İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5435 E. 2023/6098 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulden red↗ görev dava şartı↗ taksitli ticari kredi↗ itirazın kaldırılması↗ kısmi itiraz↗ hmk 297↗ borca itiraz↗ ticari kredi↗ itirazın iptali davası↗ yetki itirazı↗ davanın açılmamış sayılması↗ şikayet↗ müteselsil kefil↗ dava şartı yokluğu↗ muacceliyet↗ icra takibine itiraz↗ istinaf incelemesi↗ açılmamış sayılma↗ kazanılmış hak↗ iptal davası↗ kefil↗ usulden reddi↗ ihtar↗ yargılama gideri↗ görevsizlik kararı↗ yetki↗ iflas↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ kredi sözleşmesi↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yetkisizlik kararı↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın görev dava şartı noksanlığından usulden reddi karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşme uyarınca davalı şirkete taksitli ticari kredi kullandırıldığını, diğer davalıların ise, müteselsil kefil sıfatıyla borçtan sorumlu olduklarını, kredi borçlarının vadesinde ödenmemesi üzerine kredi hesabının kat edildiğini, bütün borç muaccel hale geldiğinden ihtar gönderildiğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2017/26630 E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıklarını, davalıların itirazların üzerine takibin durduğunu belirterek, davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibin yetkili icra dairesinde açılması gerektiğini belirterek yalnızca yetki itirazında bulunduklarını, bunun dışında başka bir itirazlarının söz konusu olmadığını, buna rağmen davacının borca itiraz edilmiş gibi dava açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.09.2019 tarihli ve 2017/1049 E., 2019/643 K. kararıyla davalı taraf davaya konu alacağı dava açıldıktan sonra ödemiş olduğu, görülmekte olan davanın konusuz kaldığı, bu durumda yapılacak olan esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek olduğu, ayrıca dava konusu borç dava açıldıktan sonra davalı tarafça ödendiğinden ve bu durum davanın açıldığı tarihte davacının haklı, davalıların ise haksız olduğu hususunda mahkemece kanaat oluşturduğundan, davacı tarafın talebi de dikkate alınarak davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretini de kapsar şekilde karar vermek gerektiği gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli ve 2020/1857 E., 2021/77 K. sayılı kararıyla; mahkemece alınan bilirkişi raporunda; dava konusu kredi nedeniyle icra takip tarihi itibarı ile davacının davalılardan toplam 200.427,45 TL alacaklı olduğunun, dava tarihinden sonra 238.381,51 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, mahkeme kabulünde olduğu üzere, dava tarihi itibarı ile davacının dava açmakta haklı olduğu, dolayısıyla davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... kendi adına asaleten, diğer davalılara vekaleten temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 21.11.2022 tarih, 2021/3462 E., 2022/8117 K. sayılı kararıyla; "...Davacı, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı icra takibine davalıların itirazının haksız olduğunu ileri sürerek icra takibine itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş olup, mahkemece alacağın faiz kısmına da itiraz edildiği değerlendirerek davanın esası hakkında inceleme ve değerlendirme yapılmış ise de, davalılar vekili 10.08.2017 tarihli icra takibine itiraz dilekçesinde faize ilişkin itiraz haklarını açıkça saklı tutmuş olmakla icra dairesinin yetkisinden başka bir hususa itiraz edildiğinin kabulü mümkün değildir. Bu durumda, alacaklı vekili tarafından açılan davanın itirazın kaldırılması niteliğinde bir talep olduğu gözetilmeksizin davanın itirazın iptali istemine ilişkin olduğunun kabulü de isabetli değildir.
HMK’nın 297. maddesinin özellikle ikinci fıkrasında bir hükümde bulunması gereken zorunlu unsurlar açıkça belirtilmiş olup aynı kanunun 20. maddesinde ise görevsizlik ve/veya yetkisizlik kararı verilmesi halinde taraflara düşen hak ve yükümlülüklerin neler olduğuna değinilmiştir. Bu durumda mahkemece görev nedeniyle dava şartı yokluğuna dayalı usulden red kararı verilmesi halinde HMK’nın 20. maddesinde yazılı hususlara kararda yer verilmesinin zorunlu olduğu, bir başka ve uygulamada yerleşmiş söyleyişle “gönderme” konusunda da bir karar verilmesi gerektiği açıktır.
Anayasamızın 142. maddesi mahkemelerin kanun ile kurulacağını amir olup konuya ilişkin 5235 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 4. ve 8. maddesi hükümleri gözetildiğinde icra mahkemelerinin adli yargı teşkilat yapısı içerisinde özel kanun ile kurulan, hukuk ve ceza işlerine bakmakla görevli ilk derece mahkemesi olarak kabulü gerekir. Anılan mahkemelerin asliye mahkemesi sıfatında olup olmamaları bu sonuca etki eder nitelikte olmadığı gibi icra mahkemelerinin kendilerine yapılan şikayetlerle ilgili olarak istemi kabul yahut reddetmeleri gerektiğine dair yasal ilkeye dayalı olarak kabul edilen “gönderme kararı veremeyecekleri” yolundaki uygulamanın da anılan mahkemelerin sıfatıyla bir ilgisi bulunmamaktadır. Keza, HMK’nın 20. maddesinin uygulanmasında “mahkemenin sıfatı” kavramına dayalı olarak bir ayrıma gidilmediği de ortada olup Dairemizin ve Yargıtay dairelerinin istikrarlı uygulaması da açıklanan yönlerdedir (bkz. Yargıtay Kapatılan 19. Hukuk Dairesi'nin 28.09.2010 gün 2010/789 E. 2010/10384 K., 19.10.2009 gün 2009/8349 E. 2009/9586 K. 27.01.2009 gün 2009/184 E. 2009/467 K., Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 18.2.2019 gün ve 15848-746 sayılı kararı, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2.3.2017 gün ve 22114-3140 sayılı kararları).
Şu halde, mahkemece görevli mahkemeye göndermeye dair bir hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi isabetli olmamış, davalılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacaklı vekili tarafından açılan davanın itirazın kaldırılması niteliğinde bir talep olduğu, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin ise İcra Mahkemesi olduğu kanaatine varıldığı, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda mahkemenin görevsizliğine karar vermek gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın görev dava şartı noksanlığından usulden reddine, görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi İcra Mahkemesi olduğunun tespitine, başvuru halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi İcra Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; icra takip dosyasında yetki ve faize itiraz edildiğini, bu nedenle davanın itirazın iptali davası olduğunu ve mahkemenin davaya bakmaya yetkili ve görevli olduğunu, takibin yetkili icra dairesinde başlatıldığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, görevli mahkemenin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) birinci ve 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2798 E. 2022/6345 K.
Ortak:usulden red · şikayet · dava şartı yokluğu · usulden reddi · görevsizlik kararı · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme · dava şartı · görev/görevsizlik · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz kararda… Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacaklı vekili tarafından açılan davanın «itirazın kaldırılması» niteliğinde bir talep olduğu, uyuşmazlığın çözümünde «görevli» mahkemenin ise İcra Mahkemesi olduğu kanaatine varıldığı, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda mahkemenin «görevsizliğine» karar vermek gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın görev dava şartı noksanlığından «usulden reddine», görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi İcra Mahkemesi olduğunun tespitine, başvuru halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi İcra Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
HMK’nın 297. maddesinin özellikle ikinci fıkrasında bir hükümde bulunması gereken zorunlu unsurlar açıkça belirtilmiş olup aynı kanunun 20. maddesinde ise «görevsizlik» ve/veya «yetkisizlik» kararı verilmesi halinde taraflara düşen hak ve yükümlülüklerin neler olduğuna değinilmiştir.
Bu durumda mahkemece görev nedeniyle dava «şartı yokluğuna» dayalı «usulden red» kararı verilmesi halinde HMK’nın 20. maddesinde yazılı hususlara kararda yer verilmesinin zorunlu olduğu, bir başka ve uygulamada yerleşmiş söyleyişle “gönderme” konusunda da bir karar verilmesi gerektiği açıktır.
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davanın İİK'nın 89/4. maddesine göre açılmış «maddi tazminat davası» olduğu, anılan madde düzenlemesine göre uyuşmazlığın çözümünde «görevli» mahkemenin icra mahkemesi olduğu gerekçesiyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Anılan madde düzenlemesine göre uyuşmazlığın çözümünde «görevli» mahkeme icra mahkemesi olup mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle bu hal benimsenmiş olmasına ve dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmesine karşın hükmün gerekçesinde dava dosyasının mahkeme ile aynı sıfatta bulunmayan icra mahkemesine gönderilmesinin gerekmediği görüşüne yer verilerek göndermeye ilişkin bir hüküm kurulmadığı belirtilmiştir.
HMK’nın 297. maddesinin özellikle ikinci fıkrasında bir hükümde bulunması gereken zorunlu unsurlar açıkça belirtilmiş olup aynı kanunun 20. maddesinde ise «görevsizlik» ve/veya «yetkisizlik» kararı verilmesi halinde taraflara düşen hak ve yükümlülüklerin neler olduğuna değinilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davanın İİK'nın 89/4. maddesine göre açılmış «maddi tazminat davası» olduğu, anılan madde düzenlemesine göre uyuşmazlığın çözümünde «görevli» mahkemenin icra mahkemesi olduğu gerekçesiyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava İİK 89/4. maddesine göre açılmış «maddi tazminat» davasıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8583 E. 2016/7476 K.
Ortak:görevsizlik kararı · kredi sözleşmesi · görevli mahkeme · dava şartı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacaklı vekili tarafından açılan davanın «itirazın kaldırılması» niteliğinde bir talep olduğu, uyuşmazlığın çözümünde «görevli» mahkemenin ise İcra Mahkemesi olduğu kanaatine varıldığı, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda mahkemenin «görevsizliğine» karar vermek gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın görev dava şartı noksanlığından «usulden reddine», görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi İcra Mahkemesi olduğunun tespitine, başvuru halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi İcra Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Dairemizin 21.11.2022 tarih, 2021/3462 E., 2022/8117 K. sayılı kararıyla; "...Davacı, «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağa dayalı icra takibine davalıların itirazının haksız olduğunu ileri sürerek «icra takibine itirazın» iptaline karar verilmesini talep etmiş olup, mahkemece alacağın faiz kısmına da itiraz edildiği değerlendirerek davanın esası hakkında inceleme ve değerlendirme yapılmış ise de, davalılar vekili 10.08.2017 tarihli icra takibine itiraz dilekçesinde faize ilişkin itiraz haklarını açıkça saklı tutmuş olmakla icra dairesinin «yetkisinden» başka bir hususa itiraz edildiğinin kabulü mümkün değildir.
HMK’nın 297. maddesinin özellikle ikinci fıkrasında bir hükümde bulunması gereken zorunlu unsurlar açıkça belirtilmiş olup aynı kanunun 20. maddesinde ise «görevsizlik» ve/veya «yetkisizlik» kararı verilmesi halinde taraflara düşen hak ve yükümlülüklerin neler olduğuna değinilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının «tüketici kredisi» kullandığı, «tüketici sıfatını» haiz olduğu ve taraflar arasındaki işlemin «tüketici işlemi» olduğu, 6502 sayılı Kanun'un 3/l ve 83. maddesi gereğince mahkemenin «görevsizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
Mahkemece taraflar arasındaki «kredi sözleşmeleri» dosyaya sunulmadan ve aralarındaki ilişkinin niteliği belirlenmeden dava dilekçesinin sunulmasını müteakip «görevsizlik» kararı verilmiş olup taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri ve diğer belge ve evrakların dosyaya «ibrazı» sağlanarak sözleşmelerin içeriği de dikkate alınmak suretiyle taraflar arasındaki ilişkinin «ticari nitelikte» mi yoksa «tüketici işlemi» mi olduğu değerlendirilmeksizin «eksik incelemeye» dayalı olarak verilen görevsizlik kararının bozulması gerekmiştir.
HMK 114-115. maddeleri uyarınca görev dava şartı ve mahkemece dava şartı noksanlığının tespiti halinde her aşamada «görevsizlik» kararı verilebilir ise de, bu husus, görev dava şartının noksanlığının tespiti halinde mümkündür.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tüketici sıfatı · tüketici kredisi · tüketici işlemi · ticari dava niteliği · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece taraflar arasındaki «kredi sözleşmeleri» dosyaya sunulmadan ve aralarındaki ilişkinin niteliği belirlenmeden dava dilekçesinin sunulmasını müteakip «görevsizlik» kararı verilmiş olup taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri ve diğer belge ve evrakların dosyaya «ibrazı» sağlanarak sözleşmelerin içeriği de dikkate alınmak suretiyle taraflar arasındaki ilişkinin «ticari nitelikte» mi yoksa «tüketici işlemi» mi olduğu değerlendirilmeksizin «eksik incelemeye» dayalı olarak verilen görevsizlik kararının bozulması gerekmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının «tüketici kredisi» kullandığı, «tüketici sıfatını» haiz olduğu ve taraflar arasındaki işlemin «tüketici işlemi» olduğu, 6502 sayılı Kanun'un 3/l ve 83. maddesi gereğince mahkemenin «görevsizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5279 E. 2015/13539 K.
Ortak:usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın görev dava şartı noksanlığından «usulden reddi» karar verilmiştir.
… Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacaklı vekili tarafından açılan davanın «itirazın kaldırılması» niteliğinde bir talep olduğu, uyuşmazlığın çözümünde «görevli» mahkemenin ise İcra Mahkemesi olduğu kanaatine varıldığı, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda mahkemenin «görevsizliğine» karar vermek gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın görev dava şartı noksanlığından «usulden reddine», görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi İcra Mahkemesi olduğunun tespitine, başvuru halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi İcra Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalılar ... ... ve ... ... hakkında açılan davanın «feragat» nedeniyle reddine, davalılar ... ... ve ... ... hakkında açılan davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» dair verilen kararın davacı vekili ile davalılardan ... ... vekilince temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:feragat · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, davalılar ... ... ve ... ... hakkında açılan davanın «feragat» nedeniyle reddine, davalılar ... ... ve ... ... hakkında açılan davanın «kesin» hükme ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle «usulden reddine» dair verilen kararın davacı vekili ile davalılardan ... ... vekilince temyizi üzerine karar dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5435 E. , 2023/6098 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM
Davanın görev dava şartı noksanlığından usulden reddi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın kaldırılması davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın görev dava şartı noksanlığından usulden reddi karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşme uyarınca davalı şirkete taksitli ticari kredi kullandırıldığını, diğer davalıların ise, müteselsil kefil sıfatıyla borçtan sorumlu olduklarını, kredi borçlarının vadesinde ödenmemesi üzerine kredi hesabının kat edildiğini, bütün borç muaccel hale geldiğinden ihtar gönderildiğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2017/26630 E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıklarını, davalıların itirazların üzerine takibin durduğunu belirterek, davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibin yetkili icra dairesinde açılması gerektiğini belirterek yalnızca yetki itirazında bulunduklarını, bunun dışında başka bir itirazlarının söz konusu olmadığını, buna rağmen davacının borca itiraz edilmiş gibi dava açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.09.2019 tarihli ve 2017/1049 E., 2019/643 K. kararıyla davalı taraf davaya konu alacağı dava açıldıktan sonra ödemiş olduğu, görülmekte olan davanın konusuz kaldığı, bu durumda yapılacak olan esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek olduğu, ayrıca dava konusu borç dava açıldıktan sonra davalı tarafça ödendiğinden ve bu durum davanın açıldığı tarihte davacının haklı, davalıların ise haksız olduğu hususunda mahkemece kanaat oluşturduğundan, davacı tarafın talebi de dikkate alınarak davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretini de kapsar şekilde karar vermek gerektiği gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli ve 2020/1857 E., 2021/77 K. sayılı kararıyla; mahkemece alınan bilirkişi raporunda; dava konusu kredi nedeniyle icra takip tarihi itibarı ile davacının davalılardan toplam 200.427,45 TL alacaklı olduğunun, dava tarihinden sonra 238.381,51 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, mahkeme kabulünde olduğu üzere, dava tarihi itibarı ile davacının dava açmakta haklı olduğu, dolayısıyla davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... kendi adına asaleten, diğer davalılara vekaleten temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 21.11.2022 tarih, 2021/3462 E., 2022/8117 K. sayılı kararıyla; "...Davacı, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı icra takibine davalıların itirazının haksız olduğunu ileri sürerek icra takibine itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş olup, mahkemece alacağın faiz kısmına da itiraz edildiği değerlendirerek davanın esası hakkında inceleme ve değerlendirme yapılmış ise de, davalılar vekili 10.08.2017 tarihli icra takibine itiraz dilekçesinde faize ilişkin itiraz haklarını açıkça saklı tutmuş olmakla icra dairesinin yetkisinden başka bir hususa itiraz edildiğinin kabulü mümkün değildir. Bu durumda, alacaklı vekili tarafından açılan davanın itirazın kaldırılması niteliğinde bir talep olduğu gözetilmeksizin davanın itirazın iptali istemine ilişkin olduğunun kabulü de isabetli değildir.
HMK’nın 297. maddesinin özellikle ikinci fıkrasında bir hükümde bulunması gereken zorunlu unsurlar açıkça belirtilmiş olup aynı kanunun 20. maddesinde ise görevsizlik ve/veya yetkisizlik kararı verilmesi halinde taraflara düşen hak ve yükümlülüklerin neler olduğuna değinilmiştir. Bu durumda mahkemece görev nedeniyle dava şartı yokluğuna dayalı usulden red kararı verilmesi halinde HMK’nın 20. maddesinde yazılı hususlara kararda yer verilmesinin zorunlu olduğu, bir başka ve uygulamada yerleşmiş söyleyişle “gönderme” konusunda da bir karar verilmesi gerektiği açıktır.
Anayasamızın 142. maddesi mahkemelerin kanun ile kurulacağını amir olup konuya ilişkin 5235 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 4. ve 8. maddesi hükümleri gözetildiğinde icra mahkemelerinin adli yargı teşkilat yapısı içerisinde özel kanun ile kurulan, hukuk ve ceza işlerine bakmakla görevli ilk derece mahkemesi olarak kabulü gerekir. Anılan mahkemelerin asliye mahkemesi sıfatında olup olmamaları bu sonuca etki eder nitelikte olmadığı gibi icra mahkemelerinin kendilerine yapılan şikayetlerle ilgili olarak istemi kabul yahut reddetmeleri gerektiğine dair yasal ilkeye dayalı olarak kabul edilen “gönderme kararı veremeyecekleri” yolundaki uygulamanın da anılan mahkemelerin sıfatıyla bir ilgisi bulunmamaktadır.
Keza, HMK’nın 20. maddesinin uygulanmasında “mahkemenin sıfatı” kavramına dayalı olarak bir ayrıma gidilmediği de ortada olup Dairemizin ve Yargıtay dairelerinin istikrarlı uygulaması da açıklanan yönlerdedir (bkz. Yargıtay Kapatılan 19. Hukuk Dairesi'nin 28.09.2010 gün 2010/789 E. 2010/10384 K., 19.10.2009 gün 2009/8349 E. 2009/9586 K.
27. 01.2009 gün 2009/184 E. 2009/467 K., Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 18.2.2019 gün ve 15848-746 sayılı kararı, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2.3.2017 gün ve 22114-3140 sayılı kararları).
Şu halde, mahkemece görevli mahkemeye göndermeye dair bir hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi isabetli olmamış, davalılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacaklı vekili tarafından açılan davanın itirazın kaldırılması niteliğinde bir talep olduğu, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin ise İcra Mahkemesi olduğu kanaatine varıldığı, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda mahkemenin görevsizliğine karar vermek gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın görev dava şartı noksanlığından usulden reddine, görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi İcra Mahkemesi olduğunun tespitine, başvuru halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi İcra Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; icra takip dosyasında yetki ve faize itiraz edildiğini, bu nedenle davanın itirazın iptali davası olduğunu ve mahkemenin davaya bakmaya yetkili ve görevli olduğunu, takibin yetkili icra dairesinde başlatıldığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, görevli mahkemenin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) birinci ve 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine
gönderilmesine,
24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981380400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz