İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2650 E. 2023/6211 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
icra dairesinin yetkisine itiraz↗ para borcu↗ yetkisizlik itirazı↗ ödeme planı↗ finansal kiralama sözleşmesi↗ i̇i̇k 258↗ kefalet limiti↗ finansal kiralama↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ sözleşmeden doğan dava↗ müteselsil kefil↗ hakkaniyet↗ muacceliyet↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ işlemiş faiz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kefil↗ kötü niyet↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ görevsizlik kararı↗ iflas↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ temerrüt↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile dava dışı... Boru Profil San. Tic. Ltd. Şti. arasında finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını, davalının finansal kiralama sözleşmesini müteselsil kefil müşterek borçlu sıfatıyla imzaladığını, borçlunun finansal kiralama sözleşmesi uyarınca ödemesi gereken kira bedellerini ödememesi üzerine kiracıya ihtarnameler keşide edilerek gecikmiş kira borçlarını faizleri ile birlikte 60 günlük yasal süre içerisinde ödemesi gerektiği, aksi takdirde taraflar arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesinin feshedileceğinin bildirildiğini ve ihtarnamelerin davalıya tebliğ edildiğini, davalı verilen 60 günlük yasal sürede kira borçlarını faizleri ile birlikte ödemediğinden söz konusu finansal kiralama sözleşmesinin feshedildiğini, sözleşmenin feshedilmesi ile davalının müvekkiline olan tüm borçlarını muaccel hale geldiğini, müvekkilinin sözleşmenin feshiyle birlikte ödenmeyen kira alacaklarının tahsili için başlattığı icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; takibin yetkisiz icra müdürlüğünde başlatıldığını, mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğunu, borcun zaman aşımına uğradığını, finansal kiralama sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, dava dilekçesinde iddia olunan finansal kiralama sözleşmesi ile icra takibine dayanak teşkil eden finansal kiralama sözleşmesinin tarih ve yevmiye numaralarının birbirlerinden tamamen farklı ve çelişkili olduğunu, zira dava dilekçesinde iddia olunan sözleşme 29.06.2006 tarih ve 21482 yevmiye numaralı iken, ilamsız icra takibinde yazılı olanın 03.01.2012 tarih ve 00178 numaralı sözleşme olduğunu, borcun sebep, mahiyet, içerik ve kalemlerinin tamamen belirsiz olduğunu, talep edilen faize, oranına ve miktarına ayrıca ve açıkça itiraz ettiğini, davacının gönderdiğini iddia ettiği ihtarnamelerin hiç birinin kendisine ulaşmadığını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, dava konusu para borcundan kaynaklandığından davacının ikametgahında takip yapılabileceği, icra dairesinin yetkisine itirazın yersiz olduğu, dava dışı asıl borçlu, kefil ve davalı tarafından noter ihtarına rağmen verilen süre içerisinde geciken kira bedellerinin ödenmediği, takip tarihi itibariyle davacının talep edebileceği asıl alacak miktarının 100.014,18 TL olduğu, davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak kefalet limiti dahilinde olan borçtan sorumlu olduğu, davacının takip talebinde işlemiş faiz olarak ayrı bir alacak kalemi belirtmeksizin 258.720,00 TL alacak talebinde bulunduğu, bu nedenle işlemiş faizin bu kaleme dahil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 100.014,18 TL üzerinden devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının finansal kiralama sözleşmesinin müteselsil kefili olduğunu, kira bedellerinin ödenmemesi üzerine ihtarname gönderildiğini ve sonrasında sözleşmenin feshedilerek icra takibi başlatıldığını, bilirkişi raporunda 100.014,18 TL asıl alacak ve 114.816,47 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 214.830,66 TL borç tespitinin yapıldığını, İlk Derece Mahkemesinin sadece asıl alacak üzerinden kabul kararı verdiğini, oysa takip öncesi borcun sadece ana para borcu olmayıp, sözleşmeden doğan temerrüt borçlarının da olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin sadece asıl alacak yönünden hüküm kurmasının hatalı olduğunu, icra inkar tazminatının davacı lehine verilmesi gerekirken davalı lehine verilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibinde davacı tarafından 258.720,00 TL alacak istemine yer verildiği, asıl alacak ve faiz açıklamasına yer verilmediği, faizin mevcudiyeti asıl alacağa bağlı olmakla birlikte faiz ayrı bir alacak olduğu, bu nedenle işlemiş faizin takip talebinde ayrıca gösterilmemesi dava dilekçesinde davacının istenen alacağın asıl alacak olduğunu belirtmiş olması karşısında, davada işlemiş faiz hesabının yapılması olanaklı olmadığı, İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararda "alacak likit ve itiraz haksız olduğundan davalının hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemesine" açıklaması yapılmasına rağmen, hükümde "icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine" ibaresine yer verilmesinin, karar bir bütün olarak incelendiğinde, maddi hatadan kaynaklandığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, itirazın 100.014,18 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %20 oranında faizi ile birlikte devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesi ekinde ödeme planı mevcut olduğunu, bu ödeme planının borçlulara ihbar edildiğini ve kesinleştiğini, dolayısı ile ödeme planı vadelerinde yapılmayan ödemelere temerrüt faizi işletmek davacının kanundan doğan hakkı olduğunu, ancak İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında temerrüt faizine ilişkin davacının talebinin hakkaniyete ve kanunlara aykırı bir şekilde reddedildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8041 E. 2014/12768 K.
Ortak:i̇i̇k 258
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan «finansal kiralama sözleşmesinde» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» olduğunu, dava konusu para borcundan kaynaklandığından davacının ikametgahında takip yapılabileceği, «icra dairesinin yetkisine itirazın» yersiz olduğu, dava dışı asıl borçlu, kefil ve davalı tarafından noter «ihtarına» rağmen verilen süre içerisinde geciken kira bedellerinin ödenmediği, takip tarihi itibariyle davacının talep edebileceği «asıl alacak» miktarının 100.014,18 TL olduğu, davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak «kefalet limiti» dahilinde olan borçtan sorumlu olduğu, davacının takip talebinde «işlemiş faiz» olarak ayrı bir alacak kalemi belirtmeksizin «258».720,00 TL alacak talebinde bulunduğu, bu nedenle işlemiş faizin bu kaleme «dahil» edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 100.014,18 TL üzerinden devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibinde davacı tarafından «258».720,00 TL alacak istemine yer verildiği, «asıl alacak» ve faiz açıklamasına yer verilmediği, faizin mevcudiyeti asıl alacağa bağlı olmakla birlikte faiz ayrı bir alacak olduğu, bu nedenle «işlemiş faizin» takip talebinde ayrıca gösterilmemesi dava dilekçesinde davacının istenen alacağın asıl alacak olduğunu belirtmiş olması karşısında, davada işlemiş faiz hesabının yapılması olanaklı olmadığı, İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararda "alacak likit ve itiraz haksız olduğundan davalının hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatı» ödemesine" açıklaması yapılmasına rağmen, hükümde "icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine" ibaresine yer verilmesinin, karar bir bütün ola …
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/«258» esas sayılı dosyasında dava açıldığı, davanın «derdest» olduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının iptali · derdestlik · anonim şirket · taraf ehliyeti
Benzer bu kararda1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK.nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir. ...-Dava, davalı «anonim şirketin» ....2010 ve 30.04.2010 tarihli genel kurullarında alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece «genel kurul kararlarının iptali» şartlarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/«258» esas sayılı dosyasında dava açıldığı, davanın «derdest» olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece ...’nın işbu davada aktif dava «ehliyetinin» bulunup bulunmadığı yönünden anılan davanın sonucu beklenilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu husus üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru gö …
-
Yetki itirazı | İhtiyati haciz iptal
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4060 E. 2013/6822 K.
Ortak:i̇i̇k 258 · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan «finansal kiralama sözleşmesinde» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» olduğunu, dava konusu para borcundan kaynaklandığından davacının ikametgahında takip yapılabileceği, «icra dairesinin yetkisine itirazın» yersiz olduğu, dava dışı asıl borçlu, kefil ve davalı tarafından noter «ihtarına» rağmen verilen süre içerisinde geciken kira bedellerinin ödenmediği, takip tarihi itibariyle davacının talep edebileceği «asıl alacak» miktarının 100.014,18 TL olduğu, davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak «kefalet limiti» dahilinde olan borçtan sorumlu olduğu, davacının takip talebinde «işlemiş faiz» olarak ayrı bir alacak kalemi belirtmeksizin «258».720,00 TL alacak talebinde bulunduğu, bu nedenle işlemiş faizin bu kaleme «dahil» edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 100.014,18 TL üzerinden devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; takibin «yetkisiz» icra müdürlüğünde başlatıldığını, mahkemenin yetkisiz ve «görevsiz» olduğunu, borcun zaman aşımına uğradığını, «finansal kiralama sözleşmesindeki» imzanın kendisine ait olmadığını, dava dilekçesinde iddia olunan finansal kiralama sözleşmesi ile icra takibine dayanak teşkil eden finansal kiralama sözleşmesinin tarih ve yevmiye numaralarının birbirlerinden tamamen farklı ve çelişkili olduğunu, zira dava dilekçesinde iddia olunan sözleşme 29.06.2006 tarih ve 21482 yevmiye numaralı iken, ilamsız icra takibinde yazılı olanın 03.01.2012 tarih ve 00178 numaralı sözleşme olduğunu, borcun sebep, mahiyet, içerik ve kalemlerinin tamamen belirsiz olduğunu, talep edilen faize, oranına ve miktarına ayrıca ve açıkça itiraz ettiğini, davacının gönderdiğini iddia ettiği «ihtarnamelerin» hiç birinin kendisine ulaşmadığını savunarak davanın reddini ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibinde davacı tarafından «258».720,00 TL alacak istemine yer verildiği, «asıl alacak» ve faiz açıklamasına yer verilmediği, faizin mevcudiyeti asıl alacağa bağlı olmakla birlikte faiz ayrı bir alacak olduğu, bu nedenle «işlemiş faizin» takip talebinde ayrıca gösterilmemesi dava dilekçesinde davacının istenen alacağın asıl alacak olduğunu belirtmiş olması karşısında, davada işlemiş faiz hesabının yapılması olanaklı olmadığı, İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararda "alacak likit ve itiraz haksız olduğundan davalının hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatı» ödemesine" açıklaması yapılmasına rağmen, hükümde "icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine" ibaresine yer verilmesinin, karar bir bütün ola …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takibe ve karara konu senetlerde «keşide yerinin» ... olarak belirtildiği, takip borçlusunun ikametgahının da ... olduğu gerekçesiyle itirazın kabulü ile İİK'nın «258»-50 ve HMK'nın 6. maddeleri uyarınca itirazın kabulü ile «yetkisizlik» nedeniyle «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:keşide yeri · ihtiyati hacze itiraz · olumsuz oy · ihtiyati haciz · haciz · dosya masrafı
Benzer bu kararda… risindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, «ihtiyati hacze itiraz» eden borçlu vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak, mahkemece, ihtiyati hacze itiraz eden borçlunun «ihtiyati haciz» kararına karşı itirazları kabul edilerek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesine rağmen ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili tarafından yapılan «masraflar» konusunda olumlu ya da «olumsuz» karar verilmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takibe ve karara konu senetlerde «keşide yerinin» ... olarak belirtildiği, takip borçlusunun ikametgahının da ... olduğu gerekçesiyle itirazın kabulü ile İİK'nın «258»-50 ve HMK'nın 6. maddeleri uyarınca itirazın kabulü ile «yetkisizlik» nedeniyle «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati hacze itiraz» eden borçlu vekili temyiz etmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7663 E. 2021/6971 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · avans faizi
Benzer bu kararda… n sorumlu olması kaydıyla 168.664,50 TL'nin 41.014,10 TL'sine 31.12.2000 eylem tarihinden, 127.650,40 TL'sine 13.02.2004 eylem tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalılar ..., ... ve ... yönünden «davanın açılmamış sayılmasına» dair verilen kararın davalılar ... vekili, ... vekili, ... vekilince temyizi üzerine Dairemizce davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerind …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2650 E. , 2023/6211 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile dava dışı... Boru Profil San. Tic. Ltd. Şti. arasında finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını, davalının finansal kiralama sözleşmesini müteselsil kefil müşterek borçlu sıfatıyla imzaladığını, borçlunun finansal kiralama sözleşmesi uyarınca ödemesi gereken kira bedellerini ödememesi üzerine kiracıya ihtarnameler keşide edilerek gecikmiş kira borçlarını faizleri ile birlikte 60 günlük yasal süre içerisinde ödemesi gerektiği, aksi takdirde taraflar arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesinin feshedileceğinin bildirildiğini ve ihtarnamelerin davalıya tebliğ edildiğini, davalı verilen 60 günlük yasal sürede kira borçlarını faizleri ile birlikte ödemediğinden söz konusu finansal kiralama sözleşmesinin feshedildiğini, sözleşmenin feshedilmesi ile davalının müvekkiline olan tüm borçlarını muaccel hale geldiğini, müvekkilinin sözleşmenin feshiyle birlikte ödenmeyen kira alacaklarının tahsili için başlattığı icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; takibin yetkisiz icra müdürlüğünde başlatıldığını, mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğunu, borcun zaman aşımına uğradığını, finansal kiralama sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, dava dilekçesinde iddia olunan finansal kiralama sözleşmesi ile icra takibine dayanak teşkil eden finansal kiralama sözleşmesinin tarih ve yevmiye numaralarının birbirlerinden tamamen farklı ve çelişkili olduğunu, zira dava dilekçesinde iddia olunan sözleşme 29.06.2006 tarih ve 21482 yevmiye numaralı iken, ilamsız icra takibinde yazılı olanın 03.01.2012 tarih ve 00178 numaralı sözleşme olduğunu, borcun sebep, mahiyet, içerik ve kalemlerinin tamamen belirsiz olduğunu, talep edilen faize, oranına ve miktarına ayrıca ve açıkça itiraz ettiğini, davacının gönderdiğini iddia ettiği ihtarnamelerin hiç birinin kendisine ulaşmadığını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, dava konusu para borcundan kaynaklandığından davacının ikametgahında takip yapılabileceği, icra dairesinin yetkisine itirazın yersiz olduğu, dava dışı asıl borçlu, kefil ve davalı tarafından noter ihtarına rağmen verilen süre içerisinde geciken kira bedellerinin ödenmediği, takip tarihi itibariyle davacının talep edebileceği asıl alacak miktarının 100.014,18 TL olduğu, davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak kefalet limiti dahilinde olan borçtan sorumlu olduğu, davacının takip talebinde işlemiş faiz olarak ayrı bir alacak kalemi belirtmeksizin 258.720,00 TL alacak talebinde bulunduğu, bu nedenle işlemiş faizin bu kaleme dahil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 100.014,18 TL üzerinden devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının finansal kiralama sözleşmesinin müteselsil kefili olduğunu, kira bedellerinin ödenmemesi üzerine ihtarname gönderildiğini ve sonrasında sözleşmenin feshedilerek icra takibi başlatıldığını, bilirkişi raporunda 100.014,18 TL asıl alacak ve 114.816,47 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 214.830,66 TL borç tespitinin yapıldığını, İlk Derece Mahkemesinin sadece asıl alacak üzerinden kabul kararı verdiğini, oysa takip öncesi borcun sadece ana para borcu olmayıp, sözleşmeden doğan temerrüt borçlarının da olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin sadece asıl alacak yönünden hüküm kurmasının hatalı olduğunu, icra inkar tazminatının davacı lehine verilmesi gerekirken davalı lehine verilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibinde davacı tarafından 258.720,00 TL alacak istemine yer verildiği, asıl alacak ve faiz açıklamasına yer verilmediği, faizin mevcudiyeti asıl alacağa bağlı olmakla birlikte faiz ayrı bir alacak olduğu, bu nedenle işlemiş faizin takip talebinde ayrıca gösterilmemesi dava dilekçesinde davacının istenen alacağın asıl alacak olduğunu belirtmiş olması karşısında, davada işlemiş faiz hesabının yapılması olanaklı olmadığı, İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararda "alacak likit ve itiraz haksız olduğundan davalının hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemesine" açıklaması yapılmasına rağmen, hükümde "icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine" ibaresine yer verilmesinin, karar bir bütün olarak incelendiğinde, maddi hatadan kaynaklandığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, itirazın 100.014,18 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %20 oranında faizi ile birlikte devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesi ekinde ödeme planı mevcut olduğunu, bu ödeme planının borçlulara ihbar edildiğini ve kesinleştiğini, dolayısı ile ödeme planı vadelerinde yapılmayan ödemelere temerrüt faizi işletmek davacının kanundan doğan hakkı olduğunu, ancak İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında temerrüt faizine ilişkin davacının talebinin hakkaniyete ve kanunlara aykırı bir şekilde reddedildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981818200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz