Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1573 E. 2023/5217 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vasiyetname↗ ihdas nedeni↗ nakden kaydı↗ talil↗ kabul beyanı↗ delil değerlendirmesi↗ lehdar↗ yemin teklifi↗ yazılı delil↗ yemin↗ ikrar↗ kötü niyet tazminatı↗ muvafakat↗ ispat yükü↗ bono↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ iflas↗ kötüniyet↗ taşıyan↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/525 E. - 2018/953 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı eşi tarafından yedi adet senede dayalı takip yapıldığını, senetleri imzalayıp imzalamadığını hatırlamadığını, davalının belge sunduğunu, bu belgelerin incelenmesinde nasıl kandırıldığının ve akla aykırı muvafakatler verdiğinin anlaşılacağını, kabul manasına gelmemek üzere imzanın müvekkiline ait çıkması durumunda 83 yaşında olması bu kadar yüklü borç altına girmesinin olanaksız olduğu, arada hiç bir alacak borç ilişkisi olmadığını, 01.10.2014 tarihli vasiyetnameyi ölünceye kadar bakma sözleşmesi zannedip imzaladığını, vasiyetnameyi imzadan sonra sözde ev sözü verilip (600 bin TL değerli) senetlerin imzalandığı, bu şekilde borçlanma ile tüm mal varlığından vazgeçmesinin olağan olmadığını, senetler davalının iddia ettiği gibi 01.01.2014 tarihinde imzalanıp verilmişse tanzim tarihinin neden önceki tarih olan 01.04.2013 olarak yazıldığını, davalıca nakit karşılığı verilmediği belirtildiğine göre nakten olan senetlerin talil edildiğini, 07.02.2017 tarihli yazıda senetlerle ilgili icraya vermeye muvafakat etmesinin de normal bir durum olmadığını, temel ilişkiyi ortaya koyan bu belgelerin kendi içinde çelişkili olduğunu ileri sürüp, borçlu olmadığının tespitini, davalının müvekkil aleyhine açmış olduğu takibinin iptalini, davalının aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı ile 05.06.2013 tarihinde evlendiklerini halen de evli olduklarını dava konusu bonoların mehir olarak verildiğini, 01.03.2013 tarihinde düzenlenip evlenmeden önce verildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bonoların metninde ihdas nedeni kısmında "nakten "yazılı olduğu, davalının senetlerin 05.06.2013 tarihinde evlenmeleri nedeniyle davacı tarafından davalıya "mehir" amaçlı olarak verildiğini iddia ettiği, Davalının bu cevabı ve bonoların metninde ihdas nedeni olarak "nakten" yazılı olması nedeniyle nakden düzenlendiği kabul edilen bonoların ihdas nedenini davalı-alacaklının bu şekilde talil ettiğinden bonolardan dolayı alacaklı olduğunu ispat yükünün davalı-lehdar eşe geçtiği, ancak yazılı delil sunmadığı gibi davacıya yemin de teklif etmedikleri; tarafların karı koca olmaları ve ayrıca davalının işbu bonolara dayanarak davacı eşi hakkında söz konusu icra takibini başlatırken kötü niyetle hareket ettiğinin yasal ve yeterli kanıtlarla davacı tarafça ispat edilememiş olması nedeniyle yeterli koşulları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminat talebinin ise reddine karar vermek gerektiği belirtilerek davaya konu bonolardan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının borcunu kabul beyanı bulunan belgelerin dikkate alınmadığını, yıllarca esnaflık yapan davacının bonoyu, sözleşmeyi ayırt edecek bilgi ve yetenekte olmadığını iddia etmesinin kötüniyetli olduğunu, kandırıldığı iddiasında olan davacının savcılığa suç duyurusunda bulunmadığını, davacının senetleri inkar etmesi ve aynı zamanda ikrar etmesi nedeniyle yemin teklifinde bulunulmadığını, davanın reddi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle davalı tarafça senetlerin mehir olarak verildiğini savunmasına ve böylece senedin ihdas nedenini talil ederek ispat yükünü üzerine almasına, bu kapsamda iddiasını kesin delillerle kanıtlayamamasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Davacı tarafından sunulan 01.10.2014 tarihli Belgedir başlıklı, davacının isim ve imzasını taşıyan belgede “ben ..., eşim ... Layikel’e kendi isteğim ve arzumla hiç kimsenin baskısı ve tesiri altında kalmadan eşime 600.000,00 TL değerinde ev alacağım ve bu evi onun adına yaptıracağım. Bunu yaptıramazsam bunun karşılığında mal varlığımdan alması için eşime kendi yazıp imzaladığım senetleri veriyorum. Eşim ... herhangi bir nedenden dolayı bahsettiğim evi alamazsam senetleri icraya koymakta serbesttir.” yazılıdır. 14.11.2016 tarihli Belgedir başlıklı evrakta da senetlerin veriliş amacı yazılarak, takibe konulabileceği belirtilerek davacı tarafından imzalanmış olduğu görülmektedir. 07.02.2017 tarihli beyanımdır başlıklı belgede ise icra takibine muvafakat edildiğine dair beyan bulunmaktadır. Davacı bu belgeleri dosyaya sunmakla birlikte belgelerin altındaki imzaları kabul etmediğini, belgelerin kendisinin kandırılmak suretiyle imzalatıldığını iddia etmektedir. Bu durumda belgelerin asılları getirtilerek usulüne uygun imza ve yazı incelemesi yapılması ve sonucuna göre belgeler davacı tarafından düzenlenmiş veya imzalar kendisine ait ise bu belgelerdeki davacı beyanları değerlendirilerek dava konusu bonolardaki "nakden" kaydı karşısında bonoların ihdas nedeninin talil edilip edilmediği, her iki tarafın talil edip etmediği ve ispat yükünün kime düştüğü belirlenerek karar verilmesi gerekirken söz konusu belgeler ve belgedeki beyanlar dikkate alınmaksızın sırf davalının cevap dilekçesindeki beyanları dikkate alınarak karar verilmesi doğru olmamış, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6163 E. 2011/5459 K.
Ortak:ihdas nedeni · talil · ispat yükü · bono · kötüniyet · cy/cy kaydı
İncelediğiniz kararda… ı ve sonucuna göre belgeler davacı tarafından düzenlenmiş veya imzalar kendisine ait ise bu belgelerdeki davacı beyanları değerlendirilerek dava konusu bonolardaki "«nakden" kaydı» karşısında bonoların «ihdas nedeninin» «talil» edilip edilmediği, her iki tarafın talil edip etmediği ve «ispat yükünün» kime düştüğü belirlenerek karar verilmesi gerekirken söz konusu belgeler ve belgedeki beyanlar dikkate alınmaksızın sırf davalının cevap dilekçesindeki beyanları dikkate alınarak karar verilmesi doğru olmamış, «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı kararın bozulması gerekmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bonoların metninde «ihdas nedeni» kısmında "nakten "yazılı olduğu, davalının senetlerin 05.06.2013 tarihinde evlenmeleri nedeniyle davacı tarafından davalıya "mehir" amaçlı olarak verildiğini iddia ettiği, Davalının bu cevabı ve bonoların metninde ihdas nedeni olarak "nakten" yazılı olması nedeniyle nakden düzenlendiği kabul edilen bonoların ihdas nedenini davalı-alacaklının bu şekilde «talil» ettiğinden bonolardan dolayı alacaklı olduğunu «ispat yükünün» davalı-«lehdar» eşe geçtiği, ancak «yazılı delil» sunmadığı gibi davacıya «yemin» de teklif etmedikleri; tarafların karı koca olmaları ve ayrıca davalının işbu bonolara dayanarak davacı eşi hakkında söz konusu icra takibini başlatırken kötü niyetle hareket ettiğinin yasal ve yeterli kanıtlarla davacı tarafça ispat edilememiş olması nedeniyle yeterli koşulları oluşmadığından davacının «kötü niyet tazminat» talebinin ise reddine karar vermek gerektiği belirtilerek davaya konu bonolardan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle davalı tarafça senetlerin mehir olarak verildiğini savunmasına ve böylece senedin «ihdas nedenini» «talil» ederek ispat yükünü üzerine almasına, bu kapsamda iddiasını «kesin» delillerle kanıtlayamamasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davalı …
Benzer bu kararda… ece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalının şirketteki hisselerini davacının düzenlediği senetlerden önce devir ettiği, senetlerin «malen kaydı» ile düzenlendiği, davalının 22.7.2008 dilekçesi ile senetlerin davacıya satılan ve «teslim» edilen mücevherat ile ilgili olduğunu beyan ettiği, davalının önce borç para karşılığı verildiğini daha sonra beyanından dönmesine davacının rızasının bulunmadığı, dolayısıyla davalının bonoların «ihdas nedenini» «talil» ettiği, bu durumda «ispat yükü» kendisinde olan davalının borcun varlığını ve malın teslim alındığını ispat etmesi gerektiği halde ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 52.500 YTL’nın davalıdan tahsiline, «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, İİK'nun 72. maddesi uyarınca açılan menfi tesbit ve «istirdat» istemine ilişkin olup, dava konusu «bonolarda» «malen kaydı» mevcuttur.
Bu durumda davalının senetlerin nakit karşılığı verildiği konusunda savunması olmadığından bonoların «ihdas nedeni» «talil» edilmemiş olup, MK'nun 6. maddesi uyarınca «ispat külfeti» davacıda olup, yer değiştirmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:malen kaydı · limited şirket hisse devri · delillerin toplanmaması · ispat külfeti · kötüniyet tazminatı · ara karar · hisse devri · istirdat
Benzer bu kararda… ece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalının şirketteki hisselerini davacının düzenlediği senetlerden önce devir ettiği, senetlerin «malen kaydı» ile düzenlendiği, davalının 22.7.2008 dilekçesi ile senetlerin davacıya satılan ve «teslim» edilen mücevherat ile ilgili olduğunu beyan ettiği, davalının önce borç para karşılığı verildiğini daha sonra beyanından dönmesine davacının rızasının bulunmadığı, dolayısıyla davalının bonoların «ihdas nedenini» «talil» ettiği, bu durumda «ispat yükü» kendisinde olan davalının borcun varlığını ve malın teslim alındığını ispat etmesi gerektiği halde ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 52.500 YTL’nın davalıdan tahsiline, «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, İİK'nun 72. maddesi uyarınca açılan menfi tesbit ve «istirdat» istemine ilişkin olup, dava konusu «bonolarda» «malen kaydı» mevcuttur.
Davacı, dava dilekçesinde davaya konu bonoların «limited şirket hisse devri» nedeniyle verildiğini ileri sürmüş, davalı ise bu iddiayı kabul etmeyerek cevap dilekçesinde bonoların, davacının borcu nedeniyle alındığını savunarak, borcun nakit yada mal karşılığı olduğunu açıklamamıştır.
Mahkemenin 05.06.2008 tarihli «ara» kararı sonrasında davalı vekili tarafından verilen 22.07.2008 tarihli dilekçe ile bonoların, müvekkili tarafından davacıya satılan ve «teslim» edilen mücevherat karşılığı olarak verildiğini beyan etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1573 E. , 2023/5217 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/470 Esas, 2021/2191 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/525 E. - 2018/953 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı eşi tarafından yedi adet senede dayalı takip yapıldığını, senetleri imzalayıp imzalamadığını hatırlamadığını, davalının belge sunduğunu, bu belgelerin incelenmesinde nasıl kandırıldığının ve akla aykırı muvafakatler verdiğinin anlaşılacağını, kabul manasına gelmemek üzere imzanın müvekkiline ait çıkması durumunda 83 yaşında olması bu kadar yüklü borç altına girmesinin olanaksız olduğu, arada hiç bir alacak borç ilişkisi olmadığını, 01.10.2014 tarihli vasiyetnameyi ölünceye kadar bakma sözleşmesi zannedip imzaladığını, vasiyetnameyi imzadan sonra sözde ev sözü verilip (600 bin TL değerli) senetlerin imzalandığı, bu şekilde borçlanma ile tüm mal varlığından vazgeçmesinin olağan olmadığını, senetler davalının iddia ettiği gibi 01.01.2014 tarihinde imzalanıp verilmişse tanzim tarihinin neden önceki tarih olan 01.04.2013 olarak yazıldığını, davalıca nakit karşılığı verilmediği belirtildiğine göre nakten olan senetlerin talil edildiğini, 07.02.2017 tarihli yazıda senetlerle ilgili icraya vermeye muvafakat etmesinin de normal bir durum olmadığını, temel ilişkiyi ortaya koyan bu belgelerin kendi içinde çelişkili olduğunu ileri sürüp, borçlu olmadığının tespitini, davalının müvekkil aleyhine açmış olduğu takibinin iptalini, davalının aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı ile 05.06.2013 tarihinde evlendiklerini halen de evli olduklarını dava konusu bonoların mehir olarak verildiğini, 01.03.2013 tarihinde düzenlenip evlenmeden önce verildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bonoların metninde ihdas nedeni kısmında "nakten "yazılı olduğu, davalının senetlerin 05.06.2013 tarihinde evlenmeleri nedeniyle davacı tarafından davalıya "mehir" amaçlı olarak verildiğini iddia ettiği, Davalının bu cevabı ve bonoların metninde ihdas nedeni olarak "nakten" yazılı olması nedeniyle nakden düzenlendiği kabul edilen bonoların ihdas nedenini davalı-alacaklının bu şekilde talil ettiğinden bonolardan dolayı alacaklı olduğunu ispat yükünün davalı-lehdar eşe geçtiği, ancak yazılı delil sunmadığı gibi davacıya yemin de teklif etmedikleri; tarafların karı koca olmaları ve ayrıca davalının işbu bonolara dayanarak davacı eşi hakkında söz konusu icra takibini başlatırken kötü niyetle hareket ettiğinin yasal ve yeterli kanıtlarla davacı tarafça ispat edilememiş olması nedeniyle yeterli koşulları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminat talebinin ise reddine karar vermek gerektiği belirtilerek davaya konu bonolardan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının borcunu kabul beyanı bulunan belgelerin dikkate alınmadığını, yıllarca esnaflık yapan davacının bonoyu, sözleşmeyi ayırt edecek bilgi ve yetenekte olmadığını iddia etmesinin kötüniyetli olduğunu, kandırıldığı iddiasında olan davacının savcılığa suç duyurusunda bulunmadığını, davacının senetleri inkar etmesi ve aynı zamanda ikrar etmesi nedeniyle yemin teklifinde bulunulmadığını, davanın reddi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle davalı tarafça senetlerin mehir olarak verildiğini savunmasına ve böylece senedin ihdas nedenini talil ederek ispat yükünü üzerine almasına, bu kapsamda iddiasını kesin delillerle kanıtlayamamasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Davacı tarafından sunulan 01.10.2014 tarihli Belgedir başlıklı, davacının isim ve imzasını taşıyan belgede “ben ..., eşim ... Layikel’e kendi isteğim ve arzumla hiç kimsenin baskısı ve tesiri altında kalmadan eşime 600.000,00 TL değerinde ev alacağım ve bu evi onun adına yaptıracağım. Bunu yaptıramazsam bunun karşılığında mal varlığımdan alması için eşime kendi yazıp imzaladığım senetleri veriyorum. Eşim ... herhangi bir nedenden dolayı bahsettiğim evi alamazsam senetleri icraya koymakta serbesttir.” yazılıdır.
14. 11.2016 tarihli Belgedir başlıklı evrakta da senetlerin veriliş amacı yazılarak, takibe konulabileceği belirtilerek davacı tarafından imzalanmış olduğu görülmektedir.
07. 02.2017 tarihli beyanımdır başlıklı belgede ise icra takibine muvafakat edildiğine dair beyan bulunmaktadır. Davacı bu belgeleri dosyaya sunmakla birlikte belgelerin altındaki imzaları kabul etmediğini, belgelerin kendisinin kandırılmak suretiyle imzalatıldığını iddia etmektedir. Bu durumda belgelerin asılları getirtilerek usulüne uygun imza ve yazı incelemesi yapılması ve sonucuna göre belgeler davacı tarafından düzenlenmiş veya imzalar kendisine ait ise bu belgelerdeki davacı beyanları değerlendirilerek dava konusu bonolardaki "nakden" kaydı karşısında bonoların ihdas nedeninin talil edilip edilmediği, her iki tarafın talil edip etmediği ve ispat yükünün kime düştüğü belirlenerek karar verilmesi gerekirken söz konusu belgeler ve belgedeki beyanlar dikkate alınmaksızın sırf davalının cevap dilekçesindeki beyanları dikkate alınarak karar verilmesi doğru olmamış, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/979163800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz