İpoteğin fekki
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2383 E. 2023/6080 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
resmi senet↗ üst sınır (limit) ipoteği↗ ipoteğin kaldırılması↗ ipoteğin fekki↗ cy/cy şerhi↗ muacceliyet↗ ipotek↗ kefalet↗ muvafakat↗ komisyon↗ geçersizlik↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İskenderun Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 18.02.2008 tarihli, 1429 sayılı resmi senet akit tablosu ile doğmuş/doğacak tüm borçlarının güvencesi olmak üzere, 1.derecede, 100.000,00 TL'lik müşterek ipotek tesis edildiği, resmi senet akit tablosunun koşullar başlıklı 1. maddesinde “Türkiye İş Bankası A.Ş. merkez ve şubeleri, özellikle Yarıkkaya Şubesi tarafından kendisine açılmış veya açılacak olan her türlü krediden … kefaletinden/kefaletlerinden… ve diğer her türlü nedenden Bankaya karşı doğmuş doğacak tüm borçlarını karşılamak üzere 100.000,00.TL’ye kadar olan ana para kısmı ile bu meblağa ilaveten ve ayrıca bu türlü komisyon ve masrafları da kapsamak üzere süresiz olarak ipotek etmeyi kabul etmiştir" şeklinde olduğundan ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, 2011 yılında, borç henüz kapanmamışken, davacının tapu kaydı üzerinde yer alan ipotek şerhini bilerek taşınmazı ipotekli olarak devir aldığı, bu krediden kaynaklanan borcun 2013 yılında kapatıldığı tespit edilmiş ise de, dava dışı Ender Köybaşı'nın önceki kredi hesabından yeniden kredi kullandığı ve bu krediden kaynaklı borcun ödenmediğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ipoteğin kuruluş şekli üst sınır ipoteği olduğundan ipoteğin doğacak borçların da temini olarak verildiği, bu durumda borcun halen devam etmesi sebebi ile davacının ipoteğin kaldırılmasını talep edemeyeceği ve sonradan çekilen kredi için muvafakatinin bulunmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; devir tarihinden itibaren mülkiyeti davacıya geçen taşınmazların üzerindeki tasarruf hakkının yalnızda malik olan davacıya ait olduğunu, eski malikin muaccel olmayan borçlarından dolayı taşınmazlar üzerinde kurduğu geleceğe yönelik tasarrufların devir tarihi itibariyle geçersiz olacağını, bu nedenle davalı banka ile dava dışı eski malik arasında olan sözleşmeden doğması muhtemel tüm alacaklar için süresiz ipotek tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, eski malikin doğmamış borcundan dolayı yeni malikin mülkiyet hakkının zarar göremeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların dava dışı asıl borçlu Ender Köybaşı'nın davalı bankadan kullandığı ve kullanacağı kredilerin teminatını oluşturduğu, davacın ipotek yükümlü olarak taşınmazları devir aldığı, dava dışı asıl borçluya kullandırılan yeni kredi borcunun kapatılmadığı, banka açısından teminat şartlarının devam ettiği, ipoteğin kaldırılması şartlarının oluşmadığı, bu nedenle davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının usul, yasa ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, dava dışı kişiye davalı banka tarafından kullandırılan kredinin teminatı olarak davacının sonradan devir ile maliki olduğu taşınmazı üzerinde tesis edilen ipoteğin fekki talebine ilişkin olup, uyuşmazlık ipotek verilen krediye konu borcun kapatılmasından sonra dava dışı şahsa kullandırılan kredilerden dolayı davalı bankanın ipotek hakkının devam edip etmediğidir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 881 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7369 E. 2024/3370 K.
Ortak:ipoteğin fekki · ipotek · kefalet · dava sebebi · cy/cy kaydı · teminat · İpoteğin fekki
İncelediğiniz kararda… K DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İskenderun Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 18.02.2008 tarihli, 1429 sayılı «resmi senet» akit tablosu ile doğmuş/doğacak tüm borçlarının güvencesi olmak üzere, 1.derecede, 100.000,00 TL'lik müşterek «ipotek» tesis edildiği, resmi senet akit tablosunun koşullar başlıklı 1. maddesinde “Türkiye İş Bankası A.Ş. merkez ve şubeleri, özellikle Yarıkkaya Şubesi tarafından kendisine açılmış veya açılacak olan her türlü krediden … «kefaletinden»/kefaletlerinden… ve diğer her türlü nedenden Bankaya karşı doğmuş doğacak tüm borçlarını karşılamak üzere 100.000,00.TL’ye kadar olan ana para kısmı ile bu meblağa ilaveten ve ayrıca bu türlü «komisyon» ve «masrafları» da kapsamak üzere süresiz olarak ipotek etmeyi kabul etmiştir" şeklinde olduğundan ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, 2011 yılında, borç henüz kapanmamışken, davacının tapu «kaydı» üzerinde yer alan ipotek «şerhini» bilerek taşınmazı ipotekli olarak devir aldığı, bu krediden kaynaklanan borcun 2013 yılında kapatıldığı tespit edilmiş ise de, dava dışı Ender Köybaşı'nın önceki kredi hesabından yeniden kredi kullandığı ve bu krediden kaynaklı borcun ödenmediğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ipoteğin kuruluş şekli üst sınır ipoteği olduğundan ipoteğin doğacak borçların da temini olarak verildiği, bu durumda borcun halen devam etmesi «sebebi» ile davacının «ipoteğin kaldırılmasını» talep edemeyeceği ve sonradan çekilen kredi için «muvafakatinin» bulunmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava dışı kişiye davalı banka tarafından kullandırılan kredinin «teminatı» olarak davacının sonradan devir ile maliki olduğu taşınmazı üzerinde tesis edilen «ipoteğin fekki» talebine ilişkin olup, uyuşmazlık «ipotek» verilen krediye konu borcun kapatılmasından sonra dava dışı şahsa kullandırılan kredilerden dolayı davalı bankanın ipotek hakkının devam edip etmediğidir.
… ukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların dava dışı asıl borçlu Ender Köybaşı'nın davalı bankadan kullandığı ve kullanacağı kredilerin «teminatını» oluşturduğu, davacın «ipotek» yükümlü olarak taşınmazları devir aldığı, dava dışı asıl borçluya kullandırılan yeni kredi borcunun kapatılmadığı, banka açısından teminat şartlarının devam ettiği, «ipoteğin kaldırılması» şartlarının oluşmadığı, bu nedenle davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının usul, yasa ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilin …
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın 22.11.2012 tarihli sözleşmeye dayalı olarak borçlu ...'a kullandırdığı 50.000,00 TL'lik krediye müvekkilinin «kefil» olduğunu, kredi borcunun 24.11.2014 tarihinde tamamen ödendiğini, ipoteğe konu borç bitince asıl borçlu ... ile davalı banka arasında 15.10.2014 tarihinde 300.000,00 TL limitli yeni bir «kredi sözleşmesi» imzalandığını, ancak bu kredi sözleşmesine müvekkilinin «kefaletinin» olmadığını, müvekkilinin taşınmazına ilişkin «ipotek» 22.11.2012 tarihli sözleşmeye ilişkin olmasına rağmen davalının 15.10.2014 tarihli krediden sorumlu tutarak müvekkili hakkında başlattığı «ilamsız icra takibine itiraz» sonucu davalı tarafından açılan itirazın iptali davasının, müvekkilinin kefaleti olmayan kredi «sözleşmesinden sorumlu» tutulamayacağı, 15.10.2014 tarihli sözleşmeye dayalı kredi işlemlerinin yeni bir kredi işlemi olarak kabulü gerektiği gerekçesiyle reddedildiğini, kararın onanmak sureti ile kesinleştiğini ileri sürerek müvekkiline ait taşınmaz üzerindeki «ipoteğin fekkine», davalı tarafça «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla 2015/6447 sayılı icra dosyasından yapılan takibin iptaline, tazminata, 21322 yevmiye no.lu ipotek «kaydının» kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, ipoteğin «kefalet sözleşmesindeki» borcu «teminat» altına almak üzere tesis edildiğini iddia ettiği, «ipotek» senedi incelendiğinde kefalet borcuna atıfta bulunulmadığı, dava dışı ...'a bankaca açılmış hesaplar ile diğer tüm borçların 200.000,00 TL'lik kısmının teminat altına alınması için ipoteğin tesis edildiği, ipoteğin konulmasının temelini oluşturan hukuki «sebebin» kefalet sözleşmesinden bağımsız olduğu, bilirkişi raporunda da bu hususlara temas edildiği, İlk Derece Mahkemesince usule uygun bilirkişi raporu esas alınarak veri …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu «ipoteğin paraya çevrildiğini», taşınmazın satıldığını ve «ipotek» dosyasının «infaz» edildiğini, davanın konusuz kaldığını, itirazın iptali davasında «kefaletin» iptal «sebebinin» dava ile ya da ipotekle bir ilgisinin bulunmadığını, «ipotek akit tablosuna» üzere 200.000,00 TL'ye kadar olan borç için «limit ipoteği» verildiğini, dava dışı borçluya bir çok kredi kullandırıldığını, bahse konu kredinin bir ticari «cari hesap kredisi» olduğunu, taraflar arasında sadece bir defalık alıp ödenen bir ticari ilişkinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap kredisi · limit ipoteği · sözleşmesel sorumluluk · ipotek akit tablosu · akdi faiz · ipoteğin paraya çevrilmesi · kefalet sözleşmesi · itirazın iptali davası
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu «ipoteğin paraya çevrildiğini», taşınmazın satıldığını ve «ipotek» dosyasının «infaz» edildiğini, davanın konusuz kaldığını, itirazın iptali davasında «kefaletin» iptal «sebebinin» dava ile ya da ipotekle bir ilgisinin bulunmadığını, «ipotek akit tablosuna» üzere 200.000,00 TL'ye kadar olan borç için «limit ipoteği» verildiğini, dava dışı borçluya bir çok kredi kullandırıldığını, bahse konu kredinin bir ticari «cari hesap kredisi» olduğunu, taraflar arasında sadece bir defalık alıp ödenen bir ticari ilişkinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın 22.11.2012 tarihli sözleşmeye dayalı olarak borçlu ...'a kullandırdığı 50.000,00 TL'lik krediye müvekkilinin «kefil» olduğunu, kredi borcunun 24.11.2014 tarihinde tamamen ödendiğini, ipoteğe konu borç bitince asıl borçlu ... ile davalı banka arasında 15.10.2014 tarihinde 300.000,00 TL limitli yeni bir «kredi sözleşmesi» imzalandığını, ancak bu kredi sözleşmesine müvekkilinin «kefaletinin» olmadığını, müvekkilinin taşınmazına ilişkin «ipotek» 22.11.2012 tarihli sözleşmeye ilişkin olmasına rağmen davalının 15.10.2014 tarihli krediden sorumlu tutarak müvekkili hakkında başlattığı «ilamsız icra takibine itiraz» sonucu davalı tarafından açılan itirazın iptali davasının, müvekkilinin kefaleti olmayan kredi «sözleşmesinden sorumlu» tutulamayacağı, 15.10.2014 tarihli sözleşmeye dayalı kredi işlemlerinin yeni bir kredi işlemi olarak kabulü gerektiği gerekçesiyle reddedildiğini, kararın onanmak sureti ile kesinleştiğini ileri sürerek müvekkiline ait taşınmaz üzerindeki «ipoteğin fekkine», davalı tarafça «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla 2015/6447 sayılı icra dosyasından yapılan takibin iptaline, tazminata, 21322 yevmiye no.lu ipotek «kaydının» kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ipotek» resmi senedinde, her türlü sebeplerden bankanın merkez ve şubelerine karşı doğmuş ve doğacak tüm borçlarının «teminatını» teşkil etmek üzere 200.000,00 TL'sine (Kefaletin 200.000,00 TL'ye yükseltilmiş olduğu hususu da dikkate alınarak) kadar olan alacakları ile bu meblağa ilaveten ve ayrıca bu borçlarla ilgili olarak doğmuş ve doğacak «akdi faizler», «vekalet ücreti» icra "... birinci dereceden fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz..." olarak ipotek tesis edilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, ipoteğin «kefalet sözleşmesindeki» borcu «teminat» altına almak üzere tesis edildiğini iddia ettiği, «ipotek» senedi incelendiğinde kefalet borcuna atıfta bulunulmadığı, dava dışı ...'a bankaca açılmış hesaplar ile diğer tüm borçların 200.000,00 TL'lik kısmının teminat altına alınması için ipoteğin tesis edildiği, ipoteğin konulmasının temelini oluşturan hukuki «sebebin» kefalet sözleşmesinden bağımsız olduğu, bilirkişi raporunda da bu hususlara temas edildiği, İlk Derece Mahkemesince usule uygun bilirkişi raporu esas alınarak veri …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3910 E. 2017/2506 K.
Ortak:cy/cy şerhi · ipotek · kefalet
İncelediğiniz kararda… K DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İskenderun Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 18.02.2008 tarihli, 1429 sayılı «resmi senet» akit tablosu ile doğmuş/doğacak tüm borçlarının güvencesi olmak üzere, 1.derecede, 100.000,00 TL'lik müşterek «ipotek» tesis edildiği, resmi senet akit tablosunun koşullar başlıklı 1. maddesinde “Türkiye İş Bankası A.Ş. merkez ve şubeleri, özellikle Yarıkkaya Şubesi tarafından kendisine açılmış veya açılacak olan her türlü krediden … «kefaletinden»/kefaletlerinden… ve diğer her türlü nedenden Bankaya karşı doğmuş doğacak tüm borçlarını karşılamak üzere 100.000,00.TL’ye kadar olan ana para kısmı ile bu meblağa ilaveten ve ayrıca bu türlü «komisyon» ve «masrafları» da kapsamak üzere süresiz olarak ipotek etmeyi kabul etmiştir" şeklinde olduğundan ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, 2011 yılında, borç henüz kapanmamışken, davacının tapu «kaydı» üzerinde yer alan ipotek «şerhini» bilerek taşınmazı ipotekli olarak devir aldığı, bu krediden kaynaklanan borcun 2013 yılında kapatıldığı tespit edilmiş ise de, dava dışı Ender Köybaşı'nın önceki kredi hesabından yeniden kredi kullandığı ve bu krediden kaynaklı borcun ödenmediğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ipoteğin kuruluş şekli üst sınır ipoteği olduğundan ipoteğin doğacak borçların da temini olarak verildiği, bu durumda borcun halen devam etmesi «sebebi» ile davacının «ipoteğin kaldırılmasını» talep edemeyeceği ve sonradan çekilen kredi için «muvafakatinin» bulunmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… esinde özetle; devir tarihinden itibaren mülkiyeti davacıya geçen taşınmazların üzerindeki tasarruf hakkının yalnızda malik olan davacıya ait olduğunu, eski malikin «muaccel» olmayan borçlarından dolayı taşınmazlar üzerinde kurduğu geleceğe yönelik tasarrufların devir tarihi itibariyle «geçersiz» olacağını, bu nedenle davalı banka ile dava dışı eski malik arasında olan sözleşmeden doğması muhtemel tüm alacaklar için süresiz «ipotek» tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, eski malikin doğmamış borcundan dolayı yeni malikin mülkiyet hakkının zarar göremeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemes …
… ukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların dava dışı asıl borçlu Ender Köybaşı'nın davalı bankadan kullandığı ve kullanacağı kredilerin «teminatını» oluşturduğu, davacın «ipotek» yükümlü olarak taşınmazları devir aldığı, dava dışı asıl borçluya kullandırılan yeni kredi borcunun kapatılmadığı, banka açısından teminat şartlarının devam ettiği, «ipoteğin kaldırılması» şartlarının oluşmadığı, bu nedenle davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının usul, yasa ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilin …
Benzer bu karardaDavacının dayandığı icra dosyası getirtilip incelendiğinde davanın «kefalete» dayalı değil, kredi kullandıran bankanın gerek davacı gerekse davalı aleyhine vermiş oldukları «ipotekler» nedeniyle «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip başlattığı ve bu takipte davacının taşınmazının 08.02.2009 tarihinde satış «ilanının» yapıldığı görülmüştür.
Şti'nin kullanmış olduğu genel krediden dolayı her biri kendi taşınmazını «rehin» vermişler, ayrıca «ipotek akit tablosuyla» da «ipotek limiti» miktarınca müşterek «müteselsil kefil» olmuşlardır.
Davacı ise 09.10.2012 tarihinde bankaya ödeme yaparak satış «şerhinin» kaldırılmasını sağladığını iddia etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipotek akit tablosu · ipotek limiti · ipoteğin paraya çevrilmesi · rücu hakkı · rehin · müteselsil kefil · üçüncü kişi · rücu
Benzer bu karardaŞti'nin kullanmış olduğu genel krediden dolayı her biri kendi taşınmazını «rehin» vermişler, ayrıca «ipotek akit tablosuyla» da «ipotek limiti» miktarınca müşterek «müteselsil kefil» olmuşlardır.
Davacının ödeme yaptığı tarihte yürürlükte bulunan TBK'nun 496/4. fıkrasına göre, “Bir alacağın güvencesini oluşturan «rehin» paraya çevrildiği veya borç rehin veren malik tarafından ödendiği takdirde malik, «kefile» karşı «rücu hakkını», ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir «üçüncü kişi» tarafından verilmişse kullanabilir”.
Bu durumda, davacının aleyhine «ipotekli» takip başlatıldığı ve davacının bu takipte borcu ödendiği gözetildiğinde davacının davalıya «rücu hakkı» bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken anılan hükmün değerlendirilmemesi ve davanın «kefilin» kefile rücu kapsamında görülmesi doğru olmadığından, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın onanmasına ilişkin Dairemiz ilamının kaldırılarak …
Davacının dayandığı icra dosyası getirtilip incelendiğinde davanın «kefalete» dayalı değil, kredi kullandıran bankanın gerek davacı gerekse davalı aleyhine vermiş oldukları «ipotekler» nedeniyle «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip başlattığı ve bu takipte davacının taşınmazının 08.02.2009 tarihinde satış «ilanının» yapıldığı görülmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3910 E. 2017/2506 K.
Ortak:cy/cy şerhi · ipotek · kefalet
İncelediğiniz kararda… K DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İskenderun Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 18.02.2008 tarihli, 1429 sayılı «resmi senet» akit tablosu ile doğmuş/doğacak tüm borçlarının güvencesi olmak üzere, 1.derecede, 100.000,00 TL'lik müşterek «ipotek» tesis edildiği, resmi senet akit tablosunun koşullar başlıklı 1. maddesinde “Türkiye İş Bankası A.Ş. merkez ve şubeleri, özellikle Yarıkkaya Şubesi tarafından kendisine açılmış veya açılacak olan her türlü krediden … «kefaletinden»/kefaletlerinden… ve diğer her türlü nedenden Bankaya karşı doğmuş doğacak tüm borçlarını karşılamak üzere 100.000,00.TL’ye kadar olan ana para kısmı ile bu meblağa ilaveten ve ayrıca bu türlü «komisyon» ve «masrafları» da kapsamak üzere süresiz olarak ipotek etmeyi kabul etmiştir" şeklinde olduğundan ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, 2011 yılında, borç henüz kapanmamışken, davacının tapu «kaydı» üzerinde yer alan ipotek «şerhini» bilerek taşınmazı ipotekli olarak devir aldığı, bu krediden kaynaklanan borcun 2013 yılında kapatıldığı tespit edilmiş ise de, dava dışı Ender Köybaşı'nın önceki kredi hesabından yeniden kredi kullandığı ve bu krediden kaynaklı borcun ödenmediğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ipoteğin kuruluş şekli üst sınır ipoteği olduğundan ipoteğin doğacak borçların da temini olarak verildiği, bu durumda borcun halen devam etmesi «sebebi» ile davacının «ipoteğin kaldırılmasını» talep edemeyeceği ve sonradan çekilen kredi için «muvafakatinin» bulunmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… esinde özetle; devir tarihinden itibaren mülkiyeti davacıya geçen taşınmazların üzerindeki tasarruf hakkının yalnızda malik olan davacıya ait olduğunu, eski malikin «muaccel» olmayan borçlarından dolayı taşınmazlar üzerinde kurduğu geleceğe yönelik tasarrufların devir tarihi itibariyle «geçersiz» olacağını, bu nedenle davalı banka ile dava dışı eski malik arasında olan sözleşmeden doğması muhtemel tüm alacaklar için süresiz «ipotek» tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, eski malikin doğmamış borcundan dolayı yeni malikin mülkiyet hakkının zarar göremeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemes …
… ukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların dava dışı asıl borçlu Ender Köybaşı'nın davalı bankadan kullandığı ve kullanacağı kredilerin «teminatını» oluşturduğu, davacın «ipotek» yükümlü olarak taşınmazları devir aldığı, dava dışı asıl borçluya kullandırılan yeni kredi borcunun kapatılmadığı, banka açısından teminat şartlarının devam ettiği, «ipoteğin kaldırılması» şartlarının oluşmadığı, bu nedenle davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının usul, yasa ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilin …
Benzer bu karardaDavacının dayandığı icra dosyası getirtilip incelendiğinde davanın «kefalete» dayalı değil, kredi kullandıran bankanın gerek davacı gerekse davalı aleyhine vermiş oldukları «ipotekler» nedeniyle «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip başlattığı ve bu takipte davacının taşınmazının 08.02.2009 tarihinde satış «ilanının» yapıldığı görülmüştür.
Taraflar dava dışı kullanmış olduğu genel krediden dolayı her biri kendi taşınmazını «rehin» vermişler, ayrıca «ipotek akit tablosuyla» da «ipotek limiti» miktarınca müşterek «müteselsil kefil» olmuşlardır.
Davacı ise 09.10.2012 tarihinde bankaya ödeme yaparak satış «şerhinin» kaldırılmasını sağladığını iddia etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipotek akit tablosu · ipotek limiti · ipoteğin paraya çevrilmesi · rücu hakkı · rehin · müteselsil kefil · üçüncü kişi · rücu
Benzer bu karardaTaraflar dava dışı kullanmış olduğu genel krediden dolayı her biri kendi taşınmazını «rehin» vermişler, ayrıca «ipotek akit tablosuyla» da «ipotek limiti» miktarınca müşterek «müteselsil kefil» olmuşlardır.
Davacının ödeme yaptığı tarihte yürürlükte bulunan TBK'nun 496/4. fıkrasına göre, “Bir alacağın güvencesini oluşturan «rehin» paraya çevrildiği veya borç rehin veren malik tarafından ödendiği takdirde malik, «kefile» karşı «rücu hakkını», ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir «üçüncü kişi» tarafından verilmişse kullanabilir”.
Bu durumda, davacının aleyhine «ipotekli» takip başlatıldığı ve davacının bu takipte borcu ödendiği gözetildiğinde davacının davalıya «rücu hakkı» bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken anılan hükmün değerlendirilmemesi ve davanın «kefilin» kefile rücu kapsamında görülmesi doğru olmadığından, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın onanmasına ilişkin Dairemiz ilamının kaldırılarak …
Davacının dayandığı icra dosyası getirtilip incelendiğinde davanın «kefalete» dayalı değil, kredi kullandıran bankanın gerek davacı gerekse davalı aleyhine vermiş oldukları «ipotekler» nedeniyle «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip başlattığı ve bu takipte davacının taşınmazının 08.02.2009 tarihinde satış «ilanının» yapıldığı görülmüştür.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1434 E. 2017/3845 K.
Ortak:ipoteğin kaldırılması · ipoteğin fekki · ipotek · kefalet · teminat
İncelediğiniz kararda… K DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İskenderun Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 18.02.2008 tarihli, 1429 sayılı «resmi senet» akit tablosu ile doğmuş/doğacak tüm borçlarının güvencesi olmak üzere, 1.derecede, 100.000,00 TL'lik müşterek «ipotek» tesis edildiği, resmi senet akit tablosunun koşullar başlıklı 1. maddesinde “Türkiye İş Bankası A.Ş. merkez ve şubeleri, özellikle Yarıkkaya Şubesi tarafından kendisine açılmış veya açılacak olan her türlü krediden … «kefaletinden»/kefaletlerinden… ve diğer her türlü nedenden Bankaya karşı doğmuş doğacak tüm borçlarını karşılamak üzere 100.000,00.TL’ye kadar olan ana para kısmı ile bu meblağa ilaveten ve ayrıca bu türlü «komisyon» ve «masrafları» da kapsamak üzere süresiz olarak ipotek etmeyi kabul etmiştir" şeklinde olduğundan ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, 2011 yılında, borç henüz kapanmamışken, davacının tapu «kaydı» üzerinde yer alan ipotek «şerhini» bilerek taşınmazı ipotekli olarak devir aldığı, bu krediden kaynaklanan borcun 2013 yılında kapatıldığı tespit edilmiş ise de, dava dışı Ender Köybaşı'nın önceki kredi hesabından yeniden kredi kullandığı ve bu krediden kaynaklı borcun ödenmediğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ipoteğin kuruluş şekli üst sınır ipoteği olduğundan ipoteğin doğacak borçların da temini olarak verildiği, bu durumda borcun halen devam etmesi «sebebi» ile davacının «ipoteğin kaldırılmasını» talep edemeyeceği ve sonradan çekilen kredi için «muvafakatinin» bulunmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların dava dışı asıl borçlu Ender Köybaşı'nın davalı bankadan kullandığı ve kullanacağı kredilerin «teminatını» oluşturduğu, davacın «ipotek» yükümlü olarak taşınmazları devir aldığı, dava dışı asıl borçluya kullandırılan yeni kredi borcunun kapatılmadığı, banka açısından teminat şartlarının devam ettiği, «ipoteğin kaldırılması» şartlarının oluşmadığı, bu nedenle davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının usul, yasa ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilin …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava dışı kişiye davalı banka tarafından kullandırılan kredinin «teminatı» olarak davacının sonradan devir ile maliki olduğu taşınmazı üzerinde tesis edilen «ipoteğin fekki» talebine ilişkin olup, uyuşmazlık «ipotek» verilen krediye konu borcun kapatılmasından sonra dava dışı şahsa kullandırılan kredilerden dolayı davalı bankanın ipotek hakkının devam edip etmediğidir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava, «ipoteğin fekki» ile buna bağlı olarak manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı banka ile dava dışı ... arasında 24/05/2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi tanzim edildiği, sözleşmeyi davacının da müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamış olduğu, anılan sözleşme kapsamında üçüncü şahıs kredi «lehtarına» kullandırılan kredilerden, kredili «mevduat hesabı» ve gayri nakdi «çek» kredisi borçlarının henüz ödenmediği, dava dışı üçüncü şahıs kredi lehtarı olan ...'ın kredi borçları tamamen ödeninceye kadar «kefalet sözleşmesi» kapsamında davacının sorumluluğunun devam edeceği, davacının dava dışı üçüncü şahıs ...'ın «genel kredi sözleşmesinden» doğacak olan borçlarına ilişkin yapmış olduğu kefalet sözleşmesinin daha eski tarihli olmak ile birlikte daha yeni tarihli «ipotek» resmi senedinde de bu genel kredi sözleşmesi ve buna bağlı kefalet sözleşmesine açıkça atıf yapılmadığı, bu sözleşmeden doğacak kefalet borcunun ipotek kapsamında sayılmasının «teminat» hukukuna hakim olan ''belirlilik prensibine'' açıkça aykırılık oluşturacağı, bu bağlamda davacının «rehin sözleşmesi» yapılırken göz önüne aldığı borcun sona ermesiyle ipoteğin fekki şartlarının da gerçekleştiği, davalının eyleminde davacının «kişilik haklarına saldırı» niteliği bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile manevi tazminat isteminin reddine, ipoteğin fekkine karar verilmiştir.
Mahkemece yukarıda açıklandığı üzere yeni tarihli «ipotek» resmi senedinde «genel kredi sözleşmesi» ve buna bağlı olarak «kefalet sözleşmesine» açıkça atıf yapılmadığı, bu nedenle kefalet borcunun ipotek kapsamında sayılmasının «teminat» hukukuna hakim olan Belirlilik İlkesine aykırı olduğu gerekçesiyle «ipoteğin fekkine» karar verilmiştir.
İpotek akit tablosu «ciranta», «aval», «kefil» ... gibi her türlü sebepten doğmuş ve doğacak borçların «teminat» altına alınması için tesis edilmiş olup, «ipotek» borçlusu davacının davalı bankaya karşı «kefaletten» dolayı doğmuş ve doğacak borçlarını teminat altına aldığının kabulü ile mahkemece davacının kefalet borcunun bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle «ipoteğin fekkine» karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ipotek akit tablosu · rehin sözleşmesi · aval · kişilik haklarına saldırı · kefalet sözleşmesi · kişilik hakları · ciranta · lehtar
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava, «ipoteğin fekki» ile buna bağlı olarak manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı banka ile dava dışı ... arasında 24/05/2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi tanzim edildiği, sözleşmeyi davacının da müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzalamış olduğu, anılan sözleşme kapsamında üçüncü şahıs kredi «lehtarına» kullandırılan kredilerden, kredili «mevduat hesabı» ve gayri nakdi «çek» kredisi borçlarının henüz ödenmediği, dava dışı üçüncü şahıs kredi lehtarı olan ...'ın kredi borçları tamamen ödeninceye kadar «kefalet sözleşmesi» kapsamında davacının sorumluluğunun devam edeceği, davacının dava dışı üçüncü şahıs ...'ın «genel kredi sözleşmesinden» doğacak olan borçlarına ilişkin yapmış olduğu kefalet sözleşmesinin daha eski tarihli olmak ile birlikte daha yeni tarihli «ipotek» resmi senedinde de bu genel kredi sözleşmesi ve buna bağlı kefalet sözleşmesine açıkça atıf yapılmadığı, bu sözleşmeden doğacak kefalet borcunun ipotek kapsamında sayılmasının «teminat» hukukuna hakim olan ''belirlilik prensibine'' açıkça aykırılık oluşturacağı, bu bağlamda davacının «rehin sözleşmesi» yapılırken göz önüne aldığı borcun sona ermesiyle ipoteğin fekki şartlarının da gerçekleştiği, davalının eyleminde davacının «kişilik haklarına saldırı» niteliği bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile manevi tazminat isteminin reddine, ipoteğin fekkine karar verilmiştir.
İpotek akit tablosu «ciranta», «aval», «kefil» ... gibi her türlü sebepten doğmuş ve doğacak borçların «teminat» altına alınması için tesis edilmiş olup, «ipotek» borçlusu davacının davalı bankaya karşı «kefaletten» dolayı doğmuş ve doğacak borçlarını teminat altına aldığının kabulü ile mahkemece davacının kefalet borcunun bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle «ipoteğin fekkine» karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Mahkemece yukarıda açıklandığı üzere yeni tarihli «ipotek» resmi senedinde «genel kredi sözleşmesi» ve buna bağlı olarak «kefalet sözleşmesine» açıkça atıf yapılmadığı, bu nedenle kefalet borcunun ipotek kapsamında sayılmasının «teminat» hukukuna hakim olan Belirlilik İlkesine aykırı olduğu gerekçesiyle «ipoteğin fekkine» karar verilmiştir.
Davacının kefilli olduğu «kredi sözleşmesi» 24/05/2010 tarihinde düzenlenmiş, taraflar arasında «ipotek akit tablosu» 04/06/2010 tarihinde düzenlenmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2383 E. , 2023/6080 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, dava dışı Ender Köybaşı'na davalı banka tarafından kullandırılan 19.03.2008 tarihli kredinin teminatı olarak verilen ipotekli taşınmazı 28.12.2011 tarihinde devraldığını, bahsekonu kredinin 19.02.2013 tarihinde ödenerek kapatıldığını, müvekkili taşınmazı ile ilgili olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını ancak devir tarihi sonrasında kullandırılıp da müvekkilinin muvafakati bulunan herhangi bir kredi olmadığını ileri sürerek müvekkili taşınmazları üzerindeki ipoteğin fekkine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava dışı Ender Köybaşı ile imzalanan kredi sözleşmeleri uyarınca kullandırılan kredinin geri ödenmediğini, dava konusu taşınmazların resmi senedine göre müvekkili bankanın doğmuş ve doğacak tüm borçlarının güvence altına alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İskenderun Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 18.02.2008 tarihli, 1429 sayılı resmi senet akit tablosu ile doğmuş/doğacak tüm borçlarının güvencesi olmak üzere, 1.derecede, 100.000,00 TL'lik müşterek ipotek tesis edildiği, resmi senet akit tablosunun koşullar başlıklı 1. maddesinde “Türkiye İş Bankası A.Ş. merkez ve şubeleri, özellikle Yarıkkaya Şubesi tarafından kendisine açılmış veya açılacak olan her türlü krediden … kefaletinden/kefaletlerinden… ve diğer her türlü nedenden Bankaya karşı doğmuş doğacak tüm borçlarını karşılamak üzere 100.000,00.TL’ye kadar olan ana para kısmı ile bu meblağa ilaveten ve ayrıca bu türlü komisyon ve masrafları da kapsamak üzere süresiz olarak ipotek etmeyi kabul etmiştir" şeklinde olduğundan ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, 2011 yılında, borç henüz kapanmamışken, davacının tapu kaydı üzerinde yer alan ipotek şerhini bilerek taşınmazı ipotekli olarak devir aldığı, bu krediden kaynaklanan borcun 2013 yılında kapatıldığı tespit edilmiş ise de, dava dışı Ender Köybaşı'nın önceki kredi hesabından yeniden kredi kullandığı ve bu krediden kaynaklı borcun ödenmediğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ipoteğin kuruluş şekli üst sınır ipoteği olduğundan ipoteğin doğacak borçların da temini olarak verildiği, bu durumda borcun halen devam etmesi sebebi ile davacının ipoteğin kaldırılmasını talep edemeyeceği ve sonradan çekilen kredi için muvafakatinin bulunmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; devir tarihinden itibaren mülkiyeti davacıya geçen taşınmazların üzerindeki tasarruf hakkının yalnızda malik olan davacıya ait olduğunu, eski malikin muaccel olmayan borçlarından dolayı taşınmazlar üzerinde kurduğu geleceğe yönelik tasarrufların devir tarihi itibariyle geçersiz olacağını, bu nedenle davalı banka ile dava dışı eski malik arasında olan sözleşmeden doğması muhtemel tüm alacaklar için süresiz ipotek tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, eski malikin doğmamış borcundan dolayı yeni malikin mülkiyet hakkının zarar göremeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların dava dışı asıl borçlu Ender Köybaşı'nın davalı bankadan kullandığı ve kullanacağı kredilerin teminatını oluşturduğu, davacın ipotek yükümlü olarak taşınmazları devir aldığı, dava dışı asıl borçluya kullandırılan yeni kredi borcunun kapatılmadığı, banka açısından teminat şartlarının devam ettiği, ipoteğin kaldırılması şartlarının oluşmadığı, bu nedenle davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının usul, yasa ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, dava dışı kişiye davalı banka tarafından kullandırılan kredinin teminatı olarak davacının sonradan devir ile maliki olduğu taşınmazı üzerinde tesis edilen ipoteğin fekki talebine ilişkin olup, uyuşmazlık ipotek verilen krediye konu borcun kapatılmasından sonra dava dışı şahsa kullandırılan kredilerden dolayı davalı bankanın ipotek hakkının devam edip etmediğidir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 881 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/963364100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz