Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5003 E. 2023/4643 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tcmb efektif satış kuru↗ virman↗ kusursuz sorumluluk↗ müterafik kusur↗ güven kurumu↗ zimmet↗ özen yükümlülüğü↗ usuli kazanılmış hak↗ mevduat hesabı↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ kazanılmış hak↗ dolandırıcılık↗ ifa↗ tmsf↗ işlemiş faiz↗ havale↗ ıslah↗ asıl alacak↗ kusur↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 11.09.2012 tarih, 2011/397 E. ve 2012/180 K. sayılı karar ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak davacıya ait döviz cinsinden hesapta bulunan paranın davacının talimatı olmaksızın üçüncü şahıslara ait hesaba virman edildiği, bir güven kurumu olarak davalı bankanın kusursuz sorumlu bulunduğu ve ayrıca adam çalıştıran sıfatı ile de sorumlu olduğu gözetildiğinde davalı bankanın çalışanının sahte imzalı talimatla davacıya ait hesapta bulunan parayı virman yoluyla üçüncü şahsın hesabına göndermesi nedeniyle davacının uğradığı zararı karşılaması gerektiği, ancak davacının davaya konu hesapta virman tarihinden sonra 30.10.2001 tarihinde yaptığı işlem ile davaya konu hesaptaki parasının akıbetini işlem sırasında sormuş ve öğrenmiş olması gerektiği, aynı şekilde davacının 22.12.2003 tarihli dilekçesine karşı davalı bankanın verdiği 24.12.2003 tarihli yazı ile de virmandan haberdar olduğu gözönüne alındığında söz konusu tarihten dava tarihine kadar uzun süre sessiz kalan davacının müterafik kusurunun bulunduğu, bu durumda belirlenecek tazminattan davacının kusuru oranında indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 14.951,26 TL asıl alacak, 4.459,78 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.411,03 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacak olan 14.951,26 TL'ye dava tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödedikleri dönemler itibariyle değişen oranlardaki faizin hesaplanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 04.04.2014 tarih, 2012/17663 E. ve 2014/6685 K. sayılı kararı ile dosya içinde örneği bulunan Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile davacının, davalı çalışanı ... ile birlikte hareket ederek dolandırıcılık suçunu işlediğinden bahisle 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın temyiz edilmekle Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 19.12.2012 gün ve 2013/54 K. sayılı ilamı ile bozulduğu ve ilgili Dairece davacının eyleminin zimmete iştirak suçunu oluşturacağı tespitinin yapıldığı, ancak dosya içinde mevcut, Ceza Mahkemesi gerekçeli kararı, ceza dosyası bilirkişi raporu ve iddianame kapsamında, davacı ve diğer sanıkların yargılandığı ceza davasına konu olan maddi olaylar ile eldeki davanın konusunun aynı olup olmadığı, dava konuları aynı olmasa dahi ceza dosyası kapsamında eldeki davaya ilişkin olarak herhangi bir tespitin yapılıp yapılmadığı anlaşılamadığından, bu durumda, davacının davaya konu virman işleminden haberdar olup olmadığının tespitine yönelik olarak, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinden dosyası getirtilmek suretiyle yapılacak inceleme ve gerekirse alınacak bilirkişi raporu kapsamında, ceza dosyası içeriğinde somut olayla ilgili tespite yer verilip verilmediği, bu konuda bir açıklık bulunmasa dahi ceza dosyası kapsamındaki deliller itibari ile davacının yapılan işlemden haberdar olmasının gerekip gerekmediği hususları üzerinde araştırma yapılması gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 29.05.2018 tarih, 2015/236 E. ve 2018/376 K. sayılı karar ile davacıya ait hesapların zimmet faili tarafından havuz hesabı olarak kullanıldığı, bu kapsamda davacının hesabına havale edilen ve hesapta bir süre kaldıktan sonra iade edilen tutarın hangi hukuki ilişki kapsamında davacıya havale edildiğinin davacı tarafça izah edilemediği, davacının kendi hesaplarına yönelik özen yükümlülüğüne uymadığı dikkate alınarak hükmolunacak tutardan davalı banka lehine %25 indirim yapılmasının uygun görüldüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 38.005,71 TL asıl alacak, 108.429,75 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 146.435,46 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 27.02.2020 tarih, 2018/4743 E. ve 2020/2153 K. sayılı kararı ile davalı banka çalışanı ...'un zincirleme zimmet eylemleri sırasında davacıya ait hesapları havuz hesabı olarak kullandığının ceza yargılama dosyası ve sunulan deliller ile sabit olduğu kabul edilmesine rağmen, davacıya ait hesapların zimmet faili tarafından havuz hesabı olarak kullanılması ve bu kapsamda davacının hesabına havale edilen ve hesapta bir süre kaldıktan sonra iade edilen tutarın hangi hukuki ilişki kapsamında davacıya havale edildiğinin davacı tarafça izah edilememesi hususunun müterafik kusur değil, paranın davacıya ait olmadığının delili olduğu, banka görevlisi ...’un yaptığı işlem ile davacının hesabına gönderilen paranın yine ...’un yaptığı işlem ile davacının hesabından gönderildiği nazara alınarak davanın reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçe ile kısmen kabulünün doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka çalışanı ...'un zincirleme zimmet eylemleri sırasında davacıya ait hesapları havuz hesabı olarak kullandığının ceza yargılama dosyası ve sunulan deliller ile sabit olduğu, davacıya ait hesapların zimmet faili tarafından havuz hesabı olarak kullanıldığı, bu kapsamda davacının hesabına havale edilen ve hesapta bir süre kaldıktan sonra iade edilen tutarın hangi hukuki ilişki kapsamında davacıya havale edildiğinin davacı tarafça izah edilememesi hususunun müterafik kusur değil, paranın davacıya ait olmadığının delili olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk bozma ilamında davacının hesabındaki paranın hukuki dayanağının bozma konusu yapılmadığını, bu suretle davacının hesabındaki davaya konu tutarın hukuki sebebinin/kaynağının işbu davanın haklılığı bakımından sonuca etkili olmadığının tespit edildiğini, hükmün davacının davalı bankadan talepte bulunma hakkının bulunduğuna ilişkin kısmının onanarak kesinleşmek suretiyle davacı lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, davacının hesabında bulunan paranın kaynağının açıklanmasının istenilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ceza dosyasının işbu davadaki uyuşmazlık konusuna ilişkin bir tespit içermediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı banka nezdinde bulunan davacıya ait mevduat hesabındaki paraların davacının izni ve bilgisi dışında bir başka kişiye ait hesaba virman yolu ile aktarılarak çekildiği iddiası ile tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 55 inci, 306 ncı, 307 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17663 E. 2014/6685 K.
Ortak:virman · kusursuz sorumluluk · güven kurumu · zimmet · mevduat hesabı · dolandırıcılık · işlemiş faiz · ıslah · Tazminat
İncelediğiniz kararda… deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak davacıya ait döviz cinsinden hesapta bulunan paranın davacının talimatı olmaksızın üçüncü şahıslara ait hesaba «virman» edildiği, bir «güven kurumu» olarak davalı bankanın «kusursuz sorumlu» bulunduğu ve ayrıca adam çalıştıran sıfatı ile de sorumlu olduğu gözetildiğinde davalı bankanın çalışanının sahte imzalı talimatla davacıya ait hesapta bulunan parayı virman yoluyla üçüncü şahsın hesabına göndermesi nedeniyle davacının uğradığı zararı karşılaması gerektiği, ancak davacının davaya konu hesapta virman tarihinden sonra 30.10.2001 tarihinde yaptığı işlem ile davaya konu hesaptaki parasının akıbetini işlem sırasında sormuş ve öğrenmiş olması gerektiği, aynı şekilde davacının 22.12.2003 tarihli dilekçesine karşı davalı bankanın verdiği 24.12.2003 tarihli yazı ile de virmandan haberdar olduğu gözönüne alındığında söz konusu tarihten dava tarihine kadar uzun süre sessiz kalan davacının müterafik kusurunun bulunduğu, bu durumda belirlenecek tazminattan davacının «kusuru» oranında indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 14.951,26 TL «asıl alacak», 4.459,78 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 19.411,03 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacak olan 14.951,26 TL'ye dava tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödedikleri dönemler itibariyle değişen oranlardaki faizin hesaplanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar taraf vekilleri tarafından temyiz e …
Ceza Dairesinin 19.12.2012 gün ve 2013/54 K. sayılı ilamı ile bozulduğu ve ilgili Dairece davacının eyleminin «zimmete» iştirak suçunu oluşturacağı tespitinin yapıldığı, ancak dosya içinde mevcut, Ceza Mahkemesi gerekçeli kararı, ceza dosyası bilirkişi raporu ve iddianame kapsamında, davacı ve diğer sanıkların yargılandığı ceza davasına konu olan maddi olaylar ile eldeki davanın konusunun aynı olup olmadığı, dava konuları aynı olmasa dahi ceza dosyası kapsamında eldeki davaya ilişkin olarak herhangi bir tespitin yapılıp yapılmadığı anlaşılamadığından, bu durumda, davacının davaya konu «virman» işleminden haberdar olup olmadığının tespitine yönelik olarak, Ankara 2.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 29.05.2018 tarih, 2015/236 E. ve 2018/376 K. sayılı karar ile davacıya ait hesapların «zimmet» faili tarafından havuz hesabı olarak kullanıldığı, bu kapsamda davacının hesabına «havale» edilen ve hesapta bir süre kaldıktan sonra iade edilen tutarın hangi hukuki ilişki kapsamında davacıya havale edildiğinin davacı tarafça izah edilemediği, davacının kendi hesaplarına yönelik «özen yükümlülüğüne» uymadığı dikkate alınarak hükmolunacak tutardan davalı banka lehine %25 indirim yapılmasının uygun görüldüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 38.005,71 TL «asıl alacak», 108.429,75 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 146.435,46 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Benzer bu kararda… imsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait döviz cinsinden hesapta bulunan paranın davacının talimatı olmaksızın üçüncü şahıslara ait hesaba «virman» edildiği, davacının bu şekilde zarara uğradığı, bir «güven kurumu» olarak davalı bankanın «kusursuz sorumlu» bulunduğu ve ayrıca adam çalıştıran sıfatı ile de sorumlu olduğu gözetildiğinde davalı bankanın çalışanının sahte imzalı talimatla davacıya ait hesapta bulunan parayı virman yoluyla üçüncü şahsın hesabına göndermesi nedeniyle davacının uğradığı zararı 818 sayılı BK'nın 306, 307 ve 372/1 uyarınca karşılaması gerektiği, ancak davacının davaya konu hesapta virman tarihinden sonra 30.10.2001 tarihinde yaptığı işlem ile davaya konu hesaptaki parasının akıbetini işlem sırasında sormuş ve öğrenmiş olması gerektiği, aynı şekilde davacının 22.12.2003 tarihli dilekçesine karşı davalı bankanın verdiği 24.12.2003 tarihli yazı ile de virmandan haberdar olduğu gözönüne alındığında söz konusu tarihten dava tarihine kadar uzun süre sessiz kalan davacının müterafik kusurunun bulunduğu, bu durumda belirlenecek tazminattan davacının «kusuru» oranında indirim yapılması gerektiği, davacı yan her ne kadar dava dilekçesinde talebini USD olarak belirlemiş, «ıslah» dilekçesi ile de talebini TL yönünde ıslah etmiş ise de; 818 sayılı BK'nın 83. maddesinin 3. fıkrası uyarınca seçimlik hakkını USD cinsinden kullandığından, bundan vazgeçerek ıslahla TL istenmesinin uygun görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 14.951,26 TL «asıl alacak», 4.459,78 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 19.411,03 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacak olan 14.951,26 TL'ye dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödedikleri dönemler itibariyle değişen oranlardaki faizin hesaplanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
E.'un «zimmet» suçu nedeniyle tutuklanarak cezaevine gönderildiğini duyan müvekkilinin 09.12.2003 ve 22.12.2003 tarihlerinde bankaya yazılı olarak parasının akıbeti konusunda müracaatta bulunduğunu, 24.12.2003 tarihli banka cevabi yazısında davacı hesabında bulunan 50.605 USD'nin 26.03.2001 tarihinde aynı şubede bulunan başka bir hesaba «virman» yapıldığının ve hesap bakiyesinin sıfır olduğunun bildirildiğini, müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında hesabının boşaltıldığını ileri sürerek eldeki davayı açm …
1-Dava, davalı banka nezdinde bulunan davacıya ait mevduat hesabındaki paraların davacının izni ve bilgisi dışında bir başka kişiye ait hesaba «virman» yolu ile aktarılarak çekildiği iddiası ile tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemi · icazet · eksik inceleme
Benzer bu karardaGerek davalı savunması gerekse mahkeme karar gerekçesinde yer aldığı üzere davacının söz konusu «virman» işleminden haberdar olup olmadığı, bu suretle yapılan işleme «icazet» verip vermediği taraflar arasındaki çekişmenin temelini oluşturmaktadır.
Mahkeme karar gerekçesinde, davacının uzunca bir süre yapılan işlemlere sessiz kaldığı, «virman» işleminin hemen ardından hesabında yaptığı işlem ile durumdan haberdar olduğu, buna rağmen eldeki davayı uzun bir süre geçtikten sonra açtığı gerekçelerine yer verilmişse de dosya içeriğinden de anlaşılacağı üzere, davacının vekili aracılığı ile eldeki davanın açılmasından çok önce savcılığa dilekçe ile başvurduğu ayrıca virman işleminden sonra hesapta yapılan «bankacılık işleminin» davacı tarafından gerçekleştirilmediği yönünde beyanda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar kapsamında davacının davaya konu «virman» işlemine sessiz kaldığı ya da işleme «icazet» verdiği şeklinde bir sonuca ulaşılabilmesi mümkün değildir.
… iller itibari ile davacının yapılan işlemden haberdar olmasının gerekip gerekmediği hususları üzerinde durularak, oluşacak kanaate göre sonuca gidilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve değerlendirme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4743 E. 2020/2153 K.
Ortak:virman · müterafik kusur · zimmet · özen yükümlülüğü · işlemiş faiz · havale · asıl alacak · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 29.05.2018 tarih, 2015/236 E. ve 2018/376 K. sayılı karar ile davacıya ait hesapların «zimmet» faili tarafından havuz hesabı olarak kullanıldığı, bu kapsamda davacının hesabına «havale» edilen ve hesapta bir süre kaldıktan sonra iade edilen tutarın hangi hukuki ilişki kapsamında davacıya havale edildiğinin davacı tarafça izah edilemediği, davacının kendi hesaplarına yönelik «özen yükümlülüğüne» uymadığı dikkate alınarak hükmolunacak tutardan davalı banka lehine %25 indirim yapılmasının uygun görüldüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 38.005,71 TL «asıl alacak», 108.429,75 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 146.435,46 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
… deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak davacıya ait döviz cinsinden hesapta bulunan paranın davacının talimatı olmaksızın üçüncü şahıslara ait hesaba «virman» edildiği, bir «güven kurumu» olarak davalı bankanın «kusursuz sorumlu» bulunduğu ve ayrıca adam çalıştıran sıfatı ile de sorumlu olduğu gözetildiğinde davalı bankanın çalışanının sahte imzalı talimatla davacıya ait hesapta bulunan parayı virman yoluyla üçüncü şahsın hesabına göndermesi nedeniyle davacının uğradığı zararı karşılaması gerektiği, ancak davacının davaya konu hesapta virman tarihinden sonra 30.10.2001 tarihinde yaptığı işlem ile davaya konu hesaptaki parasının akıbetini işlem sırasında sormuş ve öğrenmiş olması gerektiği, aynı şekilde davacının 22.12.2003 tarihli dilekçesine karşı davalı bankanın verdiği 24.12.2003 tarihli yazı ile de virmandan haberdar olduğu gözönüne alındığında söz konusu tarihten dava tarihine kadar uzun süre sessiz kalan davacının müterafik kusurunun bulunduğu, bu durumda belirlenecek tazminattan davacının «kusuru» oranında indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 14.951,26 TL «asıl alacak», 4.459,78 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 19.411,03 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacak olan 14.951,26 TL'ye dava tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödedikleri dönemler itibariyle değişen oranlardaki faizin hesaplanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar taraf vekilleri tarafından temyiz e …
İkinci Bozma Kararı Dairemizin 27.02.2020 tarih, 2018/4743 E. ve 2020/2153 K. sayılı kararı ile davalı banka çalışanı ...'un zincirleme «zimmet» eylemleri sırasında davacıya ait hesapları havuz hesabı olarak kullandığının ceza yargılama dosyası ve sunulan deliller ile sabit olduğu kabul edilmesine rağmen, davacıya ait hesapların zimmet faili tarafından havuz hesabı olarak kullanılması ve bu kapsamda davacının hesabına «havale» edilen ve hesapta bir süre kaldıktan sonra iade edilen tutarın hangi hukuki ilişki kapsamında davacıya havale edildiğinin davacı tarafça izah edilememesi hususunun «müterafik kusur» değil, paranın davacıya ait olmadığının delili olduğu, banka «görevlisi» ...’un yaptığı işlem ile davacının hesabına gönderilen paranın yine ...’un yaptığı işlem ile davacının hesabından gönderildiği nazara alınarak davanın reddi gereki …
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait hesapların «zimmet» faili tarafından havuz hesabı olarak kullanıldığı, bu kapsamda davacının hesabına «havale» edilen ve hesapta bir süre kaldıktan sonra iade edilen tutarın hangi hukuki ilişki kapsamında davacıya havale edildiğinin davacı tarafça izah edilemediği, davacının kendi hesaplarına yönelik «özen yükümlülüğüne» uymadığı dikkate alınarak hükmolunacak tutardan davalı banka lehine %25 indirim yapılmasının uygun görüldüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 38.005,71 TL «asıl alacak», 108.429,75 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 146.435,46 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
… lebine konu paranın aslında davalı bankanın parası olduğundan davacı tarafından talep edilmesinin dinlenemeyecek olduğu nitekim, davacının da hesabına gelen paranın «sebebini» açıklayamadığı, bu olaylar zincirinde mahkemece de, gecelik faiz oranlarının yıllık bazda %7000’ler civarında olduğu Şubat 2000 ayında paranın davacının hesabına aktarılması, burada «nemalanan» paranın ardından yine ...'ın hesabına neması ile birlikte iade edilmesinin davacının hesabının havuz hesabı olarak kullanıldığını ortaya koyan bir durum olduğu, banka çalışanı ...'un zincirleme «zimmet» eylemleri sırasında davacıya ait hesapları havuz hesabı olarak kullandığının ceza yargılama dosyası ve sunulan deliller ile sabit olduğu kabul edilmesine rağmen, davacıya ait hesapların zimmet faili tarafından havuz hesabı olarak kullanılması ve bu kapsamda davacının hesabına «havale» edilen ve hesapta bir süre kaldıktan sonra iade edilen tutarın hangi hukuki ilişki kapsamında davacıya havale edildiğinin davacı tarafça izah edilememesi hususunun «müterafik kusur» değil, paranın davacıya ait olmadığının delili olduğu, banka «görevlisi» ...’un yaptığı işlem ile davacının hesabına gönderilen paranın yine ...’un yaptığı işlem ile davacının hesabından gönderildiği nazara alınarak davanın reddi gereki …
Mahkemece; davacının hesabından sahte «virmanla» yapılan işlemde davalı bankanın sorumlu olduğu, ancak, davacının da işlemler nedeniyle «müterafik kusuru» bulunduğu, bu nedenle davacının %20 müterafik kusuru esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:nemalandırma · bankacılık işlemi · sahtelik · icazet · sahtecilik · şikayet · vekalet ücreti · zamanaşımı
Benzer bu karardaNe var ki, «sahtelik» yapılan işlem davacının İş Bankası hesabından gelen ve davalı ...'na devredilen Etibank A.Ş.'deki hesabından yapılmış olmakla paranın geldiği hesap belli ve banka «görevlisinin» de «sahteciliği» ceza mahkemesi kararı ile de sabit olmakla hesap sahibi davacının müterafik kusurundan söz etmek mümkün değildir.
Dairemizin önceki bozma kararında da davacının sahte «virman» işleminden hemen sonra «şikayette» bulunduğu, virman işlemi sonrasında da hesapta herhangi bir işlem yapmadığına işaret edilerek sessiz kalma ve işlemlere «icazet» verme durumunun söz konusu olmadığı belirlenmiştir.
… lebine konu paranın aslında davalı bankanın parası olduğundan davacı tarafından talep edilmesinin dinlenemeyecek olduğu nitekim, davacının da hesabına gelen paranın «sebebini» açıklayamadığı, bu olaylar zincirinde mahkemece de, gecelik faiz oranlarının yıllık bazda %7000’ler civarında olduğu Şubat 2000 ayında paranın davacının hesabına aktarılması, burada «nemalanan» paranın ardından yine ...'ın hesabına neması ile birlikte iade edilmesinin davacının hesabının havuz hesabı olarak kullanıldığını ortaya koyan bir durum olduğu, banka çalışanı ...'un zincirleme «zimmet» eylemleri sırasında davacıya ait hesapları havuz hesabı olarak kullandığının ceza yargılama dosyası ve sunulan deliller ile sabit olduğu kabul edilmesine rağmen, davacıya ait hesapların zimmet faili tarafından havuz hesabı olarak kullanılması ve bu kapsamda davacının hesabına «havale» edilen ve hesapta bir süre kaldıktan sonra iade edilen tutarın hangi hukuki ilişki kapsamında davacıya havale edildiğinin davacı tarafça izah edilememesi hususunun «müterafik kusur» değil, paranın davacıya ait olmadığının delili olduğu, banka «görevlisi» ...’un yaptığı işlem ile davacının hesabına gönderilen paranın yine ...’un yaptığı işlem ile davacının hesabından gönderildiği nazara alınarak davanın reddi gereki …
… ntte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma «vekalet ücretinin» davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27/02/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verild …
-
İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10170 E. 2011/10438 K.
Ortak:virman
İncelediğiniz kararda… deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak davacıya ait döviz cinsinden hesapta bulunan paranın davacının talimatı olmaksızın üçüncü şahıslara ait hesaba «virman» edildiği, bir «güven kurumu» olarak davalı bankanın «kusursuz sorumlu» bulunduğu ve ayrıca adam çalıştıran sıfatı ile de sorumlu olduğu gözetildiğinde davalı bankanın çalışanının sahte imzalı talimatla davacıya ait hesapta bulunan parayı virman yoluyla üçüncü şahsın hesabına göndermesi nedeniyle davacının uğradığı zararı karşılaması gerektiği, ancak davacının davaya konu hesapta virman tarihinden sonra 30.10.2001 tarihinde yaptığı işlem ile davaya konu hesaptaki parasının akıbetini işlem sırasında sormuş ve öğrenmiş olması gerektiği, aynı şekilde davacının 22.12.2003 tarihli dilekçesine karşı davalı bankanın verdiği 24.12.2003 tarihli yazı ile de virmandan haberdar olduğu gözönüne alındığında söz konusu tarihten dava tarihine kadar uzun süre sessiz kalan davacının müterafik kusurunun bulunduğu, bu durumda belirlenecek tazminattan davacının «kusuru» oranında indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 14.951,26 TL «asıl alacak», 4.459,78 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 19.411,03 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacak olan 14.951,26 TL'ye dava tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli «mevduat hesabına» ödedikleri dönemler itibariyle değişen oranlardaki faizin hesaplanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar taraf vekilleri tarafından temyiz e …
Ceza Dairesinin 19.12.2012 gün ve 2013/54 K. sayılı ilamı ile bozulduğu ve ilgili Dairece davacının eyleminin «zimmete» iştirak suçunu oluşturacağı tespitinin yapıldığı, ancak dosya içinde mevcut, Ceza Mahkemesi gerekçeli kararı, ceza dosyası bilirkişi raporu ve iddianame kapsamında, davacı ve diğer sanıkların yargılandığı ceza davasına konu olan maddi olaylar ile eldeki davanın konusunun aynı olup olmadığı, dava konuları aynı olmasa dahi ceza dosyası kapsamında eldeki davaya ilişkin olarak herhangi bir tespitin yapılıp yapılmadığı anlaşılamadığından, bu durumda, davacının davaya konu «virman» işleminden haberdar olup olmadığının tespitine yönelik olarak, Ankara 2.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı banka nezdinde bulunan davacıya ait mevduat hesabındaki paraların davacının izni ve bilgisi dışında bir başka kişiye ait hesaba «virman» yolu ile aktarılarak çekildiği iddiası ile tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaOysa alacaklı tarafından dosyaya sunulan 27.10.2010 ve 23.11.2010 tarihli hesaptan «virman» yetkisi veren talimatlar ile bu talimatlar sonucu yapılan işlemleri gösteren hesap özetlerinden açıkça «ihtiyati haciz» talep eden tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, dosya kapsamından «muaccel» bulunduğu sabit olan ihtiyati haciz talebine konu alacak mahkeme gerekçesinin aksine yargılamayı da gerektirmemektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:muacceliyet · ihtiyati haciz · kefil · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» talep edenin kredi veren değil «kefil» sıfatında bulunduğu ve kredi alacaklısına ödeme yapıldığına ilişkin belgelerin açıklayıcı olmadığı, iddianın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Oysa alacaklı tarafından dosyaya sunulan 27.10.2010 ve 23.11.2010 tarihli hesaptan «virman» yetkisi veren talimatlar ile bu talimatlar sonucu yapılan işlemleri gösteren hesap özetlerinden açıkça «ihtiyati haciz» talep eden tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, dosya kapsamından «muaccel» bulunduğu sabit olan ihtiyati haciz talebine konu alacak mahkeme gerekçesinin aksine yargılamayı da gerektirmemektedir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Dava, «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1459 E. 2011/12409 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taraf ehliyeti
Benzer bu kararda… an yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada, davaya konu hesabın bulunduğu bankanın Bayındırbank AŞ’ne devredildiği halde davanın TMSF’ye açıldığından pasif dava «ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5003 E. , 2023/4643 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/452 Esas, 2021/707 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredilen Etibank Anafartalar Şubesi'nde mevduat sahibi olduğunu, Etibank'ın Bayındırbank A.Ş. bünyesinde birleştiğini, Bayındırbank A.Ş.'nin unvanının .... olduğunu, davalı çalışanı ...'un zimmet suçu nedeniyle tutuklanarak cezaevine gönderildiğini duyan müvekkilinin 09.12.2003 ve 22.12.2003 tarihlerinde bankaya yazılı olarak parasının akıbeti konusunda müracaatta bulunduğunu, 24.12.2003 tarihli banka cevabi yazısında davacı hesabında bulunan 50.605,00 USD'nin 26.03.2001 tarihinde aynı şubede bulunan başka bir hesaba virman yapıldığının ve hesap bakiyesinin sıfır olduğunun bildirildiğini, müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında hesabının boşaltıldığını, müvekkilinin sözkonusu hesaptaki paranın virman edilmesi ya da ödenmesi yönünde talimatı olmadığını, bankanın çalışanları üzerindeki denetim görevini ifa etmemesi nedeniyle kusurlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.605,00 USD ile sözkonusu miktara dava tarihine kadar işlemiş faizi 9.395,00 USD olmak üzere toplam 60.000,00 USD'nin 26.03.2001 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD cinsinden açılmış, bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesi ile 50.674,28 TL ve dava tarihine kadar işlemiş avans faizi olan 144.541,28 TL toplamı 195.215,63 TL’nin davalıdan tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya ait hesaptan 26.03.2001 tarihinde yapılan virmanın davacının talimatı ve bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğini, bu nedenle davacının alacağının bulunmadığını, davacının 05.01.2004 tarihli dilekçesi ile müvekkili bankaya başvurarak davaya konu hesaba ilişkin dokümanları talep ettiğini, müvekkilinin de 28.01.2004 tarihli cevabi yazısı ile talep edilen dokümanları davacıya verdiğini, davacının dokümanları almasına rağmen hesabında yapılan işlemlere itiraz etmediğini, buna rağmen hesapta işlemin yapıldığı tarihten 5 yıl sonra açılan davanın kabul edilebilir olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 11.09.2012 tarih, 2011/397 E. ve 2012/180 K. sayılı karar ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak davacıya ait döviz cinsinden hesapta bulunan paranın davacının talimatı olmaksızın üçüncü şahıslara ait hesaba virman edildiği, bir güven kurumu olarak davalı bankanın kusursuz sorumlu bulunduğu ve ayrıca adam çalıştıran sıfatı ile de sorumlu olduğu gözetildiğinde davalı bankanın çalışanının sahte imzalı talimatla davacıya ait hesapta bulunan parayı virman yoluyla üçüncü şahsın hesabına göndermesi nedeniyle davacının uğradığı zararı karşılaması gerektiği, ancak davacının davaya konu hesapta virman tarihinden sonra 30.10.2001 tarihinde yaptığı işlem ile davaya konu hesaptaki parasının akıbetini işlem sırasında sormuş ve öğrenmiş olması gerektiği, aynı şekilde davacının 22.12.2003 tarihli dilekçesine karşı davalı bankanın verdiği 24.12.2003 tarihli yazı ile de virmandan haberdar olduğu gözönüne alındığında söz konusu tarihten dava tarihine kadar uzun süre sessiz kalan davacının müterafik kusurunun bulunduğu, bu durumda belirlenecek tazminattan davacının kusuru oranında indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 14.951,26 TL asıl alacak, 4.459,78 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.411,03 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacak olan 14.951,26 TL'ye dava tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödedikleri dönemler itibariyle değişen oranlardaki faizin hesaplanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 04.04.2014 tarih, 2012/17663 E. ve 2014/6685 K. sayılı kararı ile dosya içinde örneği bulunan Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile davacının, davalı çalışanı ... ile birlikte hareket ederek dolandırıcılık suçunu işlediğinden bahisle 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın temyiz edilmekle Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 19.12.2012 gün ve 2013/54 K. sayılı ilamı ile bozulduğu ve ilgili Dairece davacının eyleminin zimmete iştirak suçunu oluşturacağı tespitinin yapıldığı, ancak dosya içinde mevcut, Ceza Mahkemesi gerekçeli kararı, ceza dosyası bilirkişi raporu ve iddianame kapsamında, davacı ve diğer sanıkların yargılandığı ceza davasına konu olan maddi olaylar ile eldeki davanın konusunun aynı olup olmadığı, dava konuları aynı olmasa dahi ceza dosyası kapsamında eldeki davaya ilişkin olarak herhangi bir tespitin yapılıp yapılmadığı anlaşılamadığından, bu durumda, davacının davaya konu virman işleminden haberdar olup olmadığının tespitine yönelik olarak, Ankara 2.
Ağır Ceza Mahkemesinden dosyası getirtilmek suretiyle yapılacak inceleme ve gerekirse alınacak bilirkişi raporu kapsamında, ceza dosyası içeriğinde somut olayla ilgili tespite yer verilip verilmediği, bu konuda bir açıklık bulunmasa dahi ceza dosyası kapsamındaki deliller itibari ile davacının yapılan işlemden haberdar olmasının gerekip gerekmediği hususları üzerinde araştırma yapılması gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 29.05.2018 tarih, 2015/236 E. ve 2018/376 K. sayılı karar ile davacıya ait hesapların zimmet faili tarafından havuz hesabı olarak kullanıldığı, bu kapsamda davacının hesabına havale edilen ve hesapta bir süre kaldıktan sonra iade edilen tutarın hangi hukuki ilişki kapsamında davacıya havale edildiğinin davacı tarafça izah edilemediği, davacının kendi hesaplarına yönelik özen yükümlülüğüne uymadığı dikkate alınarak hükmolunacak tutardan davalı banka lehine %25 indirim yapılmasının uygun görüldüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 38.005,71 TL asıl alacak, 108.429,75 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 146.435,46 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 27.02.2020 tarih, 2018/4743 E. ve 2020/2153 K. sayılı kararı ile davalı banka çalışanı ...'un zincirleme zimmet eylemleri sırasında davacıya ait hesapları havuz hesabı olarak kullandığının ceza yargılama dosyası ve sunulan deliller ile sabit olduğu kabul edilmesine rağmen, davacıya ait hesapların zimmet faili tarafından havuz hesabı olarak kullanılması ve bu kapsamda davacının hesabına havale edilen ve hesapta bir süre kaldıktan sonra iade edilen tutarın hangi hukuki ilişki kapsamında davacıya havale edildiğinin davacı tarafça izah edilememesi hususunun müterafik kusur değil, paranın davacıya ait olmadığının delili olduğu, banka görevlisi ...’un yaptığı işlem ile davacının hesabına gönderilen paranın yine ...’un yaptığı işlem ile davacının hesabından gönderildiği nazara alınarak davanın reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçe ile kısmen kabulünün doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka çalışanı ...'un zincirleme zimmet eylemleri sırasında davacıya ait hesapları havuz hesabı olarak kullandığının ceza yargılama dosyası ve sunulan deliller ile sabit olduğu, davacıya ait hesapların zimmet faili tarafından havuz hesabı olarak kullanıldığı, bu kapsamda davacının hesabına havale edilen ve hesapta bir süre kaldıktan sonra iade edilen tutarın hangi hukuki ilişki kapsamında davacıya havale edildiğinin davacı tarafça izah edilememesi hususunun müterafik kusur değil, paranın davacıya ait olmadığının delili olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk bozma ilamında davacının hesabındaki paranın hukuki dayanağının bozma konusu yapılmadığını, bu suretle davacının hesabındaki davaya konu tutarın hukuki sebebinin/kaynağının işbu davanın haklılığı bakımından sonuca etkili olmadığının tespit edildiğini, hükmün davacının davalı bankadan talepte bulunma hakkının bulunduğuna ilişkin kısmının onanarak kesinleşmek suretiyle davacı lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, davacının hesabında bulunan paranın kaynağının açıklanmasının istenilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ceza dosyasının işbu davadaki uyuşmazlık konusuna ilişkin bir tespit içermediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı banka nezdinde bulunan davacıya ait mevduat hesabındaki paraların davacının izni ve bilgisi dışında bir başka kişiye ait hesaba virman yolu ile aktarılarak çekildiği iddiası ile tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 55 inci, 306 ncı, 307 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 05.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954544700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz