İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1822 E. 2023/4175 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ciro primi↗ eksik tahkikat↗ fiyat farkı faturası↗ likit alacak↗ iskonto↗ faturaya itiraz↗ cari hesap alacağı↗ tahkikat↗ icra inkâr tazminatı↗ mutabakat↗ kamu düzenine aykırılık↗ muvazaa↗ hakkın kötüye kullanılması↗ cari hesap↗ vekâlet ücreti↗ şikayet↗ ciro↗ ek prim↗ icra takibine itiraz↗ dürüstlük kuralı↗ kötü niyet tazminatı↗ kamu düzeni↗ işlemiş faiz↗ kötü niyet↗ esastan ret↗ fatura↗ iflas↗ asıl alacak↗ kötüniyet↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yetkisizlik kararı↗ avans faizi↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/149 E., 2018/951 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.07.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya satıp teslim ettiği mallar sebebiyle 1.468.542,14 TL bakiye cari hesap alacağı bulunduğunu, tahsil için başlatılan icra takibinde davalının yetkiye ve borca haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın Sincan Mahkemelerinde açılması gerektiğini, taraflar arasındaki ticarette iskonto ve ciro primi uygulaması bulunduğunu, müvekkilinin düzenlediği ciro primi ve fiyat farkı faturalarının davacı tarafından kabul edilmemesinin kötü niyet taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı çalışanı ...’ın 07.12.2009 tarihinde davacıda işe başladığı, 18.12.2013 tarihinde çıkış yaptığı, uyuşmazlık döneminin başlangıcı olan 06.09.2013 tarihinden önce ... tarafından imzalanarak teslim alınan 23 adet faturanın hem davacı, hem de davalı defterlerinde kaydedildiği, bu tarihten sonra ise ... tarafından imzalanarak teslim alınan 25 adet faturanın tamamının davalı defterinde işlendiği, ancak davacı defterine yalnızca 8 adedinin kaydedildiği, davacı defterine kaydedilmeyen 17 adet faturanın toplam 1.283.463,22 TL tutarında olduğu, adı geçenin davacı adına fatura teslimi konusunda yetkili bulunduğu, davacının, yargılama sırasında çalışan ... hakkında adlî makamlara suç yönünden şikâyetinden de söz edilmediği, bu nedenle ...’ın davacıyı temsil ettiği kabul edilerek imzalanan iskonto faturalarının dikkate alındığı, benzer bir uyuşmazlığa ilişkin itirazın iptali davasında aynı çalışanın kestiği iskonto faturalarından dolayı davacı şirketin sorumlu olduğuna ilişkin kararın kesinleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 186.721,99 TL asıl alacak, 1.181,72 TL işlemiş faiz, 187.903,71 TL alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden yıllık %10,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 37.580,74 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili çalışanının iş birliği içinde hayali iskonto/ fiyat farkı faturaları düzenlediklerinin anlaşıldığını, temsil yetkisinin kötüye kullanıldığı hileli anlaşmaların sonucunın müvekkilini bağlamayacağını ifade ettiklerini, müvekkilinin %60 oranını aşan iskontoyu onamasının söz konusu olamayacağını, haberi olmayan faturalara itiraz edemeyeceğini, herkesin haklarını kullanırken dürüstlük kuralına uyması gerektiğini, davalının iyi niyetle hareket etmediğini, emsal kararın içeriğinin farklı olduğunu, tanıklarının dinlenmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra inkâr tazminatı şartlarının oluşmadığını, müvekkili lehine tazminat verilmesini gerektiğini, harçlar yönünden hatalı karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılamanın usul kurallarına uygun yapıldığı, kamu düzenine aykırılık taşımadığı, kararının gerekçesinde usul ve Kanuna aykırı bir yön bulunmadığı, davacının, temsilcisinin yetkisini davalı ile anlaşarak el birliği içerisinde zarara uğratmak kastı ile iskonto faturaları düzenlediği iddiasını ispat edemediği, ihtilaflı dönem içerisinde düzenlenen bir kısım iskonto faturasının davacı defterinde kayıtlı olduğu, likit olan alacak nedeni ile icra inkar tazminatına hükmedilmesinde ve davacının takip yapmasında kötüniyetli olmadığının kabulünün yerinde görüldüğü gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili çalışanı ile iş birliğine girdiğini, hayali iskonto/ fiyat farkı faturaları düzenlediğini, bunun her şeyden önce temsil yetkisinin kötüye kullanılması olacağını, hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunamayacağını, müvekkilinin %60 oranını aşan iskontoyu onamasının söz konusu olamayacağını, eylemlerden haberinin bulunmadığını, itiraz edemeyeceğini, azmettirici ve gerçeğe aykırı faturaların düzenleyicisi davalının kötü niyetle hareket ettiğini, çalışanın istifası sonrası dahi davalının fatura düzenlemeye devam ettiğini, birine çalışanın imzasını alabildiğini, Mahkemenin bu faturaları dahi tenzil ettiğini, iskonto faturalarının büyük kısmının müvekkiline intikal ettirilmediği halde haksız yere borçtan düşüldüğünü, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uygun davranması gerektiğini, mutabakattan önceki iskonto oranlarının %10,45- %11 aralığında olmasına rağmen ihtilaflı dönemde %60’ların üzerinde uygulanmasının hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığını, müvekkilinin şikayet zorunluluğunun bulunmadığını, emsal alınan kararın içeriğinin farklılık arzettiğini, tanıkların dinlenmediğini, deliller toplanmadan eksik tahkikatla karar verildiğini, muvazaalı işlemlerin korunamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Davacı, cari hesap alacağının bulunduğunu ileri sürerek başlattığı icra takibine itirazın iptalini istemiş, davalı ise düzenleyip davacıya teslim ettiği faturalara süresinde bir itiraz ileri sürülmediğini savunmuştur. Davalının düzenlediği iskonto/fiyat farkı faturalarının davacı defterlerine kaydedilmediği sürece davacı çalışanına teslimi içeriğinin kabulü anlamına gelmez ve tek başına sonuç doğurmaz. Mahkemece bu hususlar gözetilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7674 E. 2022/4582 K.
Ortak:fiyat farkı faturası · iskonto · mutabakat · cari hesap · fatura
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili çalışanı ile iş birliğine girdiğini, hayali «iskonto»/ «fiyat farkı faturaları» düzenlediğini, bunun her şeyden önce «temsil» «yetkisinin» kötüye kullanılması olacağını, «hakkın kötüye kullanılmasının» hukuk düzenince korunamayacağını, müvekkilinin %60 oranını aşan iskontoyu onamasının söz konusu olamayacağını, eylemlerden haberinin bulunmadığını, itiraz edemeyeceğini, azmettirici ve gerçeğe aykırı faturaların düzenleyicisi davalının kötü niyetle hareket ettiğini, çalışanın istifası sonrası dahi davalının «fatura» düzenlemeye devam ettiğini, birine çalışanın imzasını alabildiğini, Mahkemenin bu faturaları dahi tenzil ettiğini, iskonto faturalarının büyük kısmının müvekkiline intikal ettirilmediği halde haksız yere borçtan düşüldüğünü, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken «dürüstlük kuralına» uygun davranması gerektiğini, «mutabakattan» önceki iskonto oranlarının %10,45- %11 aralığında olmasına rağmen ihtilaflı dönemde %60’ların üzerinde uygulanmasının hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığını, müvekkilinin «şikayet» zorunluluğunun bulunmadığını, emsal alınan kararın içeriğinin farklılık arzettiğini, tanıkların dinlenmediğini, deliller toplanmadan «eksik tahkikatla» karar verildiğini, «muvazaalı» işlemlerin korunamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın Sincan Mahkemelerinde açılması gerektiğini, taraflar arasındaki ticarette «iskonto» ve «ciro primi» uygulaması bulunduğunu, müvekkilinin düzenlediği ciro primi ve «fiyat farkı faturalarının» davacı tarafından kabul edilmemesinin «kötü niyet» taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… 009 tarihinde davacıda işe başladığı, 18.12.2013 tarihinde çıkış yaptığı, uyuşmazlık döneminin başlangıcı olan 06.09.2013 tarihinden önce ... tarafından imzalanarak «teslim» alınan 23 adet faturanın hem davacı, hem de davalı «defterlerinde» kaydedildiği, bu tarihten sonra ise ... tarafından imzalanarak teslim alınan 25 adet faturanın tamamının davalı defterinde işlendiği, ancak davacı defterine yalnızca 8 adedinin kaydedildiği, davacı defterine kaydedilmeyen 17 adet faturanın toplam 1.283.463,22 TL tutarında olduğu, adı geçenin davacı adına «fatura» teslimi konusunda yetkili bulunduğu, davacının, yargılama sırasında çalışan ... hakkında adlî makamlara suç yönünden şikâyetinden de söz edilmediği, bu nedenle ...’ın davacıyı «temsil» ettiği kabul edilerek imzalanan «iskonto» faturalarının dikkate alındığı, benzer bir uyuşmazlığa ilişkin itirazın iptali davasında aynı çalışanın kestiği iskonto faturalarından dolayı davacı şirketin sorumlu olduğuna ilişkin kararın kesinleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 186.721,99 TL «asıl alacak», 1.181,72 TL «işlemiş faiz», 187.903,71 TL alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden yıllık %10,50 ve değişen oranlarda «avans faizi» uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 37.580,74 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, «kötü niyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davacı-karşı davalı istinafına konu "Türk Henkel, yetkili satıcısına %15 «fatura» altı «iskonto» ile satış yapacaktır." ve " Türk Henkel "in değişen Pazar koşullarına bağlı olarak söz konusu iskonto oranlarını tek taraflı olarak değiştirme hakkına sahiptir." düzenlemesi gereğince tarafların koşullara göre devamlı güncellenme ile iskonto belirlediği «ticari teamül» hususunun, somut olayda taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre belirleme yapıldığı, bu konuda taraflar arasında ticari teamül niteliğinde bir uygulamanın mevcut olmadığı, davacı-karşı davalıya uygulanan iskonto oranının da, diğer dava dışı şirketlere uygulanan iskonto oranından fazla olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, «fiyat farkı faturasının» ise zarar nedeniyle düzenlendiğinin de davacının ispatına muhtaç olduğu ve davacının uygulanan iskontodan dolayı kâr elde etmediğinin, aksine zarar edip daha sonra fiyat farkı yansıtarak salt zararını telafi için fiyat farkı faturası düzenlendiği hususunun «basiretli tacir» davranışı olmadığı gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu sebeple karşı davanın reddine, asıl dava yönünden ise «cari hesap mutabakatına» göre fazla ödenen 6.526,93 TL yönünden «istirdat» isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken; hatalı gerekçe ile asıl davanın reddiyle karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün asıl dava davacısı/karşı dava davalısı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1-Asıl dava, «teminat mektubu» nedeniyle kısmen «borçlu olunmadığının tespiti» ile fazladan tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine, karşı dava ise, taraflar arasındaki «sözleşmenin feshi» sebebiyle fazladan ödenen «iskonto» bedelinin «depo» kullanım alacağı ve «komisyon bedelinin iadesi» taleplerine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap mutabakatı · hesap mutabakatı · ticari teamül · komisyon bedeli · ihtirazi kayıt · teamül · bedel iadesi · borçlu olunmadığının tespiti
Benzer bu kararda1-Asıl dava, «teminat mektubu» nedeniyle kısmen «borçlu olunmadığının tespiti» ile fazladan tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine, karşı dava ise, taraflar arasındaki «sözleşmenin feshi» sebebiyle fazladan ödenen «iskonto» bedelinin «depo» kullanım alacağı ve «komisyon bedelinin iadesi» taleplerine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı-karşı davalı istinafına konu "Türk Henkel, yetkili satıcısına %15 «fatura» altı «iskonto» ile satış yapacaktır." ve " Türk Henkel "in değişen Pazar koşullarına bağlı olarak söz konusu iskonto oranlarını tek taraflı olarak değiştirme hakkına sahiptir." düzenlemesi gereğince tarafların koşullara göre devamlı güncellenme ile iskonto belirlediği «ticari teamül» hususunun, somut olayda taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre belirleme yapıldığı, bu konuda taraflar arasında ticari teamül niteliğinde bir uygulamanın mevcut olmadığı, davacı-karşı davalıya uygulanan iskonto oranının da, diğer dava dışı şirketlere uygulanan iskonto oranından fazla olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, «fiyat farkı faturasının» ise zarar nedeniyle düzenlendiğinin de davacının ispatına muhtaç olduğu ve davacının uygulanan iskontodan dolayı kâr elde etmediğinin, aksine zarar edip daha sonra fiyat farkı yansıtarak salt zararını telafi için fiyat farkı faturası düzenlendiği hususunun «basiretli tacir» davranışı olmadığı gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu sebeple karşı davanın reddine, asıl dava yönünden ise «cari hesap mutabakatına» göre fazla ödenen 6.526,93 TL yönünden «istirdat» isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken; hatalı gerekçe ile asıl davanın reddiyle karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün asıl dava davacısı/karşı dava davalısı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan «iskonto» bedellerine ilişkin faturalara herhangi bir itiraz yapılmadığı gibi ödemelere «ihtirazi kayıt» da konulmuş değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1822 E. , 2023/4175 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/307 Esas, 2021/2105 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/149 E., 2018/951 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.07.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya satıp teslim ettiği mallar sebebiyle 1.468.542,14 TL bakiye cari hesap alacağı bulunduğunu, tahsil için başlatılan icra takibinde davalının yetkiye ve borca haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın Sincan Mahkemelerinde açılması gerektiğini, taraflar arasındaki ticarette iskonto ve ciro primi uygulaması bulunduğunu, müvekkilinin düzenlediği ciro primi ve fiyat farkı faturalarının davacı tarafından kabul edilmemesinin kötü niyet taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı çalışanı ...’ın 07.12.2009 tarihinde davacıda işe başladığı, 18.12.2013 tarihinde çıkış yaptığı, uyuşmazlık döneminin başlangıcı olan 06.09.2013 tarihinden önce ... tarafından imzalanarak teslim alınan 23 adet faturanın hem davacı, hem de davalı defterlerinde kaydedildiği, bu tarihten sonra ise ... tarafından imzalanarak teslim alınan 25 adet faturanın tamamının davalı defterinde işlendiği, ancak davacı defterine yalnızca 8 adedinin kaydedildiği, davacı defterine kaydedilmeyen 17 adet faturanın toplam 1.283.463,22 TL tutarında olduğu, adı geçenin davacı adına fatura teslimi konusunda yetkili bulunduğu, davacının, yargılama sırasında çalışan ...
hakkında adlî makamlara suç yönünden şikâyetinden de söz edilmediği, bu nedenle ...’ın davacıyı temsil ettiği kabul edilerek imzalanan iskonto faturalarının dikkate alındığı, benzer bir uyuşmazlığa ilişkin itirazın iptali davasında aynı çalışanın kestiği iskonto faturalarından dolayı davacı şirketin sorumlu olduğuna ilişkin kararın kesinleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 186.721,99 TL asıl alacak, 1.181,72 TL işlemiş faiz, 187.903,71 TL alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden yıllık %10,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 37.580,74 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili çalışanının iş birliği içinde hayali iskonto/ fiyat farkı faturaları düzenlediklerinin anlaşıldığını, temsil yetkisinin kötüye kullanıldığı hileli anlaşmaların sonucunın müvekkilini bağlamayacağını ifade ettiklerini, müvekkilinin %60 oranını aşan iskontoyu onamasının söz konusu olamayacağını, haberi olmayan faturalara itiraz edemeyeceğini, herkesin haklarını kullanırken dürüstlük kuralına uyması gerektiğini, davalının iyi niyetle hareket etmediğini, emsal kararın içeriğinin farklı olduğunu, tanıklarının dinlenmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra inkâr tazminatı şartlarının oluşmadığını, müvekkili lehine tazminat verilmesini gerektiğini, harçlar yönünden hatalı karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılamanın usul kurallarına uygun yapıldığı, kamu düzenine aykırılık taşımadığı, kararının gerekçesinde usul ve Kanuna aykırı bir yön bulunmadığı, davacının, temsilcisinin yetkisini davalı ile anlaşarak el birliği içerisinde zarara uğratmak kastı ile iskonto faturaları düzenlediği iddiasını ispat edemediği, ihtilaflı dönem içerisinde düzenlenen bir kısım iskonto faturasının davacı defterinde kayıtlı olduğu, likit olan alacak nedeni ile icra inkar tazminatına hükmedilmesinde ve davacının takip yapmasında kötüniyetli olmadığının kabulünün yerinde görüldüğü gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili çalışanı ile iş birliğine girdiğini, hayali iskonto/ fiyat farkı faturaları düzenlediğini, bunun her şeyden önce temsil yetkisinin kötüye kullanılması olacağını, hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunamayacağını, müvekkilinin %60 oranını aşan iskontoyu onamasının söz konusu olamayacağını, eylemlerden haberinin bulunmadığını, itiraz edemeyeceğini, azmettirici ve gerçeğe aykırı faturaların düzenleyicisi davalının kötü niyetle hareket ettiğini, çalışanın istifası sonrası dahi davalının fatura düzenlemeye devam ettiğini, birine çalışanın imzasını alabildiğini, Mahkemenin bu faturaları dahi tenzil ettiğini, iskonto faturalarının büyük kısmının müvekkiline intikal ettirilmediği halde haksız yere borçtan düşüldüğünü, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uygun davranması gerektiğini, mutabakattan önceki iskonto oranlarının %10,45- %11 aralığında olmasına rağmen ihtilaflı dönemde %60’ların üzerinde uygulanmasının hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığını, müvekkilinin şikayet zorunluluğunun bulunmadığını, emsal alınan kararın içeriğinin farklılık arzettiğini, tanıkların dinlenmediğini, deliller toplanmadan eksik tahkikatla karar verildiğini, muvazaalı işlemlerin korunamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Davacı, cari hesap alacağının bulunduğunu ileri sürerek başlattığı icra takibine itirazın iptalini istemiş, davalı ise düzenleyip davacıya teslim ettiği faturalara süresinde bir itiraz ileri sürülmediğini savunmuştur. Davalının düzenlediği iskonto/fiyat farkı faturalarının davacı defterlerine kaydedilmediği sürece davacı çalışanına teslimi içeriğinin kabulü anlamına gelmez ve tek başına sonuç doğurmaz. Mahkemece bu hususlar gözetilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. 1
KARŞIOY
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca onanması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyoruz.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/956822200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz