Şirketin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1649 E. 2023/5366 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
organsızlık↗ kayyım tayini↗ şirketin feshi↗ kayyım↗ pasif husumet yokluğu↗ tasfiye memuru↗ pasif husumet↗ yenileme↗ fesih↗ husumet yokluğu↗ esastan ret↗ yetki↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ ihtarname↗ dosya masrafı↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/9 E., 2019/664 K.
Taraflar arasındaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin her birinin davalı şirkette %25 pay sahibi olduklarını, şirketin en son genel kurulunun 01.11.2012 yılında yapıldığını, bu tarihten üç sene sonra genel kurulun ve imza sirkülerinin yenilenmesinin gerekmekte olduğunu, ancak davalıların genel kurullara katılmaması ve tamamen imzalardan imtina etmeleri nedeniyle hiçbir şekilde genel kurulun yapılamadığını, bu nedenle şirkette imza yetkilisinin de bulunmadığını, şirketin tüm ortaklarının kardeş olduğunu ve hepsinin birbirleriyle husumetlerinin ve davalarının olduğunu, bu nedenle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 530 uncu maddesi gereği şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesi talebiyle mahkemeye başvurma gereğinin doğduğunu ileri sürerek kârdan pay alma hakları saklı kalmak kaydıyla şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesine ve bu durum düzeltilemezse mahkemece kanuni gereklerin yerine getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 6102 sayılı Kanun'un 530 maddesine dayalı fesih ve tasfiye istemine ilişkin olduğu, davacı vekilinin bildirdiği dava dosyalarının incelenmesinde şirket ortakları arasında devam eden davaların bulunduğu ve tarafların kardeş oldukları, davacılar ile davalıların aynı zamanda davalı şirketi temsile yetkili kişiler olmaları nedeniyle bu davada şirketi temsil etmek üzere kayyım tayin edildiği, davalı şahıslara şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmek, şirketin genel kurulunu yapıp yönetim kurulunu oluşturmak üzere 6102 sayılı Kanun'un 530 ncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 aylık süre verilerek süre sonunda şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmemesi halinde fesih kararı verilebileceğinin bildirildiği, ancak sonuç alınamadığı, bunun üzerine aynı görevin şirket için tayin olunan kayyıma verildiği, kayyımın sunduğu rapor ile ortakların toplantıya katılmaması nedeniyle toplantının yapılamadığı, şirket organlarının oluşturulamadığının bildirildiği, yukarıda anılan kanun kapsamında öngörülen tüm işlemler yapıldığı halde davalı şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilemediği, fesih, tasfiye istemli davalar ancak şirket aleyhine açılabileceği gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak re'sen ...'ın atanmasına, tasfiye masraflarının davacılar tarafından karşılanmasına, davanın davalı şahıslar yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 530 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğinin yerine getirilmediğini, usulüne uygun bir davet olmadığından kayyum raporunun yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna ilişkin beyanlarında da bu hususlar dile getirilmişse de mahkemece kayyuma yeniden süre verilmediğini, rapor ekinde taraflara gönderilen davet mektuplarının posta çıktılarının mahkemeye sunulduğunu, davet mektupları müvekkillerine tebliğ edilemediğini ve iade edildiğini, kayyum tarafından gönderilen davet mektuplarından haberdar olamayan müvekkillerinin toplantıya iştirak edemediklerini, kayyumun tebliğ edilmeyen bir davet mektubunu gerekçe göstererek şirketin davalı ortaklarının yapıcı bir tavır sergilemediğinden sebeple şirketin organlarının oluşturulmadığını ileri sürdüğü bir rapor düzenlediğini, kayyumun nihai hedefinin şirket ortaklarına ulaşarak genel kurulun toplanmasını sağlamak olması gerektiğini, tarafların menfaatlerine ilişkin denge gözetilirken, şirketin feshinin son çare olarak değerlendirilmesi ve şirketteki temel işleyiş bozukluklarının ortadan kaldırılarak şirketin devamlılığının sağlanmasının amaç edinilmiş olduğunu, müvekkillerinin şirketin feshi gibi ağır sonuçlar doğuran yolun tercih edilmesinden önce şirketin mevcut organsızlığından kurtulması ve yeniden şirket yönetimini tesis etmek üzere 04.09.2018 tarihli ihtarnamesiyle davacılara davet gönderdiklerini, bu davete rağmen şirket organlarının tesisi için iştirakte bulunulmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şahıslarca kayyım tarafından gönderilen davetiyenin kendilerine tebliğ edilemediği, davetten haberdar olmadıkları için toplantıya iştirak edemedikleri ileri sürülmüş ise de esasında mahkemece 6102 sayılı Kanun'un 530 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca yönetim kuruluna yetki ve süre verilmesinin yeterli olduğu, kaldı ki kayyıma da bu yönde yetki verildiğini bildikleri halde kayyımla irtibata geçerek toplantı gününü öğrenip toplantıya iştirak edebilecekken bu yönde girişimde bulunmayan ve dosyada mevcut vekaletnamelerinde bildirdikleri adreslerden dahi kendilerine ulaşılamayan davalıların bu yöndeki savunmalarının haklı görülmediği, bu durumda uzun süreden beri yetkili yönetim kurulu bulunmayan ve genel kurulu toplanamayan şirketin feshi koşullarının oluştuğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un 530 maddesine dayalı fesih ve tasfiye istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 530 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ve ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9963 E. 2013/14184 K.
Ortak:organsızlık · temsil
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 6102 sayılı Kanun'un 530 maddesine dayalı «fesih» ve «tasfiye» istemine ilişkin olduğu, davacı vekilinin bildirdiği dava dosyalarının incelenmesinde şirket ortakları arasında devam eden davaların bulunduğu ve tarafların kardeş oldukları, davacılar ile davalıların aynı zamanda davalı şirketi «temsile» yetkili kişiler olmaları nedeniyle bu davada şirketi temsil etmek üzere «kayyım tayin» edildiği, davalı şahıslara şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmek, şirketin genel kurulunu yapıp yönetim kurulunu oluşturmak üzere 6102 sayılı Kanun'un 530 ncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 aylık süre verilerek süre sonunda şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmemesi halinde fesih kararı verilebileceğinin bildirildiği, ancak sonuç alınamadığı, bunun üzerine aynı görevin şirket için tayin olunan kayyıma verildiği, kayyımın sunduğu rapor ile ortakların toplantıya katılmaması nedeniyle toplantının yapılamadığı, şirket organlarının oluşturulamadığının bildirildiği, yukarıda anılan kanun kapsamında öngörülen tüm işlemler yapıldığı halde davalı şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilemediği, fesih, tasfiye istemli davalar ancak şirket aleyhine açılabileceği gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, «tasfiye memuru» olarak re'sen ...'ın atanmasına, tasfiye «masraflarının» davacılar tarafından karşılanmasına, davanın davalı şahıslar yönünden «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
… i, kayyumun nihai hedefinin şirket ortaklarına ulaşarak genel kurulun toplanmasını sağlamak olması gerektiğini, tarafların menfaatlerine ilişkin denge gözetilirken, «şirketin feshinin» «son» çare olarak değerlendirilmesi ve şirketteki temel işleyiş bozukluklarının ortadan kaldırılarak şirketin devamlılığının sağlanmasının amaç edinilmiş olduğunu, müvekkillerinin şirketin feshi gibi ağır sonuçlar doğuran yolun tercih edilmesinden önce şirketin mevcut «organsızlığından» kurtulması ve yeniden şirket yönetimini tesis etmek üzere 04.09.2018 tarihli «ihtarnamesiyle» davacılara davet gönderdiklerini, bu davete rağmen şirket organlarının tesisi için iştirakte bulunulmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaİstem, iki ortaklı ve «temsilinin» iki ortağın müşterek imzası ile mümkün bulunan «limited şirkette, ortaklardan» birinin şirket yönetimine katılmaması nedeniyle «şirketin zarara» uğradığı iddiasıyla şirkete kayyum tayinine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile «kayyum atanması» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Şti.'nin 2 ortaklı olduğu ve şirketin «temsilinin» 2 ortağın müşterek imzası ile mümkün bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, aleyhine tedbir istenen ortağın, dava dışı şirketin yönetimine katılmaması, şirketin, yönetim organı bakımından, «organsız» kalması sonucunu doğuracağından mahkemece istemin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle «ihtiyati tedbir» isteyen yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kayyum atanması · limited şirket ortaklığı · şirket zararı · ihtiyati tedbir · limited şirket · ticaret sicili · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaİstem, iki ortaklı ve «temsilinin» iki ortağın müşterek imzası ile mümkün bulunan «limited şirkette, ortaklardan» birinin şirket yönetimine katılmaması nedeniyle «şirketin zarara» uğradığı iddiasıyla şirkete kayyum tayinine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile «kayyum atanması» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
… takları tarafından alınan karar ile belirlenen yöneticileri tarafından yönetilmesi gerektiğini, mevcut yönetici görevini gereği gibi yerine getirmiyor ve bu nedenle «şirket zarara» uğruyor ise zarara yol açan yöneticinin şirkete ve dolayısı ile diğer ortağa verdiği zararların tazmini için her zaman dava açılmasının mümkün bulunduğu, somut olayda genel kuralın aksine ortaklar tarafından belirlenen yöneticinin yönetim «yetkisinin» kaldırılarak şirkete tedbiren «kayyum atanmasının» koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de dosyada bulunan «ticaret sicil» kaydından tarafları ortağı bulunduğu dava dışı...
Bu durumda, aleyhine tedbir istenen ortağın, dava dışı şirketin yönetimine katılmaması, şirketin, yönetim organı bakımından, «organsız» kalması sonucunu doğuracağından mahkemece istemin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle «ihtiyati tedbir» isteyen yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5715 E. 2020/5825 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitine, yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 31.530,22 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi üzerine karar, Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1649 E. , 2023/5366 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2298 Esas, 2021/1757 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/9 E., 2019/664 K.
Taraflar arasındaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin her birinin davalı şirkette %25 pay sahibi olduklarını, şirketin en son genel kurulunun 01.11.2012 yılında yapıldığını, bu tarihten üç sene sonra genel kurulun ve imza sirkülerinin yenilenmesinin gerekmekte olduğunu, ancak davalıların genel kurullara katılmaması ve tamamen imzalardan imtina etmeleri nedeniyle hiçbir şekilde genel kurulun yapılamadığını, bu nedenle şirkette imza yetkilisinin de bulunmadığını, şirketin tüm ortaklarının kardeş olduğunu ve hepsinin birbirleriyle husumetlerinin ve davalarının olduğunu, bu nedenle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 530 uncu maddesi gereği şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesi talebiyle mahkemeye başvurma gereğinin doğduğunu ileri sürerek kârdan pay alma hakları saklı kalmak kaydıyla şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesine ve bu durum düzeltilemezse mahkemece kanuni gereklerin yerine getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 6102 sayılı Kanun'un 530 maddesine dayalı fesih ve tasfiye istemine ilişkin olduğu, davacı vekilinin bildirdiği dava dosyalarının incelenmesinde şirket ortakları arasında devam eden davaların bulunduğu ve tarafların kardeş oldukları, davacılar ile davalıların aynı zamanda davalı şirketi temsile yetkili kişiler olmaları nedeniyle bu davada şirketi temsil etmek üzere kayyım tayin edildiği, davalı şahıslara şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmek, şirketin genel kurulunu yapıp yönetim kurulunu oluşturmak üzere 6102 sayılı Kanun'un 530 ncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 aylık süre verilerek süre sonunda şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmemesi halinde fesih kararı verilebileceğinin bildirildiği, ancak sonuç alınamadığı, bunun üzerine aynı görevin şirket için tayin olunan kayyıma verildiği, kayyımın sunduğu rapor ile ortakların toplantıya katılmaması nedeniyle toplantının yapılamadığı, şirket organlarının oluşturulamadığının bildirildiği, yukarıda anılan kanun kapsamında öngörülen tüm işlemler yapıldığı halde davalı şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilemediği, fesih, tasfiye istemli davalar ancak şirket aleyhine açılabileceği gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak re'sen ...'ın atanmasına, tasfiye masraflarının davacılar tarafından karşılanmasına, davanın davalı şahıslar yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 530 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğinin yerine getirilmediğini, usulüne uygun bir davet olmadığından kayyum raporunun yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna ilişkin beyanlarında da bu hususlar dile getirilmişse de mahkemece kayyuma yeniden süre verilmediğini, rapor ekinde taraflara gönderilen davet mektuplarının posta çıktılarının mahkemeye sunulduğunu, davet mektupları müvekkillerine tebliğ edilemediğini ve iade edildiğini, kayyum tarafından gönderilen davet mektuplarından haberdar olamayan müvekkillerinin toplantıya iştirak edemediklerini, kayyumun tebliğ edilmeyen bir davet mektubunu gerekçe göstererek şirketin davalı ortaklarının yapıcı bir tavır sergilemediğinden sebeple şirketin organlarının oluşturulmadığını ileri sürdüğü bir rapor düzenlediğini, kayyumun nihai hedefinin şirket ortaklarına ulaşarak genel kurulun toplanmasını sağlamak olması gerektiğini, tarafların menfaatlerine ilişkin denge gözetilirken, şirketin feshinin son çare olarak değerlendirilmesi ve şirketteki temel işleyiş bozukluklarının ortadan kaldırılarak şirketin devamlılığının sağlanmasının amaç edinilmiş olduğunu, müvekkillerinin şirketin feshi gibi ağır sonuçlar doğuran yolun tercih edilmesinden önce şirketin mevcut organsızlığından kurtulması ve yeniden şirket yönetimini tesis etmek üzere 04.09.2018 tarihli ihtarnamesiyle davacılara davet gönderdiklerini, bu davete rağmen şirket organlarının tesisi için iştirakte bulunulmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şahıslarca kayyım tarafından gönderilen davetiyenin kendilerine tebliğ edilemediği, davetten haberdar olmadıkları için toplantıya iştirak edemedikleri ileri sürülmüş ise de esasında mahkemece 6102 sayılı Kanun'un 530 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca yönetim kuruluna yetki ve süre verilmesinin yeterli olduğu, kaldı ki kayyıma da bu yönde yetki verildiğini bildikleri halde kayyımla irtibata geçerek toplantı gününü öğrenip toplantıya iştirak edebilecekken bu yönde girişimde bulunmayan ve dosyada mevcut vekaletnamelerinde bildirdikleri adreslerden dahi kendilerine ulaşılamayan davalıların bu yöndeki savunmalarının haklı görülmediği, bu durumda uzun süreden beri yetkili yönetim kurulu bulunmayan ve genel kurulu toplanamayan şirketin feshi koşullarının oluştuğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar ...
ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un 530 maddesine dayalı fesih ve tasfiye istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 530 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ve ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/960713700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz