davayı takip etmediği, bu nedenle de temlik aldığı tarihten itibaren davanın müracaata bırakılması gerektiği, temlikten sonra yapılan ilk duruşma olan 06/06/2008 tarihinden itibaren de yasal «yenileme» süresinin geçtiği gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davanın devamı sırasında ....04.2008 tarihinde dava konusu alacağın 200.000 TL'lik kısmını ...'na «temlik» ettiği ve davacı yerine temlik alanın geçerek davayı takip etmesi gerekirken temlik alanın davayı takip etmediği davalı vekilinin de mahkememize verdiği dilekçeler ile davanın takip edilmemesi sebebiyle kendilerinin de davaya takip etmediğini bildirerek «işlemden kaldırılmasını» talep etmesi karşısında 06.06.2008 tarihinden itibaren HUMK'nın 409. maddesi uyarınca temlik alanın davayı takip edeceğini bildirerek müracaat da etmediği gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Ancak davalı tarafından dosyaya «ibraz» edilen «temlikname» incelendiğinde, davacının alacak davasında lehine hükmedilecek değerden 200.000,00 TL'sini temlik ettiği, temlik alana davayı takip hak ve yetkisi vermediği ve bu hali ile ancak davacı yararına hüküm verilmesi halinde temlik alanın, temlik miktarınca «alacağı temlik» edenden talep edebileceği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının temliğe rağmen halen aktif dava «ehliyeti» devam ettiğinden, mahkemece davaya devam edilerek davanın esası hakkında bir hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4101 E. , 2023/6158 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı Tiglon İletişim Sistemleri Tic. A.Ş. arasında 26.09.2013 ve 25.02.2014 tarihli iki adet temlik sözleşmesi düzenlediğini, temlik sözleşmeleri ile Tiglon şirketinin, davalı şirketle imzaladığı 10.11.2008 tarihli sözleşme kapsamında doğmuş ve doğacak alacaklarının müvekkili bankaya gayri kabili rücu olarak devir ve temlik ettiğini, temliklerin davalı şirkete ayrı ayrı 26.05.2014 tarihli ihtarnamelerle bildirildiğini, yapılan bildirimden sonra davalı tarafından müvekkiline bir kısım ödemeler yapıldığını, temlik eden Tiglon firmasının 26.05.2014 tarihi itibariyle davalıdan 4.525.493.99 TL alacaklı olduğunu, ödemeler düşüldükten sonra kalan 3.195.386,08 TL'nin halen müvekkili şirkete ödenmediğini ileri sürerek ödenmeyen 3.195.386.08 TL alacağın avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ve dava dışı temlik eden Tiglon A.Ş. arasında imzalanan temlik sözleşmesi ile temlik eden Tiglon'un müvekkili ile imzalamış olduğu ürün tedarik sözleşmesi kapsamında doğmuş ve doğacak alacaklarının davacıya ifa amacı ile temlik edildiğini, sözleşmenin yine temlik eden ile müvekkili arasında varlığını devam ettirdiğini, yani borcun doğumu ve kapsamının gelecekte belli olacağını, Tiglon’un aralarındaki sözleşme şart ve koşulları kapsamında ifayı yerine getirmesi durumunda sözleşme niteliğine uygun şekilde müvekkilinden alacaklı hale geleceğini, Tiglon’un davacıya olan borçlarının ifasının müvekkili ile yapmış olduğu sözleşme kapsamında doğacak alacaklarının davacıya ödenmesi yolu ile alacaklı olduğu tutarla ifa edileceğini, temlik eden tarafından müvekkiline teslim edilmiş ürünlere ilişkin olarak doğan tüm alacakların sözleşme şart ve koşulları çerçevesinde temlik alana ödendiğini, temlik alan davacıya ödenenler dışında herhangi bir alacağının bulunmadığını, müvekkili ile temlik eden Tiglon A.Ş.
arasında 19.11.2015 tarihinde imzalanan "fesih protokolü ve ibraname" ile ticari ilişkinin karşılıklı olarak sonlandırıldığını, fesihten sonra müvekkili ile temlik eden Tiglon A.Ş arasında herhangi bir mal alışverişi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ile dava dışı Tiglon A.Ş. arasında 10.11.2008 tarihli bir sözleşme düzenlediği, bu sözleşmenin feshedilmeyip ayakta olduğu ve davalının dava tarihine kadar da bu sözleşmeden doğan borçları için davacıya ödeme yaptığı, işbu sözleşme kapsamında davalı yandan doğmuş ve doğacak alacakların alacağın temliki sözleşmesi ile toplam 15.000.000 TL tutarlı kısım için davacıya temlik edildiği, davacının her iki temliği 26.05.2014 tarihinde davalıya bildirdiği, davalının bu tarihten sonra 02.07.2015 tarihine kadar değişik zamanlarda davacıya 1.330.107,91 TL.ödeme yaptığı, geriye kalan borcun davalı tarafından dava dışı Tiglon AŞ.ye iade faturaları kesilmesi sonucunda sonlandığı, temliğin konusu olan 10.11.2008 tarihli sözleşmenin 4.maddesinde "iade" koşullarının düzenlendiği, davalının bu madde uyarınca düzenlediği iade faturaları ile dava dışı Tiglon AŞ.ye olan borcunu sonlandırdığı, temlikin konusu davalı ile temlik eden Tiglon A.Ş.
arasında devam eden sözleşmeden doğan ve doğacak alacaklar olup sözleşme kapsamında bu alacakların temlik sözleşmesine konu edilmesinin iade faturası düzenlenmesine engel teşkil etmeyeceğini, davalının temlikin konusu olan sözleşmeye uygun olarak iade faturası düzenlediği ve Tiglon A.Ş. tarafından da bu faturaların kabul edildiği, davacının Tiglon A.Ş. ile davalı arasındaki sözleşme hükümlerini bilerek alacağı temlik aldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacının davalı tarafça düzenlenen iade faturalarına itiraz etmesinin mümkün olmadığı davacının alacak iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, davalının savunmasında bahsetmediği hususa dayanarak ret kararı verdiğini, davalı tarafın 10.11.2008 tarihli sözleşmenin 4. maddesine dayanılarak savunma yapmadığını, mahkemenin gerekçeli kararının kendi içinde çelişkili olduğunu, davalının devir sırasında var olan sebeplere istinaden yaptığı bir savunmasının olmadığını, temliğe konu sözleşmenin şartlarının geçersiz olduğu ya da protokolden kaynaklanan hakların kullanılamayacağına ilişkin beyanlarının olmadığını, 6098 sayılı Kanun 188 nci maddesinin karara dayanak yapılamayacağını, yargılamada davalı tarafın, fesih protokolü ve ibraname başlıklı belgeye istinaden, nezdindeki malları iade ettiğini, temlik eden dava dışı Tiglon firmasının da kendisini ibra ettiği yönündeki beyan ve savunmalarına, temlik borçlusunun temliğin kendisine bildiriminden sonra, temlik alana bilgi vermeden temlik eden ile kendi arasında yapacağı fesih protokolüne istinaden kendisinin ibra edildiğini beyan edemeyeceği, temlik alan lehine bir hak doğduktan sonra kendisinin temlik eden tarafından ibra edildiği itirazının kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz ettiklerini, temlik sözleşmesine konu 10.11.2008 tarihli sözleşmeye istinaden temlik borçlusunun, malları iade etme hakkının düzenlenmiş olmasının ve bu hakkın dürüstlük kuralına uygun olarak kullanılmasının, bu hakkın alacağın temliğinden sonra temlik alana hiçbir şekilde bildirimde bulunulmadan kullanılmasının farklı kavramlar olduğunu, temlik borçlusunun, temlik eden ile arasındaki ticari ilişkide gerçekleşen değişiklikleri temlik alacaklısına bildirim yükümlülüğünün yasadan kaynaklandığını, sözleşmede iade maddesinin bulunmasının, temlik borçlusu davalının müvekkili bankaya bilgi verme yükümlülüğü olmadığı anlamına gelmediğini, temlik alan, temlik eden ile temlik borçlusu arasındaki iç ilişkide ne yapıldığını bilebilecek durumda olmadığından, bildirim yükümlülüğünün, temliğin ihbarından sonra hukuken temlik borçlusuna ait olduğunu, davanın açılmasından önce davalıya defalarca ihtarname gönderildiğini, davalının fesih protokolüne istinaden malları iade ettiğini bildirmediğini, kasıtlı ve kötü niyetli olarak müvekkili bankaya bilgi ve belge vermediğini, yargılama sırasında bu hususun beyan edildiğini, bilirkişilerce düzenlenen raporların, malların gerçekten iade edilip edilmediğini, kesilen faturaların iade fatura olup olmadığını ispatlayacak nitelikte olmadığını, eksik ve hatalı bilirkişi raporlarının hükme esas alınarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın açılmasına sebep olan davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece davalının savunmasında yer almayan vakaların karara dayanak yapılarak davanın reddedildiğini, davalı tarafın davaya cevap dilekçelerinde 10.11.2008 tarihli sözleşmenin 4.maddesinde yer alan iade hükümlerine istinaden bir savunma yapmadığını, 10.11.2008 tarihli sözleşmeye atıf yapmak da dahil hiçbir beyanda bulunulmadığını, gerekçeli kararın kendi içerisinde çelişkili olduğunu, müvekkiline savunma yapma hakkı tanınmadığını, davalının iade faturası kesildiği şeklinde bir iddiasının ve bunu ispatlar şekilde dosyaya sunduğu iade faturaları bulunmadığını, bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 188 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince alacağın temlikinde borçlunun devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebileceğini, ancak davalının devir sırasında var olan sebeplere istinaden yaptığı bir savunma bulunmadığı, alacağın temliğinden önce bir ibranın olmadığını, davalı tarafından kasıtlı ve kötü niyetli olarak müvekkil bankaya bilgi ve belge verilmediğini, davalı firma tarafından davanın açıldığı tarihe kadar hangi sebebe dayanırsa dayansın malların iade edilmeye başlandığının artık nezdinde Tiglon A.Ş.
lehine bir hak kalmayacağı ya da kalmadığı şeklinde bildirim ya da itirazda bulunulmadığını, bu şekilde, temlik alacaklısı bankanın temlik eden Tiglon firması ile kendi aralarında yapacakları işlemlerin, müvekkil banka tarafından kontrolünün önüne geçilmeye çalışıldığını, aynı zamanda müvekkil bankanın alacağının tahsil etmesine engel olmak için kendi aralarında bir süreç başlattıklarını, müvekkilinin temlik eden ile temlik borçlusunun kendi aralarında ne yaptıklarına dair bilgi sahibi olmasının kasıtlı olarak önüne geçildiğini, bu sırada davalının uhdesinde Tiglon lehine olan hakların peyder pey azaltılarak dava tarihine kadar sona erdirildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, alacağın temliki sözleşmesi kapsamında davacının, davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981919800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz