Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/998 E. 2023/4151 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredili mevduat hesabı (kmh)↗ mevduat sözleşmesi↗ tüketici kredisi↗ isticvap↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ sözleşmeden doğan dava↗ mevduat hesabı↗ müteselsil kefil↗ hakkaniyet↗ kefalet↗ sulh hukuk mahkemesi↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ görevsizlik kararı↗ sulh↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece Verilen Karar
1.İstanbul 3. Tüketici Mahkemesinin 01.02.2013 tarih, 2013/267 E. ve 2013/36 K. sayılı kararı ile kredili mevduat hesabı nedeniyle açılan davanın genel mahkemelerde görülmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, davacı vekili dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini istemiştir.
2.İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporuna göre davalı ...'ın asıl borçlu, diğer davalıların müşterek müteselsil kefil sıfatıyla asıl alacaktan sorumlu oldukları, davalıların temerrüde düşürülme tarihinden dava açılma tarihi olan 05.10.2009 tarihine kadar yaklaşık 9 yıllık bir sürenin geçtiği, borcun çoğalmasına alacaklının kendisinin sebep olduğu, bu nedenle davacının faiz talebinin hakkaniyete uygun olmadığı, aynı davalılar hakkında görülen tüketici kredisine ilişkin İstanbul 3. Tüketici Mahkemesinde görülen davada da aynı doğrultuda karar verildiği ve bu kararın Yargıtayın 13. Hukuk Dairesince onandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 2.513,73 TL'nin (... ve ...'nın 2.500,00 TL asıl alacak ile sorumlu olmak kaydı ile) dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin kefil sıfatıyla imzası bulunan kredi sözleşmesinin sahte olduğunu, davacı bankanın bir kısım personelinin de üyesi bulunduğu suç örgütü tarafından hiç bir şeyden haberdar olmayan yüzlerce insanın ad ve soyadı kullanılarak ve imzaları taklit edilerek adlarına kredi sözleşmeleri tanzim edildiğini, müvekkilinin de o kişilerden biri olduğunu, bu sözleşmelr ile kredi kullandırılmış gibi gösterildiğini, bankanın kendi çalışanlarının fillerinden sorumlu olduğunu, kredi sözleşmesini imzalayanların imzalarının kendilerine ait olmadığını, kredi karşılığı verilen paranın alınmadığını, müvekkilinin imzasının da iradesi sakatlanarak alındığını ve sahte olduğunu, kefaletin feriliği ilkesi gereği asıl borçlu ...'ın da imzasının sahte olması ihtimaline binaen asıl borçlunun da imzasının sıhhatinin araştırılması gerektiğini, davacı tarafından muhtelif mahkemelrde açılan davaların reddedildiğini ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kredili mevduat sözleşmesinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 inci ve devamı maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 169 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Davacı vekili, 09.11.1998 tarihli kredili mevduat sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcunun asıl borçlu davalı ... tarafından ödenmediği iddiasıyla sözleşmede kefil olarak imzası bulunan asıl borçlu ve diğer davalılardan tahsili için işbu davayı açmış olup, davalı ... davaya cevap vermediği gibi, duruşmalara da gelmemekle münkir duruma düşmüştür. Bu durumda alacağın ispatı davacı taraf üzerindedir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde kredi sözleşmesinin sahte olduğunu, imzaların müvekkiline ve asıl borçluya ait olmadığını ileri sürmüştür. Bu halde davanın dayanağı olan kredi sözleşmesi adi nitelikte bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un 169 uncu maddesi gereğince davalı ... ile davalı ...'ın isticvapına karar verilerek sözleşmedeki imzaların davalı ... ve asıl borçlu ...'a ait olup olmadığının usulüne uygun araştırılması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8169 E. 2013/23009 K.
Ortak:isticvap · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu halde davanın dayanağı olan «kredi sözleşmesi» adi nitelikte bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un 169 uncu maddesi gereğince davalı ... ile davalı ...'ın «isticvapına» karar verilerek sözleşmedeki imzaların davalı ... ve asıl borçlu ...'a ait olup olmadığının usulüne uygun araştırılması gerekirken «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece HMK'nın 169 vd. maddeleri uyarınca sözleşme ile ilgili olarak davalı «temsilcisinin» «isticvabı» ve sözleşmenin bu isticvabın sonucuna göre değerlendirilmesi ve davacı dava dilekçesinde tarafların «ticari defterlerine» de dayandığına göre, davalı tarafa ticari defter ve kayıtları sunması için «kesin mehil» verildikten sonra, tarafların ticari defter ve kayıtları birlikte incelenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · borca itiraz · ek mehil · itirazın iptali davası · yetki itirazı · icra takibine itiraz · iptal davası · ticari defter
Benzer bu kararda1- Dava lisans sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın iptali davası» olup, davalı vekili icra takip dosyasına sunduğu «borca itiraz» dilekçesinde takibin dayanağı temel ilişkiyi kabul etmediğini beyan etmiş, bu davada ise davayı takip etmemek sureti ile davayı inkar etmiştir.
Mahkemece HMK'nın 169 vd. maddeleri uyarınca sözleşme ile ilgili olarak davalı «temsilcisinin» «isticvabı» ve sözleşmenin bu isticvabın sonucuna göre değerlendirilmesi ve davacı dava dilekçesinde tarafların «ticari defterlerine» de dayandığına göre, davalı tarafa ticari defter ve kayıtları sunması için «kesin mehil» verildikten sonra, tarafların ticari defter ve kayıtları birlikte incelenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
… çekişmesiz bulunan 31.08.2006 tarihli “Radyo ile Yayın İzni Sözleşmesi"nin "Yetki" başlıklı 14. maddesi ile uyuşmazlık halinde İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin «yetkisinin» özel olarak kabul edildiğinden, davalı borçlunun Konya İcra Müdürlüğü'nün yetkili bulunduğundan bahisle yapmış olduğu «yetki itirazı» yerinde görülmediği, davacının davalıdan takibe konu miktarda alacaklı bulunduğu, takibe konu alacak miktarının likit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar v …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/998 E. , 2023/4151 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2013/677 Esas, 2015/854 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı ... arasında 10.11.1998 tarihli tüketici kredisi sözleşmesi ve 09.11.1998 tarihli kredili mevduat sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların dava konusu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalandıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalılara ihtarname gönderilerek kredi borcunun faiz ve fer'ileriyle birlikte ödenmesinin talep edildiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini ileri sürerek kredili mevduat sözleşmesi nedeniyle 45.263,70 TL alacağın ve tüketici kredisi nedeniyle 42.069,25 TL alacağın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile anaparaya dava tarihinden itibaren uygulanacak faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece Verilen Karar
1.İstanbul 3. Tüketici Mahkemesinin 01.02.2013 tarih, 2013/267 E. ve 2013/36 K. sayılı kararı ile kredili mevduat hesabı nedeniyle açılan davanın genel mahkemelerde görülmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, davacı vekili dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini istemiştir.
2.İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporuna göre davalı ...'ın asıl borçlu, diğer davalıların müşterek müteselsil kefil sıfatıyla asıl alacaktan sorumlu oldukları, davalıların temerrüde düşürülme tarihinden dava açılma tarihi olan 05.10.2009 tarihine kadar yaklaşık 9 yıllık bir sürenin geçtiği, borcun çoğalmasına alacaklının kendisinin sebep olduğu, bu nedenle davacının faiz talebinin hakkaniyete uygun olmadığı, aynı davalılar hakkında görülen tüketici kredisine ilişkin İstanbul 3. Tüketici Mahkemesinde görülen davada da aynı doğrultuda karar verildiği ve bu kararın Yargıtayın 13. Hukuk Dairesince onandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 2.513,73 TL'nin (...
ve ...'nın 2.500,00 TL asıl alacak ile sorumlu olmak kaydı ile) dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin kefil sıfatıyla imzası bulunan kredi sözleşmesinin sahte olduğunu, davacı bankanın bir kısım personelinin de üyesi bulunduğu suç örgütü tarafından hiç bir şeyden haberdar olmayan yüzlerce insanın ad ve soyadı kullanılarak ve imzaları taklit edilerek adlarına kredi sözleşmeleri tanzim edildiğini, müvekkilinin de o kişilerden biri olduğunu, bu sözleşmelr ile kredi kullandırılmış gibi gösterildiğini, bankanın kendi çalışanlarının fillerinden sorumlu olduğunu, kredi sözleşmesini imzalayanların imzalarının kendilerine ait olmadığını, kredi karşılığı verilen paranın alınmadığını, müvekkilinin imzasının da iradesi sakatlanarak alındığını ve sahte olduğunu, kefaletin feriliği ilkesi gereği asıl borçlu ...'ın da imzasının sahte olması ihtimaline binaen asıl borçlunun da imzasının sıhhatinin araştırılması gerektiğini, davacı tarafından muhtelif mahkemelrde açılan davaların reddedildiğini ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kredili mevduat sözleşmesinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1 inci ve devamı maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 169 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Davacı vekili, 09.11.1998 tarihli kredili mevduat sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcunun asıl borçlu davalı ... tarafından ödenmediği iddiasıyla sözleşmede kefil olarak imzası bulunan asıl borçlu ve diğer davalılardan tahsili için işbu davayı açmış olup, davalı ... davaya cevap vermediği gibi, duruşmalara da gelmemekle münkir duruma düşmüştür. Bu durumda alacağın ispatı davacı taraf üzerindedir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde kredi sözleşmesinin sahte olduğunu, imzaların müvekkiline ve asıl borçluya ait olmadığını ileri sürmüştür. Bu halde davanın dayanağı olan kredi sözleşmesi adi nitelikte bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un 169 uncu maddesi gereğince davalı ... ile davalı ...'ın isticvapına karar verilerek sözleşmedeki imzaların davalı ... ve asıl borçlu ...'a ait olup olmadığının usulüne uygun araştırılması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/956374300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz