Ayıptan sorumluluk
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1744 E. 2023/5337 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıptan sorumluluk↗ seçimlik haklar↗ akreditif↗ gizli ayıp↗ ayıp↗ hile↗ ikrar↗ olumsuz oy↗ pasif husumet↗ tbk 99↗ kâr kaybı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/215 E., 2018/338 K.
Taraflar arasındaki ayıp nedeniyle satış bedelinden indirim yapılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.09.2015 tarihinde dava dışı bir firmadan beheri için 79.000,00 TL ödeyerek 11 adet Volswagen Jetta marka aracı ikinci el olarak satın aldığını, davalı şirketin zikredilen markanın Türkiye distribütörü ve ithalatçısı olduğunu, Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı (EPA) tarafından 18.09.2015 tarihinde Volswagen grubunun Temiz Hava Yasasını ihlal ettiğine dair bir haber yayınlandığını, haberde, zikredilen üreticinin, dizel motorları programladığı, bu programla, araçların nitrojen oksit ( NOx) çıkışının, düzenleyici test sırasında ABD standartlarına uygun gözükmesini sağladığını ancak gerçekte 40 kat daha yüksek NOx üretimine neden olduğu bilgisine yer verildiğini, nitekim bu haberler üzerine ABD yetkili makamlarınca üretici firmaya cezai işlem uygulandığını, davalı şirketin internet sitesinden emisyon hilesine maruz kalan araçların tespit edilebildiğini, müvekkilinin bu siteden araçların şasi numarasını girerek yaptığı araştırmayla, davaya konu tüm araçlarda emisyon hilesinin mevcut olduğunu tespit ettiğini, söz konusu emisyon hilesinin gizli ayıp niteliğinde olduğunu, araçların bu haliyle, satıcı tarafından kullanma kılavuzunda bildirilen teknik düzenleme ve donanıma sahip olmadığını, üretici firma tarafından düşük gösterilen emisyon değerlerinin hava kirliliğine neden olduğu gibi beyin ve akciğerlerde ciddi sağlık sonuçlarına yol açtığını, üretici şirket ve davalı tarafından her ne kadar söz konusu problemin bir güncellemeyle giderilebileceği belirtilmiş ise de bu güncellemenin aracın performansını düşürdüğünü ve yakıt tüketimini de artırdığını, bu hususun üretici firmanın CEO'su tarafından tevili olarak ikrar edildiğini, ayrıca bu hususu belirtir testler bulunduğunu, davaya konu araçların bu haliyle Tip Onay Yönetmeliğine aykırı olup hukuki ayıplı addedilmesi gerektiğini, zikredilen ayıp nedeniyle satış bedelinden indirim yapılmasını gerektiğini, seçimlik haklarını bu şekilde kullanmak istediklerini ileri sürerek şimdilik 11.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu talepler bakımından müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, davaya konu araçlardaki emisyon hacminin Ülkemiz mevzuatına uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının araçların ithalatçısı olmasına göre, pasif husumetinin bulunduğu, araçların emisyon salınımı konusunda Ülkemizde, Avrupa Birliği ( AB) standartlarının esas alındığı, üretilen ya da ithal edilen araçların egzoz gazı salınımlarının bu standartlar ile belirlenen değerlerin altında olması halinde aracın kullanımına izin verildiği, bu emisyon değerlerin ölçümleri akredite laboratuvarlarda yapılarak uygun olanların ithaline izin verildiği, daha sonraki teknik kontrollerde ise azot oksit emisyon kontrolü yapılmadığı, araçların emisyon salınımının ülkemizde kabul edilen sınır değerler daha da aşağıda olduğundan kullanılmasında her hangi bir sakınca görülmediği ve kamu adına her hangi bir işlem yapılmadığı, AB'de emisyonlu araçların vergilerinin daha düşük olmasına karşılık Türkiye'de bu konuda bir uygulama bulunmadığı dolayısıyla azot emisyonu düşük olması gereken bir aracın bu oranın yüksek olması halinde kullanıcının bu konuda da her hangi bir zararını bulunmadığı, yurt dışından ithal edilen araçlar yönünden, her ülkenin kendine göre standartları bulunduğu, ülkemiz yönünden de yurt dışından ithal edilen bu tür araçların belli değerler ve belli kalemlerle kabul edilmiş sınırlar oluşturmuş olup, ülkemiz mevzuatı açısından davacının dile getirtiği azot oksit değerinin baz alınmasına ilişkin her hangi bir düzenleme bulunmadığı, araçların ithalinde bu yönde bir ölçümlemeye tabi tutulmadığı, bu nedenle dava dışı üreteci firmanın araçların gerçek emisyon değerlerinin gizlemiş olmasının davacı yönünden bir ayıp oluşturmadığı, üreticinin gizlediği bu durumun davacının dile getirdiği gibi yakıt sarfiyatını artırdığına dair zararına sebep olacak her hangi bir bilirkişi tespitinin de veya bu tespitin aksini ispatlar davacı delilinin de olmadığı ve bu nedenle de davacının bu yöndeki iddiası ve dolayısıyla zararının gerçekleşmediği ayrıca mevzuatta azot oksit gazının daha az salındığı araçlar için bir ayrıcalık tanınmadığı, davacının bu yönden de her hangi bir kaybının olmadığı, yine davacının araçların performansında düşüklüğe sebep olduğuna ilişkin iddiasını kanıtlar bir delil bulunmadığı gibi davacı tarafça, sağlık yönünden de bu şekilde araçlara sahip olmasının kendisinde zarara sebep olduğuna ilişkin de her hangi bir delil de sunamadığı, aracın ithali için ülkemiz mevzuatı yönünden NOx gazı için ülkeye girişinde bildirilmiş, ithal edilecek araçların tabi olduğu bir baz değerde bulunmadığından, bu şekilde yapılan ithalatta davalının yasalara aykırı davrandığına ilişkin bir iddiada da bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirkete ait dava konusu araçların şasi numaraları sorgulatılıp hileye maruz kaldığı davalı şirketin resmi internet sitesi aracılığıyla da tespit edildiği, buna göre davalı şirketin distrübütörlüğünü yaptığı Volkswagen Marka araçların ayıplı olduğunun davalı tarafından kabul edildiği, 6098 sayılı TBK 219. maddesine göre, davalının ayıptan sorumlu olduğu, davalının, söz konusu ayıplı araçları Türkiye Piyasasına sunarken, gerek reklam gerekse tanıtım faaliyetlerinde çevreyi diğer araçlardan daha az kirleten; çevre dostu araçlar olarak tanıtarak ,alıcı müvekkilini yanılttığı, bilirkişiler tarafından araçlarda herhangi bir emisyon ölçümü yapılmadan, emisyon değerlerinin AB de belirlenen emisyon sınırının altında kaldığının bildirildiği gibi ülkemizde emisyon değerlerinin daha sonraki teknik kontrollerde bir daha ölçülmediğinden hareketle söz konusu hileli yazılıma sahip araçların,motor yazılımı hilelide olsa sadece tip onay testinden geçmesinin yeterli olacağı, emisyonun kötü olmasının kullanıcı açısından herhangi bir zarar ve kayıp yaratmayacağı şeklinde hukuk dışı olan bilimsellikten uzak açıklamalarda bulunulduğu, emisyon güncellenmesinin motor performansını ve yakıt tüketimini olumsuz etkilediği yönünde kesin açıklamada bulunmanın mümkün görülmediği görüşünü de itibar edilemeyeceği zira Consumer Reports yaptığı özel testlerde söz konusu hileli motora sahip araçların hızlanma sürelerini arttığı ve yakıt ekonomilerinin gerilediği artan yakıt maliyetleri ile artık bu araçların çok verimli rakipleri arasında yer bulamayacağının belirtildiği ayrıca Hafif Yolcu ve Ticari Araçlardan Çıkan Emisyonlar (euro 5 ve euro 6) Bakımından ve Araç Tamir ve Bakım Bilgilerine Erişim Konusunda Motorlu Araçların Tip Onayına İlişkin Yönetmeliğin 6/2'de maddesinde açıkça; emisyon kontrol sistemlerinin etkinliğini azaltan iptal tertibatlarının kullanımının yasak olduğunun ifade edildiği, bu nedenle söz konusu araçlarda hukuki ayıbın da mevcut olduğu, nitekim söz konusu hileli motor düzeneğinin başta tespit edilmesi halinde dava konusu araçların tip onay belgesi alamayacağı ve trafiğe çıkamayacağının açık olduğu bu durumun dava konusu taleplerin haklılığını ispatlar nitelikte bulunduğu, davalı tarafından ithal edilen ve müvekkili tarafından satın alınan dava konusu ayıplı araçların, satıcı tarafından aracın kullanma klavuzunda bildirilen teknik düzenleme ve donanımın mevcut olmaması ve müvekkil şirketin beklentilerini karşılamaması nedeniyle ayıplı olduğu ve ayıbın oluşmasına üretici firmanın hileli davranışlarının sebep olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ayıp nedeniyle satış bedelinden indirim yapılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 219 uncu ve 222 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17235 E. 2015/2912 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yanıltıcı beyan · ilan · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, söz konusu «ilan» ve reklamların «yanıltıcı beyan» ve aldatıcı reklam olup olmadığı tartışılmaksızın, söz konusu “...” markalı cihazın tüm jeneratör ve içten yanmalı motorlarda yakıt tasarrufu sağlayacağı ve egzos emisyonlarını iyileştireceğine dair söz konusu cihazın sahip olduğu vasıflar itibariyle «haksız rekabet» oluşturmadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının markasının, davacı markası ile «iltibas» oluşturmadığı, dolayısıyla markaya tecavüz ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalının %25-35 oranında yakıt tasarrufu sağladığını belirterek «haksız rekabet» oluşturduğu iddiasında ise; dosyada değişik Üniversitelerin farklı laboratuvarlarında yapılan incelemeler ve alınan test raporları ile ... yakıt tasarruf cihazının …
2-Ancak; davacı tarafça davalının, «ilan» ve reklam yoluyla üretmiş olduğu ürünün Dünya'da ve Türkiye'de ilk patentli ürün olduğu ve kullanıldığı araçlarda %25-%35 civarında yakıt tasarrufu sağladığına ilişkin açıklamasının, yanıltıcı ve aldatıcı reklam niteliğinde olduğu, bu eyleminin 6762 sayılı TTK'nın 56 vd maddeleri uyarınca «haksız rekabet» oluşturduğu ileri sürülmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4331 E. 2010/11058 K.
Ortak:akreditif
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının araçların ithalatçısı olmasına göre, «pasif husumetinin» bulunduğu, araçların emisyon salınımı konusunda Ülkemizde, Avrupa Birliği ( AB) standartlarının esas alındığı, üretilen ya da ithal edilen araçların egzoz gazı salınımlarının bu standartlar ile belirlenen değerlerin altında olması halinde aracın kullanımına izin verildiği, bu emisyon değerlerin ölçümleri «akredite» laboratuvarlarda yapılarak uygun olanların ithaline izin verildiği, daha sonraki teknik kontrollerde ise azot oksit emisyon kontrolü yapılmadığı, araçların emisyon salınımının ülkemizde kabul edilen sınır değerler daha da aşağıda olduğundan kullanılmasında her hangi bir sakınca görülmediği ve kamu adına her hangi bir işlem yapılmadığı, AB'de emisyonlu araçların vergilerinin daha düşük olmasına karşılık Türkiye'de bu konuda bir uygulama bulunmadığı dolayısıyla azot emisyonu düşük olması gereken bir aracın bu oranın yüksek olması halinde kullanıcının bu konuda da her hangi bir zararını bulunmadığı, yurt dışından ithal edilen araçlar yönünden, her ülkenin kendine göre standartları bulunduğu, ülkemiz yönünden de yurt dışından ithal edilen bu tür araçların belli değerler ve belli kalemlerle kabul edilmiş sınırlar oluşturmuş olup, ülkemiz mevzuatı açısından davacının dile getirtiği azot oksit değerinin baz alınmasına ilişkin her hangi bir düzenleme bulunmadığı, araçların ithalinde bu yönde bir ölçümlemeye tabi tutulmadığı, bu nedenle dava dışı üreteci firmanın araçların gerçek emisyon değerlerinin gizlemiş olmasının davacı yönünden bir «ayıp» oluşturmadığı, üreticinin gizlediği bu durumun davacının dile getirdiği gibi yakıt sarfiyatını artırdığına dair zararına sebep olacak her hangi bir bilirkişi tespitinin de veya bu tespitin aksini ispatlar davacı delilinin de olmadığı ve bu nedenle de davacının bu yöndeki iddiası ve dolayısıyla zararının gerçekleşmediği ayrıca mevzuatta azot oksit gazının daha az salındığı araçlar için bir ayrıcalık tanınmadığı, davacının bu yönden de her hangi bir «kaybının» olmadığı, yine davacının araçların performansında düşüklüğe sebep olduğuna ilişkin iddiasını kanıtlar bir delil bulunmadığı gibi davacı tarafça, sağlık yönünden de …
Benzer bu kararda… , davacı şirket yetkilisi tarafından davalıya gönderilen yazı içeriğinde, emisyon ölçümü ve analizlerinin hangi metotlarla yapılacağı ve davalının hangi kurumlardan «akreditasyonunun» bulunduğu açıkça belirtilmiş olup artık davacı şirketin kusurundan söz edilemez.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tacirler arası hizmet sözleşmesi · müterafik kusur · tacirler arası dava · hizmet sözleşmesi · fatura · tacir · kusur
Benzer bu kararda2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, «tacirler arası hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup dosya içeriğinden, taraflar arasında, davalı şirkete ait seramik fabrikası bacalarının emisyon ölçümlerinin dava …
… şartları bildirmemeleri ölçümlerin yapılmasında her iki tarafın da mutabık olmaları, ölçüm yapanlarca da bir emek ve hizmet verilmiş olması nedeni ile tahakkuk eden «fatura» bedelini Sentez Kalite Kontrol Laboratuarının hak etmiş olduğu ve Termal Seramik Sanayi AŞ tarafından ödenmesinin uygun görüldüğü belirtmiş ise de davacı tarafından verilen hizmetin Çevre Bakanlığının aradığı şartları taşımadığı ve davacı tarafın bu sonuçların Çevre Bakanlığına sunulacağını bilip bilmediği hususunda tereddüde düşüldüğü, davacı tarafın da bu incelemeleri yaptırırken bunların Çevre Bakanlığına sunulacağını açık ve net biçimde davacıya bildirmediği, bu nedenle tarafların olayda «müterafik kusuru» bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 2.242 TL nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1744 E. , 2023/5337 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/164 Esas -2021/1593 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/215 E., 2018/338 K.
Taraflar arasındaki ayıp nedeniyle satış bedelinden indirim yapılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.09.2015 tarihinde dava dışı bir firmadan beheri için 79.000,00 TL ödeyerek 11 adet Volswagen Jetta marka aracı ikinci el olarak satın aldığını, davalı şirketin zikredilen markanın Türkiye distribütörü ve ithalatçısı olduğunu, Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı (EPA) tarafından 18.09.2015 tarihinde Volswagen grubunun Temiz Hava Yasasını ihlal ettiğine dair bir haber yayınlandığını, haberde, zikredilen üreticinin, dizel motorları programladığı, bu programla, araçların nitrojen oksit ( NOx) çıkışının, düzenleyici test sırasında ABD standartlarına uygun gözükmesini sağladığını ancak gerçekte 40 kat daha yüksek NOx üretimine neden olduğu bilgisine yer verildiğini, nitekim bu haberler üzerine ABD yetkili makamlarınca üretici firmaya cezai işlem uygulandığını, davalı şirketin internet sitesinden emisyon hilesine maruz kalan araçların tespit edilebildiğini, müvekkilinin bu siteden araçların şasi numarasını girerek yaptığı araştırmayla, davaya konu tüm araçlarda emisyon hilesinin mevcut olduğunu tespit ettiğini, söz konusu emisyon hilesinin gizli ayıp niteliğinde olduğunu, araçların bu haliyle, satıcı tarafından kullanma kılavuzunda bildirilen teknik düzenleme ve donanıma sahip olmadığını, üretici firma tarafından düşük gösterilen emisyon değerlerinin hava kirliliğine neden olduğu gibi beyin ve akciğerlerde ciddi sağlık sonuçlarına yol açtığını, üretici şirket ve davalı tarafından her ne kadar söz konusu problemin bir güncellemeyle giderilebileceği belirtilmiş ise de bu güncellemenin aracın performansını düşürdüğünü ve yakıt tüketimini de artırdığını, bu hususun üretici firmanın CEO'su tarafından tevili olarak ikrar edildiğini, ayrıca bu hususu belirtir testler bulunduğunu, davaya konu araçların bu haliyle Tip Onay Yönetmeliğine aykırı olup hukuki ayıplı addedilmesi gerektiğini, zikredilen ayıp nedeniyle satış bedelinden indirim yapılmasını gerektiğini, seçimlik haklarını bu şekilde kullanmak istediklerini ileri sürerek şimdilik 11.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu talepler bakımından müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, davaya konu araçlardaki emisyon hacminin Ülkemiz mevzuatına uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının araçların ithalatçısı olmasına göre, pasif husumetinin bulunduğu, araçların emisyon salınımı konusunda Ülkemizde, Avrupa Birliği ( AB) standartlarının esas alındığı, üretilen ya da ithal edilen araçların egzoz gazı salınımlarının bu standartlar ile belirlenen değerlerin altında olması halinde aracın kullanımına izin verildiği, bu emisyon değerlerin ölçümleri akredite laboratuvarlarda yapılarak uygun olanların ithaline izin verildiği, daha sonraki teknik kontrollerde ise azot oksit emisyon kontrolü yapılmadığı, araçların emisyon salınımının ülkemizde kabul edilen sınır değerler daha da aşağıda olduğundan kullanılmasında her hangi bir sakınca görülmediği ve kamu adına her hangi bir işlem yapılmadığı, AB'de emisyonlu araçların vergilerinin daha düşük olmasına karşılık Türkiye'de bu konuda bir uygulama bulunmadığı dolayısıyla azot emisyonu düşük olması gereken bir aracın bu oranın yüksek olması halinde kullanıcının bu konuda da her hangi bir zararını bulunmadığı, yurt dışından ithal edilen araçlar yönünden, her ülkenin kendine göre standartları bulunduğu, ülkemiz yönünden de yurt dışından ithal edilen bu tür araçların belli değerler ve belli kalemlerle kabul edilmiş sınırlar oluşturmuş olup, ülkemiz mevzuatı açısından davacının dile getirtiği azot oksit değerinin baz alınmasına ilişkin her hangi bir düzenleme bulunmadığı, araçların ithalinde bu yönde bir ölçümlemeye tabi tutulmadığı, bu nedenle dava dışı üreteci firmanın araçların gerçek emisyon değerlerinin gizlemiş olmasının davacı yönünden bir ayıp oluşturmadığı, üreticinin gizlediği bu durumun davacının dile getirdiği gibi yakıt sarfiyatını artırdığına dair zararına sebep olacak her hangi bir bilirkişi tespitinin de veya bu tespitin aksini ispatlar davacı delilinin de olmadığı ve bu nedenle de davacının bu yöndeki iddiası ve dolayısıyla zararının gerçekleşmediği ayrıca mevzuatta azot oksit gazının daha az salındığı araçlar için bir ayrıcalık tanınmadığı, davacının bu yönden de her hangi bir kaybının olmadığı, yine davacının araçların performansında düşüklüğe sebep olduğuna ilişkin iddiasını kanıtlar bir delil bulunmadığı gibi davacı tarafça, sağlık yönünden de bu şekilde araçlara sahip olmasının kendisinde zarara sebep olduğuna ilişkin de her hangi bir delil de sunamadığı, aracın ithali için ülkemiz mevzuatı yönünden NOx gazı için ülkeye girişinde bildirilmiş, ithal edilecek araçların tabi olduğu bir baz değerde bulunmadığından, bu şekilde yapılan ithalatta davalının yasalara aykırı davrandığına ilişkin bir iddiada da bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirkete ait dava konusu araçların şasi numaraları sorgulatılıp hileye maruz kaldığı davalı şirketin resmi internet sitesi aracılığıyla da tespit edildiği, buna göre davalı şirketin distrübütörlüğünü yaptığı Volkswagen Marka araçların ayıplı olduğunun davalı tarafından kabul edildiği, 6098 sayılı TBK 219. maddesine göre, davalının ayıptan sorumlu olduğu, davalının, söz konusu ayıplı araçları Türkiye Piyasasına sunarken, gerek reklam gerekse tanıtım faaliyetlerinde çevreyi diğer araçlardan daha az kirleten; çevre dostu araçlar olarak tanıtarak ,alıcı müvekkilini yanılttığı, bilirkişiler tarafından araçlarda herhangi bir emisyon ölçümü yapılmadan, emisyon değerlerinin AB de belirlenen emisyon sınırının altında kaldığının bildirildiği gibi ülkemizde emisyon değerlerinin daha sonraki teknik kontrollerde bir daha ölçülmediğinden hareketle söz konusu hileli yazılıma sahip araçların,motor yazılımı hilelide olsa sadece tip onay testinden geçmesinin yeterli olacağı, emisyonun kötü olmasının kullanıcı açısından herhangi bir zarar ve kayıp yaratmayacağı şeklinde hukuk dışı olan bilimsellikten uzak açıklamalarda bulunulduğu, emisyon güncellenmesinin motor performansını ve yakıt tüketimini olumsuz etkilediği yönünde kesin açıklamada bulunmanın mümkün görülmediği görüşünü de itibar edilemeyeceği zira Consumer Reports yaptığı özel testlerde söz konusu hileli motora sahip araçların hızlanma sürelerini arttığı ve yakıt ekonomilerinin gerilediği artan yakıt maliyetleri ile artık bu araçların çok verimli rakipleri arasında yer bulamayacağının belirtildiği ayrıca Hafif Yolcu ve Ticari Araçlardan Çıkan Emisyonlar (euro 5 ve euro 6) Bakımından ve Araç Tamir ve Bakım Bilgilerine Erişim Konusunda Motorlu Araçların Tip Onayına İlişkin Yönetmeliğin 6/2'de maddesinde açıkça;
emisyon kontrol sistemlerinin etkinliğini azaltan iptal tertibatlarının kullanımının yasak olduğunun ifade edildiği, bu nedenle söz konusu araçlarda hukuki ayıbın da mevcut olduğu, nitekim söz konusu hileli motor düzeneğinin başta tespit edilmesi halinde dava konusu araçların tip onay belgesi alamayacağı ve trafiğe çıkamayacağının açık olduğu bu durumun dava konusu taleplerin haklılığını ispatlar nitelikte bulunduğu, davalı tarafından ithal edilen ve müvekkili tarafından satın alınan dava konusu ayıplı araçların, satıcı tarafından aracın kullanma klavuzunda bildirilen teknik düzenleme ve donanımın mevcut olmaması ve müvekkil şirketin beklentilerini karşılamaması nedeniyle ayıplı olduğu ve ayıbın oluşmasına üretici firmanın hileli davranışlarının sebep olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ayıp nedeniyle satış bedelinden indirim yapılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 219 uncu ve 222 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/979098300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz