Ayıpsız misli ile değişim
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5962 E. 2023/5735 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıpsız misli ile değişim↗ ücretsiz onarım↗ misli ile değişim↗ bedel indirimi↗ dönme hakkı↗ seçimlik haklar↗ sözleşmeden dönme↗ değer kaybı↗ gizli ayıp↗ ayıp ihbarı↗ bilirkişi raporları arasında çelişki↗ ayıp↗ bedel iadesi↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ keşif↗ müktesep hak↗ sözleşmenin feshi↗ ticari faiz↗ denetime elverişlilik↗ satım sözleşmesi↗ olumsuz oy↗ kâr kaybı↗ içtihadı birleştirme kararı↗ ihbar↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, ayıplı olduğu iddia edilen aracın satış bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
2.Yargıtay ( kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 18.11.2015 tarih, 2015/6221 E. ve 2015/15079 K. sayılı ilk bozma ilamında, davaya konu araçtaki arızanın üretim hatasından mı yoksa kullanıcı hatasından mı kaynaklandığı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, Mahkemece, bozmaya uyularak iki ayrı heyetten bilirkişi raporu alınmış, ilk bilirkişi raporunda, arızanın kullanıcı hatasından kaynaklandığı belirtilmişken ikinci raporda, imalat hatasından kaynaklandığı belirtilmiş, Mahkemece, ikinci rapora dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairenin 13.12.2018 tarih, 2018/3088 E. ve 2018/6600 K. sayılı ikinci bozma ilamında ise, sözü edilen bilirkişi raporları arasında çelişki olduğundan bahsedilerek raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek için üçüncü bir heyetten yeni bir rapor alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3.Mahkemece ikinci bozma ilamına da uyularak yeni bir heyetten 24.06.2020 tarihli kök ve 27.03.2021 tarihli ek bilirkişi raporları alınmış gerek kök gerekse de ek bilirkişi raporlarında, araçtaki arızanın kullanıcı hatasından değil imalat hatasından kaynaklandığı mütala edilmiştir. Mahkemece, araçtaki arızanın imalat hatasından kaynaklandığına ilişkin bilirkişi görüşü benimsenmiş ancak yazılı şekilde, davacının seçimlik hakkını bedel iadesinden yana değil ücretsiz onarımdan yana kullandığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Ancak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 09.05.1960 tarih, 1960/21 E. ve 1960/9 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere bozma kararına uyan Mahkemenin, bu karara riayet etmesi ve kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar vermesi gerekir. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu taraflar bakımından usuli müktesep hak niteliğinde olup Mahkemenin uyulan bozma ilamına riayet etmemesi usuli müktesep hakkın ihlali niteliğindedir.
4.Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, bozmadan sonra alınan kök ve ek bilirkişi raporlarından, davaya konu araçtaki arızanın imalat hatasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu hale göre, Mahkemece, uyulan bozma ilamının gereği olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken bozmaya uyulmakla davacı yararına oluşan usuli müktesep hakkı ihlal eder şekilde yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Satılan mal hükümsüzlüğü | Değişim
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5081 E. 2023/7251 K.
Ortak:ücretsiz onarım · bedel indirimi · seçimlik haklar · sözleşmeden dönme · değer kaybı · gizli ayıp · ayıp ihbarı · ayıp
İncelediğiniz karardaMahkemece, araçtaki arızanın imalat hatasından kaynaklandığına ilişkin bilirkişi görüşü benimsenmiş ancak yazılı şekilde, davacının seçimlik hakkını bedel iadesinden yana değil «ücretsiz onarımdan» yana kullandığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bu davanın satın alma işleminden iki yıl geçtikten sonra açıldığını, bu süre içinde malın gözden geçirildiğine ve herhangi bir «ayıp» saptandığına dair yasal sürede bir bildirimde bulunulmadığını, araçta üretimden kaynaklanan bir ayıbın bulunmadığını, dava konusu aracın yetkili servise girmiş olmasının aracın mutlaka ayıplı olduğu anlamına gelmeyeceği gibi müşterinin iş emrine geçirilmesini istediği şikâyetlerin de her zaman gerçeği yansıtmayabileceğini, kaldı ki dava konusu aracın davacının da bilgisi dahilinde orijinal ve üretici standartlarında onarıldığını, her ne kadar gerekçeli kararda hukuka aykırı bilirkişi raporu esas alınarak arızanın devam ettiği kabul edilmişse de bunun kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu araç motor değişimi ile bilirkişilerce ilk inceleme tarihi arasında yaklaşık 60.000 km kullanılmış olup işbu hususun dahi aracın kullanımına engel bir durum olmadığını ispatlamakta olduğunu, aracın arıza lambasının yandığından bahisle arızanın onarılamadığı yönünde tespitlerde bulunulmuşsa da işbu tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, dava dilekçesinde işbu «şikayetten» bahsedilmediğini, ayrıca bilirkişiler tarafından da arıza lambasının yanma «sebebi» şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya konulamamış olup afaki tespitlerle arızanın devam ettiği yönünde tespitlerde bulunulmuş olduğunu, raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığını, «garanti süresi» içerisinde olan bir aracın servise «teslim» edilmesinin «ücretsiz onarım» hakkının kullanılacağı anlamına geldiğini, davacının da aracını servise teslim ederken ücretsiz onarım dışında diğer «seçimlik haklara» başvurmak istediği yönünde bir beyan ve talepte bulunmadığını, bu kapsamda davacı tarafından servise getirilen aracın «garanti kapsamında» ücretsiz onarıldığını, dolayısıyla diğer seçimlik hakkını kullanma talebinde bulunamayacağını, arızanın şüpheye yer vermeyecek şekilde tam olarak sebebinin, ne şekilde onarım sağlanabileceğinin, onarımın herhangi bir «değer kaybına» yol açıp açmayacağının araştırılması ve işbu araştırma sonucu «hakkaniyet» ilkeleri de gözetilerek aşırı orantısızlığa yol açmayacak bir sonuca hükmedilmesi gerektiğini, üretici standartlarında orijinal parçalar ile yapılan onarımın araçta değer kaybı yaratmayacağını, misli ile değişim kararının satıcıyı daha ağır zarara uğratacağını, dolayısıyla motor değişimine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla «sözleşmeden dönme» seçimlik hakkının kullanılmasına karar verilmesi hâlinde hem araçtan elde edilen faydaların iadesi hem de araçta meydana gelen «hasarlar» nedeniyle oluşan değer kaybının iadesi gerektiğini belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
… 2021 tarihli bilirkişi raporunda araç üzerinde keşfen inceleme yapılarak araçtaki motor arızasının yapılan kilometreden kaynaklı olmadığı, ayıbın üretimden kaynaklı «gizli ayıp» olduğu, 16.02.2018 tarihinde yapılan motor değişimine rağmen araçta arızanın devam ettiği, motor arıza ışığının hâlen yanmakta olduğu ve dava konusu arızanın kusursuz emsallerine göre sıfır kilometre satın alınan bir araçtan beklentileri «olumsuz» etkiler nitelikte olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, bilirkişiler tarafından yapılan söz konusu teknik tespitler doğrultusunda satıcının «ayıba karşı tekeffül» hükümleri kapsamında sorumlu olduğu, bu bağlamda davacının dava konusu aracın kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları azalttığının tespiti ile alıcının «seçimlik haklardan» satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesini isteme hakkını kullanabileceği, her ne kadar davalı tarafından davacının motor değişimini kabul etmesi nedeniyle artık aracın misli ile değiştirilmesini talep edemeyeceği iddia edilmiş ise de, araçtaki arızaların motor değişimine rağmen devam etmesi nedeniyle davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, dosyaya sunulan servis kayıtlarından dava konusu araçtaki arızaların kronik hâle geldiği, motor değişimine rağmen arızaların tekrarladığı ve arıza ışığının yanmaya devam ettiği, davacı tarafından davalıya misli ile değişim talebi yönünde «ihtarname» gönderilmesi sırasında aracın arızaların giderilmesi amacı ile serviste olduğu, bu nedenle «ayıp ihbarının süresi» olduğu gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile dava konusu Land Rover marka discovery sport 2016 model ... ... ...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile servise getirme ile «ayıp ihbarının» süresinde olduğu, davacı, aracın ayıpsız benzeri ile değişim hakkını kullanmış olup «bilirkişi incelemesi» ile arızanın giderilebilir nitelikte olduğu tespit edilmiş olmakla birlikte, aracın satın alınmasından itibaren iki yıl dahi geçmeden motorunun bir kez değiştirilmiş olması, değişiminden sonra meydana gelen arızanın yine motora ilişkin olması ve aracın motorunun aracın en önemli aksamı olması dikkate alındığında, aracın ayıpsız benzeri ile değişimi yerine satılanın onarılmasına veya satış «bedelinin indirilmesine» karar verilmesinin «hakkaniyet» gereği doğru olmayacağı, dava konusu aracın davacı tarafça kullanıldığı sürede davalı tarafın da ödenen bedeli kullandığı dikkate alındığında, davalı tarafın araçtan elde edilen faydaların ve araçta meydana gelmiş olabilecek «hasarlar» nedeniyle oluşan «değer kaybının» iadesi taleplerinin haklı görülmediği, İlk Derece Mahkemesinin aracın misli ile değişimi yönünde verdiği kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı v …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayıp ihbar süresi · ayıba karşı tekeffül · ihbar süresi · garanti süresi · garanti kapsamı · şikayet · hakkaniyet · infaz
Benzer bu kararda… ı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bu davanın satın alma işleminden iki yıl geçtikten sonra açıldığını, bu süre içinde malın gözden geçirildiğine ve herhangi bir «ayıp» saptandığına dair yasal sürede bir bildirimde bulunulmadığını, araçta üretimden kaynaklanan bir ayıbın bulunmadığını, dava konusu aracın yetkili servise girmiş olmasının aracın mutlaka ayıplı olduğu anlamına gelmeyeceği gibi müşterinin iş emrine geçirilmesini istediği şikâyetlerin de her zaman gerçeği yansıtmayabileceğini, kaldı ki dava konusu aracın davacının da bilgisi dahilinde orijinal ve üretici standartlarında onarıldığını, her ne kadar gerekçeli kararda hukuka aykırı bilirkişi raporu esas alınarak arızanın devam ettiği kabul edilmişse de bunun kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu araç motor değişimi ile bilirkişilerce ilk inceleme tarihi arasında yaklaşık 60.000 km kullanılmış olup işbu hususun dahi aracın kullanımına engel bir durum olmadığını ispatlamakta olduğunu, aracın arıza lambasının yandığından bahisle arızanın onarılamadığı yönünde tespitlerde bulunulmuşsa da işbu tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, dava dilekçesinde işbu «şikayetten» bahsedilmediğini, ayrıca bilirkişiler tarafından da arıza lambasının yanma «sebebi» şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya konulamamış olup afaki tespitlerle arızanın devam ettiği yönünde tespitlerde bulunulmuş olduğunu, raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığını, «garanti süresi» içerisinde olan bir aracın servise «teslim» edilmesinin «ücretsiz onarım» hakkının kullanılacağı anlamına geldiğini, davacının da aracını servise teslim ederken ücretsiz onarım dışında diğer «seçimlik haklara» başvurmak istediği yönünde bir beyan ve talepte bulunmadığını, bu kapsamda davacı tarafından servise getirilen aracın «garanti kapsamında» ücretsiz onarıldığını, dolayısıyla diğer seçimlik hakkını kullanma talebinde bulunamayacağını, arızanın şüpheye yer vermeyecek şekilde tam olarak sebebinin, ne şekilde onarım sağlanabileceğinin, onarımın herhangi bir «değer kaybına» yol açıp açmayacağının araştırılması ve işbu araştırma sonucu «hakkaniyet» ilkeleri de gözetilerek aşırı orantısızlığa yol açmayacak bir sonuca hükmedilmesi gerektiğini, üretici standartlarında orijinal parçalar ile yapılan onarımın araçta değer kaybı yaratmayacağını, misli ile değişim kararının satıcıyı daha ağır zarara uğratacağını, dolayısıyla motor değişimine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla «sözleşmeden dönme» seçimlik hakkının kullanılmasına karar verilmesi hâlinde hem araçtan elde edilen faydaların iadesi hem de araçta meydana gelen «hasarlar» nedeniyle oluşan değer kaybının iadesi gerektiğini belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
… 2021 tarihli bilirkişi raporunda araç üzerinde keşfen inceleme yapılarak araçtaki motor arızasının yapılan kilometreden kaynaklı olmadığı, ayıbın üretimden kaynaklı «gizli ayıp» olduğu, 16.02.2018 tarihinde yapılan motor değişimine rağmen araçta arızanın devam ettiği, motor arıza ışığının hâlen yanmakta olduğu ve dava konusu arızanın kusursuz emsallerine göre sıfır kilometre satın alınan bir araçtan beklentileri «olumsuz» etkiler nitelikte olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, bilirkişiler tarafından yapılan söz konusu teknik tespitler doğrultusunda satıcının «ayıba karşı tekeffül» hükümleri kapsamında sorumlu olduğu, bu bağlamda davacının dava konusu aracın kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları azalttığının tespiti ile alıcının «seçimlik haklardan» satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesini isteme hakkını kullanabileceği, her ne kadar davalı tarafından davacının motor değişimini kabul etmesi nedeniyle artık aracın misli ile değiştirilmesini talep edemeyeceği iddia edilmiş ise de, araçtaki arızaların motor değişimine rağmen devam etmesi nedeniyle davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, dosyaya sunulan servis kayıtlarından dava konusu araçtaki arızaların kronik hâle geldiği, motor değişimine rağmen arızaların tekrarladığı ve arıza ışığının yanmaya devam ettiği, davacı tarafından davalıya misli ile değişim talebi yönünde «ihtarname» gönderilmesi sırasında aracın arızaların giderilmesi amacı ile serviste olduğu, bu nedenle «ayıp ihbarının süresi» olduğu gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile dava konusu Land Rover marka discovery sport 2016 model ... ... ...
… 32 TL'ye satın aldığını, araç kullanıma başlandıktan sonra belirli aralıklarla motor-turbo ve motor turboya bağlı olarak tüm aksamlarında arıza vermeye başladığını, «garanti süresi» içerisindeyken yolda kalması nedeniyle 15 gün süreyle yetkili serviste kaldığını, aracın «teslim» alınmasından çok kısa bir zaman sonra yine yolda kaldığını, servisin bu kez sürecin daha ... süreceğini, motorun, turbonun ve diğer motor ve turboya bağlı tüm aksamların değişeceğini, bu sebeple motorun daha ... olacağını belirttiğini, ancak tamir edildikten sonra da olumlu bir sonuç alınamadığını, arızanın devam etmekte olduğunu, 29.03.2018 tarihinde ise davalı tarafa çekilen ve Ordu Noterliğinin 3303 sıra numarasına kayıtlı «ihtarname» ile aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin talep edildiğini, dava konusu araç lüks, motor gücü yüksek bir araç olduğundan motordaki arızanın sürüş emniyeti açısından çok ciddi sakıncalar doğurmakta olduğunu, bu nitelikteki bir araçta motor arızasının önemli nitelikte «ayıp» olarak değerlendirilmesi gerektiğini, aracın «gizli ayıp» olduğunu ve giderilemediğini, müvekkilinin araçtan beklediği faydayı da sağlayamadığını iddia ederek ayıplı malın yenisiyle değiştirilmesine karar verilmesini tale …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın satın alma işleminden yaklaşık 23 ay sonra açıldığını ve bu süre içinde malın gözden geçirildiğine ve herhangi bir «ayıp» saptandığına dair yasal sürede bir bildirimde bulunulmadığını, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan bir ayıp bulunmadığını, arıza olarak bildirilen hususun kullanım hatasından kaynaklanmasının da kuvvetle muhtemel olduğunu, zira davacı tarafın iddialarının aksine dava konusu aracın satın alındığı tarihten itibaren arızalanmadığını, davacının servise gelerek belirttiği «şikayetler» üzerine müşteri memnuniyeti çerçevesinde araç üzerinde servis tarafından gerekli inceleme, bakım ve onarımların özenle yapıldığını, dava konusu araçta müdahale edilip de giderilememiş teknik bir arızanın varlığından söz edilmesinin mümkün olmadığını, ayıp iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı onarım hakkını kullanmış olup gerçekleştirilen onarım üzerine aracını sorunsuz olarak «teslim» ... davacının akabinde aracın ayıplı olduğu iddiasıyla araç değişimini talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davanın kabulü hâlinde davacının araç kullanımından elde ettiği faydaları ve «hasarlar» nedeniyle meydana gelen «değer kaybını» iade etmesi gerektiğini, ayrıca «bedel iadesi» yerine «bedel indirimine» karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5962 E. , 2023/5735 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
DAVA TARİHİ 12.09.2013
HÜKÜM
Davanın reddi
Taraflar arasındaki ayıp nedeniyle satış bedelinin iadesi davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan ticari araç satın aldığını, aracın ilk günlerden itibaren arızalandığını, her arızanın tamirinden sonra yeni arızalar çıktığını, bu biçimde 17 ayrı sefer onarım yapıldığını, araçtan umulan yararın sağlanamadığını ileri sürerek araç için ödenen 36.725,35 TL satış bedelinin ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ayıp ihbar külfetinin yerine getirilmediğini, arızaların zamanında onarıldığını, yedi servis kaydının kendilerine ait olmadığını, periyodik bakımların arıza sayılamayacağını kullanıma göre arızaların normal olabileceğini, tamir hakkını kullanan davacının bedel iadesi isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyarak verdiği 02.02.2018 tarih, 2016/289 E. ve 2018/105 K. sayılı kararı ile davacının satın aldığı aracın olağan arızaların dışında çok kez arızalandığı, tekrarlanan arıza ve onarımların istenen sonucu doğurmadığı, onarıma rağmen arızanın sürdüğü ve halen tam olarak giderilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay ( Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 13.12.2018 tarih, 2018/3088 E. ve 2018/6600 K. sayılı kararı ile " Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın Dairenin 18.11.2015 tarih, 2015/6221 E. ve 2015/15079 K. sayılı ilamı ile “Davacı 29.11.2010 tarihinde teslim aldığı aracı 10.05.2011 tarihinde motor arıza lambasının yanması sebebiyle servise götürmüş, bu tarihten sonra da 09.09.2013 tarihine kadar değişik sebeplerle araç servise götürülerek davacı tarafından araç 90.000 kilometreye kadar kullanılmıştır. Davalı savunmasında aracın periyodik bakımlarının da süresinde yapılmadığını savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi davalı vekilinin itirazları da değerlendirilmemiştir.
Bu durumda davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazları da gözetilerek toplanan deliller üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi kurulundan Yargıtay denetimine elverişli yeni bir rapor alınarak, araçtaki arızanın üretim hatası olup olmadığı, yoksa aracın kullanımından kaynaklı bir hata olup olmadığı yolunda kesin kanaate ulaşılabilen rapor alınıp sonucuna uygun bir şekilde karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulduğu, Mahkemece bozma ilamına uyulduğu, bozmadan sonra alınan 17.02.2017 tarihli bilirkişi raporunda, araçta meydana gelen ayıbın üretim hatası nedeniyle ortaya çıkan arızalar olmadığı, standartlara uygun olmayan yakıt kullanımı, istiap haddi üzerinde yükleme ve üretici talimatlarına uygun olmayan kullanım şekilleri ile meydana geldiğinin belirtildiği, bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine Mahkemece, ayrı bir bilirkişi heyetinden 2 nci kez rapor alındığı, bilirkişi heyetinin 08.11.2017 tarihli raporunda, davaya konu araçta meydana gelen arızanın kullanım kaynaklı olmadığı, uygun olmayan yakıt kullanımına ve istiap haddi üzerinde yüklemenin neden gösterilemeyeceği, araçta ayıp olduğunun belirtildiği ancak önceki bilirkişi raporu ile oluşan çelişkilerin giderilmediği, Mahkemece, zikredilen bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmaksızın karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satım sözleşmesine konu malın ayıplı çıkması halinde alıcının sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedel indirimi, ücretsiz onarım veya ayıpsız misli ile değişim gibi seçimlik hakları bulunduğu, dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporundan, davacının bu seçimlik haklardan sözleşmenin feshini değil, ücretsiz onarım hakkını kullandığının anlaşıldığı, alıcının, seçimlik hakkını ücretsiz onarımdan yana kullandığı ancak bu seçimin istenen neticeyi vermediği hallerde arızanın maldan yararlanmayı sürekli bir şekilde engelleyecek nitelikte olması şartıyla alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasında yasal bir engel bulunmadığı ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda, somut olaydaki arızanın, onarımı mümkün, araçta değer kaybına neden olmayan, aracın kullanımını uzun zamanda olumsuz etkilemeyen, araçtan faydalanmayı sadece kısa süren onarım süresince etkileyen arıza niteliğinde olduğunun belirtildiği, dolayısıyla somut olaydaki arıza maldan yararlanmayı sürekli biçimde engeller mahiyette olmadığından davacının ücretsiz onarım yoluyla kullandığı seçimlik hakkıyla istediği neticeye ulaştığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, araçta, kullanım hatasından kaynaklanmayan, imalat hatasına dayalı ve kullanıcının araçtan makul olarak beklediği faydayı ortadan kaldıran gizli ayıp bulunduğu ancak bu ayıbın, yetkili servislerce ücretsiz olarak yapılan onarımlarla giderildiği belirtilmiş ise de bu tespitin hatalı olduğunu, zira dava tarihine kadar yapılan onarımlarla arızanın giderilemediğini, aracın dava açıldıktan sonra da defalarca yaşanan turbo şarjı arızasını tekrardan verdiğini, bu hususu replik dilekçesi ekinde sundukları servis kaydıyla ispat etmelerine rağmen bu durumun dikkate alınmadığını, söz konusu servis kaydında, turbo şarjının bir kez daha değiştirildiğinin açıkça yazılı olduğunu, bu durumu ispat eden bir diğer delilin ise 17.10.2014 tarihli bilirkişi raporu olduğunu, araç başında keşfen yapılan inceleme sonucunda tanzim edilen bu raporda, araçta, motor ikaz lambası arızasının ve çekiş gücü düşüklüğünün keşif tarihi itibariyle de halen devam ettiğinin bildirildiğini, kaldı ki her davanın açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanması gerektiğini, Mahkemece, davanın açıldığı tarihten sonraki vakıaların dikkate alınmasının doğru olmadığını, Mahkeme, gerekçesinin aksine seçimlik haklarını ücretsiz onarımdan yana değil sözleşmeden dönme yönünde kullandıklarını, dava konusu araçtaki ayıpların giderilmediğini, müvekkilin sıfır kilometre aldığı aracından beklediği faydayı ve ekonomik katkıyı elde edemediğini, aracın orijinalliğini kaybettiğini, müvekkili araca olan güvenini de kaybettiğinden satış bedelinin iadesine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının seçimlik hakkını hangi yönde kullandığı ve dava konusu araçtaki arızanın ücretsiz olarak yapılan onarımlarla giderilip giderilemediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 219 uncu, 227 inci ve 229 uncu maddeleri
3. Değerlendirme
1.Dava, ayıplı olduğu iddia edilen aracın satış bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
2.Yargıtay ( kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 18.11.2015 tarih, 2015/6221 E. ve 2015/15079 K. sayılı ilk bozma ilamında, davaya konu araçtaki arızanın üretim hatasından mı yoksa kullanıcı hatasından mı kaynaklandığı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, Mahkemece, bozmaya uyularak iki ayrı heyetten bilirkişi raporu alınmış, ilk bilirkişi raporunda, arızanın kullanıcı hatasından kaynaklandığı belirtilmişken ikinci raporda, imalat hatasından kaynaklandığı belirtilmiş, Mahkemece, ikinci rapora dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairenin 13.12.2018 tarih, 2018/3088 E. ve 2018/6600 K. sayılı ikinci bozma ilamında ise, sözü edilen bilirkişi raporları arasında çelişki olduğundan bahsedilerek raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek için üçüncü bir heyetten yeni bir rapor alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3.Mahkemece ikinci bozma ilamına da uyularak yeni bir heyetten 24.06.2020 tarihli kök ve 27.03.2021 tarihli ek bilirkişi raporları alınmış gerek kök gerekse de ek bilirkişi raporlarında, araçtaki arızanın kullanıcı hatasından değil imalat hatasından kaynaklandığı mütala edilmiştir. Mahkemece, araçtaki arızanın imalat hatasından kaynaklandığına ilişkin bilirkişi görüşü benimsenmiş ancak yazılı şekilde, davacının seçimlik hakkını bedel iadesinden yana değil ücretsiz onarımdan yana kullandığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Ancak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 09.05.1960 tarih, 1960/21 E. ve 1960/9 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere bozma kararına uyan Mahkemenin, bu karara riayet etmesi ve kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar vermesi gerekir.
Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu taraflar bakımından usuli müktesep hak niteliğinde olup Mahkemenin uyulan bozma ilamına riayet etmemesi usuli müktesep hakkın ihlali niteliğindedir.
4.Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, bozmadan sonra alınan kök ve ek bilirkişi raporlarından, davaya konu araçtaki arızanın imalat hatasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu hale göre, Mahkemece, uyulan bozma ilamının gereği olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken bozmaya uyulmakla davacı yararına oluşan usuli müktesep hakkı ihlal eder şekilde yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
10.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/977125500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz