Menfi tespit | Menfi tespit | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6232 E. 2023/5923 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
harç eksikliği↗ imza sahteliği↗ delil niteliği↗ sahtelik↗ kesin delil↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ bedelsizlik↗ ikrar↗ kötü niyet tazminatı↗ işlemiş faiz↗ bono↗ kötü niyet↗ iflas↗ asıl alacak↗ harç↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 23.06.2015 tarih, 2014/1291 E. ve 2015/826 K. sayılı karar ile davacının daha önce dava konusu bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebiyle dava açtığı, mahkemenin 17.05.2006 tarih, 2005/529 E. ve 2006/152 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, kararın kesinleştiği, önceki davada senetlerin hatır için verildiğinden bahisle menfi tespit talebinde bulunulduğu, işbu davada ise senetteki imzaların davacıya ait olmadığı ileri sürülerek menfi tespit talebinde bulunulduğu, tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş kararın, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 04.04.2016 tarih, 2015/15445 E. ve 2016/5624 K. sayılı kararıyla mahkemece harç eksikliği tamamlatılmadan karar verilmesinin isabetsiz olduğu, mahkemenin 2005/529 E. sayılı dosyasında davacının bedelsizlik iddiasına dayalı olarak menfi tespit isteminde bulunduğu, bu davada ise imza sahteliği ve faize itiraz nedeniyle menfi tespit isteminde bulunduğu, her iki davada dava sebeplerinin farklı olduğu, dolayısıyla mahkemenin 17.05.2006 tarih ve 2005/529 E., 2006/152 K. sayılı kararının bu davada kesin hüküm teşkil etmeyeceği gözetilmeden karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 29.11.2019 tarih, 2018/1127 E. ve 2019/1542 K. sayılı karar ile bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre takibe dayanak bonolardaki imzaların davacının eli ürünü olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 20.09.2021 tarih, 2020/5415 E. ve 2021/5609 K. sayılı kararıyla davacının imza sahteliği yanında faize itiraz nedeniyle de menfi tespit isteminde bulunduğundan davacının faize ilişkin itirazları da değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gerekçesiyle karar davacı yararına bozulmuştur.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece benimsenen bilirkişi raporuyla takip tarihi itibariyle asıl alacak miktarının 150.00,00 TL, %42 oran üzerinden işlemiş faiz miktarının 14.820,82 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının asıl alacak yönünden borçlu olmadığının tespitine ilişkin talebinin reddine, davacının talep edebileceği faiz miktarının 14.820,82 TL olduğunun tespiti ile bakiye 33.811,07 TL talep yönünden davacının davalıya borcu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının daha önce takibe konu bonolara ilişkin açmış olduğu davanın reddedildiğini, bu kararın kesin hüküm niteliğinde olduğunu, bilirkişi raporunda takip tarihi itibarıyla işlemiş faiz miktarının %42 oran üzerinden 14.820,82 TL olarak hesaplandığını, bu faiz hesaplamasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı aleyhine bonolara dayalı olarak 150.000,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 198.631,89 TL üzerinden başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5415 E. 2021/5609 K.
Ortak:imza sahteliği · sahtelik · menfi tespit
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesinin 04.04.2016 tarih, 2015/15445 E. ve 2016/5624 K. sayılı kararıyla mahkemece «harç eksikliği» tamamlatılmadan karar verilmesinin isabetsiz olduğu, mahkemenin 2005/529 E. sayılı dosyasında davacının «bedelsizlik» iddiasına dayalı olarak «menfi tespit» isteminde bulunduğu, bu davada ise «imza sahteliği» ve faize itiraz nedeniyle menfi tespit isteminde bulunduğu, her iki davada dava sebeplerinin farklı olduğu, dolayısıyla mahkemenin 17.05.2006 tarih ve 2005/529 E., 2006/152 K. sayılı kararının bu davada «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği gözetilmeden karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
İkinci Bozma Kararı Dairemizin 20.09.2021 tarih, 2020/5415 E. ve 2021/5609 K. sayılı kararıyla davacının «imza sahteliği» yanında faize itiraz nedeniyle de «menfi tespit» isteminde bulunduğundan davacının faize ilişkin itirazları da değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gerekçesiyle karar davacı yararına bozulmuştur.
Mahkemece 23.06.2015 tarih, 2014/1291 E. ve 2015/826 K. sayılı karar ile davacının daha önce dava konusu «bonolar» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebiyle dava açtığı, mahkemenin 17.05.2006 tarih, 2005/529 E. ve 2006/152 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, kararın kesinleştiği, önceki davada senetlerin hatır için verildiğinden bahisle «menfi tespit» talebinde bulunulduğu, işbu davada ise senetteki imzaların davacıya ait olmadığı ileri sürülerek menfi tespit talebinde bulunulduğu, tarafları, dava konusu ve dava «sebebi» aynı olan kesinleşmiş kararın, sonradan açılan dava için «kesin» hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaHukuk Dairesi'nin 2015/15445 Esas, 2016/5624 Karar ve 04/04/2016 tarihli ilamında belirtildiği üzere davacı «imza sahteliği» yanında faize itiraz nedeniyle de «menfi tespit» isteminde bulunmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6232 E. , 2023/5923 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
DAVA TARİHİ 17.07.2014
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili hakkında kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, ancak takibe konu bonolardaki imzaların ve yazıların müvekkili eli ürünü olmadığını, imza ve yazı sahteliğine ilişkin olarak savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının daha önce takibe konu bonolara ilişkin olarak açmış olduğu davanın reddedildiğini, bu kararın kesin hüküm niteliğinde olduğunu, kaldı ki o dava sırasında davacı vekilinin bonoların davacı tarafından kredi temini amacıyla iyi niyetli olarak imzalandığı yönünde beyanları olduğunu, bu ikrarın kesin delil niteliğinde bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 23.06.2015 tarih, 2014/1291 E. ve 2015/826 K. sayılı karar ile davacının daha önce dava konusu bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebiyle dava açtığı, mahkemenin 17.05.2006 tarih, 2005/529 E. ve 2006/152 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, kararın kesinleştiği, önceki davada senetlerin hatır için verildiğinden bahisle menfi tespit talebinde bulunulduğu, işbu davada ise senetteki imzaların davacıya ait olmadığı ileri sürülerek menfi tespit talebinde bulunulduğu, tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş kararın, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 04.04.2016 tarih, 2015/15445 E. ve 2016/5624 K. sayılı kararıyla mahkemece harç eksikliği tamamlatılmadan karar verilmesinin isabetsiz olduğu, mahkemenin 2005/529 E. sayılı dosyasında davacının bedelsizlik iddiasına dayalı olarak menfi tespit isteminde bulunduğu, bu davada ise imza sahteliği ve faize itiraz nedeniyle menfi tespit isteminde bulunduğu, her iki davada dava sebeplerinin farklı olduğu, dolayısıyla mahkemenin 17.05.2006 tarih ve 2005/529 E., 2006/152 K. sayılı kararının bu davada kesin hüküm teşkil etmeyeceği gözetilmeden karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 29.11.2019 tarih, 2018/1127 E. ve 2019/1542 K. sayılı karar ile bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre takibe dayanak bonolardaki imzaların davacının eli ürünü olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 20.09.2021 tarih, 2020/5415 E. ve 2021/5609 K. sayılı kararıyla davacının imza sahteliği yanında faize itiraz nedeniyle de menfi tespit isteminde bulunduğundan davacının faize ilişkin itirazları da değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gerekçesiyle karar davacı yararına bozulmuştur.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece benimsenen bilirkişi raporuyla takip tarihi itibariyle asıl alacak miktarının 150.00,00 TL, %42 oran üzerinden işlemiş faiz miktarının 14.820,82 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının asıl alacak yönünden borçlu olmadığının tespitine ilişkin talebinin reddine, davacının talep edebileceği faiz miktarının 14.820,82 TL olduğunun tespiti ile bakiye 33.811,07 TL talep yönünden davacının davalıya borcu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının daha önce takibe konu bonolara ilişkin açmış olduğu davanın reddedildiğini, bu kararın kesin hüküm niteliğinde olduğunu, bilirkişi raporunda takip tarihi itibarıyla işlemiş faiz miktarının %42 oran üzerinden 14.820,82 TL olarak hesaplandığını, bu faiz hesaplamasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı aleyhine bonolara dayalı olarak 150.000,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 198.631,89 TL üzerinden başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981423500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz