İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1878 E. 2023/5543 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 1 yıllık
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'bir yıllık', 'kanun': ['2004/72']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
arabuluculuk son tutanağı↗ tahsil harcı↗ son tutanak↗ haricen tahsil↗ arabuluculuk başvurusu↗ takibin kesinleşmesi↗ dosyanın işlemden kaldırılması↗ arabuluculuk↗ istirdat davası↗ yetkili hamil↗ işlemden kaldırma↗ lehtar↗ pasif husumet yokluğu↗ pasif husumet↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ hak düşürücü süre↗ husumet yokluğu↗ istirdat↗ haciz↗ iflas↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin davaya konu çekte herhangi bir sıfatla yer almadığı gibi çeke dayalı takipte de alacaklı sıfatının bulunmadığı, bu nedenle işbu istirdat davasında davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği, davaya konu çekin yetkili hamili olan davalı şahsın, davacı ve dava dışı lehtara karşı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlattığı, takibin kesinleştiği, alacaklının vekilinin takip dosyasına sunmuş olduğu 25.07.2019 tarihli dilekçeyle, alacağın haricen tahsil edildiğini bildirerek dosyanın işlemden kaldırılmasını ve hacizlerin fekkini talep ettiği, davacının işbu davadan önce aynı iddia ve taleplerle davalılara karşı dava açtığı ancak bu davanın, dava öncesinde arabuluculuğa başvurulmadığından bahisle usulden reddedildiği ve kesinleştiği, davacının bu aşamadan sonra arabuluculuğa başvurduğu, 21.09.2020 tarihinde arabuluculuğun başarısızlıkla sonuçlandığına dair tutanağının düzenlenmesini müteakip 01.04.2021 tarihinde işbu davayı açtığı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesinin yedinci fıkrasına göre istirdat davasının ödeme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, ödemenin 25.07.2019 tarihinde, arabuluculuk son tutanağının ise 21.09.2020 tarihinde tutulduğu dikkate alındığında 1 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi olan 01.04.2021 tarihi itibarıyla dolduğu, davacı yanca, her ne kadar daha önceden açmış oldukları davanın 1 yıllık hak düşürücü süreyi kestiği iddia edilmiş ise de anılan Yasa hükmünde belirtilen sürenin zamanaşımı süresi değil hak düşürücü süre olduğu, zamanaşımını kesen ve durduran sebeplerin hak düşürücü süreyi durdurmasının veyahut kesmesinin söz konusu olmadığı, keza davacı yanca, işbu davanın istirdat değil sebepsiz zenginleşme davası olduğu iddia edilmiş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/4320 E., 2021/3961 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere istirdat davası koşullarının oluştuğu durumlarda davanın sebepsiz zenginleşme davası olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu ve hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle davalı şahıs hakkındaki davanın ise hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, davanın istirdat davası olarak nitelendirilebilmesi için ödemenin icra dosyasına yapılması gerektiğini, ödemenin haricen yapıldığı durumlarda ise davanın sebepsiz zenginleşme davası olarak nitelendirilmesi gerektiğini, somut olayda, tahsilini talep ettikleri ödeme haricen yapıldığından davanın sebepsiz zenginleşme davası olduğunu, bu nedenle istirdat davalarına ilişkin hak düşürücü sürenin somut olaya uygulama kabiliyeti bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesince, bu hususun gözden kaçırılarak davanın yanlış nitelendirildiğini ve davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet nedeniyle reddedilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, işbu davaya konu istirdat talebi bakımından davalı şirkete husumet düşüp düşmediği ve davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı hususlarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 72 inci maddesinin yedinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Dava, istirdat istemine ilişkindir. Davalı alacaklı vekili, icra dosyasına sunduğu 25.07.2019 tarihli dilekçeyle, dosya borcunun haricen tahsil edildiğini bildirerek tahsil harcının borçlu tarafından ödenmesi halinde dosyanın işlemden kaldırılmasını ve hacizlerin fekkini talep etmiştir. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, 2004 sayılı Kanun'un 72 inci maddesinin yedinci fıkrasında öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin 25.07.2019 tarihi itibariyle başladığı ve davanın bu tarihten itibaren bir yıllık süre geçtikten sonra 01.04.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 20.11.2019 tarihli, ... tarihli,..... sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere icra dosyasındaki borç, tahsil harcı da dahil olmak üzere tüm ferileriyle birlikte tamamen kapatılmadığı sürece anılan Yasa hükmüyle öngörülen hak düşürücü süre işlemeye başlamaz. Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının anılan dilekçesinden sonra senedi icra dosyasından aldıklarını beyan etmiş ise de bu işlemin hangi tarihte gerçekleştiğini belirtmemiş, iddiasını tesvik eder herhangi bir belge de sunmamıştır. Keza dosya arasında bir sureti bulunan icra takip dosyasından da, davalı vekilinin anılan beyanından sonra davacı borçlu tarafından tahsil harcının yatırılıp yatırılıp yatırılmadığı ve dolasıyla dosyanın infazen işlemden kaldırılıp kaldırılmadığı anlaşılamamaktadır.
Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, davaya konu icra takibine konu borcun tüm ferileriyle birlikte kapatılıp kapatılmadığı tespit edilip, kapatılmadıysa 2004 sayılı Kanun'un 72 inci maddesinin yedinci fıkrasında öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin işleme başlamayacağı, kapatılmış olması halinde ise anılan Yasa hükmünde öngörülen hak düşürücü sürenin kapatılma tarihi itibariyle başlayacağı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11620 E. 2016/8535 K.
Ortak:tahsil harcı · haricen tahsil · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaDavalı alacaklı vekili, icra dosyasına sunduğu 25.07.2019 tarihli dilekçeyle, dosya borcunun «haricen tahsil» edildiğini bildirerek «tahsil harcının» borçlu tarafından ödenmesi halinde «dosyanın işlemden kaldırılmasını» ve hacizlerin fekkini talep etmiştir.
… elirtilen kararı ile davalı şirketin davaya konu çekte herhangi bir sıfatla yer almadığı gibi çeke dayalı takipte de alacaklı sıfatının bulunmadığı, bu nedenle işbu «istirdat» davasında davalı şirkete «husumet» yöneltilemeyeceği, davaya konu çekin «yetkili hamili» olan davalı şahsın, davacı ve dava dışı «lehtara» karşı kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla takip başlattığı, «takibin kesinleştiği», alacaklının vekilinin takip dosyasına sunmuş olduğu 25.07.2019 tarihli dilekçeyle, alacağın «haricen tahsil» edildiğini bildirerek «dosyanın işlemden kaldırılmasını» ve hacizlerin fekkini talep ettiği, davacının işbu davadan önce aynı iddia ve taleplerle davalılara karşı dava açtığı ancak bu davanın, dava öncesinde «arabuluculuğa başvurulmadığından» bahisle usulden reddedildiği ve kesinleştiği, davacının bu aşamadan sonra arabuluculuğa başvurduğu, 21.09.2020 tarihinde arabuluculuğun başarısızlıkla sonuçlandığına dair tutanağının düzenlenmesini müteakip 01.04.2021 tarihinde işbu davayı açtığı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesinin yedinci fıkrasına göre istirdat davasının ödeme tarihinden itibaren bir yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılması gerektiği, ödemenin 25.07.2019 tarihinde, «arabuluculuk son tutanağının» ise 21.09.2020 tarihinde tutulduğu dikkate alındığında 1 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi olan 01.04.2021 tarihi itibarıyla dolduğu, davacı yanca, her ne kadar daha önceden açmış oldukları davanın 1 yıllık hak düşürücü süreyi kestiği iddia edilmiş ise de anılan Yasa hükmünde belirtilen sürenin «zamanaşımı» süresi değil hak düşürücü süre olduğu, zamanaşımını kesen ve durduran sebeplerin hak düşürücü süreyi durdurmasının veyahut kesmesinin söz konusu olmadığı, keza davacı yanca, işbu davanın istirdat değil «sebepsiz zenginleşme» davası olduğu iddia edilmiş ise de Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin 20.11.2019 tarihli, ... tarihli,..... sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere icra dosyasındaki borç, «tahsil harcı» da «dahil» olmak üzere tüm ferileriyle birlikte tamamen kapatılmadığı sürece anılan Yasa hükmüyle öngörülen «hak düşürücü süre» işlemeye başlamaz.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı şirketten iki ayrı icra dosyasındaki «alacağı temlik» aldığı, temlik eden tarafından, temlik edilen icra dosyalarında hacizlerin fekki talep edildiği ve icra müdürlüğünce talep gibi işlem yapıldığı, icra dosyalarında davalı tarafından haczin kaldırılması talebinin ve harici «tahsil harcı» alınmasının «temlik sözleşmesine» konu alacağın davalı tarafından tahsil edildiği anlamına gelmediği ve davacı tarafından dava konusu alacağın davalı tarafından «haricen tahsil» edildiğine dair her hangi bir belgenin de sunulmadığı, temlik sözleşmesine göre davacının icra dosyalarını incelediği ve bir örneğini aldığı, davacının icra takip dosyalarında hiç bir işlem yaptırmamış olmasının kendi «kusuru» olarak değerlendirileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin «delilleri toplanarak», gerekirse davalının «ticari defteri» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak «temlik» edilen alacağın «haricen tahsil» edilip edilmediğinin araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
İcra Müdürlüğü'nün 2007/4381Esas sayılı dosyada «tahsil harcı»-haricen açıklamasıyla borçlu tarafından tahsil harcı yatırıldığını, «alacağın temlik» eden davalı tarafından tahsil edildiğini, «bedelsiz» olan dosyaların bu haliyle kendisine temlik edildiğini iddia etmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik bedeli · temlik sözleşmesi · delillerin toplanmaması · bedel iadesi · alacağın temliki · mükerrerlik · bedelsizlik · cy/cy şerhi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı şirketten iki ayrı icra dosyasındaki «alacağı temlik» aldığı, temlik eden tarafından, temlik edilen icra dosyalarında hacizlerin fekki talep edildiği ve icra müdürlüğünce talep gibi işlem yapıldığı, icra dosyalarında davalı tarafından haczin kaldırılması talebinin ve harici «tahsil harcı» alınmasının «temlik sözleşmesine» konu alacağın davalı tarafından tahsil edildiği anlamına gelmediği ve davacı tarafından dava konusu alacağın davalı tarafından «haricen tahsil» edildiğine dair her hangi bir belgenin de sunulmadığı, temlik sözleşmesine göre davacının icra dosyalarını incelediği ve bir örneğini aldığı, davacının icra takip dosyalarında hiç bir işlem yaptırmamış olmasının kendi «kusuru» olarak değerlendirileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «temlik» alınan alacağın karşılıksız çıktığı gerekçesiyle «temlik bedelinin iadesi» istemine ilişkindir.
İcra Müdürlüğü'nün 2007/4381Esas sayılı dosyada «tahsil harcı»-haricen açıklamasıyla borçlu tarafından tahsil harcı yatırıldığını, «alacağın temlik» eden davalı tarafından tahsil edildiğini, «bedelsiz» olan dosyaların bu haliyle kendisine temlik edildiğini iddia etmektedir.
İcra Müdürlüğü'nün 2007/4381esas sayılı dosyasında 13.10.2011 tarihli dilekçeler ile «temlik» eden davalı tarafından hacizlerin fek edilmesi, taşınmazlar için satışa arz «şerhlerinin» kaldırılması talep edilmiş, akabinde 13.10.2011 tarihli «tahsil harcı»-haricen açıklaması ile dosya borçlusu tarafından «harç» yatırıldığı görülmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4837 E. 2022/8477 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · istirdat · dava şartı
İncelediğiniz kararda… elirtilen kararı ile davalı şirketin davaya konu çekte herhangi bir sıfatla yer almadığı gibi çeke dayalı takipte de alacaklı sıfatının bulunmadığı, bu nedenle işbu «istirdat» davasında davalı şirkete «husumet» yöneltilemeyeceği, davaya konu çekin «yetkili hamili» olan davalı şahsın, davacı ve dava dışı «lehtara» karşı kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla takip başlattığı, «takibin kesinleştiği», alacaklının vekilinin takip dosyasına sunmuş olduğu 25.07.2019 tarihli dilekçeyle, alacağın «haricen tahsil» edildiğini bildirerek «dosyanın işlemden kaldırılmasını» ve hacizlerin fekkini talep ettiği, davacının işbu davadan önce aynı iddia ve taleplerle davalılara karşı dava açtığı ancak bu davanın, dava öncesinde «arabuluculuğa başvurulmadığından» bahisle usulden reddedildiği ve kesinleştiği, davacının bu aşamadan sonra arabuluculuğa başvurduğu, 21.09.2020 tarihinde arabuluculuğun başarısızlıkla sonuçlandığına dair tutanağının düzenlenmesini müteakip 01.04.2021 tarihinde işbu davayı açtığı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesinin yedinci fıkrasına göre istirdat davasının ödeme tarihinden itibaren bir yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılması gerektiği, ödemenin 25.07.2019 tarihinde, «arabuluculuk son tutanağının» ise 21.09.2020 tarihinde tutulduğu dikkate alındığında 1 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi olan 01.04.2021 tarihi itibarıyla dolduğu, davacı yanca, her ne kadar daha önceden açmış oldukları davanın 1 yıllık hak düşürücü süreyi kestiği iddia edilmiş ise de anılan Yasa hükmünde belirtilen sürenin «zamanaşımı» süresi değil hak düşürücü süre olduğu, zamanaşımını kesen ve durduran sebeplerin hak düşürücü süreyi durdurmasının veyahut kesmesinin söz konusu olmadığı, keza davacı yanca, işbu davanın istirdat değil «sebepsiz zenginleşme» davası olduğu iddia edilmiş ise de Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin 2019/4320 E., 2021/3961 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere «istirdat davası» koşullarının oluştuğu durumlarda davanın «sebepsiz zenginleşme» davası olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» ve «hak düşürücü sürenin» geçmiş olması sebebiyle davalı şahıs hakkındaki davanın ise hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, davanın «istirdat davası» olarak nitelendirilebilmesi için ödemenin icra dosyasına yapılması gerektiğini, ödemenin haricen yapıldığı durumlarda ise davanın «sebepsiz zenginleşme» davası olarak nitelendirilmesi gerektiğini, somut olayda, tahsilini talep ettikleri ödeme haricen yapıldığından davanın sebepsiz zenginleşme davası olduğunu, bu nedenle istirdat davalarına ilişkin «hak düşürücü sürenin» somut olaya uygulama kabiliyeti bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesince, bu hususun gözden kaçırılarak davanın yanlış nitelendirildiğini ve davalı şirket hakkındaki davanın «pasif husumet» nedeniyle reddedilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin «kambiyo senedine» dayalı olarak açılan «menfi tespit» davasında, davadan önce «arabuluculuğa başvurulmadığı», anlaşmazlık tutanağının dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesine ilişkin davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nin 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak, bir ticari davanın açılmasından önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olabilmesi için konusunun, bir paranın ödenmesi için veya yapılan talep, bir alacak veya tazminat talebi ileri sürülmelidir.
Bu nitelikte bir talep içermeyen «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK’nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması doğru değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ilamların icrası · cebri icra · borçlu olunmadığının tespiti · menfi tespit davası · kambiyo senedi · tespit davası · dava şartı yokluğu · olumsuz oy
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin «kambiyo senedine» dayalı olarak açılan «menfi tespit» davasında, davadan önce «arabuluculuğa başvurulmadığı», anlaşmazlık tutanağının dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesine ilişkin davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nin 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, ödendiği belirtilen ve takibe konulan kambiyo senedinden dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yukarıda özetlendiği üzere davanın TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2.maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115.maddeleri gereğince dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu nitelikte bir talep içermeyen «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK’nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması doğru değildir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davanın TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2.maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115.maddeleri gereğince dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1878 E. , 2023/5543 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketten kumaş aldığını, bu ilişkiden kaynaklı borcu sebebiyle 31.08.2018 keşide tarihli ve 270.000,00 TL bedelli çeki tanzim edip davalı şirkete teslim ettiğini ve ilerleyen süreçte çek bedelini ödediğini ancak davalı ...'ün bedeli daha önceden ödenen bu çeke dayalı olarak müvekkili hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yaptığını, müvekkilinin 25.07.2019 tarihinde icra tehdidi altında davalı şahsa 296.930,00 TL mükerrer ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek 296.930,00 TL'nin 25.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını ve davacının davaya konu çeke dayalı olarak mükerrer ödeme yapıldığına ilişkin iddiasının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin davaya konu çekte herhangi bir sıfatla yer almadığı gibi çeke dayalı takipte de alacaklı sıfatının bulunmadığı, bu nedenle işbu istirdat davasında davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği, davaya konu çekin yetkili hamili olan davalı şahsın, davacı ve dava dışı lehtara karşı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlattığı, takibin kesinleştiği, alacaklının vekilinin takip dosyasına sunmuş olduğu 25.07.2019 tarihli dilekçeyle, alacağın haricen tahsil edildiğini bildirerek dosyanın işlemden kaldırılmasını ve hacizlerin fekkini talep ettiği, davacının işbu davadan önce aynı iddia ve taleplerle davalılara karşı dava açtığı ancak bu davanın, dava öncesinde arabuluculuğa başvurulmadığından bahisle usulden reddedildiği ve kesinleştiği, davacının bu aşamadan sonra arabuluculuğa başvurduğu, 21.09.2020 tarihinde arabuluculuğun başarısızlıkla sonuçlandığına dair tutanağının düzenlenmesini müteakip 01.04.2021 tarihinde işbu davayı açtığı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesinin yedinci fıkrasına göre istirdat davasının ödeme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, ödemenin 25.07.2019 tarihinde, arabuluculuk son tutanağının ise 21.09.2020 tarihinde tutulduğu dikkate alındığında 1 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi olan 01.04.2021 tarihi itibarıyla dolduğu, davacı yanca, her ne kadar daha önceden açmış oldukları davanın 1 yıllık hak düşürücü süreyi kestiği iddia edilmiş ise de anılan Yasa hükmünde belirtilen sürenin zamanaşımı süresi değil hak düşürücü süre olduğu, zamanaşımını kesen ve durduran sebeplerin hak düşürücü süreyi durdurmasının veyahut kesmesinin söz konusu olmadığı, keza davacı yanca, işbu davanın istirdat değil sebepsiz zenginleşme davası olduğu iddia edilmiş ise de Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin 2019/4320 E., 2021/3961 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere istirdat davası koşullarının oluştuğu durumlarda davanın sebepsiz zenginleşme davası olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu ve hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle davalı şahıs hakkındaki davanın ise hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, davanın istirdat davası olarak nitelendirilebilmesi için ödemenin icra dosyasına yapılması gerektiğini, ödemenin haricen yapıldığı durumlarda ise davanın sebepsiz zenginleşme davası olarak nitelendirilmesi gerektiğini, somut olayda, tahsilini talep ettikleri ödeme haricen yapıldığından davanın sebepsiz zenginleşme davası olduğunu, bu nedenle istirdat davalarına ilişkin hak düşürücü sürenin somut olaya uygulama kabiliyeti bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesince, bu hususun gözden kaçırılarak davanın yanlış nitelendirildiğini ve davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet nedeniyle reddedilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, işbu davaya konu istirdat talebi bakımından davalı şirkete husumet düşüp düşmediği ve davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı hususlarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 72 inci maddesinin yedinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Dava, istirdat istemine ilişkindir. Davalı alacaklı vekili, icra dosyasına sunduğu 25.07.2019 tarihli dilekçeyle, dosya borcunun haricen tahsil edildiğini bildirerek tahsil harcının borçlu tarafından ödenmesi halinde dosyanın işlemden kaldırılmasını ve hacizlerin fekkini talep etmiştir. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, 2004 sayılı Kanun'un 72 inci maddesinin yedinci fıkrasında öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin 25.07.2019 tarihi itibariyle başladığı ve davanın bu tarihten itibaren bir yıllık süre geçtikten sonra 01.04.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 20.11.2019 tarihli, ... tarihli,..... sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere icra dosyasındaki borç, tahsil harcı da dahil olmak üzere tüm ferileriyle birlikte tamamen kapatılmadığı sürece anılan Yasa hükmüyle öngörülen hak düşürücü süre işlemeye başlamaz.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının anılan dilekçesinden sonra senedi icra dosyasından aldıklarını beyan etmiş ise de bu işlemin hangi tarihte gerçekleştiğini belirtmemiş, iddiasını tesvik eder herhangi bir belge de sunmamıştır. Keza dosya arasında bir sureti bulunan icra takip dosyasından da, davalı vekilinin anılan beyanından sonra davacı borçlu tarafından tahsil harcının yatırılıp yatırılıp yatırılmadığı ve dolasıyla dosyanın infazen işlemden kaldırılıp kaldırılmadığı anlaşılamamaktadır.
Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, davaya konu icra takibine konu borcun tüm ferileriyle birlikte kapatılıp kapatılmadığı tespit edilip, kapatılmadıysa 2004 sayılı Kanun'un 72 inci maddesinin yedinci fıkrasında öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin işleme başlamayacağı, kapatılmış olması halinde ise anılan Yasa hükmünde öngörülen hak düşürücü sürenin kapatılma tarihi itibariyle başlayacağı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/963596700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz