Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6927 E. 2023/6354 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmenin nitelendirilmesi↗ inanç sözleşmesi↗ limited şirket pay devri↗ resmi şekil↗ pay devri↗ hisse devri↗ tespit davası↗ mirasçılık↗ hisse devir sözleşmesi↗ oy yasağı↗ limited şirket↗ kâr payı↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 13.12.2012 tarih, 2010/202 E. ve 2012/230 K. ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 520 nci maddesi uyarınca hisse devrinin resmi şekilde hisse devir sözleşmesi ile yapılabileceği, taraflar arasında böyle bir sözleşme bulunmadığı, inançlı sözleşme niteliğinde bir belgeye dayanılarak hak talep edilebileceği, ancak davacı tarafça delil olarak sunulan "karşılıklı taahhütname" olarak adlandırılan belgenin inanç sözleşmesi niteliği taşımadığı gibi şirket hisse devri sonucunu doğuracak icrai bir etkiye sahip görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 18.09.2014 tarih, 2013/6611 E. ve 2014/14055 K. sayılı kararıyla davacı tarafça dayanılan "Karşılıklı Taahhütname" başlıklı belgede dava konusu sahanın devralınırken davacının hissesi olan % 45'inin kendisine devrolunacağı düzenlendiği, davacı vekili de tüm aşamalarda verdiği dilekçeler ile sahanın belirtilen orandaki hissesinin kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü, taraflar arasındaki sözleşmenin maden sahasının aidiyetine ilişkin hükümlerinin değerlendirilmesi gerekirken sadece taraflar arasındaki sözleşmenin limited şirket pay devri sözleşmesi olarak nitelenmek suretiyle 6762 sayılı Kanun 520 nci maddesi uyarınca geçersiz olduğu gerekçesiyle reddi doğru olmadığından uyuşmazlığın davacının açıklanan talebi değerlendirilerek sonuçlandırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi yerinde görülmediğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayılı kararı ile Madenler, Anayasanın 168 inci maddesi ve 3213 sayılı Maden Kanunu'nun (3213 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi gereği devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, arama ve işletme hakkının gerçek ve tüzel kişilere devri ancak kanunun öngördüğü şartlarda mümkün olduğu, madenler üzerindeki hakların bölünmezliğini, devir ve intikalini düzenleyen anılan Yasa'nın 5 nci maddesinde, madenler üzerindeki hakların hiç birisinin hisselere bölünemeyeceği ve her bir hakkın bir bütün halinde muameleye tabi tutulacağı hüküm altına alındığı, anılan Yasal düzenleme çerçevesinde, ruhsat sahibi tarafından maden sahası üzerinde, ruhsatın verdiği yetkilerin tamamının yada bir bölümünün sözleşme ile üçüncü kişilere devrinin mümkün olmadığı, maden ruhsatının hisselere bölünme yasağı nedeniyle davacıların murisi Ömer Faruk Çolak'ın söz konusu maden sahasına ilişkin iddia ettiği gibi maden sahasına iddia edildiği gibi %45 hisse sahibi olması hukuken mümkün olmadığı için davacıların davasının reddine karar verilmiş, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamı gereklerinin yerine getirilmediğini, davanın tespit davası olduğunu, hakkın bütünlüğünün tespit davası bakımından sözleşmenin geçersiz sayılamayacağını, çok içinde azda vardır ilkesi gereğince karar verilebileceğini, bilirkişi raporlarıyla sahanın %45'inin davacılar mirasçısına ait olduğuna işaret edildiğini, mahkemece talebin tazminat miktarı belirlenerek verilebileceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflarca dayanılan karşılıklı taahhütname uyarınca maden sahasının %45 payının davacılara aidetinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 520 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6611 E. 2014/14055 K.
Ortak:inanç sözleşmesi · limited şirket pay devri · resmi şekil · pay devri · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · limited şirket · geçersizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece 13.12.2012 tarih, 2010/202 E. ve 2012/230 K. ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 520 nci maddesi uyarınca «hisse devrinin» «resmi şekilde» «hisse devir sözleşmesi» ile yapılabileceği, taraflar arasında böyle bir sözleşme bulunmadığı, inançlı sözleşme niteliğinde bir belgeye dayanılarak hak talep edilebileceği, ancak davacı tarafça delil olarak sunulan "karşılıklı «taahhütname»" olarak adlandırılan belgenin «inanç sözleşmesi» niteliği taşımadığı gibi şirket hisse devri sonucunu doğuracak icrai bir etkiye sahip görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince te …
… u ileri sürdüğü, taraflar arasındaki sözleşmenin maden sahasının aidiyetine ilişkin hükümlerinin değerlendirilmesi gerekirken sadece taraflar arasındaki sözleşmenin «limited şirket pay devri» sözleşmesi olarak nitelenmek suretiyle 6762 sayılı Kanun 520 nci maddesi uyarınca «geçersiz» olduğu gerekçesiyle reddi doğru olmadığından uyuşmazlığın davacının açıklanan talebi değerlendirilerek sonuçlandırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın redd …
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamı gereklerinin yerine getirilmediğini, davanın «tespit davası» olduğunu, hakkın bütünlüğünün tespit davası bakımından sözleşmenin «geçersiz» sayılamayacağını, çok içinde azda vardır ilkesi gereğince karar verilebileceğini, bilirkişi raporlarıyla sahanın %45'inin davacılar «mirasçısına» ait olduğuna işaret edildiğini, mahkemece talebin tazminat miktarı belirlenerek verilebileceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesi uyarınca «hisse devrinin» «resmi şekilde» «hisse devir sözleşmesi» ile yapılabileceği, taraflar arasında böyle bir sözleşme bulunmadığı, inançlı sözleşme niteliğinde bir belgeye dayanılarak hak talep edilebileceği, ancak davacı tarafça delil olarak sunulan "karşılıklı «taahhütname»" olarak adlandırılan belgenin «inanç sözleşmesi» niteliği taşımadığı gibi şirket hisse devri sonucunu doğuracak icrai bir etkiye sahip görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin maden sahasının aidiyetine ilişkin hükümlerinin değerlendirilmesi gerekirken sadece taraflar arasındaki sözleşmenin «limited şirket pay devri» sözleşmesi olarak nitelenmek suretiyle TTK'nın 520. maddesi uyarınca «geçersiz» olduğu gerekçesiyle reddi doğru olmadığından uyuşmazlığın davacının açıklanan talebi değerlendirilerek sonuçlandırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın redd …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6927 E. , 2023/6354 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2017/60 Esas, 2021/334 Karar
HÜKÜM
Dava ret
Taraflar arasındaki tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... Madencilik Ltd. Şti'nin %45 hisse ile ortağı olduğunu, şirkete ait çinko-kurşun sahasının şirketin borçlarına teminat olarak ... Madencilik A.Ş.'ye verildiğini, maden sahası ... Madencilik A.Ş. tarafından devredilirken % 45 hissesinin müvekkiline ait olacağı konusunda anlaşılmış olmasına rağmen sahanın davalı şirket adına devralınarak müvekkiline ait %45 payın yok edildiğini ileri sürerek, sahanın %45 payının müvekkiline ait olduğunun ve davalı şirketteki sahanın %45'ine tekabül eden payın davacıya ait olduğunun tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; maden sahasının güvence olarak verilmediğini, satıldığını, şirkete ait maden sahasının %45 hissesinin davacıya ait olmasının söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 13.12.2012 tarih, 2010/202 E. ve 2012/230 K. ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 520 nci maddesi uyarınca hisse devrinin resmi şekilde hisse devir sözleşmesi ile yapılabileceği, taraflar arasında böyle bir sözleşme bulunmadığı, inançlı sözleşme niteliğinde bir belgeye dayanılarak hak talep edilebileceği, ancak davacı tarafça delil olarak sunulan "karşılıklı taahhütname" olarak adlandırılan belgenin inanç sözleşmesi niteliği taşımadığı gibi şirket hisse devri sonucunu doğuracak icrai bir etkiye sahip görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 18.09.2014 tarih, 2013/6611 E. ve 2014/14055 K. sayılı kararıyla davacı tarafça dayanılan "Karşılıklı Taahhütname" başlıklı belgede dava konusu sahanın devralınırken davacının hissesi olan % 45'inin kendisine devrolunacağı düzenlendiği, davacı vekili de tüm aşamalarda verdiği dilekçeler ile sahanın belirtilen orandaki hissesinin kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü, taraflar arasındaki sözleşmenin maden sahasının aidiyetine ilişkin hükümlerinin değerlendirilmesi gerekirken sadece taraflar arasındaki sözleşmenin limited şirket pay devri sözleşmesi olarak nitelenmek suretiyle 6762 sayılı Kanun 520 nci maddesi uyarınca geçersiz olduğu gerekçesiyle reddi doğru olmadığından uyuşmazlığın davacının açıklanan talebi değerlendirilerek sonuçlandırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi yerinde görülmediğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayılı kararı ile Madenler, Anayasanın 168 inci maddesi ve 3213 sayılı Maden Kanunu'nun (3213 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi gereği devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, arama ve işletme hakkının gerçek ve tüzel kişilere devri ancak kanunun öngördüğü şartlarda mümkün olduğu, madenler üzerindeki hakların bölünmezliğini, devir ve intikalini düzenleyen anılan Yasa'nın 5 nci maddesinde, madenler üzerindeki hakların hiç birisinin hisselere bölünemeyeceği ve her bir hakkın bir bütün halinde muameleye tabi tutulacağı hüküm altına alındığı, anılan Yasal düzenleme çerçevesinde, ruhsat sahibi tarafından maden sahası üzerinde, ruhsatın verdiği yetkilerin tamamının yada bir bölümünün sözleşme ile üçüncü kişilere devrinin mümkün olmadığı, maden ruhsatının hisselere bölünme yasağı nedeniyle davacıların murisi Ömer Faruk Çolak'ın söz konusu maden sahasına ilişkin iddia ettiği gibi maden sahasına iddia edildiği gibi %45 hisse sahibi olması hukuken mümkün olmadığı için davacıların davasının reddine karar verilmiş, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamı gereklerinin yerine getirilmediğini, davanın tespit davası olduğunu, hakkın bütünlüğünün tespit davası bakımından sözleşmenin geçersiz sayılamayacağını, çok içinde azda vardır ilkesi gereğince karar verilebileceğini, bilirkişi raporlarıyla sahanın %45'inin davacılar mirasçısına ait olduğuna işaret edildiğini, mahkemece talebin tazminat miktarı belirlenerek verilebileceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflarca dayanılan karşılıklı taahhütname uyarınca maden sahasının %45 payının davacılara aidetinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 520 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
01.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/974667000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz