6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Takip TL üzerinden başlatılmışsa itirazın iptalinde hüküm para birimi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1256 E. 2023/4651 K. · · İlk derece: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Taşıma

Gerekçe özeti

Alacak yabancı para (USD) olsa ve faturalarda döviz şerhi bulunsa bile, takip talebi ve ödeme emrinde alacağın TBK 99 uyarınca takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı talep edilmişse takip Türk Lirası üzerinden başlatılmış sayılır; bu halde itirazın iptali davasının niteliği gereği hüküm Türk Lirası üzerinden kurulur, yabancı para üzerinden karar verilemez. Üst-alt taşıma ilişkisinde alt taşıyan, fiili taşıyıcıya karşı taşıma bedelinden sorumlu olduğundan bedeli üst taşıyandan talep edebilir.

Ele alınan sorunlar

İtirazın iptali davasında hüküm para birimi — takibin Türk Lirası üzerinden başlatılması → ret

İddia: Davacı, alacağın gerçek yabancı para (USD) borcu niteliğinde olduğunu, faturalarda döviz şerhi bulunduğunu, alacağın USD olarak aynen tahsiline ve ticari temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Takip talebi ve ödeme emrinde alacağın, TBK 99 uyarınca takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının talep edildiği; talep şekline göre takibin Türk Lirası üzerinden başlatıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda itirazın iptali davasının niteliği gereği hükmün Türk Lirası üzerinden kurulması gerekir; yabancı para üzerinden karar verilmesi hatalı olduğundan alacak, takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası tutarı üzerinden hükme bağlanmıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Üst-alt taşıma ilişkisinde alt taşıyanın üst taşıyandan taşıma bedeli talep hakkı → kabul

İddia: Davalı, davacıya taşıma hizmeti verilmediğini, kendisinin yalnızca taşıma komisyoncusu olduğunu, navlun bedelinden mal sahibinin sorumlu olduğunu ve alacağın likit olmadığını savunmuştur.

Gerekçe: Taraflar arasında üst-alt taşıma ilişkisi bulunmaktadır; davalı, taşıma işini dava dışı bir firmadan alıp davacıya organize etmiş, davacı da işi dava dışı fiili taşıyıcıya yaptırmıştır. Alt taşıyan taşıma bedelinden fiili taşıyıcıya karşı sorumlu olduğundan, taşıma bedelini üst taşıyandan talep etme hakkına sahiptir; davacının faturalarının davalının ticari defterlerinde yer almaması ve davalının bedeli fiili taşıyıcıya ödediğini ispatlayamaması sonuca etkili değildir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Takip talebinin şekline göre TL üzerinden başlatılmış sayılan yabancı para alacağında hükmün TL üzerinden kurulması ve üst-alt taşıma ilişkisindeki sorumluluk yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali taşıma bedeli üst/alt taşıyan yabancı para alacağı efektif satış kuru icra inkâr tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 99 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu — 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 58

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3093 E. 2013/8273 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/1256 E.  ,  2023/4651 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1617 Esas, 2021/1931 Karar

HÜKÜM

Kabul (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/782 E., 2019/429 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya taşıma hizmeti verdiğini ve bu ilişkiden kaynaklı olarak davalıdan 156.839,25 USD alacağı bulunduğunu, davalının sözü edilen borcu ödememesi üzerine müvekkilince davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, takibin, davalının İcra Dairesinin yetkisine, borca ve ferilerine yapmış olduğu itiraz nedeniyle durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibin yetkisiz İcra Dairesinde başlatıldığını, davacı yanca müvekkiline taşıma hizmeti verilmediğini, söz konusu taşıma ilişkisinde müvekkilinin sadece taşıma komisyoncusu olarak görev aldığını, navlun bedelinden mal sahibinin sorumlu olduğunu, davacının müvekkilinin yükünü taşıdığını ispatlaması gerektiğini, alacak muaccel olmadığından temerrüt koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine göre takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı anlaşıldığından davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının yerinde olmadığı, bilirkişi raporunda "davalının taşıma işini dava dışı Efehanlı firmasından alarak davacıya organize etmesi için verdiği, davacının da işi dava dışı Türkmen Havayolları firmasına yaptırdığı, taşıma senetlerinin taşıma işinin yapıldığını teyit ettiği, davalının taşıtan-gönderen-taşıma işleri organizatörü, davacının ise taşıyan-taşıma işleri organizatörü konumunda bulunduğu, davalının dava dışı Efehanlı şirketinden taşıma bedelini tahsil edememiş olsa bile davacıya, davacının da fiili taşıyıcı Türkmen Havayolları firmasına ödeme yapması gerektiğinin" bildirildiği, davacının faturaları davalının ticari defterlerinde yer almasa da, bilirkişi raporunda davalının taşıma işini dava dışı Efehanlı firmasından aldığı ve davacıya organize etmesi için verdiği, davacının da taşıma işini dava dışı Türkmen Havayolları firmasına yaptırdığının tespiti karşısında, davacının alt taşıyıcılık ilişkisi kapsamında üst taşıyıcı davalıdan 156.839,25 USD taşıma bedeli alacağı bulunduğuna ilişkin bilirkişi görüşünün kabule şayan bulunduğu, taraflar arasında üst ve alt taşıma ilişkisi bulunduğu, davalının taşıma bedelini fiili taşıyıcı Türkmen Havayolları firmasına ödediğini iddia ve ispat edememiş olduğu, alt taşıyanın taşıma bedelinden fiili taşıyıcıya karşı sorumlu olup, bu nedenle taşıma bedelini üst taşıyıcıdan talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne takibe vaki itirazın iptaline, takibin takip konusu alacağa Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ( TCMB) tarafından USD cinsinden bir yıl vadeli mevduata uygulanan oranda faiz yürütülmek suretiyle devamına ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip talebinde Türk Lirası üzerinden talepte bulunulmasına rağmen alacağın döviz üzerinden tahsiline karar verilmesinin mümkün olmadığını, davacının talebini aşar şekilde karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, yetki itirazında bulunmalarına ve mahkemenin yetkili olmamasına rağmen Mahkemece yetki itirazlarının gözetilmediğini, alacak likit olmayıp müvekkilinin temerrüde düşürülmemiş olması nedeniyle icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, bilirkişi tarafından davacının talep ettiği alacağın kendi defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiğini, faturaların müvekkilinin ticari defterlerinde ise kayıtlı olmadığını, mail yazışmalarının delil olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taşınan yükün davalıya ait olmayıp Efehanlı firmasına ait olduğunu, taşıyanın davacı olmadığını, tarafların her ikisinin de komisyoncu olduğunu, navlun ücretinden sadece malın sahibinin sorumlu olduğunu, keza navlun bedeli için müvekkilinin akdi bir sorumluluğunun da bulunmadığını, müvekkilinin yük sahibine kefil olmadığını, ödeme taahhüdü içeren bir belge de bulunmadığını, e-mail yazışmalarının yasal delil niteliğinde olmadığını, kaldı ki ileri sürülen yazışmalarda ödeme taahhüdü bulunmayıp, yük sahibinden tahsil edildiğinde ödeme yapılacağının belirtildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak takip talebi ve ödeme emrinde 156.839,25 USD alacağın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 99 uncu maddesi uyarınca alacağın takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının tahsilinin talep edildiği, talep şekline göre takibin Türk Lirası üzerinden başlatıldığının anlaşıldığı, bu durumda, itirazın iptali davasının niteliği gereği Türk Lirası üzerinden hüküm kurulması gerekirken yabancı para üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğu, alacağın takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığının 554.724,74 TL olduğu, bu tutar üzerinden davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne, takibe vaki itirazın iptaline, 554.724,74 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; takip talebine dayanak yaptıkları faturaların üzerinde alacağın döviz olarak tahsil edileceği şerhinin yer aldığını, bu şerhten de açıkça anlaşılacağı üzerine müvekkilinin alacağının gerçek yabancı para borcu niteliğinde olduğunu, nitekim alacağın bu niteliği sebebiyle de takip talebinde alacağı USD üzerinden talep ettiklerini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 58 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince takip talepnamesinde, alacağın Türk parası ile tutarının gösterilmesinin takip şartı olması sebebiyle ve harca esas değeri göstermek için takip talebinde alacağı Türk Lirası olarak da belirtiklerini, taleplerin alacağın USD olarak aynen tahsiline karar verilmesi olduğunu, aksi kabul edilse dahi talep ettikleri şekilde alacağa ticari temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini oysa Bölge Adliye Mahkemesince avans faizine hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı Kanun'un 58 ve 67 nci maddeleri.

3. 6098 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954553500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1617 E. 2021/1931 K.

Alt taşıyıcının üst taşıyıcıdan taşıma bedeli talebinde sorumluluk

Gerekçe özeti

Taraflar arasında yazılı taşıma sözleşmesi bulunmasa da, taşıma işlerini organize eden taşıyanın işi bir alt taşıyıcıya verdiği ve fiili taşımanın yapıldığının fatura, taşıma senedi ve yazışmalarla doğrulandığı hallerde, sözleşmenin tarafı olan üst taşıyıcı, taşıma bedelini fiili taşıyıcıya ödediğini ispat edemediği takdirde alt taşıyıcıya karşı taşıma bedelinden sorumludur. Ayrıca para borçlarına ilişkin itirazın iptali davasında, takip Türk Lirası üzerinden başlatılmışsa yabancı para birimi esas alınarak değil, takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden hüküm kurulması gerekir; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden BAM tarafından düzeltilerek karar verilebilir. Para borcuna dayalı takiplerde yetki itirazı yasal süresinde ileri sürülmediği takdirde reddedilir ve TBK 89 uyarınca alacaklının yerleşim yeri icra dairesi/mahkemesi yetkilidir.

Emsal değeri

Yazılı sözleşme bulunmasa da fatura, taşıma senedi ve yazışmalarla ispatlanan alt taşıyıcı-üst taşıyıcı ilişkisinde taşıma bedelinden sorumluluk ile para borcuna dayalı itirazın iptali davalarında takip talebine uygun olarak Türk Lirası üzerinden hüküm kurulması gerekliliği yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: itirazın iptali taşıma sözleşmesi alt taşıyıcı-üst taşıyıcı ilişkisi taşıma işleri komisyoncusu yetki itirazı icra inkar tazminatı yabancı para alacağı TCMB efektif satış kuru düzelterek yeniden hüküm

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1617

KARAR NO 2021/1931

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/04/2019

NUMARASI 2017/782 Esas 2019/429 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/12/2021

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin davalıya 13/07/2017-26/07/2017 tarihleri arasında taşımacılık işi yaptığını ve davalının müvekkiline 14/08/2017 tarihine kadar 156.839,25-USD birikmiş borcunun oluştuğunu, davalıyla irtibata geçilmesine rağmen ödeme yapılmayacağının beyanı üzerine, Bakırköy ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarını, ancak davalının haksız olarak icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiğini, para borçlarında alacaklının yerleşim yeri icra dairesi yetkili olduğundan davalının yetki itirazının yerinde olmadığını, müvekkilince düzenlenen faturalara davalı tarafından süresinde itiraz edilmediğini, davalı taşıma komisyoncusu olup müvekkili ile taşıma sözleşmesinin davalı tarafından bizzat yapıldığını, bu nedenle borçtan taşıtan sıfatıyla davalının sorumlu olduğunu, davalının yük sahibinden ödeme alamadığı için müvekkiline ödeme yapmadığının taraflar arasındaki mail kayıtlarıyla sabit olduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; icra dairesinin ve mahkemenin yetkili olmadığını, genel yetki kuralı gereği Ankara mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunu, müvekkili taşıma komisyoncusu olup taşıma bedelinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, takip konusu faturaların borçlusunun dava dışı... firması olduğunu, davacının müvekkilinin yükünü taşıdığını ispatlaması gerektiğini, alacak muaccel olmadığından temerrüt koşullarının oluşmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine göre takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı anlaşıldığından davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının yerinde olmadığı, bilirkişi raporunda "davalının taşıma işini dava dışı... firmasından alarak davacıya organize etmesi için verdiği, davacının da işi dava dışı Türkmen Havayolları firmasına yaptırdığı, taşıma senetlerinin taşıma işinin yapıldığını teyit ettiği, davalının taşıtan-gönderen-taşıma işleri organizatörü, davacının ise taşıyan-taşıma işleri organizatörü konumunda bulunduğu, davalının dava dışı ... şirketinden taşıma bedelini tahsil edememiş olsa bile davacıya, davacının da fiili taşıyıcı Türkmen Havayolları firmasına ödeme yapması gerektiğinin" bildirildiği, davacının faturaları davalının ticari defterlerinde yer almasa da, bilirkişi raporunda davalının taşıma işini dava dışı ...

firmasından aldığı ve davacıya organize etmesi için verdiği, davacının da taşıma işini dava dışı Türkmen Havayolları firmasına yaptırdığının tespiti karşısında, davacının alt taşıyıcılık ilişkisi kapsamında üst taşıyıcı davalıdan 156.839,25-USD taşıma bedeli alacağı bulunduğuna ilişkin bilirkişi görüşünün kabule şayan bulunduğu, taraflar arasında üst ve alt taşıma ilişkisi bulunduğu, davalının taşıma bedelini fiili taşıyıcı Türkmen Havayolları firmasına ödediğini iddia ve ispat edememiş olduğu, alt taşıyanın taşıma bedelinden fiili taşıyıcıya karşı sorumlu olup, bu nedenle taşıma bedelini üst taşıyıcıdan talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

İstinaf yoluna başvuran davalı vekili; takip talebinde Türk Lirası üzerinden talepte bulunulmasına rağmen alacağın döviz üzerinden tahsiline karar verilmesinin mümkün olmadığını, davacının talebini aşar şekilde karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, yetki itirazında bulunmalarına ve mahkemenin yetkili olmamasına rağmen mahkemece yetki itirazlarının gözetilmediğini, alacak likit olmayıp müvekkilinin temerrüde düşürülmemiş olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, bilirkişi tarafından davacının talep ettiği alacağın kendi defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiğini, faturaların müvekkilinin ticari defterlerinde ise kayıtlı olmadığını, mail yazışmalarının delil olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taşınan yükün davalıya ait olmayıp ...

firmasına ait olduğunu, taşıyanın davacı olmadığını, tarafların her ikisinin de komisyoncu olduğunu, navlun ücretinden sadece malın sahibinin sorumlu olduğunu, keza navlun bedeli için müvekkilinin akdi bir sorumluluğunun da bulunmadığını, müvekkilinin yük sahibine kefil olmadığını, ödeme taahhüdü içeren bir belge de bulunmadığını, e-mail yazışmalarının yasal delil niteliğinde olmadığını, kaldı ki ileri sürülen yazışmalarda ödeme taahhüdü bulunmayıp, yük sahibinden tahsil edildiğinde ödeme yapılacağının belirtildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağa yönelik takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; taraflar arasında yazılı bir taşıma sözleşmesi bulunmasa da, dava dışı ... firmasına ait emtianın Türkiye'den Türkmenistan'a taşınması işini taşıma işleri komisyoncusu sıfatıyla üzerine alan davalının, işi davacıya verdiği, davacı tarafından da taşıma işinin dava dışı Türkmen Havayolları firmasına yaptırdığı, taşıma senetlerindeki navlun peşin kaydı nedeniyle emtia alıcısının navlun ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, taşıma senetlerinde davacının senet düzenleyen taşıma işleri organizatörü, davalının ise ara taşıma senetlerinde kayıtlı olarak işi organize ettiği, tüm faturalar ile taşıma senetlerinin birbiriyle uyumlu olup hizmetin verildiğini doğruladığı, takibe dayanak e-faturaların davalıya gönderilmesine karşın yasal süresinde faturalara itiraz edilmediği anlaşılmaktadır.

Delil olarak sunulan e-posta yazışmalarında da davalının takibe dayanak faturalar konusu borcun varlığını zımnen ikrar ederek, müşteriden ödeme alamadıkları için ödeme yapılamadığını belirttiği görülmüştür. Bu durumda davacı tarafından taşıma hizmetinin verildiği kanıtlanmış olup, davalının da taşıtan konumunda bulunduğu kabul edilmelidir. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmesel ilişki kapsamında davacının sözleşmenin tarafı olan davalıdan hizmet bedelini talep hakkı bulunmaktadır. Davalının taşıma bedelini fiili taşıyıcıya ödediğini iddia ve ispat etmemiş olduğu da dikkate alındığında, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davalı tarafça mahkemenin yetkisine yönelik yetki itirazında bulunulmuş ise de, dava dilekçesi davalıya 25.09.2017 tarihinde tebliğ edilmiş olup, yetki itirazı ise iki haftalık yasal süreden sonra 13.12.2017 tarihinde ileri sürülmekle, yetki itirazının yasal süresinde olmadığı anlaşılmaktadır.

Diğer yandan dava ve takip konusu para borcuna ilişkin olmakla,TBK'nın 89. maddesi kapsamında davacı alacaklının yerleşim yeri icra dairesi ve mahkemeleri yetkili olduğundan, davalı vekilinin yetkiye yönelik itirazı yerinde değildir. İlave olarak takip konusu alacak fatura ve cari hesap ekstresine dayalı olup likit nitelikte ve davalı da itirazında haksız olmakla, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerindedir. Ancak takip talebi ve ödeme emrinde 156.839,25-USD alacağın TBK'nın 99. maddesi uyarınca alacağın takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının tahsili talep edilmiş olmakla, takibin Türk Lirası üzerinden başlatıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda itirazın iptali davasının niteliği gereği Türk Lirası üzerinden hüküm kurulması gerekirken yabancı para üzerinden karar verilmesi hatalıdır. Alacağın takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı 554.724,74-TL olduğundan, bu tutar üzerinden davanın kabulü gerekmektedir. Bu husus ise yeniden yargılama gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/04/2019 Tarih 2017/782 Esas 2019/429 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;" Davanın kabulü ile davalı borçlunun Bakırköy ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, 554.724,74-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, %20 oranında hesaplanan 110.944,94-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine"İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 37.893,25-TL nispi karar ve ilam harcından peşin yatırılan 6.734,36-TL ile icra veznesine yatırılan 2.787,97-TL harcın mahsubu ile bakiye 28.370,92-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından peşin yatırılan 9.553,73-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 2.300-TL bilirkişi ücreti, 189,60-TL posta ücreti olmak üzere toplam 2.489,60-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı vekili için takdir olunan 36.253,80-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine "İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 9.522,4‬0-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafça yapılan 49,70-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.23/12/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.