6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticari işletme devri sözleşmesini şirket adına imzalayanda aktif husumet

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3029 E. 2023/5371 K. · · İlk derece: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Ticari işletme devrine ilişkin sözleşme, altında şirket yetkilisinin imzası ve şirket kaşesi bulunacak şekilde imzalanmışsa sözleşme esasen şirket adına kurulmuş sayılır; bu durumda devir bedelinden doğan alacakta husumet şirkete düşer ve sözleşmede imzası bulunan gerçek kişilerin (ortakların) aktif husumeti bulunmaz.

Ele alınan sorunlar

Ticari işletme devri bedeline dayalı davada aktif husumet → kabul

İddia: Davalı, davacıların taraf ve dava ehliyeti bulunmadığını ve kendisine husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Alacağa dayanak devir sözleşmesi, dava dışı yetkili tarafından şirket kaşesi ile birlikte imzalanmıştır. Dava konusu ticari işletme, davacıların ve dava dışı kişinin ortağı ve yetkilisi olduğu şirket tarafından işletilmekteyken, sözleşmenin altında şirket yetkilisinin imzası ve şirket kaşesi bulunması karşısında sözleşmenin esasen şirket adına imzalandığı, bu nedenle husumetin şirkete düştüğü ve davacı gerçek kişilerin davada aktif husumetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle karar davalı yararına bozulmuştur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sözleşmeyi şirket kaşesiyle imzalayan halinde husumetin şirkete düşmesi ve gerçek kişi ortakların aktif husumetinin bulunmaması bakımından bağlayıcı temyiz içtihadı.

Usul tespitleri

Dava şartı
aktif husumet (taraf sıfatı)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aktif husumet taraf sıfatı ticari işletme devri peştamaliye sözleşmenin nispiliği

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 114/1-d · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 202

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Manevi tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6748 E. 2022/963 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Manevi tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6217 E. 2023/5911 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/3029 E.  ,  2023/5371 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/2086 Esas, 2022/422 Karar

HÜKÜM

Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/843 E., 2019/380 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.09.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile dava dışı ortak ...ın 1921 yılından beri işlettikleri Hacıbaba Restoran'ı davalının devralmak istemesi üzerine tarafların 19.09.2012 tarihli peştamaliye sözleşmesini imzaladıklarını, sözleşmeye göre davalının müvekkillerine 3.200.000,00 USD ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının 2.850.000,00 USD ödeyip bakiye kısmı ise ödemediğini, bunun üzerine icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, peştamaliye sözleşmesinde alacaklı olan ...’ın taraflarına verilen vekaleti bulunmadığından onun payı mahsup edilerek takip bedelinin belirlendiğini, Hacıbaba'nın meşhur olan bir restoran olup lokasyon olarak da çok işlek bir yerde bulunduğunu, müşteri portföyünün oldukça geniş olduğunu, bu kapsamda müvekkillerinin peştemaliye bedeli isteme haklarının bulunduğunu ileri sürerek davalının takibe yönelik itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların taraf ve dava ehliyeti olmadığını, müvekkiline de husumet yöneltilemeyeceğini, davacıların iddia ettiği gibi bir peştemaliye sözleşmesi bulunmadığını, kira bedeli dışında hava parası istenmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin restoranın işletmesini, unvanını veya başkaca bir maddi veya manevi değerini devir veya satın almadığını, Hacıbaba Restoranın kiracı olarak faaliyette bulunduğu taşınmazın Balıklı Rum Hastanesi Vakfına ait olup, taşınmazın müvekkilinin ortağı olduğu şirket tarafından boş olarak kiralandığını, restoranın Hatay Medeniyetler Sofrası adıyla farklı bir konseptle açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin taraflar arasında düzenlendiği, davacı tarafın, karşı taraftan edimini yerine getirmesini dava yolu ile talep etmesinde yasal engel bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 19.09.2012 ve sonraki tarihli belgelerdeki imzanın davalı tarafça inkar edilmediği, Hacıbaba Restaurant isimli iş yerinin davalıya 3.200.000,00 USD bedel karşılığı devrinin kararlaştırıldığı, bunun ticari bir işletmenin devri halinde işletmeyi devralanın bu işletme hakkının maddi değeri yanında işletmenin ünü ve manevi değerleri için ödemesi lazım gelen bedel olduğu ve bu haliyle yasaya ve ahlaka aykırı bir edim olmadığı, davacı tarafça ibraz edilen ödeme belgeleri dışında ödeme yaptığına yönelik bir belge ibraz etmediği, bakiye asıl alacak miktarının 296.000,00 USD olduğu, 76.295,01 USD faiz hesaplamasının yerinde görüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılara yapılan ödemenin, kira akdinin feshini sağlamak üzere hava parası olarak yapıldığını, bu nedenle peştemaliye sözleşmesinin oluşmadığını, davacıların taraf ve dava ehliyeti bulunmadığı gibi müvekkiline de husumet yöneltilemeyeceğini, taşınmazın müvekkilinin ortağı olduğu şirket tarafından boş olarak kiralandığını, restoranın farklı bir konseptle açıldığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme ve ödeme belgelerinin tarafı davacılar ile davalı gerçek kişiler olup, davacıların taraf ve dava ehliyeti bulunduğu gibi, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince, sözleşme ile belirlenen bedelden sözleşmede imzası bulunan davalının sorumlu olduğu anlaşılmasına göre, davalı vekilinin husumete yönelik istinaf sebebinin yerinde görülmediği, sözleşmede açıkça davacıların işlettiği restorantın davalıya devri kararlaştırılmış olup, işletme değerinin de ticari işletmenin bir unsuru olduğu, davalı tarafından da dayanak sözleşme benimsenerek bir kısım ödemeler yapıldığı, davalının bakiye bedelden sorumlu tutulması gerektiği, davacının asıl alacağı tam olarak işlemiş faiz bakımından ise 145,98 TL'sı dışında itirazın iptaline karar verildiği, bu cüzi miktar bakımından alacaklının takipde kötü niyetli olduğu kabul edilemez ise de bu hususta olumlu olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne;

mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek husumet itirazında bulunmuş, ayrıca ... imzalı ve hiçbir borçlarının kalmadığına dair yeni bir belge sunarak kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, alacağın hukuki sebebi ve aktif husumete ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 202 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Dava, taraflarca imzalanan 19.09.2012 tarihli ticari işletmenin devrine ilişkin sözleşme ile belirlenen bakiye bedelin tahsiline yönelik takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, alacağa dayanak belge davalı tarafından ve dava dışı ... tarafından şirket kaşesi ile imzalanmıştır. Davalı tarafça işbu sözleşme kapsamında kısmi ödeme yapılmış ancak bakiye kalan miktar ödenmemiştir. Davacılar vekili, Hacıbaba Restoran adıyla uzun yıllar aynı adreste faaliyet gösteren işletmenin davalıya devri nedeniyle peştamaliye sözleşmesi kapsamında alacaklı olduğunu iddia etmekte iken, davalı, peştemaliye sözleşmesinin söz konu olmadığını, talep edilen tutarın hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu savunmaktadır.

2. Dava konusu ticari işletme davacıların ve dava dışı ...ın ortağı ve yetkilisi olduğu Hacıbaba Restaurant Turizm İşletmeleri Tic. Ltd. Şti. tarafından "Hacıbaba" ismiyle faaliyet göstermekte iken, davalının aynı adreste faaliyet göstermek için taşınmazı davadışı malikinden kiraladığı, aynı zamanda dava dışı şirket ile de 19.09.2012 tarihli sözleşmeyi imzaladığı anlaşılmaktadır. İşbu sözleşme altında Hacıbaba Restaurant Turizm İşletmeleri Tic. Ltd. Şti.'nin yetkilisi ...ın imzası ile şirket kaşesi de bulunduğu dikkate alındığında, sözleşmeyi esasen şirket adına imzaladığı, bu nedenle husumetin şirkete düştüğü, davacı gerçek kişilerin davada aktif husumetinin bulunmadığı anlaşılmakla kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.09.2023 arihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/978647200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2086 E. 2022/422 K.

Ticari işletme devrinde peştemaliye bedeli alacağının tahsili

Gerekçe özeti

Taraflar arasında imzalanan ve devri konu edilen ticari işletmenin işletme değeri, ünü ve manevi değerine karşılık ödenmesi kararlaştırılan bedel, işletmenin bulunduğu taşınmazın kirasıyla ilgili olmayıp taşınmaz kiralanmasında ödenen hava parasından farklı olarak peştemaliye niteliğindedir; TTK 11/3 uyarınca ticari işletme devri sözleşmesi aksi öngörülmedikçe işletme değerini de kapsar. Sözleşme ve ödeme belgelerinin tarafı olan gerçek kişiler, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince bu sözleşmeden doğan edimden bizzat sorumludur ve ortağı oldukları şirketlerin varlığı taraf ve dava ehliyetini ya da husumeti ortadan kaldırmaz. Ödeme belgesinde açıkça belirlenen vadenin geçmesiyle borçlu, ayrıca ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer ve likit alacağa dayalı itirazın haksızlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir; buna karşılık alacağın büyük kısmının kabul edildiği ve reddedilen kısmın cüzi olduğu hallerde alacaklının kötüniyetli olduğu kabul edilemez.

Emsal değeri

Ticari işletme devrinde ödenen bedelin peştemaliye (işletme değeri) olarak nitelendirilmesi ile kira ilişkilerindeki hava parasından ayrıştırılması ve TTK 11/3 çerçevesinde ticari işletme devrinin kapsamının belirlenmesi bakımından bölgesel ikna edici emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: peştemaliye ticari işletme devri sözleşmelerin nispiliği husumet temerrüt icra inkar tazminatı kötüniyet tazminatı itirazın iptali

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2086

KARAR NO 2022/422

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 18/04/2019

NUMARASI 2018/843 Esas 2019/380 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/03/2022

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilleri ile dava dışı ortak ...'ın ... Caddesinde bulunan ve 1921 yılından beri işlettikleri ...'ı davalının devralmak istemesi üzerine tarafların 19/09/2012 tarihli peştamaliye sözleşmesini imzaladıklarını, sözleşmeye göre davalının müvekkillerine 3.200.000-USD ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının 2.850.000-USD’yi ödeyip bakiye kısmı ise ödemediğini, bunun üzerine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, peştamaliye sözleşmesinde alacaklı olan ...’ın taraflarına verilen vekaleti bulunmadığından onun payı mahsup edilerek takip bedelinin belirlendiğini, ...'nın 1921’ten beri işletilen ve meşhur olan bir restoran olup, lokasyon olarak da çok işlek bir yerde bulunduğunu, müvekkillerinin devrettiği ticari işletmenin ticarette dünyaca ün kazanmış olup bulunduğu yerde de müşteri portföyünün oldukça genişlediğinin sabit olduğunu, bu kapsamda müvekkillerinin peştemaliye bedeli isteme haklarının bulunduğunu belirterek, davalının takibe yönelik itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davaya konu maddi olayın tarafları davacılar ve davalı müvekkili olmayıp, Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti. ile ... Ltd Şti. olduğunu, bu nedenle davacıların taraf ve dava ehliyeti olmadığı gibi müvekkiline de husumet yöneltilemeyeceğini, davacıların iddia ettiği gibi bir peştemaliye sözleşmesi bulunmadığını, kira bedeli dışında hava parası istenmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin restoranın işletmesini, unvanını veya başkaca bir maddi veya manevi değerini devir veya satın almadığını, ...ın kiracı olarak faaliyette bulunduğu taşınmazın Balıklı Rum Hastanesi Vakfına ait olup, taşınmazın müvekkilinin ortağı olduğu şirket tarafından boş olarak kiralandığını, restoranın ... adıyla farklı bir konseptle açıldığını ve halen faal olduğunu, davacılara peştemaliye veya başka bir ad altında borcu bulunmadığı gibi taahhüde dayalı temerrüdün de söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddi ile davacılar aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasında 19/09/2012 tarihli sözleşmeden doğan ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 19/09/2012, 16/09/2012, 26/09/2012, 27/09/2012 ve 03/10/2012 tarihli belgelerdeki imzanın davalı tarafça inkar edilmediği, ... isimli iş yerinin davalıya 3.200.000-USD bedel karşılığı devrinin kararlaştırıldığı, davalı tarafça yapılan kısmi ödemelerin taraflarca düzenlenen belgelerle imza altına alındığı, belgelerin içeriğine göre taraflar arasındaki anlaşmanın peştemaliye sözleşmesi niteliğinde olduğu, peştemaliye taşınmazın kiralanmasında değil, ticari bir işletmenin devri halinde işletmeyi devralanın, bu işletme hakkının maddi değeri yanında işletmenin ünü ve manevi değerleri için ödemesi lazım gelen bedel olduğu, işletmenin faaliyetini yerine getirdiği taşınmaz veya taşınmazın kiralanması ile ilgili olmadığından peştemaliyenin bu haliyle yasaya ve ahlaka aykırı bir edim olmadığı, davalı taraf husumet itirazında bulunmuş ise de, sözleşmenin taraflar arasında düzenlendiği, davacı tarafın, karşı taraftan edimini yerine getirmesini dava yolu ile talep etmesinde yasal engel bulunmadığından, davalının husumet itirazının kabul edilmediği, davalının, davacı tarafça ibraz edilen ödeme belgeleri dışında ödeme yaptığına yönelik bir belge ibraz etmediği,bakiye asıl alacak miktarının 296.000-USD olduğu, taraflar arasında düzenlenen 26/09/2012 tarihli belgede davalı tarafın kalan bedeli 27/09/2012 tarihinde ödeyeceği kararlaştırılmış olmakla, bilirkişi vasıtası ile yapılan 76.295,01-USD'lik faiz hesaplamasının yerinde görüldüğü, davalı tarafın itirazının haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

1-Davalı vekili; davacıların ortağı olduğu şirketin kiracı olduğu taşınmazın maliki olan Balıklı Rum Hastanesi Vakfına başvurarak kira akdini sonlandırdığını, müvekkilinin ortağı olduğu ... Ltd Şti'nin taşınmazı 01.10.2012 tarihli sözleşmeyle kiraladığını, davacılara yapılan ödemenin, kira akdinin feshini sağlamak üzere hava parası olarak ödendiğini, bu nedenle peştemaliye sözleşmesinin oluşmadığını, ilişkinin taraflarının, tarafların ortağı oldukları şirketler olduğundan davacıların taraf ve dava ehliyeti bulunmadığı gibi müvekkiline de husumet yöneltilemeyeceğini, olayda ticari işletme devrinin söz konusu olmadığını, taraflar arasında akdedilmiş bir peştemaliye sözleşmesi bulunmadığını, müvekkilinin restoranın işletmesini, unvanını veya başkaca bir maddi veya manevi değerini devir veya satın almadığını, taşınmazın, müvekkilinin ortağı olduğu şirket tarafından boş olarak kiralandığını, restoranın farklı bir konseptle açıldığını ve halen faal olduğunu, davacılara peştemaliye adı altında borçlarının bulunmadığı gibi taahhüde dayalı temerrüdün de söz konusu olmadığını,faiz talebinin haksız olduğunu ve icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, ayrıca taleplerine rağmen kötü niyet tazminatı hakkında karar verilmediğini, davacıların yatırdığı peşin harcın müvekkilinden tahsiline karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, taraflarca imzalanan 19.09.2012 tarihli ticari işletmenin devrine ilişkin sözleşme ile belirlenen bakiye bedelin tahsiline yönelik takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; taraflar arasında düzenlenen ve altındaki imza davalı tarafça ikrar edilen 19/09/2012 tarihli sözleşme ile, davacıların ortağı olduğu Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti'nin işlettiği ... adlı işletmenin 3.200.000-USD bedelle davalıya devrinin kararlaştırıldığı ve 30.000-USD kapora bedelinin ödendiği, paranın geri kalanının Pazartesi gününe (24.09.2012 tarihi) kadar tedarik edileceğinin belirtildiği, yine tarafların imzasını içeren 26/09/2012, 27/09/2012 ve 03/10/2012 tarihli belgelerde belirtildiği üzere davalı tarafından 2.800.000-USD ödeme yapıldığı, 26.09.2012 tarihli ödeme belgesinde kalan tutarın 27.09.2012 tarihinde ödeneceğinin belirtildiği, kapora bedeli ile birlikte toplam ödeme tutarı 2.830.000-USD olup devredenlerden ...'ın %20 oranındaki 74.000-USD payı düşülerek bakiye 296.000-USD devir bedeli ile işlemiş faizinin takip konusu yapıldığı anlaşılmaktadır.

Sözleşme ve ödeme belgelerinin tarafı davacılar ile davalı gerçek kişiler olup, davacıların taraf ve dava ehliyeti bulunduğu gibi, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince, sözleşme ile belirlenen bedelden sözleşmede imzası bulunan davalının sorumlu olduğu anlaşılmasına göre, davalı vekilinin husumete yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Peştemaliye (işletme değeri), ticarette ün kazanmış bir müessesenin başkasına devri halinde üne neden olan manevi değere veya müessesenin bulunduğu yörenin onur ve önemine karşılık olmak üzere ödenen bedel olup, taşınmazın kiralanmasında değil ticari bir işletmenin devri halinde işletmeyi devralanın bu işletmenin ünü ve manevi değerleri için ödenmesi lazım gelen bedel olup kira ilişkilerinde ödenen hava parası olarak nitelenemeyeceği sonucuna varılmaktadır.

6102 sayılı TTK’nın 11. maddesinin 3. fıkrası gereğince; ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Taraflarca düzenlenen sözleşmede açıkça davacıların işlettiği restaurantın davalıya devri kararlaştırılmış olup, işletme değeri de ticari işletmenin bir unsuru olarak kabul edildiğinden, sözleşme konusu bedel peştemaliye (işletme değeri) olarak kabul edilmelidir.

Nitekim davalı tarafından da dayanak sözleşme benimsenerek bir kısım ödemeler yapılmıştır. Davalının, dosyaya ibraz edilen ödeme belgeleri dışında bir ödeme iddiası ve delili de bulunmadığından, davalının bakiye bedelden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik yoktur. TBK'nın 117. maddesine göre; muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle ... borçlu temerrüde düşmüş olur. Somut olayda da 26/09/2012 tarihli ödeme belgesinde açıkça kalan bedelin 27/09/2012 tarihinde ödeneceği kararlaştırılmış olmakla,ayrıca bir temerrüt ihtarına gerek olmaksızın davalının belirlenen vadede temerrüde düştüğünün kabulü gerekmektedir.

HMK'nın 323. maddesi gereğince başvurma, karar ve ilam harçları da yargı giderlerindendir. HMK'nın 326. maddesine göre ise, kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinde aleyhine hüküm verilen taraf sorumludur. Somut olayda da davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmakla, davacılar tarafından ödenen peşin harçların davalıdan tahsiline karar verilmesi yerindedir. İİK’nın 67. maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda takip ve dava konusu alacak davalı tarafından imzalanan sözleşmeden kaynaklandığından, alacak likittir.Davalının itirazının da haksız olduğu anlaşılmakla, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Diğer yandan kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için, davacının takipte haksız olması yanında kötü niyetli olduğunun da kanıtlanması gerekmektedir. Ancak somut olayda davacının asıl alacağı tam olarak işlemiş faiz bakımından ise 145,98-TL si dışında itirazın iptaline karar verilmiştir.Bu cüzi miktar bakımından alacaklının takipde kötüniyetli olduğu kabul edilemez ise de bu hususda olumlu olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmakla yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, hükmün kaldırılmasına yeniden hüküm verilerek itirazın kısmen iptaline ,davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine,davalının koşulları bulunmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/04/2019 Tarih 2018/843 Esas 2019/380 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul ...İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın 296.000-USD.asıl alacak ve 76.295,01-USD takip tarihine kadar işlemiş faize yönelik itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren fiili ödeme gününe kadar 3095 sayılı kanunun 4.a maddesi uyarınca Devlet Bankalarınca USD ile açılmış bulunan 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranından faiz yürütülmesine; fazla istemin reddine; 296.000.USD-nin takip tarihindeki TCMB efektif döviz satış kuru üzerinden %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;

"Alınması gereken 98.674,11.-TL nispi karar harcından, peşin yatırılan 17.452,85.-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 81.221,26.TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, Davacılar vekili için takdir olunan 67.285,14-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, Davalı vekili lehine takdir olunan 2.275-TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine, Davacılar tarafından yatırılan 17.452,85.TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, Davacı tarafından yatırılan 31,40-TL başvuru, 4,60-TL vekalet harcı, 1.400-TL. bilirkişi ücreti ve 167-TL posta giderinden ibaret toplam 1.603-TL yargılama giderinin kabul ve red oranları dikkate alınarak 1.602,37-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, bakiye kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına, Taraflarca yatırılan kullanılmayan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine, " Davalı tarafından yatırılan 24.669-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.17/03/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.