Marka hakkına tecavüzün giderilmesi | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1031 E. 2023/3613 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tekel hakkı↗ kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗ takipsizlik kararı↗ temerrüt tarihi↗ vekâlet ücreti↗ münhasırlık↗ hakkaniyet↗ derdestlik↗ marka hakkına tecavüz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihtar↗ maddi ve manevi tazminat↗ ıslah↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ dava sebebi↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ temerrüt↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/398 E., 2019/486 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün giderilmesi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. .Duruşma için belirlenen 06.06.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Tercih Eğitim Yayıncılık Ltd. Şti. adına tescil edilen "Tercih" ibareli markayı 2016 yılı Ocak ayında devraldığını, davalı şirketin, "Tercih" ibaresini taşıyan eğitim kurumlarını işlettiğini, diğer davalıların da bu şirketin ya da okulun yönetici ve imzaya yetkili şahısları olduğunu, davalıların bahsi geçen kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalıların ihlal teşkil eden kullanımları ile aynı ve benzer ibareli marka başvurularının reddine karar verildiğini, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturma sonucu takipsizlik kararı verildiğini, bu nedenle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yaptıklarını, davalıların ihtar edilmesine rağmen kullanımlarına devam ettiklerini ileri sürerek davalıların 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye (556 sayılı KHK) aykırı hareketleri sonucu oluşan ve tecavüz nitelikteki durumun giderilmesini, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ve 40.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 14.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 83.333,00 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin sektöründe İstanbul’un en kaliteli eğitim kurumlarından biri olduğunu, yıllardır sürdürdükleri faaliyetlerinin açılan bu dava ile sekteye uğradığını, telafisi mümkün olmayan zararlarla karşı karşıya kaldıklarını, davacı yanın “Tercih” ibaresiyle alakalı her türlü hakkın adeta kendilerine ait olduğunu savunduğunu, hâlbuki kurum kayıtlarında dahi 200’den fazla “tercih” ibaresi geçen marka bulunduğunu, müvekkilinin kullanımlarını “özel tercih koleji” markasına dayandırdığını, müvekkili markası ile davacı yanın sahibi olduğu markalar arasında herhangi bir illiyetin söz konusu olmadığını, dava dilekçesinde de belirttiği üzere davacı yanın dava konusu “TM Tercih şekil” ibareli markayı 2016 yılında devraldığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalıların , davacının "Tercih" ibareli markasının esas ve ayırt edici sözcük unsurunu içerecek şekildeki “Özel Tercih İlkokul”, “Özel Tercih Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi”, “Özel Tercih Ortaokulu” vb mahiyetteki tüm kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu, davalı tarafın kullanımları dayandırdığı 2012/62122 sayılı marka başvurusunun tescil edilmediği, 556 sayılı KHK 66 ncı maddesinin ikinci fıkrası (c) bendi uyarınca davacının talep edebileceği tazminat tutarının 83.333,00 TL bulunduğu, 10.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyet uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıların 556 KHK'ya aykırı hareketleri sonucu oluşan ve tecavüz nitelikteki durumun giderilmesine, 83.333,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükmedilen manevi tazminatın yetersiz bulunduğunu, zira davalıların 2010 yılından bu yana hukuka aykırı eylemlerini en az 5 ayrı eğitim kurumunda kullandıklarını, müvekkilinin itibarının zedelendiğini, okulların müvekkili ile ilgisi olmadığını açıklamak zorunda kaldıklarını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının manevi tazminat yönünden kaldırılarak manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının markayı 2016 tarihinde devraldığını, davacının hiçbir şekilde kullanmadığı ancak tehdit amaçlı devir aldığı markaya dayanarak aleyhlerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, yapılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, bu kararda açıkça belirtildiği üzere müvekkilin tabelasında ve gerekli yerlerde kullanılmakta olan ”Özel Tercih Koleji” markası üzerinde davacının herhangi bir hak sahibi olmadığını, bahse konu markanın müvekkili tarafından uzun yıllardan bu yana kullanıldığını, davacının kullanılmayan markayı müvekkillerinden haksız yararlanmak maksadıyla devraldığını, mahkemece talimat yolu ile alınan bilirkişi raporunda da davaya konu kullanımların davacının markası ile iltibas oluşturmadığının bildirildiğini, davacının davadaki dayanak markasının kullanılmadığı iddiasıyla açtıkları davanın derdest olduğunu, tarafların faaliyet gösterdiği yerlerin de farklı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markası ile davalıların kullanımları arasındaki benzerliğin, "TERCİH" ibaresinin kullanılmasından kaynaklandığı, iltibas tehlikesi değerlendirilirken marka işaretleri arasındaki benzerlik yanında, bu işaretlerin ayırt edicilik güçlerinin de dikkate alınması gerektiği, amaç, tercih ve yöntem belirten "TERCİH" ibaresinin 41. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği bulunmayan, tanımlayıcı bir ibare olduğu ve kimsenin tekeline bırakılamayacağı gözetildiğinde, bir bütün olarak davalıların kullanımları ile davacı markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı, 41. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği bulunmayan "TERCİH" ibaresinin davacı markasında ve davalıların dava konusu edilen kullanımlarında ortak olarak yer almasının, bir bütün olarak davacı markası ve davalıların kullanımları değerlendirildiğinde tek başına iltibasa yol açmadığı, davalıların kullanımları ile davacı markasındaki diğer unsurların işaretleri birbirinden farklılaştırdığı, davacı markası ile iltibas teşkil etmeyen dava konusu kullanımların davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının markasının tescilli olduğunu, korunması gerektiğini, davalının kullanımının davacı markasına tecavüz oluşturduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün giderilmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK’nın 61 inci maddesi
3. Değerlendirme
556 sayılı KHK’da belirtildiği üzere markayı kullanma hakkı münhasıran sahibine aittir. Tescil edilmiş markaya hangi hallerde tecavüz edilmiş sayılacağı 556 sayılı KHK’nın 61 inci maddesinde hükme bağlanmıştır. Markadan doğan tekel hakkına tecavüzden söz edilebilmesi için markanın üzerinde kullanıldığı mal ve hizmetlerin benzer olması gerekmekte, ayrıca taraf markalarının benzer olmaları ve ilgili tüketici kesimi nezdinde markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta tarafların her ikisi de eğitim öğretim sektöründe faaliyet göstermektedir. Davacı yanın “TM TERCİH” şeklinde tescilli markası bulunduğu, davalılar kullanımlarının “Özel Tercih İlkokul”, “Özel Tercih Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi”, “Özel Tercih Ortaokulu”, “Özel Tercih Akşam Lisesi” ve “Özel Tercih Anadolu Lisesi” şeklinde olduğu, bu kullanımlarda ön plana çıkan ve markasal nitelikte olan tek unsurun “TERCİH” ibaresi olduğu, “TERCİH” markasının ilgili hizmetlerde ayırt edici olduğu görülmektedir. Taraf markalarının sahip oldukları ayırt edici sözcük unsurunun, her iki markada da ortak ve baskın konumda olan “TERCİH” ibaresi oluğu, anılan ibarenin ilgili tüketici nezdinde iltibasa neden olabilecek düzeyde benzer olduğu, tüketicilerin, davalılar eğitim kurumlarının, davacı yana ait tescilli marka altında işletilen kurumlar olduğu yanılgısına düşebileceği, tüketici bu iki markanın farklı kaynaklara ait olduğunu anlasa dahi aralarında mutlak surette idari bir bağ kuracağı, davalı yan kullanımlarının lisansa ya da izne dayalı olduğunu zannedebileceği, bunun neticesinde ise davalıların, davacı yanın tescilli markasının sağladığı imkânlardan haksız bir şekilde menfaat elde edeceği, davalılar kullanımlarının, tescilli bir hakka ya da kullanım iznine de dayanmadığı, sonuç olarak davalıların bu şekildeki bir kullanımının, davacı markasından doğan haklarını ihlal ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının markasına tecavüz bulunduğu kabul edilerek maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden bir değerlendirme yapılması gerekirken amaç, tercih ve yöntem belirten "TERCİH" ibaresinin 41. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği bulunmayan, tanımlayıcı bir ibare olduğu ve kimsenin tekeline bırakılamayacağı belirtilerek davacı markası ve davalıların kullanımları değerlendirildiğinde tek başına iltibasa yol açmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7534 E. 2016/1953 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · iltibas
İncelediğiniz karardaŞti. adına tescil edilen "Tercih" ibareli markayı 2016 yılı Ocak ayında devraldığını, davalı şirketin, "Tercih" ibaresini «taşıyan» eğitim kurumlarını işlettiğini, diğer davalıların da bu şirketin ya da okulun yönetici ve imzaya yetkili şahısları olduğunu, davalıların bahsi geçen kullanımlarının müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunu, davalıların ihlal teşkil eden kullanımları ile aynı ve benzer ibareli marka başvurularının reddine karar verildiğini, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturma sonucu «takipsizlik» kararı verildiğini, bu nedenle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yaptıklarını, davalıların «ihtar» edilmesine rağmen kullanımlarına devam ettiklerini ileri sürerek davalıların 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye (556 sayılı KHK) aykırı hareketleri sonucu oluşan ve tecavüz nitelikteki durumun giderilmesini, şimdilik 1.000,00 TL «maddi tazminat» ve 40.000,00 TL manevi tazminatın «temerrüt tarihi» olan 14.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 83.333,00 TL olarak «ıslah» etmiştir.
… surunu içerecek şekildeki “Özel Tercih İlkokul”, “Özel Tercih Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi”, “Özel Tercih Ortaokulu” vb mahiyetteki tüm kullanımlarının davacının «marka hakkına tecavüz» niteliğinde olduğu, davalı tarafın kullanımları dayandırdığı 2012/62122 sayılı marka başvurusunun tescil edilmediği, 556 sayılı KHK 66 ncı maddesinin ikinci fıkrası (c) bendi uyarınca davacının talep edebileceği tazminat tutarının 83.333,00 TL bulunduğu, 10.000,00 TL manevi tazminatın «hakkaniyet» uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıların 556 KHK'ya aykırı hareketleri sonucu oluşan ve tecavüz nitelikteki durumun giderilmesine, 83.333,00 …
… madığı ancak tehdit amaçlı devir aldığı markaya dayanarak aleyhlerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, yapılan soruşturma neticesinde «kovuşturmaya yer olmadığına» karar verildiğini, bu kararda açıkça belirtildiği üzere müvekkilin tabelasında ve gerekli yerlerde kullanılmakta olan ”Özel Tercih Koleji” markası üzerinde davacının herhangi bir hak sahibi olmadığını, bahse konu markanın müvekkili tarafından uzun yıllardan bu yana kullanıldığını, davacının kullanılmayan markayı müvekkillerinden haksız yararlanmak maksadıyla devraldığını, mahkemece talimat yolu ile alınan bilirkişi raporunda da davaya konu kullanımların davacının markası ile «iltibas» oluşturmadığının bildirildiğini, davacının davadaki dayanak markasının kullanılmadığı iddiasıyla açtıkları davanın «derdest» olduğunu, tarafların faaliyet gösterdiği yerlerin de farklı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaKoleji" ibareleri ile bilinmekte olduğu, davalı kullanımının «iltibasa» yol açabileceği gerekçesi ile davanın kabulü ile davalının sahip olduğu ve işlettiği okullarında okul adı, okul tabelası, ticari belgeler, tanıtımlarında, evraklarında "..." sözcüğünü kullanmasının davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğundan durdurulmasına, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · infaz · ticaret unvanı · uyuşmazlık konusu · ilan
Benzer bu kararda2- Ancak mahkemece, «uyuşmazlık konusu» ''...'' ibaresinin aynı zamanda davalının tescilli «ticaret unvanının» bir parçası olduğu hususu dikkate alınmaksızın, 6102 sayılı TTK'nın 39. maddesi kapsamında tescilli ticaret unvanının kullanım hakkını engelleyecek biçimde, bu ibarenin ticari belge ve evraklar üzerinde kullanımının önlenmesine şeklinde «infazda tereddüt» oluşturacak nitelikte hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Koleji" ibareleri ile bilinmekte olduğu, davalı kullanımının «iltibasa» yol açabileceği gerekçesi ile davanın kabulü ile davalının sahip olduğu ve işlettiği okullarında okul adı, okul tabelası, ticari belgeler, tanıtımlarında, evraklarında "..." sözcüğünü kullanmasının davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğundan durdurulmasına, hükmün «ilanına» karar verilmiştir.
-
Markaya tecavüzün tespiti | Markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8868 E. 2023/3103 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · kaldırma ve yeniden hüküm · ayırt edicilik · dava sebebi · iltibas
İncelediğiniz kararda… karıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markası ile davalıların kullanımları arasındaki benzerliğin, "TERCİH" ibaresinin kullanılmasından kaynaklandığı, «iltibas» tehlikesi değerlendirilirken marka işaretleri arasındaki benzerlik yanında, bu işaretlerin «ayırt edicilik» güçlerinin de dikkate alınması gerektiği, amaç, tercih ve yöntem belirten "TERCİH" ibaresinin 41. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği bulunmayan, tanımlayıcı …
… maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden bir değerlendirme yapılması gerekirken amaç, tercih ve yöntem belirten "TERCİH" ibaresinin 41. sınıf hizmetler yönünden «ayırt ediciliği» bulunmayan, tanımlayıcı bir ibare olduğu ve kimsenin tekeline bırakılamayacağı belirtilerek davacı markası ve davalıların kullanımları değerlendirildiğinde tek başına «iltibasa» yol açmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… a devam eden markalar olduğu, bu markalarda "Ege" unsuru, diğer unsurlara göre logonun merkezinde yer aldığı , "Ege" ibaresinin coğrafi bir ibare olduğu, tek başına «ayırt edicilik» kazanması oldukça güç olduğu, mal ve hizmetin niteliği yanında yer bildiren bir yan unsur olmasının mümkün olduğu, bunun yanında kullanımla ana unsur haline getirilmesi de reklam, tanıtım eylemleri ile mümkün olduğu, davacının "Ege Lisesi", "Ege Koleji", "Ege Okulları" gibi kullanımları kanıtladığı, dolayısıyla 3 üncü kişilerin "Ege Lisesi" veya "Ege Koleji" gibi kullanımlarının karıştırmaya neden olacağı, ilk bakışta davalının kullanımı bu mahiyette olduğu, ancak davalının kullanımında "Ege" unsuru vurgulanmadığı ve logo ile birleşik belli belirsiz yazılı olduğu, öte yandan bu kullanım davalı tarafından marka başvurusuna konu edildiği ve markanın Türk Patent ve Marka Kurumunda 23.01.2018'de tescillendiği sunulan kayıttan anlaşıldığı, başvuru tarihi 12.01.2017 olan markanın davalı tarafa hak sağladığı , davanın ise, bu başvurudan 7 ay sonra açıldığı, dava tarihi itibariyle davalı tarafın henüz bir başvuruya dayalı fiili kullanımı bulunduğu, davalı başvurusuna ilişkin mutlak red incelemesi sonunda "Ege" yan unsuruna rağmen yayın yapıldığı ve bir itiraz gelmediğinden tescilin 23.01.2018 tarihinde gerçekleştiği, davalının "Alsancak" ibaresini öne çıkaran marka kullanımına ilişkin tescil de haklı bir savunma sağladığı, bununla birlikte, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 155 inci maddesi, marka sahibinin kendi hakkından önceki başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açtığı tecavüz davasında, sahip olduğu tescili savunma «sebebi» olarak ileri süremeyeceğini öngördüğü, buna göre, davalı "Ege" unsuru açısından kendisinden önceki hak sahibi davacıya karşı marka tescilini savunma sebebi yapamayacağı, ancak davalı "Ege" ibaresini markasında yan unsur mahiyetinde kullandığı, "Ege" ibaresi markanın logosunda üst kısımda yer almakta "Alsancak Koleji" ibaresi ise alt kısımda yer aldığı, logo merkeze yerleştirilmiş bir kepli öğrenci figürü ile tamamlandığı, markada akılda kalıcı unsurlar genellikle logodan «ziyade» sözcük unsurları olduğu, dolayısıyla davalının markasında "Alsancak Koleji" ve "Ege" sözcükleri akılda kalıcı olduğu, müşteriler veya hitap edilen kitle, davalıyı "Ege Alsancak Koleji" olarak anlayacağı, oysa, 1988'den beri kayıtlı markaları olan davacı, "Ege Koleji", "Ege Lisesi", "Ege Anaokulu" gibi markaları kullandığı, o tarihten bu yana, "Ege" ibaresi üzerinde eğitim hizmetleri bakımından, kullanımla kendisine özdeşleştirdiği bir marka hakkı bulunduğu, öte yandan davalı tarafın bilahare tescille sonuçlanan markası ile birebir örtüşmeyen kullanımı söz konusu olduğu, davalının sunduğu görsellerde "logo + Ege + ALSANCAK + Koleji" kullanımı gözlendiği, logo ve sözcüklerin yerleştiriş biçimi marka tescilinden ayrıldığı, bu sırayla bakıldığında okulun adı "Ege Alsancak Koleji" olarak anlaşılacağı, "Ege" ve "Alsancak" ibareleri yer bildiren terimler olduğundan, nispeten zayıf markalar olduğu, kullanımın kompozisyon olarak tescilden uzaklaşmış olmasına rağmen "Alsancak" ibaresindeki vurgu ve seçilen renkler davacı markasından farklılık arz ettiği, buna karşılık önceki hak sahibinin "Ege" ibaresi ile seri markalarının bulunması, uzun süredir kullanımla elde ettiği bir itibar bulunması karşısında, eğitim hizmetleri bakımından yapılan tanıtım ve pazarlama çalışmaları sırasında tüketicilerin iki işletmenin arasında bir bağlantı olduğunu düşünmelerinin mümkün olduğu, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun 'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi şartlarının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, her ne kadar okul seçimi konusunda tüketicinin çabuk karar vermeyeceği ve analiz yapacağı değerlendirilse de tarafların kendi hizmetlerinin tanıtım ve reklamlarını yaptığı göz önüne alındığından işletmelerin karışması ihtimal dahilinde olduğu, bu durumda sonraki sınai hak elde eden tarafın önceki marka sahibinin markasındaki ana unsuru kendi markasına «dahil» etmekten kaçınması basiretli bir tacirden beklenecek davranış olduğu, «marka hakkına tecavüzün» 6769 sayılı Kanun'un 7 nci madde yazılı şartları gerçekleşmiş olduğundan davanın kabulü gerekmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… öründüğü, davacının logosundaki meşaleye karşı davalı logosunda kep ve cüppeli öğrenci grafiği olduğu, ilk bakışta göze çarpanın da bu olduğu, renkler bakımından da «iltibasa» neden olacak bir durumun sözkonusu olmadığı gibi, davalıya ait markada "Ege" unsurunun ön plana çıkartılmış olmadığı, dosyaya sunulan davalının marka kullanımına ilişkin fotoğraflarda da davalı tarafından "Alsancak" ibaresinin ön plana çıkarılarak kullanılmakta olduğu, markalar arasında esas ve yardımcı unsurları, telaffuz, biçim ve görünüm itibariyle bir benzerlik bulunmadığı, bu nedenle iltibas tehlikesinin mevcut olmadığının anlaşıldığı, iki marka karşılaştırıldığında farklı bir genel izlenim arz ettiği, her ne kadar davalı kullanımında davacının markasının merkez unsuru olan “Ege” sözcüğü de yer alsa da, davalının kompoze ettiği logo ve sözcüklerin yeterince «ayırt edicilik» sağladığı, nitekim, bir coğrafi bölgenin ve batıda yer alan denizin ismi olan “Ege” sözcüğünün çeşitli mal ve hizmet alanlarında pek çok kişi tarafından marka adı veya ticaret unvanlarında yan unsur olarak kullanıldığı, davacı ve davalının hitap ettikleri tüketici kesiminin -konunun çocuklarının eğitimi olmasının da etkisiyle- özel okulların eğitimi ve şartları konusunda araştırma yapan, belirli bir bilgi ve birikime sahip, dikkat düzeyi daha yüksek insanlardan oluştuğu, dolayısıyla davacı ve davalı markalarını karıştırmayacakları ve davalının kullanım tarzının davacının markalarına tecavüz teşkil eden bir yönünün bulunmadığı, iltibas olasılığının söz konusu olmadığı anlaşılmakla; kendi içinde de çelişkili bulunan yerel mahkeme kararının anılan sebeplerle kaldırılarak, "davanın reddi" yönünde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
… ğer işletmelerden ve markalardan ayırt edilmesini sağlayan özellikle belirleyici unsurun ''ege'' ibaresi olduğunu, müvekkil adına tescilli olan hizmet markaları ile «iltibas» olasılığı olan, halk arasında ilişkilendirme ihtimali bulunan ''Özel Ege'' adını kullanıldığının tespit edildiği bu durumun müvekkilinin tescilli markadan doğan haklarını ihlal etmekte olduğu ,«haksız rekabetin» önlenmesi amacıyla müvekkilinin tescilli markasının her alanda kullanımının «son» verilmesi için davalıya «ihtarname» keşide edildiğini, davalının cevap vermediğini, okulun faal durumda ve bu ismin hem resmi kayıtlarda hem de internet ortamında kullanılmaya devam edildiğini, davalıya ait ''ÖZEL EGE ALSANCAK KOLEJİ'' kurumu çatısı altında hizmet veren ''özel ege alsancak ilkokulu'' ,''özel ege alsancak ortaokulu ''ÖZEL EGE ALSANCAK ANADOLU LİSESİ '','' ÖZEL EGE ALSANCAK FEN LİSESİ '' nin kullanmakta olduğu ibarelere bakıldığında müvekkilinin kullanmakta olduğu markalar ile iltibas olasılığı bulunduğunu, davalının hizmet verdiği kurumlarda ''Özel Ege'' ibaresini kullandığını, müvekkili ve davalının eğitim sektöründe ,aynı bölgede faaliyet faaliyet gösterdiğinden tüketiciler nezdinde davalıya ait eğitim kurumunun da müvekkiline ait olduğu ya da tersi yönde bir izlenim uyandırması ihtimali olduğunu, müvekkilinin markası tanımışlık düzeyinde olduğundan haksız bir yararın sağlanabilmesi, ,markanın itibarına zarar verilebilmesi veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilmesi ihtimalinin de yüksek olduğunu, davalının «marka hakkına tecavüz» fiillerine halen devam ettiğini ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulmasına ,kullanmaya son verilmesine, firm …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanının terkini · keşif · ziya · ticaret unvanı · bilirkişi incelemesi · terkin · ihtarname · tacir
Benzer bu kararda… n ünvanını tescil ettirdiği gibi kullandığını, davacının tescilli markasını da ön plana çıkartmadığını, davacının markası ile farklı olduğunu, müvekkilinin tescilli «ticaret unvanının terkine» kadar kullanılmasında bir usulsüzlük olmadığını, müvekkilinin 'Alsancak' adını ön planda tuttuğunu, 'Özel Ege' adının ön plana çıkarılmış olmadığını, ayrıca 'Özel Ege' ibaresinin tek başına hiçbir ayırt edici özelliğinin de olmadığını, 'özel' ibaresinin verilen hizmetin niteliğini gösterdiğini ve her özel okul tarafından kullanılmakta olduğunu, 'Ege' ibaresinin ise bir bölge ismi olup bir şahsın veya kuruluşun inhisarında olamayacağını, ayırt edici ekler kullanılarak herkese açık bir ibare olduğunu, aksi halin kabulünün ticari yaşamda herkese açık olması gereken işaretlerin bir kişinin tekeline verilmesi sonucunu doğuracağını ve bunun da haksızlıklara yol açacağını, müvekkilinin kullanım şekli incelendiğinde 'Alsancak' ibaresi ön planda olup, davacının markasını çağrıştırmadığı gibi, gerek özel eğitim hizmetlerinin hitap ettiği toplumsal kitlenin gerekse eğitimle ilgili hususlarda toplumun bütün kesimlerindeki bireylerin eğitim hizmetleri alacakları eğitim kurumlarını seçerken daha dikkatli ve titiz davrandıkları da gözönüne alındığında potansiyel tüketicilerin davalı ile davacının unvanlarını karıştırmayacaklarını, davacının okulları yerine davalının okullarına gitmeyeceklerini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, 41 numaralı hizmet sınıfında tescilli ve içerisinde 'Ege' ibaresinin geçtiği birçok marka olduğunu, ayrıca müvekkilinin 'Ege Alsancak Koleji' markası için 12.01.2017 tarihinde başvurusunu yaptığını, dava dışı 'İzmir Alsancak Koleji' markasından dolayı reddedilince sözkonusu markayı devraldığını, müvekkilinin davacının ya da başka bir kurumun markasına tecavüz gibi bir niyetinin olmadığını, tüm işlemleri hukuka uygun gerçekleştirmeye dikkat ettiğini, esasen mahkemenin de gerekçesinde tüm bu savunmalarını desteklediğini, gerekçe ve kararın çelişkili olduğunu, davacı markalarının tanınmışlık derecesine ulaştığı yönündeki gerekçeye katılmadıklarını, her markanın toplumda tanınmışlık düzeyine ulaştığının söylenemeyeceğini, davacının markasının tanınmışlığı yüksek bir marka olmadığını, mahkemece bu konuda «bilirkişi incelemesi» yaptırılması gerektiğini, kararın bilirkişi incelemesi ve «keşif» yapılmaması yönüyle de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… celeme yapmaksızın, bilirkişi raporu almaksızın, davanın reddine karar verdiğini, davacı ve davalı logoları benzer içerik, amblem, fonetik ve renklere sahip olmakla «iltibasa» neden olacak nitelikte olduğunu, davalının dava tarihi itibariyle "Ege + logo + Alsancak Koleji" markasını tescilsiz bir şekilde kullandığını,1988 yılından bu yana müvekkilinin söz konusu markalarında "Ege" ibaresini kullanarak eğitim hizmeti alanında, ibarenin kullanımını kendisi ile özdeşleştirdiğini ve 33 yıllık bir emek ve mesai ile, hem yurt içi hem de yurt dışında yüksek derecede başarılar elde ederek markasını bir itibar ve güven simgesi haline getirdiğini ve markayı şekillendirerek marka hakkına sahip olduğunu, davalının "Ege" unsuru açısından kendisinden önce hak sahibi olan müvekkile karşı marka tescilini savunma «sebebi» yapamayacağını, bu nedenle davalı tarafın bu yöndeki savunmalarının geçerliliği bulunmadığını, davalının basiretli bir «tacir» olarak, müvekkilden sonra tescil ettiği markasında müvekkilin markasında kullanmış olduğu içerik ve ibareleri kullanmaması gerektiğini, davalının iltibasa sebep olacak şekilde marka ve logo kullanmasının kötü niyetli olduğunu, davalı markasının müvekkili markası ile benzer olduğunu, davalının müvekkilinin bir şubesi olarak düşünülmesi ihtimalinin yüksek olduğunu, bu durumun ise davalının haksız olarak müvekkilinin itibarını kullanmasına sebep olabileceğini, davalının 2017 yılında "İzmir Alsancak Koleji" markasını devir aldığını beyan ettiğini, 2017 yılı itibariyle "Ege Alsancak Koleji" markasını kullandığını, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan ruhsat alırken de kurum adı olarak "Özel Ege Alsancak Anadolu Lisesi", "Özel Ege Alsancak Ortaokulu", Özel Ege Alsancak İlkokulu", "Özel Ege Alsancak Fen Lisesi" markalarını bildirdiğini ve müvekkilinin marka hakkına her kullanımı ile tecavüz ettiğini davalı tarafın ise ticari unvanında "Özel Ege Alsancak..." ibaresine, markasında "Ege + logo + Alsancak Koleji" ibarelerine ve «son» olarak iş yeri açma ve çalışma ruhsatındaki kurum adında da "Özel Ege Alsancak" ibarelerini kullanarak müvekkilin İzmir'in başka bir ilçesinde şubesi olarak açılmış gibi iltibasa sebep olabileceğini, davalının bu sebeple piyasada gerçekleştirdiği faaliyetlerde müvekkilinin markasının tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayacağını, faaliyetleri ile müvekkilinin markasının itibarına zarar verebileceğini veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyebileceğini, davalının kullandığı marka ve unvanların, müvekkilinin hitap ettiği veli çevresinde karıştırmaya sebep olup olmadığının «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak araştırılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin adına tescilli markasının belirleyici ve ayırt edici unsurun 'EGE'' ibaresi olduğunu, davalı tarafından haksız kullanım yapıldığını, Ege" ibaresi her ne kadar bölge adı gibi gözükse de davacı müvekkil uzun zamandır ve kesintisiz olarak kullanıldığından bölgede işletmenin hizmetlerini diğer işletmelerin hizmetlerinden ayırt etmek için kullanılan bir işaret olarak anlaşılması gerektiğini, markanın sektörel ve bölgesel gücüne ilişkin kanıtların da dosyaya «ibraz» edildiğini, davalı «ticaret unvanı» olarak tescil ettirdiği "Özel Ege Alsancak Eğitim Kurumları San. ve Tic.
… ğer işletmelerden ve markalardan ayırt edilmesini sağlayan özellikle belirleyici unsurun ''ege'' ibaresi olduğunu, müvekkil adına tescilli olan hizmet markaları ile «iltibas» olasılığı olan, halk arasında ilişkilendirme ihtimali bulunan ''Özel Ege'' adını kullanıldığının tespit edildiği bu durumun müvekkilinin tescilli markadan doğan haklarını ihlal etmekte olduğu ,«haksız rekabetin» önlenmesi amacıyla müvekkilinin tescilli markasının her alanda kullanımının «son» verilmesi için davalıya «ihtarname» keşide edildiğini, davalının cevap vermediğini, okulun faal durumda ve bu ismin hem resmi kayıtlarda hem de internet ortamında kullanılmaya devam edildiğini, davalıya ait ''ÖZEL EGE ALSANCAK KOLEJİ'' kurumu çatısı altında hizmet veren ''özel ege alsancak ilkokulu'' ,''özel ege alsancak ortaokulu ''ÖZEL EGE ALSANCAK ANADOLU LİSESİ '','' ÖZEL EGE ALSANCAK FEN LİSESİ '' nin kullanmakta olduğu ibarelere bakıldığında müvekkilinin kullanmakta olduğu markalar ile iltibas olasılığı bulunduğunu, davalının hizmet verdiği kurumlarda ''Özel Ege'' ibaresini kullandığını, müvekkili ve davalının eğitim sektöründe ,aynı bölgede faaliyet faaliyet gösterdiğinden tüketiciler nezdinde davalıya ait eğitim kurumunun da müvekkiline ait olduğu ya da tersi yönde bir izlenim uyandırması ihtimali olduğunu, müvekkilinin markası tanımışlık düzeyinde olduğundan haksız bir yararın sağlanabilmesi, ,markanın itibarına zarar verilebilmesi veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilmesi ihtimalinin de yüksek olduğunu, davalının «marka hakkına tecavüz» fiillerine halen devam ettiğini ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulmasına ,kullanmaya son verilmesine, firm …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin «ticaret unvanının» ÖZEL EGE ALSANCAK EĞİTİM KURUMLARI SAN.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1031 E. , 2023/3613 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/287 Esas 2021/1357 Karar
HÜKÜM
Kısmen Kabul - Yeniden Hüküm Kurularak Davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2016/398 E., 2019/486 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün giderilmesi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. .Duruşma için belirlenen 06.06.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Tercih Eğitim Yayıncılık Ltd. Şti. adına tescil edilen "Tercih" ibareli markayı 2016 yılı Ocak ayında devraldığını, davalı şirketin, "Tercih" ibaresini taşıyan eğitim kurumlarını işlettiğini, diğer davalıların da bu şirketin ya da okulun yönetici ve imzaya yetkili şahısları olduğunu, davalıların bahsi geçen kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalıların ihlal teşkil eden kullanımları ile aynı ve benzer ibareli marka başvurularının reddine karar verildiğini, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturma sonucu takipsizlik kararı verildiğini, bu nedenle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yaptıklarını, davalıların ihtar edilmesine rağmen kullanımlarına devam ettiklerini ileri sürerek davalıların 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye (556 sayılı KHK) aykırı hareketleri sonucu oluşan ve tecavüz nitelikteki durumun giderilmesini, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ve 40.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 14.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 83.333,00 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin sektöründe İstanbul’un en kaliteli eğitim kurumlarından biri olduğunu, yıllardır sürdürdükleri faaliyetlerinin açılan bu dava ile sekteye uğradığını, telafisi mümkün olmayan zararlarla karşı karşıya kaldıklarını, davacı yanın “Tercih” ibaresiyle alakalı her türlü hakkın adeta kendilerine ait olduğunu savunduğunu, hâlbuki kurum kayıtlarında dahi 200’den fazla “tercih” ibaresi geçen marka bulunduğunu, müvekkilinin kullanımlarını “özel tercih koleji” markasına dayandırdığını, müvekkili markası ile davacı yanın sahibi olduğu markalar arasında herhangi bir illiyetin söz konusu olmadığını, dava dilekçesinde de belirttiği üzere davacı yanın dava konusu “TM Tercih şekil” ibareli markayı 2016 yılında devraldığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalıların , davacının "Tercih" ibareli markasının esas ve ayırt edici sözcük unsurunu içerecek şekildeki “Özel Tercih İlkokul”, “Özel Tercih Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi”, “Özel Tercih Ortaokulu” vb mahiyetteki tüm kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu, davalı tarafın kullanımları dayandırdığı 2012/62122 sayılı marka başvurusunun tescil edilmediği, 556 sayılı KHK 66 ncı maddesinin ikinci fıkrası (c) bendi uyarınca davacının talep edebileceği tazminat tutarının 83.333,00 TL bulunduğu, 10.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyet uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıların 556 KHK'ya aykırı hareketleri sonucu oluşan ve tecavüz nitelikteki durumun giderilmesine, 83.333,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükmedilen manevi tazminatın yetersiz bulunduğunu, zira davalıların 2010 yılından bu yana hukuka aykırı eylemlerini en az 5 ayrı eğitim kurumunda kullandıklarını, müvekkilinin itibarının zedelendiğini, okulların müvekkili ile ilgisi olmadığını açıklamak zorunda kaldıklarını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının manevi tazminat yönünden kaldırılarak manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının markayı 2016 tarihinde devraldığını, davacının hiçbir şekilde kullanmadığı ancak tehdit amaçlı devir aldığı markaya dayanarak aleyhlerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, yapılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, bu kararda açıkça belirtildiği üzere müvekkilin tabelasında ve gerekli yerlerde kullanılmakta olan ”Özel Tercih Koleji” markası üzerinde davacının herhangi bir hak sahibi olmadığını, bahse konu markanın müvekkili tarafından uzun yıllardan bu yana kullanıldığını, davacının kullanılmayan markayı müvekkillerinden haksız yararlanmak maksadıyla devraldığını, mahkemece talimat yolu ile alınan bilirkişi raporunda da davaya konu kullanımların davacının markası ile iltibas oluşturmadığının bildirildiğini, davacının davadaki dayanak markasının kullanılmadığı iddiasıyla açtıkları davanın derdest olduğunu, tarafların faaliyet gösterdiği yerlerin de farklı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markası ile davalıların kullanımları arasındaki benzerliğin, "TERCİH" ibaresinin kullanılmasından kaynaklandığı, iltibas tehlikesi değerlendirilirken marka işaretleri arasındaki benzerlik yanında, bu işaretlerin ayırt edicilik güçlerinin de dikkate alınması gerektiği, amaç, tercih ve yöntem belirten "TERCİH" ibaresinin 41. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği bulunmayan, tanımlayıcı bir ibare olduğu ve kimsenin tekeline bırakılamayacağı gözetildiğinde, bir bütün olarak davalıların kullanımları ile davacı markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı, 41.
sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği bulunmayan "TERCİH" ibaresinin davacı markasında ve davalıların dava konusu edilen kullanımlarında ortak olarak yer almasının, bir bütün olarak davacı markası ve davalıların kullanımları değerlendirildiğinde tek başına iltibasa yol açmadığı, davalıların kullanımları ile davacı markasındaki diğer unsurların işaretleri birbirinden farklılaştırdığı, davacı markası ile iltibas teşkil etmeyen dava konusu kullanımların davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının markasının tescilli olduğunu, korunması gerektiğini, davalının kullanımının davacı markasına tecavüz oluşturduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün giderilmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK’nın 61 inci maddesi
3. Değerlendirme
556 sayılı KHK’da belirtildiği üzere markayı kullanma hakkı münhasıran sahibine aittir. Tescil edilmiş markaya hangi hallerde tecavüz edilmiş sayılacağı 556 sayılı KHK’nın 61 inci maddesinde hükme bağlanmıştır. Markadan doğan tekel hakkına tecavüzden söz edilebilmesi için markanın üzerinde kullanıldığı mal ve hizmetlerin benzer olması gerekmekte, ayrıca taraf markalarının benzer olmaları ve ilgili tüketici kesimi nezdinde markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta tarafların her ikisi de eğitim öğretim sektöründe faaliyet göstermektedir. Davacı yanın “TM TERCİH” şeklinde tescilli markası bulunduğu, davalılar kullanımlarının “Özel Tercih İlkokul”, “Özel Tercih Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi”, “Özel Tercih Ortaokulu”, “Özel Tercih Akşam Lisesi” ve “Özel Tercih Anadolu Lisesi” şeklinde olduğu, bu kullanımlarda ön plana çıkan ve markasal nitelikte olan tek unsurun “TERCİH” ibaresi olduğu, “TERCİH” markasının ilgili hizmetlerde ayırt edici olduğu görülmektedir. Taraf markalarının sahip oldukları ayırt edici sözcük unsurunun, her iki markada da ortak ve baskın konumda olan “TERCİH” ibaresi oluğu, anılan ibarenin ilgili tüketici nezdinde iltibasa neden olabilecek düzeyde benzer olduğu, tüketicilerin, davalılar eğitim kurumlarının, davacı yana ait tescilli marka altında işletilen kurumlar olduğu yanılgısına düşebileceği, tüketici bu iki markanın farklı kaynaklara ait olduğunu anlasa dahi aralarında mutlak surette idari bir bağ kuracağı, davalı yan kullanımlarının lisansa ya da izne dayalı olduğunu zannedebileceği, bunun neticesinde ise davalıların, davacı yanın tescilli markasının sağladığı imkânlardan haksız bir şekilde menfaat elde edeceği, davalılar kullanımlarının, tescilli bir hakka ya da kullanım iznine de dayanmadığı, sonuç olarak davalıların bu şekildeki bir kullanımının, davacı markasından doğan haklarını ihlal ettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacının markasına tecavüz bulunduğu kabul edilerek maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden bir değerlendirme yapılması gerekirken amaç, tercih ve yöntem belirten "TERCİH" ibaresinin 41. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliği bulunmayan, tanımlayıcı bir ibare olduğu ve kimsenin tekeline bırakılamayacağı belirtilerek davacı markası ve davalıların kullanımları değerlendirildiğinde tek başına iltibasa yol açmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954373400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz