Takip sonrası kısmi ödeme önce faiz-gider-vekâlet ücretinden mahsup edilir; hâkim taleple bağlıdır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2432 E. 2023/4967 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Takip sonrası yapılan kısmi ödeme önce işlemiş faiz, icra gideri ve icra vekâlet ücretinden mahsup edilir; kalan asıl alacak üzerinden takip devam eder. Hâkim taleple bağlı olduğundan, hesaplanan alacağın harç yatırılan miktarı aşan kısmına hükmedilemez.
Ele alınan sorunlar
Kısmi ödemenin mahsup sırası ve taleple bağlılık çerçevesinde itirazın iptali → kısmi kabul
İddia: Davalı, ödemeyi itiraz süresi içinde yaptığını, alacağın likit olmadığını ve icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, kısmen kabul yerine tam kabul kurulmasının ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Takipten sonra, ödeme emrinin tebliğinden önce yapılan kısmi ödeme öncelikle işlemiş faiz, icra masrafları ve icra vekâlet ücretinden mahsup edilir; bakiye asıl alacak üzerinden takibin devamına karar verilir. Dava, hesaplanan bakiyeden daha düşük bir tutar üzerinden harç yatırılarak açıldığından hâkim taleple bağlı kalır, itirazın kısmen iptaline karar verilir ve kabul edilen kısım üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Takip sonrası kısmi ödemenin mahsup sırası ile taleple bağlılık ilkesinin itirazın iptali davasına etkisi yönünden emsaldir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ mahsup (ifanın hesaba geçirilmesi)↗ taleple bağlılık↗ icra inkâr tazminatı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8408 E. 2022/1615 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emri tebliği · faiz başlangıç tarihi · infazda tereddüt · ödeme emri · tebliğ tarihi · satım sözleşmesi · infaz · sebepsiz zenginleşme
Benzer bu karardaMaddesi gereği iyi niyetli «sebepsiz zenginleşene» bildirim olarak icra dosyasındaki «ödeme emrinin tebliğinin» kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın reddine, «faiz başlangıç tarihinin» ödeme emrinin «tebliği tarihi» olan 30/04/2011 tarihinin olduğuna karar verilmiştir.
Mahkemece, anılan bozma kararı gereğince yapılan inceleme neticesinde, 6098 sayılı TBK’nın 117/2 hükmü kapsamında yapılan değerlendirme ile davacının «sebepsiz zenginleşmede» kötü niyetli olmadığı, takip tarihi ile «temerrüde» düştüğü kabul edilmiş; ancak, gerek karar gerekçesinde gerekse hüküm kısmında “davanın reddi ile «faiz başlangıç tarihinin» «ödeme emrinin tebliğ tarihi» sayılmasına” karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalının 20.09.2014 tarihli alım «satım sözleşmesi» yaptıkları, bu sözleşmede aracın devrini doğurur yani davacının zenginleşmesine sebep olacak nitelikte maddenin bulunmadığı, sadece «komisyon» ve araç bedeline ilişkin maddelerin bulunduğu, «sebepsiz zenginleşenin» «kötü niyetinin» tespit edilemediği, TBK 117/2.
Bu durumda, davacının faize ilişkin «menfi tespit» talebinin kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, «infazda tereddüt» oluşturacak biçimde davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın re’sen tespit edilen bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2432 E. , 2023/4967 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1856 Esas, 2022/153 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/856 E., 2017/1193 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.09.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, ortağı olduğu davalı şirkete nakit olarak borç verdiğini, davalının müvekkiline 26.12.2012 tarihi itibariyle 990.706,17 TL borcu bulunduğunu, müvekkilinin davalıya Kadıköy 14. Noterliğinin 22.01.2013 tarihli ihtarnameyi keşide ettiğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesinin 2016/634 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takipten sonra 15.01.2016 tarihinde müvekkilinin banka hesabına 681.117,22 TL ödeme yaptığını, ancak ödemenin icra dosyasına bildirilmediğini, borcun kalan kısmı ile harç, masraf ve icra vekâlet ücretinin de ödenmediğini, kısmi ödemeye takip talebinde de belirtildiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü maddesi hükmünün uygulanacağını, müvekkilinin alacağının şirket kayıtlarında tespit edileceğini belirterek davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili şirketin hissedarlarından ve sabık yönetim kurulu üyelerinden olduğunu, şirketin uzun yıllar boyunca davacının ve kardeşi olan ... ’ın yönetiminde faaliyetini sürdürdüğünü, davacının yönetimde olduğu sürece münferit imza yetkisi ile hareket ederek şirketin zararına sebebiyet veren ticari faaliyetlerde bulunduğunu, davacının engellemeleri nedeniyle mahkeme kararı ve mahkemenin atadığı kayyım vasıtası ile 2012 yılında genel kurulun yapılabildiğini, şirketin sermayesinin azalması nedeniyle ortakların şirkete geçmişte müteaddit kereler borç verdiğini, davacı ve diğer hissedarların bu nedenle şirketten alacaklarının doğduğunu, davacının yönetim kurulundaki görevi sona erene kadar talep etmediği bu alacağını yönetimden ayrıldıktan sonra üstelik gerçekte alacaklı bulunmadığı bir tutarı istediğini, müvekkilinin ödeme yaptığı tarih 16.01.2016 olup ödeme emrinin ise 20.01.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme emrinin tebliğ tarihinde davacının şirket kayıtlarında görünen tüm alacağının ödendiğini, ortakların şirkete borç vermelerinin sebebinin eriyen işletme sermayesine destek olmak olduğunu, bu güne kadar hiçbir ortağa verdiği borç sebebi ile faiz ödenmediğini savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, ortağı olduğu davalı şirketten takip tarihi itibariyle asıl alacağının 990.706,17 TL olduğu, davacı tarafça gönderilen ihtarnamenin 24.01.2013 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 1 haftalık süre ile birlikte davalının 01.02.2013 tarihinde temerrüde düştüğü, hakkında 14.01.2016 tarihinde başlatılan takipte ödeme emrinin tebliğiyle itirazında borçlu olmadığını ileri sürmüş olmakla birlikte, takipten hemen sonra ödeme emrinin tebliğinden önce 15.01.2016 tarihinde davacıya 681.117,22 TL ödeme yaptığı, yapılan mahsuplar sonucu davacının bakiye 729.854,71 TL talep edebileceği, ancak davanın 661.364,28 TL üzerinden harç yatırılmak suretiyle açıldığı gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, davalının itirazının kısmen iptaline, davalı tarafça 15.01.2016 tarihinde yapılan 681.117,22 TL ödemenin öncelikle işlemiş faiz, icra masrafları ve icra vekâlet ücretinden mahsup edilmek suretiyle takibin 661.364,28 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa ödeme tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine, kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan %20 oranında 132.272,85 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, gerekçesiz olarak mevcut alacaktan daha fazla alacak hesaplandığını, hatalı değerlendirme ile birbirini destekler nitelikteki kayıtlara rağmen 31.12.2012 ve 01.12.2015 tarihlerinde yapılan 3 adet kaydın dayanağı belgelerin dosyaya sunulmadığı, söz konusu işlemlerin borç ve alacak kayıt edilmesinin yerinde olmayacağı kanatine varıldığını, oysa şirkete ait olan bedeller davacıya aitmiş gibi kayıt edildiği için bu kayıtlar tüm ortaklara eşit oranda yansıtılarak kayıtların düzeltildiğini, dekontlar dosyaya sunulmasına rağmen sunulmamış gibi karar verildiğini, bilirkişi raporunun usulsüz olarak tebliğ edildiğini, buna yönelik itirazlarının da hiçbir gerekçe gösterilmeden reddedildiğini ve savunma haklarının kısıtlandığını, ortağın şirkete verdiği borçlara faiz işletilmesinin zorunlu olmadığını, ortaklar tarafından şirkete verilen borçlara faiz ödenmesinin genel bir uygulama veya her ortağa uygulanan eşit işlem şeklinde ise ya da faiz ödeneceğine ilişkin bir anlaşma varsa gerçekleşeceğini, şimdiye kadar hiçbir ortağa faiz ödemesi yapılmadığını, faiz talebinin reddinin gerektiğini, dava konusu alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, icra takibinde 351.775,33 TL işlemiş faiz talep edildiğini, talep edilebilecek faizin ise 349.359,63-TL olarak hesaplanmasına ve itirazın kısmen iptaline karar verildiği hâlde, davanın da kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi ve müvekkili lehine reddedilen kısım üzerinden yargı gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, yine müvekkilinin ödemeyi itiraz süresi içerisinde yapmasına rağmen tam vekâlet ücretinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak dosyanın yeniden incelenmek üzere Mahkemesine iade edilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle ve ayrıca istinaf aşamasında duruşma yapılmadan karar verildiğini, sermaye borcunun neden mahsup edilmediğinin anlaşılmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının ortağı bulunduğu şirkete borç verdiği gerekçesiyle oluşan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/960708300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz