İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3804 E. 2023/5930 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
geç ifa↗ ifaya ekli cezai şart↗ gecikme tazminatı↗ ifaya ekli ceza↗ ceza koşulu↗ teslimde gecikme↗ likit alacak↗ gecikme cezası↗ cari hesap alacağı↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ icra inkâr tazminatı↗ cari hesap↗ vekâlet ücreti↗ cezai şart↗ icra takibine itiraz↗ kötü niyet tazminatı↗ ifa↗ mahsup↗ kötü niyet↗ ihtar↗ esastan ret↗ ihtarname↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/820 E., 2019/267 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.10.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. Oğuzhan Mutlu ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlunun, müvekkil şirketten talep ettiği 20.03.2017 günlü sipariş mektubu kapsamındaki ürünlerin, 30.06.2017 tarihinde müvekkili tarafından davalıya teslim edildiğini, karşılığında toplam 1.094.099,78 USD tutarında faturalar düzenlendiğini, davalıya faturalara dayalı borcu sebebiyle ödeme yapması hususunda 24.07.2017 tarihli noter ihtarnamesinde ilk kez ihtar edildiğini, bunun üzerine davalının 28.07.2017 tarihinde 47.351,30 USD, ve 31.07.2017 tarihinde de 123.218,50 USD ödeme yaptığını ancak müvekkiline keşide ettiği 31.07.2017 tarihli ihtarnamesinde, teslimde 50 günlük gecikme olduğundan 231.800,80 USD gecikme cezası tahakkuk ettirdiklerini beyanla kalan tutarı ödemediğini, davalının bu hususta düzenlediği faturanın kabul edilmeyerek iade edildiğini, gecikmenin müvekkilinden kaynaklanmadığını, davalının teslim öncesinde, gerek teslim zamanında ve gerekse sonrasında herhangi bir çekince koymadığını, dolayısıyla davalının ifaya ekli cezai şart alacağına dayalı olarak tanzim etmiş olduğu cezai şart faturası koşullarının bulunmadığını, faturalardan kaynaklı bakiye alacağın tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin sipariş mektubunda kararlaştırılan takvime uygun hareket etmediğini, borcunu ifada temerrüde düştüğünü, sözleşme konusu emtianın teslimatını 50 günlük gecikme ile ancak 30.06.2017 tarihinde gerçekleştirdiğini, teslimatın gecikmeli yapıldığından gecikilen 50 gün için sipariş mektubunda düzenlendiği şekilde gecikme tazminatı uygulaması yapılacağının 24.07.2017 tarihinde, davacıya fax yolu ile iletildiğini, akabinde dava konusu 28.07.2017 tarihli faturanın düzenlenerek davacının cari hesap alacağından mahsup edildiğini, davacıya borcun bulunmadığını, sözleşmenin 5. maddesinde gecikme olması durumunda ödenecek cezanın gecikme tazminatı olduğunu, bu hükmün alacaklının borcun geç ifa edilmesi dolayısıyla uğradığı zararı karşılamayı amaçladığını, gecikme tazminatının istenebilmesi için teslimde ihtirazi kayda gerek bulunmadığını, söz konusu madde ile kararlaştırılanın ifaya ekli ceza koşulu değil gecikme tazminatı olduğunu müvekkil şirketin somut olayda 231.800,80 USD’lik gecikme tazminatını uygulamasının koşulları gerçekleştiğini, mücbir sebebin de bulunmadığını, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sipariş mektubunun bir sözleşme hükmünde olduğu ve bu sözleşmenin 5. maddesindeki düzenlemenin açıkça tipik bir cezai şart olduğu, davalı taraf ifanın öncesinde anında veya hemen akabinde, ifaya eklenen ceza şart hükmünde olan bu maddeye dayalı olarak davacıyı ihtar etmediği ve ifayı kabul ettiği hususu dikkate alındığında itirazının yersiz olduğu ve ifayı kabul etmiş olması nedeniyle de mal bedelinden eksik kalan 231.800,80 USD'yi davacıya ödemekle yükümlü olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin 5. madde hükmünün cezai şart olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını, bu konuda kararının yeterli gerekçeyi ihtiva etmediğini, söz konusu madde ile kararlaştırılanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 179/II inci maddesinde düzenlenen ifaya ekli ceza koşulu değil, aynı Kanunun 125 inci maddesinde öngörülen gecikme tazminatı olduğunu, yargılama gerektiren bir alacak bulunduğundan alacağın likit bir alacak olduğundan söz edilemeyeceğinden icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesinin de doğru olmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, faturalara dayalı ödenmeyen bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun 118 ve 179 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Cezai şart alacağının tahsili | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3580 E. 2024/5330 K.
Ortak:ifaya ekli cezai şart · ifaya ekli ceza · cezai şart · ifa · ihtar · ihtarname · teslim
İncelediğiniz kararda… sinde; davalı borçlunun, müvekkil şirketten talep ettiği 20.03.2017 günlü sipariş mektubu kapsamındaki ürünlerin, 30.06.2017 tarihinde müvekkili tarafından davalıya «teslim» edildiğini, karşılığında toplam 1.094.099,78 USD tutarında faturalar düzenlendiğini, davalıya faturalara dayalı borcu sebebiyle ödeme yapması hususunda 24.07.2017 tarihli noter «ihtarnamesinde» ilk kez «ihtar» edildiğini, bunun üzerine davalının 28.07.2017 tarihinde 47.351,30 USD, ve 31.07.2017 tarihinde de 123.218,50 USD ödeme yaptığını ancak müvekkiline keşide ettiği 31.07.2017 tarihli ihtarnamesinde, teslimde 50 günlük gecikme olduğundan 231.800,80 USD «gecikme cezası» tahakkuk ettirdiklerini beyanla kalan tutarı ödemediğini, davalının bu hususta düzenlediği faturanın kabul edilmeyerek iade edildiğini, gecikmenin müvekkilinden kaynaklanmadığını, davalının teslim öncesinde, gerek teslim zamanında ve gerekse sonrasında herhangi bir çekince koymadığını, dolayısıyla davalının «ifaya ekli cezai şart» alacağına dayalı olarak tanzim etmiş olduğu cezai şart faturası koşullarının bulunmadığını, faturalardan kaynaklı bakiye alacağın tahsili için davalı aleyhine başlatılan «icra takibinin itiraz» sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin sipariş mektubunda kararlaştırılan takvime uygun hareket etmediğini, borcunu ifada «temerrüde» düştüğünü, sözleşme konusu emtianın «teslimatını» 50 günlük gecikme ile ancak 30.06.2017 tarihinde gerçekleştirdiğini, «teslimatın gecikmeli» yapıldığından gecikilen 50 gün için sipariş mektubunda düzenlendiği şekilde «gecikme tazminatı» uygulaması yapılacağının 24.07.2017 tarihinde, davacıya fax yolu ile iletildiğini, akabinde dava konusu 28.07.2017 tarihli faturanın düzenlenerek davacının «cari hesap alacağından» «mahsup» edildiğini, davacıya borcun bulunmadığını, sözleşmenin 5. maddesinde gecikme olması durumunda ödenecek cezanın gecikme tazminatı olduğunu, bu hükmün alacaklının borcun «geç ifa» edilmesi dolayısıyla uğradığı zararı karşılamayı amaçladığını, gecikme tazminatının istenebilmesi için teslimde ihtirazi «kayda» gerek bulunmadığını, söz konusu madde ile kararlaştırılanın «ifaya ekli ceza koşulu» değil gecikme tazminatı olduğunu müvekkil şirketin somut olayda 231.800,80 USD’lik gecikme tazminatını uygulamasının koşulları gerçekleştiğini, mücbir «sebebin» de bulunmadığını, «icra inkar tazminatı» koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddine ve «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
… ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sipariş mektubunun bir sözleşme hükmünde olduğu ve bu sözleşmenin 5. maddesindeki düzenlemenin açıkça tipik bir «cezai şart» olduğu, davalı taraf ifanın öncesinde anında veya hemen akabinde, ifaya eklenen ceza şart hükmünde olan bu maddeye dayalı olarak davacıyı «ihtar» etmediği ve ifayı kabul ettiği hususu dikkate alındığında itirazının yersiz olduğu ve ifayı kabul etmiş olması nedeniyle de mal bedelinden eksik kalan 231.800,80 USD'yi davacıya ödemekle yükümlü olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı gerçek kişilerin ortağı olduğu davalı şirketin müvekkiline olan 886.615,49 TL borcu için 13.11.2018 tarihli ödeme «protokolü» yapıldığını, anılan protokol gereğince müvekkili şirkete davalıların borçlu olduğu borca karşılık beş ayrı «bono» verildiğini, ödeme protokolünde borçlular tarafından verilen senetlerin 31.12.2018 tarihine kadar «keşidecinin» ve «avalistlerin» davalılar, «lehtarın» müvekkili olduğu, beş adet «çek» ile değiştirileceğini, aksi takdirde davalılar tarafından müvekkiline 750.000,00 TL «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiğini, davalılar tarafından 13.12.2018 tarihli ödeme protokolü gereğince bonoların çeklerle değiştirilmediğini, bunun üzerine davalılara «ihtarname» keşide edildiğini, «ihtara» rağmen davalıların üzerlerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve cezai şartı ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şi …
Protokolde bu «cezai şart» «ifaya ekli cezai şart» niteliğindedir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 13.11.2018 tarihli ödeme «protokolü» başlıklı belgeye göre davalılar tarafından davacıya 5 adet «bononun» verildiği, söz konusu bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet «çek» ile değiştirilmesinin kararlaştırıldığı, söz konusu tarihe kadar bonolar çek ile değiştirilmez ise 750.000,00 TL «cezai şartın» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, somut olayda söz konusu bonoların 31.12.2018 tarihine kadar davalılar tarafından çek ile değiştirilmediği ancak söz konusu tarihten sonra davacı şirketin «temsilcisi» olan .... tarafından 16.05.2019 tarihinde 15.06.2019 tarihli bonoya ilişkin 4 adet çekin alındığına dair bir belge verildiği, anılan belgede cezai şarta yönelik hakların saklı tutulduğuna dair herhangi bir ibarenin bulunmadığı, senedin davacı şirket temsilcisi tarafından davalılara iade edildiği, davalılar tarafından da söz konusu senedin iade alındığına ilişkin cevap dilekçelerinin ekinde senet suretlerini ve 16.05.2019 tarihli belgenin sunulduğu, davalılar tarafından sunulan 16.05.2019 tarihli belgenin davacı tarafından da cevaba cevap dilekçesinde kabul edildiği ve bu kabuller çerçevesinde mevcut dosya değerlendirildiğinde, protokolde 5 adet bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet çek ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı cezai şart hakkını saklı tutmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen «ifa» esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden t …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avalist · ihtirazi kayıt · lehtar · hakkaniyet · keşideci · bono · vade · protokol
Benzer bu kararda… Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı gerçek kişilerin ortağı olduğu davalı şirketin müvekkiline olan 886.615,49 TL borcu için 13.11.2018 tarihli ödeme «protokolü» yapıldığını, anılan protokol gereğince müvekkili şirkete davalıların borçlu olduğu borca karşılık beş ayrı «bono» verildiğini, ödeme protokolünde borçlular tarafından verilen senetlerin 31.12.2018 tarihine kadar «keşidecinin» ve «avalistlerin» davalılar, «lehtarın» müvekkili olduğu, beş adet «çek» ile değiştirileceğini, aksi takdirde davalılar tarafından müvekkiline 750.000,00 TL «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiğini, davalılar tarafından 13.12.2018 tarihli ödeme protokolü gereğince bonoların çeklerle değiştirilmediğini, bunun üzerine davalılara «ihtarname» keşide edildiğini, «ihtara» rağmen davalıların üzerlerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve cezai şartı ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şi …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 13.11.2018 tarihli ödeme «protokolünde» "borçlular tarafından verilen bu beş adet «bononun» beş adet «çek» ile değiştirileceği aksi takdirde davalılar tarafından müvekkil şirkete 750.000,00 TL «cezai şart» ödeneceği" düzenlendiğini, bunun üzerine, davalılar tarafından 31.12.2018 tarihine kadar protokolde kendilerine yüklenen yükümlülük yerine getirilmediğini ve davalılar 5 adet bonoyu çeklerle değiştirmediğini, davalılar tarafından sadece bonolardan 15.05.2019 «vade» tarihli 200.000,00 TL bedelli bonoya karşılık olarak 16.05.2019 tarihinde çek verildiğini, bunun dışında diğer 13.11.2018 tarihli protokolde belirlenen 4 adet bono çeklerle değiştirilmediği gibi bu bonolara ilişkin davalılardan herhangi bir ödeme de yapılmadığını, 15.08.2019 ve 15.09.2018 vadeli bonolar için icra takibine girişildiğini,13.11.2018 tarihli ödeme protokolünde davalıların edimini yerine getirmediğini, davalılar tarafından bonoların çeklerle değiştirilmediği gibi bonolara ilişkin herhangi bir ödeme de yapılmadığını, ayrıca müvekkil şirketin 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği şekilde cezai şarttan açıkça «feragati» veya ifayı çekincesiz olarak kabulünün de söz konusu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemi …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «protokolde» 5 adet «bononun» 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet «çek» ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı «cezai şart» haklının saklı tutulmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen «ifa» esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden tek bir cezai şartın kararlaştırılması, tek bir bono yönünden çekincesiz bir kabulün dahi cezai şart hakkını tamamen ortadan kaldıracağı, ifayı «ihtirazı kayıt» koymadan kabul eden davacı şirketin protokol hükümleri uyarınca cezai şart alacağını talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan r …
İlk Derece Mahkemesince bu değişim ve «teslim» sırasında «cezai şarta» ilişkin «ihtirazi kayıt» ileri sürülmediğinden ve «protokolde» tüm «bonolar» yönünden tek cezai şart kararlaştırıldığından cezai şart istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacının 02.01.2019 tarihli Ankara 18.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3804 E. , 2023/5930 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/820 E., 2019/267 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.10.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. Oğuzhan Mutlu ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlunun, müvekkil şirketten talep ettiği 20.03.2017 günlü sipariş mektubu kapsamındaki ürünlerin, 30.06.2017 tarihinde müvekkili tarafından davalıya teslim edildiğini, karşılığında toplam 1.094.099,78 USD tutarında faturalar düzenlendiğini, davalıya faturalara dayalı borcu sebebiyle ödeme yapması hususunda 24.07.2017 tarihli noter ihtarnamesinde ilk kez ihtar edildiğini, bunun üzerine davalının 28.07.2017 tarihinde 47.351,30 USD, ve 31.07.2017 tarihinde de 123.218,50 USD ödeme yaptığını ancak müvekkiline keşide ettiği 31.07.2017 tarihli ihtarnamesinde, teslimde 50 günlük gecikme olduğundan 231.800,80 USD gecikme cezası tahakkuk ettirdiklerini beyanla kalan tutarı ödemediğini, davalının bu hususta düzenlediği faturanın kabul edilmeyerek iade edildiğini, gecikmenin müvekkilinden kaynaklanmadığını, davalının teslim öncesinde, gerek teslim zamanında ve gerekse sonrasında herhangi bir çekince koymadığını, dolayısıyla davalının ifaya ekli cezai şart alacağına dayalı olarak tanzim etmiş olduğu cezai şart faturası koşullarının bulunmadığını, faturalardan kaynaklı bakiye alacağın tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin sipariş mektubunda kararlaştırılan takvime uygun hareket etmediğini, borcunu ifada temerrüde düştüğünü, sözleşme konusu emtianın teslimatını 50 günlük gecikme ile ancak 30.06.2017 tarihinde gerçekleştirdiğini, teslimatın gecikmeli yapıldığından gecikilen 50 gün için sipariş mektubunda düzenlendiği şekilde gecikme tazminatı uygulaması yapılacağının 24.07.2017 tarihinde, davacıya fax yolu ile iletildiğini, akabinde dava konusu 28.07.2017 tarihli faturanın düzenlenerek davacının cari hesap alacağından mahsup edildiğini, davacıya borcun bulunmadığını, sözleşmenin 5. maddesinde gecikme olması durumunda ödenecek cezanın gecikme tazminatı olduğunu, bu hükmün alacaklının borcun geç ifa edilmesi dolayısıyla uğradığı zararı karşılamayı amaçladığını, gecikme tazminatının istenebilmesi için teslimde ihtirazi kayda gerek bulunmadığını, söz konusu madde ile kararlaştırılanın ifaya ekli ceza koşulu değil gecikme tazminatı olduğunu müvekkil şirketin somut olayda 231.800,80 USD’lik gecikme tazminatını uygulamasının koşulları gerçekleştiğini, mücbir sebebin de bulunmadığını, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sipariş mektubunun bir sözleşme hükmünde olduğu ve bu sözleşmenin 5. maddesindeki düzenlemenin açıkça tipik bir cezai şart olduğu, davalı taraf ifanın öncesinde anında veya hemen akabinde, ifaya eklenen ceza şart hükmünde olan bu maddeye dayalı olarak davacıyı ihtar etmediği ve ifayı kabul ettiği hususu dikkate alındığında itirazının yersiz olduğu ve ifayı kabul etmiş olması nedeniyle de mal bedelinden eksik kalan 231.800,80 USD'yi davacıya ödemekle yükümlü olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin 5. madde hükmünün cezai şart olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını, bu konuda kararının yeterli gerekçeyi ihtiva etmediğini, söz konusu madde ile kararlaştırılanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 179/II inci maddesinde düzenlenen ifaya ekli ceza koşulu değil, aynı Kanunun 125 inci maddesinde öngörülen gecikme tazminatı olduğunu, yargılama gerektiren bir alacak bulunduğundan alacağın likit bir alacak olduğundan söz edilemeyeceğinden icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesinin de doğru olmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, faturalara dayalı ödenmeyen bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun 118 ve 179 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981794400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz