İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1661 E. 2023/5362 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf başvurusunun usulden reddi↗ kefalet tarihi↗ usulden ret↗ kefalet limiti↗ aldatma (hile)↗ kefalet sözleşmesi↗ icra inkâr tazminatı↗ muacceliyet↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ kötü niyet↗ usulden reddi↗ geçersizlik↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yükleten (shipper)↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2015/224 E., 2019/288 K.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan ve usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı Concept Masters Gıda ve Turizm İşletmeciliği A.Ş. arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine istinaden şirkete kredi kullandırıldığı, davalının bu sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, kredilerin geri ödemelerinin süresi içinde yapılmaması üzerine hesabın kat edildiğini ve ödeme yapılmayınca da icra takibi yapıldığını, davalının haksız olarak borca, faize ve fer'ilerine itiraz ettiğini ileri sürerek İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün 2014/5454 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesinin talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı Concept Masters Gıda ve Turizm İşletmeciliği A.Ş. arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine istinaden şirkete kredi kullandırıldığı, davalının bu sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, kredilerin geri ödemelerinin süresi içinde yapılmaması üzerine hesabın kat edildiğini ve ödeme yapılmayınca da icra takibi yapıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün 2014/10567 E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesinin talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kredi kullanan şirketin ortaklarından olduğunu ve ortaklık esnasında da yurtdışında çalışmalarına devam ettiği, 2013 yılı içinde şirketin mali durumunun bozulmaya başladığının kendisinden gizlendiğini, bankanın aldatması sonucu yetkililerin talebi doğrultusunda kefalet tarihinin 17.04.2013 olarak atıldığını, oysa bu tarihte zaten yurt dışında bulunduğunu, sözleşmenin geçersiz olduğunu, zira müvekkilinin kefil olduğu gün kredinin zaten muaccel olduğunu, bunun kendisinden gizlendiğini savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; kefaletinin geçersiz olduğunu, icra takibinin haksız olduğunu savunarak davanın reddinin istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalının kefaletinin geçerli olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının 100.703,86 TL asıl alacak olmak üzere toplam 101.557,78 TL üzerinden iptaline, alacağın %20' si oranında, 20.311,55 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili ile asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece birleşen davanın reddine karar verilmesinin haksız olduğunu, kefilin kefalet limiti dahilinde borçtan sorumlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davaya yönelik kararın istinaf edildiğini, genel kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla imzası bulunsa da kefaletinin geçerli olmadığını, dava konusu kefaletnameyi imzalaması için müvekkiline yanıltıcı bilgi ve beyanlarda bulunulduğunu, şirketin mali durumu saklanarak müvekkilinin büyük bir borcun altına itildiğini ve yönlendirildiğini, sözleşmenin geriye dönük tarihli olarak imzalatılmasının davacı bankanın kötü niyetini gösterdiğini, asıl davada müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini gerektirir koşulların oluşmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf edilen birleşen davanın dava değerinin 1.135,44 TL olduğu, karar tarihi itibariyle birleşen dava yönünden verilen kararın kesin nitelikte bulunması nedeniyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 ve 352 inci maddeleri gereğince usulden reddine karar verildiği, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde; davalı kefilin asıl borçlu şirketin ortağı olduğu, davalının kefalet sözleşmesine kendi el yazısı ile ad-soyad, kefil olunan azami miktar ve kefalet tarihini yazıp imzaladığı ve böylelikle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583 ve 584 üncü maddeleri uyarınca şekil itibariyle kanunun öngördüğü şekilde kefalet sözleşmesinin yapılıp imzalandığı, davalının kefalet sözleşmesini banka görevlilerinin aldatması nedeniyle imzalandığını iddiasını ispatlayamadığı, davalının kefalet sözleşmesini imzaladığı tarihte geçmişe yönelik imza attığını bildiği ve kefalet tarihini de bizzat kendisinin el yazısı ile yazdığı, davalı kefilin kefalet sözleşmesine geçmişe yönelik imza atmak suretiyle sakatlayan eksikliği baştan itibaren bildiği ve iradesinin sakatlandığını ispat edemediği, mahkeme kararının isabetli olduğu, talep edilen alacak likit ve davanın kabul edilen kısmı ile ilgili davalı tarafça yapılan itiraz haksız olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen dosyada davalının asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen dosyada davacının birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davanın kabulüne yönelik kararın temyiz edildiğini, müvekkilinin hukuken geçerli bir kefaletinin bulunmadığını, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinin haksız olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada genel kredi sözleşmesine dayanarak yapılan icra takiplerine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/6523 E. 2010/2358 K.
Ortak:görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… n dosyada davacı vekili tarafından istinaf edilen birleşen davanın dava değerinin 1.135,44 TL olduğu, karar tarihi itibariyle birleşen dava yönünden verilen kararın «kesin» nitelikte bulunması nedeniyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 ve 352 inci maddeleri gereğince «usulden reddine» karar verildiği, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde; davalı «kefilin» asıl borçlu şirketin ortağı olduğu, davalının «kefalet sözleşmesine» kendi el yazısı ile ad-soyad, kefil olunan azami miktar ve «kefalet tarihini» yazıp imzaladığı ve böylelikle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583 ve 584 üncü maddeleri uyarınca şekil itibariyle kanunun öngördüğü şekilde kefalet sözleşmesinin yapılıp imzalandığı, davalının kefalet sözleşmesini banka «görevlilerinin» aldatması nedeniyle imzalandığını iddiasını ispatlayamadığı, davalının kefalet sözleşmesini imzaladığı tarihte geçmişe yönelik imza attığını bildiği ve kefalet tarihini de bizzat kendisinin el yazısı ile yazdığı, davalı kefilin kefalet sözleşmesine geçmişe yönelik imza atmak suretiyle sakatlayan eksikliği baştan itibaren bildiği ve iradesinin sakatlandığını ispat edemediği, mahkeme kararının isabetli olduğu, talep edilen alacak likit ve davanın kabul edilen kısmı ile ilgili davalı tarafça yapılan itiraz haksız olduğundan davacı lehine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen dosyada davalının asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen dosyada davacının birleşen davaya yönelik «istinaf başvurusunun usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaO halde, mahkemece davacının TPE nezdinde yaptığı marka tescil başvurusunun sonucu beklenerek, başvurunun kesinleşip kesinleşmediği, TPE YİDK kararına karşı 556 sayılı KHK'nin 53. maddesi uyarınca «görevli» ve yetkili mahkemede dava açılıp açılmadığı hususları belirlendikten sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu · ihtar · iltibas
Benzer bu karardaDavacının işbu dava tarihinden önce «uyuşmazlık konusu» işaretin marka olarak tescili için TPE'ne başvuruya karşı davalı adına tescilli markalarla «iltibas» oluşturduğu gerekçesiyle itiraz edildiğine göre, söz konusu başvuru sonucunun beklenilmesi gerekir.
Dava tarihinden önce davacının 22.05.2006 tarihinde yaptığı marka başvurusu işlemleri devam ederken davalının 12.09.2006 tarihli «ihtarı» üzerine 26.09.2006'da işbu dava açılmıştır.
Davalı tarafça «uyuşmazlık konusu» ibarenin davacı adına marka olarak tescil başvurusuna TPE Markalar Dairesi nezdinde yaptıkları itirazın reddedildiğini, bu karara karşı da itiraz ettikleri ifade edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/392 E. 2022/2708 K.
Ortak:asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalının «kefaletinin» geçerli olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının 100.703,86 TL «asıl alacak» olmak üzere toplam 101.557,78 TL üzerinden iptaline, alacağın %20' si oranında, 20.311,55 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davaya yönelik kararın istinaf edildiğini, «genel kredi sözleşmesinde» «kefil» sıfatıyla imzası bulunsa da «kefaletinin» geçerli olmadığını, dava konusu kefaletnameyi imzalaması için müvekkiline yanıltıcı bilgi ve beyanlarda bulunulduğunu, şirketin mali durumu saklanarak müvekkilinin büyük bir borcun altına itildiğini ve yönlendirildiğini, sözleşmenin geriye dönük tarihli olarak imzalatılmasının davacı bankanın «kötü niyetini» gösterdiğini, asıl davada müvekkili aleyhine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesini gerektirir koşulların oluşmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… n dosyada davacı vekili tarafından istinaf edilen birleşen davanın dava değerinin 1.135,44 TL olduğu, karar tarihi itibariyle birleşen dava yönünden verilen kararın «kesin» nitelikte bulunması nedeniyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 ve 352 inci maddeleri gereğince «usulden reddine» karar verildiği, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde; davalı «kefilin» asıl borçlu şirketin ortağı olduğu, davalının «kefalet sözleşmesine» kendi el yazısı ile ad-soyad, kefil olunan azami miktar ve «kefalet tarihini» yazıp imzaladığı ve böylelikle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583 ve 584 üncü maddeleri uyarınca şekil itibariyle kanunun öngördüğü şekilde kefalet sözleşmesinin yapılıp imzalandığı, davalının kefalet sözleşmesini banka «görevlilerinin» aldatması nedeniyle imzalandığını iddiasını ispatlayamadığı, davalının kefalet sözleşmesini imzaladığı tarihte geçmişe yönelik imza attığını bildiği ve kefalet tarihini de bizzat kendisinin el yazısı ile yazdığı, davalı kefilin kefalet sözleşmesine geçmişe yönelik imza atmak suretiyle sakatlayan eksikliği baştan itibaren bildiği ve iradesinin sakatlandığını ispat edemediği, mahkeme kararının isabetli olduğu, talep edilen alacak likit ve davanın kabul edilen kısmı ile ilgili davalı tarafça yapılan itiraz haksız olduğundan davacı lehine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen dosyada davalının asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen dosyada davacının birleşen davaya yönelik «istinaf başvurusunun usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… apılan yargılamada bozma ilamının sadece inkâr tazminatına yönelik olduğundan ve davanın esası yönünden verilen kararın kesinleşmiş olmakla bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın esası yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, «asıl alacak» miktarının %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiş olup karar davacı vekilinin temyizi ile Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… apılan yargılamada bozma ilamının sadece inkâr tazminatına yönelik olduğundan ve davanın esası yönünden verilen kararın kesinleşmiş olmakla bu hususta yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın esası yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, «asıl alacak» miktarının %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiş olup karar davacı vekilinin temyizi ile Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1661 E. , 2023/5362 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2673 Esas, 2021/1821 Karar
HÜKÜM
Esastan ve usulden ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/224 E., 2019/288 K.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan ve usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı Concept Masters Gıda ve Turizm İşletmeciliği A.Ş. arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine istinaden şirkete kredi kullandırıldığı, davalının bu sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, kredilerin geri ödemelerinin süresi içinde yapılmaması üzerine hesabın kat edildiğini ve ödeme yapılmayınca da icra takibi yapıldığını, davalının haksız olarak borca, faize ve fer'ilerine itiraz ettiğini ileri sürerek İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün 2014/5454 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesinin talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı Concept Masters Gıda ve Turizm İşletmeciliği A.Ş. arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine istinaden şirkete kredi kullandırıldığı, davalının bu sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, kredilerin geri ödemelerinin süresi içinde yapılmaması üzerine hesabın kat edildiğini ve ödeme yapılmayınca da icra takibi yapıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün 2014/10567 E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesinin talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kredi kullanan şirketin ortaklarından olduğunu ve ortaklık esnasında da yurtdışında çalışmalarına devam ettiği, 2013 yılı içinde şirketin mali durumunun bozulmaya başladığının kendisinden gizlendiğini, bankanın aldatması sonucu yetkililerin talebi doğrultusunda kefalet tarihinin 17.04.2013 olarak atıldığını, oysa bu tarihte zaten yurt dışında bulunduğunu, sözleşmenin geçersiz olduğunu, zira müvekkilinin kefil olduğu gün kredinin zaten muaccel olduğunu, bunun kendisinden gizlendiğini savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; kefaletinin geçersiz olduğunu, icra takibinin haksız olduğunu savunarak davanın reddinin istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalının kefaletinin geçerli olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının 100.703,86 TL asıl alacak olmak üzere toplam 101.557,78 TL üzerinden iptaline, alacağın %20' si oranında, 20.311,55 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili ile asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece birleşen davanın reddine karar verilmesinin haksız olduğunu, kefilin kefalet limiti dahilinde borçtan sorumlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davaya yönelik kararın istinaf edildiğini, genel kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla imzası bulunsa da kefaletinin geçerli olmadığını, dava konusu kefaletnameyi imzalaması için müvekkiline yanıltıcı bilgi ve beyanlarda bulunulduğunu, şirketin mali durumu saklanarak müvekkilinin büyük bir borcun altına itildiğini ve yönlendirildiğini, sözleşmenin geriye dönük tarihli olarak imzalatılmasının davacı bankanın kötü niyetini gösterdiğini, asıl davada müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini gerektirir koşulların oluşmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf edilen birleşen davanın dava değerinin 1.135,44 TL olduğu, karar tarihi itibariyle birleşen dava yönünden verilen kararın kesin nitelikte bulunması nedeniyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 ve 352 inci maddeleri gereğince usulden reddine karar verildiği, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde; davalı kefilin asıl borçlu şirketin ortağı olduğu, davalının kefalet sözleşmesine kendi el yazısı ile ad-soyad, kefil olunan azami miktar ve kefalet tarihini yazıp imzaladığı ve böylelikle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583 ve 584 üncü maddeleri uyarınca şekil itibariyle kanunun öngördüğü şekilde kefalet sözleşmesinin yapılıp imzalandığı, davalının kefalet sözleşmesini banka görevlilerinin aldatması nedeniyle imzalandığını iddiasını ispatlayamadığı, davalının kefalet sözleşmesini imzaladığı tarihte geçmişe yönelik imza attığını bildiği ve kefalet tarihini de bizzat kendisinin el yazısı ile yazdığı, davalı kefilin kefalet sözleşmesine geçmişe yönelik imza atmak suretiyle sakatlayan eksikliği baştan itibaren bildiği ve iradesinin sakatlandığını ispat edemediği, mahkeme kararının isabetli olduğu, talep edilen alacak likit ve davanın kabul edilen kısmı ile ilgili davalı tarafça yapılan itiraz haksız olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen dosyada davalının asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen dosyada davacının birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davanın kabulüne yönelik kararın temyiz edildiğini, müvekkilinin hukuken geçerli bir kefaletinin bulunmadığını, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinin haksız olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada genel kredi sözleşmesine dayanarak yapılan icra takiplerine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954512400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz