Menfi Tespit ve İpoteğin Fekki
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3215 E. 2023/5551 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alım taahhüdü↗ akaryakıt bayilik sözleşmesi↗ ariyet↗ intifa hakkı↗ ipoteğin kaldırılması↗ cari hesap alacağı↗ ipoteğin fekki↗ mutabakat↗ kâr mahrumiyeti↗ cari hesap↗ sözleşmeden doğan dava↗ ibra↗ bayilik sözleşmesi↗ cezai şart↗ iş bölümü↗ kâr kaybı↗ kâr dağıtımı↗ protokol↗ taahhütname↗ ihtarname↗ dosya masrafı↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
dava menfi tespit ve ipoteğin fekki, birleşen dava ise alacak talebine ilişkin olup yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.10.2023 günü hazır bulunan tüm davacılar ve birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekili Avukat ... ile Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 25.01.2012 tarihinde bir nüsha olarak imzalanan protokol ile istasyon işletmesini içeren 22.12.2006 tarihli eski Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin sona erdiğini ve bu protokol doğrultusunda taraflar arasında 5 yıllık yeni bayilik sözleşmesinin yürürlüğe girdiğini, bu protokolün Rekabet Kurumunun 12.03.2009 tarihli duyurusuna uygun olarak imzalandığını, protokolün 3.a maddesi gereği bayilik süresinin 5 yıl ile sınırlandırılmış olup sözleşmenin 25.01.2017 tarihinde sona ereceğinin belirtildiğini, davalı şirkete protokol ve başlangıçta düzenlenmiş olan bayilik sözleşmesi gereği hiçbir borçlarının kalmadığının sabit olduğunu, ipoteğin intifa süresi için ve intifa hakkı bedelinin teminatı olarak verildiğini, intifanın 25.01.2017 tarihinde sorunsuz, borçsuz sona erdiğini, ipoteğin derhal fekki gerektiğini ileri sürerek davalı şirket ile yapılan akaryakıt bayilik sözleşmesi gereği herhangi bir borcunun bulunmadığının tespiti ile, akaryakıt bayilik sözleşmesinin teminatı olarak müvekkillerine ait Ordu merkez yeni mahalle pafta:18, ada:270, parsel:6 ve aynı ada aynı pafta 5 nolu parsel l nolu bağımsız bölüme ilişkin davalılar lehine tesis edilmiş olan 26.01.2007 tarih ve 759 yevmiye nolu ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin dünya enerji ve petrol piyasasının en önemli oyuncuları arasında yer alan Lukoil Grubu'nun iştiraki şirketler olan, ülkemiz akaryakıt ve otogaz dağıtım pazarında önemli yeri olan şirketlerden olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında Ordu ili, Merkez ilçesi, Yeni Mah., 18 pafta no, 270 Ada no, 5-6 parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki akaryakıt ve otogaz istasyonunun Lukoil markası altında işletilmesi ile ilgili olarak karşılıklı taahhüt belgeleri imzalandığını, davalının taahhütname ile eksik satın aldığı her bir ton başına 100,00 USD kâr mahrumiyeti ödemeyi üstlendiğini, davalının müvekkilinden ödünç (ariyet) olarak verdiği ekipmanların bir kısmını iade etmediğini, eksik akaryakıt ürün alımından kaynaklanan, 421.711,00 USD'nin şimdilik 1.000,00 USD'lik kısmı ve eksik otogaz ürün alımından kaynaklanan 117.140,00 USD'nin şimdilik 1.000,00 USD'lik kısmı ile ariyetlerin iade alınması esnasında yapılan masraflara karşılık olarak oluşan cari hesap alacağı olan 24.894,17 TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında imzalanan 25.01.2012 tarihli bayilik sözleşmesi ve ekleri ile akaryakıt ve diğer petrol ürünlerinin alım/satımına ilişkin koşulların belirlendiğini, ayrıca müvekkili şirket iddia edildiği üzere davacı şirketi ibra etmediğini, davacı şirketin müvekkili şirkete karşı ticari alım taahhütleri bulunduğunu, ancak bu taahhütlerin davalı tarafça yerine getirilmediğini, sözleşmeden doğan borçların teminatı olarak alınan ipoteğin fek edilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı taleplerinin zamanşımına uğradığını, davacının dava konusu ettiği talepler ile ilgili olarak müvekkilini ibra ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşme sona erdikten sonra aralarında borç bulunmadığına ilişkin mutabakat metinleri bulunduğu gerekçesi ile birleşen davanın reddi ile asıl davanın kabulüne, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında borçsuzluk mutabakatı bulunmadığını, cezai şart alacağının faturalandırılmaması halinde cari hesaba işlenmediğini, alacaklarının bulunduğunu, üstlenilen edimlerin yerine getirilmediğini, eksik akaryakıt alındığını, cezai şart alacağı için ihtarname gönderilmesinin şart olmadığını, bu nedenle mahkemece verilen kararın hatalı olduğu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, bayilik sözleşmesi nedeni ile davalı lehine tesis edilen ipoteğin fekkine ve davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine; birleşen İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/297 E. sayılı davası ise; taraflar arasında yapılan akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmesi uyarınca mahrum kalındığı belirtilen kâr kaybı ve cari hesap alacağının tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Taraflar arasında imzalanan sözleşmeler
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8161 E. 2022/1365 K.
Ortak:intifa hakkı · bayilik sözleşmesi
İncelediğiniz karardaDAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 25.01.2012 tarihinde bir nüsha olarak imzalanan «protokol» ile istasyon işletmesini içeren 22.12.2006 tarihli eski Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin sona erdiğini ve bu protokol doğrultusunda taraflar arasında 5 yıllık yeni «bayilik sözleşmesinin» yürürlüğe girdiğini, bu protokolün Rekabet Kurumunun 12.03.2009 tarihli duyurusuna uygun olarak imzalandığını, protokolün 3.a maddesi gereği bayilik süresinin 5 yıl ile sınırlandırılmış olup sözleşmenin 25.01.2017 tarihinde sona ereceğinin belirtildiğini, davalı şirkete protokol ve başlangıçta düzenlenmiş olan bayilik sözleşmesi gereği hiçbir borçlarının kalmadığının sabit olduğunu, ipoteğin intifa süresi için ve «intifa hakkı» bedelinin «teminatı» olarak verildiğini, intifanın 25.01.2017 tarihinde sorunsuz, borçsuz sona erdiğini, ipoteğin derhal fekki gerektiğini ileri sürerek davalı şirket ile yapılan «akaryakıt bayilik sözleşmesi» gereği herhangi bir borcunun bulunmadığının tespiti ile, akaryakıt bayilik sözleşmesinin teminatı olarak müvekkillerine ait Ordu merkez yeni mahalle pafta:18, ada:270, parsel:6 ve aynı ada aynı pafta 5 nolu parsel l nolu bağımsız «bölüme» ilişkin davalılar lehine tesis edilmiş olan 26.01.2007 tarih ve 759 yevmiye nolu «ipoteğin kaldırılmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında imzalanan 25.01.2012 tarihli «bayilik sözleşmesi» ve ekleri ile akaryakıt ve diğer petrol ürünlerinin alım/satımına ilişkin koşulların belirlendiğini, ayrıca müvekkili şirket iddia edildiği üzere davacı şirketi «ibra» etmediğini, davacı şirketin müvekkili şirkete karşı ticari «alım taahhütleri» bulunduğunu, ancak bu taahhütlerin davalı tarafça yerine getirilmediğini, «sözleşmeden doğan» borçların «teminatı» olarak alınan ipoteğin fek edilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, «bayilik sözleşmesi» nedeni ile davalı lehine tesis edilen «ipoteğin fekkine» ve davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine; birleşen İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/297 E. sayılı davası ise; taraflar arasında yapılan akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmesi uyarınca «mahrum» kalındığı belirtilen kâr «kaybı» ve «cari hesap alacağının» tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaKöyü- ... mevkiinde kain 20 parselde kayıtlı gayrımenkul üzerinde 16/10/2002 tarihinden itibaren 20 yıl süreyle davacı şirket lehine «intifa hakkının» tesis edildiği, «bayilik sözleşmesi» gereği bu gayrımenkul üzerindeki petrol istasyonunun işletmeciliğinin bayiye verildiği, Rekabet Kurulu kararına göre sözleşmenin 18/09/2010 tarihi itibarıyla konusuz kaldığı, davacı şirket tarafından davalıya satış teşvik «primi» bedeli olarak ödemesi yapılan 60.000,00 TL’nin kalan süreye isabet eden karşılığı 36.214,0 TL’nin dava tarihine denk gelen güncelleştirilmiş değerinin 74.534,00 TL olarak hesaplandığı ve 12/03/2014 tarihli raporun hükme elverişli olduğ gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 74.534,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya iadesine karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» Rekabet Kurulu Kararı gereği süresinden önce sona ermesine bağlı olarak «intifa hakkının» da erken «terkini» nedeniyle taşınmaz üzerindeki «sabit yatırım bedelinin» kullanılmayan kısmına denk gelen tutarın ödenmesi talebine ilişkindir.
Dava dilekçesinde, «intifa hakkına» konu taşınmaz Niğde-...-...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sabit yatırım bedeli · sabit yatırım · keşif · ek prim · bilirkişi incelemesi · terkin · dahili dava · avans faizi
Benzer bu kararda1- Dava, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» Rekabet Kurulu Kararı gereği süresinden önce sona ermesine bağlı olarak «intifa hakkının» da erken «terkini» nedeniyle taşınmaz üzerindeki «sabit yatırım bedelinin» kullanılmayan kısmına denk gelen tutarın ödenmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamı uyarınca yapılan «bilirkişi incelemesi» 177/1 sayılı parselde gerçekleştirilmiş ise de dava konusu yerin taraf beyanlarına göre ihtilaflı olduğu dikkate alınarak davacının iddia ettiği «sabit yatırımların» hangi parselde olduğu açıklığa kavuşturularak «keşif» yapılması ve 29.05.2017 tarihli bozma ilamında belirtilen hususlara göre bilirkişilerden rapor alınması ve bu çerçevede karar verilmesi gerekirken dava konusu pars …
Köyü- ... mevkiinde kain 20 parselde kayıtlı gayrımenkul üzerinde 16/10/2002 tarihinden itibaren 20 yıl süreyle davacı şirket lehine «intifa hakkının» tesis edildiği, «bayilik sözleşmesi» gereği bu gayrımenkul üzerindeki petrol istasyonunun işletmeciliğinin bayiye verildiği, Rekabet Kurulu kararına göre sözleşmenin 18/09/2010 tarihi itibarıyla konusuz kaldığı, davacı şirket tarafından davalıya satış teşvik «primi» bedeli olarak ödemesi yapılan 60.000,00 TL’nin kalan süreye isabet eden karşılığı 36.214,0 TL’nin dava tarihine denk gelen güncelleştirilmiş değerinin 74.534,00 TL olarak hesaplandığı ve 12/03/2014 tarihli raporun hükme elverişli olduğ gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 74.534,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya iadesine karar verilmiştir.
Köyü M33 pafta 202 ada 19-20 parsel olarak belirtilmiş, davalı cevabında bahse konu parsel üzerinde petrol istasyonu «dahil» hiçbir taşınır taşınmaz mal bulunmadığını, kendisinin halihazırda M33 pafta 177 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki petrol istasyonunda faaliyetini sürdürdüğünü, davacı ile yapılan sözleşmedeki yer ile bu yerin birbirinden bağımsız farklı yerler olduğunu savunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3392 E. 2023/920 K.
Ortak:ariyet · ipoteğin kaldırılması · ipoteğin fekki · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · taahhütname · ihtarname · menfi tespit
İncelediğiniz kararda… ; müvekkili şirketin dünya enerji ve petrol piyasasının en önemli oyuncuları arasında yer alan Lukoil Grubu'nun iştiraki şirketler olan, ülkemiz akaryakıt ve otogaz «dağıtım» pazarında önemli yeri olan şirketlerden olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında Ordu ili, Merkez ilçesi, Yeni Mah., 18 pafta no, 270 Ada no, 5-6 parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki akaryakıt ve otogaz istasyonunun Lukoil markası altında işletilmesi ile ilgili olarak karşılıklı «taahhüt» belgeleri imzalandığını, davalının taahhütname ile eksik satın aldığı her bir ton başına 100,00 USD kâr «mahrumiyeti» ödemeyi üstlendiğini, davalının müvekkilinden ödünç («ariyet») olarak verdiği ekipmanların bir kısmını iade etmediğini, eksik akaryakıt ürün alımından kaynaklanan, 421.711,00 USD'nin şimdilik 1.000,00 USD'lik kısmı ve eksik otogaz ürün alımından kaynaklanan 117.140,00 USD'nin şimdilik 1.000,00 USD'lik kısmı ile ariyetlerin iade alınması esnasında yapılan «masraflara» karşılık olarak oluşan «cari hesap alacağı» olan 24.894,17 TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, «bayilik sözleşmesi» nedeni ile davalı lehine tesis edilen «ipoteğin fekkine» ve davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine; birleşen İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/297 E. sayılı davası ise; taraflar arasında yapılan akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmesi uyarınca «mahrum» kalındığı belirtilen kâr «kaybı» ve «cari hesap alacağının» tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
dava «menfi tespit» ve «ipoteğin fekki», birleşen dava ise alacak talebine ilişkin olup yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının davalıya borçlu olup olmadığı, davalı lehine verilen «ipoteğin fekkinin» gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3215 E. , 2023/5551 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki asıl dava menfi tespit ve ipoteğin fekki, birleşen dava ise alacak talebine ilişkin olup yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.10.2023 günü hazır bulunan tüm davacılar ve birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekili Avukat ... ile Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 25.01.2012 tarihinde bir nüsha olarak imzalanan protokol ile istasyon işletmesini içeren 22.12.2006 tarihli eski Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin sona erdiğini ve bu protokol doğrultusunda taraflar arasında 5 yıllık yeni bayilik sözleşmesinin yürürlüğe girdiğini, bu protokolün Rekabet Kurumunun 12.03.2009 tarihli duyurusuna uygun olarak imzalandığını, protokolün 3.a maddesi gereği bayilik süresinin 5 yıl ile sınırlandırılmış olup sözleşmenin 25.01.2017 tarihinde sona ereceğinin belirtildiğini, davalı şirkete protokol ve başlangıçta düzenlenmiş olan bayilik sözleşmesi gereği hiçbir borçlarının kalmadığının sabit olduğunu, ipoteğin intifa süresi için ve intifa hakkı bedelinin teminatı olarak verildiğini, intifanın 25.01.2017 tarihinde sorunsuz, borçsuz sona erdiğini, ipoteğin derhal fekki gerektiğini ileri sürerek davalı şirket ile yapılan akaryakıt bayilik sözleşmesi gereği herhangi bir borcunun bulunmadığının tespiti ile, akaryakıt bayilik sözleşmesinin teminatı olarak müvekkillerine ait Ordu merkez yeni mahalle pafta:18, ada:270, parsel:6 ve aynı ada aynı pafta 5 nolu parsel l nolu bağımsız bölüme ilişkin davalılar lehine tesis edilmiş olan 26.01.2007 tarih ve 759 yevmiye nolu ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin dünya enerji ve petrol piyasasının en önemli oyuncuları arasında yer alan Lukoil Grubu'nun iştiraki şirketler olan, ülkemiz akaryakıt ve otogaz dağıtım pazarında önemli yeri olan şirketlerden olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında Ordu ili, Merkez ilçesi, Yeni Mah., 18 pafta no, 270 Ada no, 5-6 parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki akaryakıt ve otogaz istasyonunun Lukoil markası altında işletilmesi ile ilgili olarak karşılıklı taahhüt belgeleri imzalandığını, davalının taahhütname ile eksik satın aldığı her bir ton başına 100,00 USD kâr mahrumiyeti ödemeyi üstlendiğini, davalının müvekkilinden ödünç (ariyet) olarak verdiği ekipmanların bir kısmını iade etmediğini, eksik akaryakıt ürün alımından kaynaklanan, 421.711,00 USD'nin şimdilik 1.000,00 USD'lik kısmı ve eksik otogaz ürün alımından kaynaklanan 117.140,00 USD'nin şimdilik 1.000,00 USD'lik kısmı ile ariyetlerin iade alınması esnasında yapılan masraflara karşılık olarak oluşan cari hesap alacağı olan 24.894,17 TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında imzalanan 25.01.2012 tarihli bayilik sözleşmesi ve ekleri ile akaryakıt ve diğer petrol ürünlerinin alım/satımına ilişkin koşulların belirlendiğini, ayrıca müvekkili şirket iddia edildiği üzere davacı şirketi ibra etmediğini, davacı şirketin müvekkili şirkete karşı ticari alım taahhütleri bulunduğunu, ancak bu taahhütlerin davalı tarafça yerine getirilmediğini, sözleşmeden doğan borçların teminatı olarak alınan ipoteğin fek edilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı taleplerinin zamanşımına uğradığını, davacının dava konusu ettiği talepler ile ilgili olarak müvekkilini ibra ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşme sona erdikten sonra aralarında borç bulunmadığına ilişkin mutabakat metinleri bulunduğu gerekçesi ile birleşen davanın reddi ile asıl davanın kabulüne, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında borçsuzluk mutabakatı bulunmadığını, cezai şart alacağının faturalandırılmaması halinde cari hesaba işlenmediğini, alacaklarının bulunduğunu, üstlenilen edimlerin yerine getirilmediğini, eksik akaryakıt alındığını, cezai şart alacağı için ihtarname gönderilmesinin şart olmadığını, bu nedenle mahkemece verilen kararın hatalı olduğu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, bayilik sözleşmesi nedeni ile davalı lehine tesis edilen ipoteğin fekkine ve davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine; birleşen İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/297 E. sayılı davası ise; taraflar arasında yapılan akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmesi uyarınca mahrum kalındığı belirtilen kâr kaybı ve cari hesap alacağının tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Taraflar arasında imzalanan sözleşmeler
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin birleşen davada davacı-asıl davada davalı şirketten alınarak asıl davada davacı-birleşen davada davalılara verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/963695000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz