6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak | Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4743 E. 2020/2153 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nemalandırma virman bankacılık işlemi eft muhalefet şerhi sahtelik müterafik kusur zimmet icazet özen yükümlülüğü sahtecilik şikayet cy/cy şerhi işlemiş faiz havale asıl alacak kusur dava sebebi vekalet ücreti avans faizi zamanaşımı i̇i̇k 72/son görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: İİK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait hesapların zimmet faili tarafından havuz hesabı olarak kullanıldığı, bu kapsamda davacının hesabına havale edilen ve hesapta bir süre kaldıktan sonra iade edilen tutarın hangi hukuki ilişki kapsamında davacıya havale edildiğinin davacı tarafça izah edilemediği, davacının kendi hesaplarına yönelik özen yükümlülüğüne uymadığı dikkate alınarak hükmolunacak tutardan davalı banka lehine %25 indirim yapılmasının uygun görüldüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 38.005,71 TL asıl alacak, 108.429,75 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 146.435,46 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava, davalı banka nezdinde bulunan davacıya ait mevduat hesabındaki paranın davacının izni ve bilgisi dışında bir başka kişiye ait hesaba virman yolu ile aktarılarak çekildiği iddiası ile tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Ancak, somut olayda, davacının İş Bankası GOP-Ankara Şubesindeki hesabından, Etibank ... Şubesi nezdindeki 369380-351 nolu hesabına 08.12.2000 tarihinde 40 milyar (eTL) gönderildiği, bu hesapta repo yapıldığı, vadeli hesaplar tanımlandığı ve paranın zaman zaman vadeli hesaplarda değerlendirildiği, faiz geliri olarak toplam 11.027.393.316 (eTL) gelir elde edildiği, en son 26.03.2001 tarihli talimat ile 50.676.278.252 (eTL) tutarındaki bakiyenin 49.694.012.648 (eTL)'lik kısmı ile 50.605 USD alınarak davacıya ait 1070-369380 nolu döviz hesabına aktarıldığı, aynı talimat ile tutarın dava dışı...-...- ...'a ait 169602-351 nolu USD hesabına virman yapıldığı, virman yapılan 169602-351 nolu hesabın ortak hesap olarak 25.01.1999 tarihinde açıldığı, 07.11.2000 tarihinde münferit imzaya yetkili B....'ın yazılı talimatına istinaden 39 milyar (eTL)'nin davacının İş Bankası GOP şubesindeki hesabına EFT yapıldığı, ...'ın müşterek hesabından davacının İş Bankası GOP Şubesi hesabına gönderilen 39 milyar (eTL) EFT tutarının, davacının Etibank ... Şubesindeki hesabına 08.12.2000 tarihinde gönderilen 40 milyar (eTL)'nin kaynağını oluşturduğu, EFT ve virman işlemlerinde de davalı banka görevlisi ...'un onayının bulunduğu tespit edilmiştir.

Her ne kadar Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/158 Esas- 2014/379 K. sayılı dosyasında işbu dava konusu hesap ve işlemlerle ilgili olarak bir değerlendirme yapılmamış ise de, banka çalışanı olan ...’un, davacının hesabını, yaptığı işlemlerin gizlenmesi için havuz hesabı olarak kullandığı ve esasen davacının da zimmet mahsulü parayı kendisine ait olduğu zannıyla hesaptan çekmiş olması nedeniyle cezadan kurtulduğu ancak ceza mahkemesince yapılan maddi vakıa tespitinin ...’un, davacının hesaplarını havuz hesabı olarak, zimmetine geçirdiği parayı gizlemek amacıyla kullanması olup, davacının bu davaya konu hesabının da yine ...’un zimmetine geçirdiği parayı gizlemek amacıyla kullandığı havuz hesabı biçiminde olduğu anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, davacının talebine konu paranın aslında davalı bankanın parası olduğundan davacı tarafından talep edilmesinin dinlenemeyecek olduğu nitekim, davacının da hesabına gelen paranın sebebini açıklayamadığı, bu olaylar zincirinde mahkemece de, gecelik faiz oranlarının yıllık bazda %7000’ler civarında olduğu Şubat 2000 ayında paranın davacının hesabına aktarılması, burada nemalanan paranın ardından yine ...'ın hesabına neması ile birlikte iade edilmesinin davacının hesabının havuz hesabı olarak kullanıldığını ortaya koyan bir durum olduğu, banka çalışanı ...'un zincirleme zimmet eylemleri sırasında davacıya ait hesapları havuz hesabı olarak kullandığının ceza yargılama dosyası ve sunulan deliller ile sabit olduğu kabul edilmesine rağmen, davacıya ait hesapların zimmet faili tarafından havuz hesabı olarak kullanılması ve bu kapsamda davacının hesabına havale edilen ve hesapta bir süre kaldıktan sonra iade edilen tutarın hangi hukuki ilişki kapsamında davacıya havale edildiğinin davacı tarafça izah edilememesi hususunun müterafik kusur değil, paranın davacıya ait olmadığının delili olduğu, banka görevlisi ...’un yaptığı işlem ile davacının hesabına gönderilen paranın yine ...’un yaptığı işlem ile davacının hesabından gönderildiği nazara alınarak davanın reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçe ile kısmen kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

2- Kabule göre de, davalı bankanın harçtan muaf olduğu değerlendirilmeksizin hüküm altına alınan miktara ilişkin olarak davalı aleyhine yargılama harcına hükmedilmesi dahi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27/02/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dava bankacılık işlemine dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece; davacının hesabından sahte virmanla yapılan işlemde davalı bankanın sorumlu olduğu, ancak, davacının da işlemler nedeniyle müterafik kusuru bulunduğu, bu nedenle davacının %20 müterafik kusuru esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Daire çoğunluğu, davacının, hesabına aktarılan paranın gerçek hak sahibi olmadığı, banka görevlisi tarafından havuz hesap olarak kullanıldığı ve davacının talebinin reddi gerektiğine işaretle karar bozulmuştur.

Ne var ki, sahtelik yapılan işlem davacının İş Bankası hesabından gelen ve davalı ...'na devredilen Etibank A.Ş.'deki hesabından yapılmış olmakla paranın geldiği hesap belli ve banka görevlisinin de sahteciliği ceza mahkemesi kararı ile de sabit olmakla hesap sahibi davacının müterafik kusurundan söz etmek mümkün değildir.

Ceza Mahkemesinde davacının da yargılanmasına konu edilen hesaplar eldeki davanın konusunu oluşturan hesaplardan değildir. Bu nedenle ceza mahkemesinin maddi vakıa olarak belirlediği hususlar eldeki dava açısından değerlendirmeye esas alınamaz.

Öte yandan; davacının İş Bankası A.Ş.'deki hesabına gelen dava konusu paranın Etibank A.Ş.'deki dava dışı Orhan'ın hesabından virman yolu ile gelmiş olması da davacının İş Bankası A.Ş.'deki hesabının fiktif olarak oluşturulmuş bir hesap olduğu sonucunu doğurmaz. Zira Etibank A.Ş.'de hesap sahibi olarak görünen Orhan'ın 2003 yılından bu yana ne davacıdan ne de davalıdan herhangi bir talebi olmamıştır. O halde; Orhan hesabından davacı hesabına gelen paranın hukuki nedeninin bu davada araştırılmasına/ değerlendirilmesine gerek yoktur.

Eldeki davanın konusuna Etibank A.Ş.'deki davacı hesabından yapılan usulsüz işlem oluşturduğundan önceki hesaplarla ilgili olarak paranın kaynağının tartışılması ve bu tartışmada eldeki dava konusu hesapla ilgili olmayan ceza mahkemesi kararının da bozma gerekçesi yapılması somut olay adaleti ilkesine da aykırıdır.

Dairemizin önceki bozma kararında da davacının sahte virman işleminden hemen sonra şikayette bulunduğu, virman işlemi sonrasında da hesapta herhangi bir işlem yapmadığına işaret edilerek sessiz kalma ve işlemlere icazet verme durumunun söz konusu olmadığı belirlenmiştir.

O halde davacının İş Bankası A.Ş.'deki hesabından gelen paranın yine davacıya ait davalı bankadaki hesabına alınmasından sonra banka görevlisinin sahteciliği ile başka bir hesaba aktarılması sonucunda oluşan davacı zararından davalı bankanın sorumlu olduğu yönündeki mahkeme gerekçesi doğrudur.

Ancak; mahkemenin davacının müterafik kusuruna gerekçe gösterdiği husus Dairemizin bozması kapsamında kusur olarak değerlendirilmemiştir. Banka müşterisinin hesabında uzun süre işlem yapılmaması olsa olsa zamanaşımı açısından değerlendirilebilecek bir husus olmasına rağmen, mahkemece bozma sonrasında bu hususu müterafik kusur gerekçesi olarak gösterilmesi doğru olmamıştır.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5003 E. 2023/4643 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10170 E. 2011/10438 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2018/4743 E.  ,  2020/2153 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 29/05/2018 tarih ve 2015/236-2018/376 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 25.02.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin TMSF'ye devredilen Etibank ... Şubesi'nde mevduat sahibi olduğunu, Etibank'ın Bayındırbank A.Ş. bünyesinde birleştiğini, Bayındırbank A.Ş'nin unvanının .... olduğunu, davalı çalışanı ...'un zimmet suçu nedeniyle tutuklanarak cezaevine gönderildiğini duyan müvekkilinin 09.12.2003 ve 22.12.2003 tarihlerinde bankaya yazılı olarak parasının akıbeti konusunda müracaatta bulunduğunu, 24.12.2003 tarihli banka cevabi yazısında davacı hesabında bulunan 50.605 USD'nin 26.03.2001 tarihinde aynı şubede bulunan başka bir hesaba virman yapıldığının ve hesap bakiyesinin sıfır olduğunun bildirildiğini, müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında hesabının boşaltıldığını, müvekkilinin sözkonusu hesaptaki paranın virman edilmesi ya da ödenmesi yönünde talimatı olmadığını,bankanın çalışanları üzerindeki denetim görevini ifa etmemesi nedeniyle kusurlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.605 USD ile sözkonusu miktara dava tarihine kadar işlemiş faizi 9.395 USD olmak üzere toplam 60.000 USD'nin 26.03.2001 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD cinsinden açılmış, bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TCMB Efektif Satış Kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesi ile 50.674,28 TL ve dava tarihine kadar işlemiş avans faizi olan 144.541,28 TL toplamı 195.215,63 TL’nin davalıdan tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davacı yana ait hesaptan 26.03.2001 tarihinde yapılan virmanın davacının talimatı ve bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğini, bu nedenle davacının alacağının bulunmadığını, davacının 05.01.2004 tarihli dilekçesi ile müvekkili bankaya başvurarak davaya konu hesaba ilişkin dokümanları talep ettiğini, müvekkilinin de 28.01.2004 tarihli ./..

cevabi yazısı ile talep edilen dokümanları davacıya verdiğini, davacının dokümanları almasına rağmen hesabında yapılan işlemlere itiraz etmediğini, buna rağmen hesapta işlemin yapıldığı tarihten 5 yıl sonra açılan davanın kabul edilebilir olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait hesapların zimmet faili tarafından havuz hesabı olarak kullanıldığı, bu kapsamda davacının hesabına havale edilen ve hesapta bir süre kaldıktan sonra iade edilen tutarın hangi hukuki ilişki kapsamında davacıya havale edildiğinin davacı tarafça izah edilemediği, davacının kendi hesaplarına yönelik özen yükümlülüğüne uymadığı dikkate alınarak hükmolunacak tutardan davalı banka lehine %25 indirim yapılmasının uygun görüldüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 38.005,71 TL asıl alacak, 108.429,75 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 146.435,46 TL'nin davalıdan tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava, davalı banka nezdinde bulunan davacıya ait mevduat hesabındaki paranın davacının izni ve bilgisi dışında bir başka kişiye ait hesaba virman yolu ile aktarılarak çekildiği iddiası ile tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Ancak, somut olayda, davacının İş Bankası GOP-Ankara Şubesindeki hesabından, Etibank ... Şubesi nezdindeki 369380-351 nolu hesabına 08.12.2000 tarihinde 40 milyar (eTL) gönderildiği, bu hesapta repo yapıldığı, vadeli hesaplar tanımlandığı ve paranın zaman zaman vadeli hesaplarda değerlendirildiği, faiz geliri olarak toplam 11.027.393.316 (eTL) gelir elde edildiği, en son 26.03.2001 tarihli talimat ile 50.676.278.252 (eTL) tutarındaki bakiyenin 49.694.012.648 (eTL)'lik kısmı ile 50.605 USD alınarak davacıya ait 1070-369380 nolu döviz hesabına aktarıldığı, aynı talimat ile tutarın dava dışı...-...- ...'a ait 169602-351 nolu USD hesabına virman yapıldığı, virman yapılan 169602-351 nolu hesabın ortak hesap olarak 25.01.1999 tarihinde açıldığı, 07.11.2000 tarihinde münferit imzaya yetkili B....'ın yazılı talimatına istinaden 39 milyar (eTL)'nin davacının İş Bankası GOP şubesindeki hesabına EFT yapıldığı, ...'ın müşterek hesabından davacının İş Bankası GOP Şubesi hesabına gönderilen 39 milyar (eTL) EFT tutarının, davacının Etibank ...

Şubesindeki hesabına 08.12.2000 tarihinde gönderilen 40 milyar (eTL)'nin kaynağını oluşturduğu, EFT ve virman işlemlerinde de davalı banka görevlisi ...'un onayının bulunduğu tespit edilmiştir.

Her ne kadar Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/158 Esas- 2014/379 K. sayılı dosyasında işbu dava konusu hesap ve işlemlerle ilgili olarak bir değerlendirme yapılmamış ise de, banka çalışanı olan ...’un, davacının hesabını, yaptığı işlemlerin gizlenmesi için havuz hesabı olarak kullandığı ve esasen davacının da zimmet mahsulü parayı kendisine ait olduğu zannıyla hesaptan çekmiş olması nedeniyle cezadan kurtulduğu ancak ceza mahkemesince yapılan maddi vakıa tespitinin ...’un, davacının hesaplarını havuz hesabı olarak, zimmetine geçirdiği parayı gizlemek amacıyla kullanması olup, davacının bu davaya konu hesabının da yine ...’un zimmetine geçirdiği parayı gizlemek amacıyla kullandığı havuz hesabı biçiminde olduğu anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, davacının talebine konu paranın aslında davalı bankanın parası olduğundan davacı tarafından talep edilmesinin dinlenemeyecek olduğu nitekim, davacının da hesabına gelen paranın sebebini açıklayamadığı, bu olaylar zincirinde mahkemece de, gecelik faiz oranlarının yıllık bazda %7000’ler civarında olduğu Şubat 2000 ayında paranın davacının hesabına aktarılması, burada nemalanan paranın ardından yine ...'ın hesabına neması ile birlikte iade edilmesinin davacının hesabının havuz hesabı olarak kullanıldığını ortaya koyan bir durum olduğu, banka çalışanı ...'un zincirleme zimmet eylemleri sırasında davacıya ait hesapları havuz hesabı olarak kullandığının ceza yargılama dosyası ve sunulan deliller ile sabit olduğu kabul edilmesine rağmen, davacıya ait hesapların zimmet faili tarafından havuz hesabı olarak kullanılması ve bu kapsamda davacının hesabına havale edilen ve hesapta bir süre kaldıktan sonra iade edilen tutarın hangi hukuki ilişki kapsamında davacıya havale edildiğinin davacı tarafça izah edilememesi hususunun müterafik kusur değil, paranın davacıya ait olmadığının delili olduğu, banka görevlisi ...’un yaptığı işlem ile davacının hesabına gönderilen paranın yine ...’un yaptığı işlem ile davacının hesabından gönderildiği nazara alınarak davanın reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçe ile kısmen kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

2- Kabule göre de, davalı bankanın harçtan muaf olduğu değerlendirilmeksizin hüküm altına alınan miktara ilişkin olarak davalı aleyhine yargılama harcına hükmedilmesi dahi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27/02/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dava bankacılık işlemine dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece; davacının hesabından sahte virmanla yapılan işlemde davalı bankanın sorumlu olduğu, ancak, davacının da işlemler nedeniyle müterafik kusuru bulunduğu, bu nedenle davacının %20 müterafik kusuru esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Daire çoğunluğu, davacının, hesabına aktarılan paranın gerçek hak sahibi olmadığı, banka görevlisi tarafından havuz hesap olarak kullanıldığı ve davacının talebinin reddi gerektiğine işaretle karar bozulmuştur.

Ne var ki, sahtelik yapılan işlem davacının İş Bankası hesabından gelen ve davalı ...'na devredilen Etibank A.Ş.'deki hesabından yapılmış olmakla paranın geldiği hesap belli ve banka görevlisinin de sahteciliği ceza mahkemesi kararı ile de sabit olmakla hesap sahibi davacının müterafik kusurundan söz etmek mümkün değildir.

Ceza Mahkemesinde davacının da yargılanmasına konu edilen hesaplar eldeki davanın konusunu oluşturan hesaplardan değildir. Bu nedenle ceza mahkemesinin maddi vakıa olarak belirlediği hususlar eldeki dava açısından değerlendirmeye esas alınamaz.

Öte yandan; davacının İş Bankası A.Ş.'deki hesabına gelen dava konusu paranın Etibank A.Ş.'deki dava dışı Orhan'ın hesabından virman yolu ile gelmiş olması da davacının İş Bankası A.Ş.'deki hesabının fiktif olarak oluşturulmuş bir hesap olduğu sonucunu doğurmaz. Zira Etibank A.Ş.'de hesap sahibi olarak görünen Orhan'ın 2003 yılından bu yana ne davacıdan ne de davalıdan herhangi bir talebi olmamıştır. O halde; Orhan hesabından davacı hesabına gelen paranın hukuki nedeninin bu davada araştırılmasına/ değerlendirilmesine gerek yoktur.

Eldeki davanın konusuna Etibank A.Ş.'deki davacı hesabından yapılan usulsüz işlem oluşturduğundan önceki hesaplarla ilgili olarak paranın kaynağının tartışılması ve bu tartışmada eldeki dava konusu hesapla ilgili olmayan ceza mahkemesi kararının da bozma gerekçesi yapılması somut olay adaleti ilkesine da aykırıdır.

Dairemizin önceki bozma kararında da davacının sahte virman işleminden hemen sonra şikayette bulunduğu, virman işlemi sonrasında da hesapta herhangi bir işlem yapmadığına işaret edilerek sessiz kalma ve işlemlere icazet verme durumunun söz konusu olmadığı belirlenmiştir.

O halde davacının İş Bankası A.Ş.'deki hesabından gelen paranın yine davacıya ait davalı bankadaki hesabına alınmasından sonra banka görevlisinin sahteciliği ile başka bir hesaba aktarılması sonucunda oluşan davacı zararından davalı bankanın sorumlu olduğu yönündeki mahkeme gerekçesi doğrudur.

Ancak; mahkemenin davacının müterafik kusuruna gerekçe gösterdiği husus Dairemizin bozması kapsamında kusur olarak değerlendirilmemiştir. Banka müşterisinin hesabında uzun süre işlem yapılmaması olsa olsa zamanaşımı açısından değerlendirilebilecek bir husus olmasına rağmen, mahkemece bozma sonrasında bu hususu müterafik kusur gerekçesi olarak gösterilmesi doğru olmamıştır.

Sonuç olarak yerel mahkemenin hesaptaki paranın davacıya aidiyeti yönündeki kararı doğru, ancak müterafik kusur gerekçesi yerinde olmadığından kararın davacı yararına bozulması gerekir iken aksi yöndeki gerekçeyle davalı banka yararına bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587395000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.