YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1620 E. 2023/5723 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
acente↗ istinaf incelemesi↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr dağıtımı↗ bilirkişi incelemesi↗ ortalama tüketici↗ fatura↗ ayırt edicilik↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "İstanbul Saraypanel" ibareli marka ile davacının itiraza dayanak yaptığı markalardan yalnızca "SARAYPEN", "SARAYBOND" ve "SARAY" markaları arasında, bütünsel anlamda işaretsel bir benzerlik bulunduğu, dolayısıyla söz konusu markalar kapsamında sadece 17. sınıf: “Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. Yalıtım, dolgu ve tıkama malzemeleri: yalıtım amaçlı kullanılan boyalar, yalıtım için kumaşlar, yalıtım amaçlı bantlar, yalıtım için örtüler, derz dolguları, contalar, o-ringler (motor, silindir contaları ve musluklar için contalar hariç). Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar dahil), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç).” ve bu malların satışına ilişkin 35. sınıf: “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. Yalıtım, dolgu ve tıkama malzemeleri: yalıtım amaçlı kullanılan boyalar, yalıtım için kumaşlar, yalıtım amaçlı bantlar, yalıtım için örtüler, derz dolguları, contalar, o-ringler (motor, silindir contaları ve musluklar için contalar hariç). Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar dahil), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç). Mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” emtiaları yönünden iltibas ihtimalinin mevcut olduğu, davacının sair markaları ile dava konusu marka arasında, sair bazı emtialar bakımından benzerlik olsa da, söz konusu markaların hiçbiri yönünden karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimaline neden olabilecek düzeyde bir benzerliğin var olmadığı, davacının önceye dayalı hak sahipliğine ilişkin sunmuş olduğu delillerin, davacının tescilli markaları ile aynı kapsamdaki emtialara yönelik bulunduğu, dolayısıyla iltibas ihtimali olmadığı değerlendirilen 17.sınıf: “Taşıtlar için sentetik malzemelerden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı), 35.sınıf “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların*, Taşıtlar için sentetik malzemelerden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı). bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” emtiaları açısından, davacının önceki kullanıma dayalı veya ticaret unvanından kaynaklı olarak üstün bir hakkının mevcut olmadığı, davacının sektörel anlamda “saray” markalarının bilinir olduğunun kabul edilebileceği ancak bu halde dahi tanınmışlığın, davacının faaliyetleri ile benzer görülmeyen emtialara sirayet edecek nitelikte olmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğu yönündeki iddiaların yeterli delil ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, TPMK YİDK'in 2018/M-2161 sayılı kararının yukarıda açıkla belirtilen sınıflar yönünden davacının itirazının reddi yönünden iptaline, belirtilen mal ve hizmetler yönünden davaya konu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aynı sınıfın farklı alt gruplarında yer alan mal veya hizmetlerin benzerlik araştırmasında, piyasanın bu konudaki anlayışının, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediğinin, benzer ihtiyaçları giderip gidermediğinin, birbirlerinin yerine ikame edilebilme ve vekalet etme olanaklarının ve birinin diğerini tamamlama imkanının bulunup bulunmadığının, dağıtım kanallarının, kullanım yöntemlerinin ve amaçlarının ortak olup olmadığı ölçütlerinin, hedeflenen halk kesimleri dikkate alınarak incelenmesinin ve değerlendirilmesinin gerektiğini, somut olayda da bu nedenle tüm mal ve hizmet sınıflarını kapsar şekilde davanın tamamen kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin "SARAY" ibareli markasının tanınmış markalar siciline kaydının yapıldığını, mahkemenin bu tanınmışlığın faaliyetleri ile benzer görülmeyen emtialara sirayet edecek nitelikte olmadığının söylenmesinin doğru bulunmadığını, marka başvurusu yapan davalı tarafın, müvekkili şirketin markaları ile karışıklık yaratarak kazanç sağlamak amacıyla kötü niyetli hareket etmekte olduğunu, benzer bir davalarda uyuşmazlık konusu bütün markalar ve bütün mallar yönünden iltibas tehlikesinin oluştuğu nedeni ile davaların kabulüne karar verildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvuru ve itiraza dayanak markaların karıştırılma ve ilişkilendirilme olasılığının bulunmadığını, emsal nitelikli davada "İstanbul Sarayline" ibareli marka başvurusu ile davacının "SARAY" ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verildiğini, inşaat sektörünün çok kapsamlı bir alan olduğu göz önünde bulundurulduğunda, sektör uzmanı bilirkişinin görüşü alınmadan hazırlanan bilirkişi raporunun yetersiz bulunduğunu, “saray” ve "istanbul" esas unsurunu içeren binlerce marka başvuru kaydının yer aldığını, dava konusu olayda da markaların farklı sınıflarda bulunmasına rağmen, inşaat alanındaki faaliyetler olduğu gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin, müvekkilinin mülkiyet hakkının özüne müdahale niteliğinde bulunduğunu belirterek yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların markalarındaki ibareler arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğunu, başvuru kapsamından çıkarılmayan emtialar yönünden ise 6769 sayılı Kanun' un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki benzerlik koşulunun sağlanamadığını ileri sürerek yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taraf markaları arasında, başvuru kapsamında kalan "Taşıtlar için sentetik malzemelerden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı)." malları hariç, diğer 17. sınıftaki mallar ile bu malların satışına özgülenmiş 35/5. sınıf mağazacılık hizmetleri yönünden, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "SARAY" ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "İstanbul" ve "panel" ibarelerinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, öte yandan davacı markalarının kapsamlarında yer alan 6. ve 19. sınıftaki mallarla, dava konusu başvuru kapsamında kalan ve yukarıda anılan 17. sınıftaki mallar ile bu malların satışına özgülenmiş 35/5. sınıf mağazacılık hizmetleri arasında da benzerliğin bulunduğu, çünkü bu malların genel olarak inşaat sektöründe kullanılan yapı malzemeleri oldukları, birbirlerini ikame eden, benzer ihtiyaçları karşılayan ve benzer dağıtım kanalları aracılığıyla tüketiciye ulaştırılan, aynı yerlerde satışa sunulan mallar olduğu, yine başvuru kapsamında kalan 17. sınıftaki "Taşıtlar için sentetik malzemelerden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı)." mallarının ise davacının markaları benzer olmadığının, mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan ve aralarında inşaat mühendisinin de bulunduğu bilirkişi heyeti raporunda açıkça belirtildiği, ayrıca davacının markalarının sektörel bir tanınmışlığa sahip olsa da, bu tanınmışlığın benzerlik tespit edilen emtianın ötesine geçecek mahiyette olmadığının da aynı bilirkişi raporunda bildirildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, dairece bu konuda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasına da gerek görülmediği gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf istemlerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
3.Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrarla temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2927 E. 2023/6861 K.
Ortak:ortalama tüketici · dahili dava · iltibas
İncelediğiniz kararda… ul Sarayline" ibareli marka başvurusu ile davacının "SARAY" ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verildiğini, inşaat sektörünün çok kapsamlı bir alan olduğu göz önünde bulundurulduğunda, sektör uzmanı bilirkişinin görüşü alınmadan hazırlanan bilirkişi raporunun yetersiz bulunduğunu, “saray” ve "istanbul" esas unsurunu içeren binlerce marka başvuru «kaydının» yer aldığını, dava konusu olayda da markaların farklı sınıflarda bulunmasına rağmen, inşaat alanındaki faaliyetler olduğu gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin, müvekkilinin mülkiyet hakkının özüne müdahale niteliğinde bulunduğunu belirterek yerel mahkemenin kararının «istinaf incelemesi» yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar «dahil»), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları …
Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar «dahil»), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç).
Benzer bu kararda… ı tarafın “SEREYPEN” ibareli işareti müvekkili markaları ile aynı veya benzer ve bağlantılı sınıflar için marka olarak kullanmak istemesinin hukuka aykırı olduğunu, «ortalama tüketicinin» markaları müvekkili markalarının türevi olarak göreceğini ve karıştıracağını, davalının müvekkili şirketin markalarıyla «iltibas» yaratacak birden çok benzer marka başvurusu yapıp müşteri çevresini ele geçirme amacında olduğunu, bu hususa ilişkin davalı şirkete karşı açılmış birçok dava bulunduğu, davalının marka başvurusu kötü niyetli olduğundan başvurunun tüm mal ve hizmetler yönünden reddinin gerektiğini, yine müvekkili Şirketin "SARAY" ibaresini gerek marka olarak önce tescil etmesi gerekse İstanbul’da faaliyet göstermesi, faaliyetinin 1979’da başlaması ve davalı marka başvurusunda yer alan mal ve hizmetler yönünden de müvekkilinin faaliyette bulunması dikkate alındığında davalı markasının tüm mal ve hizmet sınıfları açısından reddi koşullarının oluştuğunu, müvekkili markalarının tanınmış marka olduklarını ve davalının açıkça bu markalardan haksız yarar sağladığını, müvekkilinin markalarının itibarının zarar gördüğünü, müvekkili şirketin «ticaret unvanının» uzun yıllardan beri tescilli olduğunu, bu nedenle de başvurunun tescilinin mümkün olmadığını ileri sürerek YİDK'nin 2018-M-7745 sayılı kararın iptaline, dava konus …
CEVAP 1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan mallar yönünden dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar «dahil»), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç)." malları yönünden kısmen iptaline, dava konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına», fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… ı tarafın “SEREYPEN” ibareli işareti müvekkili markaları ile aynı veya benzer ve bağlantılı sınıflar için marka olarak kullanmak istemesinin hukuka aykırı olduğunu, «ortalama tüketicinin» markaları müvekkili markalarının türevi olarak göreceğini ve karıştıracağını, davalının müvekkili şirketin markalarıyla «iltibas» yaratacak birden çok benzer marka başvurusu yapıp müşteri çevresini ele geçirme amacında olduğunu, bu hususa ilişkin davalı şirkete karşı açılmış birçok dava bulunduğu, davalının marka başvurusu kötü niyetli olduğundan başvurunun tüm mal ve hizmetler yönünden reddinin gerektiğini, yine müvekkili Şirketin "SARAY" ibaresini gerek marka olarak önce tescil etmesi gerekse İstanbul’da faaliyet göstermesi, faaliyetinin 1979’da başlaması ve davalı marka başvurusunda yer alan mal ve hizmetler yönünden de müvekkilinin faaliyette bulunması dikkate alındığında davalı markasının tüm mal ve hizmet sınıfları açısından reddi koşullarının oluştuğunu, müvekkili markalarının tanınmış marka olduklarını ve davalının açıkça bu markalardan haksız yarar sağladığını, müvekkilinin markalarının itibarının zarar gördüğünü, müvekkili şirketin «ticaret unvanının» uzun yıllardan beri tescilli olduğunu, bu nedenle de başvurunun tescilinin mümkün olmadığını ileri sürerek YİDK'nin 2018-M-7745 sayılı kararın iptaline, dava konus …
Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar «dahil»), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç)." malları yönünden kısmen iptaline, dava konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına», fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/462 E. 2024/4090 K.
Ortak:istinaf incelemesi · ayırt edicilik · dahili dava · iltibas · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz kararda… iyaçları giderip gidermediğinin, birbirlerinin yerine ikame edilebilme ve vekalet etme olanaklarının ve birinin diğerini tamamlama imkanının bulunup bulunmadığının, «dağıtım» kanallarının, kullanım yöntemlerinin ve amaçlarının ortak olup olmadığı ölçütlerinin, hedeflenen halk kesimleri dikkate alınarak incelenmesinin ve değerlendirilmesinin gerektiğini, somut olayda da bu nedenle tüm mal ve hizmet sınıflarını kapsar şekilde davanın tamamen kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin "SARAY" ibareli markasının tanınmış markalar siciline «kaydının» yapıldığını, mahkemenin bu tanınmışlığın faaliyetleri ile benzer görülmeyen emtialara sirayet edecek nitelikte olmadığının söylenmesinin doğru bulunmadığını, marka başvurusu yapan davalı tarafın, müvekkili şirketin markaları ile karışıklık yaratarak kazanç sağlamak amacıyla kötü niyetli hareket etmekte olduğunu, benzer bir davalarda «uyuşmazlık konusu» bütün markalar ve bütün mallar yönünden «iltibas» tehlikesinin oluştuğu nedeni ile davaların kabulüne karar verildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının «istinaf incelemesi» yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… ul Sarayline" ibareli marka başvurusu ile davacının "SARAY" ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verildiğini, inşaat sektörünün çok kapsamlı bir alan olduğu göz önünde bulundurulduğunda, sektör uzmanı bilirkişinin görüşü alınmadan hazırlanan bilirkişi raporunun yetersiz bulunduğunu, “saray” ve "istanbul" esas unsurunu içeren binlerce marka başvuru «kaydının» yer aldığını, dava konusu olayda da markaların farklı sınıflarda bulunmasına rağmen, inşaat alanındaki faaliyetler olduğu gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin, müvekkilinin mülkiyet hakkının özüne müdahale niteliğinde bulunduğunu belirterek yerel mahkemenin kararının «istinaf incelemesi» yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… krası anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "SARAY" ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "İstanbul" ve "panel" ibarelerinin, başvuruya yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, öte yandan davacı markalarının kapsamlarında yer alan 6. ve 19. sınıftaki mallarla, dava konusu başvuru kapsamında kalan ve yukarıda anılan 17. sınıftaki mallar ile bu malların satışına özgülenmiş 35/5. sınıf mağazacılık hizmetleri arasında da benzerliğin bulunduğu, çünkü bu malların genel olarak inşaat sektöründe kullanılan yapı malzemeleri oldukları, birbirlerini ikame eden, benzer ihtiyaçları karşılayan ve benzer «dağıtım» kanalları aracılığıyla tüketiciye ulaştırılan, aynı yerlerde satışa sunulan mallar olduğu, yine başvuru kapsamında kalan 17. sınıftaki "Taşıtlar için sentetik malzemelerden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı)." mallarının ise davacının markaları benzer olmadığının, mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan ve aralarında inşaat mühendisinin de bulunduğu bilirkişi heyeti raporunda açıkça belirtildiği, ayrıca davacının markalarının sektörel bir tanınmışlığa sahip olsa da, bu tanınmışlığın benzerlik tespit edilen emtianın ötesine geçecek mahiyette olmadığının da aynı bilirkişi raporunda bildirildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, dairece bu konuda yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına da gerek görülmediği gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaLastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar «dahil»), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç).” malların davacının dayanak gösterdiği 2013/36280 sayılı “DURA KİM”, 2015/96070 sayılı “DURAFİX” ve 2015/93139 sayılı “DURADERZ” ibareli markaların kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer olduğu, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında; görsel, işitsel ve kavramsal olarak «iltibas» tehlikesi oluşturacak derecede benzer oldukları, davacı markalarının esas unsurunu oluşturan "DURA" ibaresinin, davalı şirkete ait markada olduğu gibi yer aldığı, davalı markasında yer alan "NATURA" ibaresinin «ayırt ediciliği» bulunmayan, "natural" ibaresine çağrışımda bulunan ve atıfta bulunduğu çağrışım itibariyle "doğal" anlamsal karşılığına gelen bir ibare olduğu, "DURALEX" ibaresinde yer alan "-lex" ekinin iltibas tehlikesini bertaraf edecek yeterli ayırt edici gücünün bulunmadığı, zira davacıya ait, emtia aynılığı bulunan "DURA KİM", "DURAFİX" ve "DURADERZ" ibareli markaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, "DURA" ibaresi merkeze alınmak suretiyle bu ibarenin yanına yapılan çeşitli eklemeler ile birlikte "DURA" esas unsurlu davacı seri markalarının bulunduğundan bahsedilebileceği, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu, tanınmışlığın ve «kötü niyetin» ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne,"Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yar …
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili, 17. sınıf içerisinde yer alan "taşıtlar için sentetik malzemeden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı)" emtiaları açısından da «iltibasın» oluştuğunu, söz konusu emtiaların da benzer alıcı çevresine hitap ettiğini, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının «istinaf incelemesi» yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar «dahil»), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç)." emtiaları bakımından YİDK kararının iptaline, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davadan feragat · kötü niyet · feragat · yargılama gideri · kusur · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına · husumet
Benzer bu kararda2.Diğer davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde, başvurunun tescil edilmemiş olması nedeniyle hükümsüzlük davasının reddinin gerektiğini, markanın alınmasından vazgeçildiğini, müvekkilinin davadan haberdar olunca davacı ile iletişime geçerek «davadan feragat» edilmesi halinde «yargılama gideri» talep etmeyeceklerini bildirdiklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
3.Diğer davalı şirket vekili, YİDK kararının iptali talepli davada müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını, müvekkiline hükümsüzlük davası yönünden «husumet» yöneltilebileceğini, davacının her iki talebi yönünden müvekkili şirket aleyhine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini, hükümsüzlük davasının davacı tarafın kendi «kusuru» ile açıldığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
… izlik görülmediği, bu hali ile başvuru ile davacının markaları arasında 6769 sayılı Kanunun 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirilme ihtimali de «dahil» karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, içerisinde metalurji ve malzeme mühendisinin yer aldığı bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor uyarınca başvuru kapsamında yer alan taşıtlar için sentetik malzemeden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı)" emtiasının davacının markalarının kapsamındaki emtialarla benzer olmadığı, YİDK kararının iptali talebiyle açılan davalarda başvuru sahibine de «husumet» yöneltilmesi gerektiği, davalı şirket aleyhine tek «vekalet ücretine» hükmedilmesinin de yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar «dahil»), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç).” malların davacının dayanak gösterdiği 2013/36280 sayılı “DURA KİM”, 2015/96070 sayılı “DURAFİX” ve 2015/93139 sayılı “DURADERZ” ibareli markaların kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer olduğu, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında; görsel, işitsel ve kavramsal olarak «iltibas» tehlikesi oluşturacak derecede benzer oldukları, davacı markalarının esas unsurunu oluşturan "DURA" ibaresinin, davalı şirkete ait markada olduğu gibi yer aldığı, davalı markasında yer alan "NATURA" ibaresinin «ayırt ediciliği» bulunmayan, "natural" ibaresine çağrışımda bulunan ve atıfta bulunduğu çağrışım itibariyle "doğal" anlamsal karşılığına gelen bir ibare olduğu, "DURALEX" ibaresinde yer alan "-lex" ekinin iltibas tehlikesini bertaraf edecek yeterli ayırt edici gücünün bulunmadığı, zira davacıya ait, emtia aynılığı bulunan "DURA KİM", "DURAFİX" ve "DURADERZ" ibareli markaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, "DURA" ibaresi merkeze alınmak suretiyle bu ibarenin yanına yapılan çeşitli eklemeler ile birlikte "DURA" esas unsurlu davacı seri markalarının bulunduğundan bahsedilebileceği, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu, tanınmışlığın ve «kötü niyetin» ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne,"Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yar …
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/462 E. 2024/4090 K.
Ortak:istinaf incelemesi · ayırt edicilik · dahili dava · iltibas · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz kararda… iyaçları giderip gidermediğinin, birbirlerinin yerine ikame edilebilme ve vekalet etme olanaklarının ve birinin diğerini tamamlama imkanının bulunup bulunmadığının, «dağıtım» kanallarının, kullanım yöntemlerinin ve amaçlarının ortak olup olmadığı ölçütlerinin, hedeflenen halk kesimleri dikkate alınarak incelenmesinin ve değerlendirilmesinin gerektiğini, somut olayda da bu nedenle tüm mal ve hizmet sınıflarını kapsar şekilde davanın tamamen kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin "SARAY" ibareli markasının tanınmış markalar siciline «kaydının» yapıldığını, mahkemenin bu tanınmışlığın faaliyetleri ile benzer görülmeyen emtialara sirayet edecek nitelikte olmadığının söylenmesinin doğru bulunmadığını, marka başvurusu yapan davalı tarafın, müvekkili şirketin markaları ile karışıklık yaratarak kazanç sağlamak amacıyla kötü niyetli hareket etmekte olduğunu, benzer bir davalarda «uyuşmazlık konusu» bütün markalar ve bütün mallar yönünden «iltibas» tehlikesinin oluştuğu nedeni ile davaların kabulüne karar verildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının «istinaf incelemesi» yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… ul Sarayline" ibareli marka başvurusu ile davacının "SARAY" ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verildiğini, inşaat sektörünün çok kapsamlı bir alan olduğu göz önünde bulundurulduğunda, sektör uzmanı bilirkişinin görüşü alınmadan hazırlanan bilirkişi raporunun yetersiz bulunduğunu, “saray” ve "istanbul" esas unsurunu içeren binlerce marka başvuru «kaydının» yer aldığını, dava konusu olayda da markaların farklı sınıflarda bulunmasına rağmen, inşaat alanındaki faaliyetler olduğu gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin, müvekkilinin mülkiyet hakkının özüne müdahale niteliğinde bulunduğunu belirterek yerel mahkemenin kararının «istinaf incelemesi» yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… krası anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "SARAY" ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "İstanbul" ve "panel" ibarelerinin, başvuruya yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, öte yandan davacı markalarının kapsamlarında yer alan 6. ve 19. sınıftaki mallarla, dava konusu başvuru kapsamında kalan ve yukarıda anılan 17. sınıftaki mallar ile bu malların satışına özgülenmiş 35/5. sınıf mağazacılık hizmetleri arasında da benzerliğin bulunduğu, çünkü bu malların genel olarak inşaat sektöründe kullanılan yapı malzemeleri oldukları, birbirlerini ikame eden, benzer ihtiyaçları karşılayan ve benzer «dağıtım» kanalları aracılığıyla tüketiciye ulaştırılan, aynı yerlerde satışa sunulan mallar olduğu, yine başvuru kapsamında kalan 17. sınıftaki "Taşıtlar için sentetik malzemelerden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı)." mallarının ise davacının markaları benzer olmadığının, mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan ve aralarında inşaat mühendisinin de bulunduğu bilirkişi heyeti raporunda açıkça belirtildiği, ayrıca davacının markalarının sektörel bir tanınmışlığa sahip olsa da, bu tanınmışlığın benzerlik tespit edilen emtianın ötesine geçecek mahiyette olmadığının da aynı bilirkişi raporunda bildirildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, dairece bu konuda yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına da gerek görülmediği gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaLastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar «dahil»), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç).” malların davacının dayanak gösterdiği 2013/36280 sayılı “DURA KİM”, 2015/96070 sayılı “DURAFİX” ve 2015/93139 sayılı “DURADERZ” ibareli markaların kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer olduğu, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında; görsel, işitsel ve kavramsal olarak «iltibas» tehlikesi oluşturacak derecede benzer oldukları, davacı markalarının esas unsurunu oluşturan "DURA" ibaresinin, davalı şirkete ait markada olduğu gibi yer aldığı, davalı markasında yer alan "NATURA" ibaresinin «ayırt ediciliği» bulunmayan, "natural" ibaresine çağrışımda bulunan ve atıfta bulunduğu çağrışım itibariyle "doğal" anlamsal karşılığına gelen bir ibare olduğu, "DURALEX" ibaresinde yer alan "-lex" ekinin iltibas tehlikesini bertaraf edecek yeterli ayırt edici gücünün bulunmadığı, zira davacıya ait, emtia aynılığı bulunan "DURA KİM", "DURAFİX" ve "DURADERZ" ibareli markaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, "DURA" ibaresi merkeze alınmak suretiyle bu ibarenin yanına yapılan çeşitli eklemeler ile birlikte "DURA" esas unsurlu davacı seri markalarının bulunduğundan bahsedilebileceği, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu, tanınmışlığın ve «kötü niyetin» ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne,"Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yar …
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili, 17. sınıf içerisinde yer alan "taşıtlar için sentetik malzemeden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı)" emtiaları açısından da «iltibasın» oluştuğunu, söz konusu emtiaların da benzer alıcı çevresine hitap ettiğini, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının «istinaf incelemesi» yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar «dahil»), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç)." emtiaları bakımından YİDK kararının iptaline, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davadan feragat · kötü niyet · feragat · yargılama gideri · kusur · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına · husumet
Benzer bu kararda2.Diğer davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde, başvurunun tescil edilmemiş olması nedeniyle hükümsüzlük davasının reddinin gerektiğini, markanın alınmasından vazgeçildiğini, müvekkilinin davadan haberdar olunca davacı ile iletişime geçerek «davadan feragat» edilmesi halinde «yargılama gideri» talep etmeyeceklerini bildirdiklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
3.Diğer davalı şirket vekili, YİDK kararının iptali talepli davada müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını, müvekkiline hükümsüzlük davası yönünden «husumet» yöneltilebileceğini, davacının her iki talebi yönünden müvekkili şirket aleyhine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini, hükümsüzlük davasının davacı tarafın kendi «kusuru» ile açıldığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
… izlik görülmediği, bu hali ile başvuru ile davacının markaları arasında 6769 sayılı Kanunun 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirilme ihtimali de «dahil» karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, içerisinde metalurji ve malzeme mühendisinin yer aldığı bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor uyarınca başvuru kapsamında yer alan taşıtlar için sentetik malzemeden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı)" emtiasının davacının markalarının kapsamındaki emtialarla benzer olmadığı, YİDK kararının iptali talebiyle açılan davalarda başvuru sahibine de «husumet» yöneltilmesi gerektiği, davalı şirket aleyhine tek «vekalet ücretine» hükmedilmesinin de yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar «dahil»), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç).” malların davacının dayanak gösterdiği 2013/36280 sayılı “DURA KİM”, 2015/96070 sayılı “DURAFİX” ve 2015/93139 sayılı “DURADERZ” ibareli markaların kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer olduğu, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında; görsel, işitsel ve kavramsal olarak «iltibas» tehlikesi oluşturacak derecede benzer oldukları, davacı markalarının esas unsurunu oluşturan "DURA" ibaresinin, davalı şirkete ait markada olduğu gibi yer aldığı, davalı markasında yer alan "NATURA" ibaresinin «ayırt ediciliği» bulunmayan, "natural" ibaresine çağrışımda bulunan ve atıfta bulunduğu çağrışım itibariyle "doğal" anlamsal karşılığına gelen bir ibare olduğu, "DURALEX" ibaresinde yer alan "-lex" ekinin iltibas tehlikesini bertaraf edecek yeterli ayırt edici gücünün bulunmadığı, zira davacıya ait, emtia aynılığı bulunan "DURA KİM", "DURAFİX" ve "DURADERZ" ibareli markaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, "DURA" ibaresi merkeze alınmak suretiyle bu ibarenin yanına yapılan çeşitli eklemeler ile birlikte "DURA" esas unsurlu davacı seri markalarının bulunduğundan bahsedilebileceği, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu, tanınmışlığın ve «kötü niyetin» ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne,"Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yar …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1620 E. , 2023/5723 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yalıtım, dolgu, tıkama malzemeleri, lastikten plastikten ve kauçuktan borular, hortumlar pvc gibi ürünlerin üretimini yaptığını, “saraypen” markalarını maruf ve meşhur hale geldiğini, "saray" ibaresini içeren farklı sınıflarda tescilli markaları olduğunu, davalının “İstanbul Saraypanel” ibareli marka tescil başvurusunun müvekkilinin markaları ile iltibas oluşturduğunu, müvekkilinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin üçüncü fırkası anlamında eskiye dayalı kullanımının bulunduğunu, müvekkilinin markasının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası anlamında tanınmış marka olduğunu, “saray” ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının da kılavuz unsuru bulunduğunu, buna rağmen müvekkilinin başvuruya itirazlarının kısmen kabul, kısmen reddedildiğini ileri sürerek TPMK YİDK'nın 22.03.2018 tarih ve 2018/M-2161 sayılı kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kendi faaliyet konuları olan 17, 19 ve 35. sınıflarda tescilli markalarının bulunduğunu, davacının tescilli markalarının ise 06. sınıfı kapsadığını, davacının ticaret unvanından açıkça anlaşıldığı üzere, metal ve madeni döküm konularında faaliyet gösterdiğini, davacının tanınmış markalara sahip olmadığını, “saray” ve “İstanbul” ibarelerinin davacının tekelinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2-Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve kanuna uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "İstanbul Saraypanel" ibareli marka ile davacının itiraza dayanak yaptığı markalardan yalnızca "SARAYPEN", "SARAYBOND" ve "SARAY" markaları arasında, bütünsel anlamda işaretsel bir benzerlik bulunduğu, dolayısıyla söz konusu markalar kapsamında sadece 17. sınıf: “Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. Yalıtım, dolgu ve tıkama malzemeleri: yalıtım amaçlı kullanılan boyalar, yalıtım için kumaşlar, yalıtım amaçlı bantlar, yalıtım için örtüler, derz dolguları, contalar, o-ringler (motor, silindir contaları ve musluklar için contalar hariç).
Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar dahil), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç).” ve bu malların satışına ilişkin 35. sınıf: “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. Yalıtım, dolgu ve tıkama malzemeleri: yalıtım amaçlı kullanılan boyalar, yalıtım için kumaşlar, yalıtım amaçlı bantlar, yalıtım için örtüler, derz dolguları, contalar, o-ringler (motor, silindir contaları ve musluklar için contalar hariç).
Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar dahil), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç). Mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” emtiaları yönünden iltibas ihtimalinin mevcut olduğu, davacının sair markaları ile dava konusu marka arasında, sair bazı emtialar bakımından benzerlik olsa da, söz konusu markaların hiçbiri yönünden karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimaline neden olabilecek düzeyde bir benzerliğin var olmadığı, davacının önceye dayalı hak sahipliğine ilişkin sunmuş olduğu delillerin, davacının tescilli markaları ile aynı kapsamdaki emtialara yönelik bulunduğu, dolayısıyla iltibas ihtimali olmadığı değerlendirilen 17.sınıf: “Taşıtlar için sentetik malzemelerden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı), 35.sınıf “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri.
Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların*, Taşıtlar için sentetik malzemelerden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı).
bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” emtiaları açısından, davacının önceki kullanıma dayalı veya ticaret unvanından kaynaklı olarak üstün bir hakkının mevcut olmadığı, davacının sektörel anlamda “saray” markalarının bilinir olduğunun kabul edilebileceği ancak bu halde dahi tanınmışlığın, davacının faaliyetleri ile benzer görülmeyen emtialara sirayet edecek nitelikte olmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğu yönündeki iddiaların yeterli delil ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, TPMK YİDK'in 2018/M-2161 sayılı kararının yukarıda açıkla belirtilen sınıflar yönünden davacının itirazının reddi yönünden iptaline, belirtilen mal ve hizmetler yönünden davaya konu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aynı sınıfın farklı alt gruplarında yer alan mal veya hizmetlerin benzerlik araştırmasında, piyasanın bu konudaki anlayışının, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediğinin, benzer ihtiyaçları giderip gidermediğinin, birbirlerinin yerine ikame edilebilme ve vekalet etme olanaklarının ve birinin diğerini tamamlama imkanının bulunup bulunmadığının, dağıtım kanallarının, kullanım yöntemlerinin ve amaçlarının ortak olup olmadığı ölçütlerinin, hedeflenen halk kesimleri dikkate alınarak incelenmesinin ve değerlendirilmesinin gerektiğini, somut olayda da bu nedenle tüm mal ve hizmet sınıflarını kapsar şekilde davanın tamamen kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin "SARAY" ibareli markasının tanınmış markalar siciline kaydının yapıldığını, mahkemenin bu tanınmışlığın faaliyetleri ile benzer görülmeyen emtialara sirayet edecek nitelikte olmadığının söylenmesinin doğru bulunmadığını, marka başvurusu yapan davalı tarafın, müvekkili şirketin markaları ile karışıklık yaratarak kazanç sağlamak amacıyla kötü niyetli hareket etmekte olduğunu, benzer bir davalarda uyuşmazlık konusu bütün markalar ve bütün mallar yönünden iltibas tehlikesinin oluştuğu nedeni ile davaların kabulüne karar verildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvuru ve itiraza dayanak markaların karıştırılma ve ilişkilendirilme olasılığının bulunmadığını, emsal nitelikli davada "İstanbul Sarayline" ibareli marka başvurusu ile davacının "SARAY" ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verildiğini, inşaat sektörünün çok kapsamlı bir alan olduğu göz önünde bulundurulduğunda, sektör uzmanı bilirkişinin görüşü alınmadan hazırlanan bilirkişi raporunun yetersiz bulunduğunu, “saray” ve "istanbul" esas unsurunu içeren binlerce marka başvuru kaydının yer aldığını, dava konusu olayda da markaların farklı sınıflarda bulunmasına rağmen, inşaat alanındaki faaliyetler olduğu gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin, müvekkilinin mülkiyet hakkının özüne müdahale niteliğinde bulunduğunu belirterek yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların markalarındaki ibareler arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğunu, başvuru kapsamından çıkarılmayan emtialar yönünden ise 6769 sayılı Kanun' un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki benzerlik koşulunun sağlanamadığını ileri sürerek yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taraf markaları arasında, başvuru kapsamında kalan "Taşıtlar için sentetik malzemelerden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı)." malları hariç, diğer 17. sınıftaki mallar ile bu malların satışına özgülenmiş 35/5. sınıf mağazacılık hizmetleri yönünden, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "SARAY" ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "İstanbul" ve "panel" ibarelerinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, öte yandan davacı markalarının kapsamlarında yer alan 6.
ve 19. sınıftaki mallarla, dava konusu başvuru kapsamında kalan ve yukarıda anılan 17. sınıftaki mallar ile bu malların satışına özgülenmiş 35/5. sınıf mağazacılık hizmetleri arasında da benzerliğin bulunduğu, çünkü bu malların genel olarak inşaat sektöründe kullanılan yapı malzemeleri oldukları, birbirlerini ikame eden, benzer ihtiyaçları karşılayan ve benzer dağıtım kanalları aracılığıyla tüketiciye ulaştırılan, aynı yerlerde satışa sunulan mallar olduğu, yine başvuru kapsamında kalan 17. sınıftaki "Taşıtlar için sentetik malzemelerden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı)." mallarının ise davacının markaları benzer olmadığının, mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan ve aralarında inşaat mühendisinin de bulunduğu bilirkişi heyeti raporunda açıkça belirtildiği, ayrıca davacının markalarının sektörel bir tanınmışlığa sahip olsa da, bu tanınmışlığın benzerlik tespit edilen emtianın ötesine geçecek mahiyette olmadığının da aynı bilirkişi raporunda bildirildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, dairece bu konuda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasına da gerek görülmediği gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf istemlerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
3.Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrarla temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/964559900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz