Markaya Tecavüzün Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/71 E. 2023/4474 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı↗ hükmün açıklanmasının geri bırakılması↗ eksik araştırma↗ erişimin engellenmesi↗ yoksun kalınan kâr↗ hakkaniyet↗ derdestlik↗ oy yasağı↗ marka hakkına tecavüz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ havale↗ ortalama tüketici↗ ıslah↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ ilan↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/15 E., 2019/124 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, marka hükümsüzlüğü ve maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2002 yılından beri Zirve Vinç işletmesi unvanı ile ve yine uzun yıllardır da Kayseri Platform unvanı ile iş makinaları kiralama işi yaptığını, uzun yıllardır kullandığı "Kayseriplatform +şekil" ibareli markasını 08.02.2012 tarihinde başvurarak tescil ettirdiğini, 2012/12567 numaralı markanın kapsamında 37 nci sınıf hizmetlerin bulunduğunu, "Kayseriplatform" ibareli marka altında Türkiye çapında kiralama hizmetini yapma konularında tek yetkili olduğunu, davalının ise 2013 yılında müvekkili ile aynı iş kolu olan vinç ve platform kiralama faaliyetine başladığını, müvekkiline ait "Kayseriplatform" markasını kötü niyetli olarak kullanıp hazır müşteri kitlesine ulaşma çabasına girdiğini, 2013 yılının Ocak ayında müvekkili tarafından sözlü olarak uyarıda bulunulduğunu, davalının bu uyarılara rağmen kullanımlarına devam ettiğini, bu nedenle davalı hakkında ceza davası açıldığını, davalının, müvekkiline ait markayı haksız olarak kullandığını ve haksız kazanç elde ettiğini, dava konusu davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek davalının dava konusu fiillerinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, davalı internet sitelerine erişimin engellenmesine ve bu sitelerin kapatılmasına, yoksun kalınan kazancının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca tespiti ile 17.03.2013 tarihinden itibaren 1.000,00 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalıya ait "kayseri zirveplatform-vinç", "konyaplatform", "zirve erciyes platform", "zirve vinç" markalarının hükümsüzlüklerine ve sicilden terkinine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 24.12.2018 havale tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 15.663,50 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili 17.02.2017 havale tarihli beyan dilekçesinde; müvekkilinin 2008 yılında iş makinesi kiralama işini yapmaya başladığını ve 2009 yılından itibaren de iş makinelerinin üzerine "Kayseri Platform" ibaresini marka olarak yazdığını, 2010 yılında "www.kayseriplatform.com" adlı internet sitesini kurduğunu, müvekkilinin aynı ibareli marka tescillerinin de olduğunu, davacının 2002 yılından itibaren "Kayseri Platform" ibaresini kullandığına dair bir delil sunmadığını, davacının markasının hükümsüzlüğü için açılan davanın derdest olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalıya ait 2013/38811, 2014/95983, 2013/12562, 2013/14412 numarası ile tescilli markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep ettiği, davacının, kötü niyet gerekçesine dayandığı, davacı tarafından davalı adına olan 2013/38811 ve 2013/12562 no ile tescilli markaların hükümsüzlüğü talebinde bulunulmuş ise de, bu markalar tescil edilmeyerek hükümden düştüğünden söz konusu markaların hükümsüzlüğü talebinin yerinde olmadığı, 2013/14412 ve 2014/95983 markalar yönünden ise kötü niyet iddiasının ispat edilemediği, davacı adına 2012/12567 sayı ile tescilli markanın Kayseriplatform biçiminde olmasına karşılık davalı kullanımının "KAYSERİ PLATFORM" biçiminde olduğu, davacı adına tescilli marka ile davalı kullanımı arasında ayniyet bulunduğu, bu bağlamda karıştırılma ihtimali açısından gerekli olan markaların benzerliği koşulunun gerçekleştiği, ayrıca davalının "KAYSERİ PLATFORM" markasını üzerinde kullandığı platform kiralama hizmetinin de davacı markasının kapsamında aynen yer aldığı, markaların ve markalar üzerinde kullanılacağı hizmetlerin aynılığı hususları bir arada dikkate alındığında, davalı kullanımının davacı markası ile platform kiralama hizmetlerinin ortalalama tüketicileri nezdinde karıştırılma ihtimali yaratmasının kaçınılmaz olduğu, bu nedenle davalının "KAYSERİ PLATFORM" markası kullanımının davacı adına 2012/12567 sayı ile tescilli markadan doğan haklara tecavüz teşkil ettiği, davacı tarafın toplamda 13.944,96 TL maddi tazminat talep edebileceği, davalının "http://kayseriplatform-kiralama. blogspot.com.tr" adresindeki kullanımının engellenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının "KAYSERİ PLATFORM" markası kullanımının davacı adına 2012/12567 sayı ile tescilli "KAYSERİ PLATFORM" ibareli markadan doğan haklara tecavüz ettiğinin tespitine ve bu tecavüzün önlenmesine, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğü talebinin reddine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 13.944,96 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının" http://kayseriplatform -kiralama.blogspot.com.tr" adresindeki kullanımının engellenmesine, diğer internet sitelerinin engellenmesi yönündeki talebin reddine, hükmün ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2008 yılından beri iş makinesi kiralama işini yaptığını, 2009 yılından beri de iş makinelerinin üzerine "KAYSERİ PLATFORM" markasını yazmaya başladığını, 2010 yılında ise "www.kayseri platform.com" adı altında internet sitesini kurarak reklam ve tanıtım yapmayı amaçladığını, davacının marka tescilinden iki yıl önce müvekkilinin söz konusu ibareyi kullandığını, İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma yapıldığını, müvekkilinin resmi kurumlara yaptığı işlerin bu kurumlara müzekkere yazılarak tespit edilebileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait "www.kayseriplatform.com" adlı internet sitesinin 03.08.2010 tarihinde oluşturulduğu, bu tarihten itibaren sitenin fiilen faaliyete geçtiği, 2010 ve 2011 yıllarında söz konusu internet sitesinde, "Kayseri Platform" ibaresinin, iş makinelerinin kiralanması hizmetleri üzerinde kullanıldığı, internet sitesindeki davalı kullanımlarının, davacının bu davaya konu ettiği ve fuar merkezindeki davalı kullanımları ile aynı olduğu, davacı tarafından, davalı eylemlerinin haksız rekabet de teşkil ettiği belirtilerek "Kayseri Platform" ibaresinin marka tescilinden önce de kullanıldığı ileri sürülmüş ise de davacı delilleri arasında bu iddiayı destekleyen bir delil bulunmadığı, 17.05.2017 tarihli duruşmada dinlenen ve davacı çalışanı olan ...'nın dahi davacının 2013 yılında "Kayseri Platform" isimli iş yerini kurduğu, işe girdiği 2009 yılında "Kayseri Platform" markasının kullanılmadığı, bir kaç yıl sonra bu markanın kullanılmaya başlandığı yönündeki beyanı gözetildiğinde, davacının bu iddiasına itibar edilmediği, davacının 2012/12567 sayılı markasının başvuru tarihi olan 08.02.2012 tarihi itibariyle 37 nci sınıftaki iş makinelerinin kiralanması hizmetleri yönünden "Kayseri Platform" ibaresi üzerinde hak sahibi olduğu, davalının ise aynı hizmetlerde bu ibareyi 2010 yılından beri kullandığının kabul edildiği, bu davanın davalısı tarafından davacıya karşı 2012/12567 sayılı markanın hükümsüzlüğü için dava açıldığı, davada 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına da dayanıldığı, bu gerekçeye dayalı davanın da reddedildiği ve kesinleştiğinin anlaşıldığı, bu davadaki uyuşmazlığın, eldeki davanın davalısı olan ...'in, "Kayseri Platform" ibaresi üzerinde 37 nci sınıf hizmetler yönünden, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası anlamında hak sahibi olup olmadığına ilişkin olduğu, anılan madde kapsamında hak sahibi olabilmek için tescilsiz markanın, öncelikle markasal biçimde kullanılması ve bu kullanımın yerelden daha geniş coğrafyada ve ciddi surette olması, ayrıca markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandıracak nitelikte bulunması gerektiği, eldeki davanın davalısı ...'in bu kapsamda bir kullanımının olmadığı, ancak, tescilli marka sahibinin, tescilli markasına tecavüz istemiyle açtığı bir davada, markayı daha önceden tescilsiz biçimde kullanan kişinin markasal kullanımının, belirtilen nitelikte olmasının aranmadığı, diğer bir deyişle, tescilsiz bir markayı öncelikli olarak kullanan kişiye, bu markayı sonradan tescil ettiren kişinin karşı çıkması mümkün olmadığı, bu durumda önceki tescilsiz marka kullanımının, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bir kullanım olması da gerekmediği, davalı hakkında açılan ceza davasında, davalının cezalandırılmasına karar verilmiş ise de anılan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ortada hukuk hakimini bağlayacak kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı da bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı, davaya süresi içerisinde cevap vermediği, savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı gereğince istinaf aşamasında ileri sürdüğü iddialar dinleneyeceği, Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu iddialar dikkate alınmış hatta bununla sınırlı kalmayarak davalının iddiaları konusundaki delillerinin toplandığı, tescilsiz marka sahibinin önceye dayalı kullanımı olduğu iddiasının her şartta kabulü maddi külfetler de getiren marka tescilini anlamsız kılacağı ve tescilsiz marka sahiplerinin 556 sayılı KHK’nın tescilli marka sahipleri için öngördüğü 10 yıllık koruma süresini de aşan şekilde koruma altında olacağı, Bölge Adliye Mahkemesi kararında "gerçek hak sahipleri yasal süreler içerisinde sonraki tarihli marka başvurusuna itiraz etmemiş veya hükümsüzlük davası açmamış olsalar bile markayı tescil ettiren kişiler, gerçek hak sahiplerinin önceye dayalı kullanımına karşı çıkamazlar." denildiği, ancak davalı müvekkil aleyhine hükümsüzlük davası açtığı, söz konusu davası reddedildiğini ve kesinleştiğini dolayısıyla davalının bu gerekçe ile gerçek hak sahibi olduğundan bahsedileyeceğini, hükümsüzlük davasında önceye dayalı kullanıma ilişkin olarak internet sitesi delil olarak gösterildiğini, Mahkemece söz konusu sitede kiralama hizmetine ilişkin önceye dayalı kullanım iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi davanın reddedildiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin tam aksine kullanım iddiasını kabul ederek bu davanın reddedilmesi açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı tarafın 2013 yılında tescil edilen markasını 7 ve 39 uncu sınıflar dahilinde olduğunu, internet sitesinde belirtilen faaliyetleri de bu sınıflar kapsadığını, davacı adına 37 nci sınıfa dahilinde kullanılmadığını, müvekkilin dava konusu markayı 2010 yılından önce kullandığı tanık beyanlarıyla ispatlandığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi tazminat ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11719 E. 2012/10436 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusuz kalması · hukuki menfaat · şirketin ihyası · ihya · ek tasfiye
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı kurumun dava açmakta «hukuki menfaatinin» olduğu, davalı «şirketin ihyası» yönünde dava açılarak şirketin ihyasının sağlanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına karar verilmiştir.
Dava «tasfiye» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, mahkemece şirketin ihyasına karar verilmiştir.
Ancak «ihya» istemi Kayseri 1.
Anılan «davanın konusuz kalması» nedeniyle bir karar verilmesine yer olmaksızın sonuçlandığı anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/71 E. , 2023/4474 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1220 Esas, 2021/1056 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/15 E., 2019/124 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, marka hükümsüzlüğü ve maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2002 yılından beri Zirve Vinç işletmesi unvanı ile ve yine uzun yıllardır da Kayseri Platform unvanı ile iş makinaları kiralama işi yaptığını, uzun yıllardır kullandığı "Kayseriplatform +şekil" ibareli markasını 08.02.2012 tarihinde başvurarak tescil ettirdiğini, 2012/12567 numaralı markanın kapsamında 37 nci sınıf hizmetlerin bulunduğunu, "Kayseriplatform" ibareli marka altında Türkiye çapında kiralama hizmetini yapma konularında tek yetkili olduğunu, davalının ise 2013 yılında müvekkili ile aynı iş kolu olan vinç ve platform kiralama faaliyetine başladığını, müvekkiline ait "Kayseriplatform" markasını kötü niyetli olarak kullanıp hazır müşteri kitlesine ulaşma çabasına girdiğini, 2013 yılının Ocak ayında müvekkili tarafından sözlü olarak uyarıda bulunulduğunu, davalının bu uyarılara rağmen kullanımlarına devam ettiğini, bu nedenle davalı hakkında ceza davası açıldığını, davalının, müvekkiline ait markayı haksız olarak kullandığını ve haksız kazanç elde ettiğini, dava konusu davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek davalının dava konusu fiillerinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, davalı internet sitelerine erişimin engellenmesine ve bu sitelerin kapatılmasına, yoksun kalınan kazancının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca tespiti ile 17.03.2013 tarihinden itibaren 1.000,00 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalıya ait "kayseri zirveplatform-vinç", "konyaplatform", "zirve erciyes platform", "zirve vinç" markalarının hükümsüzlüklerine ve sicilden terkinine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 24.12.2018 havale tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 15.663,50 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili 17.02.2017 havale tarihli beyan dilekçesinde; müvekkilinin 2008 yılında iş makinesi kiralama işini yapmaya başladığını ve 2009 yılından itibaren de iş makinelerinin üzerine "Kayseri Platform" ibaresini marka olarak yazdığını, 2010 yılında "www.kayseriplatform.com" adlı internet sitesini kurduğunu, müvekkilinin aynı ibareli marka tescillerinin de olduğunu, davacının 2002 yılından itibaren "Kayseri Platform" ibaresini kullandığına dair bir delil sunmadığını, davacının markasının hükümsüzlüğü için açılan davanın derdest olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalıya ait 2013/38811, 2014/95983, 2013/12562, 2013/14412 numarası ile tescilli markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep ettiği, davacının, kötü niyet gerekçesine dayandığı, davacı tarafından davalı adına olan 2013/38811 ve 2013/12562 no ile tescilli markaların hükümsüzlüğü talebinde bulunulmuş ise de, bu markalar tescil edilmeyerek hükümden düştüğünden söz konusu markaların hükümsüzlüğü talebinin yerinde olmadığı, 2013/14412 ve 2014/95983 markalar yönünden ise kötü niyet iddiasının ispat edilemediği, davacı adına 2012/12567 sayı ile tescilli markanın Kayseriplatform biçiminde olmasına karşılık davalı kullanımının "KAYSERİ PLATFORM" biçiminde olduğu, davacı adına tescilli marka ile davalı kullanımı arasında ayniyet bulunduğu, bu bağlamda karıştırılma ihtimali açısından gerekli olan markaların benzerliği koşulunun gerçekleştiği, ayrıca davalının "KAYSERİ PLATFORM" markasını üzerinde kullandığı platform kiralama hizmetinin de davacı markasının kapsamında aynen yer aldığı, markaların ve markalar üzerinde kullanılacağı hizmetlerin aynılığı hususları bir arada dikkate alındığında, davalı kullanımının davacı markası ile platform kiralama hizmetlerinin ortalalama tüketicileri nezdinde karıştırılma ihtimali yaratmasının kaçınılmaz olduğu, bu nedenle davalının "KAYSERİ PLATFORM" markası kullanımının davacı adına 2012/12567 sayı ile tescilli markadan doğan haklara tecavüz teşkil ettiği, davacı tarafın toplamda 13.944,96 TL maddi tazminat talep edebileceği, davalının "http://kayseriplatform-kiralama.
blogspot.com.tr" adresindeki kullanımının engellenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının "KAYSERİ PLATFORM" markası kullanımının davacı adına 2012/12567 sayı ile tescilli "KAYSERİ PLATFORM" ibareli markadan doğan haklara tecavüz ettiğinin tespitine ve bu tecavüzün önlenmesine, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğü talebinin reddine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 13.944,96 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının" http://kayseriplatform -kiralama.blogspot.com.tr" adresindeki kullanımının engellenmesine, diğer internet sitelerinin engellenmesi yönündeki talebin reddine, hükmün ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2008 yılından beri iş makinesi kiralama işini yaptığını, 2009 yılından beri de iş makinelerinin üzerine "KAYSERİ PLATFORM" markasını yazmaya başladığını, 2010 yılında ise "www.kayseri platform.com" adı altında internet sitesini kurarak reklam ve tanıtım yapmayı amaçladığını, davacının marka tescilinden iki yıl önce müvekkilinin söz konusu ibareyi kullandığını, İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma yapıldığını, müvekkilinin resmi kurumlara yaptığı işlerin bu kurumlara müzekkere yazılarak tespit edilebileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait "www.kayseriplatform.com" adlı internet sitesinin 03.08.2010 tarihinde oluşturulduğu, bu tarihten itibaren sitenin fiilen faaliyete geçtiği, 2010 ve 2011 yıllarında söz konusu internet sitesinde, "Kayseri Platform" ibaresinin, iş makinelerinin kiralanması hizmetleri üzerinde kullanıldığı, internet sitesindeki davalı kullanımlarının, davacının bu davaya konu ettiği ve fuar merkezindeki davalı kullanımları ile aynı olduğu, davacı tarafından, davalı eylemlerinin haksız rekabet de teşkil ettiği belirtilerek "Kayseri Platform" ibaresinin marka tescilinden önce de kullanıldığı ileri sürülmüş ise de davacı delilleri arasında bu iddiayı destekleyen bir delil bulunmadığı, 17.05.2017 tarihli duruşmada dinlenen ve davacı çalışanı olan ...'nın dahi davacının 2013 yılında "Kayseri Platform" isimli iş yerini kurduğu, işe girdiği 2009 yılında "Kayseri Platform" markasının kullanılmadığı, bir kaç yıl sonra bu markanın kullanılmaya başlandığı yönündeki beyanı gözetildiğinde, davacının bu iddiasına itibar edilmediği, davacının 2012/12567 sayılı markasının başvuru tarihi olan 08.02.2012 tarihi itibariyle 37 nci sınıftaki iş makinelerinin kiralanması hizmetleri yönünden "Kayseri Platform" ibaresi üzerinde hak sahibi olduğu, davalının ise aynı hizmetlerde bu ibareyi 2010 yılından beri kullandığının kabul edildiği, bu davanın davalısı tarafından davacıya karşı 2012/12567 sayılı markanın hükümsüzlüğü için dava açıldığı, davada 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına da dayanıldığı, bu gerekçeye dayalı davanın da reddedildiği ve kesinleştiğinin anlaşıldığı, bu davadaki uyuşmazlığın, eldeki davanın davalısı olan ...'in, "Kayseri Platform" ibaresi üzerinde 37 nci sınıf hizmetler yönünden, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası anlamında hak sahibi olup olmadığına ilişkin olduğu, anılan madde kapsamında hak sahibi olabilmek için tescilsiz markanın, öncelikle markasal biçimde kullanılması ve bu kullanımın yerelden daha geniş coğrafyada ve ciddi surette olması, ayrıca markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandıracak nitelikte bulunması gerektiği, eldeki davanın davalısı ...'in bu kapsamda bir kullanımının olmadığı, ancak, tescilli marka sahibinin, tescilli markasına tecavüz istemiyle açtığı bir davada, markayı daha önceden tescilsiz biçimde kullanan kişinin markasal kullanımının, belirtilen nitelikte olmasının aranmadığı, diğer bir deyişle, tescilsiz bir markayı öncelikli olarak kullanan kişiye, bu markayı sonradan tescil ettiren kişinin karşı çıkması mümkün olmadığı, bu durumda önceki tescilsiz marka kullanımının, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bir kullanım olması da gerekmediği, davalı hakkında açılan ceza davasında, davalının cezalandırılmasına karar verilmiş ise de anılan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ortada hukuk hakimini bağlayacak kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı da bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı, davaya süresi içerisinde cevap vermediği, savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı gereğince istinaf aşamasında ileri sürdüğü iddialar dinleneyeceği, Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu iddialar dikkate alınmış hatta bununla sınırlı kalmayarak davalının iddiaları konusundaki delillerinin toplandığı, tescilsiz marka sahibinin önceye dayalı kullanımı olduğu iddiasının her şartta kabulü maddi külfetler de getiren marka tescilini anlamsız kılacağı ve tescilsiz marka sahiplerinin 556 sayılı KHK’nın tescilli marka sahipleri için öngördüğü 10 yıllık koruma süresini de aşan şekilde koruma altında olacağı, Bölge Adliye Mahkemesi kararında "gerçek hak sahipleri yasal süreler içerisinde sonraki tarihli marka başvurusuna itiraz etmemiş veya hükümsüzlük davası açmamış olsalar bile markayı tescil ettiren kişiler, gerçek hak sahiplerinin önceye dayalı kullanımına karşı çıkamazlar." denildiği, ancak davalı müvekkil aleyhine hükümsüzlük davası açtığı, söz konusu davası reddedildiğini ve kesinleştiğini dolayısıyla davalının bu gerekçe ile gerçek hak sahibi olduğundan bahsedileyeceğini, hükümsüzlük davasında önceye dayalı kullanıma ilişkin olarak internet sitesi delil olarak gösterildiğini, Mahkemece söz konusu sitede kiralama hizmetine ilişkin önceye dayalı kullanım iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi davanın reddedildiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin tam aksine kullanım iddiasını kabul ederek bu davanın reddedilmesi açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı tarafın 2013 yılında tescil edilen markasını 7 ve 39 uncu sınıflar dahilinde olduğunu, internet sitesinde belirtilen faaliyetleri de bu sınıflar kapsadığını, davacı adına 37 nci sınıfa dahilinde kullanılmadığını, müvekkilin dava konusu markayı 2010 yılından önce kullandığı tanık beyanlarıyla ispatlandığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi tazminat ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954480700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz